… etmiş olursuz" dedikde Murâd Paşa eydür "Sultânım, deryâ hâlidir, ihtimâldir ya
karayel
veyâhûd lodos rûzgârları müşted olursa taht-ı pâdişâhîye bir rahne isâbet eders …
"Hakkâ ki eyle edeceği muhakkakdır" dedi. Hulâsa-i kelâm İpşir Paşa kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Eskişehir'e geldikde evvelâ Yeniçeri ocağından Kuyumcu Süleymân Ağa, Muhzır Ağa 178a idi. Ve Sarı Çavuşbaşı ve Şâmîzâde re’îs ve yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân a‘yânları paşadan me’zûn olup Eskişehir'e İpşir Paşa istikbâline gitdiler. İpşir Paşa dahi kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek İzmid'e gelince İslâmbol a‘yânının havf u haşyetde olan kimesnelerden giden hedâyâ-yı firâvânın hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilür. Melek Ahmed Paşa müşâvere edüp Kapudan Murâd Paşa'ya buyurdular kim "Benim karındaşım. Başdarde-i hümâyûnu izn-i pâdişâhîyle muhabbeten İpşir Paşa karındaşımıza götür. Eğer deryâdan gelirse taht-ı sultânu'l-bahre süvâr olup Sarâyburnu'na gelsin. Eğer karadan gelirse kendüye hizmet etmiş olursuz" dedikde Murâd Paşa eydür "Sultânım, deryâ hâlidir, ihtimâldir ya karayel veyâhûd lodos rûzgârları müşted olursa taht-ı pâdişâhîye bir rahne isâbet ederse pâdişâha ne cevâb vereyim?" deyü gûnâ-gûn özr ü bâhâneler eyledi. Paşa dahi bildi kim Murâd Paşa İpşir istikbâline gitmeden mehzûz değildir. Âhir Bostâncıbaşı, kayığını mükellef ü müzeyyen donadup Hazînedâr Ahmed Ağa ile kırk elli bin guruş zî-kıymet hedâyâları İpşir Paşa'ya İzmid'e gönderdi. İpşir vâfir memnûn olup deryâdan ve karadan varan firâvân hediyyeleri keştîlere tahmîl edüp {İslâmbol'a gönderüp İpşir Paşa adl [u] dâd ile} hükm-i hükûmet edüp İskender-i kübrâ-misâl menâzil kat‘ ederek Bostâncıbaşı cisrinde meks etdüğü haberi Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp ol sâ‘at cümle yeniçeri ocağı askerin ve sipâh askerin İpşir Paşa isikbâline Üsküdar'a geçmeği fermân edüp İslâmbol limanında ne kadar bin keştînin sandalı ve kayıkları ve mavunaları var ise cümle Üsküdar'a asker-i derya-misâl geçirdiler. Niçe bin asker haymeleriyle sahrâ-yı Üsküdar'da meks etdiler. Ve cümle Yeniçeri ocağı askeri Üsküdar içre meks etdiler. Yine ol gün Murâd Paşa'ya başdarde-i hümâyûn ile Üsküdar'a geçmek fermân olunup yedi pâre kadırga ile başdarde-i hümâyûn Üsküdar'a geçince hemân Murâd Paşa Yeniçeri ocağına sûret-i hakdan görünüp eydür "Gördünüz mü yeniçeri askerine ne edecekdir. Erzurûm'da Abaza Paşa yeniçeriyi Kör Hazînedâr'a ve bu İpşir'e niçe kırdırdıysa şimdi sizi dahi kırk bin sekbân u sarıcasına ve elli bin atlısına kırdırup Sultân İbrâhîm kanı havfın alsa gerek. Siz bir alay piyâde garîb yeniçerilersiz. Bu Üsküdar sahrâsında ne işlersiz. Kaçan İpşir İslâmbol'a gelüp sarâyına gelirken ol zamân alayına çıkın" deyü Yeniçeri ocağına bu gûne ığvâ ü fitne sözleri verince hemân Üsküdar içre kıyâmet kopup bir kayık bir altuna güçile bulunup cümle Yeniçeri ocağı havf [u] haşyetlerinden İslâmbol'a geçdiler. Hemân Murâd Paşa kendü tahrîki fesâdının te’sîrin görüp hamd [u] senâ edüp avanta başdarda deyüp Tershâne-i âmireye başdarde gönderüp kendüsü efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya har har soluyarak gelüp "Sultânım gördün mü bu hâli meğer İpşir Paşa sekbân u sarıcaya Üsküdar'da olan yeniçerileri kırdırup cümle devletde olanları kırup Şehzâde Ahmed Hân'ı cülûs etmek istermiş". Sekbân sarıca eyitmişler "Sultânım biz Hacı Bektâş-ı Velî köçeğiyiz. Biz ocağımız yeniçerisine kılıç çekemezüz" deyü bu haberi ocağa gönderirler. Ocak halkının cân başına düşüp "İşte cümle İslâmbol'a geçdiler ve niçe bini geçerken izdihâmda gark oldular, bu Allah'dan revâ mıdır ve sultânımın buna rızâsı var mıdır. Ben dahi başdarde-i hümâyûnu alup, işte İslâmbol'a geldim" dedi. Bu hâl-i pür melâli Murâd Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bildirmede {murâd [u] merâmı} sûret-i hüsn-i tedbîrden görünüp fitne ü fesâda bâ‘is olmak isterdi. Zîrâ cemî‘i zamânda Murâd Paşa fitne ile meşhûr idi. Hattâ cezîre-i Girid'de Deli Hüseyin Paşa'nın hazînesi nehb ü gâreti ve İslâmbol'da Atmeydânı cengi ve Hezârpâre Ahmed Paşa katli ve cülûs-ı İbrâhîm'in şehâdeti ve niçe yüz fitne ü fesâd cümle Murâd Paşa'nın re’y [ü] tedbîri olduğun Melek Ahmed Paşa efendimizin ma‘lûmu olduğıyçün yine Murâd Paşa'ya hitâb edüp eydür "Yâ birâder! Bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa şimdi duyunca küşünleyüp girü Anadolu'ya firâr etmesi mukarrerdir" dedikde Murâd Paşa eydür "Dahi güzel Celâlîliği ve ısyân [u] tuğyânı zâhir olup sancağ-ı Resûlullah ile deryâ-misâl asker üzerine varup Kuyucu Murâd Paşa etdüğü gibi bu Murâd kulına fermân eyle. İnşâallah İpşir'i ve gayri nâ-beşîrleri dünyâ sahîfesinden hakk edeyim" deyü bir azîm da‘vâ-yı merd etdi. Paşa bildi kim yine fitne ü fesâd Murâd Paşa'nın hıyânetidir. "Bre meded buna bir ilâc!" deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâha girüp bu ahvâli bir bir i‘lâm eyleyüp 178b fermân-ı şehriyârî ile bi'z-zarûrî Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'nın istikbâline gitmek iktizâ etdi. Derhâl pâdişâh-ı Cem-azametden me’zûn olup sarâyına gelüp iki bin taşra ağavâtların ve dörd yüz on aded enderûn-ı hâssa ağaların cümle âlât-ı silâha müstağrak edüp bir gice Üsküdar'a ubûr edince cemî‘i kubbe vüzerâları ve sâ’ir ser-i kârda olan a‘yân [u] kibâr ol gice meş‘alleri çerâğân edüp vakt-i çâştda İpşir Paşa ordusuna girecek mahalde bir kere nefîr-i rıhlet çalındığını istimâ‘ etdik. Meğer hakîkatü'l-hâl İpşir Paşa havfinden gerüye dönmek içün nefîr-i evvel çalınmış. Hemân paşa cümle vüzerâlardan bir sâ‘at evvel İpşir'in otağına varınca İpşir ile ikisi birbirlerin bağırlarına basup ol kadar ağlaştılar kim gûyâ ikisin de sar‘a dutup masrû‘ oldular. Bizim Melek Ahmed Paşa eydür "Birâder ne içün bu altı aydan berü Haleb'den Âsitâne-i sa‘âdete gelemediniz" deyince İpşir eydür "Behey birâder, işte geldiğimize peşîmân olduk. Yeniçeri ocağından bize haber geldi. Sizi Üsküdar'da kırmağı teklîf etdiler. Biz kabûl etmeyüp işte yine İslâmbol'a geçdik, deyü haber gelince yedi kerre çaşıt gönderdim {hakîkatü'l-hâl cümle yeniçerinin İslâmbol'a geçmeleri muhakkak olup} eyle olmuş. Şimdi ben de yine avdet edüp mühür bende iken bildiğimden kalmayup Acem diyârına gidüp Revân'ı ve Gence ve Şirvân'ı ve Tiflis ve Tomennis'i ve Şamahı ve Demirkapu'yu bi-emri Hudâ feth edüp ol diyârları zabt edüp ecel-i müsemmâma dek ol diyârlarda hükm-i hükûmât ederim" dedikde Melek Ahmed Paşa hemân koynundan En‘âm-ı şerîfin çıkarup yedi kerre el urup ve yedi kerre Kesrihâ ile yemîn-billah ve kasem-tallah ile Sultân Murâd rûhun yâd edüp eydür "Benim birâderim, sakın bu hîledir. Senin İslâmbol'a geldiğinden niçe bin vâcibü'l-izâlelerin tahrîkiyle bu gûne fesâd sözlerin mâbeyne bırağırlar. Sakın benim birâderim bu hıyel ü şeytanâta aldanup devlet-i Âl-i Osmân'a isyân eyleme. Eğer niçün Yeniçeri ocağı İslâmbol'a geçdiler, dersen ocaklarının kânûnlarına bakup Hâfız Ahmed Paşa ve Husrev Paşa ve Cüvânkapucubaşı Mehemmed Paşalar mühr ile der-i devlete geldiklerinde sipâh Üsküdar'da alay edüp ertesi yeniçeri Edirnekapusu'ndan alay etdikleri Abaza Paşa ile Husrev Paşa geldüğü alay hâtırınızda yok mudur. Şöyle ma‘lûm-ı şerîfiniz ola" deyü tesliye-i hâtır ile İpşir'in hâtırın ele alup hâh nâ-hâh İpşir'i ata bindirüp alay-ı azîmler kurulup Bostâncıbaşı cisrine geldikde İpşir Paşa iki rek‘at namâz kılup ata süvâr olacak mahalde bizim Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'ya bir murassa‘ raht u bahtlı ve murassa‘ eğerli ve altun zincirli bir eşheb esb-i sabâ-sür‘at pîş-keş çeküp İpşir Paşa "Bârekallah pâdişâha lâyık atdır" deyü Bismillah ile bilâ rikâb süvâr olup at başı beraber Üsküdar'a atf-ı inân ederek yola revâne oldukda deryâ-misâl istikbâlciler nümâyân oldular. Ve yedi kubbe vezîrleri yedi yerde tablların döğüp her biri asker-i müzeyyeniyle at başı beraber selâma dururlardı. Yemîn ü yesârda asâkir-i bî-pâyânın âlât-ı silâhları şa‘şa‘ası benî Âdem'in çeşmini hîrelendirirdi. Ammâ İpşir Paşa askeri cümle ceng eri müsellah ve mükemmel ve müzeyyen cüyûş-ı Arabistân u Türkistân u Kürdistân idi kim her biri birer ayaklı cebehâne-misâl zeber-dest sekbân u sarıca haşerâtları idi. Cümle zırh-ı zirih-külâh ve cebe ve cevşene ve tuğulka ve serpenâh katlavî ve kalkan u nemedlere müstağrak olup her birinin elinde ü belinde beşer altışar çatal telli kurşumlu tüfenkleri çatal fitiller ile âmâde olup gûyâ her biri bir semender kavsı gibi âteş-i Nemrûd içinde kalmış küme küme ve zorba zorba çıtaçıt çark cengine girer gibi eyle giderlerdi. İpşir alayından gayri on sekiz yerde alay-ı azîm ve tablhâne-i kadîm çalınup alaylar yürürdü. Bu alay-ı azîmi İslâmbol askeri gördükde berk-ı hazân gibi ditrerlerdi. Bu kerr ü ferr ü dârât [u] azamet üzre İpşir Paşa, Melek Ahmed efendimizle at başı beraber gelirken kânûn-ı pâdişâhî üzre yedi kubbe vüzerâları gelmeğe başlayup bizim paşa vüzerâlara kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsîf ederdi. İbtidâ Koca Nişâncı Paşa ile Dellâk Mustafâ Paşa gelince İpşir Paşa ve bizim Melek Paşa atlarından nüzûl edüp İpşir Paşa ile görüşüp öpüşüp bilişdiler. İpşir Paşa bu ikisine hayli i‘zâz u ikrâm eyledi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b–178b ·
