… çeri serdârı ve çavuşu ve yasakcıları vardır. Zîrâ halkı cümle Trabuzanlı lecûc
kavimdir
ve halkı gâyet ankâ bâzergânlardır. Ve birer Mısır hazînesine mâlik kalyon ve ş …
Sultân Süleymân fermânıyla ma‘mûr olmağile Yeniköy derler. Ammâ leb-i deryâda üç bin hâne âbâdânlı ve bâğ u bâğçeli müzeyyen şehr-i cedîddir. Galata nâ’ibi hükmünde ve subaşısı ve yeniçeri serdârı ve çavuşu ve yasakcıları vardır. Zîrâ halkı cümle Trabuzanlı lecûc kavimdir ve halkı gâyet ankâ bâzergânlardır. Ve birer Mısır hazînesine mâlik kalyon ve şayka ve karamürsel sâhibi kefere re’îsleri var, anıniçün kal‘a-misâl ma‘mûr sarâylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b ·
metinde göster ·
. Ammâ gâyet lâzımlı Serkiz ve Vartan ve Derder ve Asvadır ve Mohan isimli bokçu …
Bu tâ’ife İslâmbol'da ekseriyyâ Kayseriyye Ermenîleridir. Sehel mezmûmca bed-râyihalı kavimdir. Ammâ gâyet lâzımlı Serkiz ve Vartan ve Derder ve Asvadır ve Mohan isimli bokçulardır. Bunlardan sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
… kovma ve asma ve basma ve kayd [u] bend âdemleridir, biri birinden eşed mel‘ûn
kavimdirler
. {Bu haşerâtların zu‘m-ı bâtıllarınca pîrleri Amr-ı Ayyâr'dır ammâ hâşâ ve kell …
Esnâf-ı asesân-ı bî-amân: Nefer 202, bunlar dutma ve kapma ve urma ve kovma ve asma ve basma ve kayd [u] bend âdemleridir, biri birinden eşed mel‘ûn kavimdirler. {Bu haşerâtların zu‘m-ı bâtıllarınca pîrleri Amr-ı Ayyâr'dır ammâ hâşâ ve kellâ}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b ·
metinde göster ·
… safâdır. Lâkin içinde âsî çöl Urbânı sâkin olur. Semek Urbânı derler bir mel‘ûn
kavimdir
. {Ve Şâvî Urbânı İtrisoğlu hükmündedir} Harrân ve Rakka ve Ca‘ber ve Bâlîs ve A …
Nehr-i Pilîç tuğyân ile geldikde bir buhayre-i azîm olur. Etrâfı hıyâbân u ormanlı ve cümle dud bâğlı gül-i gülistânlı mahsûldâr bir cây-ı safâdır. Lâkin içinde âsî çöl Urbânı sâkin olur. Semek Urbânı derler bir mel‘ûn kavimdir. {Ve Şâvî Urbânı İtrisoğlu hükmündedir} Harrân ve Rakka ve Ca‘ber ve Bâlîs ve Ane ve Selme ve Hadîse kal‘alarını berbâd etmişdir. Bu mezkûr Bük içinde sâkin olup harîr-i zibâ hâsıl edüp Urfa paşasına harbe ucuyla sehel öşür verirler. Ve Rakka'dan cânib-i şarka 10 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 59a ·
metinde göster ·
… kim birbirlerinin lisânların anlamak ihtimâlleri yokdur. Cihânı dutmuş bir alay
kavimdir
. Moskov kralı ve Fağfûr ve Kozak tâ’ifesi bu Kalmah kavminden bîzâr olmuşdur. R …
Bu Türkmân'ın niçe yüz gûne lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânlarını tercümân ile anlarlar, ammâ cümleden lisân-ı Etrâk-ı Çağatay fasihdir. Kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Etrâk-i Kozak ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Dağıstân ve kavm-i Lezgi ve Kumuk ve kavm-i Tatar-ı Buhârâ ve kavm-i Noğay-i Urumbat ve kavm-i Ulu Noğay ve kavm-i Kiçi Noğay ve kavm-i Şıdak Noğay ve kavm-i Haydak ve kavm-i Badrak-ı Kırım ve kavm-i (---)(---)(---) bunlar cümle lisân-ı Türk-i Tatar'dır. Türkmân ve Âl-i Osmân cümle bunlardandır. Ammâ Kalmuk Tatarı Çin ve Fağfûr ve Hıtâ ve Huten ve Moskov mâverâsında karanlık dünyâya varınca kavm-i Kalmuk başka Tatar'dır. On iki tâ’ifesi şâhları ve pâdişâh şehzâdeleri olup on iki aded lisânları var kim birbirlerinin lisânların anlamak ihtimâlleri yokdur. Cihânı dutmuş bir alay kavimdir. Moskov kralı ve Fağfûr ve Kozak tâ’ifesi bu Kalmah kavminden bîzâr olmuşdur. Rûy-ı arzda Cenâb-ı Allah iki kavmi bî-hesâb halk etmişdir. Biri Mısır cezîresinde on iki melik hükmünde Karalar kavmi çokdur. Biri de bu kavm-i Kalmak çokdur. İnşâ’allah mahalliyle bu Kalmak kavimleri dahi tahrîr olunur. Hemân Cenâb-ı Bârî sıhhât-ı beden, seyâhat-ı tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede! Ba‘dehû bu Mar‘aş şehrin seyr [u] temâşâ etdigimizden sonra Mar‘aş'dan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62b ·
metinde göster ·
… kîr Bâyezîd'in halâsı mümkin değildir, ammâ câ’iz ki Bâyezîd askeri cânı acımış
kavimdir
