… ek gülbâng-ı Muhammedî ile Tershâne İreminin yanında olan Okmeydânı donanmasına
kavuşup bir
hây-hûy bir sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olunca kal‘ayı muhâsara eden guzât-ı müsl …
Ba‘dehu cümle guzât-ı müslimîn âlât-ı silâhları ile keştîlere süvâr olup âmâde durdular. Tâ ki Kâğızhâne'de Timurtaş Paşa'nın binâ etdüği elli pâre büyük kadırgalar dahi Eyyûb'dan tarafa zâhir olup rû[z]gâr-ı muvâfık ile bâdbânların küşâde edüp içinde olan mücâhidîn top u tüfenglerin endâht ederek gülbâng-ı Muhammedî ile Tershâne İreminin yanında olan Okmeydânı donanmasına kavuşup bir hây-hûy bir sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olunca kal‘ayı muhâsara eden guzât-ı müslimîn dahi kuvvet-i kâhireye gelüp azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl esnâsında cümle donanma-yı hümâyûn'a asker-i İslâm dolup karşu tarafa geçdiklerin kâfir görünce akılları başlarından gidüp acz ızhâr etmeğe başladılar. Ve dahi ol günün hücûmunda kal‘anın taraf taraf rahnedâr yerlerin görüp âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
… âda kârları bir kûh-ı bâlâ şâhrâh üzre vâkı‘ olup andan ubûr etmek asîr olsa bu
kavm bir
gün mukaddem gidüp ol kûh-ı bülendi bir günde reh-i râst ederler ve bir kûh-ı d …
Bu hirfetin gazâda kârları bir kûh-ı bâlâ şâhrâh üzre vâkı‘ olup andan ubûr etmek asîr olsa bu kavm bir gün mukaddem gidüp ol kûh-ı bülendi bir günde reh-i râst ederler ve bir kûh-ı demâvend üzre bir kal‘a vâkı‘ olup feth olmasında usret çekilse bir günde ol kal‘anın esâsına girüp münhedim ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b ·
metinde göster ·
… hâricine üç kat dolma çim ve rıhtım hisâriçe dahi inşâ etmişdir kim taş binâdan
kavî bir
hisâr-ı üstüvâr olmuşdur.
Ve'l-hâsıl bu şehrin enderûn [u] bîrûnunda bâzâr-ı şâhîli şehr-i mu‘azzamdır. Sene 1045'de Acem istîlâ etdükde bu kal‘anın cânîb-i şarkîsi hâricine üç kat dolma çim ve rıhtım hisâriçe dahi inşâ etmişdir kim taş binâdan kavî bir hisâr-ı üstüvâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 309b ·
metinde göster ·
dere içre yüz hâneli ve bir küçük hammâmlı mu‘âf [u] müsellem müselmân köyüdür. …
Menzil-i Nallıhân: Bâğlı ve bâğçeli ve sâfî kavaklı bir dere içre yüz hâneli ve bir küçük hammâmlı mu‘âf [u] müsellem müselmân köyüdür. Hakimleri yine Nusaf Paşa mütevellîsidir. Bu hân dahi Nusaf Paşa hayrâtıdır. Hemân Köstebek hânı gibi bir hendese üzre imâr olmuşdu kim acâ’ib hayrât-ı azîmlerdir kim cümle yüz elli ocakdır. Bunda dahi matbah-ı Keykâvûs-misâl bir imâret-i dârü'z-ziyâfesi vardır. Âyende vü revendeye birer bakır sini ile her âdem başına birer nân-pâre ve birer sahan çobra ve birer şem‘-i revgan mihmândârlar getirüp hizmet ederler. Andan (---) sâ‘atde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368a ·
metinde göster ·
… bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki
kavunu bir
ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî bes …
Aslında ismi Genve'dir. İzmit kal‘asın binâ eden İskender'in akrabâlarından Genve nâm kral-i fertûte-avretin koyunları çobanlarıyçün binâ olunmuş bir küçük kal‘adır. Ol kralenin ismiyle müsemmâ Genve'den galat-ı meşhûr Geyve derler. Sene 712 târîhinde Osmân Gâzî fethidir. (---) Sancağı hâkinde yüz elli akçe şerîf kazâ olup nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin ağreb u garâ’ibden (---) göz cisr-i azîminin hâlâ evkâfıdır. Bu kantara-i ibret-nümâ dahi Devlet-i Âl-i Osmân'da ma‘rûf-ı âfâk bir cisr-i azîmdir. Zamân-ı kadîmde bu Geyve, şehr-i azîm idi. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında nehr-i Sakarya tuğyân üzre gelüp bu şehri gark edüp yine imâr oldu. Ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr olmayup üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir câmi‘i harâb meydânda bir minâresi kalmış ve bir hammâm ve üç hân ve yedi mekteb-i sıbyân ve evleri kiremitli ve tahta örtülü nehr-i Sakarya'dan bir ok menzili ba‘îd imâr olmadadır. Ammâ bir kiremitli mu‘azzam hânı var ve hân cenbinde yigirmi kadar dükkânı ve bâğı ve bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cereyân eden nehr-i Sakarya'nın ibtidâ tulû‘ı (---)(---)(---) dağlarından hurûc edüp andan şehrin bâzârı kurbundan ubûr edüp niçe büldân ve kurâları reyy ederek bu İzmit sancağından geçüp Kocaili sancağında İrva nâm kasabada Karadeniz'e mahlût olur. Bu kasabada sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve evkâf mütevellîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
