… rına karîb bir bucakdır. Ana her bâr Kalmuk kavmi varmaları sahîhdir kim Kalmuk
kavminde
asla kizb ü iftirâ olmaz, ve kûh-ı Kâf'a vardıkları sahîhdir.
Ammâ İskender'in emr-i Hakk ile binâ etdiği Sedd-i Ye’cûc, Moskov diyârına karîb bir bucakdır. Ana her bâr Kalmuk kavmi varmaları sahîhdir kim Kalmuk kavminde asla kizb ü iftirâ olmaz, ve kûh-ı Kâf'a vardıkları sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… lâ geçid vermez âb-ı hayâtdır. Kış günleri gemiler yatar emîn yerdir. Ve Keçler
kavminden
bu mahalle gelince bu nehrin iki cânibi bâğ-ı İremlerdir kim gûnâ-gûn meyve-i h …
Evsâf-ı aşîret-i Keçler : Bâğ-ı İrem-misâli bir mahsûlâtlı vilâyetdir. Yetmiş pâre kurâdır. İki bin tüfenk-endâza mâlikdir. Beğinin ismi (---) ve âb-ı hayât suları vardır. Ammâ Pisu nehri nâmında bir nehr-i azîm suyu var, gemiler girer. Kûh-ı Elburz'dan berü gelüp bu mahalde Karadeniz'e munsab olur. Mâh-ı temmûzda aslâ geçid vermez âb-ı hayâtdır. Kış günleri gemiler yatar emîn yerdir. Ve Keçler kavminden bu mahalle gelince bu nehrin iki cânibi bâğ-ı İremlerdir kim gûnâ-gûn meyve-i hüdâyîler hâsıl olur. Bu Keçlerin on bin askeri olur, çoğu atlılardır ve ulu kavmdir ve gâyet mâldâr hırsızlardır. Bu aşîretde Havka nâm bir karyede Zepraha nâm bir Abaza hânesinde mihmân olup cümle yeniçeri yoldaşlarımıza on koyun boğazlayup ziyâfet edüp sızbal ve şılharçı ve pastalar tenâvül edüp def‘-i cû‘ etdik. Andan yine garba iki konak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a ·
metinde göster ·
çok kavmdir. Ammâ ol kadar bahâdır ve şeci‘ ve hırsız değillerdir. Ekserî tüccâ …
Evsâf-ı aşîret-i Arıt : Keçler kavminden çok kavmdir. Ammâ ol kadar bahâdır ve şeci‘ ve hırsız değillerdir. Ekserî tüccârdır. Zerdava sayd ederler. Hınzırları gâyet çokdur. Bir mezheb nedir bilmezler ve kitâb nedir bilmezler ve âdeme rîş-hand edüp gülmezler. Sağ sözlü kavmdir. Belki otuz bin kadar âdem olur. Beğlerinin ismi (---) Beğleri kırk elli pür-silâh Aznavûr Abaza ile yigirmi koyun ve üç sığın geyik getirüp "Safâ geldiniz" deyü ta‘zîm etdi. Beğ dedikleri bir saçlı âdem arkasında kılçıklı kebe çeğmanı ve elinde oku yayı ve belinde kılıçlı bir şehbâz yiğit idi. Huddâmları cümle gîysûdâr pençe-i âfitâb bâkireler idi. İskelesine Arıtlar derler. Bir gice anda mihmân olduk. Anda gemiler kışlayamaz, zîrâ açık iskeledir. Bir iskelesine dahi Layoş derler. Bunda dahi gemiler kışlayamaz. Ancak altı ay yatar. Ammâ gâyet bender iskeledir. Cânib-i şimâlde azîm dağlar içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257a ·
metinde göster ·
… larımızı anlara Allah emâneti verüp gulâmlarımızla sebük-bâr kaldık. Bu Bozodok
kavminden
Menkli Girây Hân üç bin asker Ejderhân Seferine götürüp Ejderhân fethinden sonr …
Evsâf-ı aşîret-i Bozodok : Beğlerinin ismi (---). Yedi bin âdeme mâlikdir. İskelelerinde on pâre İslâmbol gemisi bulup ba‘zı yârânlarımıza râst gelüp dünyâ kadar safâ etdik. Kaba saba esbâblarımızı anlara Allah emâneti verüp gulâmlarımızla sebük-bâr kaldık. Bu Bozodok kavminden Menkli Girây Hân üç bin asker Ejderhân Seferine götürüp Ejderhân fethinden sonra Bozodok kavmi Çerkes vilâyetinde kûh-ı Obur dibinde yurd verüp anda kaldılar. Hâlâ Çerkesde Bozodok kavmi derler. Ammâ Abazaca dahi bilirler, bahâdır kavmdirler. Ve bu Abaza Bozodokıyla Çerkes Bozodokının mâbeynlerinde Obur dağı derler bir kûh-ı bülenddir. Mâbeynehümâları üç konakdır. Yine birbirini gelüp basup evlâdların uğurlarlar. Bu Abaza Bozodokından yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… kdur. Bir kaç kerre Tün Kazağı harâb etmişdir, ammâ taşrasında, aşîret-i Suğake
