… yup reftâr ederdi. Koynu ve koltuğu mâl-â-mâl koyun ve sığır ve keçi ve kuzu ve
karaca
ve sığın ve ceyrân boynuzları ile mâl-â-mâl idi.
"Şalla Ka‘be'ye gidesin Ahmed çebu, şalla Ka‘be'ye gidesin Mehemmed çebu" deyü söz atardı. Garâbet bunda kim ömründe görmediği âdemi görünce ism [ü] resmiyle fülân çebu deyü âşinâlık arz ederdi ve yigirmi sene mürûr etmiş âdemi gördükde "Fülân kadının oğlu fülân çebu hoş geldin" deyü ayağa kalkup sıçrayup reftâr ederdi. Koynu ve koltuğu mâl-â-mâl koyun ve sığır ve keçi ve kuzu ve karaca ve sığın ve ceyrân boynuzları ile mâl-â-mâl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114b ·
metinde göster ·
… mete cân ve baş ile hizmet ederler ulu âsitânedir. Bunlar pâdişâh içün sığın ve
karaca
ve tablalı avlayup pasdırma ederler. Ve Karadeniz Boğazın hıfz [u] hırâset eder …
Mesîregâh-ı Istıranca dağları: Bir ucu Alman dağlarında nihâyet bulur çengelistândır. Bunda yeniçeri ocağından bir oda yeniçeri avcıları vardır, âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Cümle huddâmları her hidmete cân ve baş ile hizmet ederler ulu âsitânedir. Bunlar pâdişâh içün sığın ve karaca ve tablalı avlayup pasdırma ederler. Ve Karadeniz Boğazın hıfz [u] hırâset ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… ve fitirnevcikleri ve balacıkları olur, hınzîrın dahi sekiz ve on aded alaca ve
karaca
ve sarıca çoçkaları, bocukları ve hırcaları olur, kelb ve hınzîr cihânı dutmak …
Garâbet bu kim bir kelb ve hınzîr yılda iki kerre yavrulayup sekizer onar enikleri ve göblezleri ve fino ve fitirnevcikleri ve balacıkları olur, hınzîrın dahi sekiz ve on aded alaca ve karaca ve sarıca çoçkaları, bocukları ve hırcaları olur, kelb ve hınzîr cihânı dutmak gerek idi. Ammâ bi-emrillâh koyun seher-hîz olduğundan rîh-i rahmete nâ’il olup Hak celle ve alâ dölüne ve döşüne berekât verir. Ammâ hınzîr bütün gece burnuyla yeri nadaz nadaz yarup yerden kök çıkarup yer, sabâh vakti hınzîr gibi hor hor hâblar ve kelb dahi tûl-ı nehârda van van uluyup vakt-i seherde burnun kuyruğu altına sokup muşıl muşıl uyur. Ol ecilden göblezleri ve hınzîr bocukları mu‘ammer olmaz, aceb hikmetullâhdır. Netîce-i merâm bu celeb-keşân askeri dahi cümle küheylân atlar üzre pür-silâh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
derilerine âdemler girüp zencîrsiz apul apul giderken gerüden bir alay alaca za …
Bir esnâfı dahi ayu ve hınzîr ve kurd ve sığın ve karaca derilerine âdemler girüp zencîrsiz apul apul giderken gerüden bir alay alaca zağarlar ve tazılar ve samsonlar ile bu kadar avcılar ellerinde harbe ve navurta silâhlar ile domuzlar ve ayı ve kurdlar içine girüp birbirlerine hamle edüp bir av faslı ederek hünkâr önünden ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193a ·
metinde göster ·
… Mevlânâ-yı Rûmî ve Hacı Bektâş-ı Velî ve Şems-i Tebrîzî ve Muhyiddîn-i Arabî ve
Karaca
Ahmed Sultân ve gayrı yetmiş kibâr-ı evliyâullahların bin yirde haşr olup sohbe …
Bu takdîrce sâdât-ı Horâsân'ın, Hünkâr hakkında sahîhü'n-neseb olduğuna şübheleri yokdur. Şüphe eden âsim olur, el-ıyâzen billah. Ammâ Tevârih-i Ayn-ı Âlî'de böyle tahrîr eylemiş, lâkin karîne yakındır. Ammâ künye-i ecdâdlarıyla tahrîr eylemiş. Evvelâ Seyyid Muhammed Hacı Bektâş b. Seyyid Mûsâ Nişâbûrî b. Seyyid İshak es-Sâkin-i Râye b. Seyyid İbrâhîm-i Mükerremü'l-Askerî b. Seyyid Mûsâ eş-şehîr bi-Ebî Sebha b. Seyyid İbrâhîm el-Murtazâ el-Asgar b. el-İmâm Mûsâ Kâzım rahmetullahi aleyhim ecma‘în. Fe lâcerem İbrâhîm el-Mücâb Muharrem Sultân-ı Horâsân İmâm-ı Alî b. Mûsâ Rızâ'nın li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir. Zirâ ki imâm-ı velâyet-me’âb İbrâhîm-i Mücâb ve Abbâs ve Kâsım ve Hamza nâm büzürgvârân-ı me‘âlî {cenâb-ı} cümle bir anadan olmağla İmâm Mûsâ'nın otuz yedi evlâdı miyânında memdûh ve mümtâz olmuşlardı. Ya‘nî ki sıfât-ı "Necmetü'n-nübüvve" diye şöhret bulmuşlardı. Pes Hacı Bektâş-ı Velî'nin peder-i azîzi Seyyid Mûsâ-yı Mükerrem, "Nişâbûrî" lakabıyla şöhret bulmuşdur. İmâm Mûsâ Rızâ vefâtından sonra Horâsân vilâyetinden göçüp şehr-i Nişâbûr'da sâkin oldular. Anda Şeyh Ahmed nâm bir azîzin Hateme nâm bir duhterin alup Hacı Bektâş-ı Velî ol kerîmeden tevellüd etdi ve beyne's-sıbyân salâh [u] diyânetle ser-efrâz olup Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'nin halîfelerinden Şeyh Lokmân ki Horâsân erenlerindendir. Vâlid-i büzürgvârı Hacı Bektâş'ı Şeyh Lokmân'a