… elerde meks edüp akçesiyle yiyüp içer. Ammâ odunu ve suyu ve samanı müftdir. Bu
karye
halkı bu gûne kâr edüp ankâlardır. Andan kalkup Hammâmlı Boğaz nâm bir teng ü m …
Menzil-i karye-i Bayındır: Bolu sancağı nâhiyesinde başka yüz elli akçe kazâdır. Kurâları sarp dağlarda olmağıla Osmâncık bu diyâr halkın feth edince kanlar ağladı. Bâğlı ve bâğçeli kasaba-misâl üç yüz tahta örtülü hâneleri ve bir hânı ve her hânede müsâfirhâne ahûrları vardır. Her müsâfir bu hânelerde meks edüp akçesiyle yiyüp içer. Ammâ odunu ve suyu ve samanı müftdir. Bu karye halkı bu gûne kâr edüp ankâlardır. Andan kalkup Hammâmlı Boğaz nâm bir teng ü muhavvif ve muhâtara boğazı bin renc [u] anâ ile 9 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278b ·
metinde göster ·
… al‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i
karye
dahi bilmediler. Bir küçük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf …
Menzil-i kal‘a-i Zeyn Hân: Kars hâkinde iki yüz hâneli ve dizdârı ve neferâtları ve câmi‘i vardır. Hân ve hammâmı ve kırk mikdârı dükkânı vardır. Âyende vü revende tüccârlardan bâc alırlar. Kars paşasının subaşılığıdır. Kal‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i karye dahi bilmediler. Bir küçük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf-ı garba çamlı yollar ve beller aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
… yine niçe evleri ka‘r-ı zemîn içredir. Niçe hâne-i râ‘nâları rûy-ı arzdadır. Bu
karye
içre,
Menzil-i karye-i Şeyh Şâmî Sultân: Bu dahi Kankırı hâkiyle Sivas eyâleti mâbeyninde vâkı‘ olmış Keskiniçi'nde Kal‘acık kazâsı nâhiyesinde iki yüz hâneli ma‘mûr ve müzeyyen karye-i zîbâdır. Ammâ yine niçe evleri ka‘r-ı zemîn içredir. Niçe hâne-i râ‘nâları rûy-ı arzdadır. Bu karye içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
… r-ı âfâk bir kal‘a-i berrâkdır kim şimâl cânibinde bir menzil ba‘îd Erkeksu nâm
karye
tarafından nazar olundukda her tabakası biri birinden âlî, dürr-i yektâ gibi, b …
Sebeb-i tesmiyye-i elkâb-ı Engürü: Cemî‘î mülûk içre meşhûr-ı âfâk bir kal‘a-i berrâkdır kim şimâl cânibinde bir menzil ba‘îd Erkeksu nâm karye tarafından nazar olundukda her tabakası biri birinden âlî, dürr-i yektâ gibi, beyâz kuğu gibi kat-ender-kat kal‘a-i mutabbakdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da nümâyişli bir kal‘a dahi sedd-i İslâm kal‘a-i Budin'dir kim şimâl cânibinde Tuna nehri aşrı bir menzil ba‘îd Vaç kal‘asından nazar olundukda Engürüs serhadlerinde Budin kal‘ası gibi nümâyişli kal‘a-i metîn yokdur. Eşkâlde, gûyâ direklerin dikmiş kaçan başun zeyn etmiş mavuna gemisi gibi görünür bir kal‘a-i Budin'dir. Biri dahi diyâr-ı Azerbaycân'da Âl-i Osmân destinde sedd-i îmân kal‘a-i Van'dır kim vasfında lisân kâsırdır. İnşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Biri dahi bu Engürü kal‘asıdır kim hasretü'l-mülûk kâr-ı insân ile mebnî bir ibret-nümâ kal‘a-i kavîdir kim cemî‘î elsine-i muhtelife kralları ve şâhları ve pâdişâhları ve hâkâniyânları tevârîhlerinde mestûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Evvelâ İrân-zemîn târîhlerinde bu kal‘anın üzümü vefret üzre olduğundan diyâr-ı Acem'de bu kal‘aya Engüriyye derler. Kayser-i Rûm asrında yedi sene her gün kırkar bin ırgad ummâller işleyüp beher yevm kırkar bin âdeme kırkar cevz ve birer nân-pâre ile işledüp Ankariyye ya‘nî sahrâ, ya‘nî mecy ile itmâm bulduğiyçün kal‘a-i Ankariyye derler. Kırkar cevz ve birer nân-pâre verüp ol hesâb ile inşâ olunduğıyçün Kayseriyye ve Engürü hesâbiyle yapılmışdır, deyü elsine-i nâsda dâstândır. Ammâ tevârîh-i Arab'da kat-ender-kat birbirine girişmiş olmağıla kal‘a-i Mutabbak derler ve Kayser Harkîl, Hazret-i Risâlet-penâh vücûda geldüğü sene bu kal‘a dâiren-mâdâr yedi kat demir zincirler ile kuşatdığından Târîh-i Tuhafe'de kal‘a-i Selâsil deyü tahrîr etmişdir. Ve lisân-ı Moğolîde kal‘a-i Enağra derler. Ammâ lisân-ı Nemse'de Âl-i Osmân bu kal‘aya mâlik olmağıla Engüriyeopol ve Kostantinopol derler. Lisân-ı Tatar'da Kirmen-i Angar derler, ammâ lisân-ı Etrâklerde Engürü ve Ankırı ve İnkırı ve Aydınkırı ve Unkuru ve Enguru ve niçe gûne ıstılâh ile ma‘rûf bir kal‘a-i mevsûfdur. Ammâ Defterhâne-i pâdişâhîde ismi Ankara'dır. Bir kal‘a-i verd-i handân-ı ebyaz-misâl sûr-ı mutabbak ve fethi muğlak ve bir hisâr-ı muhandakdır kim hakkında şu‘arâlar şehrengîzlerinde medh etmişlerdir. Beyt