kavminden
yüz elli mikdârı sazdan evleri vardır, bu köye Kabak ta‘bîr edeler. Bu kal‘anın …
Evsâf-ı kal‘a-i gevher-pâ Anapa : İskender-i Zülkarneyn, sedd-i Ye‘cüc'ü binâ etmeğe emr-i Hak ile giderken bu mahalle uğrayup âb [u] hevâsından ve sayd [u] şikârgâhından hazz edüp bu Karadeniz'in kenarında bir püşte-i vâsi‘ üzre bu kal‘ayı bir senede tıraş olmuş mücellâ seng-i gûnâ-gûn ile şekl-i muhammes bir Şeddâdî kal‘a-i zîbâ edüp sarây-ı hâssının dîvânhânesinde ayak altına la‘l ve yâkût ve zümrüd ve zeberced ve pîrûze ve cebelü'l-lakım (?) ve sadef ve akîk-i Yemenîler döşeyüp tezyîn etdiğiyçün kal‘a-i gevher-pâ-yı Anapa deyü tevârîhlerde mestûrdur. Ba‘dehû Ceneviz kralının tahtgâh-ı darü'l-bevârı olup behişt-âsâ ma‘mûr etdi. Andan sene (---) târîhinde Timur-ı bî-nûr Irak-ı dâdyânı ve şehr-i Heşdek'i ve Alatur ve Kazan'ı ve'l-hâsıl yedi yüz pâre şehr-i azîmleri harâb u yebâb etdükde Kırım diyârında Tohtamış Hân üzre gelirken bu Anapa kal‘asının varoşun harâb u yebâb edüp ancak kal‘ası kaldı. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî'nin vezîria‘zamı {Gedik Ahmed Paşa} donanma-yı hümâyûn ile Kefe Kal‘ası fethine gelirken deryâ-misâl asker ile bu kal‘ayı Ceneviz küffârı elinden feth edüp içine asker kodu. Abaza ile Çerkes kavmi hudûdu tamâm olduğu burunda Karadeniz kenarında bir yalçın kaya üzre vâki‘ olmuş kal‘a-i metîndir. Lâkin içinde âdemî-zâtdan kimse yokdur. Bir kaç kerre Tün Kazağı harâb etmişdir, ammâ taşrasında, aşîret-i Suğake kavminden yüz elli mikdârı sazdan evleri vardır, bu köye Kabak ta‘bîr edeler. Bu kal‘anın cânib-i şimâli Anapa dağlarıdır. Karadeniz'den aşağa giden gemiler bu dağları özleyüp Azak'a Kazak'a giderler, ulu dağlardır ve bu kal‘a ol kadar musanna‘dır kim gûyâ henüz mi‘mar [u] mühendis elinden çıkmışdır. İçinde Şuğake kavminin koyunları ve keçileri kışlar. Bu mahal Özdemiroğlu Osmân Paşa tahrîri üzre Kefe eyâletinde Taman sancağı hükmünde voyvodalıkdır. Şuğake kavmi harbe ucuyla öşr verir, üç bin mutî‘ şeklinde âsîlerdir. Beğlerinin ismi (---). Bu kal‘anın bir kapulu liman-ı azîmi var kim bin pâre gemi birer iplik ile bağlanup yatarlar. Sekiz rûzgârdan emîn liman-ı kebîrdir. Karadeniz'in cânib-i edvârında böyle liman yokdur, meğer Balıklava limanı ola. Küffâr asrında bu limândan bir gûne incü çıkarmış. Hâlâ sadefleri leb-i deryâda nümâyândır. Anınçün bu kal‘aya Gevher-kân derler. Ve hâlâ her sene Rus-ı menhûs bu limanda lenger-endaht edüp bî-bâk ü bî-pervâ ikâmet edüp gavvâslık ederek incü sadefleri çıkarırlar. Eğer bu kal‘a ta‘mîr u termîm olup mükemmel cebehânesiyle kul konsa cemî‘î Abaza ve Çerkezistân diyârların mutî‘ [u] münkâd edüp harâc-güzâr edüp eyâlet etmek emr-i sehldir. Zîrâ Çerkezistân'da olan Nogay dahi yağları