… emlerdir kim bây [u] gedâya ni‘metleri mebzûldür. Zîrâ bir ganîmet şehirdir. On
kavun bir
penezedir. Her kavun onar vakıyye gelir. Penez, gümüş ile bakırlı bir gûne Eflâ …
Bu şehir içre haftada bir azîm bâzâr durup çârsû ortası meydân-ı azîminde âdem deryâsı olur. Halkı cümle Ulah Boğdan ve Bulkarca kelimât ederler, ammâ Eflâk lisânın fasîh bilirler. Ve halkı gâyet sahiyyü'l-vücûd ve garîb-dost, ehl-i zevk, muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir kim bây [u] gedâya ni‘metleri mebzûldür. Zîrâ bir ganîmet şehirdir. On kavun bir penezedir. Her kavun onar vakıyye gelir. Penez, gümüş ile bakırlı bir gûne Eflâk keferesi hattıyla meskûk akçedir, ana penez derler. Tuna kenarındaki benderlerde ve şehirlerde râyicdir. Gayri şehirlerde geçmez bir gûne bakır akçedir. Ve on karpuz yine bir peneze ve bir vakıyye ekmek bir peneze ve bir vakıyye lahm bir peneze ve bir teneke bal dörd peneze ve bir vakıyye yağ on peneze. Her metâ‘ ana göre kıyâs oluna. Bir ganîmet şehirdir. Bu büleydenin garbîsi cânibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olan nehr-i Lum cânib-i cenûbda tâ Kızanlık dağlarında Tur ve Akutaran ve Kabirova dağların[dan] gelir âb-ı hayât sudur. Kırk elli gûne lezîz mâhîleri olur. Hattâ Tuna sâhilinde sâkin olan kimesneler mâbeyninde bir âdem semîn ü cesîm olsa "Lum suyu balığı gibi semiz olmuş" deyü darb-ı mesel olmuşdur. A‘yân [u] eşrâfından Çavuşzâde Çelebiler Paşanın hânesi sâhibi idi. Ve Serdâr Alî Beşe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
… ı Tîh [ü] vâdî-i Heyhât'dır. Zîrâ bu Çalıkkavak'da olan çınar ve çam ve mişe ve
kavak bir
diyarda yokdur. Cümle şecere-i ibret-nümâları evc-i âsumâna ser çeküp ol dıraht …
Menzil-i karye-i Çalıkkavak: El-ıyazen billah eyle bir çengelistân-ı hıyâbandır kim derbend-i Maşa ve derbend-i Calındır ve derbend-i Felâket. Ve'l-hâsıl Arab ve Acem'de temâşâ etdiğimiz derbendler bu Çalıkkavak derbendi yanında Sahrâ-yı Tîh [ü] vâdî-i Heyhât'dır. Zîrâ bu Çalıkkavak'da olan çınar ve çam ve mişe ve kavak bir diyarda yokdur. Cümle şecere-i ibret-nümâları evc-i âsumâna ser çeküp ol dırahtların sıklığından zemîne bir habbe-i ful kadar âfitâbın şu‘lesi te’sîr etmez, böyle hıyâbân-ı kûyahistân-ı çengelistândır. Hatta Çalıkkavak namıyla şöhre-i şehr olmasının aslı üç aded birâder-i can-beraber bellerinde birer kemer mâllarıyla bu balkana uğrayup ubûr ederken üzerlerine on aded Bulgar kefereleri hamle edüp bu üç fetâ on kefereye emân u zamân vermeyüp katl ederler. Meğer maktûl olan keferelerin otuz aded refîkleri dahi kemîngâhda âmâde imişler. Hemân cümle küffâr bu üç yiğide üşüp harbe ve navorta ve sapan ve toyka ve sopa ve penyal üşürürler. Hemân bu üç fetâ görürler kim iş işden geçüp Allah deyüp bu otuz kâfire mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla Allah'a sığınup girişirler. Küffârın bir kaçı cân havliyle ba‘zı kavak dırahtlarının ardına pinhân olup ol fetâlar kavaklara kılıç urdukça hem kavağı ve hem ardında saklanan küffârları ikişer pâre ederler. Küffâr bu hâlî görüp karârı firâra mübeddel edem zann edüp kırkı da üç yiğidin elinde katl olunup ol fetâlar bu kadar mâl-ı ganâ’imlerin alup sâlimîn ü gânimîn sıla-i rahmlerine giderler. Hâlâ ol yedi aded çalık kavak şâhrâh üzre durur. Ve kırk aded küffâr leşi ol mahalde maşadlıkdır. Ol sebeb ile çalıkkavak deyü elsine-i nâsda meşhûr-ı âfâk bir balkan-ı Çalıkkavak'dır. Hâlâ yüz iki yüz âdem haydûd harâmîleri kesretinden selâmetle geçilmek ihtimâli yokdur. Gâyet muhavvif ve muhâtara beldir kim ubûr edenin belinde tâb u tüvân kalmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a ·