mebâdâ bir el kaldıralar ve İrân-zemînde bir bed-nâmlık edeler deyü Bâyezîd Hân …
Şehzâde Bâyezîd'i taleb içün der-i devletden elçiler gitdiğidir: Ezîn-cânib Âsitâne-i sa‘âdet'de Süleymân Hân'ın şâh ile Şehzâde Bâyezîd'in hüsn-i ülfet ittihâdın istimâ‘ edüp serbevvâbândan Sinân Beğ nâm bir vecih-i Ebü'l-Me’âlî-misâl hoş-gûy-ı nüktedân [ü] nükte-şinâsı nâme ile şâha gönderüp Bâyezîd'i taleb etdiler. Konya'da Şehzâde Selîm dahi "Elbette benim adüvv-i cânım olan karındaşım Bâyezîd'i gönder, yohsa İrân-zemîn'de ve diyâr-ı Âzerbâycân-ı Ucân'da taşı taş üzre komam" deyü nâmesiyle mîrâhûru Turak Ağa'yı gönderdi. Şâh Tahmâs'a elçiler varup nâmeler kırâ’at olundukça mazmûnu ma‘lûmları olup bir nâme ile Tabut nâm bir ağayı Süleymân Hân'a gönderüp Bâyezîd Hân'ı ricâ eyledi. Ve Şehzâde Selîm'e Seyfeddîn Ağa'sın gönderüp afv olunmasın ricâ eyledi. İki tarafda dahi şâhın ricâsı hayyiz-i kabûlde olmayup tekrâr birer elçi-yi mübrem Sofi Alî Paşa'yı ve kapucubaşı Hasan Ağa'yı şâha gönderdiler ve yine Şehzâde Selîm tarafından Kara Mahmûd Ağa elçi gidüp bî-kıyâs tuhaf hedâyâ ile şâha 78a üç aded elçi kazâ-yı âsumânî gibi varınca şâh-ı gümrâh bildi kim fakîr Bâyezîd'in halâsı mümkin değildir, ammâ câ’iz ki Bâyezîd askeri cânı acımış kavimdir mebâdâ bir el kaldıralar ve İrân-zemînde bir bed-nâmlık edeler deyü Bâyezîd Hân'a sûret-i hakkdan görünüp sizin Rûm bahâdurlarınızdan üç bin yiğit bizim sipah-sâlârımızla Asterâbâd ülkesin urmağa gidüp mâl-i ganâ’imiyle bay olsunlar deyü ricâ etdükde sâde-dil Bâyezîd hiyel ü şeytanatdan ba‘îd cân baş üstine deyüp üç bin nâmdâr yigitleri İsterâbâd urgunculuğuna gönderüp Bâyezîd yedi yüz kadar askerle kaldı ve bir gün Bâyezîd'in nedîmlerinden Kara Mehemmed nâm bir bî-dîn şâhı tenhâ bulup eydür: "Şâhım! Sakın bu Bâyezîd bir hod-bîn ve hûn-hâr sefîhdir. Babasına ve birâder-i mihterine âsî oldu. İrân-zemîne mâlik olmağıçün birkaç nökerine mâl verüp sizi zahmdâr edüp İrân tahtına iclâs etse gerek" deyince şâhın aklı başından gidüp gayri tedârike şurû‘ etdi ve şehzâde Arab Mehemmed'in şâha gamz etdüğüne vâkıf-ı esrâr olup aslâ söyletmeden boynun urdı. Hemân Aksak Seyfeddîn-i bî-dîn ve mîr-i alay-ı Amasiyye dedikleri mestâne-i divâne şehzâdenin Kara Mehemmed'i katl etdüğün görüp bî-huzûr ve kendülere şehzâde rencûr idiklerine vâkıf-ı esrâr olup üç münâfık-ı huddâm doğru şâha varup Bâyezîd'i murâd [u] merâmları üzre geçdiler. Şâh dibelik âteşpâre olup şehzâde-i âzâdeyi alâ tarîki'z-ziyâfe sarâyına da‘vet edüp bir muzlim küncde Şehzâde Bâyezîd'i ve elli aded bahâdır-ı kafâdârlarına cellâd-ı bî-amânlar üşüp şehzâdeyi kayd-bend edüp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkın katl ederler ve şehr-i Kazvîn'de binden mütecâviz Bâyezîdîleri şehid ederler. Kuduz Ferhâd nâm bu şecî‘ ve dilîr yetmiş aded kızılbaşa hançer ve kılıç yetiştirdiği müsbitdir. Niçe tevârîhde "Şehzâde Bâyezîd'i şâh huzûrunda sakalın tırâş edüp eynine bir kirli esvâb giydirüp işkence ve îzâ ederek katl etdiler" deyü yazmışlar, ammâ galat tahrîr etmişler. Bu Bâyezîd mâddesiçün âsitâneden altı kerre şâh-ı Acem'e elçiler gidüp cümle elçiler anda mevcûd iken kayd-bend ile Şehzâde Bâyezîd'i ve dörd nefer evlâdlarıyla cümle elçilere teslîm etdiklerin ol asırda Acem diyârında bulunan Vefâlı İsâ Ağa ve Sultân Süleymân rikâbdârı Koz Alî Ağa ve emmimiz Kara Mustafâ alaybeği Elkâs Mirzâ mâddesiyçün Tahmâs Şâh'a gidüp Bâyezîd Hân şehzâde menâkıbın anlardan istimâ‘ etdiğimiz kimesnelerden tahrîr eylemişizdir. Anların nakli üzre Şehzâde Bâyezîd evlâdlarıyla der-i devlete gelirken Şehzâde Selîm ve Rüstem Paşa "İhtimâldir Bâyezîd der-i devlete gelüp cürmü afv olunup Süleymân Hân'ın âhir ömrüdür belki Bâyezîd tâc u taht sâhibi olup bizim hakkımızdan gele" deyü Süleymân Hân'a ibrâm [u] ilhâh edüp ale'l-acele bir elçi dahi gidüp Bâyezîd'e nerede râst gelirsen anda katl eyleyüp kabrini ma‘lûm eyle deyü hatt-ı şerîfler verüp elçi ılgar ile gidüp şehr-i Sivas'da râst gelüp Sivas Paşası Temerrüd Alî Paşa huzûrunda Şehzâde Bâyezîd'i ve büyük oğlu Şehzâde Orhân ile üç oğlun ma‘nûken şehîd edüp bu şehr-i Sivas'ın Paşa kal‘ası şimâlî kapusu önünde defn etdiklerini bilir müsinn âdemler ile kelimât edüp bu hakîr şehzâdeleri dahi ziyâret edüp anınçün şehr-i Sivas ziyâretgâhında tahrîr olunup bir müfîd ü muhtasır kubbesi vardır. Şâhrâh üzre olmağ-ile ziyâretgâh-ı hâs [u] âmmdır. Her sabâh üzerlerinde eczâ-yı şerîfe tilâvet olunur. Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b–78a ·