metâ‘ların bu limana getirüp bender-i azîm olup gümrük hâsıl olurdu. Bir cây-ı menâs liman-ı azîmdir. Hakîr bu Anapa kal‘ası limanında Gönye yeniçeri ağasıyla yatarken Karadeniz'den donanma-yı hümâyûn nümâyân olup rûy-ı Bahr-i siyâh bâdbân-ı keştî ile zeyn olmuş. Temevvüc-i deryâ ile hikmet-i Hudâ vakt-i zuhrda bizim sâkin olduğumuz Anapa Limanı'na demir bırağup 259b üç gün ikâmet edüp cemî‘î gerüde olan bârçalar dahi gelüp derûn-ı limanda kayd-ı lenger edüp üç günde cümle keştîler sulandı. Gönye ağasıyla hakîr yeniçeri ağası kâ’immakâmı (---) Ağa'ya ma‘an buluşup cüz’î ve küllî hedâyalar verdik. Andan hakîr serdâr-ı mu‘azzam Deli Hüseyin Paşa'ya varup dest-bûs edüp hakîre bir hayme ve ta’yînât ve bahşîş ihsân edüp mü’ezzin-i enderûn zümresine ilhâk edüp kethüdâsı Veli Ağa kadırgasına süvâr olduk. Ale's-sabâh başdarda-i pâdişâhîde filandıra dikilüp vakt-i zuhrda top-ı rıhlet atılup iş bu bin elli (---) nının (---) günü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259a–259b ·
metinde göster ·
… Ezel hikmet-i kudretin izhâr içün bu gulâma bir baş halk etmiş kim Âd [u] Semûd
kavminden
berü eyle bir baş meğer Akkirmân'da Salsal'in başı halk olmuş ola. Ol kadar büy …
Diğer ve-mine'l-acâ’ib-i sun‘-ı Hudâ: Bu şehr-i Karahisâr'ın bir berber dükkânı önünde bir ma‘sûm-ı pâk gördüm. Babası yanında durup âyende vü revendeye arz-ı hâcât edüp ol ma‘sûm-ı nâ-resîde içün sadaka ricâ eder. Ammâ ol ma‘sûm tahmînen sekizinde ve tokuzuna bâliğ idi. Sâni‘-i Ezel hikmet-i kudretin izhâr içün bu gulâma bir baş halk etmiş kim Âd [u] Semûd kavminden berü eyle bir baş meğer Akkirmân'da Salsal'in başı halk olmuş ola. Ol kadar büyük başdır kim gûyâ Adana kabağı ve Van lahanası ve husrevânî küp kadar var ve gerdeni ol kadar rakîkdir kim gûyâ kol kalınlığıdır. Bu nahîf gerden bu kellem seri dutmağa iktidârı olmaduğundan iki aded çatal çubuğun çatallarına keçeler sarup ma‘sûmun kellesinin iki cânibine çatal ağaçları destek edüp dayamışlar. Ağaçların uçları demir temrenli yire sancmışlar, durup gulâmın kellesin ol çatal ağaçlar zabt eder. Yohsa bir vech ile ol devletlü başı ol gerden-i nahîf dutmak mümkün değildir. Ol gulâm ensesin berber dükkânına dayayup geleni geçeni temâşâ edüp tebessüm etmededir. Bu kelleye kelle-pûş ve kalpak ve gulpûş ve sarık ve kavuk-ı terpûş olamadığından mutâflarda dokunmuş bir gûne at çulundan kâr-ı gazâlî bir gûne at tobrası gibi çuldan başına bir arakıyye etmişler. Tâ bu mertebe kazan kadar kellesi var. Kaşları iki parmak enli ördek zülüfü gibi büklüm büklüm siyâh kaşı tâ kulaklarına dek varmış ve kulakları yine benî Âdem gûşu gibi ammâ Kürd kavmi çarığı kadarlar. Ve gözleri; uğu kuşu gibi müdevver elâ gözleri var, gâyet büyükdür. Ve kirpikleri, tîr-i müjgân gibi siyâh kirpikleri var. Ve burnu, asma bir gûne minkârı var kim gûyâ Mora patlıcanı kadar var. Nefes alup verdikçe sakağı olmuş bârgîr burnu gibi burnunun kılâğları varup gelirdi. Ve ağzı ol kadar vâsi‘dir kim dehânın küşâde etse bir karış açılup bir hûrde karpuzu hora geçirüp tenâvül ederdi. Ammâ hikmet-i Hudâ yine otuz iki dişi vardır. Lâkin iki dişi dudaklarından aşağı üst çenesinden sarkmış, iki dişi aşağı