metinde göster ·
… rine gitdiler. Andan yine Rûm keferelerinden Kavala kal‘ası sâhibi Filikos oğlu
Kavala'da bir
kenz-i azîm bulup ol mâl-ı firâvân ile alâ-rağmi'l-a‘dâ var kuvveti bâzûya geti …
Ba‘dehû İslâmbol bânîi Alina kızı Makedone bu Edirne'yi imâr etdi. Andan Hazret-i İsâ asrında Rûm kral-ı dâllerinden İdrivne nâm bir kral bir kal‘a-i azîm binâ edüp onun ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i zîbâ olup İdirven'den galat Edirne nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup dest-i Bulgar ve Sırf tâ’ifeleri destinden nice ban ve Hersek kral ellerine girüp günden güne eyle imâr oldu kim cihet-i erba‘ası üç günde devr olunurdu. Ba‘dehû Sırf tâ‘ifesi Rûm keferisine tağallüb edüp kal‘a-i Kostantin'in taşra kal‘ası ki kal‘a-i Silivri'den tâ Karadeniz kenarında Terkoz kal‘asına varır dört kat kal‘a ve dört kat handak idi. Bu kadar binâ-yı azîmi Sırf kralı münhedim edüp ancak hâlâ imâr kalan bu İslâmbol'un bu iç kal‘ası kaldı. Sırf kralı İslâmbol'dan bu kadar mâl-ı ganâ’im aldı. Mansûr [u] muzaffer avdetde Edirne şehrin dahi kavm-i Rûm'a rağmen nehb ü gâret edüp ihrâk bi'n-nâr eyleyüp bî-hisâb mâl-ı firâvân ile cümle Sırf kefereleri muğtenim olup tahtgâhları olan Sofya şehrine gitdiler. Andan yine Rûm keferelerinden Kavala kal‘ası sâhibi Filikos oğlu Kavala'da bir kenz-i azîm bulup ol mâl-ı firâvân ile alâ-rağmi'l-a‘dâ var kuvveti bâzûya getirüp Edirne şehrin ol kadar imâr etdi kim cemi‘i dünyâda İdrivban nâmıyla şöhre-i şehr olmuş bir imâristân idi. Bir dahi millet-i Mesîhiyye'den bir kral istîlâ etmesin içün cemî‘i Nasârânın re’y-i hüsnüyle Kuds-i Şerîfe vakf eyleyüp her sene bu Edirne'den Kudüs'e yedi milyon altın gönderirler idi. Takrîb ile bir millet-i Nasârâ Edirne'ye tamah etmeyüp eyle imâr oldu kim gûyâ Macar diyârında Feşe şehri gibi ve Peçevî Sirem mânend bâğ-ı İrem gibi oldu. Amma "el-abdü yüdebbiru vallahi yukaddir". Kârhâne sâhibi fâ’il-i muhtâr Allah'ın hikmetinden haberleri yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b ·
metinde göster ·
Evvelâ Şatt kenârında hâsıl olan çay kavunu gibi âbdâr ve hoş-hor ve lezîz
kavun bir
diyârda yokdur; illâ ki Van diyârında Bühtân kavunu vardır. Andan,
Evvelâ Şatt kenârında hâsıl olan çay kavunu gibi âbdâr ve hoş-hor ve lezîz kavun bir diyârda yokdur; illâ ki Van diyârında Bühtân kavunu vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
diyârda olmaz, illâ diyâr-ı Van'da Bohtân kavunu olur. Ammâ bu Diyârbekir kavun …
Bu bostânlarda olan âbdâr kavun bir diyârda olmaz, illâ diyâr-ı Van'da Bohtân kavunu olur. Ammâ bu Diyârbekir kavunu iridir ve gâyet âbdâr [u] hoş-hordur ve gâyet müşk [ü] amber-i hâm gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi var kim bir kerre tenâvül edenün dimâğından bir hefteye dek râyiha-ı bıttîh gitmek ihtimâli yokdur; hatta ulemâ-yı Kürdistân ve fuzalâ-yı Sûrânistân: "Hazret-i Ebâbekrin es-Siddîk'ün râyihası kavun gibi kokardı", demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
… ler re’s-i şerîfe püşt-i pâ ururlar idi. Hâlâ Mısr-ı Kâhire fellahının ve Hazrî
kavminin bir
ayakları tulum gibi şişmişdir, görenlere nihân değildir.
Sekizinci gün İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin ılgar ile Mısır'a gönderdi. Zîrâ ahâlî-i Mısır'ın ekserî Hazret-i İmâm'dan bî‘at edüp Yezîd'den bî‘at etmemişlerdi. Ve ehl-i Gazze'nin çoğu dahi Yezîd'den bî‘at etmemişlerdi. Bî‘at etmeyenlere rağmen re’s-i İmâm Hüseyn'i {Yezîd} Mısır'a gönderüp derûn-ı Mısır'da Sultân Hasan Câmi‘i zemîninde bırağup birkaç gün pâymâl-i rimâl yatırken ba‘zı Yezîdîler re’s-i şerîfe püşt-i pâ ururlar idi. Hâlâ Mısr-ı Kâhire fellahının ve Hazrî kavminin bir ayakları tulum gibi şişmişdir, görenlere nihân değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Başke: Melik Zopi'nin Başke nâmında Moğol kavminden bir vezîri binâ etmeğile Başke kal‘ası derler. Sûru bir hıyâbân içre şekl-i murabba‘ toprak binâ bir hisâr-ı ra‘nâdır. Sene 962 târîhinde Baltacı Mehemmed Paşa fethidir. Ba‘dehû sene 1039 da Murâd Hân-ı Râbi‘ Vezîri Hüsrev Paşa'ya mutî‘ olup yine Lur Hâkimi Süleymân Hân'a mülkiyyet üzre sadaka olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370b ·
