… etmişdi. Ba‘dehu yine emr-i Hudâ ile Akdeniz'in Sebte Boğazı olan mahalli dahi
kat‘ edüp
Akdeniz'i Bahr-i Okyûnûs'a munsab 10a etdi.
Bânî-i râbi‘: İskender-i Kübrâ'dır kim Makdonya'yı taht edinüp bâğ-ı İrem etmişdi. Ba‘dehu yine emr-i Hudâ ile Akdeniz'in Sebte Boğazı olan mahalli dahi kat‘ edüp Akdeniz'i Bahr-i Okyûnûs'a munsab 10a etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 9b–10a ·
metinde göster ·
… ahi komayup tîşe-i Ferhâd ve teber-i Müslimî ile cemî‘i eşcârât-ı müsmirâtların
kat‘ edüp
vâdî-i Tîh-misâl bir hâmûn etdiler. Gûyâ ol zemînde hübût-ı Âdem'den berü bir â …
Ve cünûd-ı İslâm'dan ednâ hidmetkârlardan ester üştürbân ve gûlam-ı sâyisân ve akkâm u meş‘aleciyân ve sakkâ huddâmları dahi dahme-i Efrâsiyâblar bulup niçe medfûn mâl-ı ganâyimler ile muğtenim olup şehr-i Tebrîz'in ol âlî kasr-ı Havernak ve tâk u revâkı ve ma‘mûr-ı âfâk olan bâğ-ı İrem-misâl Şâh-bâğı nâmıyla iştihâr bulan bâğ-ı hıyâbânı bizzât Murâd Hân seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen edüp fermânları üzre tarfetü'l-ayn içre asker-i deryâ-misâl bu bâğa girüp cümle der [ü] dîvârın ve müte‘addid şâhâne şâhnişîn ve kâ‘aların harâb [ü] yebâb edüp sahîfe-i rûzgârdan zerre mikdârı gubârın dahi komayup tîşe-i Ferhâd ve teber-i Müslimî ile cemî‘i eşcârât-ı müsmirâtların kat‘ edüp vâdî-i Tîh-misâl bir hâmûn etdiler. Gûyâ ol zemînde hübût-ı Âdem'den berü bir âsâr-ı binâ yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a ·
metinde göster ·
… Küffâr kal‘adan bu hâl-i diyer-gûn-ı pür-melâli görüp dibelik cânların halâsdan
kat‘ edüp
cân [u] gönülden cenge âheng etdiler. Bu üç kerre hücûm-ı cengde yetmiş aded gu …
nass-ı kâtı‘ı üzre cümle gark olup niçesi nehr-i Çoruğ içre şinâverlik edüp karşu tarafa selâmetle çıkdım zann edüp beri tarafdan dalyan tüfenkler ile cüyûş-ı muvahhidîn halâs olanlara kurşumlar urup anlardan dahi bir cân halâs olmayup cân ber-cehennem oldular. Kenar-ı Çoruğ'da kalan keştîlerinden yedi adedini ihrâk-bi'n-nâr edüp bakıyyetü's-seyfden mâ‘adâ ikiyüz aded küffâr kal‘aya dâhil olamayup cümle giriftâr-ı bend-i hicrân oldular. Küffâr kal‘adan bu hâl-i diyer-gûn-ı pür-melâli görüp dibelik cânların halâsdan kat‘ edüp cân [u] gönülden cenge âheng etdiler. Bu üç kerre hücûm-ı cengde yetmiş aded guzât-ı müslimîn şehd-i şehâdet câmından nûş edüp mest [ü] medhûş-ı âhiret oldular. Âhir Seydî Ahmed Paşa bu hâli görüp Batum sancağı nevâhîlerine gerüden gelüp yetişen kapucubaşıların nâhiye nâhiye fermânlar ile asker sürmeğe gönderüp azamet-i Hudâ etrâf [u] eknâfda karîb olan nevâhilerden eli harbalı ve tüfenkli ve Kazin fuğulu ve matra kaykulu Laz tâ’ifesi ve Giresin ve Kalipravoli'den ve Şena ve Çiho'dan niçe bin Laz tâ’ifesi dangiyu boruları ve ziğola nâm düdüklerin çalarak beyâz bayraklar ile alay alay gelüp Seydî Ahmed Paşa'ya buluşup nehr-i Çoruğ kenarında meks etdiler. Ol sâ‘at anlara ârâm vermeyüp "Koma kardaşlar, gayret sizindir. Dîn uğuruna çalışın. Allah'ım hem seni kerîmdir, hem beni kerîmcidir" deyü Çerkes lisânı üzre Koca Gâzî Seydî Paşa cümle guzâtı cenge terğîb edüp va‘de-i kerîmeler edince azamet-i Hudâ cânib [u] etrâfdan dağî ve taşî ve bâğî ve râğî, yakın ve ırağî asker-i deryâ-misâl mevc ve mevc olup herkesin ellerinde birer demet çalı ve birer tobra tezek ve birer demet lazot darısı ve gügüm çalısı ve pasda darısı sapı demetleri ile gelüp kal‘anın cânib-i erba‘asına demetleri yığarken kimi şehîd ve kimi mecrûh olup bu hücûmda dahi yetmiş aded adem şehîd olup mertebe-i şehâdete yetmişlerdi. Derhâl bu aralıkda Seydî Ahmed Paşa gemi direkleri ve kürekleri nerdübânların kal‘a dîvârlarına bî-bâk u bî-pervâ dayayup cümle guzât-ı müslimîn bir yire cem‘ olup bir ağızdan cümle gülbâng-ı Muhammedî çeküp sadâ-yı Allah Allah evc-i âsmâne peyveste olup Batum dağları ve bâğları ra‘d-vâr gürleyüp sıyt u sadâ-yı velvele-i benî Âdem evc-i âsumâna urûc etdikde cümle guzât dahi darı ve çalı demetlerinden ve nerdübânlarından İspir keçisi gibi ve ankebût-vâr tırmaşup kapudan tarafa yığınlara dahi âteşler urup alev-ber-alev küffâr-ı dûzah-karâr