çenesinden yukaru dudağından taşra çıkmış dişleri var. Dördü dahi sivri, keskin dişlerdir. Ve dudakları la‘l-gûndır ammâ gâyet şütürlüdür. Dâ’imâ ağzından salyârı akar ve dâ’imâ halka güle güle bakar. Tatarî ve Kalmağî çehre-i kebîri var. Saçı kıvrak Arab geysuları gibi kıvırcık saçlıdır. Kolları ve sînesi yine sekiz yaşında ma‘sûm gövdesi gibidir. Ammâ parmakları incecik ve ayakları nâne çöpü gibi bir ma‘sûm idi. Âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343b ·
metinde göster ·
… îm hizmetdir. Bu mahsûlât cümle bu Suruç sahrâsında göçer evli Türkmân ve Ekrâd
kavminden
hâsıl olur. Bu vâdîler içre meks eden ecnâs-ı haşerâtın ekseri Dînayi ve Berazi …
İbtidâ bânîsi Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm ibn Abdülmelik'dir. Anların zamânında bu Suruc sahrâlarında altı kerre yüz bin Türkmân ve Urbân tâ’ifesi sâkin olup dud bâğları hıyâbânından geçilmeyüp beş bin yük harîr öşr-i sultânî hâsıl olurmuş. Ve bir çîmden mebnî bir kal‘a-i azîmi var imiş. Rûm keferesi Âl-i Selçukıyân'a galebe edüp yer götürmez kefere-i fecereler ile Kudüs'e azîmet edüp bu Suruc sahrâlarında cem‘iyet ederken çîmden mebnî toprak kal‘asıyla şehrin harâb edüp hâlâ âsâr-ı binâları zâhirdir ammâ kal‘adan nâm [u] nişân yokdur. Hâlâ Haleb eyâletinde sancakbeği tahtı kasaba-yı Suruc'dur. Beğinin hâssı 27.790 akçedir. Timarı 291 ve ze‘âmeti 9 ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Lâkin {cümle eyâleti sancaklarında kılıç ze‘âmet 37 ve kılıç timar 262 aded ze‘âmet ve timardır}. nevâhîlerinin ekseriyyâ mahsûlât ebvâbları bu Suruc'un ve nahiye-i Mercâbâd'ın cümle Erzurûm Karsı kulunun aklâmlarıdır kim Kars ağalarından beş yüz atlı ile bir ağa gelüp beher sene kırk bin guruş tahsîl edüp Kars kuluna mevâcib verilir, azîm hizmetdir. Bu mahsûlât cümle bu Suruç sahrâsında göçer evli Türkmân ve Ekrâd kavminden hâsıl olur. Bu vâdîler içre meks eden ecnâs-ı haşerâtın ekseri Dînayi ve Berazi ve Kûh-Binik ve Cürm Kürdü kabîleleri sâkin olup ekseriyyâ dud bâğları içinde harîr hâsıl edüp öşr-i harîr ve sâ‘ir ve alef hakkı verirler ve Türkmân'dan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
Tûfân-ı Nûh'dan sonra binâ olunan şehr-i kadîmin biri dahi budur kim Semûd
kavminden
Ruhây nâm bir melik binâ edüp ba‘dehû Nemrûd-ı la‘in bu Ruhâ'nın âb [u] hevâsın …
Tûfân-ı Nûh'dan sonra binâ olunan şehr-i kadîmin biri dahi budur kim Semûd kavminden Ruhây nâm bir melik binâ edüp ba‘dehû Nemrûd-ı la‘in bu Ruhâ'nın âb [u] hevâsından hazz edüp mu‘ammer oldukça ulûhiyyet da‘vâsında olup iki yüz sene bu şehirde sâkin olup Hazret-i İbrâhîm aleyhi's-selâmı bu şehirde âteş-i Nemrûd'a atdığı mancınıkları zâhir ü bâhirdir kim Cenâb-ı Rabbü'l-izze Habîb'ine sûre-i (---) ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
… nı dutmuş bir alay kavimdir. Moskov kralı ve Fağfûr ve Kozak tâ’ifesi bu Kalmah
kavminden
bîzâr olmuşdur. Rûy-ı arzda Cenâb-ı Allah iki kavmi bî-hesâb halk etmişdir. Bir …