metinde göster ·
… ta‘zîm ü tekrîm ederler. Hazret-i Yûnus bunlardan mahzûz olup hayr du‘â edüp bu
kavme bir
âsiyâb-ı dakîk binâ edüp "İnkırâzu'-devrân mü’ebbed ola!" deyü du‘â eder. Hâlâ …
Mu‘cize-i Yûnus Nebî: Bu kal‘a-i Akra kurbünde medîne-i Nenîvâ ki Hazret-i Yûnus anda meb‘ûs olmuşdur. Ana karîb dağlar içre üç sâ‘atde Beled-i Betra nâm bir kend-i sağîr vardır. Bu kend halkından Hazret-i Yûnus asrında imân getiren Humeydiyye kavminden idiler. Çünki Hazret-i Yûnus balık karnından çıkup şiddet-i hârda aç u zâc ve bir nâna muhtâc kalınca bu mezkûr Betra halkı şehr-i Musul bâzârına gelmişlerdi. Hazret-i Yûnus'u bu hâlde görüp bir hayli i‘zâz u ikrâm edüp bir nânpâre verüp Hazret-i Yûnus'u toylayup kal‘a-i Akra'ya andan Beled-i Betra'larına getirüp ta‘zîm ü tekrîm ederler. Hazret-i Yûnus bunlardan mahzûz olup hayr du‘â edüp bu kavme bir âsiyâb-ı dakîk binâ edüp "İnkırâzu'-devrân mü’ebbed ola!" deyü du‘â eder. Hâlâ ol değirmân Beled-i Betra hâricinde zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375a ·
metinde göster ·
… lkelerdir kim her bir bini birbirinden onar konak fâsıla ülkelerdir ve her ülke
kavminin bir
gûne ıstılâhât-ı ibârât kelâmları vardır kim birbirlerinin lehcesin müşâsında o …
Der-beyân-ı ahâlî-i lehce-i mahsûs-ı ıstılâhât: Bu diyâr-ı Kürdistân vilâyet-i azîm olmağile cümlesi dağlar içre sâkin olup bir alây dağî ü bâğî ü zâğî âdemler olup cemî‘i müverrihân bu kavm-i Ekrâdı yedi bin gûne kavim addetmişler ammâ bu abd-i ahkar-ı kalîlü'l-bızâyenin anladığına göre yigirmi dörd bin kadar ülkelerdir kim her bir bini birbirinden onar konak fâsıla ülkelerdir ve her ülke kavminin bir gûne ıstılâhât-ı ibârât kelâmları vardır kim birbirlerinin lehcesin müşâsında olan kimesneler anlar. Yohsa bir ülke-i ba‘îd olan kimesneler iki ülke aşrı olan kavmin kelimâtların bir tercümân ile anlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380b ·
metinde göster ·
gulâm idi. Babası (---) dır. Babası Şemlâl b. Eres adlu bir pâdişâhlarına âsî o …
Der bî ayne bî şeb-i pür-nisbet şeytâni'r-racîm: Evvelâ bu İblîs-i pür-telbîs cân-ı ecinne kavminden bir gulâm idi. Babası (---) dır. Babası Şemlâl b. Eres adlu bir pâdişâhlarına âsî olup azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl etdiklerinde İblîs anlardan bir âbid ü zâhid ve necîb ü reşîd gulâm olmağile Cenâb-ı Kibriyâ niçe bin melâyikeler ile İblîs'i anlara serdâr edüp Cân kavminin âsî olanlarıyla ceng edüp bu kerre İblîs kavmi Cân kavmi üzre galebe edüp cümle âsî olan Cân kavimleri âteş-i azâbdan helâk olup emr-i Hak ile İblîs Cân kavmine pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394a ·
metinde göster ·
… bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân
kavminden bir
âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri …
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
… r ve kavm-i firâhâ ya‘nî horoslar ve kavm-i te‘ab ya‘nî tilki kavmi {bunlar cân
kavminin bir
nev‘idir}.
Evvelâ kavm-i Tam ve kavm-i Rûm ve kavm-i Dekum ve kavm-i Bün ve kavm-i Huk ve kavm-i Bes {bunlar cümle cân kavmindendir} ve kavm-i Sâfın, bir gûne atlar idi ve kavm-i ciyâd yine atların bir nev‘idir ve kavm-i subû‘ ya‘nî arslanlar ve kavm-i firâhâ ya‘nî horoslar ve kavm-i te‘ab ya‘nî tilki kavmi {bunlar cân kavminin bir nev‘idir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
… l bilir. Cümle hasîb ü nesîb ve asl [u] fer‘i tahrîr olunan şeytân Hâris bu cân
kavminin bir
gulâmı idi. Ba‘dehû bunlar cümle helâk olup rûy-ı zemîne Hazret-i Âdem kadem ba …