metinde göster ·
nassı nâzil olmuşdur kim İskender'den mâ‘adâ bu sedd-i Ye’cûc'e Kılmak tâ’ifesi ellişer senede bir kerre cem‘-i vefîr ile karanlık deryâyı şiddet-i şitâda buz üzre ılgar ile yedi gün yedi gicede geçüp yine aydınlığa çıkup andan sedd-i Ye’cûc dâmeninde İskender'in tuçdan çâr-köşe ve çâr revzenli binâ etdüğü mutalsam kubbeye varırlar. Ol kubbe Kılmah kavminin bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Ellişer senede bir kere Kılmah'ın anda gidüp Ye’cûc kavminin sadâların istimâ‘ etdikleri müsbitdir. Ammâ Sedd-i Ye’cûc idiğin bilmez bir alay-ı behâ’im makûlesi Kılmahlardır kim Çin u Huten ve Fağfûr u Kozak ve Riyân ü Moskov diyârının mâverâsın ihâta edüp mezkûr diyârlara istîlâ etmiş benî asfer ve gazanfer u şecî‘ u dilîr mezheb-i hulûlî kavimdir. Ammâ anlar sedd-i Ye’cûc'e Cıldırak Tav derler ya‘nî Yalabır Dağ derler. Ammâ kûh-ı Ye’cûc'e kavm-i Ye’cûc sadâsı havfından karîb varamayup ancak sedâların istimâ‘ edüp bilâ-teşbîh İskender binâsı tuçdan kubbe-i ka‘belerine vardıkları inşâallah diyâr-ı Kırım ve Deşt-i Kıbçağ ve vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve Heşdek ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz mahalde bu Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olunur. Ammâ bu Dağıstân mahallinde olan yüz kırk sekiz kûh-ı bülendin biri kûh-ı Elbruz idi kim sene (---) târîhinde Erzurûm'dan Acem diyârında Şirvân ve Şamahı ve Bâkû ve Demirkapu seyâhatlerinde tahrîr olunmuşdur. Ammâ kûh-ı Elbruz'un misâli bu mezkûr Bingöl yaylağıdır kim zirve-i a‘lâsına iki buçuk günde ve üç günde urûc olunur. Kûh-ı Elbruz'un zirvesi ebrler içre olmağıla muzlimdir ve şiddet-i rîh-i sarsardan berf ü selc ü yah-pâre olamaz ve zirve-i a‘lâsında eşcârât olmayup rîh-i akîm şecerleri bîhinden kal‘ eder. Yalçın kayaları gücile ber-karâr olur. Ammâ gûl-i beyâbânîleri gâyet çokdur. Ol ecilden ve rîh-i şedîdi şitâsından benî Âdem çıkamazlar ve çıkmış yokdur. Ancak üç günlük bâlâ-râh olan yerlerine Kaytak ve Haydak ve Kumuk ve Kımık ve Borgusând ve Çerkez ve Kabartay kavimleri çıkup ba‘zı ma‘âdin çıkarırlar. Yohsa yaylamağa çıkmazlar, zîrâ kendülerinin aslında şehirleri cümle yaylakdır. Ammâ bu Bingöl yaylası iklîm-i hâmisin vasatında asıl zemîni âlî olup kendüsü de üç günlük yol-ıbülend olduğu ecilden zirve-i a‘lâsı küşâde yetmiş aded çemenzâr sahrâ-yı azîmlerdir. Cânib-i garbda bir ucu Kiğı Dağlarıdır. Cânib-i şark tarafından Acem diyârı 88b hâkinde Revân kal‘ası dibinde cereyân eden nehr-i Zengî'nin karşu garb tarafında Osmânlı hudûdunda Ağrı dağına varır. Bir kûh-ı tavîl Bingöl yaylağıdır. Kiğı ile Revân mâbeyninde tûlu on altı konakdır ve bu yaylanın cânib-i şimâli Erzurûm sahrâsıdır kim vasatından nehr-i Furât akar ve cânib-i kıblesi sahrâ-yı Muş'dur. Vasat-ı Muş'dan nehr-i Murâd akup tulû‘u bu kûh-ı Bingöl'dendir kim Furât u Murâd Arz-ı Mukaddes'e cereyân eder. Mezkûr nehreynin ve sahrâtının mâ-beynehümâsında bu Bingöl yaylasının arzı iki menzil ve üç ve dörd menzil yerleri var. Ziyâde değildir, ammâ tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Şimâlinde eyâlet-i Erzurûm ve garbında eyâlet-i Sivas kıblesinde eyâlet-i Diyârbekir ve şarkında eyâlet-i Van ve diyâr-ı Acem olup gâyet ma‘mûr âbâdân vilâyetlerin tâ vasatında bu Bingöl yaylası vâki‘ olmağıla yedi ay benî Âdem ile ma‘mûr olup andan şiddet-i şitâ gelüp herkes sevâhile nüzûl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a–88b ·
metinde göster ·
… n vermeyüp bilâ-su‘âl katl ederler, ta bu mertebe nisvânların sakınurlar, gayûr
kavimdirler
.