Bu Türkmân'ın niçe yüz gûne lehce-i mahsûsaları vardır kim birbirlerinin lisânlarını tercümân ile anlarlar, ammâ cümleden lisân-ı Etrâk-ı Çağatay fasihdir. Kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Etrâk-i Kozak ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Dağıstân ve kavm-i Lezgi ve Kumuk ve kavm-i Tatar-ı Buhârâ ve kavm-i Noğay-i Urumbat ve kavm-i Ulu Noğay ve kavm-i Kiçi Noğay ve kavm-i Şıdak Noğay ve kavm-i Haydak ve kavm-i Badrak-ı Kırım ve kavm-i (---)(---)(---) bunlar cümle lisân-ı Türk-i Tatar'dır. Türkmân ve Âl-i Osmân cümle bunlardandır. Ammâ Kalmuk Tatarı Çin ve Fağfûr ve Hıtâ ve Huten ve Moskov mâverâsında karanlık dünyâya varınca kavm-i Kalmuk başka Tatar'dır. On iki tâ’ifesi şâhları ve pâdişâh şehzâdeleri olup on iki aded lisânları var kim birbirlerinin lisânların anlamak ihtimâlleri yokdur. Cihânı dutmuş bir alay kavimdir. Moskov kralı ve Fağfûr ve Kozak tâ’ifesi bu Kalmah kavminden bîzâr olmuşdur. Rûy-ı arzda Cenâb-ı Allah iki kavmi bî-hesâb halk etmişdir. Biri Mısır cezîresinde on iki melik hükmünde Karalar kavmi çokdur. Biri de bu kavm-i Kalmak çokdur. İnşâ’allah mahalliyle bu Kalmak kavimleri dahi tahrîr olunur. Hemân Cenâb-ı Bârî sıhhât-ı beden, seyâhat-ı tâm, âhir nefesde îmân müyesser ede! Ba‘dehû bu Mar‘aş şehrin seyr [u] temâşâ etdigimizden sonra Mar‘aş'dan cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62b ·
metinde göster ·
… ârı Sırp ve Bulgar ve Eflâk ve Boğdan kavmi elinden feth edüp Tatar ile Anadolu
kavminden
askerî tâ’ifesi kopup bu tâ’ife-i mezkûr birbirleriyle ihtilât edüp tenâsül bul …
Bu tâ’ife-i feteyân, şecî‘ [u] bahâdırân, Yıldırım Bâyezîd Hân bu diyârı Sırp ve Bulgar ve Eflâk ve Boğdan kavmi elinden feth edüp Tatar ile Anadolu kavminden askerî tâ’ifesi kopup bu tâ’ife-i mezkûr birbirleriyle ihtilât edüp tenâsül bularak mâbeynehümâlarında bir gûne kelimât [u] ıstılâhât peydâ edüp yine birbirleri mâbeyninde tekellüm ederler, herkes anlayamaz. Ol kelimâtlardan ba‘zısı bu lûgatlardır. Evvelâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125a ·
metinde göster ·
… akremeleri getirdiler kim Mustafâ Paşa ve tevâbi‘leri bây-ender-bây olup Mardin
kavminden
dahi pay aldılar. Hakîre dahi paşa "el-hedâyâ teşterek" diyerek me’kûlâtdan bak …
Menzil-i kal‘a-i Mardin-i sedd-i emîn: Bu şehre Mustafâ Paşa mehâbet ü dârât ve azamet ile bir alây-ı azîm gösterüp girmişdir. Cümle ahâlî-i Mardin'in zöhreleri çâk oldu. Meğer mukaddemâ Sincâr'a Urbân üzre gitdikde paşaya ri‘âyet etmemişler. Bu kerre ol kadar ta‘zîm ü tekrîm edüp akmişe-i fâhire-i didik ve abâyî ve harîr kahve makremeleri getirdiler kim Mustafâ Paşa ve tevâbi‘leri bây-ender-bây olup Mardin kavminden dahi pay aldılar. Hakîre dahi paşa "el-hedâyâ teşterek" diyerek me’kûlâtdan baklava ve börek ve çörek ve didik ve abâyî muhtım gül-reng serbendler ihsân etdi. (---) Andan yine cânib-i şimâla Mardin'den gidüp bir baş,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217b ·
metinde göster ·
Ve hatt-ı siyâkat kavm-i kadîm olan Mısır diyârında Kabâbıta
kavminden
âşikâre olmuşdur kim ibtidâ benî Âdem'den eline kalem alup yazı yazan Hazret-i …