Andan kable'l-Âdem halk olan cân kavmidir kim bunun dahi hadd [ü] nihâyetin Perverdigâr-ı Zü'l-celâl bilir. Cümle hasîb ü nesîb ve asl [u] fer‘i tahrîr olunan şeytân Hâris bu cân kavminin bir gulâmı idi. Ba‘dehû bunlar cümle helâk olup rûy-ı zemîne Hazret-i Âdem kadem basdığının hakkına sûretü'r-Rahmân'da Arapça nassı nâzil olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a ·
metinde göster ·
… cinne kavminin cây-ı menâsları var. Derhâl hükemâların cem‘ edüp ilm ile ecinne
kavmine bir
tılısm-ı a‘zam edüp yine Kamerü'l-kum'da sâkin olalar, ammâ benî Âdem üzerine g …
İhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola ki bu Akkirmân vâdîleri ba‘de't-tûfân cümle deryâ idi. İskender-i Zülkarneyn emr-i Hakk ile Karadeniz boğazın kesüp Akdeniz'e akıtdıkda bu mahaller ıssız ve hâlî rimâlistân kalup kavm-i sakalân, ya‘nî Ecinne kavmi bu vâdîleri beğenüp vatan edindiler. Tâ ki ekasireler zamânına dek bu fezâlar ecinnelerin cây-ı râhatları oldu. Âhir Enûşirvân asrında Salsal nâm bir pehlivân tamâm seyâhat ederek bu Akkirmân zemînine gelüp görse kim bir âb [u] havâsı latîf kal‘a yeridir, lâkin kurbunda ecinne kavminin cây-ı menâsları var. Derhâl hükemâların cem‘ edüp ilm ile ecinne kavmine bir tılısm-ı a‘zam edüp yine Kamerü'l-kum'da sâkin olalar, ammâ benî Âdem üzerine gelmeyeler ve benî Âdem anlar üzre varmayalar. Böyle bir tılsımât edüp ilâ hâze'l-ân bir vâdî-i kumistân-ı mehîb [ü] mahûfdur kim âdem ol rimâlistâna girse vâlih [u] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû bu Sultâniyye'ye nazîre Rûmeli tarafında Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ bir sedd-i İskender-misâl bir kal‘a-i Van kaviyyü'l-bünyân bir sedd-i insân binâ edüp ismine Hâkâniyye dediler. Bu mahalde sa‘âdetlü hünkâ[r] deryâdan başdarda ile gelirken Anadolu'da Sultâniyye ve Rûmeli tarafında Hâkâniyye ol kadar şâdumânî topları atup keklik gibi sekdirme gülleler seke seke hünkârın başdardasının sağından solundan geçüp sa‘âdetlü hünkâr Anadolu tarafında serâperdesinde meks edüp kal‘a-i nev-âbâdı temâşâya şurû‘ edüp binâ emîni olan Ankebût Ahmed Paşa'ya bir hil‘at-i semmûr ihsân edüp Topçubaşı Alî Balı'ya ve mi‘mâr ağaya ve gayrı bennâ üstâd halîfelere kırk aded hil‘at-i fâhireler geydirilüp anı gördük; alâ mela’i'n-nâs yetmiş pâre galyon ile Venedik cenerali Bozcaada altından gitdiklerinde ol ân Bozcaada muhâfızı olan Sührâb Mehemmed Paşa'dan sa‘âdetlü pâdişâha ve Köpürlü vezîre hedâyâlar geldi. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a ·
metinde göster ·
… ıhtım şeddadî dîvârdır, lâkin taş binâ değildir. Serâpâ ağaçdan palanka kal‘a-i
kavîdir. Bir
garâ’ib ibret-nümâ handakı var kim içinden nehr-i Moroş cârîdir kim sayyâdlar h …
Bu hisâr-ı kebîrin cânib-i cenûbunda Ortahisâr şekl-i muhammes bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvârdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi beş bin seksen ayakdır, adım değildir, zîrâ hakîr bu kal‘ada sâkin olmağile alâ mehlin ayak ile add etmişimdir ve elli ayak enli dolma rıhtım şeddadî dîvârdır, lâkin taş binâ değildir. Serâpâ ağaçdan palanka kal‘a-i kavîdir. Bir garâ’ib ibret-nümâ handakı var kim içinden nehr-i Moroş cârîdir kim sayyâdlar handak içinde gûnâ-gûn mâhîler sayd ederler. Cânib-i şarka nâzır ancak bir kapusu var ve handak üzre bir asmalı musanna‘ cisri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
… ı var. Gûnâ-gûn âlet-i ceng ü hıyel ile ve demir asma kafesler ile ârâste bâb-ı
kavîdir. Bir
kerre bu kapudan Venedik kâfiri şebhûn edüp bu kal‘aya istîlâ eder.
Ve cânib-i garba nâzır iki kat metîn ve muhkem demir kapuları var. Gûnâ-gûn âlet-i ceng ü hıyel ile ve demir asma kafesler ile ârâste bâb-ı kavîdir. Bir kerre bu kapudan Venedik kâfiri şebhûn edüp bu kal‘aya istîlâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
… Çerkez kavmi ve Abaza kavmi mâbeynlerinde sengistân ve cengelistân içinde Sadşe
kavmidir, bir
gulâm-ı fetâ imiş.