Şehrin kibârlarının takrîrleri üzre şehir içre cümle yedi yüz ev hammâmlarımız vardır kim her bir hammâm hâs u âm olmağa lâyık hammâmlarımız vardır deyü tefâhur kisb ederler. Hakkâ ki kelâmlarından dürûğ u lâğ yokdur. Zîrâ bu Van halkı gazûb u lecûc ve sâhib-gayret ü sâhib-nâmûs âdemler olduklarından havâtînlerinin birisi taşra düğüne ve derneğe ve bir yere çıkdıkları yokdur. İllâ hâtûnları merhûme oldukda kapudan taşra Arapça ile ol zamân kapudan taşra çıkar. Ol ecilden cümle ehl-i ırz âdemlerin hânelerinde ev hammâmları vardır kim kavl-i sahîhleri üzre yedi yüz ev hammâmı olduğu muhakkakdır ve ba‘de'z-zuhr âm hammâmlarına ricâl girmeyüp hammâmları olmayan tâ’ife-i nisvân girer. Ammâ ol hammâmların avretler gideceği başka sokakları var kim ol yollardan ba‘de'z-zuhr ricâllerden bir ferd-i merd geçmeğe kâdir değillerdir. Ol avretler râhında şehirliden bir âdem görseler amân vermeyüp bilâ-su‘âl katl ederler, ta bu mertebe nisvânların sakınurlar, gayûr kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 257b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kabasa-i Marin: Diyârbekir eyâletinde Aşdı beği tahtıdır. Yiğirmi üç bin askere ve on beş bin Ekrâd re‘âyâ-yı tüfeng-endâza mâlikdir. Gerçi beği Diyârbekir eyâletinde beğdir ammâ hâss-ı hümâyûnu yokdur. Ülkesinin ebvâb-ı mahsûlâtı kendüye hâs kayd olunmuşdur. Eyâlet-i Diyârbekir'de mîr-i aşâ’irlerde bundan güzîde askerli aşîret yokdur. Bir ümerâsı fevt olsa yerini Âmid vâlîsi oğluna yâhûd akrabâlarının bir eşbehine verilüp gayriye verilmez ve Osmânlı beği dahi olamaz. Zîrâ gâyet sa‘b u çengelistân u sengistân kûh-ı bî-emânlarda Yezîdî kavimleri çokdur. Hatta Diyârbekir'den tulumdan kelek gemileri Hasankeyf'den ubûr edüp bu Aşdı içine geldikde her gelen kimesne Şatt kenârından kurşun urup ol gemilerden elbette bâc alırlar akûr kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388a ·
metinde göster ·
… zibilistânlarında sâkinlerdir. Be-kavl-i müfessirîn ecinne ve şeyâtîn ikisi bir
kavimdir
kim cümle otuz beş kavimdir. Onbeşi hevâda uçarlar, on kabîlesi âteş alevlerind …
İşte İblîs'e müşâbih olan evlâdları yumurtasız böyle şetm-i galîzden hâsıl olur ammâ avretiyle cimâ‘ etse yumurtadan hâsıl olup ecinne sıfatında olduğu müsbetdir. Ve hâlâ İblîs'in mesken [ü] me’vâsı deryâlar üzre olan cezâyirâtlarda ve imâristânların zibilistânlarında sâkinlerdir. Be-kavl-i müfessirîn ecinne ve şeyâtîn ikisi bir kavimdir kim cümle otuz beş kavimdir. Onbeşi hevâda uçarlar, on kabîlesi âteş alevlerinde gezerler. Zîrâ anlar âteşden halk olmuşlardır. Bunlardan mâbâkîsi yer yüzünde harâb yerlerde olurlar. Bu otuz beş kabîleden otuz kabîlesi göklere biri biri üzre çıkup meleklerden haber almağa urûc ederken hafaza melâyikeleri anlara yıldız gibi âteş pâreleri atup ol âteşden şeyâtîn ü ecinneler helâk olurlar ve ol âteş atmak hizmetine niçe kerre yüz bin müvekkel melâyikeler vardır kim benî Âdem üstünden şeyâtîn ü ecinnenin şerlerin def‘ etmeğe me’mûrdurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
İşte İblîs'e müşâbih olan evlâdları yumurtasız böyle şetm-i galîzden hâsıl olur ammâ avretiyle cimâ‘ etse yumurtadan hâsıl olup ecinne sıfatında olduğu müsbetdir. Ve hâlâ İblîs'in mesken [ü] me’vâsı deryâlar üzre olan cezâyirâtlarda ve imâristânların zibilistânlarında sâkinlerdir. Be-kavl-i müfessirîn ecinne ve şeyâtîn ikisi bir kavimdir kim cümle otuz beş kavimdir. Onbeşi hevâda uçarlar, on kabîlesi âteş alevlerinde gezerler. Zîrâ anlar âteşden halk olmuşlardır. Bunlardan mâbâkîsi yer yüzünde harâb yerlerde olurlar. Bu otuz beş kabîleden otuz kabîlesi göklere biri biri üzre çıkup meleklerden haber almağa urûc ederken hafaza melâyikeleri anlara yıldız gibi âteş pâreleri atup ol âteşden şeyâtîn ü ecinneler helâk olurlar ve ol âteş atmak hizmetine niçe kerre yüz bin müvekkel melâyikeler vardır kim benî Âdem üstünden şeyâtîn ü ecinnenin şerlerin def‘ etmeğe me’mûrdurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
… bi âdemler vardır. Bunlar halkdan münzevî ve halk bunlardan nefret etmiş mezmûm
kavimdirler
, ammâ du‘âları müstecâbdır. Hattâ bir âdemin atını sancı dutsa yâhûd düvüce ve …
Andan şehir hâricinde Miskinler tekyesi. Cemî‘i cüzâm ve kaba marazına mübtelâ olanlar anda sâkinlerdir, ammâ sulehâ-yı ümmetden içlerinde hâl sâhibi âdemler vardır. Bunlar halkdan münzevî ve halk bunlardan nefret etmiş mezmûm kavimdirler, ammâ du‘âları müstecâbdır. Hattâ bir âdemin atını sancı dutsa yâhûd düvüce ve kızıl kurd olsa bir akçelik yağ mumu alup atın boğazına asup tekyeyi deverân u seyerân etdirirken miskinler "Allâh Allâh" deyü gülbâng-ı Muhammedî du‘âsın ederler. Bi-emrillâhi Te‘âlâ ol at şifâ bulur. Hattâ bu hakîre Basra Paşası Efrâsiyâbzâde Hüseyin Paşa bir sâfinâtü'l-ciyâd misilli bir mu‘teber at ihsân etdikde bu Tokat'da sancılanup bir akçe mum götirüp nezri verdim. Bi-izn-i Hudâ at şifâ buldu. Mücerreb bir tekye-i mezmûmdur, ammâ inşâ’llâh ind-i Hudâ memdûhdurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21b ·
metinde göster ·
… avmi dedikleri kim kırk bin şiydak[lı] ener biner Tatar-ı sabâ reftâr adû-şikâr
kavimdirler
. Cümle iki yüz yetmiş pâre köy ve kışla ve otar köylerdir.
Bucak Tatarı kavmi dedikleri kim kırk bin şiydak[lı] ener biner Tatar-ı sabâ reftâr adû-şikâr kavimdirler. Cümle iki yüz yetmiş pâre köy ve kışla ve otar köylerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37a ·
metinde göster ·
… er abâyîler ve kemer rahtlı ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve sereng ve harîr çadırlı
kavimdir
. Ve hinto arabalar içre me’kûlât [u] meşrûbâtları ve matbahları acâ’ibdir.