Ve hatt-ı siyâkat kavm-i kadîm olan Mısır diyârında Kabâbıta kavminden âşikâre olmuşdur kim ibtidâ benî Âdem'den eline kalem alup yazı yazan Hazret-i Cibril-i Emîn'in ta‘lîmiyle Hazret-i İdrîs yazmışdır kim cemî‘i hattâtların pîri ve derzîlerin pîri Hazret-i İdrîs'dir kim setr-i avret içün hırkayı anlar diküp hayyâtlara {ve hattâtlara} pîr olmuşdur. Ammâ Hazret-i İdrîs'in ibtidâ hattı be-kavl-i Târîh-i Kıbtî hatt-ı siyâkatdir. Hatta bu hakîr Mısır'dan Sudan diyârın seyâhat ederken Fonçta vilâyetinde Rümeyleti'l-himâl nâm bir sevâd-ı azîm harâbistânında sâbite duran Atmeydânı'ndaki gibi amûdlarda tahrîr olunan hatlar cümle Hazret-i İdrîs hatlarıdırlar kim cümle hatt-ı siyâkatdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… . Aslâ amelî kâr-ı insân yokdur. İllâ niçe yüz aded mi‘mârları var. Hakkâ ki Âd
kavminden
kalmış kâr-ı benî Âdem gâr-ı yetîmânlardır, ammâ kal‘ası küçükdür. İçinde on ka …
Sene (---) târîhinde Âzerbaycân pâdişâhlarından Sultân Uzun Hasan binâ etdiğiyçün Hasanî kal‘a derler. Hükm-i Âl-i Osmân'da cümle (---) aded Hasan isimli kal‘a vardır. Biri Hasan Badrak'dır kim harâbdır. Biri Hasan-ı Mansûr'dur ammâ Hasîn-i mansûr'dan galat Hasan Mansûr derler. Biri de Hasan Keyfâ'dır. Biri de Erzurûm kurbünde Hasan kal‘asıdır. Biri de Şâm Trabulus'da Hasan-âbâd'dır. Biri de (---)(---)(---). Biri de bu Hasanî kal‘asıdır. Evc-i âsumâne ser çekmiş kaya üzre vâki‘ olmuş yed-i Kudret ile kal‘a halk olunmuş bir vâcibü's-seyr kal‘adır kim aslâ benî Âdem kârıyla bir kârgîr binâ dîvârı yokdur. Hemân bi-emrillah burc burc beden beden kayalardır. Aslâ amelî kâr-ı insân yokdur. İllâ niçe yüz aded mi‘mârları var. Hakkâ ki Âd kavminden kalmış kâr-ı benî Âdem gâr-ı yetîmânlardır, ammâ kal‘ası küçükdür. İçinde on kadar hânesi var, suları sarnıçdır ve zahîresi kehflerinde gâyet çokdur. Lâkin zâlim kal‘anın havâlesi vardır, ammâ zerre denlü bu kal‘aya bir zevâl yokdur. Zîrâ eser-i binâdan bir âsârın yerinde yeller eser. Hattâ sene 1033 târîhinde Kel Rüstem Hân bu kal‘ayı kâmil sekiz ay muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile döğüp bir çâre edemeyüp hâ’ib ü hâsir İrân-zemînde nîrân-ı ka‘ra gider. Cânib-i cenûba bir kapusu var, ana da nerdübân ile çıkılır. Nerdübânı ipler ile kal‘aya çeküp aslâ bir tarafdan urûcu mümkin değildir. Âdemden gayrı bu kal‘aya bir hayvân urûc idemez. Meğer murgân-ı hoş-elhânlar pervâz urup meks ideler. İçinde bir câmi‘i ve anbârları ve su sarnıçları vardır. Bu kal‘aya hâ’il olan dağlarda kaplan u vaşak ve kebş-i yabânî hisâbın Hudâ bilir. Hattâ Kürd ârifleri ol dağlarda kepânlar edüp kayaları 287b kazmışlar. Yabân koyunları geçdiği zamân ol kepâna düşünce kepân kapanup içine ne düşmüş ise alup koyunun yerler, kaplan u vaşağın öldürüp postun alırlar. Cümle halkı böyle gûsfend-i yabânîyle geçinirler. Ve bu dağlarda olan kaplan Sikifle dağlarında ve Karataşlık'da olmazdır, at kadar kaplanı olur. Bu kal‘adan aşağı Berdük deresi kenarında altı yüz aded tahtânî Ekrâd hâneleri vardır. Ammâ etrâfında rabâtı yokdur, sâfî handakdır. Bağçeleri yokdur ammâ bâğları gâyet çokdur. Hatta Berdük nehri kenârında olan çemenzâristân içre niçe bin serâmed ve kadd-i kâmet kavak ağaçları var kim her biri ayyûka ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a–287b ·
metinde göster ·
… ağile mütehassın olup Âl-i Osmân'a tâbi‘lerdir. Ammâ yine Mahmûdî'nin Pinyanişî
kavminden
Gâzîkıranlılardandırlar.
