… yhin kendi atlarından bir at kurbân edüp tekye hâyilinde olan kayalardaki miskî
kartallar
ol bir atın lâşesin yiyüp sene âhirine dek bir şey tenâvül etdiklerin bir ferd- …
Tekyegâh-ı medfen-i Mehemmed Dede'dir. Bunda tekye-nişîn Mustafâ Dede, azizin ırk-ı tâhirinden bir zât-ı hoş-hısâl, ehl-i ilm ü ehl-i hâl ve musâhib-i pür-me’âl, kelâma mâlik, sebük-rûh ve hüsn-i hulk sâhib-i bir zât-ı mükerremdir. Varvar Alî Paşa'ya bir ziyâfet-i âlî edüp bir somât-ı Mehemmedî çekmişdir kim vakt-i çâştdan vakt-i asra varınca cümle asker tenâvül edüp şikemleri masadı kürbe batnına dönüp yine cümle suhûnlar ni‘met-i nefîse ile mâl-â-mâl idi. 362b Hakkâ ki, bu berekât-ı ta‘âm azîzin rûhâniyyeti te’sîridir. Ve her sene bu âsitânede şeyhin kendi atlarından bir at kurbân edüp tekye hâyilinde olan kayalardaki miskî kartallar ol bir atın lâşesin yiyüp sene âhirine dek bir şey tenâvül etdiklerin bir ferd-i âferîde görmemişdir. Meğer yine tekye kurbânı olup yiyeler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 362a–362b ·
metinde göster ·
Eşkâl-i deryâ-yı Van, ibret-nümâ-yı sun‘-ı Kahhâr-ı Kayyûm-ı Mutlak: Cümle müverrihân-ı Acem ve bi-kavli sâhib-i târîh-i Mıkdısî eyle ayân u beyân [u] tahrîr u tastîr kılmışdır kim kaçan kim Nemrûd-ı la‘în ve pelîd-i anîd hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında oldukda âlemi geşt ederek Van diyârının irtifâ‘-ı arzın alup cümle arâzîden âlî bulup anda cemî‘i bennâları ve kûhkenleri ve ekâlîm-i seb‘anın âdemlerin cem‘ edüp kırk yılda bir sedd-i Nemrûd eder kim ta esâsından zirve-i a‘lâsına yedi günde ummâller seng-i hârâ ve kireç ve cıbıs ve hârâ çıkarırlarmış. Nemrûd-ı la‘în bu binâ etdüği amelî kûh-ı bülendin a‘lâsına urûc edüp bir sandûka içre kendüsü girüp sandûkaya niçe yüz kerkes ve kartal murgları bağlayup kerkes murglarının mâfevkinde bir sütûn üzre lahm-ı gûnâ-gûn salb edüp mezkûr kerse ve kartallar def‘-i cû‘ etmeğe bu üzerlerindeki maslûb etlere hücûm edince Nemrûd-ı la‘înin sandûku evc-i âsumâna münkalib oldukda hemân Nemrûd kerrûbiyânın sadâların istimâ‘ idince "Hay gök tanrısı bundadır." deyü kemânından şast ber-kabza tîrine rehâ buldurup Cenâb-ı Bârî Nemrûd'un okuna kan bulaşdırdup okunu yine Nemrûd'un sandûkasına düşürdür. Nemrûd-ı la‘în "Hay gök tanrısını ok ile urdum." mülâhazasıyla kartal ve kerkeslere mezkûr lahimden gıdâ verüp anlar gıdâ tenâvül ederek Nemrûd-ı la‘în yine binâ etdüği kûhu üzre nüzûl edüp kanlı oku askerine gösterüp "Müstakillen yerin ve göğün tanrısı oldum." deyüp enâniyyet da‘vâsında olduğu cemî‘i tefâsîrlerde bu hikâye-i garîbe musarrahdır kim bizim ihtisâr üzre tahrîr etmemize dahi hâcet yokdur. Ammâ münâsibiyle bir şemme terkîm etmek iktizâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
… lerinin deliklerine birer âdem girer ve çıkar. Hatta ayneyni deliklerinde miskî
kartallar
âşiyân etmişler. Meğer bu üstühân-ı pâk Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâma imân get …