metinde göster ·
Ve şark ve cenûb ve garb ve şimâl taraflarını deryâ döğer dîvârlardır. Ancak
karayel
ve yıldız cânibleri karadır, ammâ bu kara câniblerinin dîvârları seksen adım en …
Ve şark ve cenûb ve garb ve şimâl taraflarını deryâ döğer dîvârlardır. Ancak karayel ve yıldız cânibleri karadır, ammâ bu kara câniblerinin dîvârları seksen adım enli sedd-i Kahkahâ-vâr kesme kaya handakdır. Ve ol taraflarının dîvârları kırkar arşın yüksekdir. Ve handak kenârınca kara tarafının dîvârı bir denizden bir denize varınca bin beş yüz adım kara tarafı dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247b ·
metinde göster ·
… htâb çehresindedir. Dişileri mahbûbe avretler sûretindedir. Poyraz ve yıldız ve
karayel
ve gündoğusu rûzgârların erkek sıfatında tasvîr etmiş, ammâ lodosu ve batı ve i …
Ve sekiz rûzgârın dördü erkek ve dördü dişi tasvîr olunmuşdur. Erkekleri pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâb çehresindedir. Dişileri mahbûbe avretler sûretindedir. Poyraz ve yıldız ve karayel ve gündoğusu rûzgârların erkek sıfatında tasvîr etmiş, ammâ lodosu ve batı ve inbatı ve keşişlemeyi avret sûretinde etmişdir. Ammâ hakkâ sihr-i i‘câz timsâller etmişdir kim yine her biri rûzgârlarına nâzır olup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
tarafına deniz kenârıyla dolaşdıkdan sonra şehr-i Atina'nın Eski limanı kenârın …
Andan bu tuzla burnun gün batısı ve karayel tarafına deniz kenârıyla dolaşdıkdan sonra şehr-i Atina'nın Eski limanı kenârına gelinir. Bu limanın ismine lisân-ı Freng'de Porto-Veko derler. Mezkûr limanın gün batısı tarafına Atina'nın Ejder limanıdır. Bu limanın ismine lisân-ı Efrenc üzre Porto-Liyo derler. Zamân-ı kadîmde bu liman ağzına kâfirler taş dökmüşlerdir. Bu limana girirken gâyet ihtirâz lâzımdır. Mezkûr taşlar limanın gün doğusu tarafındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
tarafına Palike limanına mukâbil altı kulaç yerde gemiler yatır, zîrâ kal‘a cân …
Ve kal‘ası limanına gemiler varıcak karayel tarafına Palike limanına mukâbil altı kulaç yerde gemiler yatır, zîrâ kal‘a cânibi sığlıkdır ve tuzla yerlerdir. Ve eğer limandan taşra demir bıraksalar on altı kulaçdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
tarafına bir limanı dahi var, Larinçes derler. Büyük kalyonlar girüp lengerleri …
Ve bir limanı dahi Ayastifano limanının karayel tarafına bir limanı dahi var, Larinçes derler. Büyük kalyonlar girüp lengerlerin on beş kulaç yerde bırağır. Ve bir limanı dahi günbatısı ve karayel tarafında olup Başkarada limanı derler, eyi latîf limandır kim niçe gemiler kenârda başın karaya verüp karın karına yatılır sekiz rûzgârdan emîn çanak gibi liman-ı pür-emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… r girüp lengerlerin on beş kulaç yerde bırağır. Ve bir limanı dahi günbatısı ve
karayel
tarafında olup Başkarada limanı derler, eyi latîf limandır kim niçe gemiler ken …