tilâmîzliğe verüp Hacı Bektâş anlardan ulûm-ı zâhire ve bâtınayı tahsîl eyledi. Azîz hazretleri Horâsân'da ulu sultân idi. Hatta İmâm Ca‘fer asrında olmağıla İmâm-ı Ca‘fer mübârek kendü hırka-i şerîfin Bâyezîd-i Bistâmî eliyle mezbûr Şeyh Lokmân hazretlerine giydirdi ve "Bu hırka sâhibi geldikde emânetdir, anlara teslîm eyle" deyü emâneten gönderüp teberrüken Şeyh Lokmân giyüp yine hıfz etdiler. Anlar dahi cemî‘î Horâsân erenleri huzûrunda hırkayı Hacı Bektaş-ı Velî'ye teslîm edüp tevhîd [u] tezkîr ile hırkayı Bektâş-ı Velî giymişlerdir kim hâlâ fukarâ-yı Bektâşiyânın giydikleri on iki imâm işâretli on iki terkli tâc-ı beyâz ve cübbe yenli abâ-yı beyâz hırka idi. Ammâ irşâdı Hoca Yesevî'den görüp Rûm erenlerinden olmağla izin taleb edüp yedi yüz fukarâ ile Seyyid Muhammed-i Buhârî-i Saltık ile Hacı Bektâş'ı Rûm'da Osmâncığa gönderüp Mevlânâ-yı Rûmî ve Hacı Bektâş-ı Velî ve Şems-i Tebrîzî ve Muhyiddîn-i Arabî ve Karaca Ahmed Sultân ve gayrı yetmiş kibâr-ı evliyâullahların bin yirde haşr olup sohbet-i hâs edüp Orhân Gâzî asrında Hacı Bektaş-ı Velî iştihâr bulup yeniden çeri ya‘nî yeni-çeri peyda edüp Rûm diyârların Orhân ile ma‘an feth edüp yedi yüz fukarâlarının cümlesin feth olunan şehrlerde sâhib-i seccâde edüp Muhammed Buhârî Sarı Saltık Bây'ı Kâfiristân'a gönderüp Dobruca ve Eflâk ve Boğdan ve Leh ve Moskov'da çok gazâlar edüp "Saltık" nâmıyla iştihâr verdi. Anınçün hâlâ Rûm'da yedi yüz âsitâne-i Bektaşiyân vardır. 234a Ba‘dehû Hacı Bektâş-ı Velî sene (---) târîhinde yine Orhân hilâfetinde merhûm olup Orhân, cenâze-i Sultân'a hâzır olup Kırşehri'nde defn etdiler. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 233b–234a ·
metinde göster ·
Ahmed Sultân: Acem şâhzâdelerindendir. Terk-i dünyâ olup seyâhat ile Orhân'a ge …
eş-Şeyh Karaca Ahmed Sultân: Acem şâhzâdelerindendir. Terk-i dünyâ olup seyâhat ile Orhân'a gelüp Hacı Bektâş-ı Velî ile müşerref olmuşlardır. Büleyde-i Akhisar'da medfûn ulu âsitânesi vardır. Kırşehir'de dahi makâmları vardır, ziyâretgâh-ı inâsdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234a ·
metinde göster ·
… aş kârbân gelüp ser-sevdâgerânları Şâh ortağı Yezdânbaş nâm başı alaca ve gönlü
karaca
bir kızılbaş idi. Anın cümle pârçe yükleri ve tenbelîdlerin çözüp kânûn-ı şer‘î …
Evvelâ Revân Hânı tarafından üç bin baş kârbân gelüp ser-sevdâgerânları Şâh ortağı Yezdânbaş nâm başı alaca ve gönlü karaca bir kızılbaş idi. Anın cümle pârçe yükleri ve tenbelîdlerin çözüp kânûn-ı şer‘î deyü gümrüğün alup gümrük emîni Tatus nâm Ermeni feryâd idegördü. Cümle-i cümele dörd yüz kırk kîse gümrük alup şehirden kat‘-ı âlâka edüp alay-ı azîm ile Erzincân kapusundan taşra çıkup Bâzârbaşı Değirmânları nâm ferah-fezâda meks edüp cümle Erzurûm a‘yânından ol kadar at ve katır ve şütür ve koyun ve kuzu yemleri(?) hedâyâlar geldi kim cümle ağavâtlar dahi hedâyâlardan hissemend olup muğtenim oldular. Ve cânib-i erba‘adan günden güne ağavâtlar gelüp dâ’ire-i âzîm oldu. Kâmil Erzurûm hâricinde kâhîce kar, boran, kâhîce küşâde hevâ ile meks ederken Bağdâd Vâlisi Sâlih Paşa kethüdâsı İbrâhîm Paşa'nın katli haberiyle cümle yüz elli iç ağaları ve yetmiş aded kapucubaşıları ve yedi bayrak ve yedi yüz yiğit sarıcası ve üç bayrak sekbânı gelüp cümlesin alup "safâ geldiniz, hoş geldiniz" deyü cümleye müstevfâ ta‘yînâtların ihsân edüp mazlûm İbrâhîm Paşa içün hayli bükâ etdi. Ve ertesi gün der-i devlet tarafından Tokmak Haseki nâm bir ulak-ı kolak-ı solak yelerek gelüp bir emr-i şerîf getirüp "Sen ki, vezîrim Mehemmed Paşasın! Mukaddemâ selefin Süleymân Paşa, kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ısyân [u] tuğyânın arz etmeğile seni eyâletin askeriyle Revân derneğine me’mûr etmişdim. Batîu'l-harekelik edüp gitmeğe tekâsül etmişsin. Gerekdir kim emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ’at durmayup ber-vech-i arpalık sana Kars eyâletin ihsân etdim. Elbette eyâletine gidüp ol serhadleri hıfz [u] hırâset üzre olup alâmet-i şerîfime i‘timâd idesin" 339a deyü emr-i şerîf kırâ’at olunup "Emir Pâdişâhımın" deyü harc-ı râh üç kîse guruş ihsân edüp Haseki Ağa'yı Âsitâne tarafına gönderüp "Her çi bâd-âbâd" deyüp Kars cânibine gitmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 338b–339a ·
metinde göster ·
… ubûr edüp ba‘zı elzem-i levâzımâtlar alup tekrâr yine Üsküdarî Mahmûd Efendi ve
Karaca