Hakkâ ki vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı ankâ ve mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i anber-pâki beyne'n-nâs mergûb ve mezra‘aları vâfir ve hayr [u] berekâtları mütekâsir ve niçe deşt-i hâmûnları tâ Krakov vilâyetine ve Daniska vilâyetine varınca nahlistân dırahtistânlı hıyâbân-ı Acem-misâl orman mahsûllü zemînleri var. Ve ni‘metleri firâvân ve uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehr-i âbâdândır kim cümle ahâlîsi mün‘im ve mâldâr olup esbâb-ı ihtişâma mâlik olduklarından gûnâ-gûn libâs-ı fâhire ve elvân elvân akmişe-i nâdireler ile alaya çıkdıklarında cümle altunlu raht u gaddâre ve gümüş eğer ve bellerinde kılıç ve gaddâre ve ellerinde yeni dünyâ ağacından yalmanlı sırıklar ve başlarında gûnâ-gûn katîfe ve çukadan semmûrlu Tatar kalpakları üzre ablak 45b ve balıkçıl ve turna telli ve hümâ telli askerleri ellerinde niçe bin elvân harîr ve zerdûz sancağ u bayrağ ve alem şa‘şa‘asından gözlerimiz hîrelendi. Ve cümle esbâbları katîfe ve kâmha ve sof ve dârây ve semmûrdur ve atları cümle küheylân ve zer-ender-zer abâyîler ve kemer rahtlı ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve sereng ve harîr çadırlı kavimdir. Ve hinto arabalar içre me’kûlât [u] meşrûbâtları ve matbahları acâ’ibdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 45a–45b ·
metinde göster ·
… Arapça ile musallâya cenâze namâzına çıkarırlar. Bu husûsda gâyet muta‘assıb
kavimdirler
, ammâ hakkâ ki kitâb hükmünce ederler.
Ve halkı cümle Boşnak'dır. Serhadli gibi kısa ve daracık esbâb geyerler, zîrâ Hadîs-i şerîfde Arapça fehvâsınca dizleri gözünde çuka serhadli ve Kutmen kürk ve çuka dolama ve güderi dolamalar geyüp yenlerinde ve göğüslerinde cümle gümüş düğmelerdir ve bellerinde kuşakları harîr zünnâr teybend kuşaklardır ve çakşırları gâyet daracık çuka ve beyâz güderi çakşır geyerler ve başlarında aslâ sarık yokdur. Cümle kırmızı ve yeşil çuka semmûr kalpaklar üzre şahin kanatlı tâc geyer bir alay-ı gâzîyân-ı mücâhidândırlar, ammâ ulemâya ve gurebâlara gâyet rağbet edüp zekât ve sadaka verirler ve zenâneleri aslâ kapudan taşra çıkmazlar. İllâ Arapça ile musallâya cenâze namâzına çıkarırlar. Bu husûsda gâyet muta‘assıb kavimdirler, ammâ hakkâ ki kitâb hükmünce ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
… Venedik hükmünde ve nısfı Nemse zabtında olup Beganoğulları ile 164b yüz bin
kavimdir
. Tâ anlara varınca fermânlar üzre nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’im alındı.
"Eğer efendim, intihâ-i serhaddimizden eğer su’âl buyururlarsa Dodoşka vilâyeti Venedik hükmünde ve nısfı Nemse zabtında olup Beganoğulları ile 164b yüz bin kavimdir. Tâ anlara varınca fermânlar üzre nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’im alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164a–164b ·
metinde göster ·
… ek İçi nâhiyesi cümle top-keşân Yörükânıdır. El-iyâzü billâh akûr ve zeber-dest
kavimdirler
. Cümle on bin asker olur.
"Bu kazâ Fâtıma Sultân hâssıdır ve bir küçük kazâdır ve cümlemiz hâlâ Erdel seferinde top çekmeğe me’mûr bir alay tâ’ife-i Yörükânız, lutf eylen" deyü ricâ ve minnet ederek on beş bin akçe zahîre-bahâ içün paşaya ve bir o kadar dahi bize hidmet edüp kabûl etdik ve bu Eğribucak kazâsı ve Cum‘aâbâd kazâsı ve Sarıgöl kazâsı ve Karayek İçi nâhiyesi cümle top-keşân Yörükânıdır. El-iyâzü billâh akûr ve zeber-dest kavimdirler. Cümle on bin asker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… rındandır. Köyüne varmak bu hakîre müyesser olmuşdur. Öyle bir bahâdır ve şecî‘
kavimdirler
kim Abaza'yı ve Çerkez'i esîr edüp her bâr anlar ile ceng ederler. Abaza lisânı …
Seyyid değildir, Seydî'dir, zîrâ kendisi Abaza ve Çerkes mâbeyninde dağlar içre Sadşe kavmi derler bir kabîlenin fetâlarındandır. Köyüne varmak bu hakîre müyesser olmuşdur. Öyle bir bahâdır ve şecî‘ kavimdirler kim Abaza'yı ve Çerkez'i esîr edüp her bâr anlar ile ceng ederler. Abaza lisânın ve Çerkez lisânın fasîh bilirler. Tâ Dağıstân'a ve Kumugıstân'a ve Lezgistân'a ve Megrelistân'a varınca bu Seydî Ahmed Paşa kabîlesi hırsızlığa gidüp ganîmet gelirler. Hikmet-i Hudâ Seydî Ahmed Paşa tâze yiğit iken Abaza kavmine esîr düşüp İslâmbol'a getirüp andan Mısır'a götürüp (---)(---) zâde efendi bâzâr-ı gılmânda Seydî'yi alup silâhşörlük ta‘lîm etdirirler. Eyle üstâd-ı kâmil cündî silâhşör olup kırk adım yerde üç silâh icrâ edüp nişân urup Mısır cündîlerinin fetâlarına Seydî derler. Bu dahi Seydî nâmıyla iştihâr bulup Sultân (---) Hân Mısır'dan cirid-endâz gulâmlar istedikde bu Seydî'yi dahi Der-i Devlet'e gönderüp Harem-i Hâs'da neşv ü nemâ bulup Hâsoda'da cirid ile bir musâhib-i şehriyârîyi şehîd edüp, andan firâr edüp ba‘dehû ricâ ile kendüye Erzurûm eyâletinde Tortum sancağı ihsân olup, anda Gürcistân ve Megrelistân tarafların kurudup (...) niçe sergüzeşt [ü] serencâmları vardır. Mısır'da neşv [ü] nemâ bulduğundan Seydî derler, ammâ seyyid değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 187a ·
metinde göster ·
… alkı dâ’imâ cellâd-ı merrîh-sıfat dest ber-şemşîr olup ceng etmeğe su gibi akar
kavimdirler
.