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… up haber eden herîfi kulağız edüp ol gün ılgar edüp ale's-seher Bahşılı nâm bir
karye
kurbuna vardıklarında köyden bir Etrâk gelüp "Bre ağalar! Şu köyde Varvar Alî P …
Menzil-i karye-i Merece {ve sebeb-i katl-i Varvar Re’isi Halîl Efendi}: Beğpâzârı nâhiyesinde yüz hâneli kurâdır. Bunda bir çarıklı Etrâk gelüp "Müjde sultânım! İpşir Paşa bölükleri Varvar Alî Paşa'nın dîvân efendisi Halîl Efendi'yi kova kova bu mahalle getirdiler. İşte Sakarya suyu kenarına kaçıyor" deyü haber etdiklerinde müjde eden âdeme ihsânlar edüp "Alıkon şu gidiyi" deyüp yedi bayrak bölükbaşılar cümle atlanup haber eden herîfi kulağız edüp ol gün ılgar edüp ale's-seher Bahşılı nâm bir karye kurbuna vardıklarında köyden bir Etrâk gelüp "Bre ağalar! Şu köyde Varvar Alî Paşa'nın bozulmuş celâlî bayrakları vardır. İpşir Paşa haklarına nefir-i âm emirleri vermişdir. Hemân basın" deyince bizim bayraklar köyü ale'l-gafle basup ceng ederken anlar köy içinden feryâd edüp "Bre biz İpşir Paşa bayraklarıyuz" derler. Bizim bayraklar i‘timâd etmeyüp cenge âheng edüp niçesin tu‘me-i şimşîr ve niçesi firâr edüp cümlesinin atları ve katarların alup bu kadar mâl-ı ganâ’imle paşaya geldiler. Yine on bayrak asker seçilüp Varvar dîvân efendisi üzre gidüp nehr-i Sakarya kenarında yetişirler. Bir sa‘b yerde olmağıla ceng-i azîm edüp âhir Halîl Efendi kendüyi atıyla nehr-i Sakarya'ya ururken bir yiğit dahi ardı sıra suya at sürüp bir hışt ile Niksârlı Halîl Efendi atdan yıkup su içinden taşra çıkarup dest ber-kafa kayd-bend ederler. Ol mahalde yedi katar katır ve beş katar-ı deve mâl [u] erzâkı zabt [u] rabt etdükleri mahalde paşa ile iç ağaları yetişüp fakîr Halîl Efendi['yi] paşa huzûruna getirdiklerinde bî-tâb u tüvân gelüp eydür: "Sultânım! Niksârda Erzurûm'a giderken ve gelirken hâneme konup mümkün olduğu mertebe ni‘metim yiyüp sultânıma hizmet etmişim. Evlâdın Mustafâ başiyçün olsun mâlımı alup kuşça cânım âzâd eyle" dedikde dahi "Nerede mâlın vardır", "İşte bunda kırk üç bin altunum ve yedi kisem vardır ve Engürü'de Mütevellî Hasan Ağa'da on bin altun ve kırk kîse vardır ve bu kadar mâl [u] menâlim vardır" deyü hazînedârında olan pusulayı alup cellâd deyüp nehr-i Sakarya kenarında fakîr Halîl Efendi'nin ve Çıplak Alî Ağa'nın ve hazînedârının kelleleri kesilüp Emîr-i ahûr (---) Ağa ile der-i devlete ser-i bî-devletleri gönderilüp Alacaatlı Hasan Ağa ile hakîri Halîl Efendi kâ’imesi mûcebiyle Mütevellî Hasan Ağa'dan tahsîl olunmak kayd-bendine emirler tahrîr edüp üç yüz yiğit ile cânib-i kıbleye Sakarya nehri kenarından (---) sâ‘atde kasaba-i Ayaş nâhiyesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 366b ·
metinde göster ·
… sdûd olup ba‘dehû Nasıf Paşa bu mahalle kal‘a-misâl bir hân-ı azîm binâ edüp bu
karye
âhâlisin bu mahalle iskân etdirüp hâlâ ma‘mûr kasaba olmuşdur. Bir câmi‘i ve hâ …
Menzil-i karye-i Köstebek Hânı: Bu dahi (---) hâkinde yüz hâneli bir dereli zemînde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kurâdır. Cümle âhâlîleri cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir. Zîra sene (---) târîhinde Sultân Ahmed Hân asrında Kara Yazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu ve Deli Hasan ve Kalacak nâm celâlîler Anadolu diyârların harâb u yebâb etdüklerinde bu mahalde bir kârbân-ı azîm bozup iki binden mütecâviz ibâdullahı dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâ’im aldıklarından sonra bu yollar niçe zamân mesdûd olup ba‘dehû Nasıf Paşa bu mahalle kal‘a-misâl bir hân-ı azîm binâ edüp bu karye âhâlisin bu mahalle iskân etdirüp hâlâ ma‘mûr kasaba olmuşdur. Bir câmi‘i ve hânı ve imâreti ve hammâmı ve bir kaç esvâk-ı muhtasarı vardır. Üzüm turşusu gâyet memdûhdur. Ammâ hânı Anadolu diyârında nazîri yokdur. Meğer Şâm kurbunda Katîfe ve Şa‘şa‘a 368a hânı ola. İçli ve dışlı ve müte‘addid haremli ve iki bin at alır ıstablı ve başka develiği ve beyâz sahrâ-misâl bir meydânı ve'l-hâsıl cümle imâreti rasâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestur bir hân-ı ma‘mûrdur. Andan yine şimâle 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b–368a ·
metinde göster ·
içre bir câmi‘-i azîm ve bir tekye-i kadîm içre münevver bir kubbe-i âlî içinde …