Evvelâ ihvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola ki merhûm Melek Ahmed Paşa'nın peder-i azîz-i vâhid-i mâcidi Fâtih-i Mısır Sultân Selîm Şâh-ı Evvel'in vezîria‘zamı Hazret-i Ebâbekiri's-Sıddîk neslinden Kara Pîrî Paşa'nın hazînedârlığı hidmetiyle Mısır fethinde hâzır olmuşdur. Anların dahi maskat-ı re'sleri dâmen-i kûh-ı Elburz'da Çerkez kavmi ve Abaza kavmi mâbeynlerinde sengistân ve cengelistân içinde Sadşe kavmidir, bir gulâm-ı fetâ imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·
… i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar
kavminden (bir)
çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavminden a …
Tuhfe nâm bir târîhde ve Rûm Yanvan târîhinde ve Ermenî Mığdisi târîhinde ve Latin (...) târîhinde ve Kabâbıta müşkil-küşâ târîhlerinde eyle tahrîr etmişler kim bu rûy-ı arz kim Bahr-i Muhît seksen yedi bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar kavminden (bir) çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavminden azmışlar, deyü yazmışlar. Hattâ Târîh-i Tuhfe'de birkaç mürsel nebîlerin hılye-i şerîflerin 107b "Cenâb-ı Kibriyâ ibtidâ Hazret-i Âdem'i yed-i kudretiyle tînden halk etdikde Tatar sıfatında halk etmişdir" deyü mufassal yazmış. Ve be-kavl-i müverrih-i âlem müfessir İshâk, sûre-i (---): Arapça tefsîrinde "Hazret-i Îsâ da Tata[r] mahbûbu şeklinde halk olmuşdur" deyü tahkîk etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a–107b ·
metinde göster ·
Bunlar Hazret-i Mûsâ aleyhi's-selâma Menûçehr ile bir yerden îmân getirmişlerdir, zîrâ bunlar hem-asır idiler. Hâlâ bu Irâk-ı Dâdyân'ın kıblesi hâricinde bir hıyâbân-ı İremistân içre dördü bir kubbe-i âlî içinde medfûnlardır kim cemî‘i âlât-ı silâhları ser-i pâları ucunda kâ’im olan amûd-ı müntehâlar üzre amûd-ı salıkları ve gür[z]leri maslûb durur. Bu diyâr kavimlerinin zu‘mlarınca Sâm [u] Nerîmân ve Zâl [u] Köstehem peygamber olalar. Anıniçün âlât-ı silâhlarına vaz‘-ı yed etmeyüp ziyâret edüp giderler. Türbelerinde Kumuk kavminden bir niçe türbedârları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
… dağlara cıldırak tav deriz. Bir kerre Özdemiroğlu çağında bu tavların ardındaki
kavimden bir
sadâ geldikde ka‘bede olan dedelerimizin atlarının ve kendilerinin ol sadâ-yı m …
"Ammâ bir kerre ka‘bemizin güneş çıkduğu tarafındaki dağlar cümle yalap yalap eder cıldırak tavlardır kim kim kimi altundan kimi gümüşden ve kimi bakır ve kalay ve kurşum ve demir ve polad ve tıhtâb ve kükürd ve tuç ve somâkî ve dehnec ve isfîdâc ve şâb-ı Süleymân ve semm-i fâr ve hacer-i semm-i helâhil ve hacer-i semm-i kâtı‘ ve hacer-i zücâc ve zîbakdan, ya‘nî civadan donmuş ale't-tertîb dizilmiş dağlardır kim cümle yalap yalap etdiklerinden 178b biz bu dağlara cıldırak tav deriz. Bir kerre Özdemiroğlu çağında bu tavların ardındaki kavimden bir sadâ geldikde ka‘bede olan dedelerimizin atlarının ve kendilerinin ol sadâ-yı mühlikden başları çatlayup atlarının ve kendilerinin beynileri cümle kulaklarından akup ol yıldırak tav dibinde dedelerimiz cümle kırılup seksen bin âdemden kırk âdem ve beş kerre yüz bin atlardan beş yüz at halâs olup vilâyetimiz olan Çîn'e ve Hıtâ ve Hoten'e selâmet gelirler. Meğer ol dedelerimiz yıldırak dağ ardına varup anda olan nice kavimdir, görmek içün ol altun ve gümüş dağlarına çıkmışlar. Cümlesi ol sadâdan helâk olmuşlar. Ol zamândan berü yetmiş yıl olmuşdu. Ka‘bemize gitmeğe havf ederdik, ammâ şimdi bu yıl inşâallâh elli bin âdem olsak, elli bin dahi olsun ka‘bemize gideriz" deyü nakiller edüp âh-ı derûn çekerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a–178b ·
metinde göster ·
… zn-i mîzân gibi geçinüp kendi hâllerinde ve kâr [u] kisblerinde bir alay tüccâr
kavmidir. Bir
sınıfı a‘yân-ı kibârdan ehl-i hidmetdir. Ve bir zümresi âlimân-ı sâlihân-ı mü’m …
Hattâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda bulunmak ile mîzân hükmünce cemî‘i ahâlîsi i‘tidâl üzre vezn-i mîzân gibi geçinüp kendi hâllerinde ve kâr [u] kisblerinde bir alay tüccâr kavmidir. Bir sınıfı a‘yân-ı kibârdan ehl-i hidmetdir. Ve bir zümresi âlimân-ı sâlihân-ı mü’minân-ı muvahhidân e’imme ve hutebâ ve mecma‘-ı ulemâ, menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i şu‘arâdır. Ve ehl-i sanâyi‘leri gâyet âlüfte ve âşüfte âdemlerdir kim beyt-i zührede bulunduklarından cümle hevâyî san‘at olup sâz söz ve çeng-i rebâb ve def kudûm ve nây musikâr ve santûr ve tanbûr ve tanbûra-misâl sâzlara mâyillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221a ·