âteş-i Nemrûd içinde kalup yine cân havliyle guzât-ı müslimîne kurşum ururken hemân Gâzî Seydî Paşa dal-kılıç kal‘anın cânib-i şarkî kûşesindeki kulle üzre iç ağalarıyla çıkup elinde dal-kılıç "Bre koman şehbâzlarım" deyü feryâd edince guzât-ı müslimîn Seydî Paşa'yı görüp mûr-ı siyâh, mâr-ı ejdehâya üşer gibi kal‘aya üşüp her tarafdan hücûmlar edince derûn-ı kal‘ada olan küffâr gördî kim der-i dîvâr üzre guzât-ı müslimîn kılıç urup gelir, hemân cân-ı habîslerin nâr-ı sa‘îre atar gibi atup ıhrâk-bi'n-nâr olup niçesi kılıç havfinden kal‘adan pertâb edüp dest [ü] pâları şikeste olup bî-per ü bâl olup kaldı. Kimi nehr-i Çoruğ'a düşüp gark-ı âb oldu. El-hâsıl ol gün vakt-i Şâfi‘î'den tâ vakt-i asra dek Hudâ âlimdir cümle Seydî Ahmed Paşalı ve gayrı guzât-ı müslimîn bir nân-pâre tenâvül etmeyüp iş bu sene mâh-ı (---) günü vakt-i asrda kal‘a-i Gönye feth olup hamd-i Hudâ hakîre ibtidâ feth ezânı kırâ’at etmek müyesser oldu. Ve cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya leb-ber-leb olup yedi yüz küffâr esîr ve sekiz yüz kelle kat‘ olunup cümle kelleler kulleler üzre ârâyiş-i nîze olup mukaddemâ feth olunan altmış yedi pâre kefere firkatelerin kal‘a altına getirüp cümle mühimmâtların yerli yerine koyup âmâde durdu ve dellâllar nidâ edüp üç gün üç gice top u tüfenk şâdmânları olup ve her şeb kanâdîl ve meş‘ale çerâğânları olup gicemiz Kadr, rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ olup hamd-i Hudâ ile feth-i fütûhda bulunduk. Hemân kal‘a feth olup ezân-ı Muhammedî kırâ’at olunurken kal‘anın cânib-i şarkîsinden tarafa nehr-i Çoruğ kenarından berü niçe bin reng-â-reng bayrağ u sancağ ve alay-ı Muhammedî ile niçe bin asker kal‘ada şâdmân içün atdığımız 330a top-ı kûblerin sadâsın istimâ‘ edüp cümle guzât-ı müslimîn tekbîr-i Muhammedî getirüp tâ kal‘a altına dek at bırakdılar. Gördiler kim kal‘a feth olup Seydî Ahmed Paşa derûn-ı kal‘ada âlât [u] mühimmât görmede. Meğer bu asâkir-i kerrâr Erzurûm Valisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz tarafından Erzurûm eyâleti askeriyle Kars Paşası Ketenci Ömer Paşazâde Bâkî Paşa cümle askere serdâr-ı zafer-şi‘âr olup Erzurûm sahrâsından beş günde Gönye altına yedi bin güzîde asker gelüp kal‘a-i Gönye altında nehr-i Çoruğ sâhilinde salt sebük-bâr hayme ü hargâhsız çıtâçıt meks etdiler. Bir cânibde Pasin sancağına mutasarrıf Ketağaç Paşa kondu. Bir tarafa Pasin sancâğının erbâb-ı timarı ve erbâb-ı zü‘amâları ve kal‘a neferâtlarının nısfıyla cümle iki bin asker meks etdiler. Ve Ahıçka kal‘asının muhâfazasına me’mûr olan Ketenci Ömer Paşazâde Tavîl Mehemmed Paşa mutasarrıf olduğu Urfa eyâleti askeriyle ve Birecik Beği Alî Merdân Beğ livâsı askeriyle ve gayrı gönüllü fedâyî askerler bir tarafa meks etdiler. Ve Malazgird Beği Mehemmed Beğ iki bin be-nâm-ı nâmdâr, güzîde, yarar, dilâver erler ile nehr-i Çoruğ kenarına kondular. Kiğı sancağına mutasarrıf Deli Hüsâm Beğ, Tabanıyassı Mehemmed Paşa çerâğlarından nâmdâr [ve] server bin mikdârı livâsı askeriyle zîr-i kal‘ada sâhil-i Karadeniz'de feth olan Kazak-ı Ak kayıkları muhâfazasına me‘mûr olup meks etdi. Ve'l-hâsıl Kemâh ve Erzincân ve Tercân [ve] Kelkik ve Koylıhisâr ve Hacı Murâd kal‘ası ve Gümüşhâne ve Bâyburd ve Hınıs ve İspir ve Tekmân ve Kuzucân ve Tortum ve Mecingird ve Mamrevân sancaklarının ve gayrı kılâ‘ ve kasabâtlarının cümle sancakbeğleri ve alaybeğleri ve çeribaşıları ile gelüp kal‘a-i Gönye altında meks etdiler. Dahi akîblerince Şebin Karahisârı sancâğı, Ahıska paşası olan vezîr-i rûşen-zamîr Koca Sefer Paşa'nın ber-vech-i arpalığı idi. Kethüdâsı olan Müsellem Sarı Dervîş Ağa, Şebin Karahisârı'nın erbâb-ı zü‘amâsı ve erbâb-ı timarıyla cümle iki bin mikdârı güzîde asker ile bâlâda tahrîr olunan sancak askerlerine dündâr olup ol dahi nehr-i Çoruğ kenarında meks edüp zîr-i kal‘ada bir azîm dîvân-ı pâdişâhî olup ikinci serdar-ı imdâd-kâr olan Bâkî Paşa-yı nâmdârda Defterdârzâde tarafından bir zer-ender-zer hil‘at-i fâhire ve bir sorguç-ı şâhâne var imiş, ol dîvân-ı şehriyârîde Bâkî Paşa ayak üzre kâ’im olup "Gazân kutlu olsun, Erzurûm