Ahmed Sultân hazretlerin ve kurâfetîn-i (?) kübrâlarda âsûde olan kibâr-ı evliy …
Ol gice hakîr yine hâne-i bî-minnetimizde yatup cümle ehibbâ ve akrabâ ve ta‘allukâtlar ile vedâ‘laşup yine Üsküdar'a ubûr edüp ba‘zı elzem-i levâzımâtlar alup tekrâr yine Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Karaca Ahmed Sultân hazretlerin ve kurâfetîn-i (?) kübrâlarda âsûde olan kibâr-ı evliyâullahları ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp Üsküdar'dan Şâm-ı cennet-meşâm-ı bâğ-ı merâma azîmet eyledik. Cenâb-ı Bârî sâlimîn ve gânimîn sıhhat u selâmetle vâsıl ide. Bi-hurmeti Seyyidi'l-mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 374b ·
metinde göster ·
… ü görmemiş lapadandin hoppa ve zır-zop bel-hop çelebiler Üsküdar'da bâğlarda ve
Karaca
Ahmed Sultân tekyesi ve Miskinler tekyesi yanında küme küme, cavk cavk olup mez …
Evvelâ hâk-i İslâmbol gerçi çelebi ve zarîf ve pür ma‘rifet ve musannif ve mü’ellif ve sâhib-i tab‘ u reşîd ve necîb u halûk ve halîm ü selîm kimesneler olur ammâ tiryâkî ve berşnâkleri gâyet lecûc ve fassâl ve dehhâl ve heccâv olurlar. Bu Üsküdar ma‘rekesi gününde niçe bin atlas ve dîbâ ve şîb u zerbâfa gark olmuş gözü sürmeli ve başı misvâklı, eli mercân tesbîhli Kadızâde tarîkinden geçinür şahıs mürâyî ökçesiz kırkar dirhem nârin pabuç geyer çelebiler birkaç gice mukaddem Üsküdar'a geçüp cenk seyrine gelüp güyâ Kâğızhâne ve Okmeydânı teferrücüne çıkmışlardır. Müddet-i medîd-i ömründe kapusundan taşra çıkup gün yüzü görmemiş lapadandin hoppa ve zır-zop bel-hop çelebiler Üsküdar'da bâğlarda ve Karaca Ahmed Sultân tekyesi ve Miskinler tekyesi yanında küme küme, cavk cavk olup mezâristân bâğistân içre ferrâcelerin altlarına koyup kimi hevâyî fişek atar ve kimisi yine urmaca top oynar, kimi murabba‘ ve kâr u nakş okur, kimi dübeyt ü taksîm ve varsağı okuyup def ü kudûm çalıp gûnâ-gûn şakalar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31a ·
metinde göster ·
… bâğlar içinde Durhan Baba Sultân ve Doğan Dede Sultân ve Tabahâne mahallesinde
Karaca
Ahmed Dede, andan şehrin nîm sâ‘at garbına ba‘îd karye-i Ahad Evren'de Abdülmü’ …
Evvelâ Küçük hammâm önünde Tohum Baba Sultân, ve bâğlar içinde Durhan Baba Sultân ve Doğan Dede Sultân ve Tabahâne mahallesinde Karaca Ahmed Dede, andan şehrin nîm sâ‘at garbına ba‘îd karye-i Ahad Evren'de Abdülmü’min Baba; bir mesîregâh-ı teferrücgâh tekye-i dervîşân-ı Bektâşiyândır. Bundan gayri Eski Zağra şehrinin yetmiş seksen aded mesîregâh-ı ibret-nümâları vardır ammâ tahrîrinde aczimiz vardır. Bu kadar iktifâ etdik, temme'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133b ·
metinde göster ·
… ve Yediler makâmı ve Şarâblar tekyesinde Erenler Sultân ve Seyyidler Sultân ve
Karaca
Ahmed Sultân makâmı ve Hünkâr Bâğçesi önünde Kurd Baba, bir küçük tekyede medfû …
Ve Kırkık'da Üçler ve Yediler makâmı ve Şarâblar tekyesinde Erenler Sultân ve Seyyidler Sultân ve Karaca Ahmed Sultân makâmı ve Hünkâr Bâğçesi önünde Kurd Baba, bir küçük tekyede medfûndur kim fukarâ-yı Bektâşiyân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168a ·
metinde göster ·
… tazı-yi kelb-i mu‘allemler ile hargûş-ı sahrâyî ve gûsfend-i yabanî ve sığın u
karaca
ve tablalı gazâlları sayd [u] şikâr edüp köşe köşe ziyâfetler olup hedâyâ-yı fi …
Andan paşa cümle mîr-i mîrânlar ile cemî‘i kibâr u a‘yânlar ile hânların teferrücgâhlarına ve saydgâhlarına ve çiftlikler ve şikârgâhlarına ve şehir etrâfında olan niçe hâmûn-ı telâli ve vâdî-i cibâli seyr ederek hânın zağanos ve bâzları ile turna ve kazları sayd ederek ve tola ve tarraş ve zağarlar ile atmaca ve karagözler ile keklik ve bıldırcınlar şikâr ederek ve Urfa Göçüğü ve Muş ovası cücüğü seri‘u's-seyr cerî yetken yeken tazı-yi kelb-i mu‘allemler ile hargûş-ı sahrâyî ve gûsfend-i yabanî ve sığın u karaca ve tablalı gazâlları sayd [u] şikâr edüp köşe köşe ziyâfetler olup hedâyâ-yı firâvânlar gelüp yine otağa gelinüp cümle mîr-i mîrânlara ve Van a‘yânlarına Paşa-yı bâ-vakâr kapucubaşılarıyla birer av şikârı gönderüp anlar da her varan ağalara birer küheylân at ve niçe elvân bârçe-i Gücürât verüp paşaya dahi birer hedâyâ gelmesi mukarrer idi. Ve her gün ale's-sabâh hanım tarafından yüz sahan futûr ta‘âmı ve hân tarafından iki yüz sahan öyle ta‘âmı gelmesi mukarrer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280b ·
metinde göster ·
… enzâr fezâda haymelerimizle meks edüp ol gice ahâlî-i kurâ cümle askere kuzu ve
