… mesnenin gûnâ-gûn da‘vâları dinlenüp şer‘ ile edâ-yı hak olunup yedi kimesnenin
katillerine
fermân-ı şehriyârî var iken anları kaldırdup kal‘aya fermân edince hemân dîvând …
Cümle Kürdistân askeri ve a‘yân-ı Van bu ni‘met-i uzmâ ile def‘-i cîy‘ân eyleyüp "Ba‘de't-ta‘âm ve'd-du‘â vü senâ dîvân-ı pâdişâhîdir", deyü dokuzar kat 248b mehterhâneler çalınup ba‘dehû bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat durup çavuşlar alkışlayup, "Şikâyetçi var mı?", deyince netîce-i merâm yedi kimesnenin gûnâ-gûn da‘vâları dinlenüp şer‘ ile edâ-yı hak olunup yedi kimesnenin katillerine fermân-ı şehriyârî var iken anları kaldırdup kal‘aya fermân edince hemân dîvânda eli kavuşup duranlardan dörd âdem dîvândan firâr edüp üçü dîvânda tepesi üzre ser-nigûn olup sarı‘ dutdular. Meğer bunlar ve firâr edenler Van Paşası Şemsi Paşa oğlu Mehemmed Emîn Paşa'nın Van'a kapanup isyân etmesine bâ‘is ü bâdî olanlardan bu firâr edenler imiş. Der-akab anları keşân-ber-keşân getirüp dîvân-ı pâdişâhîde ba‘de's-subût huccet-i şer‘iyye ile kellelerin tenlerinden cüdâ olup öbir ser-nigûn olup düşen ihtiyârları kal‘aya fermân etdüğünden sonra kapucubaşı hatt-ı şerîfi dîvân-ı pâdişâhîde dîvân efendimiz Gınâyîzâde Alî Efendi destine verüp ol dahi savt-ı a‘lâ ile alâ mele’i'n-nâs kırâ’at edüp yetmiş aded âdemin kelle-i bî-devletleri Dârü's-saltanati'l-aliyyeye fermân olunup yetmiş âdemden kırk beşi anda mevcûd bulunup cümle huzûr-ı paşaya dest ber-kafa kayd [ü] bend ile gelüp cümlenin cürmleri su’âl olunup "Şehrimizi harâb u yebâb etdirüp top güllesiyle hânedânlarımız berbâd etdirüp bu kadar âdem kılıçdan geçmesine bu zorba ve aşkıyâlardır." deyü şehâdet eylediklerinde paşa eydür: "Bugünkü gün pâdişâhımın vekîl-i mutlakı ve serdâr-ı mu‘azzamıyım. Bu yedi âdemi vekâletim hasebiyle âzâd etdim, ammâ bu otuz sekiz âdemin haklarından gelirim. Tiz cellâdlar, kaldırın!" deyü sekban u sarıca bu mücrimleri kaldırup kal‘aya götürdüler. Biri giderken yolda cân verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a–248b ·
metinde göster ·
… yüp giderken gerüye nazar etdik. Bizden ayrılan on nefer refîklerimize gerüdeki
katiller
yetişüp cenge başladılar ve amân u zamân vermeyüp gözümüz görürken onunu dahi k …
Biz dahi cân bâzârına düşüp "Sehel tâzîyânelere berekât" deyüp giderken gerüye nazar etdik. Bizden ayrılan on nefer refîklerimize gerüdeki katiller yetişüp cenge başladılar ve amân u zamân vermeyüp gözümüz görürken onunu dahi kırup atların donların almağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13b ·
metinde göster ·
"Pâdişâha mutî‘ olan, alem-i Resûlullâh dibine gelsin. Ol âsîlerin katilleri helâldir, mâlları yağmâ, başları pâdişâhındır" deyüp dellâllar nidâ etdikde Ömer Paşa Hazret-i Ömer kılıcın kemerine bend kılup beş altı balyemez topları çeküp Subaşı hammâmı tarafından metrisler kurup anlar câmi‘ pençerelerinden ve sütûhlarından, bunlar dahi taşrada çârsû-yı bâzâr içinden germ-â-germ Y 94a cengde iken toplara âteş edüp câmi‘-i Mü‘eyyed'e birkaç top urunca hikmet-i Hudâ ibtidâ gülle zorbabaşının başın gülle birbaş nîrâna götürüp cümle aşkıyâ bî-ser ü sâmân kalup karârları firâra mübeddel olup sokak sokak bunları bulup tîğ-ı âbdârdan bunlara ecel câmın nûş etdirüp paşa-yı hüsn-tebdîr mansûr [u] muzaffer kal‘aya çıkup bakıyyetü's-seyfleri bulup anları dahi adem iklîmine yollayup Mısır'ı âsûde-hâl etdi. Hakkâ ki şecâ‘at-i adl-i Ömer'dir. Hâlâ câmi‘in ba‘zı yerlerinde top güllesi alâmetleri nümâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y93b–Y94a ·
metinde göster ·
mi etmek ister imiş, cürmüm nedir? Yoluna on kîse cihâz ve filân filân" diyerek …
"Bah benim ma‘şûkam beni katil mi etmek ister imiş, cürmüm nedir? Yoluna on kîse cihâz ve filân filân" diyerek bir iki aydan berü ne kadar masrûf etdiyse dilli defter gibi cümle huzzâr-ı meclis mâbeyninde bir bir beyân eder. Ammâ hakîkatdır, Q 249bP 246b anınla tefâhürlenirler kim filân çelebinin kızı bu kadar mâl alup kocaya varmış, deyü ferah kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243b ·
metinde göster ·