Evsâf-ı dâr-ı gâzîyân, kal‘a-i Gâzîkıran: Sene (---) târîhinde bu kal‘ayı Âl-i Abbâsiyândan Hakkarî pâdişâhları bina etmişdir. Ammâ ismini bilemediler. Niçe kerre dest-i Acem'e, niçe kerre Osmânlı eline girüp hâlâ eyâlet-i Van'da Pinyaniş beğlerinin Gâzîkıran'ın ocak beğleri hükmündedir. Bu kavmin nısfı Acem'e tâbi‘dir. Zîrâ köyleri ve kendleri ve mezra‘aları ve bâğ u bâğçeleri cümle Acem hâkindedir. Ancak kal‘aları sarp olmağile mütehassın olup Âl-i Osmân'a tâbi‘lerdir. Ammâ yine Mahmûdî'nin Pinyanişî kavminden Gâzîkıranlılardandırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289a ·
metinde göster ·
… mâristân-ı benî Âdemdir. Ammâ kabâ’il-i Urbân-ı Mevâl ve Benî Keys halkı ecinne
kavminden
ziyâde istîlâ edüp imârâtına mâni‘ olurlar. Enûşirvân'dan sonra sene 254 târîhi …
Ammâ bu Kamerü'l-Kum-ı Irâk hâlâ imâristân-ı benî Âdemdir. Ammâ kabâ’il-i Urbân-ı Mevâl ve Benî Keys halkı ecinne kavminden ziyâde istîlâ edüp imârâtına mâni‘ olurlar. Enûşirvân'dan sonra sene 254 târîhinde Me’mûn Halîfe imâr etdi ve sene (---) de Gıyâseddîn Şâh ve Taymur Hânzâde Ya‘kûb Şâh imâr etdi ve niçe mülûkun destine yetdi. Sene 941 de Süleymân Hân'da ve Murâd Hân-ı Sâlis'de feth etdi. Ve ol asırdan sonra hâlâ dest-i Acem'de kaldı. Ammâ Süleymân Hânî'de {953} Elkas Mirzâ ibn İsmâ‘îl harâb etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Başke: Melik Zopi'nin Başke nâmında Moğol
kavminden
bir vezîri binâ etmeğile Başke kal‘ası derler. Sûru bir hıyâbân içre şekl-i mur …
Evsâf-ı kal‘a-i Başke: Melik Zopi'nin Başke nâmında Moğol kavminden bir vezîri binâ etmeğile Başke kal‘ası derler. Sûru bir hıyâbân içre şekl-i murabba‘ toprak binâ bir hisâr-ı ra‘nâdır. Sene 962 târîhinde Baltacı Mehemmed Paşa fethidir. Ba‘dehû sene 1039 da Murâd Hân-ı Râbi‘ Vezîri Hüsrev Paşa'ya mutî‘ olup yine Lur Hâkimi Süleymân Hân'a mülkiyyet üzre sadaka olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 370b ·
metinde göster ·
… sağîr vardır. Bu kend halkından Hazret-i Yûnus asrında imân getiren Humeydiyye
kavminden
idiler. Çünki Hazret-i Yûnus balık karnından çıkup şiddet-i hârda aç u zâc ve b …
Mu‘cize-i Yûnus Nebî: Bu kal‘a-i Akra kurbünde medîne-i Nenîvâ ki Hazret-i Yûnus anda meb‘ûs olmuşdur. Ana karîb dağlar içre üç sâ‘atde Beled-i Betra nâm bir kend-i sağîr vardır. Bu kend halkından Hazret-i Yûnus asrında imân getiren Humeydiyye kavminden idiler. Çünki Hazret-i Yûnus balık karnından çıkup şiddet-i hârda aç u zâc ve bir nâna muhtâc kalınca bu mezkûr Betra halkı şehr-i Musul bâzârına gelmişlerdi. Hazret-i Yûnus'u bu hâlde görüp bir hayli i‘zâz u ikrâm edüp bir nânpâre verüp Hazret-i Yûnus'u toylayup kal‘a-i Akra'ya andan Beled-i Betra'larına getirüp ta‘zîm ü tekrîm ederler. Hazret-i Yûnus bunlardan mahzûz olup hayr du‘â edüp bu kavme bir âsiyâb-ı dakîk binâ edüp "İnkırâzu'-devrân mü’ebbed ola!" deyü du‘â eder. Hâlâ ol değirmân Beled-i Betra hâricinde zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375a ·