Ve bir limanı dahi Ayastifano limanının karayel tarafına bir limanı dahi var, Larinçes derler. Büyük kalyonlar girüp lengerlerin on beş kulaç yerde bırağır. Ve bir limanı dahi günbatısı ve karayel tarafında olup Başkarada limanı derler, eyi latîf limandır kim niçe gemiler kenârda başın karaya verüp karın karına yatılır sekiz rûzgârdan emîn çanak gibi liman-ı pür-emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… kim kurşum yetişir. Ve Anavarin kal‘asıyla mâbeyne-h[üm]âları tokuz mîldir kim
karayel
üzre Anavarin'den gidilir. İçinde bir imâretden eser yok bir küçük sâfî kayalı …
Mezkûr Berak adası Mora cezîresine pek yakındır kim kurşum yetişir. Ve Anavarin kal‘asıyla mâbeyne-h[üm]âları tokuz mîldir kim karayel üzre Anavarin'den gidilir. İçinde bir imâretden eser yok bir küçük sâfî kayalı cezîrecikdir. Bu adaya Bâyezîd Hân'ın Moton, Koron seferinde Berak adası deyü tesmiye etmişler ammâ lisân-ı Freng'de ismine keştîbânlar Peradna derler. Ammâ asıl liman gibi bayağı keşişlemeye mukâbil olan kenârda bir harâb kenîsecik yeri vardır, palamarı kilise önüne bağlayup gemiler demirlerin keşişleme tarafına yigirmi iki kulaç suda korlar. Ve mezkûr adanın kara tarafı kırk kulaç amîk denizdir. Barça kalyonlar murâd edinse geçer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266b ·
metinde göster ·
Bu liman Moton kal‘asına tokuz mîldir ve Moton bu limana yıldız
karayel
üzerine gidilir. Ve bu liman bir hudâyî liman-ı azîmdir kim içine beş yüz pâre …
Bu liman Moton kal‘asına tokuz mîldir ve Moton bu limana yıldız karayel üzerine gidilir. Ve bu liman bir hudâyî liman-ı azîmdir kim içine beş yüz pâre kadırga ve kalyon ve barça sığar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267a ·
metinde göster ·
… unda yatırlar, zîrâ gâyet demir dutar a‘lâ yatak Y 53b limandır. Ammâ batı ve
karayel
ve yıldız rûzgârlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Lenger-endâht olmağa i‘timâd e …
Ve bu kal‘anın latîf limanı vardır. Cemî‘i kebîr barça ve karavana kalyonlar bunda yatırlar, zîrâ gâyet demir dutar a‘lâ yatak Y 53b limandır. Ammâ batı ve karayel ve yıldız rûzgârlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Lenger-endâht olmağa i‘timâd etmemek gerek, zîrâ limanın ağzı ol tarafa küşâde olmağile mezkûr üç aded rûzgâr-ı zorkâr gâyet şiddet üzre isâbet eder. Ammâ rûzgâr-ı hamseden emîndir. Bir mürsel pâresi ip ile bir kalyon yatsa havf etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53a–Y53b ·
metinde göster ·
üzre iki yüz adım ubûr edüp Alçak tabya mukâbelesidir. Bu mahalde kulleler yokd …
Andan yine handak kenârınca karayel üzre iki yüz adım ubûr edüp Alçak tabya mukâbelesidir. Bu mahalde kulleler yokdur. Ancak iki kat ana dîvârıdır ve handak içre siperler yokdur ammâ metîn ü müstahkem siperler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115b ·
metinde göster ·
… bûr edemeyüp içeri dîvâr üstüne anın Y 116a berâberliğine gelüp bedenler üzre
karayel
cânibine ubûr ederek Kemerli kulleye dek iki yüz adımdır. Ve deryâ kenârı olmak …