karaca
ve sığın ve yaban koyunları getirüp ziyâfet etdiler, ammâ süd ve darı ve tereya …
Menzil-i karye-i Davdan: Mahmûdî hükmünde yüz hâneli ve bir câmi‘li Kürd köyüdür. Bir çemenzâr fezâda haymelerimizle meks edüp ol gice ahâlî-i kurâ cümle askere kuzu ve karaca ve sığın ve yaban koyunları getirüp ziyâfet etdiler, ammâ süd ve darı ve tereyağıyla bir ta‘âm getirdiler. Meğer "Pohın" derlermiş, ol pohından cümlemiz yedik, ammâ lezîz pohın imiş. Gerçekden safâ etdik. Meğer bu diyârda pohın mu‘teber ta‘âm imiş. Anınçün her müsâfire ikrâm içün pohın yedirirlermiş. Ammâ ba‘zı Kürd veled-i zinâları, "Pohın yer misiz?" deyü pohından sormağa başladıklarından bizim asker dahi bed ismi var deyü pohından yemez oldular. Ammâ hakkâ ki lezîz ta‘âm idi. Andan yine cânib-i şimâle meyyâlce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
kal‘a derler. Zîrâ ekseriyyâ seng-i siyâh ile Âl-i Abbâsiyân'dan Gıyâseddîn ibn …
Kavm-i Ekrâd bu kal‘aya Karaca kal‘a derler. Zîrâ ekseriyyâ seng-i siyâh ile Âl-i Abbâsiyân'dan Gıyâseddîn ibn el-Muktedir Billah binâ etmiş kal‘a-i köhne-âbâddır. Devlet-i Âl-i Osmân'da altıncı Karahisâr-ı Ekrâd budur. İbtidâ Afyonkarahisâr ve Şebin Karahisâr ve Develi Karahisâr ve Antalya Karahisâr (---)(---)(---)(---)(---)(---) altıncı bu Ekrâd Karahisârı'dır. Ammâ bu dahi anlardan kalmaz. Evc-i âsumâne ser çekmiş bir kûh-ı bî-mânend üzre bir hisâr-ı ser-bülenddir, ammâ küçükdür. Cânib-i erba‘ası çâh-ı sakar olduğundan ne kadar adımdır, bilmem, ammâ şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuşdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---). 287a Hâlâ Mahmûdî beğlerinden Evliyâ Beğ adaşımız hükmünde yurdluk ve ocaklık olmak üzre tabl [u] alem sâhibi bir mankâle mîr-i muhteremdir kim cemî‘i Kürdistân ümerâların ihsânıyla bend etmişdir. Dörd bin aded güzîde pâk müsellah asker-i Ekrâda mâlikdir. Cemî‘i Mahmûdî beğlerinin âb-ı rûyıdır. Gerçi bir lahm u şahm sâhibi görinür ammâ gâyet çâpük ü zinde ve server-i hünerverlik üzerinde mevcûd bir mîr-i Mahmûdî'dir. Bitlîs hânıyla bu Evliyâ Beğ diyâr-ı Kürdistân'ı Hâtem-i Taylık'da aralamışlardır kim ni‘metleri mebzûldür. Hattâ cümle refîklerimizle aşağı hıyâbânında bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim cümle ni‘met-i nefîselerinin sükkeri Şâm'ın nebât-ı Hamevîsinden idi. Ba‘de't-ta‘âm parmağındaki Ferîd hattıyla damlalı zümürrüd üzre yazılmış bir hâtem idi kim Hâtem-i Tay bile eyle bir hâteme mâlik olmamış idi. "Evliyâm görem gözüm mührünü" dedi. "Görün hânım" deyü eline {mührümü} verdikde kırâat etdi Sec‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b–287a ·
metinde göster ·
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû kurbunda
Karaca
Ahmed Paşa câmi‘i ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Andan Rûm Kuş Paşa câmi‘i ve Sarıca Paş …
Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû kurbunda Karaca Ahmed Paşa câmi‘i ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Andan Rûm Kuş Paşa câmi‘i ve Sarıca Paşa câmi‘i (---) câmi‘i (---)(---)(---)(---)(---)(---) meşhûr câmi‘-i ma‘mûr bunlardır. 86b Mâ‘adâsı ma‘mûr mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86a–86b ·
metinde göster ·
Paşa ve Rûm Kuş Paşa ve şir‘atü'l-İslâm şârîhi el-Mevlâ Seyyid Alîzâde Efendi v …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı şehr-i Mühâlic: Evvelâ ziyâretgâh-ı Gâzî Karaca Paşa ve Rûm Kuş Paşa ve şir‘atü'l-İslâm şârîhi el-Mevlâ Seyyid Alîzâde Efendi ve ziyâretgâh-ı Karaca Ahmed Sultân ve Delice Baba Sultân ve Sarıca Paşa ve Himmet Efendi kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86b ·
metinde göster ·
… ş Paşa ve şir‘atü'l-İslâm şârîhi el-Mevlâ Seyyid Alîzâde Efendi ve ziyâretgâh-ı
Karaca
Ahmed Sultân ve Delice Baba Sultân ve Sarıca Paşa ve Himmet Efendi kuddise sırr …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı şehr-i Mühâlic: Evvelâ ziyâretgâh-ı Gâzî Karaca Paşa ve Rûm Kuş Paşa ve şir‘atü'l-İslâm şârîhi el-Mevlâ Seyyid Alîzâde Efendi ve ziyâretgâh-ı Karaca Ahmed Sultân ve Delice Baba Sultân ve Sarıca Paşa ve Himmet Efendi kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86b ·
metinde göster ·
… gâsilân: Cümle sekiz aded hammâm-ı hâs u âmdır, ammâ cümleden şengül hammâmı ve
Karaca
Beğ hammâmı ve Alaca hammâm ve (---)(---) Bunlar âb u havâsı ve binâsı latîf h …