Vezîri serdâr-ı mu‘azzamım. Defterdârzâde Mehemmed Paşa, size selâm edüp bu zerdûz hil‘ati ve bu semmûr lipâçeyi ihsân etdi" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın zahrına giydirüp başına bir mücevher otâğa sokup hayr du‘â ü senâ olundu. Hikmet-i Hudâ vakt-i asrda yine leb-i nehr-i Çoruğ ile bir kırk elli pâre Laz meneksile kayıkları zâhir olup cereyân ederek gelirken gördüler kim derûn-ı kal‘ada ümmet-i Muhammed mâl-â-mâl ve bîrûn-ı kal‘ada hem-çünân hayme ve hargâh-ı asâkir-i Âl-i Osmâniyân deryâ-misâl meks etmişler, hemân cümle kayıklar gerü dönüp firâra yüz dutdular. Hemân Seydî Paşa tarafından ve gayrı kollardan cânı başı yerinde olan zübde-i fetâ şehbâzlar at boynuna düşüp sâhil-i nehr-i Çoruğ ile kayıkları kova kova girü kalanları alıkoyup karşu tarafdan ve beri tarafdan kayıkları kurşuma dutup tâ vakt-i ışâya dek bir ceng-i azîm savaş-ı perhâş olup hamd-i Hudâ kırk yedi pâre kayık giriftâr-ı dâm ve Mikril kâfirlerinin üç yüz mikdârı esîr (---) ve altı yüz mikdârı gark-ı âb-ı nehr-i Çoruğ (---) olup hamd-i Hudâ bir seferde üç gazâ oldu. İbtidâ kayıkları feth oldu. Sâniyen kal‘a feth oldu. Sâlisen yine bu Mikril kâfirlerinin kayıkları feth oldu. Meğer bu mel‘ûnlar kal‘aya istilâ eden Kazak-ı Ak'a imdâda gelen Mikrilistânın âsî Aznavur gavurları imiş. Gemileri mâl-â-mâl ve leb-ber-leb me’kûlât ü meşrûbât imiş. Seydî Paşa bu zahâ’irin cümlesin imdâda gelen guzât-ı müslimîne bezl edüp Ordu-yı İslâm ganîmet oldu. Ol gice yine derûn [u] bîrûn-ı kal‘ada ol kadar top u tüfenk ve fişenk şâdmânlıkları oldu kim şeb-i muzlim rûz-ı rûşen-misâl olup tâ vakt-i sehere dek kâh gülbâng-ı Muhammedî, kâh tabl-ı Âl-i Osmânîlere turralar urulup sabâha dek çerâğânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 329b–330a ·
metinde göster ·
… gitsin, yohsa şimdi Varvar'ın yanına korum" dedikde "Yâ ben âsî değilim ve pâye
kat‘ edüp
tûğ ve sancâğ ve bayrak sâhibi değilim, aşk olsun yola" deyüp İpşir Paşa vâfir …
Ba‘dehû İpşir fermânlar yazup Varvar'ın münhedim olmuş askerinin ardı sıra İpşir kapucıbaşıları ta‘yîn olunup nefîr-i âm ile Varvar'ın askerin kırmağa başlayup günden güne Çerkeş sahrâsında yüzer ikişer yüzer âdem katl olunup mâl [u] erzâkları İpşir içün kabz olunup tevâbi‘-i İpşir'in en ednâsı bir mîr-i muhterem gibi oldu. Ve İpşir Paşa ol kadar mâl-ı Kârûn'a mâlik olup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ve Kara Sefer Paşa'nın ve Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendioğlu'nun cümle mâlların Varvar zabt etmişdi. Varvar münhedim olunca cümlesinin mâlın İpşir zabt edüp hadd [u] hesâbın Cenâb-ı Bârî bilür mâl-ı gence mâlik oldu. Ammâ hakîr havfe düşüp Varvar tevâbi‘i hakkına emirler sâdır olunca hakîre telâş el verüp ba‘de'l-asr doğru İpşir Paşa'ya varup eyitdim: "Sultânım! Şimdi ortalıkda cümle asker ayak üzre. Ben aralıkda kaldım. Bana bir dest-i hattınız ihsân eyle" dedikde "İşte Varvar'a mektûblarla geldin. Yine Varvar buyurdu versin" deyü Varvar'ın leşin gösterüp şaka edüp "Tiz şuna bir buyurdu verin. Durmasın gitsin, yohsa şimdi Varvar'ın yanına korum" dedikde "Yâ ben âsî değilim ve pâye kat‘ edüp tûğ ve sancâğ ve bayrak sâhibi değilim, aşk olsun yola" deyüp İpşir Paşa vâfir hazz edüp tebessüm edüp eydür: "Sen Defterdâroğlu yanında nişlersin. Niçin yine bizim Melek Ahmed Paşa yanında olmazsın" dedikde "Vallahi Sultânım! Bir iki vezîrin mâbeyni mahsûlüyüm. Her kankısı menâsıb-ı âlîye nâ’il olursa seyâhat hâtıriyçün anınla mansıba giderim. İnşaallah şimdi Defterdâroğlu ma‘zûldür. Bu feth-i meserret haberleriyle kelleler der-i devlete vardıkda size Şâm-ı cennet-meşâm toprağı müşk-i amber-i hâm ve Şam-ı dârü's-selâm geldikde İnşâallahu Te‘âlâ size intisâb edüp Şâm-ı Şerîfe giderim" dedikde "Yok, götürmem. Hemân yine Melek Ahmed Paşa yanına var. Mehemmed Paşa yanında durma" dedikde "Sultânım! Üçünüzde dahi fark yokdur. Mehemmed Paşa efendimizin vâlidesi sizinle ve Melek Ahmed Paşa efendimizin vâlidesiyle hısm-ı kavm [ü] kabîle değil midir ve benim vâlidem de Melek efendimin vâlidesi kız karındaşı değil