Andan yine gerü avdet edüp Karanlık P 57b kapudan içeri girüp kefere mahallesi içre taş nerdübân ile kal‘anın deryâ tarafı dîvârı üzre çıkup ve Alçak tabya ki taşra leb-i deryâda ol mahallinden Q 57b add edüp deryâdan ubûr edemeyüp içeri dîvâr üstüne anın Y 116a berâberliğine gelüp bedenler üzre karayel cânibine ubûr ederek Kemerli kulleye dek iki yüz adımdır. Ve deryâ kenârı olmak ile kulle ve tabyalar yokdur. Ammâ cânib-i erba‘ayı muhâfaza eder dirsekler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115b–Y116a ·
metinde göster ·
cânibine beş yüz adım gidüp leb-i deryâ tarafı tamâm olup Sa‘d Vakkâs burnuna g …
Andan yine leb-i deryâ ile kumsal üzre karayel cânibine beş yüz adım gidüp leb-i deryâ tarafı tamâm olup Sa‘d Vakkâs burnuna gelir. Bu dahi kal‘anın bir köşesidir. Y 320b Burc-ı Ahzar derler. Bundan öte karayel cânibine kal‘a yokdur, cümle varoşdur. Kadırga limanıdır ve kalyon limanıdır, bu iki limanın ortasına varoş-ı İskenderiyye vâki‘ olmuşdur. Günden güne ma‘mûr âbâdân olmadadır. Ammâ kal‘a-i kadîm içi harâb olup ahâlîsi taşra varoşda binâ-yı cedîd sarây-ı âlîler ve sûk-ı sultânîler binâ etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a–Y320b ·
metinde göster ·
… gelir. Bu dahi kal‘anın bir köşesidir. Y 320b Burc-ı Ahzar derler. Bundan öte
karayel
cânibine kal‘a yokdur, cümle varoşdur. Kadırga limanıdır ve kalyon limanıdır, b …
Andan yine leb-i deryâ ile kumsal üzre karayel cânibine beş yüz adım gidüp leb-i deryâ tarafı tamâm olup Sa‘d Vakkâs burnuna gelir. Bu dahi kal‘anın bir köşesidir. Y 320b Burc-ı Ahzar derler. Bundan öte karayel cânibine kal‘a yokdur, cümle varoşdur. Kadırga limanıdır ve kalyon limanıdır, bu iki limanın ortasına varoş-ı İskenderiyye vâki‘ olmuşdur. Günden güne ma‘mûr âbâdân olmadadır. Ammâ kal‘a-i kadîm içi harâb olup ahâlîsi taşra varoşda binâ-yı cedîd sarây-ı âlîler ve sûk-ı sultânîler binâ etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a–Y320b ·
metinde göster ·
… ve kıbleden ve gündoğ(r)usundan emîn ârâmgâhdır, ammâ sehl poyraz ve yıldız ve
karayel
te’sîr eder. Ammâ yıldız rûzgârı üzre limandan bir mîl ba‘îd ufak ufak kayalar …
Ve kal‘anın kıble ve cenûbuna vâki‘ olmuş bir liman-ı azîmi var. Bin pâre gemi alur, latîf demir dutar limandır. Garbdan ve lodosdan ve kıbleden ve gündoğ(r)usundan emîn ârâmgâhdır, ammâ sehl poyraz ve yıldız ve karayel te’sîr eder. Ammâ yıldız rûzgârı üzre limandan bir mîl ba‘îd ufak ufak kayalar ve dökündüler vardır, rûzgâr te’sîr etmez. Sekiz rûzgârdan emîn bir liman-ı azîmdir. Ammâ gemiler lenger endaht olduğu zamân demiri yıldız rûzgârı üzre bırağup yatalar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y330a ·
metinde göster ·
Ve bu mahalde Nîl ile Akdeniz'in poyraz ve yıldız ve
karayel
esdüği mahalde birbirleri ile telattumunun feryâd [u] figânları evce peyveste o …