Der-beyân-ı hammâm-ı rûşinâ-yı gâsilân: Cümle sekiz aded hammâm-ı hâs u âmdır, ammâ cümleden şengül hammâmı ve Karaca Beğ hammâmı ve Alaca hammâm ve (---)(---) Bunlar âb u havâsı ve binâsı latîf hoş kıt‘a-i nazîf hammâm-ı rûşinâlardır. Mâ‘adâ iki yüz ev hammâmlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95b ·
metinde göster ·
… udâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve
karaca
ve tablalı ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâl …
Der-fasl-ı sayd [u] şikâr: Zirinoğlu kâmil yedi sâ‘at bizim serhadlerimiz tarafında olan zikri sebkat eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî var. Anda çıkup karâr-dâde olduğumuz gibi dağlar ve ormanlar içinden taraf taraf top sadâsı kopup el-azametullâh meğer mukaddemâ tâ Çakatorna'dan re‘âyâlara âdemler gitmiş. Âdem deryâsı bir hay huy sayha-i azîm ile âdem deryâsı gelmede ve toplara ârâm olmayup atılmada, ammâ cemî‘i dağların vahşî canavârları sürü sürü gelüp Kırıntı nâm mahalde yığılup cân bâzârına düşmede, ammâ azamet-i Hudâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve tablalı ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâlâk katırlarına benzer. Ve bir gûne kırmızı yünlü ayu geldi kim her biri Bağdâd aslanına {benzer} mehîb, mefret ve azulu hınzîrları hımârdan büyük ve yaban keçisi ve yaban koyunu sığır kadar ve gele gele ol kadar tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve tavşan geldi kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir. Bu hâl üzre cümle kâfir topları atarak ve sâ‘ika-i topdan mahlûkat kaçarak bir yere gelüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ hayvânâtlar ortada kalınca kral ve hakîr köşkden temâşâ edüp, "Bire vurun" deyince el-azametullâh 163a kassâb-ı kazâ-yı ecel bu kadar yüz bin cânın içine girüp kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ile ayu beş yüz mikdârı kefereleri helâk etdiler. "Bire vardı" ve "Bire geldi" derken gerüden dağlar içre gere gere getirdikleri katrânlı Firengî ipden seyrek balık ağı gibi örülmüş ağlar gelüp gerildikde aslâ hayvânâtlar firâr edemeyüp be-dürüstî kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ve kurd cânları acısından önlerine râst gelen hayvânları eyle paraladılar kim cümle mahlûk anlardan havf ederlerdi, ammâ ayular bir yere gelüp ellerine budağ birer ağac pârelerin alup insân gibi ayağ üzre kalkup hınzîra ve kurda sopalar urup depelerdi. Mehîb ve mefret Alman ayıları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b–163a ·
metinde göster ·
… rı cümle 306 aded bâğçeli vâsi‘ hânedânlardır, ammâ cümleden Ömer Ağa hânesi ve
Karaca
suyu üzre mahkemesi ve Râmoğlu Hacı Süleymân hânesi ve Aşağı kal‘ada Hacı Zeker …
Der-hakk-ı sarây-ı a‘yân-ı kibâr-ı fakîrân: Bu şehrin enderûn [u] bîrûnuna ve varoşunda ve kal‘a-i bâlâsı ve hisâr-ı süflîsinde cümle tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ kiremitli ve kayağan örtülü büyût-ı ra‘nâları cümle 306 aded bâğçeli vâsi‘ hânedânlardır, ammâ cümleden Ömer Ağa hânesi ve Karaca suyu üzre mahkemesi ve Râmoğlu Hacı Süleymân hânesi ve Aşağı kal‘ada Hacı Zekeriyyâ Ağa hânesinde bir serâmed hurma ağacı var kim eflâke ser çekmişdir. Ve bir hurma dahi taşra varoşda Topla suyu kenârında Hacı Hurrem Ağa sarâyında, bu dahi bir nahl-i hurma-yı âlîdir, ammâ meyve verdiği ma‘lûmum değildir. Ve meşhûr ve ma‘mûr bu mezkûr sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… aded ayn-ı zülâl-ı hayât-ı dil [ü] cândır. Evvelâ Aşağı kal‘ada Üççeşmeler dahi
Karaca
nâm ak ve billûr gibi berrâk bir âb-ı nâb-ı mâ-i kevserden çeşme-sârlardır. Bir …
Der-vasf-ı çeşme-sâr-ı âb-ı revân: Cümle beş aded ayn-ı zülâl-ı hayât-ı dil [ü] cândır. Evvelâ Aşağı kal‘ada Üççeşmeler dahi Karaca nâm ak ve billûr gibi berrâk bir âb-ı nâb-ı mâ-i kevserden çeşme-sârlardır. Biri Hünkâr câmi‘i önünde dâ’imâ cârî bir âb-ı revân-ı aynü'l-hayâtdır. Biri Aşağı câmi‘ önündedir. Bu ırmak yine Nova dağlarından gelüp imâretleri saky edüp bahre karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b ·
metinde göster ·
suyu ve Topla suyunun bir fırkası bu Jobça yaylasından tulû edüp cereyân ederek …
