… hlayup Revân seferine gidüp gelince üç sene mürûr 279a edüp yine bu Karacalar
karyesinde
hâne sâhibine mihmân olup âteş yakmağa kütüğü getirüp yine üç sene mukaddem ens …
Menzil-i karye-i Karacalar; Kankırı hükmünde ze‘âmetdir. Bir câmi‘li ve çemenzâr ve mahsûldâr yerli üç yüz hâne ahûrlu hâne-i fukarâlardır. Âyende vü revendeler mihmân olup ahâlîsi kâr ederler. Ammâ mu‘ânid Etrâklerdir. Bir kütüğü kırk kerre müsâfirîne satarlar. Zîrâ her gice mezkûr kütük su içinde yatar. Alan âdem ol kütüğü yakmak içün on akçe odun alır. Hattâ bir ârif yolcu bir kütüğe bir kevele enserisin mıhlayup Revân seferine gidüp gelince üç sene mürûr 279a edüp yine bu Karacalar karyesinde hâne sâhibine mihmân olup âteş yakmağa kütüğü getirüp yine üç sene mukaddem enseriyle mıhlı olan kütüğü getirirler. Tâ bu mertebe mümsik ve hasîs ve le’îm ve tammâ‘ âdemleri vardır. {Kütüğü kırk müsâfire satup kırk yaşında yaşlı kütükdür, deyü medh ederler}. Ammâ yol üzre âyende vü revende müsâfirîne hânelerinde bulundukları rahmetdir ve sulehâ-yı ümmetden âdemleri vardır. "el-kâsibu habîbullah" deyü şal ve şemle ve tüfenk [ve] kırmızı kuşak ve muhayyer-i gûnâ-gûn dokuyup bey‘ [u] şirâ ederler. Karacalar kuşağı meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278b–279a ·
metinde göster ·
… p rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şurû‘ edüp ahd-i misâkımız üzre Balıkhisâr
karyesinde
Cenâb-ı Bârî'nin haber [u] âgâhımız yoğiken ihsân eyledüğü kiselerden yüz guruş …
Evvelâ şehr-i Engürü'ye konakcımız tuğlar ile şehre dâhil olunca mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâyet: "Paşanız Erzurûm'a kapanup celâlî olmak istedi. Töhmet-i sâbıkası zâhir oldu. Ve hâlâ on bin asker cem‘ edüp Varvar Alî Paşa ile celâlî olmağa müttefiklerdir. Biz sizi pâdişâhın kal‘asına komazız" derler. "Ammâ paşa efendimizin çerâğ-ı efrûhteleri çok olmağıla üç gün müsâfir olup kakılıksın", dediler. Fâtiha tilâvet edüp mahkeme tarafından cümle iki bin yaftalı konaklar yazılup paşayı Çavuşzâde'nin hânesine kondurmağa karâr verirler. Ertesi gün bir alay-ı azîm ile kal‘a-i Ankara'ya dâhil olmuşuzdur kim eyle alayı Engüri halkı görmemişdir. Cümle halk istikbâle çıkup kal‘adan yigirmi pâre "Safâ geldin" topları endaht olunup paşa konağına nüzûl edüp cümle a‘yân-ı kibâr ile ehl-i esnâf-ı sığâr hedâyâların arz edüp geldiler. Hakîr beş yüz akçe müvellâ sâdât-ı kirâmdan Kederzâde hânesinde mihmân olup doğru merkad-i pür-envâr-ı Hacı Bayrâm-ı Velî âsitânesine yüzüm sürüp rûh-ı şerîfiyçün bir hatm-i şerîfe şurû‘ edüp ahd-i misâkımız üzre Balıkhisâr karyesinde Cenâb-ı Bârî'nin haber [u] âgâhımız yoğiken ihsân eyledüğü kiselerden yüz guruş nezrimi Tekye-i Bayrâm-ı Velî fukarâlarına taksîm edüp hayr du‘âlarıyla şerefyâb olup şehrin temâşâsına ibtidâ eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356a ·
metinde göster ·
… len nehr-i Rıtân nehr-i Tennûr'a mahlût olur ve Şıkıf kal‘asına gelen Ayn-i Sûl
karyesinden
tulû‘ eden nehr-i Sûl bu nehr-i Tennûr'a mahlût olup mezkûr üç nehrin feryâd [u …