Ve bu mahalde Nîl ile Akdeniz'in poyraz ve yıldız ve karayel esdüği mahalde birbirleri ile telattumunun feryâd [u] figânları evce peyveste olup elli mîl ba‘îd deryâda istimâ‘ eden gemiler bilirler kim Nîl ile deryâ döğüşüyorlar. Eğer gece ise deryâdan su alırlar, eğer lezîz ise tahkîk Nîl boğazı yakındır, deyü kenâra karîb gelmeyüp yine deryâya tıramola edüp tâ sabâh olunca volta urup gezer. Zîrâ boğaz muhâlif olduğundan gece girilmek muhaldir. Yâhûd boğaz ağzında demir bırağup yatır, ale's-sabâh liman re’îsi gelüp boğazları yoklayup eğer bi-emrillâh boğazlar kum ile dolmayup açık ise geminin önüne düşüp boğazdan içeri kor. Eğer boğazlar mesdûd ise Reşîd'den cerim gemileri gelüp mezkûr geminin nısf yükün alup gemi hafîf oldukda boğazdan içeri girir. Âdetullâh bunun üstüne cârî bir girdâb-ı Kudret boğaz[dır]. Cemî‘i Mısır re’îsleri bu boğazlardan girüp çıkmak içün elem çeküp tasadduklar ederler. Hattâ hakîr bir kerre beş gün bu boğazdan ubûr edemeyüp âhirü'l-emr yine Reşîd'e gelüp andan a‘yân-ı vilâyet atlarına süvâr olup on iki sâ‘atde İskenderiyye'ye dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336b ·
metinde göster ·
Bir azîm buhayredir, şarkdan garba tûlü elli mîldir, arzı kıbleden
karayel
Y 342a cânibine seksen mîldir. Ammâ gâyet sığ deryâdır, ba‘zı yeri bir kulaç …
Bir azîm buhayredir, şarkdan garba tûlü elli mîldir, arzı kıbleden karayel Y 342a cânibine seksen mîldir. Ammâ gâyet sığ deryâdır, ba‘zı yeri bir kulaç ve bir arşın ve iki kulaç, üç kulaç yerleri var bir buhayredir. İçinde bin pâre balıkcılar kayığı vardır, yetmiş kîse mukâta‘adır, balığı cihânı dutmuşdur. Bu buhayre Burlos kal‘ası dibindeki boğazdan girir bir vâsi‘ deryâdır. Cânib-i erba‘ası dâyiren-mâdâr yedi konak yerdir. Cenûb tarafı Garbiyye'nin hâkidir. Bu bahr pek amîk değildir, gâyet amîkı bir âdem kaddi ve iki arşın, çoğu bir arşındır. Gemiler ubûr etmeğe alâmet olmak içün amîk yerlerine hûrmâ ağaçları dikmişlerdir, rübbânlar ol şeçerler mâbeyninden ubûr ederler. Bunda olan mâhî-i gûnâ-gûn meğer büyük bahrda ola. Ve bu Burlos deryâsı ile Akdeniz mâbeyninde bir incecik topraklı dil vardır, tâ Reşîd'e gider. Hakîr bu buhayre içre karayel ile elli mîl şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y341b–Y342a ·
metinde göster ·
… yninde bir incecik topraklı dil vardır, tâ Reşîd'e gider. Hakîr bu buhayre içre
karayel
ile elli mîl şarka gidüp,
Bir azîm buhayredir, şarkdan garba tûlü elli mîldir, arzı kıbleden karayel Y 342a cânibine seksen mîldir. Ammâ gâyet sığ deryâdır, ba‘zı yeri bir kulaç ve bir arşın ve iki kulaç, üç kulaç yerleri var bir buhayredir. İçinde bin pâre balıkcılar kayığı vardır, yetmiş kîse mukâta‘adır, balığı cihânı dutmuşdur. Bu buhayre Burlos kal‘ası dibindeki boğazdan girir bir vâsi‘ deryâdır. Cânib-i erba‘ası dâyiren-mâdâr yedi konak yerdir. Cenûb tarafı Garbiyye'nin hâkidir. Bu bahr pek amîk değildir, gâyet amîkı bir âdem kaddi ve iki arşın, çoğu bir arşındır. Gemiler ubûr etmeğe alâmet olmak içün amîk yerlerine hûrmâ ağaçları dikmişlerdir, rübbânlar ol şeçerler mâbeyninden ubûr ederler. Bunda olan mâhî-i gûnâ-gûn meğer büyük bahrda ola. Ve bu Burlos deryâsı ile Akdeniz mâbeyninde bir incecik topraklı dil vardır, tâ Reşîd'e gider. Hakîr bu buhayre içre karayel ile elli mîl şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y341b–Y342a ·
metinde göster ·