midir, arada müfârakat yokdur, deyü Mehemmed Paşa efendim vâlidem tarafından, İpşir Paşa efendim sikadan zevi'l-erhâm akrabâmdır deyü tefâhur kesb eder. Siz anınla ecnebî mu‘âmelesi edersiz" dediğimde "Hây gidi ışık. Üs kes bizi Defterdâroğluyla akrabâ edüp mâbeynimiz ıslâh etdi" dedikde hemân kalkup dest bûs edüp eyitdim: 366b "Habîb-i Hudâ aşkına olsun. Paşaya bir muhabbetnâmeniz ihsân edüp bu ma‘zûllığında mahzûn kalbini dilşâd ve vîrân gönlünü âbâd idün. Allah da sizin her işde mu‘în ve zahîriniz ola. Ve mâl-ı ganâ’imden İslâmbol'a gitmeğe atdan ve esvâbdan, ba‘zı sipâhlıkdan şeyler ihsân [u] in‘âm ediniz" dedikde bisâtıyla bir at ve bir çerke çadır ve yetmiş altun verdi. Zira hisseti kemâlinde idi. Abaza kavminin "Hasîs" kabîlesinden idi. Hele mektûb-ı muhabbet-üslûbuyla bir emr alup ahîrecisi Alî Ağa ile Çerkeş'de hizmetkârlarımla ve merhûm Varvar Alî Paşa'nın geldiğim gün ihsân etdüğü metâ‘lar ve katarlar ve memlûklar ile Çerkeş'den cânib-i garba 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 366a–366b ·
metinde göster ·
… mân-ı hâssa kânûnları üzre sipâh olup Girid imdâdına gitmek şartıyla kâküllerin
kat‘ edüp
çerâğ-ı efrûhte olup bu cümleye Murtazâ Paşa çıkmabaşı oldu.
Hîn-i cülûsda hazînede bir fülûs-i ahmer kalmayup pederleri itlâf-ı hazîne eylemiş idi. Merhûm Murâd Hân'ın dîn uğuruna der-hazîne eyledüği yedi aded hazîneden dahi bir habbe fülûs kalmamış idi. "İmdi kula dahi cülüs in‘âmı lâzımdır" deyü vezîr-i müdebbiri, İbrâhîm Hân asrında hazine-i evkâfullahı itlâf edenlerin girîbânların değşirüp Cinci mâlından üç bin kîse ve Hezârpâre Ahmed Paşa mâlından bin kîse ve Şekerpâre Bola'dan bin kîse ve'l-hâsıl niçe yüz bî-ma‘nâ yire telef olmuş hazîneleri tahsîl edüp üç bin yedi yüz kîse cümle kula cülûs in‘âmı verilüp dahi akîbince yedi bin kîse ulûfe-i mevâcib ihsân olunup Devlet-i Âl-i Osmân olalı bu İbrâhîm Hân asrında olan üç aylık mesârif bir pâdişâh devrinde olmamışdır. Yine böyle iken sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâha harem-i hâsda olan gılmân-ı hâssa âdet-i kadîmeleri üzre tahta kakup cülûs-ı hümâyûn çıkması istediler. {Çûn sene 1058 gurre-i garrâ-yı hilâl-i şevvâl nümâyân olup ıyd-ı şerîf ile halk-ı cihân şeref-yâb [u] şâdmân olup ıydın dördüncü günkü yevmü'l-erba‘a idi. Büyük çıkma başlığı ile merhûm İbrâhîm} Hân'ın silâhdârı Murtazâ Paşa'ya Şâm eyâleti vezâretle ihsân olunup harem-i hâsdan kilâr ve hazîne ve hâsoda ve büyükoda ve küçükoda ve seferliden ve zülüfli baltacı ve helvahâne ve aşcı ve bostâncı ve hâsahûr ve Galatasarâyı'ndan ve İbrâhîm Paşa sarâyından ve'l-hâsıl yigirmi iki ocakdan üç bin gılmân-ı hâssa kânûnları üzre sipâh olup Girid imdâdına gitmek şartıyla kâküllerin kat‘ edüp çerâğ-ı efrûhte olup bu cümleye Murtazâ Paşa çıkmabaşı oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371a ·
metinde göster ·
Ezîn-cânib ve min te’sir-i ta‘bîr-i rü’yâ-yı sâliha, hikmet-i Hudâ, alimallah ve şehidallah u kefâ billahi, Muhammedün Resûlullah, böyle olmuşdur. Bu vâkı‘ayı bu gûne ta‘bîr etdiğinin sabâhısı bir muhteşem İpşir Paşa ağası bir kıt‘a hatt-ı şerîf ile ve bir kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i emr-i pâdişâhî ile mezkûr ağa gelüp bî-bâk u bî-pervâ paşanın halvethânesine girüp hatt-ı şerîf-i emr-i pâdişâhîyi paşanın destine sundukda paşa ayağa kalkup hatt-ı şerîfi bûs edüp ber- ser koyup kırâ‘at etdi. Ve "Fermân pâdişâhımındır, el-emru emrüküm" ve "Tiz tuğlar dîvânhânemize çıksın" dedi. Ve gelen ağaya bir kîse altun ve bir semmûr kürk ihsân etdikde almağa me’mûr değiliz. Hemân sultânımı tâ Van kal‘asına varınca götürmeğe me’mûruz. Zîrâ fermân-ı şehriyârî ve hükm-i sadrıa‘zam-ı pâdişâhî böyle sâdır olmuşdur" dedikde paşa-yı halîm u halûk eydür "Ey ağam, bizim ednâ hâtırımız içün İpşir Paşa karındaşımıza varup selâmımızı teblîğ edüp bize bir hafta mehil vereler. Tâ ki tedarük-i râhımız görüp fermânları üzre Van'a değil tâ Isfahân-ı nısf-ı cîhâna gidelim" deyü cevâb etdikde ağa-yı âkıbet-endîş bir kîse altun ve bir semmûr kürk ile huzûr-ı İpşir Paşa'ya varup Melek Ahmed