Sene (---) târîhinde Kuds-i Şerîf, kefere-i Freng-i bed-renk destinde iken bu kal‘a-i Şıkıf'ı Şıkıf nâm bir Dürüzî beğinin i‘ânetiyle İşpaniye binâ etmişdir. Ba‘dehû Kudüs'ü Nûreddîn-i Şehîd feth edüp bu kal‘ayı dahi Nûreddînü'ş-şehîd feth etmişdir. Ba‘dehû sene 922 târîhinde Selîm Hân fethidir, be-dest-i Yûnus Paşa. Şâm eyâletinde Kerk sancağı hudûdunda Zeydâniyye kazâsı ve subaşılığı hükmünde evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın beyâz kûh-ı bülend üzre bir kal‘a-i ibret-nümâdır. Aşağı Tennûr nehrinden tâ kal‘anın zirve-i a‘lâsına iki sâ‘atde urûc olunur. Sene (---) târîhinde Ma‘ânoğlu Âl-i Osmân'a karşu durup ısyân etdikde bu kal‘aya yigirmi bin fitil tüfenk-endâz asker ile kapanup cenge âmâde oldukda kara tarafından eyâlet-i Karamân ve Sivas ve Mar‘aş, Adana ve Haleb ve Şâm ve Şâm Tarablus askerleri bu kal‘ayı muhâsara etdiler. Deryâ tarafından iki yüz pâre kadırga ile donanma-i hümâyûna Kapudan Ca‘fer Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup Bektâş Ağa donanma yeniçeri ağası olup yetmiş seksen bin asâkir-i İslâm ile bu kal‘ayı muhâsara edüp bir taşına Ma‘ânoğlu bin baş alup öskes kal‘ayı vermeyüp asker-i İslâm hâ’ib ve hâsir gitdiler. Hâlâ Âl-i Osmân'ın meteris yerleri âşikâre durup niçe bin şühedâ-yı Âl-i Osmân medfûndur. Kıble tarafı nehr-i Tennûr deresine nâzır câh-ı gayyâdır. El-ıyâzen-billah âdem aşağı bakmağa cür’et edemez ve aşağı derenin bir tarafında Ba‘albek kal‘ası vâdîsinden gelen nehr-i Rıtân nehr-i Tennûr'a mahlût olur ve Şıkıf kal‘asına gelen Ayn-i Sûl karyesinden tulû‘ eden nehr-i Sûl bu nehr-i Tennûr'a mahlût olup mezkûr üç nehrin feryâd [u] figânından âdemin kulağı asam olup bir fersah yerden istimâ‘ olunur. Mezkûr kal‘a-i Şıkıf'dan Ma‘ânoğlu üstâd-ı kâmil kûhkenler getirüp kal‘adan aşağı nehirlere gelince bin iki yüz kademe taş nerdübân kesüp kal‘adan suya inilir nihânî su yolları vardır kim râygân değildir. Sene-i âtîde yine Ma‘ânoğlu üzre kel-evvel asker-i bî-pâyân ile Küçük Ahmed Paşa serdâr olup Ma‘ânoğlu'nu zorâzor kuvvet-i bâzû ile kal‘a-i (---)(---) çıkarup der-i devlete gönderüp huzûr-ı Murâd Hân-ı Râbi‘de kellesi galtân olup oğlu (---) Beği harem-i hâsda odasına aldı. Ammâ bu kal‘a-i Şıkıf'da hâlâ âdem âdemî-zât yok, ma‘mûr u âbâdân bir burc [u] bârûsuna rahne isâbet etmemiş şekl-i muhammes bir seng-binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Her taş fîl cüssesi kadar var. Kat-ender-kat sarâyları ve müte‘addid hücreleri ve kâ‘aları ve bir câmi‘i ve gılâl anbarı ve cebehâne 38a odaları ve bârân-ı rahmetden nâzil olan mâ-i zülâl içün su sarnıçları var kim cümle binâlarında aslâ ahşâbâtdan bir hatab makûlesi yokdur. Cümle kârgîr binâlardır kim henüz üstâd-ı mi‘mâr elinden çıkmışdır. Ammâ bu kal‘ada sâ‘at gibi kurulu bir gûne un değirmeni vardır, diller ile ta‘bîr olunmaz san‘at-ı acîbdir. Bu kal‘a imâr olup benî Âdem ile pür olsa vâhid ke-elf bir kal‘a-i üstüvâr olurdu. Bu kal‘ayı temâşâ ederken ba‘zılar Zeydâniyye kal‘asın medh etdiler. Hemân aşağı ordu-yı İslâm'a inüp paşadan me’zûn olup kırk elli yiğit başıma cem‘ edüp nehr-i Tennûr'u geçüp yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37b–38a ·
metinde göster ·