âyeti delîldir, ammâ bu tâbût Antakıyye ve Kefirnâhûn ya‘ni Sıfet'e ve şehr-i Mısır'a dâhil olmadığından cümle müfessirîn ve muhaddisîn [ü] müverrihîn bu üç şehr bi'l-ittifâk arz-ı mukaddes değildir, demişler ve bir rivâyetde peygamberler medfûn olduğu yerlere arz-ı mukaddes demişler. Ammâ bu Arz-ı Mukaddes'de Ba‘albek ovasında nehr-i Tenûr ve nehr-i Zâbûl ve nehrü'l-Kelb ve nehr-i Zağzağa ve niçe nehirler vardır ammâ Furât ve Âsî'den gayrî Arz-ı Mukaddes içre cereyân eden nehr-i azîm yokdur. Ammâ nehr-i Furât üzre Arz-ı Mukaddes'e dâhil oldukdan sonra aslâ cisr yokdur. Zîrâ deryâ-misâl sudur, cisr dutmak ihtimâli yokdur. Malâtiyye ve Birecik ve Ca‘ber kal‘aları önünde gemilerle ubûr olunup Birecik'den tâ Bağdâd ve Kurna'ya varınca cemî‘i tüccâr metâ‘ların keleklerle ve gemilerle Bağdâd ve Basra'ya götürürler. Nehr-i amîk sudur ammâ bu nehr-i Âsî kantara kabûl eder. Bir cisri Antakıyye'de ve bir köprüsü bu mezkûr Râstân cisridir kim Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd ve Şâm Halîfesi Nûreddînü'ş-Şehîd ve niçe mülûkler ta‘mîr ü termîm etmişdir. Zîrâ memerr-i nâs ve râh-ı Mısr u Şâm ve Haleb'dir. Bu cisrin Hımıs hâki tarafı kenarında bir bayır üzre Hımıs hudûdunda yüz hâneli bir Arab beledi vardır. Andan ziyâretgâh-ı pîr-i erbâb-ı zevk, şeyh-i ashâb-ı şevk, hâris-i akl u şer‘, ârif-i asl [u] fer‘, şeyh-i esrâr-ı İlâhî, mücâhid-i envâr-ı nâ-metünâhî, eş-Şeyh Bâyezîd-i Bistâmî kuddise sırruhu, ol karye içre bir câmi‘-i azîm ve bir tekye-i kadîm içre münevver bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Tarîk-i (---)(---) ulu sultândır. Yüzden mütecâviz fukarâ-yı bi-etallahları vardır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Cemî‘i Arab u Urbân ve Türkmân ve Ervâm ve ecnâs-ı mahlûkât bu sultâna mu‘tekidlerdir kim ziyâretgâh-ı hâs u âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 26b ·
metinde göster ·
kim iki yüz hâneli ve bâğlı u bâğçeli ve câmi‘li ve hân u hammâm ve tekyeli vü …
Ziyâretgâh-ı Makâm-ı Hazret-i Nûh Nebî aleyhi's-selâm:: Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerk-i Nûh nâm bir karye kim iki yüz hâneli ve bâğlı u bâğçeli ve câmi‘li ve hân u hammâm ve tekyeli vü esvâk-ı muthasarlı bir ma‘mûr kurâdır. Bukâ‘ subaşısı hükmünde Ba‘albek nâhiyesi hudûdunda ziyâretgâh-ı Hazret-i Nûh aleyhi's-selâmdır. Bir mürgzâr-ı çemenzâr içinde bâğ-ı cinânlı bir âsitâne-i azîmdir. Yüz aded fukarâ-yı tarîk-i Hasani'r-Râ‘î fukarâsı vardır. Kubbe-i pür-envârın Âl-i Emeviyyûn'dan Abdülmelik ibn Mervân binâ etmişdir. Kabr-i şerîfinin sandûkası yeşil çuka ile mestûrdur. Ve gûnâ-gûn şem‘dân ve maslûbât âvîzeler ile ma‘mûrdur. Ve evkât-ı hamse edâ olunur ma‘bedhâne-i kadîmdir. Bi-kavli Tevârîh-i İcmâl-i Enbiyâ, bi-kavli Muhammed ibn İshâk, Hazret-i Nûh'un ömr-i azîzleri dörd yüz seneye vardıkda Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet'den vahiy gelüp yüz yigirmi sene halkı dîne da‘vet eyledi. Ancak cümle sekiz nefer kimesne imâna gelüp andan tûfân olup Nûh Nebî binâsı keştîye seksen nefer kimesne ile gemiye girüp tûfândan halâs olup Musul-ı Irâk'da Cebel-i Cûdî üzre kırk günden sonra karâr edüp ibtidâ Tûfân-ı Nûh'dan sonra edîm-i arzda imâr olan karye Cûde'dir kim Kur’ân-ı azîm'de delîl-i kat‘î ile müsbetdir. Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b ·
metinde göster ·
… ırk günden sonra karâr edüp ibtidâ Tûfân-ı Nûh'dan sonra edîm-i arzda imâr olan
karye
Cûde'dir kim Kur’ân-ı azîm'de delîl-i kat‘î ile müsbetdir. Sûre-i (---)
Ziyâretgâh-ı Makâm-ı Hazret-i Nûh Nebî aleyhi's-selâm:: Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerk-i Nûh nâm bir karye kim iki yüz hâneli ve bâğlı u bâğçeli ve câmi‘li ve hân u hammâm ve tekyeli vü esvâk-ı muthasarlı bir ma‘mûr kurâdır. Bukâ‘ subaşısı hükmünde Ba‘albek nâhiyesi hudûdunda ziyâretgâh-ı Hazret-i Nûh aleyhi's-selâmdır. Bir mürgzâr-ı çemenzâr içinde bâğ-ı cinânlı bir âsitâne-i azîmdir. Yüz aded fukarâ-yı tarîk-i Hasani'r-Râ‘î fukarâsı vardır. Kubbe-i pür-envârın Âl-i Emeviyyûn'dan Abdülmelik ibn Mervân binâ etmişdir. Kabr-i şerîfinin sandûkası yeşil çuka ile mestûrdur. Ve gûnâ-gûn şem‘dân ve maslûbât âvîzeler ile ma‘mûrdur. Ve evkât-ı hamse edâ olunur ma‘bedhâne-i kadîmdir. Bi-kavli Tevârîh-i İcmâl-i Enbiyâ, bi-kavli Muhammed ibn İshâk, Hazret-i Nûh'un ömr-i azîzleri dörd yüz seneye vardıkda Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet'den vahiy gelüp yüz yigirmi sene halkı dîne da‘vet eyledi. Ancak cümle sekiz nefer kimesne imâna gelüp andan tûfân olup Nûh Nebî binâsı keştîye seksen nefer kimesne ile gemiye girüp tûfândan halâs olup Musul-ı Irâk'da Cebel-i Cûdî üzre kırk günden sonra karâr edüp ibtidâ Tûfân-ı Nûh'dan sonra edîm-i arzda imâr olan karye Cûde'dir kim Kur’ân-ı azîm'de delîl-i kat‘î ile müsbetdir. Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b ·