Ekseriyyâ şehr-i Nova'nın Karaca suyu ve Topla suyunun bir fırkası bu Jobça yaylasından tulû edüp cereyân ederek [ş]ehr-i Nova'nın bâğ u bâğçeleri ve imâretleri ve hânedânların rey edüp benî Âdem ve gayri hayvânâtların saky edüp ma‘a'z-ziyâde suları deryâya munsabb olur. Cümle suları karlı yaylalardan gelir kim yaz ve kış mezkûr Jobça yaylasında Tûfân-ı Nûh'dan berü berf-i rahmet vardır. Ve bu yaylada 156a olan niçe yüz bin elvân şükûfelerin râyiha-i tayyibeleri âdemün demâğın mu‘attar edüp atlarımız tirfil ve yonca ve ayrık ve kara çayır yemeden fîl gibi sâhib-i şikem oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b–156a ·
metinde göster ·
… n iliği içinden cız cız deyerek dişin çürüğü içinden kızmış telin ucu çıkup bir
karaca
başlı nahîf ü rakîk kurdcığaz taşra çıkup bir tel dahi kızmış {iken} yine bir k …
"İşte ağrıyan dişim odur" dedikde üstâd cerrâh meydâna bir mankal ile âteş getirüp içine sarı pirinçden tanbûra telleri koyup iki şîşe suyu meydâna koyup biri mâvî ve biri kırmızı sular idi. Ve bir ağaçdan küçücük maşa gibi bir cımbıstıra şekilli bisâtı eline alup keferenin ağzın açup ağrıyan dişin etlerine şîşedeki mâvî sudan sürüp hemân elindeki ağaç maşa ile dişe yapışup bilâ usret zor etmeden ve kanı aslâ akmadan bir dâne beyâz üç çatal köklü şâhâne dişi çıkarup hemân mezkûr âteş kenârına gelüp mezkûr tanbûra tellerinin birin âteşden çıkarup dişin köküne kızmış teli sokunca hemân tel dişin iliği içinden cız cız deyerek dişin çürüğü içinden kızmış telin ucu çıkup bir karaca başlı nahîf ü rakîk kurdcığaz taşra çıkup bir tel dahi kızmış {iken} yine bir köke dahi sokup yine dişin çürüğünden bir kurdcığaz eyle çıkup hemân ol ân dişe el yapışmadan yine dişi çıkardığı gibice sünbüle deliğine koyup bu kerre şîşedeki kırmızı sudan su ve tuz sürüp keferenin çıkan dişi üzre bir küçücük tahta pâreciğini dişin üstüne koyup "Isır şu tahtayı" deyüp kefere tahtayı ısırup çıkan diş sünbülesine yerleşüp kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a ·
metinde göster ·
… olmak ile beyâz kal‘a değildir, ya‘nî kesîf kal‘a-i atîkdir kim der-i dîvârları
karaca
ve ba‘zı yerleri alaca, rahnedâr yerleri var. Ammâ Semendire kal‘ası gibi acîb …
Bir kal‘a-i Köylüc dahi Bosna eyâletinde Hersek sancağı hâkinde leb-i deryâda olan Nova kal‘asının şimâlinde Gaçka sahrâsı nihâyetinde bir kûh-ı bülend üzre vâki‘ olmuş Köylüc kal‘ası var, ammâ bu Tuna Köylücüdür. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân asrında be-dest-i Gâzî Balı Beğ dest-i Sırf kralı elinden dest-i kahr ile feth edüp hâlâ Budin eyâletinde Semendir[e] sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve Semendire kadısı niyâbetidir. Kal‘ası leb-i Tuna'da bir dü[z]lük yerde şekl-i muhammes üç kat Şeddâdî taş binâ kal‘a-i ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin altı yüz germe adım olup kıble tarafına büyük kapusu ve liman tarafına su kapusu var. Eski binâ olmak ile beyâz kal‘a değildir, ya‘nî kesîf kal‘a-i atîkdir kim der-i dîvârları karaca ve ba‘zı yerleri alaca, rahnedâr yerleri var. Ammâ Semendire kal‘ası gibi acîb ü garîb on yedi aded sivri tahta külâhlı kubbeleri var, ammâ iç kal‘ası taşra kat kal‘adan yüksekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93b ·
metinde göster ·
… ûyâ Mısır'da İskenderiyye limanlarıdır, ammâ bu limanların etrâfındaki dağların
karaca
ve sığın ve kebş-i beyâbânîleri bir diyârda yokdur. Ve eyyâm-ı şitâda limanlar …
Memdûhâtından, niçe bin elvân mâhîleri var kim gûyâ Mısır'da İskenderiyye limanlarıdır, ammâ bu limanların etrâfındaki dağların karaca ve sığın ve kebş-i beyâbânîleri bir diyârda yokdur. Ve eyyâm-ı şitâda limanlar içre kaz ve ördek ve kuğu ve balıkçıl ve karabatak ve sürhâb [ve] sakka kuşlarının hisâbların Hâlık-ı Kevneyn bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·
ve sığın ve tablalı şikârların dahi böyle pişirirler. Ve dağlarında keklik ve t …
Ve dağlarında karaca ve sığın ve tablalı şikârların dahi böyle pişirirler. Ve dağlarında keklik ve turaç ve kor tavuğu nâm tavukları ve kaz ve ördekleri kebâb edüp yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… -â-mâl olmuş kend-i amâristânları geçüp ve bî-nazîr semîn at etleri ve sığın ve
karaca
etleri kebâbların yeyerek,
Anı geçüp 8 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân dağı ve taşı koyun ve sığır ve at ve gayri hayvânât ile mâl-â-mâl olmuş kend-i amâristânları geçüp ve bî-nazîr semîn at etleri ve sığın ve karaca etleri kebâbların yeyerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
… în ü yesârı eyle ulu ağaçlı ormanlardır kim yayan âdemlerden gayri ve hınzîr ve
karaca
hayvânlarından gayri bir mahlûk giremez.