metinde göster ·
nân-pâre alamayup yine firkatemize süvâr olup yüz mîl şark cânibine girmiş Göko …
El-hâsıl bu kavimden bir nân-pâre alamayup yine firkatemize süvâr olup yüz mîl şark cânibine girmiş Gökova körfezi içre emn [ü] emân üzre iki cânibimizde yalçın kaya ve liman ve dağ ve bâğ u râğ ve ırağ u yakın cibâlleri seyr [ü] temâşâ ederek ubûr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110a ·
metinde göster ·
ahmak kavimdir. Medîne'den Muhammedlerini uğurlayalım. İşpanya'ya götürüp eski …
‘Gelün Arab kavmi bir ahmak kavimdir. Medîne'den Muhammedlerini uğurlayalım. İşpanya'ya götürüp eski papalarımız yanında defn edelim. Ba‘dehu ellerinde olan Mısır'ı ve şâm'ı, Irâk'ı ve'l-hâsıl mâ-tekaddemden berü milk-i mevrûsumuz olan bilâd-ı azîmelerimiz ve sevâd-ı mu‘azzamlarımız ve sevâhil-i deryâda olan bender iskelelerimiz taleb edelim. Husûsâ hasretü'l-mülûkümüz olan Kudüs-i şerîfi alalım, cânib-i erba‘asına sâfî tuc ve demirden bir hisâr edelim. Ba‘dehu cümle hıristiyan anda göçelim. Arab yine çölde kalsın. İşte tedârük budur, yohsa biz Arab ile başa çıkamazız. Hemân Muhammedlerin uğurladalım’ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
… Zennûn-ı Mısrî değildir. Bu Zennûn dahi Eski Mısır'da doğmuşdur, ammâ Kabâbıta
kavminden bir
hekîm-i hâzık idi. Melik Mukavkıs tarafından Hazret-i Risâlet'e elçilik ile üç …
Ve Mısır'a dâhil olan nebînin biri dahi Hazret-i Yûşa‘'dır. şehr-i Fustât ki Eski Mısır'dır, anda tevellüd etdi. Yûşa‘ bin Nûn'dur, Zennûn-ı Mısrî değildir. Bu Zennûn dahi Eski Mısır'da doğmuşdur, ammâ Kabâbıta kavminden bir hekîm-i hâzık idi. Melik Mukavkıs tarafından Hazret-i Risâlet'e elçilik ile üç Kıbtî câriyesi ve bir kılıc ve bir katır hedâyâ götürüp hazrete bu hedâyâları teslîm ederken Zennûn-ı Mısrî dahi kendüyi hazret kulluğuna teslîm edüp İslâm ile müşerref oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y11b ·
metinde göster ·
kavimdir kim bizim Mukavkıs Melik'in mahabbet etdiği Muhammed-i Arabî askeridir …
"Bu Arab kavmi bir kavimdir kim bizim Mukavkıs Melik'in mahabbet etdiği Muhammed-i Arabî askeridir. Anlar ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr [u] muzaffer olurlar" deyü meşveret ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15a ·
metinde göster ·
Mehemmed Melik gele, başında kadı sarığı ola ve katıra bine. Cümle bisâtı kayış …
"Muhammed kavminden bir Mehemmed Melik gele, başında kadı sarığı ola ve katıra bine. Cümle bisâtı kayış ola ve sof geye ve ayağında âsumânî çizmesi ola ve karadan gemiler yürüde, gelüp Kostantîn'i ala" deyü Atmeydânı'ndaki çâr-gûşe dikilitaşda mastûrdur. İm’ân-ı nazar ile temâşâ eden yârâna zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y28a ·
metinde göster ·
… n ile urûc olunur bir câmi‘-i zîbâdır. Vâ‘ızı ve nâsıhı ve cümle cemâ‘ati Ervâm
kavmidir. Bir
kapusu var. Amûdlar üzre sâde münakkaş tavandır. Ammâ haremi yokdur, fevkânî ol …
Altı kademe taş nerdübân ile urûc olunur bir câmi‘-i zîbâdır. Vâ‘ızı ve nâsıhı ve cümle cemâ‘ati Ervâm kavmidir. Bir kapusu var. Amûdlar üzre sâde münakkaş tavandır. Ammâ haremi yokdur, fevkânî olmağile altı altı aded dükkânlardır. Ve bir alçak minâresi vardır. Siğer-i Nebî sâhibi Altıparmak Efendi mihrâbının önünde medfûndur. Ve bu câmi‘in mukâbelesinde sehel aşağı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y101a ·
metinde göster ·
… e Benî Cüzâm derler, Hâbilîdir, gâyet mekkâr ve harâmî nâ-bekâr gâret [ü] şikâr
kavimdir. Bir
yere musallat olsa bu Benî Cüzâm cüzâm zahmeti gibi uyar ulaşır bir pür(?)-marî …
Zîrâ hikmet-i Hudâ bu Mısır'ın fellâh Urbânı Hazret-i Âdem evlâdlarından Hâbil ü Kâbil zamânından berü iki fırkadır. Bir fırkasına Benî Harâm derler, şecî‘ âdemler olur, Kâbilîdir. Ve bir kavmine Benî Cüzâm derler, Hâbilîdir, gâyet mekkâr ve harâmî nâ-bekâr gâret [ü] şikâr kavimdir. Bir yere musallat olsa bu Benî Cüzâm cüzâm zahmeti gibi uyar ulaşır bir pür(?)-marîz-i arîzdir, ammâ gâyet dilâver fetâları vardır. Bunlar Hâbilîdir. Elbette bir köyde cümle Harâm kabîlesidir ve bir köyde cümle Benî Cüzâm kabîlesidir, birbirlerine hasm-ı kavî adû-yı cânîlerdir. Hattâ birbirleri üzre lümûm edüp ya‘nî asker cem‘ edüp karada cisirler sedleri üzre yâhûd kayasa gemiler ile köyleri basup döğüşe döğüşe elbette biri gâlib gelüp mağlûb olanların şeyh [ü] şâbların cümle cıda ve akve ve kılıcdan geçirüp avretlerinin karnın yarup ma‘sûmların çıkarup âteşe yakarlar. Ve avretlerin memelerin kesüp medfûn olan mâlların su’âl ederler, elbette cümle mâlların bulup ve cümle hayvânâtların sürüp beledi âteşe urup ihrâk-bi'n-nâr edüp harâb [u] yebâb, milkin türâb, ahâlîsin kebâb edüp bî-pâk [u] bî-pervâ bu kadar mâl-ı ganâyim ile mevâl türküleri çağırup bir hây hû ile şaka ederek beledlerine giderler. Beled sâhibi köyünün nehb [ü] gâret olup ihrâk olduğundan müflis olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158b ·