metinde göster ·
… -i karye-i Şem‘ûn-ı Safâ: Bu mahal Sıfet hudûdunda vilâyet-i Dürüzistân'dır. Bu
karye
bin hâneli ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr karyedir kim her hâne …
Menzil-i karye-i Şem‘ûn-ı Safâ: Bu mahal Sıfet hudûdunda vilâyet-i Dürüzistân'dır. Bu karye bin hâneli ve hân u hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı ma‘mûr karyedir kim her hânesi kal‘a-misâl mazgal delikli, cümle kapuları muhkem ve metîn kal‘a-misâl türâb-ı pâk ile mestûr zeytûnlu ve dud ağaçlı, bâğlı ve bâğçeli âbâdân karye-i Dürüzistân'dır. Bu karyede yedi yüz esîr kurâ şeyhleri gelüp niçesinin kelleleri galtan olup altı yüzü kayd-bend-i esîr olup otak önüne beş bin kelle yığılup asker-i İslâm'dan ancak iki yüz seksen âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp yedi yüz âdem mecrûh-ı dil-fikâr oldu. Ol gün cemî‘i iş erlerine iki yüz yetmiş hil‘at giydirilüp niçe yüzüne Şâm ze‘âmeti ve timarları ve yeniçeri gedikleri ihsân olunup iki bin mikdâr şehbâz u dilîr ve server [ü] hünerverlerin serlerine çelenkler sançılup cümleye yetmiş kîse bahşîş ihsân olundu. Hakîrin bu ceng-i garrâya fakîranca bu ebyâtı târîh düşmüşdür: Feth-i Dürüzî be-dest-i Murtezâ Paşa
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
ahâlîsinin kapuları şeb [u] rûz küşâdedir ve gâyet mün‘im Dürüzîleri vardır. Cü …
Menâkıb-ı gayr: Bu karye ahâlîsinin kapuları şeb [u] rûz küşâdedir ve gâyet mün‘im Dürüzîleri vardır. Cümle metâ‘ları meydân-ı muhabbetdedir. Aslâ bir kimesne bir ferd-i âferîdenin erzâklarına vaz‘-ı yed edemezler. Bir kimesnenin bir şey’i zâyi‘ olsa zann-ı gâlibi olan kimesneyi "şer‘ullah" deyü bu Şem‘ûn-ı Safâ türbesine götürüp müdde‘î eydür: "Ihken yâ Şem‘ûn!" deyü selâm verüp zannı olduğu olan âdem gelüp Şem‘ûn'ın kapusuna el urup yemîn eder. Eğer bî-haber ise aslâ zarar isâbet etmez. Eğer sârık ise Şem‘ûn'un kapusuna el urunca tepesi üzre gelüp mürd olur. Bu âsitâne kapusu önünde yatan cümle mevtâlar yalan yemîn edüp Şem‘ûn kapusuna el uranlardır. Niçeler havf edüp kapuya el urmayup serîka etdüğü şey’i i‘tirâf edüp alduğu eşyayı verüp halâs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… -i (---)(---) Istıranca dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Ergene'ye rîzân olur. Bu
karye
dahi ze‘âmetdir. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Karabınar: Kırkkenîse livâsında iki yüz hâneli Bulkar-ı hâksâr köyüdür. Ammâ gâyet imârdır. Hattâ vezîr-i rûşen-zamîr Siyâvuş Paşa bir hân-ı azîm binâ edüp dahi âbâdân oldu. Derûn-ı kal‘adan nehr-i (---)(---) Istıranca dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Ergene'ye rîzân olur. Bu karye dahi ze‘âmetdir. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… ur. Hakkâ ki sûre-i (---)Arapça âyeti bu engübîn hakkında nâzil olmuşdur. Bu
karye
câmi‘inin imâmı Alî Efendi yetmiş sene sâ’imü'd-dehr sulehâ-yı ümmetden mazanne …
Menzil-i karye-i Sasalar: Gâzî Hudâvendigâr'ın Sasa Koca nâm bir yarar-ı benâm anda ibtidâ mesken edinmeğile karye-i Sasa derler. İki yüz hâne-i müslim ve gayrimüslim hâneleri vardır. Hatta Boşnak İshâk Ağa bunda sâkin olmağıla çâr-kûşe bir kulle-i bâlâ binâ edüp haydud [u] harâmî şerrinden emîn oldu. Ve Tatar Süleymân Ağa bir hân binâ edüp karyesi dahi ziyâde imâr oldu. Bu beledîn dağlarında olan gûnâ-gûn giyâhât [u] nebâtât, haşâyişât envâ‘ının kesretinden ve gül-i gülistân ezheriyyâtının vefretinden bu karyede ol kadar hâs ve beyâz asel-i musaffâ olur kim Hudâ âlimdir beyâz dülbendden fark olunmaz ve tenâvül edene aslâ ve kat‘â harâret vermeyüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Hakkâ ki sûre-i (---)Arapça âyeti bu engübîn hakkında nâzil olmuşdur. Bu karye câmi‘inin imâmı Alî Efendi yetmiş sene sâ’imü'd-dehr sulehâ-yı ümmetden mazanne-i kerâme bir kimesnedir. Andan yine şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 108a ·
metinde göster ·
… u hammâmlı ve kifâyet mikdârı dükkânlı ve dağları bâğlı ma‘mûr u kârgîr binâlı
karye
ve ulemâsı gâyet çokdur. Ve bu Kürdistân'ın elbette her köyünde medrese mukarre …