… ahallerde bir ma‘mûr kurâda medfûndur kim Bozok sancağı kurâlarında Kürkçükıran
karyesinde
âsitâne-i azîm-i Osmân Paşa tekyesinde medfûndur kim Türk-i Türkân Hâce Ahmed-i …
Ammâ Bozok sancağı evsâfı oldur kim, Sivas eyâletinde dokuz kadılık ma‘mûr livâlardır. Evvelâ kazâ-yı ma‘mûr Sorkun Yetmiş pâre büleyde-i ma‘mûrelerdir. Ve kazâ-yı Akdağ Yüz aded âbâdân kurâdır. Ve kazâ-yı Hüseyinova kutb-ı âfâk-ı cihân eş-Şeyh Çin Osmân hazretleri bu mahallerde bir ma‘mûr kurâda medfûndur kim Bozok sancağı kurâlarında Kürkçükıran karyesinde âsitâne-i azîm-i Osmân Paşa tekyesinde medfûndur kim Türk-i Türkân Hâce Ahmed-i Yesevî ceddimizin yedinci halîfesidir. Çin diyârında bir tahta kılıç ile bir ejder-i heftseri katl etmeğile Emîr-i Çin Osmân deyü nâm etdiler. Kuddise sırruhu'l-azîz. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ve Bozok'un bir kazâsı dahi Budak-özü'dür ve kazâ-yı Kızılkocalı ve kazâ-yı Gedikçubuk'dur ve kazâ-yı Beşiközü ve nâhiye-i Sunkuriçi Hüseyinova kazâsında ulu nâhiyedir. Sunkuroğlu'nun hânedânı dibinde dörd yüz yıldan beri taşları aşınmamış bir su değirmanı vardır. Kibâr-ı evliyâ’ullâh nazarıyla âbâdân bir âsiyâb-ı mâ’dır. Ammâ Kazovası Tokad'a bir konakdır. Gâyetü'l-gâye ganîmet mahsûllü dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90b ·
metinde göster ·
… ereyân edüp Lanka Kapusu kurbunda deryâya mahlût olmuş iken hemân mezkûr Âzâdlı
karyesinden
gâ’ib olup Kırkkilisa kurbunda Yenihisâr'da ve Pınarhisâr'da ve Pirevadi kurbun …
Ol zamân ki Yanko ibn Madyan İslâmbol kal‘asın binâ etmeğe mübâşeret etdikde karındaşı târîh sâhibi Yanvan Kral kühene ve ilm-i hendesede ferîd-i asr idi. İslâmbol'a nehr-i Tuna'yı akıtmağa ta‘ahhüd edüp beş kerre yüz bin âdem ile Tuna'nın arz-ı irtifâ‘ın ilm-i hendese üzre alup hâlâ Tuna'nın Demirkapu ve Tahtalı nâm mahallinden kazup yedi senede İslâmbol kurbunda Âzâdlı nâm mahalle Tuna lağımların getirüp kendüsi karındâşı Yanko ibn Madyan'a gelüp "İşte bu mahalde Tuna'yı koyverdiler. İşte avret gibi saçından yedüp getirirler" deyince bi-emri Hudâ Tuna nehri şehr-i 105a İslâmbol'a girüp Yenibâğçe içinden cereyân edüp Lanka Kapusu kurbunda deryâya mahlût olmuş iken hemân mezkûr Âzâdlı karyesinden gâ’ib olup Kırkkilisa kurbunda Yenihisâr'da ve Pınarhisâr'da ve Pirevadi kurbunda Devne değirmânlarında ve bu Küçük Çekmece ve Büyük Çekmece'de nehr-i Tuna zâhir olur. Zîrâ niçe yerden Tuna'dan geldiği menfezleri zâhirdir. Ba‘zı zamân nehr-i Tuna'ya mahsûs morina balığı ve mersin balığı ve çıka mâhîleri bu buhayreden çıkar. Bir kerre Çekmece gölü sâhilinde Topkapulu Mahmûd Ağa yalısında otururken sayyâdlar bir küçük morina balığı sayd edüp Sultân İbrâhîm Hân'a hedâyâ getürdiler. Ma‘lûm oldu kim Tuna'dan menfezi vardır. Anınçün pek acı değildir. Acı deniz ile bu buhayrenin mâbeyni bir ok menzili alarkadır. Ammâ buhayreye eyyâm-ı şitâda niçe dere gelüp bu buhayreye munsab olup ayağı deryâya dâ’imâ cereyân edüp üzerinde Süleymân Hân'ın esâsı bir cisr-i azîm vardır. İtmâmı Selîm Hân-ı Sânî'de müyesser olmuşdur kim tâk-i Kisrâdan ve Kavs-ı kuzahdan nişân verir (---) göz bir kantara-i nüh-tâk-i revâkdır. İslâmbol'un cemî‘i Rûmeli diyârlarına giden hâs [u] âmmun memerridir kim hayrât-ı azîmedir. Bu buhayrenin cânib-ı selâsı ma‘mûr [u] âbâdân bâğlı ve bâğçeli çiftliklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104b–105a ·