Paşa'nın tevâzu‘la "emr pâdişâhın" dediği kelimâtları ale't-tafsîl bir bir İpşir Paşa'ya takrîr eder. Hemân İpşir Paşa, Kara Hasan Paşa'ya ve Kürd Kara Mehemmed Ağa'ya eydür "Allah belânız versin, şöyle bir halîm vezîri Van gibi bî-fâ’ide eyâlete gönderdiniz. Hâtırımız içün Van'ın cümle mahsûlün Van mukarrerün götüren ağamıza bir semmûr kürk ile vermiş ve yedi ay kâ’im-i makâmım olmuşken lâyık değil idi ki anı Van'a süreydik. İnşâallah akîbince yâ Bağdâd'ı yâ Diyârbekir'i ihsân ederim" dedikde Abaza Hasan Paşa {eydür} "Hey sultânım, aşîretimizden olsa gerek, zamân-ı sadâretinde Türkmân ağalığın elimden alup ocak ağaları ve Kudde Kethüdâsı iğvâlarıyla ağalığım Ak Alî Ağa'ya verüp kîsem kapu arasında kaldı. Yine böyle iken beni Üsküdar'da katl etmeğe sipâh ocağı ağaları ile Zühdî Efendi'sini gönderüp beni nâhak katl etse gerek idi. Biz dahi Üsküdar'dan firâr edüp Haleb altında sultânıma gelüp güc ile cân kurtardım. Melek Paşa'ya Van değil ana Mar‘aş Karsı bile çokdur" dedikde İpşir Paşa eydür "Hele mezâ mâ mezâ olmaya illâ hayr" deyüp hâmûşbâş olur. Ezîn-cânib hemân paşa ol şiddet-i şitâda seksen toksan merhale menâzilleri kat‘ edüp çekeceği âlâm-ı şedâ’idi fikr edüp derhâl "At!.." deyüp huzûr-ı pâdişâhîye bilâ telhîs müteveccih oldukda bu hakîr bile idim. Ol mahalde pâdişâh-ı Cem-cenâb sa‘âdetle Çemensoffa nâm {mahalde} idi. Hemân bizim paşa seğirderek huzûr-ı pâdişâha varup zemîn-bûs etmeden "Es-selâmu aleyk 183a pâdişâhım!" deyüp du‘â ederek pâdişâhın dâmenin bûs etdi. Hemân hünkâr "Bak a Melek lala. Sana ben Van'ı ihsân eyledim. Sekiz yüz kîse dutar bir eyâlet-i azîm olup otuz altı sancağı ve dörd hükûmet hânlığı ve yetmiş aded ocak beğliği ve yetmiş altı pâre kal‘alı bir eyâlet-i azîm imiş. Niçün gitmezsin" deyü hitâb etdükde "Belî pâdişâhım, sahîhdir. Cümle sancakları mevcûddur ammâ Kürdistân olmağıla Van kal‘asının top altından gayri yerde paşaların hükmü nâfiz değildir. İntihâ-yı serhadd-i bî-amân yerdir. Anda vâliler mudârâ ile geçinirler. Pâdişâhım beni garazan ol serhadde atarlar. Sekiz yüz kîse değil seksen kîse dutmaz. Zîrâ bir cezîre yerdir. Hattâ İpşir Paşa lalan pederin tâbe serâh İbrâhîm Hân asrında Van eyâleti ihsân olundukda derd [ü] belâ çekerek Van'a revâne olup alay-ı azîm ile kal‘aya gireyim derken kal‘a kapuların sedd edüp iki yüz kadar balyemez alarka topları atup dörd yüz âdem ile şehri harâb mı edersin deyü top urup kal‘aya uğratmayup ili vilâyeti harâb edersin deyü eyâleti zabt etdirmeyüp kodılar" deyince meğer İpşir Paşa bizim paşanın {pâdişâh} huzûruna gitdiğin haber alup topalca ayağıyla sehel aksayarak gelirken hemân sa‘âdetlü pâdişâh "İşte İpşir lalam geliyor" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182b–183a ·
metinde göster ·
… alden kal‘aya lağımlar ve meterisler sürüp niçe bin güzîde dıraht-ı müntehâları
kat‘ edüp
domuz damları çatup Haleb kal‘ası üzre havâleler ederek ceng-i azîmler edüp bu …
Seydî Paşa dahi, "Pâdişâhım bana Haleb kal‘asın ihsân ede. Beni niçün kabûl etmezsiz?" deyü otuz kırk bin âdem ile kal‘a-i Haleb'i muhâsara edüp Kızılkapu nâm mahalden kal‘aya lağımlar ve meterisler sürüp niçe bin güzîde dıraht-ı müntehâları kat‘ edüp domuz damları çatup Haleb kal‘ası üzre havâleler ederek ceng-i azîmler edüp bu kadar ümmet-i Muhammed pâymâl ü rimâl ve perîşân olduğu mahalde Köpürlü Mehemmed Paşa dahi şâm-ı Trablus'dan ma‘zûlen Haleb'e gelüp bu ma‘rekeye râst gelüp mâbeyni ıslâh içün tarafeynden varup gelirken Köpürlü Seydî Ahmed Paşa'ya nasîhat-âmîz kelimâtlar esnâsında Seydî Paşa ise gazûb bir vezîr-i dilîr Köpürlü'ye bir alay zebân-dırâzlık edüp şütûm-ı galîzalardan sonra yine Haleb kal‘asın darebât-ı top-ı kûplar ile taraf taraf döğüp câ-be-câ yerlerin münhedim ederken âhirü'l-emr Âsitâne-i sa‘âdet tarafından Seydî Paşa'ya eyâlet-i Sivas ihsân olup Köpürlü Paşa'nın derûnunda Seydî Paşa etdiği evzâ‘lar kalmışdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 184a ·
metinde göster ·
… zense ve Kopan ve Kanije dağlarından ân-ı vâhidde ol kadar dıraht-ı müntehâları
kat‘ edüp