Bu Jivakirmân kapudanı ve hatmanı elçiye alay-ı azîmle karşu çıkup kal‘aya girirken haylice top şâdımânları edüp elçiye azîm ziyâfetler etdi. Bu kirmen dahi nehr-i Ten'in taraf-ı şimâlindedir. Karşu tarafı Azak kal‘amız hâki olup Küçük Heyhât sahrâsıdır. Ve bu mahalde nehr-i Ten'in yemîn ü yesârı eyle ulu ağaçlı ormanlardır kim yayan âdemlerden gayri ve hınzîr ve karaca hayvânlarından gayri bir mahlûk giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… e oğlak keçisi her dem tâzedir. Ve dağlarında keklikleri ve çilleri ve sığın ve
karaca
ve yağmurca ve tablalıları ve sığınları bî-hisâb sayd [u] şikârlı kûh-ı bülendl …
Ve dahi eyyâm-ı vakt-i şitâda kuzusu ve oğlak keçisi her dem tâzedir. Ve dağlarında keklikleri ve çilleri ve sığın ve karaca ve yağmurca ve tablalıları ve sığınları bî-hisâb sayd [u] şikârlı kûh-ı bülendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212a ·
metinde göster ·
incecik uzun adacıkdır kim tûlu on mîldir. Ve Rûmeli kenârına yigirmi mîldir ve …
Mezkûr bucakdan Bibercik adası dörd mîldir. Bir karaca incecik uzun adacıkdır kim tûlu on mîldir. Ve Rûmeli kenârına yigirmi mîldir ve mâbeynleri beşer ve altışar kulaç derindir. Ammâ yıldız rûzgârı olan cânibin mukâbelesindeki olan burun ucunda bir taş vardır, andan geçen gemiler ol taşı gözetmek gerek. Ve bir taş-ı azîm dahi kıble tarafındaki burunda vardır, andan dahi ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
Bu mezkûr dîvâr-ı germenin karşusunda bir uzunca ve
karaca
adacık vardır. Kıbleden cânib-i garba tûlânîce vâki‘ olup başka bir dağcuğazdır …
Bu mezkûr dîvâr-ı germenin karşusunda bir uzunca ve karaca adacık vardır. Kıbleden cânib-i garba tûlânîce vâki‘ olup başka bir dağcuğazdır. Bu adacık ile kal‘a kayası mâbeyni bir sığlık boğazdır kim derinliği bir kulaçdır, ammâ adacıkdan tarafa kadırgalar müstevfâ geçerler, zîrâ beri cânibden öte cânibe bir fetâ âdem el taşı atsa yetişir. Tâ bu mertebe yakın adacıkdır. Ve dahi liman kenârınca giderek bir binâ-yı azîm kemerlerle dağlardan ve kayalardan Avarin kal‘asına su getirmişler, ammâ mürûr-ı eyyâm ile ba‘zı yerleri münhedim olup amâr etmediklerinden suları gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267a ·
metinde göster ·
… r olup Allâhu Te‘âlâ'ya sığınup Zekeriyyâ Efendi ile Abdî Paşazâde Hasan Beğ'in
Karaca
başdardasına bir atımla ve hidmetkârlarımla gemiye girüp hakîr Hasan Beğ ile ka …
"Bire Evliyâm hoş geldin, bire seni Vezîria‘zam Kethudâsı İbrâhîm Ağa ve Defterdâr Ahmed Paşa ve gayri iş erleri seni isterler, tiz başdardaya gir, seni karşu Girid'e geçireyim" dedikde cânıma minnet olup sekiz re’s atlarımız ve üç aded memlûklarımız iki gırâr esbâb-ı bâr-ı sakîllerimiz Zekeriyyâ Efendi'nin Kuçiya nâm çiftliğine gönderüp bu hakîr bir at ve bir harar esbâb ve üç nefer gulâmlar ile salt sebükbâr olup Allâhu Te‘âlâ'ya sığınup Zekeriyyâ Efendi ile Abdî Paşazâde Hasan Beğ'in Karaca başdardasına bir atımla ve hidmetkârlarımla gemiye girüp hakîr Hasan Beğ ile kadırga kıçında zevk edüp tilâvet-i Kur’ân ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a ·
metinde göster ·
… ve bu sahrâ-yı lâlezârı amâr eyle" deyü hayr du‘â edüp cümle guzât "âmîn" deyüp
Karaca
Paşa'yı Kisoma beği edüp bin aded askeriyle sancak ve tabl [u] alem verilüp Han …
"İlâhî avn [ü] lütfunla bu kal‘ayı ve bu sahrâ-yı lâlezârı amâr eyle" deyü hayr du‘â edüp cümle guzât "âmîn" deyüp Karaca Paşa'yı Kisoma beği edüp bin aded askeriyle sancak ve tabl [u] alem verilüp Hanya eyâleti olup amârına şürû‘ olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321a ·
metinde göster ·
Ahmed Sultân erenlerindendir. Niçe keşf [ü] kerâmâtları zâhir ve bedîdâr olmuşd …
Ziyâret ber tâliban-ı tarîk-ı îşân ve sârbân-ı rahîk-ı irfân Hazret-i Selîm Dede Sultân: Fukarâ-yı Karaca Ahmed Sultân erenlerindendir. Niçe keşf [ü] kerâmâtları zâhir ve bedîdâr olmuşdur. Bir çemenzâr yerde karyeden taşra bir tekye-i âbâdân içre bir kubbe-i âlîde âsûde ulu sultândır. Mübârek ser-i sa‘âdetlerinde Abbâsî imâmeleri ve cânib-i erba‘asında çerâğlar ve şem‘dânlar ve alemler ile müzeyyendir. Ve taşra haremi etrâfında matbah ve fukarâ hücreleri ile ârâste bir âbâdân tekyedir. Cümle fukarâları yaylaya göçüp cemî‘i matbah âlâtlarından bakır âvânîlerin hâli üzre bırağup ve niçe zî-kıymet hâlîçe ve gayri eşyâları hâli üzre koyup gitmişler. Aslâ bir ferd-i âferîde vaz‘-ı yed edemez ulu sultân tekyesidir. Hamd-i Bîçûn bu sultânı ziyâret edüp ve bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp andan kalkup cânib-i cenûba 6 sâ‘at ma‘mûr kurâlar ubûr edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y8a ·
metinde göster ·
… tekyesidir. Ve iki hammâmı var. Biri çârsû meydânında Babık Beğ hammâmı ve biri
Karaca
Ahmed Beğ hamamı.