Der-zu‘m-ı müneccimân tâli‘-i şehr-i amâristân: Be-kavl-i İşpanpol Padre ve Kolon ve Eflâtûn-i İlâhî-i zû-fünûn kavilleri üzre bu şehr-i Budun binâsının tâli‘-i imâreti burc-ı akreb ve beyt-i merrîh-i mâ’îde bulunup halkı dâ’imâ cellâd-ı merrîh-sıfat dest ber-şemşîr olup ceng etmeğe su gibi akar kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
… ay Tatarlarının yanlarında hall [u] hurmetden bir şey bilmezler bir alay mübâhî
kavimdirler
.
Hakkâ ki bî-rahm kavmdir, ammâ min-indillâh Âl-i Osmân önüne sedd olup her bâr küffâr ile ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl ederler. Ve gâyet salt ve sebük-bâr askerdir, zîrâ kavm-i Noğay Tatarlarının yanlarında hall [u] hurmetden bir şey bilmezler bir alay mübâhî kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
El-hâsıl sefer içün halk olunmuş bir alay mahlûk-ı Hudâ
kavimdir
. Ammâ hemân hânın ve kalganın ve nûreddîn ve Şîr[în] beğine birer küçük gece ob …
El-hâsıl sefer içün halk olunmuş bir alay mahlûk-ı Hudâ kavimdir. Ammâ hemân hânın ve kalganın ve nûreddîn ve Şîr[în] beğine birer küçük gece obacıkları ve hânın sekiz hazîneli bir ten-getir çadırcığı var, [v]e’s-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126a ·
metinde göster ·
… alıkdan ötürü Çerkesler üç Tatarı öldürdüler. Gâyet şedîd lecûc ve gazûb mel‘ûn
kavimdirler
, ammâ gâyet yarar ve nâmdâr yiğidlerdir.
Andan yine maşrık tarafına sarp dağlar içre (---) sâ‘at giderken Tatar askerîsinden biri bir Çerkez arabasından bir balık çaldığiyçün bir gavga-yı azîm edüp bir balıkdan ötürü Çerkesler üç Tatarı öldürdüler. Gâyet şedîd lecûc ve gazûb mel‘ûn kavimdirler, ammâ gâyet yarar ve nâmdâr yiğidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozas …
Yine giydikleri koyun ve kuzu kürkleri ve başlarında Tatar kalpakları ve ayaklarında sarı çizmeleri var. Niçesi harîr hil‘atler ve elvân boğası haftanlar ve harîr kuşaklar kuşanırlar. Ve at binüp tirkeş ve kılıç bağlanırlar. Lâkin marâlî ve gazâlî Hoten âhûsu bâdemî gözlü müjgânları Tatar hadenkli-misâl siyâh kirpikli ve kemân ya[y] kaşlı geysûdâr hâl-i Hâşimîli pençe-i âfitâb-ı mehtâbe duhterleri ve kâlim havâtînleri olur.} Ta‘âmları yine talkan ve kurud ve yazma ve lahşa şorbası [ve] at eti ve at yelesi ve at kazısı, ya‘nî at egeği kemikleri basdırması ve darı ekmeği yerler. El-hâsıl yedikleri darı, geydikleri deri, evleri saz, kendileri nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif vermeyüp ulemâ-yı Noğay içer, keskin bozaların yiğitleri içer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a–147b ·
metinde göster ·
. Hattâ bu diyârda hırsızlık etmeyenlere yiğit değildir de[yü] kız vermezler. An …
Ammâ gâyet hırsız kavimdirler. Hattâ bu diyârda hırsızlık etmeyenlere yiğit değildir de[yü] kız vermezler. Anıniçün şeb-revânî siyâh esbâbları geyüp hırsızlığa gidüp kızlar ve oğlanlar ve kart âdemleri dahi yâ evini lağım ile yâhûd dağda ve tarlada bulup çalup alup fi'l-hâl köyüne düşerse halâs olur. Ve illâ gerüden kovup yetişirlerse anı dutup esîr edüp yâ Osmânlıya ve Tatar'a satarlar, yâhûd bin baş iki bin baş mâl verüp halâs olur. Baş mâl deyü ta‘bîr etdikler[i] bin iki bin cânlı at ve koyun ve sığır ve esîr ve zırh ve zireh-külâh şeylerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150a ·
metinde göster ·
Bu kavim dahi Mekke'den firâr eden Serâkeys Arabı'nın zürriyetindendir. Bunlar cemî‘i zamânda askerî kavmi değillerdir, ammâ cümle sekiz bin kadar kavimdirler. Bunlarda çokluk âlet-i silâh yokdur, meğer dağlarında sayd [ü] şikâr içün silâh saklayalar, zîrâ bunları ne Abaza ve ne Çerkez ve ne Noğay Tatarı aslâ incitmezler. Anıniçün bunlar dahi kimseye incinmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… i aynı Çerkes gibi esvâb geyüp siyâh arakıyyeli ve başlarının iki yanları saçlı
kavimdirler
, ammâ sakalları sâ’ir Çerkes gibi tırâş değildir, cümle sakallılardır. Hakk'a s …
Ve bu kavmin cemî‘i hayvânâtları dağlarda gece ve gündüz yatup kalkup çobansız gezüp koyun ve kuzularını kurdlar yemezler ve harâmîler bir hayvânlarına vaz‘-ı yed etmezler. Her hayvânlarının boğazlarında birer çınkırakları vardır. Bunlar dahi aynı Çerkes gibi esvâb geyüp siyâh arakıyyeli ve başlarının iki yanları saçlı kavimdirler, ammâ sakalları sâ’ir Çerkes gibi tırâş değildir, cümle sakallılardır. Hakk'a secde ederler, ammâ haşr [ü] neşr ve mîzân ve terâzû bilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a ·
metinde göster ·
… Hân'ı bu Kabarti'de alıkodular. Hakkâ ki mahbûbu'l-kulûb fasîh ü belîğ bahâdır
kavimdirler
.
Bunda Hân'a yine ziyâfet-i azîmler edüp on dâne pençe-i âfitâb oğlan ve on baş bâkire kızlar Hân'a hedâyâ verüp beş gün dahi Hân'ı bu Kabarti'de alıkodular. Hakkâ ki mahbûbu'l-kulûb fasîh ü belîğ bahâdır kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157b ·
metinde göster ·
… ım" deyü deyü hikâyet ederler. Hattâ Kalmık ne küffâr ne müslim bir alay mecûsî
kavimdirler
, ammâ anlarda kizb ü bühtân olmazdır.