metinde göster ·
… ele Erzurûm'a var" kelâmın tehî anlayup latîfeye bozdu ve paşa ile ol gün Ilıca
karyesinde
cân sohbetleri edüp ertesi Zurnazan Paşa bizim paşa ile vedâ[‘]laşup alay ile E …
Zurnazan Paşa bizim paşanın "Hele Erzurûm'a var" kelâmın tehî anlayup latîfeye bozdu ve paşa ile ol gün Ilıca karyesinde cân sohbetleri edüp ertesi Zurnazan Paşa bizim paşa ile vedâ[‘]laşup alay ile Erzurûm'a girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a ·
metinde göster ·
meks olunup cânib-i erba‘aya karavullar konulup ol gece anda mihmân olundu. Ve …
Andan nefîr-i rıhletler çalınup nîm sâ‘at gidüp nâhiye-i Çik karyesinde meks olunup cânib-i erba‘aya karavullar konulup ol gece anda mihmân olundu. Ve cânib-i erba‘ada olan kurâ vü kasabât-ı ma‘mûrelere çeteye gitdiler, sâlimîn ü gânimîn gelüp vâsıl oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… şrık cânibinden çıkup bu şehrin tâ ortasından ubûr edüp şimâl tarafında Şeyheli
karyesinde
nehr-i azîm olup Azak kal‘ası denizine mahlût olur âb-ı nâb sudur.
Der-binâ-yı cüsûr-ı memerr-i nâs [u] hayvânât: Cümlesi sekiz yerde ahşâbâtdan cisirler vardır, zîrâ Karasu tuğyân ile geldikde kârgîr binâlı kantaraları temelinden münhedim eder dîvâne-vâr cûş [u] hurûş eder bir nehr-i azîmdir, ammâ Temmûz'da azacık cereyân eder. Bu nehrin menba‘ı yine Çadır dağının maşrık cânibinden çıkup bu şehrin tâ ortasından ubûr edüp şimâl tarafında Şeyheli karyesinde nehr-i azîm olup Azak kal‘ası denizine mahlût olur âb-ı nâb sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
. Bir bayır eteğinde yigirmi evli bir bâğsız ve bâğçesiz küçük müselmân köyüdür. …
Karye-i Selîm Baba: Çukurca kazâsı karyesindendir. Bir bayır eteğinde yigirmi evli bir bâğsız ve bâğçesiz küçük müselmân köyüdür. Ammâ azîm sun‘-ı Hudâ dıraht-ı müntehâlar altında âb-ı hayâtdan nişân verir kaynak uyûnları vardır kim diller ile ta‘bîr olunmaz bir çemenzâr yerdir. Bâğları bu mahalden aşağı bir dere içre vâki‘ olmuşdur. Bu karye Y 8a içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7b–Y8a ·
metinde göster ·
… ça kal‘ası dibinde Akdeniz'e mahlût olur bir âb-ı latîfdir. Ve merkûm Murâd Ağa
karyesinden
kalkup yine şimâle iki sâ‘atde,
Karye-i Murâd Ağa: Nehr-i Gedüs kenârında bâğ u bâğçeli müselmân köyüdür. Bir câmi‘i ve mesîregâh yerleri vardır. Ve nehr-i Gedüz şehr-i Gedüz'ün cânib-i şarkîsinde Murâd yaylasından tulû‘ edüp niçe nehirler dahi müctemi‘ olup cânib-i garba cereyân ederek Aydın diyârın saky edüp niçe kurâ vü kasabât ve şehirlere uğrayup on konak yer gidüp İzmir kurbunda Melemen şehri içinden ubûr edüp andan ikinci sâ‘atde Kara Foça kal‘ası dibinde Akdeniz'e mahlût olur bir âb-ı latîfdir. Ve merkûm Murâd Ağa karyesinden kalkup yine şimâle iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y20a ·
metinde göster ·
… eş-Şeyh Hüsâmeddîn-i Erdebîlî tarîk-ı Hâcegân'dan ulu sultândır. Bunlar Kızılca
karyesinde
medfûnlardır.
