… dır. Ammâ niçe kerre bu top içün ceng-i azîm olup niçe kan olmuşdur. Âhir-ı kâr
kavil
ile oynarlar. Meselâ beş kerre yahûd on kerre kankı taraf halkı topu kendileri …
Bir acâ’ib temâşâdır ve acâ’ib pehlivânlıkdır ve gâyetü'l-gâye fârisü'l-hayllikdir. Ammâ niçe atların ayağına çevgân rast gelüp hurd eder, yahûd fakîr mühre ve hussân leng olur. Ammâ fakîr atlar ile mu‘allem olanlar kim hirre fâreyi niçe gözedirse çevgân atları topu eyle gözedirler. Hakkâ ki yeğrek pehlivânlıkdır. Ammâ niçe kerre bu top içün ceng-i azîm olup niçe kan olmuşdur. Âhir-ı kâr kavil ile oynarlar. Meselâ beş kerre yahûd on kerre kankı taraf halkı topu kendileri tarafına kavilleri üzre millere götürürse meydân anlarda kalup ziyâfeti mağlûb olan eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… iyâra gider. Eğer iktizâ edüp kalırsa bir guruşa ve beş guruşa ol avret ile bir
kavil
dahi edüp yâhûd bir gayri avreti alup murâd [u] merâmı üzre geçinirler. Buna ni …
Ve serâpâ şâfi‘iyyü'l-mezheblerdir. Ba‘zılar (---)(---)(---)(---) ından Zeydî mezhebdir derler. Nikâh-ı mut‘a oldur kim bir âdem ehl-i sefer olsa (---)(---)(---)P 148b bir aya dak bir guruşa if‘âl bâbına çekmeğe kavl edüp bir aydan ücretin verüp ol herîf-i zarîf âhar diyâra gider. Eğer iktizâ edüp kalırsa bir guruşa ve beş guruşa ol avret ile bir kavil dahi edüp yâhûd bir gayri avreti alup murâd [u] merâmı üzre geçinirler. Buna nikâh-ı mut‘a derler. Y 359a Bu şehr-i Mekke'de zamân-ı kadîmde olurmuş. Ol ecilden ehl-i Mekke mezmûmlardır. Ammâ asrımızda hakîr bu ahvâle vâkıf olmadık. Anlara iftirâdır, pâk mezheb çelebilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y358b–Y359a ·
metinde göster ·
… arın tevhîd sadâların istimâ‘ ederlermiş. Mekke ve Medîne halkının efvâhında bu
kavil
şâyi‘dir. Arapça
Ve bu Yenbû‘ü'l-berr'in cânib-i şimâlinde bir dağ vardır, ana cebel-i Resûy derler, bî-hâsıl ve bî-mahsûl bir ulu dağdır. Cemî‘i müfessirîn ve müverrihîn ol cebel-i müntehâ içün âhir zamânda zuhûr edecek Muhammed Mehdî el-Hanefî ashâbıyla bu cebeldeki gâra girmişlerdir. Bi-emrillâh ol gâr mesdûd olup min-indillâh cümle ashâbıyla merzûkdurlar. Ba‘zı zamân ehl-i sülûk-i râh-ı hakîkat olan kimesneler anların tevhîd sadâların istimâ‘ ederlermiş. Mekke ve Medîne halkının efvâhında bu kavil şâyi‘dir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y369b ·
metinde göster ·
… di ve göçdükleri yere konup serserî vâlih [ü] hayrân gezerlerdi. Kırk gün diyen
kavil
sahîh ola. Zîrâ Hazret-i Mûsâ ol kadar mu‘ammer olmadı kim kırk yıl ömrü Tîh'de …
Hâsıl-ı kelâm be-kavl-i Tevârîh-i Taberî Hazret-i Mûsâ bu vâdî-i Tîh içinde kırk yıl ve bir rivâyetde kırk gün konup göçerdi ve göçdükleri yere konup serserî vâlih [ü] hayrân gezerlerdi. Kırk gün diyen kavil sahîh ola. Zîrâ Hazret-i Mûsâ ol kadar mu‘ammer olmadı kim kırk yıl ömrü Tîh'de hebâya geçe. Ne zamân Fir‘avn ile ceng [ü] cidâlleri olmuş olur. Hemân kırk gün kırk gece vâlih [ü] sergerdân gezüp Cenâb-ı Bârî kavm-i Mûsâ'ya gökden mâ'ide ihsân edüp def‘-i cû‘ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382a ·
metinde göster ·
… erüp murâd [u] maksûdu üzre bir fetvâ-yı şerîf alır. Hasmı dahi varup bir za‘îf
kavil
ile ol dahi bir fetvâ alup elbette ikisi de hükm etdirirler.
Ve kânûn-ı kadîm-i Mısır'da mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmları vardır. Zamânımızda Girid cezîresi serdârı Gâzî Deli Hüseyin Paşa'nın katliyçün fetvâ vermeyen Boluvî Mustafâ Efendi, Köpürlü Mehemmed Paşa'ya fetvâ vermedüğiyçün Mısır'a nefy eyleyüp ber-vech-i arpalık Cîze kazâsı sadaka olunup Hanefî şeyhülislâmı idi. Ammâ fetvâsına kimse muhtâc değil idi, zîrâ hâceti olan câmi‘-i Ezher'e varup bir ulemâya iki üç mankır verüp murâd [u] maksûdu üzre bir fetvâ-yı şerîf alır. Hasmı dahi varup bir za‘îf kavil ile ol dahi bir fetvâ alup elbette ikisi de hükm etdirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y68b ·
metinde göster ·
… kırâ’at-ı Takrîb'i tekmîl-i fünûn ederler. Ammâ Mısır'da ba‘zı imâmlar on yedi
kavil
üzre mihrâbda muktedâ-yı nâs olup imâmet ederler. Ammâ cümleden Mısır'da kavl-i …
kavli tamâm olup hıfzı tekmîlden sonra İbn Kesîr'i tekmîl edüp Cezerî'ye ve Şâtibî'ye de tahrîr olduğu üzre cemî‘i me’hazları zabt edüp kırâ’at-ı İbn Kesîre ve kırâ’at-ı Seb‘a'ya andan kırâ’at-ı Aşere'ye andan kırâ’at-ı Takrîb'i tekmîl-i fünûn ederler. Ammâ Mısır'da ba‘zı imâmlar on yedi kavil üzre mihrâbda muktedâ-yı nâs olup imâmet ederler. Ammâ cümleden Mısır'da kavl-i Kâlûn ve kavl-i Ebû Amr kavli üzre okumak makbûldür, ammâ Rûm'da Hafz kırâ’atı makbûldür. Bu kırâ’atlar Hazret-i Ömer hilâfetinde men‘ olup kendülerinden sonra kerîmeleri Hafza Hazret-i Osmân ile câmi‘u'l-Kur’ân olup Hafza kızdan ahz olunduğıyçün kırâ’at-ı Hafz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y107a ·
metinde göster ·