mezkûr Kral Cisri kurbunda bir gün bir gecede on aded cisr-i azîmler inşâ etdil …
Hemân ol ân (---) eyâletiyle İsmâ‘îl Paşa'yı nehr-i (---) üzre Kral Köprüsü yanında beş on yerden asâkir-i İslâm ve balyemez toplar ubûr etmeğe cisrler yapmak fermân edüp der-akab Sirem ve Semendire ve Pojaga ve Ösek ve Segedin sancaklarının askerleri ve Budin serhadlerinden yine Segsâr ve Kopan ve Peçoy ve Mihaç ve Seğitvar ve Seğişvar(?) ve Şimatorna sancaklarının re‘âyâ vü berâyâları arabalarıyla ve bu kadar bin cerâhor re‘âyâlar pîrleriyle gelüp Berezense ve Kopan ve Kanije dağlarından ân-ı vâhidde ol kadar dıraht-ı müntehâları kat‘ edüp mezkûr Kral Cisri kurbunda bir gün bir gecede on aded cisr-i azîmler inşâ etdiler kim her birinin üzerlerinden on aded fîl-i Mahmûdîler geçsede bâk [ü] pervâsı olmaz cisrler oldu kim bu felekde misilleri yokdur. Gerçi ahşâbâtdandır, ammâ bir mertebe kavî cüsûrlar oldu kim her birinden ikişer araba yan yana ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
[[(---) (---) (---)]] Üç gemileri gark olup muhâlif eyyâmda demirlerin
kat‘ edüp
nücûm-ı menhûsları yıldız rûzgâr-ı zorkârına [[(---) (---) (---)]] üçü dahi kar …
[[(---) (---) (---)]] Üç gemileri gark olup muhâlif eyyâmda demirlerin kat‘ edüp nücûm-ı menhûsları yıldız rûzgâr-ı zorkârına [[(---) (---) (---)]] üçü dahi karaya düşüp pâre pâre oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y183a ·
metinde göster ·
… ahi bir turfa bârdır. Yılda bir kerre verir, gayri vermez. Ba‘dehu anı dibinden
kat‘ edüp
kamış gibi biri dahi dibinden zâhir olur. Meyvesi yaprağı yanında bir kol kalın …
Ve meyvesi dahi bir turfa bârdır. Yılda bir kerre verir, gayri vermez. Ba‘dehu anı dibinden kat‘ edüp kamış gibi biri dahi dibinden zâhir olur. Meyvesi yaprağı yanında bir kol kalınlığı dalın ucunda bir sini cirminde bir sininin cânib-i erba‘asında iki yüz, üç yüz patlıcan ve hurde hıyâr gibi evvel yeşil, ba‘dehu sarı sarı hâsıl olup kemâlin buldukda araba tekerleği gibi tertîb ile dizilüp durur. Ba‘dehu kat‘ edüp kabuğu bî-te’essüf soyulup şekerle ve yâhûd şekersiz tenâvül olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·
… ıl olup kemâlin buldukda araba tekerleği gibi tertîb ile dizilüp durur. Ba‘dehu
kat‘ edüp
kabuğu bî-te’essüf soyulup şekerle ve yâhûd şekersiz tenâvül olunur.
Ve meyvesi dahi bir turfa bârdır. Yılda bir kerre verir, gayri vermez. Ba‘dehu anı dibinden kat‘ edüp kamış gibi biri dahi dibinden zâhir olur. Meyvesi yaprağı yanında bir kol kalınlığı dalın ucunda bir sini cirminde bir sininin cânib-i erba‘asında iki yüz, üç yüz patlıcan ve hurde hıyâr gibi evvel yeşil, ba‘dehu sarı sarı hâsıl olup kemâlin buldukda araba tekerleği gibi tertîb ile dizilüp durur. Ba‘dehu kat‘ edüp kabuğu bî-te’essüf soyulup şekerle ve yâhûd şekersiz tenâvül olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y191b ·
metinde göster ·
… bir Mağribî hâb-ı râhata Y 372a vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın
kat‘ edüp
"En-nevmü ahu'l-mevt"e vâsıl eder.
On binden mütecâviz Mağrib huccâcının başka serdârları Abbâsî alemlerin kaldırup pür-silâh âteş-feşânlık ederek cânibi Mısır'a müteveccih oldular. Ammâ garâbet budur kim ol şiddet-i hârda tâ vakt-i gurûba dek kat‘-ı menâzil edüp vakt-i gurûb ki oldu cümle hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların kurup cümle mâlların ortada bir yere yığup etrâfına sıbyân u nisvânların dahi etrâfına bağl [u] hussânların dahi etrâfına cemel heccânların çökürüp cümle hayvânâtlarına alîklerin verüp cümle sağîr ü kebîr Mağribî huccâcı emvâl [ü] erzâkların ihâta edüp el ele kol kola pür âteş tâ sabâha dek bîdâr olup nevbet beklerler. Serdârları üç yüz âteş tüfeng-endâz ile orduların devir edüp bir Mağribî hâb-ı râhata Y 372a vardı ise anı seyf-i kâtı‘ ile başında cânın kat‘ edüp "En-nevmü ahu'l-mevt"e vâsıl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y371b–Y372a ·
metinde göster ·
… îne üzre hurûc etmek içün Benî Seyf mukâbelesinden Nîl cereyân ederken yolların
kat‘ edüp
Nîl ile Süveys'e gemiler gitmediğinden Mekke ve Medîne kaht [u] galâ oldu.