Ve karye-i Süleymânlı'da eş-Şeyh Hüsâmeddîn ve diğer eş-Şeyh Hüsâmeddîn-i Erdebîlî tarîk-ı Hâcegân'dan ulu sultândır. Bunlar Kızılca karyesinde medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50b ·
metinde göster ·
… yerlerde dıraht-ı azîmler sâyesinde Alâ’iyye müsellimi anda meks edüp Çerçisli
karyesinden
bize refîk olan yigirmi tüfeng-endâz bizi müsellime teslîm edüp bizden sıhhat k …
Karye-i Alara: Alâ’iyye hâkinde altmış yetmiş mikdârı müselmân Y 138b evleridir. Bir câmi‘leri var. Ve bu Alara nehri kenârında azîm hıyâbân mesîregâh-ı cihân çemenzâr yerlerde dıraht-ı azîmler sâyesinde Alâ’iyye müsellimi anda meks edüp Çerçisli karyesinden bize refîk olan yigirmi tüfeng-endâz bizi müsellime teslîm edüp bizden sıhhat kâğıdları ve bir kaç guruş hakk-ı tarîk alup avdet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138a–Y138b ·
metinde göster ·
Ve kabr-i Emîrü'l-mü’minîn [[(---) (---) (---)]] dendir. Hişâm bin Abdülmelik asrında şâm kurbunda Belkây nâhiyesinde Hamîme karyesinde sâkin iken merhûm olup anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y255b ·
metinde göster ·
… n Ömer ve Hazret-i Ubeyde bin Cerrâh şâm'da halîfe idi, yine şâm kurbunda Erzen
karyesinde
medfûndur. Çâryâr ile bu on kişiye Cennet müjdelenmişdir. Bunlardan mâ‘adâ ashâ …
Hulâsa-i kelâm Çâryâr-ı Güzîn'den gayri Aşere-i Mübeşşere'nin ekseri bu Sa‘d-ı Vakkâs kubbesinde medfûn olduklarıyçün Kubbe-i Aşere derler. Ashâb-ı Aşere bunlardır. Evvelâ Çâryâr-ı Sıbteyn ve Talha bin Abdullâh ve Hazret-i Zübeyr bin Avvâm ve Hazret-i Abdurrahmân ibn Avf ve Hazret-i Y 299b Sa‘d ibn Ebî Vakkâs ve Hazret-i Sa‘d bin Zeyd bin Ömer ve Hazret-i Ubeyde bin Cerrâh şâm'da halîfe idi, yine şâm kurbunda Erzen karyesinde medfûndur. Çâryâr ile bu on kişiye Cennet müjdelenmişdir. Bunlardan mâ‘adâ ashâb-ı Cenâb-i Nübüvvet-me‘âbın haddi ve hasrı bî-nihâyedir. Lâkin inde ehli'l-hadîs mutemedün-anh muktezâsınca yüz on dörd bin nefer ashâb-ı güzîndir, demişler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y299a–Y299b ·
metinde göster ·
… şâsıdır. Büyük Nîl kenârında Füvve kasabası kurbunda yine Buhayre hâkinde Dârûd
karyesinden
kesüp iki konak yer İskenderiyye'ye kesüp getürmişdir. Makdûr-ı beşer değil bir …
Ve Nâsırıyye tur‘asın ibtidâ Hazret-i İbrâhîm asrında Filbatır nâm Kıbtî meliki binâ etmişdir. Ol melikdir kim Sâre Ana'ya iki kerre dest-dırâzlık edüp elleri kuruyup tevbe istiğfâr edüp Hazret-i İbrâhîm'e îmân getürmüşdür. Bu tur‘a anın inşâsıdır. Büyük Nîl kenârında Füvve kasabası kurbunda yine Buhayre hâkinde Dârûd karyesinden kesüp iki konak yer İskenderiyye'ye kesüp getürmişdir. Makdûr-ı beşer değil bir himmet-i âlîdir. Hâlâ içinde altı ay gemiler cereyân eder. Ba‘de zamân mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup Sultân Nâsır cerf edüp cereyân etdirmişdir. Anıniçün Nâsırıyye tur‘ası derler. İki cânibi Buhayre deryâsıdır kim zehr-i mârdır, ortasından Nîl-i mübârek zülâl cereyân eder, aceb himmet-i merdândır. Ba‘zı mahalde telattum-ı bahr ziyâde olup cisirleri bozup böyle cem‘iyyet-i kübrâ ile ta‘mîr ü termîme Y 312a muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311b–Y312a ·
metinde göster ·