Menzil-i karye-i Hüzdâr: Bu dahi Akra sancağı hâkinde bin hâneli ma‘mûr câmi‘li ve medreseli ve hân u hammâmlı ve kifâyet mikdârı dükkânlı ve dağları bâğlı ma‘mûr u kârgîr binâlı karye ve ulemâsı gâyet çokdur. Ve bu Kürdistân'ın elbette her köyünde medrese mukarrerdir. Andan yine taraf-ı şimâle 7 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374b ·
metinde göster ·
… e müverrihler bunda medfûndurlar ammâ sahîhi kal‘a-i Hille kurbünde Refiyye nâm
{karye
kurbünde Hazret-i Alî kabri kurbünde nehr-i Furât kenârında medfûndur, sah}. Bu …
Ve makâm-ı ziyâret-i Hazret-i Zelkifl ibn Hazret-i Eyyûb aleyhi's-selâm: Niçe müverrihler bunda medfûndurlar ammâ sahîhi kal‘a-i Hille kurbünde Refiyye nâm {karye kurbünde Hazret-i Alî kabri kurbünde nehr-i Furât kenârında medfûndur, sah}. Bu kal‘anın cânib-i (---) nâzır bir kapusu vardır. Bu kapunun iç yüzünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391a ·
metinde göster ·
ahâlîleri bu pülle dîdebânlardır. Ve bu cisir altına nehr-i Araz tâ Bingöl yayl …
Ve bu cisre karîb karye ahâlîleri bu pülle dîdebânlardır. Ve bu cisir altına nehr-i Araz tâ Bingöl yaylağından gelüp kal‘a-i Malazcird'e uğrayup andan kal‘a-i (---) uğrayup andan Hasankal‘asına üç sâ‘at karîb Çoban köprüsü altından güzer edüp niçe yüz kurâ vü kasabâtlara râst gelüp kal‘a-i Revân kurbunda nehr-i Zengi'ye mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16a ·
metinde göster ·
… e mâ’il ve hakk-ı cevâba her bâr ka’il idi ve mutasarrıf olduğu eyâletlerde bir
karye
değil bir hâne gâret olunmadı ve tevâbi‘ine gâyet zâbit w râbit olup herkes ırz …
Hikmet-i Hudâ bu Sâlih Paşa sinirinden maslûb Defterdâr Mustafâ Paşa'nın hidmetkârı idi. Kendüleri sadâret rütbesine nâ’il oldukları gün hukûk-ı sâbıkaya binâ’en bu Defterdârzâde Mehemmed Beğ çelebisini ileri çeküp Yeniçeri Ağası etmek murâd edindikde Mehemmed Beğ kabûl etmeyüp eyâlet-i Erzurûm'a tâlib oldukda ol ân Vezîr Sâlih Paşa Sultân İbrâhîm Hân'a telhîs edüp telhîsi hayyız-ı kabûlde olup eyâlet-i Erzurûm üç tuğ vezâret ile ibtidâ’en Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize sadaka olunup ibtidâ anlar ile memâlik-i Erzurûm seyâhatine gidüp andan üç kerre diyâr-ı Acem'e gitdiğimiz bâlâda cümle cild-i evvelimizde mastûrdur, ammâ saded-i ahlâk-ı hasene-i Mehemmed Paşa oldur kim bu eyâlet-i Erzurûm'a mutasarrıf iken ahâlî-i Erzurûm emn [ü] emân-ı âsâyiş ile herkes kendü kâr [u] kisbinde zevk u safâdan hâlî değiller idi. 18a Ve adl [ü] adâlete mâ’il ve hakk-ı cevâba her bâr ka’il idi ve mutasarrıf olduğu eyâletlerde bir karye değil bir hâne gâret olunmadı ve tevâbi‘ine gâyet zâbit w râbit olup herkes ırzıyle zevk u şevkinde olup pâk u pâkîze ve musallî tevâbi‘lere mâ’il idi, zîrâ kendü nefsinde dahi pâk u pâkîze her şeyden müberrâ bir mahbûbü'l-kulûb ve bir akl-ı Arasto ve dûrbîn-fikr ve re‘âyâ-perver idi ve kemâl-i sâhib-i hayâ ve mü’eddeb olduğundan bir ferd-i âferîde anın avret yerin görmüş değiller idi. Ve irtişâ ve zemm ü nemm ve gıybet ve mesâvî tarafından gâyetle perhîzkâr idi. Ve şecâ‘at ve mehâbet ve selâbetde beyne'l-akrân Sâm u Nerîmân akrân idi. Hattâ sene 1057 târîhinde şuşik kal‘ası cenginde ve dahi sene {1058 târîhinde} Üsküdar'da Kara Murâd Paşa sadrıa‘zam iken Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu cenginde bu Mehemmed Paşa talî‘a-i asker olup çarha cenginde etdiği bahâdırlıkları bir vezîr-i dilîr etmemişdir. Meğer Gâzî Seydî Ahmed Paşa Tarabefzûn eyâletinde nehr-i Çoruğ kenârında Gönye kal‘ası cenginde kavm-i Kazak-ı Ak ile etmiş ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17b–18a ·
metinde göster ·
imiş. Hakîr gördükde henüz zelzeleden harâb [u] yebâb olup câ-be-câ hâneleri ka …
Mâ-tekaddem kasaba-misâl bir ma‘mûr karye imiş. Hakîr gördükde henüz zelzeleden harâb [u] yebâb olup câ-be-câ hâneleri kalmış idi. Bu mahalde bu karye bir boğaz ağzına vâki‘ olup bir tarafı Akdeniz'dir ve bir tarafı Akdeniz'den girmiş Enez körfezidir kim tûlu kâmil seksen mîldir. İki tarafı zamân-ı kadîmde amâr kal‘alar imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Hattâ selef kralları bu Kavak nâm köy mahallinden kesüp Akdeniz'i Enez körfezine karışdırmağa sa‘y [u] ihtimâm etdikleri mahall-i ma‘hûdelerin âsârı aşikâredir. Eğer eylece olsa Gelibolu ve Bolayır ve Kavak ve kal‘a-i Ekşimil ve gayrı büleyde ve kılâ‘lar bu cezîrede kalmış olurdu, ammâ ihtimâldir "Edirne ve Dimetoka ve Malkara şehirlerine küffâr gemileri gelmesi karîb olur" deyü bu Kavak boğazın kesmeden ferâgat etmişler. Hakkâ ki re’y [ü] tedbîr etmişler. Andan karye-i Kavak kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b ·