Kavm-i Kalmak İskender gibi Sedd-i Ye’cûc'a ve kûh-ı Kâf'a yetmiş seksen yılda bir gitdikleri müsbetdir. Hattâ Mehemmed Geray Hân'da bu şehrimizde rehin olan Buloş nâm koca Kalmık "Ben üç kerre Cıldırak tavda atamız ka‘besine varanmın", ya‘nî "Kûh-ı Kâf'da ka‘bemize vardım" deyü deyü hikâyet ederler. Hattâ Kalmık ne küffâr ne müslim bir alay mecûsî kavimdirler, ammâ anlarda kizb ü bühtân olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… Şâfi‘iyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid kavimlerdir. Bu kavm-i Dağıstân dahi yedi
kavimdir
kim lisânları birbirlerine muğâyir akvâmlardır. İnşâallâh mahalleriyle îrâd olu …
Ve hâlâ vilâyet-i Acem ile bu kûh-ı Elburz mâbeyninde vilâyet-i Dağıstân pâdişâhı var kim kûh-ı Elburz dâmenlerinde yedi sancak bir ülke-i Dağıstân'dır. Pâdişâhlarına Şamhal Hân derler. Başka hutbe sâhibi pâdişâhdır, ammâ sikke sâhibi değildir, ammâ Şâfi‘iyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid kavimlerdir. Bu kavm-i Dağıstân dahi yedi kavimdir kim lisânları birbirlerine muğâyir akvâmlardır. İnşâallâh mahalleriyle îrâd olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159b ·
metinde göster ·
… Azak Kazağıyla bir olup Azağ'ı elinizden alırlar, zîrâ bunlar eylik bilmez bir
kavimdir
. Bizim bu kadar yüz yıldan berü re‘âyâlarımızken işde şimdi isyân edüp iki kerr …
"Sakının bunları Azağ'a koman. Azak Kazağıyla bir olup Azağ'ı elinizden alırlar, zîrâ bunlar eylik bilmez bir kavimdir. Bizim bu kadar yüz yıldan berü re‘âyâlarımızken işde şimdi isyân edüp iki kerre yüz bin Hıristiyânlarımız kırup bir şehzâdemiz katl edüp birin esîr edüp işde Edil suyun karşu geçdiler. Hele ben pâdişâhınıza varırsam bu Kalmık içün neler söyleyim" deyü elçi gazab-âlûd olup kükredi. Ve gürûh gürûh niçe bin kavm-i Heşdek nehr-i Edil'i geçerlerdi. Bundan sonra küffâr bu Heşdek'e bir söz söylemeğe kâdir olmadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
… etseler ahşama komayup kur‘a atmadan âdemi pişirüp yerler. Böyle bir merdüm-hor
kavimdirler
.
Ve ol sâ‘at bu âdem leşi kebâbını kırk elli nefer Kalmıklar yediler ve yağların yüzlerine ve gözlerine ve vücûdlarına sürüp kemiklerin yere gömdüler. Acîb ü garîb temâşâdır, ammâ Allâhümme âfinâ, eğer Rûm'un ve eğer Kırım'ın Badrak Tatarların dutup esîr etseler ahşama komayup kur‘a atmadan âdemi pişirüp yerler. Böyle bir merdüm-hor kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… selâmet gelirler. Meğer ol dedelerimiz yıldırak dağ ardına varup anda olan nice
kavimdir
, görmek içün ol altun ve gümüş dağlarına çıkmışlar. Cümlesi ol sadâdan helâk ol …
"Ammâ bir kerre ka‘bemizin güneş çıkduğu tarafındaki dağlar cümle yalap yalap eder cıldırak tavlardır kim kim kimi altundan kimi gümüşden ve kimi bakır ve kalay ve kurşum ve demir ve polad ve tıhtâb ve kükürd ve tuç ve somâkî ve dehnec ve isfîdâc ve şâb-ı Süleymân ve semm-i fâr ve hacer-i semm-i helâhil ve hacer-i semm-i kâtı‘ ve hacer-i zücâc ve zîbakdan, ya‘nî civadan donmuş ale't-tertîb dizilmiş dağlardır kim cümle yalap yalap etdiklerinden 178b biz bu dağlara cıldırak tav deriz. Bir kerre Özdemiroğlu çağında bu tavların ardındaki kavimden bir sadâ geldikde ka‘bede olan dedelerimizin atlarının ve kendilerinin ol sadâ-yı mühlikden başları çatlayup atlarının ve kendilerinin beynileri cümle kulaklarından akup ol yıldırak tav dibinde dedelerimiz cümle kırılup seksen bin âdemden kırk âdem ve beş kerre yüz bin atlardan beş yüz at halâs olup vilâyetimiz olan Çîn'e ve Hıtâ ve Hoten'e selâmet gelirler. Meğer ol dedelerimiz yıldırak dağ ardına varup anda olan nice kavimdir, görmek içün ol altun ve gümüş dağlarına çıkmışlar. Cümlesi ol sadâdan helâk olmuşlar. Ol zamândan berü yetmiş yıl olmuşdu. Ka‘bemize gitmeğe havf ederdik, ammâ şimdi bu yıl inşâallâh elli bin âdem olsak, elli bin dahi olsun ka‘bemize gideriz" deyü nakiller edüp âh-ı derûn çekerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a–178b ·
metinde göster ·
… u] zâc gezüp üç kerre yüz bin leşkere ve iki kerre yüz bin re‘âyâya mâlik zebûn
kavimdirler
. Andan,
Der-fasl-ı Gökdelen Taysı Şâh-ı Kalmak: Bunlar balık dişi çıkan göl yanlarında sâkin olup ac [u] zâc gezüp üç kerre yüz bin leşkere ve iki kerre yüz bin re‘âyâya mâlik zebûn kavimdirler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179a ·
metinde göster ·
… hr-i Ten kenârında ağaçdan sarp kal‘adır. Hatmanı yedi bin cünûd-ı cünübe mâlik
kavimdir
. Derûn-ı hisârda her imâreti mevcûd ve müzeyyen kirmândır. Hikmet-i Bârî hevâla …
Bu dahi Maskov hükmünde 181b nehr-i Ten kenârında ağaçdan sarp kal‘adır. Hatmanı yedi bin cünûd-ı cünübe mâlik kavimdir. Derûn-ı hisârda her imâreti mevcûd ve müzeyyen kirmândır. Hikmet-i Bârî hevâlar mu‘tedil olup millet-i nasârâ yılda bir bed-nâm günleri olup cümle kal‘a kapudanları hatmanları ve a‘yân-ı vilâyetleri elçiye ricâ edüp bir iki gün oturak edüp bed-âyîn ve küfr [ü] dalâlet ve ayş [u] nûş ve tarab u ışret edecek olunca cümle küffâr gemilerden atların çıkarup her biri süvâr olup birer cânibe at gezindirmeğe gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181a–181b ·
metinde göster ·
… hor hakîr ve çakır ve fakr-ı fâkada olup ölülerinden bile harâc alınur bir gûne
kavimdir
kim bunlar Fir‘avn leşkeriyken cenâb-ı Allâh bunların hakkında âye[t] sûre-i (- …
Ammâ Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Rûm'da kavm-i Kıptî ya‘nî kabîle-i çinganeler hor hakîr ve çakır ve fakr-ı fâkada olup ölülerinden bile harâc alınur bir gûne kavimdir kim bunlar Fir‘avn leşkeriyken cenâb-ı Allâh bunların hakkında âye[t] sûre-i (---). Arapça nassı buyurmuşdur. Hakkâ ki cebbâr ve hırsız ve nûrsuz ve pîrsiz bî-dîn ve bî-mezheb müselmân şeklinde kefere bile değil âdemlerdir kim anların ıstılâhât [u] ibârâtlarıdır kim tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210a ·
metinde göster ·
… Kefereler ile mahlût hem-meclis müselmân şekilli harâc vermeden halâs olmuş bir
kavimdir
.