metinde göster ·
… yâs'ın sebeb-i tesmiyesi hakkında efvâh-ı nâsda şâyi‘ niçe kaviller vardır. Bir
kavilde bir
pâdişâhın Mikyâs nâmında bir pençe-i âfitâb kızı var idi. Hikmet-i Hudâ ol kız …
Ümmü'l-kıyâs'ın sebeb-i tesmiyesi hakkında efvâh-ı nâsda şâyi‘ niçe kaviller vardır. Bir kavilde bir pâdişâhın Mikyâs nâmında bir pençe-i âfitâb kızı var idi. Hikmet-i Hudâ ol kız sâhil-i Nîl'de şinâverlik ederken bir timsâh kızı kapup götürdüğü pâdişâha mün‘akis olup pâdişâh âh vâh derken hikmet-i Hudâ ol mahalde kibâr-ı evliyâullâhdan şeyh Ebûbekr-i Batrinî hazretleri bulunup kızın halâsıyçün du‘â edüp bi-emrillâh timsâh kızı sâlimen yine ol mahalle bırağup kız halâs olur. Pâdişâh dahi şâd olup ol mahalle bu kasrı binâ edüp ismini kızın nâmıyla Ümmü'l-kıyâs korlar, sebeb-i tesmiyesi oldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b ·
metinde göster ·
sınıf kavmine Bânyân derler, beyâz ve esmer olurlar. Cümlesi âteş-perestlerdir, …
Ve cümle halkı esmerü'l-levn siyâh-çerde kavmdir. Bir sınıf kavmine Bânyân derler, beyâz ve esmer olurlar. Cümlesi âteş-perestlerdir, mürd olduklarında lâşe-i murdârların âteşe yakarlar. Cümlesi pâk beyâz sûzenî Hind esvâbları geyerler ve beyâz destâr sararlar. Cümle Habeş diyârının îrâd [u] masârıfları ve gümrük defterleri anların ellerindedir. Kalemleri ile ve fikr [ü] ferâset ve ilm-i hisâbları ile bir dânıkı hisâb edüp masrûfa kayd ederler, gâyet hisâbî kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y438b ·
metinde göster ·
Bu kal‘anın dağlarına cebel-i Kaderî derler, bilâ-hisâb Kadrî kavmidirler, bir kavmdir. Siyâh Zengîlerdir, ammâ bi-emrillâh Tatar çehrelidir ve geysûları târmâr ve şecî‘ ü bahâdır kavmdir. Ve gâyet zeberdest ü dîvdest olduklarından zirâ‘at edüp dağlarından niçe gûne mahsûlât cem‘ edüp fürûht ederler. Hemân yüz kerre yüz bin kûsfend-i kûhu ve gazâl-ı vahşî ve câmûs-ı Habeşî sayd [u] şikâr edüp tuz içinde salamura ve pasdırma Y 442b edüp Freng kalyonlarına fürûht etdiklerinden bu kal‘aya Portakal anıniçün çok gelir. Ve bu Kaderî cebelindeki mezkûr âdemler cümle Kadrî mezhebinde pâk [ü] pâkîze âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442a–Y442b ·
metinde göster ·
… erü'l-levn Mısır uryânıdırlar. Kelimâtları yine Arabîdir, ammâ bu diyârda Abraş
kavminin bir
acâyib ü garâyib hoş lehce lisânları olduğundan Abraş hâkiminin imâmından ba‘zı …
Bu Abraş hâkine kadem basınca Mısır'ın Sa‘îd-i âlî'sinde sâkin olur Kınâ şehrinden Abâbide kavmi üç bin mikdârı kara haymeler ile meks edüp sevâhile çıkmışlar. Esmerü'l-levn Mısır uryânıdırlar. Kelimâtları yine Arabîdir, ammâ bu diyârda Abraş kavminin bir acâyib ü garâyib hoş lehce lisânları olduğundan Abraş hâkiminin imâmından ba‘zı kelimâtların tahrîr eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
… e hûrmâlıklar içinde konup göçerler. Yine Havvâre kabîlesinden ad olunurlar. Bu
kavmin bir
fırkası Şellâl cezîresinde eş-Şeyh Hazret-i Köm Sayyâh yanında sâkinlerdir. Şey …
Üç bin mikdârı beyâz Urbândır. Cümle kârları soğan ekerler, anıniçün kavm-i Basalî derler. Müslimlerdir. Ve dâ’imâ gözleri yaşlıdır, zîrâ soğanı çok yerler. Ve hûrmâlıklar içinde konup göçerler. Yine Havvâre kabîlesinden ad olunurlar. Bu kavmin bir fırkası Şellâl cezîresinde eş-Şeyh Hazret-i Köm Sayyâh yanında sâkinlerdir. Şeyh Sayyâh emr-i azîm ulu sultândır. Andan altı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444b ·
metinde göster ·
melikin ismidir. Ba‘dehu Hazret-i Yûsuf'un mu‘cizesiyle hâlâ bir şehr-i İremezâ …
Bâlâda tahrîr olunan tur‘a ve buhayre ve halîclerin cümle su irkindisi yer olmak ile gâyet bataklık ve azmaklık zemîn olmak ile ol asırda arz-ı Feyyûm'a lisân-ı Kıbtî ile Cuye derlerdi, ya‘nî su irkindisi demek olur. Ammâ lisân-ı İbrânîce Feyyûm'un ismine Kayşum derler. Kayşum Kabâbıta kavminden bir melikin ismidir. Ba‘dehu Hazret-i Yûsuf'un mu‘cizesiyle hâlâ bir şehr-i İremezâtü'l-imâddır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·