Ol yâr-ı muvâfıklar dahi be-ser [ü] çeşm deyüp hakîre vesîle olup bir sâ‘at dahi şimâle gidüp Muş sahrâsı yoluna gider bir râh-ı azîme gitmeyüp ol mahalde bir yalçın kaya üzre rubu‘ sâ‘at ubûr edüp vardık. Sun‘-ı Hudâ-yı azîm mezkûr yalçın minâre-misâl kad çekmiş kayaya bir âdemi zencîrler ile sarmışlar. Hâlâ ancak üstühânları kalmış. Ne uzvu ve ne zencîrler çürümemiş. Gûyâ henüz üstâd elinden çıkmış zencîrdir ve beyâz üstühânlardır, ammâ ol uzuvların incikleri ve kol kemikleri yedişer sekizer arşın gelir kalın ve tavîl kemiklerdir ve başı küçük hammâm halveti kubbesi kadar vardır. Gözlerinin deliklerine birer âdem girer ve çıkar. Hatta ayneyni deliklerinde miskî kartallar âşiyân etmişler. Meğer bu üstühân-ı pâk Hazret-i İbrâhîm aleyhisselâma imân getirenlerden bir mü’min ü muvahhid kimesne imiş. Nemrûd-ı la‘în bu şahsı âteşe göyündürmek içün bu kayaya kayd [u] bend edüp altına âteş yakdıkda Cenâb-ı Bârî bu merdin vücûdunun ba‘zı yerin kayaya der-âğûş etdirüp niçe yerleri kaya ile yek pâre ve yek renk olup ancak incikleri ve kolunun biri ve başı {kayadan taşra nümâyândır kim ol Settâr Allah} sun‘un ızhâr içün ol Hayyu'l-ebed ol kemikleri taşra komuş. On âdem kaddi bâlâda kaya içre durur kemiklerdir kim yoldan hayli mesâfe-i ba‘îdededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
… dâtları hâsıl olmasına işâretdir" deyü tecrübe etmişlerdir ve cemî‘i zamânda bu
kartallar
bu mahalde aslâ âdemden kaçmazlar ve havzda olan mâhîler dahi hem-çünân niçe âd …
Ammâ bu havzın üzerinde olan kûh-ı Demâvend-misâl kal‘a kayası üzre olan miskî kartalların hisâbın Sannâ‘-ı Sâhib-kudret bilir. Ba‘zı âdemler bu kartallar[a] kurbân nezr edüp bu havz kenârında kurbânı edüp taşra bırağup kartallara verirler, ammâ ba‘zı âdemin kurbânın yemezler, murâd [u] maksûdu hâsıl olmamasına delâlet eder. Ve ba‘zı âdemin kurbânın tarfetü'l-ayn içre süpürürler "Elbette ol âdemin hayr murâdâtları hâsıl olmasına işâretdir" deyü tecrübe etmişlerdir ve cemî‘i zamânda bu kartallar bu mahalde aslâ âdemden kaçmazlar ve havzda olan mâhîler dahi hem-çünân niçe âdemin koyun ciğerin yerler ve niçesinin yemezler. Ve havz içre yüzen âdemlerden balıklar aslâ kaçmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
… erba‘ası kayalarında şâhîn ve zağanos ve (...) ve balaban ve devlingeç ve miski
kartallar
âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı derelerinde bir âdem bir na‘ra haykırsa kayalar …
Ve cânib-i erba‘ası kayalarında şâhîn ve zağanos ve (...) ve balaban ve devlingeç ve miski kartallar âşiyânlar etmişler. Hattâ aşağı derelerinde bir âdem bir na‘ra haykırsa kayaları nîm sâ‘at sâ‘ika gibi gürül gürül gürleyüp âdeme dehşet hâsıl olur. Hattâ Kırım vilâyeti feth olup yedi yıl bu kal‘a dest-i küffârda kalup Gedik Ahmed Paşa bu kadar asker kırdır[dı]ğiyçün kendüsü dahi gazab-ı şehriyârî ile şehîd olduğundan bu kal‘aya Menkûb dediler, ammâ lisân-ı Kırı[m]'da ismi (---) dir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122b ·
metinde göster ·
… kulaç kayalardan aşağı kuş gibi uçup enerken hemân kayalarda âşiyân etmiş miski
kartallar
ve karakuşlar bu ma‘sûmu bir şikâr sanup yuvalarından bu ma‘sûma süzülüp minkâr …
Takdîr-i Hudâ ma‘sûm-ı pâk kundağının yüz kulaç kayalardan aşağı kuş gibi uçup enerken hemân kayalarda âşiyân etmiş miski kartallar ve karakuşlar bu ma‘sûmu bir şikâr sanup yuvalarından bu ma‘sûma süzülüp minkâr ururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a ·
metinde göster ·