Evvelâ Mısır'ın sebeb-i fethi oldur kim İskender-i Kübrâ'dan sonra Yûnâniyân kavmi, cihângîr olup ekâlîm-i seb‘aya istîlâ edüp âhir Mısır'a dahi mâlik olup Kıbtî meliki olan Mukavkıs'ı boybeği pâyesine koyup Mekke ve Medîne üzre hurûc etmek içün Benî Seyf mukâbelesinden Nîl cereyân ederken yolların kat‘ edüp Nîl ile Süveys'e gemiler gitmediğinden Mekke ve Medîne kaht [u] galâ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y12a ·
metinde göster ·
Andan iki günde Süveys deryâsına varınca karadır. Bâlâda iktizâ hasebiyle selef pâdişâhları bu mâbeyni kat‘ edüp sâhih cezîre olduğu mukaddemâ tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30a ·
metinde göster ·
Ve Nîl'in bir kolu dahi bu cezîre-i Mısır'ın cânib-i garbında Sûdân memleketine cereyân eder. Bir kolu da Mağrib-zemîn'de Girid cezîresi mukâbelesinde Benî Hilâl memleketinde Akdeniz'e munsab olurmuş. Hâlâ cereyân etdüği yerler âşikâredir. Y 31a Ba‘dehu Seyf-i Zülyezen şellâlât boğazların kat‘ edüp cümle Nîl Mısır'a cereyân edüp Hilâl vilâyetine nehr-i Nîl gitmeyüp mu‘attal oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b–Y31a ·
metinde göster ·
… 35 para eder. Tefâvüt oldur kim mevâcibât verildikde beher kırk parada bir para
kat‘ edüp
hazîne kaydı îrâdına muzâf olur.
Evvelâ, Cemâ‘at-ı müteferrikagân: Bölük bir, neferât 2.745. Yevmiyyeleri 44.626. Ma‘a ihrâcât 7.898.076 para eder. İhrâcât oldur kim bu neferâtlardan ba‘zısı taşra kâşifler üzre ve kılâ‘larda muhâfazaya gidüp ulûfelerin anda alırlar, ihrâcât oldur. Ve bakıyyeleri 7.705.441. Mecmû‘u senevî müstahak oldukları ma‘a tefâvüt yalnız üç yüz sekiz kîse ve küsûru 5.441 eder. Ve tefâvüt 192.535 para eder. Tefâvüt oldur kim mevâcibât verildikde beher kırk parada bir para kat‘ edüp hazîne kaydı îrâdına muzâf olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y67a ·
metinde göster ·
… e ve Bahr-i Hicreyn ve Hicâz'ı ve Mekke ve Tâ’if [ve] Medîne ve Bahr-i Kulzüm'ü
kat‘ edüp
arz-ı Mağrib'e ve bilâd-ı İfrîk'den Bahr-i Mağrib'e vâsıl olur. Ve,
İklîm-i sânî cânib-i mezbûrdan mu‘teber olduğu üzre bilâd-ı Yemen'i ve Hind ü Sind'i mürûr edüp ba‘dehu Bahr-i Lahsa'ya ve Basra'ya ve Tehâme ve cezîre-i Arab'ı ve Yemâme ve Bahr-i Hicreyn ve Hicâz'ı ve Mekke ve Tâ’if [ve] Medîne ve Bahr-i Kulzüm'ü kat‘ edüp arz-ı Mağrib'e ve bilâd-ı İfrîk'den Bahr-i Mağrib'e vâsıl olur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a ·
metinde göster ·
… kaddes ve Askalân ve Medâyin ve Kulzüm Selmiyye, ba‘dehu esâfil-i arz-ı Mısır'ı
kat‘ edüp
Kırmâ [Fermâ?] ve Tennis ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Fustât ve Feyyûm …
İklîm-i sâlis bilâd-ı Sîn'e ve Hindistân ve Kandehâr'a ve bilâd-ı Sind'in şimâlinden ubûr edüp Kâbil ve Kirmân ve Cîrût(?) ve Sicistân ve sevâhil-i Kasra'dan mürûr edüp medîne-i İstahr ve Sâbûr ve Mihribân ve şîrâz ve Sebkîr ve Gûr ve Ehvâz ve Irâk ve Vâsıt ve Kûfe ve Bağdâd ve Ebyâr ve Hît, andan hâk-i şâm ve Hamâ ve Hıms ve Sûr [ve] Akka ve Remle ve Sâve ve Taberiyye ve Gazze ve Beytü'l-mukaddes ve Askalân ve Medâyin ve Kulzüm Selmiyye, ba‘dehu esâfil-i arz-ı Mısır'ı kat‘ edüp Kırmâ [Fermâ?] ve Tennis ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Fustât ve Feyyûm ve bilâd-ı [şa]rkıyye'i ubûr edüp arz-ı İfrîk'den geçüp Bahr-i Mağrib'de nihâyet bulup pes Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir ve Tanca ve Fes ve Endelüs ve Kurtuba ve Merânkûş, cümle bu diyârlar üçüncü iklîm içindedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a ·
metinde göster ·
… dehu bu kadar mel‘ûnlar kellelerin necis ile âlûde olmuş cesed-i murdârlarından
kat‘ edüp
alay-ı azîm ile kelle-i murdârları dîvân-ı Mısır'a gelüp cümle guzât ihsân-ı ve …
Ba‘dehu bu kadar mel‘ûnlar kellelerin necis ile âlûde olmuş cesed-i murdârlarından kat‘ edüp alay-ı azîm ile kelle-i murdârları dîvân-ı Mısır'a gelüp cümle guzât ihsân-ı vezir ile behreyâb olup bu kadar mel‘ûnlar şerrinden âsitâne-i Bedevî pâk oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288b ·