metinde göster ·
… nüz zelzeleden harâb [u] yebâb olup câ-be-câ hâneleri kalmış idi. Bu mahalde bu
karye
bir boğaz ağzına vâki‘ olup bir tarafı Akdeniz'dir ve bir tarafı Akdeniz'den gi …
Mâ-tekaddem kasaba-misâl bir ma‘mûr karye imiş. Hakîr gördükde henüz zelzeleden harâb [u] yebâb olup câ-be-câ hâneleri kalmış idi. Bu mahalde bu karye bir boğaz ağzına vâki‘ olup bir tarafı Akdeniz'dir ve bir tarafı Akdeniz'den girmiş Enez körfezidir kim tûlu kâmil seksen mîldir. İki tarafı zamân-ı kadîmde amâr kal‘alar imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları zâhir ü bâhirdir. Hattâ selef kralları bu Kavak nâm köy mahallinden kesüp Akdeniz'i Enez körfezine karışdırmağa sa‘y [u] ihtimâm etdikleri mahall-i ma‘hûdelerin âsârı aşikâredir. Eğer eylece olsa Gelibolu ve Bolayır ve Kavak ve kal‘a-i Ekşimil ve gayrı büleyde ve kılâ‘lar bu cezîrede kalmış olurdu, ammâ ihtimâldir "Edirne ve Dimetoka ve Malkara şehirlerine küffâr gemileri gelmesi karîb olur" deyü bu Kavak boğazın kesmeden ferâgat etmişler. Hakkâ ki re’y [ü] tedbîr etmişler. Andan karye-i Kavak kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b ·
metinde göster ·
… olup cereyân ederek cisr-i tavîlden akan Ergene nehri dahi {Adasar Hanlısı nâm
karye
kurbunda} bunlara mahlût olup ba‘dehû Fere şehrinden iki sâ‘at aşağı ve İpsala …
Ve bu İpsala'dan şehr-i Malkara'ya gitmek murâd edinen kimesneler bu mahalde gemilere ve sallara ve ma‘diyelere binüp karşu geçüp Malkara şehrine nîm sâ‘atde gider. Deryâ-misâl bir nehr-i azîmdir kim nehr-i Meriç Samakov dağlarından gelüp şehr-i Filibe ve Edirne'ye gelir ve nehr-i Tunca Kızanlık dağlarından yine Edirne'ye gelir ve nehr-i Arda (---) dağlarından gelüp bu üçü Edirne şehri içinde Mihâl köprüsü altında bir olup cereyân ederek cisr-i tavîlden akan Ergene nehri dahi {Adasar Hanlısı nâm karye kurbunda} bunlara mahlût olup ba‘dehû Fere şehrinden iki sâ‘at aşağı ve İpsala şehrinden aşağı Enez kal‘ası kurbunda Akdeniz'e deryâ-misâl mahlût olup andan şehr-i Edirne'ye gemiler gelüp şehr-i Edirne ve şehr-i İpsala ganîmet olur, ammâ şehr-i İpsala bir vâsi‘ fezâda bâğ u bâğçeli cümle (---) aded kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî ma‘mûr u müzeyyen hânedânlardır ve dahi cümle 98a(---) aded mihrâbdır. Evvelâ çârsû içre (---) câmi‘i (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b–98a ·
metinde göster ·
sene (---) târîhinde Gâzî Fazlî Paşa müceddeden bir câmi‘i ve bir hânı ve bir h …
Bu karye sene (---) târîhinde Gâzî Fazlî Paşa müceddeden bir câmi‘i ve bir hânı ve bir hammâmı ve birkaç dükkânı ve yüz aded tahta ve çam kabuğu örtülü fukarâ hânesinin amâr edüp mu‘âf u müsellem etdi, zîrâ bu yaylada küffâr beher sene niçe bin âdem esîr ederdi. Anıniçün cümle Bosna eyâletine mutasarrıf olan vüzerâlar bu yaylada on bin asker ile yaylayup çam kabuğundan niçe bin hâneler binâ edüp muhâfaza eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
dibinde nehr-i Cermat'a girir. Cermat Dobniçse'den gelir. Nehr-i (---) mahlût o …
Ve şehrin zemîni kıble cânibi sahrâ-yı bî-pâyândır. şimâlî ve garbî tarafı bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde Dıragovişta yaylağıdır kim andan Karasu nâm bir âb-ı hayât hurûc edüp sahrâdan cereyân ederek {kasaba-i} Boboşova'da Cermata nâm karye dibinde nehr-i Cermat'a girir. Cermat Dobniçse'den gelir. Nehr-i (---) mahlût olur. Gâyet mahsûldâr sahrâ-yı Köstendil'dir, ammâ şehri ol kadar ma‘mûr değildir. Cümle on bir mahallecikdir. Durhanzâde mahallesi ve Eski mahalle ve Bana mahallesi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Meşhûr mahallâtlar bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köy …
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu vardır, ammâ ol kadar şiddet-i hâr üzre su değildir. Sermâ su idhâl etmeden gasl olunur. Mu‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa bu germâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germâbı amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin ünâs-ı mahlûk-ı Hudâ cem‘iyyet-i kübrâ edüp germâb faslı eder, ammâ menâfi‘-i kesîresi zenânelere mahsûsdur. Husûsan vaz‘-ı hamlde bir hâtûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan vaz‘-ı haml eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