Bu zikr olunan dörd câmi‘lerden mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve iki tekyesi var, biri Halvetî tekyesidir. Ve iki hammâmı var. Biri çârsû meydânında Babık Beğ hammâmı ve biri Karaca Ahmed Beğ hamamı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y22a ·
metinde göster ·
… rîşe edüp vücûdların kenâra atar. Kapucıbaşı gücile halâs olup kaçar. Böyle bir
karaca
gölceğizdir. Ammâ ka‘rında olan mâhîler dahi cümle kara kara bir turfe eşkâl ba …
Dervîş huzûr-ı şehriyârîde bu mâcerâyı nakl edüp yine dervîş ile bir kapucubaşı bu Karagöle gelüp sâhilinde meks edüp yine dervîş ke'l-evvel erba‘în çıkarup yine gölün suyu gâyib olup gârın kapusu beyân olup dervîş baba vaz‘-ı yed edince yine kapudan bir su tulû‘ edüp dervîşi ve gayri dilrîşi rîşe rîşe edüp vücûdların kenâra atar. Kapucıbaşı gücile halâs olup kaçar. Böyle bir karaca gölceğizdir. Ammâ ka‘rında olan mâhîler dahi cümle kara kara bir turfe eşkâl balıklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y64a ·
metinde göster ·
Ahmed Sultân, aceb âsitâne-i azîmdir. Sarı Baba Sultân ve Ilkınlı Sultân ve Kep …
Ziyâretgâh-ı kal‘a-i Davaz: Evvelâ taşra kal‘ada tekye-i Karaca Ahmed Sultân, aceb âsitâne-i azîmdir. Sarı Baba Sultân ve Ilkınlı Sultân ve Kepez Dede ve Alî Balı Dede ve Gülüm Dede. Bu kibâr-ı evliyâullâhlar cümle bu tekye-i kadîmin sâhasında medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97a ·
metinde göster ·
… âm-ı A‘zam hazretlerinin evlâd-ı zevi'l-ihtirâmıdır. Ve Şeyh Nâsıreddîn ve Şeyh
Karaca
ve Şeyh Alîyyü'l-Me‘âzî ya‘nî südcü. Bir sığırı var imiş. Kendü kifâf-ı nefsind …
Ve Azez'in şimâlinde Şeyh Hazret-i İlyâs ve Azez'e karîb Şeyh Alîyyü'l-Yemânî ve Şeyh Abdullâh Nu‘mânî, İmâm-ı A‘zam hazretlerinin evlâd-ı zevi'l-ihtirâmıdır. Ve Şeyh Nâsıreddîn ve Şeyh Karaca ve Şeyh Alîyyü'l-Me‘âzî ya‘nî südcü. Bir sığırı var imiş. Kendü kifâf-ı nefsinden mâ‘adâ herkesin kapusu önüne sığırıyla varup cümle şehir halkına süd bezl edermiş. Ulu ziyâretgâhdır. Ve Şeyh Hâmid hazretleri Kilis yolu üzredir. Ve Hurme Hâtûn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168a ·
metinde göster ·
El-hâsıl niçe yüz divel mâlik-i Haleb olup âhır mülûk-i Çerâkise elinde gâyet ma‘mûr bender şehir olup anların destinden sene 921 târîhinde Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Şâh-ı Evvel Mısır fethine giderken deryâ-misâl cüyûş-ı firâvân ile bu mahallere geldikde içinde olan Çerâkise hâkimi Hayre Beğ savlet-i pâdişâhîye tâkat getiremeyüp miftâhların teslîm edüp vezâretiyle Karaca Paşa'ya ihsân olunup mevleviyyeti Çömlekçizâde Kemâl Çelebi Efendi'ye ihsân olunup eyâlet olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y168b ·
metinde göster ·
Ahmed Efendi: Kudüs-i şerîf monlâsı iken merhûm olup bu Zeytâ karâfesinde bir s …
Ziyâret-i Mevlânâ Karaca Ahmed Efendi: Kudüs-i şerîf monlâsı iken merhûm olup bu Zeytâ karâfesinde bir soffa üzre medfûndur. Hâk-i Hamîdî olduklarından ahlâk-ı hamîde ile mevsûf ve şerefyâb olmuş kimesne imiş. Ve dahi bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y219b ·
metinde göster ·