metinde göster ·
… bu halîc her sene hafr olunmasa iki cânibde olan acı buhayreler mevci cisirleri
kat‘ edüp
Buhayre vilâyetinde niçe yüz pâre kurâları dahi gark ederdi. Tathîr olunması da …
Zamân-ı kadîmde bu tur‘ayı Filbatır Melik inşâ etdükde ferşin iki konak yer serâpâ mermer-i hâm ile döşemiş. Hâlâ ba‘zı zamân ba‘zı yerleri zâhir olur. Hakkâ ki Himmetü'r-ricâl takla‘u'l-cibâl mertebesi hayrâtdır. Hâlâ halîc-i İskenderiyye derler meşhûr-ı âfâkdır. Eğer bu halîc her sene hafr olunmasa iki cânibde olan acı buhayreler mevci cisirleri kat‘ edüp Buhayre vilâyetinde niçe yüz pâre kurâları dahi gark ederdi. Tathîr olunması dahi kâşife bir kârdır, muhâsebesi âsân olur. Ve İskenderiyye bu tur‘a ile ray olduğu inşâallâh mahallinde tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y312a ·
metinde göster ·
Hâssa-i sâbi‘: Gâsûl tohmunun ekmeği yürekde rîhi ve kanı
kat‘ edüp
zehir marazına gâyet nâfi‘dir. Ammâ ekmeği karadır ve kahve ta‘mındadır. Şeyh Î …
Hâssa-i sâbi‘: Gâsûl tohmunun ekmeği yürekde rîhi ve kanı kat‘ edüp zehir marazına gâyet nâfi‘dir. Ammâ ekmeği karadır ve kahve ta‘mındadır. Şeyh Îsâ hazretleri yüz sene kâmil bu gâsûl otundan gayrı bir şey tenâvül etmemişler. Niçe keşf [ü] kerâmâtı zâhir ü bâhir olmuş Y 313b ulu sultândır. Ve bu ahâlî-i karyenin çoğu zarûret mahallinde bu gâsûl otun yerler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a–Y313b ·
metinde göster ·
… giderler. Bir ay bekler mülâzımları çokdur. İshâli ve zahîri seyf-i miczem gibi
kat‘ edüp
âdemin reng-i rûyine humret verir. Böyle bir mücerreb şifâ şeceridir kim Hakîm- …
Meselâ bu şecere-i tayyibe zemînden beş âdem kaddi bâlâ ve üç âdem derâgûş eder cüssedâr dıraht-ı azîmdir. Ve şecerin vücûdunun cânib-i erba‘ası dilim dilim pâre pâredir. Öte cânibinden teferrüce gezen âdemler görünür. Berg [ü] bârı dünyâ ağaçları yaprağına ve meyvesine müşâbeheti yokdur. Yaprağın sar‘ dutan marîzlere buhûr ederler, bi-emrillâh halâs olur. Ve ayda birer kerre hurde pelîd gibi kabuklu ve içi çekirdekli bir humûzetli âbdâr meyvedir, ishâl marazına dâ‘-ı devâdır. Ay başında kemâlin bulunca yağmâ ederler. Erbâb-ı hâcât alup giderler. Bir ay bekler mülâzımları çokdur. İshâli ve zahîri seyf-i miczem gibi kat‘ edüp âdemin reng-i rûyine humret verir. Böyle bir mücerreb şifâ şeceridir kim Hakîm-i Mutlak kullarıyçün halk etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363a ·
metinde göster ·
… lığı olup her boğumu birer karış olur. Ve eyle lezîz âbdâr olur kim bir boğumun
kat‘ edüp
emsen bir kâse cüllâbı çıkup âdeme hayât verir. Mu‘tedil-i tabî‘a bir şeker şer …
Ve bostânlarında kasabı ya‘nî şeker kamışı üç âdem kaddi ve kol kalınlığı olup her boğumu birer karış olur. Ve eyle lezîz âbdâr olur kim bir boğumun kat‘ edüp emsen bir kâse cüllâbı çıkup âdeme hayât verir. Mu‘tedil-i tabî‘a bir şeker şerbeti çıkar. Ve cirm [ü] cismi mahv olup rakîk ü nazîf kabuğu vardır. Elhâsıl diyâr-ı Mısır'da Mellevî şekeri ve kasab kamışı gibi yokdur. Bu şehirde meşhûr-ı âfâk bunlardır. Gayrı eşyâları dahi çokdur, ammâ memdûh-ı âlemi sükkeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366a ·
metinde göster ·
… na girüp firâr edüp cânların halâs eylediler. Ammâ ocaklarından ağır ulûfelerin
kat‘ edüp
hazîne-i pâdişâhîye muzâf eyledi. Ve Mısır içre niçe gûne cür’etler edüp mâl-ı …
Bu mahalde Abdurrahmân Paşa Mısır'ın yeniçeri ocağından Habeşli Kethudâ'yı ve Çınar Mustafâ Kethudâ'yı ocakdan hâh-nâ-hâh çıkarup Çınar'ı Cidde beği etdi ve Habeşli'yi mîrlivâlıkdan afv edüp Mekke'ye izin verdi. Yeniçeri Bekir Efendi'yı ve Mustafâ Efendi çırâğların ve niçe kimesnelerin dahi haklarından gelmek içün hânelerin basdırdıkda herbiri avret üslûbuna girüp firâr edüp cânların halâs eylediler. Ammâ ocaklarından ağır ulûfelerin kat‘ edüp hazîne-i pâdişâhîye muzâf eyledi. Ve Mısır içre niçe gûne cür’etler edüp mâl-ı pâdişâhî tahsîline azîm tekayyüd [ü] ihtimâmlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·