Ez-în-cânib nehr-i Tuna'nın bir fırkası bu Bınarhisâr'da ve kurbunda Yenehisâr'da ve Pravadi ile Varna şehri arasındaki Duna değirmenlerinden âşikâre olup cereyân eder. Yanvan Kral Tuna'nın İslâmbol'dan döndüğün istimâ‘ edüp cân ber-cehennem gider. İlâ hâze'l-ân Çatalca kurbunda Âzâdlı nâm karye kurbunda dağlar içre mağâralardan nehr-i Tuna cereyân etdüğinün alâmetlerin Fâtıma Sultânzâde Süleymân Beğ ile bu gârlara girüp seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
Şıpka dağı dibinde bâğlı ve bâğçeli müselmân köyüdür. Bir câmi‘i ve iki yüz hân …
Bu karye Şıpka dağı dibinde bâğlı ve bâğçeli müselmân köyüdür. Bir câmi‘i ve iki yüz hânesi var. Kâdiroğlu Velî Çelebi yahşı cândır. Bize yarar refîkler koşup ale's-sabâh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b ·
metinde göster ·
… mdi karye-i Frav kurbunda meks etdik. Lafz-ı Frav kral avretlerinin ismidir. Bu
karye
kral avreti hâssı olmağile Frav köyü derler, gâyet ma‘mûr köydür kim Erdel'e tâ …
Mukaddemâ asker-i İslâm ile yigirmi gün mukaddem bu nâhiye-i Beleşo Sonloğ'un bir cânibinde meks etmişdik. Şimdi karye-i Frav kurbunda meks etdik. Lafz-ı Frav kral avretlerinin ismidir. Bu karye kral avreti hâssı olmağile Frav köyü derler, gâyet ma‘mûr köydür kim Erdel'e tâbi‘dir. Ve bu mahalde bizim Varat kal‘asına tâbi‘ köyler tamâm ve dahi Varat'dan berü ubûr etdiğimiz el vilâyet cümle Erdelistân'dır, ammâ re‘âyâları ve niçe bin kurâları Varat eyâletine ze‘âmet ve tîmâr ve hâss-ı vüzerâ ve hâss-ı defterdâr ve defter emîni hâsları kayd olunmuşdur. Andan cânib-i şarka 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a ·
metinde göster ·
kurbunda bir hurmalık altında medfûnlar. Ba‘zı Mervânî ve Yezîdîler varup ziyâr …
"Cedd-i ızâmım Hazret-i Yezîd rûhiyçün şimdi ben sizi vâkı'amda görüyordum. Bana tâbi‘ olmağa mı geldiniz?" dedikde Âmir Cürcânî ve Abdullâh Mâzinî eydir: "Vallâhi biz de Ebü'l-Müslim başıyçün seni burada depelemeğe geldik" deyince hemân zeber-dest Mervân el kaldıram sandı. Abdullâh Mâzinî Mervân-ı Hımâr'a eyle bir sâtûr-ı Müslimî urdu kim kellesi hâk-i pâke-i rimâl üzre galtân oldu. Ve etbâ‘-ı Mervân Abdullâh üzre el kaldıram zann etdiler. Abdullâh ve Âmir Cürcânî yüz on âdem dahi Mervânîlerden katl edüp başlarını Şâm'da Ebü'l-Müslim'e götürdüler. Hâlâ Mervân'ın ve tevâbi‘lerinin mezârları Mısır'ın Cîze hâkinde mezkûr Bûsîr nâm karye kurbunda bir hurmalık altında medfûnlar. Ba‘zı Mervânî ve Yezîdîler varup ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 164a ·
metinde göster ·
imiş. Ahâlîsi erbâb-ı ma‘ârif bezzâzlar olmağın yeniçeri odaları himâyesinde ol …
Zamân-ı kadîmde küçük karye imiş. Ahâlîsi erbâb-ı ma‘ârif bezzâzlar olmağın yeniçeri odaları himâyesinde olup mu‘âf [u] müsellem olmak ile hâlâ bir şehr-i azîm gibi olmuşdur. Yenişehir'in cânib-i garbında nümâyân olan ilimboz yaylası dâmeninden cenûbdan garba tûlânî vâki‘ olmuş cümle üç bin beş yüz aded serâpâ kiremit örtülü biri biri üzre kat-ender-kat sık ve daracık bâğ u bâğçesiz kefere-i Rûm hâne-i menhûsları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235b ·
metinde göster ·
içre bir âb-ı hayât-ı berrâk ve âb-ı nâb su kaynak havz-ı azîmi var kim bu kary …
Der-sun‘-ı Hudâ-yı ibret-eser: Bu karye içre bir âb-ı hayât-ı berrâk ve âb-ı nâb su kaynak havz-ı azîmi var kim bu karye-i ma‘mûrenin etrâfında olan niçe kurâlardan avred ve oğlanlar gelüp bu havz-ı azîm içre şinâverlik edüp benî âdem mâhîleri birbirlerine bilâ-vâsıta kuç kucağ olup sohbet-i pür-çîn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
… . Hâlâ bir âb-ı hayât sulu ve bî-hisâb çeşme-sârlı bâğ-ı cihân-misâl bir ma‘mûr
karye
olup çeşmelerin ayakları aşağısında serâpâ bâğ u bâğçeler ve müşebbek bostânlar …
Sebeb-i vîrânı oldur kim mâ-tekaddem karşusunda olan Koron kal‘ası gâzîleri firkateler ile bu cezîreyi yaka yıka harâb edüp ahâlîleri bir sâ‘at dağlara kaçup bir yalçın dağ üzre karye-i Pırastoz'u amâr edüp sâkin olurlar. Hâlâ bir âb-ı hayât sulu ve bî-hisâb çeşme-sârlı bâğ-ı cihân-misâl bir ma‘mûr karye olup çeşmelerin ayakları aşağısında serâpâ bâğ u bâğçeler ve müşebbek bostânları bî-hisâbdır ve âb [u] hevâsı latîf bir ferah-fezâ yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b ·
metinde göster ·
… urâlarındandır, ammâ İnebahtı hudûdu Yılan çayında tamâm oldu. Ve bu Galata nâm
karye
yüz evli bir ma‘mûr bâğ u bâğçeli ze‘âmet kerefe köyüdür.