Cümle kâfiri ve müselmânları ancak yüz kadar kiremit örtülü evlerdir. Ve Rûmları tâ fetihden berü iç kal‘anın zirve-i a‘lâsında sâkinler. Andan aşağıda müselmânlar olup bir mahalle ve bir câmi‘ var, ammâ müselmânlarının dînleri ve mezhebleri nedir, anlar dahi bilmez. Kefereler ile mahlût hem-meclis müselmân şekilli harâc vermeden halâs olmuş bir kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
… klı ve belleri kalın ve gâyet güçlü tüvânâ âdemlerdir kim cümle yigirmi beş bin
kavimdir
.
Çünki bu İşpanya kızları yine 319b bu cezîre-i Girid'e kadem basup isfakiye dağlarında ecinne ile sâkin olup mukaddemâ bekâretlerini ecinne izâle etdiklerinde cümle kızlar hâmile kalup bir yıldan sonra cümle kızlar birer oğlan ve kızlar doğurup benî âdem ile ecinne evlâdı tenâsül bularak ibtidâ cezîre-i Girid'e ecinne evlâdlarından isfakiye dağının kavmi hâsıl olmuşdur kim orta boylu ve kara yüzlü ve küçük müdevver gözlü ve kara kaşlı ve küçük başlı ve kıvırcık saçlı ve iri kulaklı ve yassı burunlu ve iri dişli ve kısa boyunlu ve vücûdları post gibi tüğlü ve ayakları kısa ve iç yüzüne eğri ve tabanları yassı ve ellerinin ayaları vâsi‘ ve parmakları kalın ve yassı tırnaklı ve belleri kalın ve gâyet güçlü tüvânâ âdemlerdir kim cümle yigirmi beş bin kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a–319b ·
metinde göster ·
… iş koyun başı gibi sırıdup güler şeklinde gezer bir alay zeber-dest ifrît sıfat
kavimdirler
. Hattâ cemî‘i kâfiristânda ok yay yok iken bunların silâhları sihâm-ı kavs-i ka …
Ekseriyyâ Girid cezîresinin âb [u] hevâsı hükmünden cümle halkının evlâd [u] ensâbları böyle hilkat üzre olup gâyet necîb ve reşîd sıbyânları vardır, ammâ hakkâ ki isfakiye keferesinin ecinneye müşâbehetleri vardır kim bir turfe hey’et-i mecmû‘a-i müdhikleri var kim görenler hayrân olup hande ederler. Ve kendüleri de dâ’imâ pişmiş koyun başı gibi sırıdup güler şeklinde gezer bir alay zeber-dest ifrît sıfat kavimdirler. Hattâ cemî‘i kâfiristânda ok yay yok iken bunların silâhları sihâm-ı kavs-i kazâ ve hişt ve harbe ve sapan ve tüfengdir. Ve gâyet şecî‘ ve zor-âver ü dilâver kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
… ardan cemî‘i Manya küffârları havf ederler, zîrâ cümle bahâdır ve şecî‘ ve çete
kavimdirler
. Ve mâbeynlerinde 335a gâyet hasîb ü nesîb geçinir keferelerdir.
Bu mel‘ûnlardan cemî‘i Manya küffârları havf ederler, zîrâ cümle bahâdır ve şecî‘ ve çete kavimdirler. Ve mâbeynlerinde 335a gâyet hasîb ü nesîb geçinir keferelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b–335a ·
metinde göster ·
… ehl [ü] ıyâlleri ve kendüleri dahi Rûmca ve Türkçe kelimât ederler, ammâ Rûmşa
kavimdir
.
Bu şehrin uyûn-ı câriyesi olmamağın cümle kuyu suları içerler, ammâ sahrâsı gâyet mahsûllü yerlerdir. Bunda benî âdem az kaldığından bir avret yâ bir bâkire kız bir âdeme beş altı kîse ergenlik verüp bir müselmâna varır. Ekseriyyâ avretleri niçe yüz müselmânların cümle kefere kızları ve avretleridir kim bu diyârın âdetleri böyledir. 340b Anıniçün cümle evlâd, ehl [ü] ıyâlleri ve kendüleri dahi Rûmca ve Türkçe kelimât ederler, ammâ Rûmşa kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340a–340b ·
metinde göster ·
kim Mekke-i Mükerreme'de sâkinlerden kavm-i Kureyş kabâ’ili urbânı idi. Hikmet- …
Bunlar on kavimdir kim Mekke-i Mükerreme'de sâkinlerden kavm-i Kureyş kabâ’ili urbânı idi. Hikmet-i Hudâ bunların Cebel-i Elheme nâm bir şeyhü'l-urbânı ki oymak sâhibi bir kavm-i kübâr-ı kibâr-ı Arab idi. Hatâ’en bir Arab beğinin gözün bu Cebel-i Elheme çıkar[ır]. Gözü çıkan beğ dahi Hazret-i Ömer huzûruna gelüp sûre-i (---):
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353a ·
metinde göster ·