Karye-i Galata: İnebahtı kurâlarındandır, ammâ İnebahtı hudûdu Yılan çayında tamâm oldu. Ve bu Galata nâm karye yüz evli bir ma‘mûr bâğ u bâğçeli ze‘âmet kerefe köyüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340b ·
metinde göster ·
Karye-i Zarovina: Yüz evli bir ma‘mûr köydür ve bir kulleli çiftliği var. Bu
karye
Poğonya kazâsı hudûdudur. Bundan öteye kıble tarafına artık Yanya sancağı kazâs …
Karye-i Zarovina: Yüz evli bir ma‘mûr köydür ve bir kulleli çiftliği var. Bu karye Poğonya kazâsı hudûdudur. Bundan öteye kıble tarafına artık Yanya sancağı kazâsıdır ve bu karyeden şehr-i Yanya 9 sâ‘atlik yerdir. Ve bu Zaravina köyü bâğlı ve bâğçeli bir göl kenârında vâki‘ olmuş ma‘mûr ze‘âmetdir. Anda ziyâfet-i azîmler olup toplar ve tüfengler şâdımânları olup bu köyden kızı alup alay ile yollarda niçe yüz kerre tüfeng şâdımânları edüp cümle yiğitler sadâ-yı Allâh Allâh gülbângı çeküp ammâ yine kefere gibi horos deperek gidüp gayri yol ile gerüye dönüp ma‘mûr kurâlar geçüp 4 sâ‘atde cânib-i garba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356a ·
metinde göster ·
… bir çemenzâr yerdir. Bâğları bu mahalden aşağı bir dere içre vâki‘ olmuşdur. Bu
karye
Y 8a içre,
Karye-i Selîm Baba: Çukurca kazâsı karyesindendir. Bir bayır eteğinde yigirmi evli bir bâğsız ve bâğçesiz küçük müselmân köyüdür. Ammâ azîm sun‘-ı Hudâ dıraht-ı müntehâlar altında âb-ı hayâtdan nişân verir kaynak uyûnları vardır kim diller ile ta‘bîr olunmaz bir çemenzâr yerdir. Bâğları bu mahalden aşağı bir dere içre vâki‘ olmuşdur. Bu karye Y 8a içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7b–Y8a ·
metinde göster ·
… ma‘mûr [u] âbâdân şehr-i müzeyyen imiş. Ve bundan gayri yine bu kazâda üç aded
karye
dahi Lala Paşa evkâfı vardır.
Sarhan sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi on bir pâre kurâdır ve mu‘âf [u] müsellem Lala Paşa evkâfıdır. Zamân-ı kadîmde aceb ma‘mûr [u] âbâdân şehr-i müzeyyen imiş. Ve bundan gayri yine bu kazâda üç aded karye dahi Lala Paşa evkâfı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a ·
metinde göster ·
… bâdân köydür. Leb-i deryâda dıraht-ı müntehâlar içre bir kubbe-i âlî vardır. Bu
karye
ve Sayda ve Beyrût ulemâları zu‘mları üzre ol âsitâne-i Hazret-i Yûnus Nebiyyul …
Karye-i Ciyeyye: iki yüz evli bâğ u bâğçeli ve âb-ı hayâtlı ve bir câmi‘li ma‘mûr u âbâdân köydür. Leb-i deryâda dıraht-ı müntehâlar içre bir kubbe-i âlî vardır. Bu karye ve Sayda ve Beyrût ulemâları zu‘mları üzre ol âsitâne-i Hazret-i Yûnus Nebiyyullâh aleyhisselâm ibn Mitte. Balık Hazret-i Yûnus'u bu mahalde kayy edüp ba‘de zamânın bunda merhûm olup yine bunda medfûn olmuşdur, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·
… ıfet hâkinde iki yüz evli müselmân köyüdür. Bu nâhiyelerde Dürûzîler yokdur. Bu
karye
, kasaba-misâl bir ma‘mûr belîde bâğ u bâğçe ve besâtîni firâvândır. Ve âb [u] h …
Karye-i Hattîn: Sıfet hâkinde iki yüz evli müselmân köyüdür. Bu nâhiyelerde Dürûzîler yokdur. Bu karye, kasaba-misâl bir ma‘mûr belîde bâğ u bâğçe ve besâtîni firâvândır. Ve âb [u] hevâsı râhat-ı cândır. Haftada bir gün azîm bâzârı durup on bin âdem etrâf nevâhîlerden cem‘ olup bey‘ [ü] şirâ olunur. İki cânibi alçak kayalı bir vâsi‘ öz içre vâki‘dir. Bir câmi‘i ve bir hammâmı ve bir hânı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y202a ·
metinde göster ·
… i sağîre üzre iki yüz evli bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr belîdedir. Ve bu
karye
âsâr-ı binâları ile gûyâ kal‘adır. Ve halkı gâyet mün‘im âdemlerdir. Anda,
Karye-i şemûyil: Bir alçak cebel-i sağîre üzre iki yüz evli bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li ma‘mûr belîdedir. Ve bu karye âsâr-ı binâları ile gûyâ kal‘adır. Ve halkı gâyet mün‘im âdemlerdir. Anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y207b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı Beytü'l-lahm: Kudüs hâkinde iki yüz hâneli bâğ u bâğçeli müslim ve kefere karyesidir. Ve bu karye içre Beytü'l-lahm ibret-nümâdır. Hazret-i Dâvûd Câlût'u katl edüp cümle askerin dahi dendân-ı tîg-ı âteştâbdan geçirüp gazâ mâliyle bu Beytü'l-lahm'i binâ etmişdir, ammâ ibtidâ ismi ilyâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225b ·
metinde göster ·
… ân eder. şeyyâre kayayı kazup çıkardığıyçün bu ayna Ayn-ı şeyyâre derler. Ve bu
karye
dahi ol ismile müsemmâdır. Andan,
Karye-i Ayn-ı şeyyâre: Üç yüz evli bir ma‘mûr bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li karyedir. Hazret-i Ahnûh kızı şeyyâre bunda bir kubbede medfûndur. Ve bu mahalde bir âb-ı sâfî uyûn vardır, nehr-i azîm gibi cereyân eder. şeyyâre kayayı kazup çıkardığıyçün bu ayna Ayn-ı şeyyâre derler. Ve bu karye dahi ol ismile müsemmâdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y228a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i Hazret-i Seryâ ibn Hazret-i Ays ibn Hazret-i İshâk: ammâ ahâlî-i
karye
bizzât Hazret-i Ays dahi bunda medfûndur derler, el-ilmü indallâh. Ammâ bu Hazr …
Ziyâret-i Hazret-i Seryâ ibn Hazret-i Ays ibn Hazret-i İshâk: ammâ ahâlî-i karye bizzât Hazret-i Ays dahi bunda medfûndur derler, el-ilmü indallâh. Ammâ bu Hazret-i Seryâ âsitânesinde bir şeyhi var. Dâ’imâ savm-ı Dâvûd'a müdâvim bir mazınne-i kirâme kimesnedir. Hakîrin derûnundan geçdi ki bu Hazret-i Seryâ rûhuna bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edem, deyü hâtırda iken hemân şeyh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232b ·
metinde göster ·