metinde göster ·
… zemîn ü âsumân devr edelden berü Şemlâl b. Eres pâdişâhın cedleri cân-ı ecinne
kavminden
berü bu şehir mülk-i mevrûsumuzdur. Ba‘dehû Hazret-i Süleymân bizim kavmimiz kı …
"Yâ Muhammed, asıl bu şehr-i Nasîbîn, Âdem ceddin ile zemîne hubût etdiğimizde (---)(---) şehrine nüzûl edüp andan bu şehri mesken [ü] me’vâ eyledim. Bu da‘vâyı ben ederem ve ben bu kavmin ulusıyam ölüsü değilem ve kabri kabrun kurbı kabrun ve hafrudan değilem. Bu şehr-i Sakalân tâ zemîn ü âsumân devr edelden berü Şemlâl b. Eres pâdişâhın cedleri cân-ı ecinne kavminden berü bu şehir mülk-i mevrûsumuzdur. Ba‘dehû Hazret-i Süleymân bizim kavmimiz kırup bu ervâh-ı tayyibe Melik Sırfeyâîl fursat bulup Süleymân Nebî'ye îmân getirüp şehrimiz elimizden alup zabt etdi. Tâ ki Hazret-i Yûnus balık karnından şehr-i Musul'da taşra çıkdığı sene bu Sırfeyâîl ecinnesi kavm-i Rebî‘ kabîlesin incitmeğe başlayup Yûnus Nebî ümmeti Nasîbîn'den firâr edüp bu Sırfeyâîlî kavmi Nasîbîn'de karâr idinüp taht idinüp Sakalân şehri oldu. Niçe yüz sene benî Âdem Nasîbîn'e varamayup anlarda kaldı. Şimdi biz dahi fursat bulup yine mülk-i mevrûsumuz içün ceng-i azîm edüp Sırfeyâîl'i münhezim edüp Nasîbîn'i kabza-i tasarrufa alup zabt etdik. Emîr senin yâ Muhammed. Da‘vete icâbet edüp geldik, hüküm senin." deyü gûnâ-gûn lisân-ı belâğatle İblîs huzûr-ı Resûlullah'da tekellüm edüp hâmûş oldukda ervâh-ı tayyibe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b ·
metinde göster ·
bir gulâm idi. Babası (---) dır. Babası Şemlâl b. Eres adlu bir pâdişâhlarına â …
Der bî ayne bî şeb-i pür-nisbet şeytâni'r-racîm: Evvelâ bu İblîs-i pür-telbîs cân-ı ecinne kavminden bir gulâm idi. Babası (---) dır. Babası Şemlâl b. Eres adlu bir pâdişâhlarına âsî olup azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl etdiklerinde İblîs anlardan bir âbid ü zâhid ve necîb ü reşîd gulâm olmağile Cenâb-ı Kibriyâ niçe bin melâyikeler ile İblîs'i anlara serdâr edüp Cân kavminin âsî olanlarıyla ceng edüp bu kerre İblîs kavmi Cân kavmi üzre galebe edüp cümle âsî olan Cân kavimleri âteş-i azâbdan helâk olup emr-i Hak ile İblîs Cân kavmine pâdişâh oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394a ·
metinde göster ·
… ecinne isimleriyle bile yâd olunmuşdur. Anınçün ba‘zı müfessirîn "İblîs ecinne
kavmindendir
", deyü müttefiklerdir.
Ve kitâb-ı İncîl'de dahi yedi yerde İblîs'in ismi ecinne isimleriyle bile yâd olunmuşdur. Anınçün ba‘zı müfessirîn "İblîs ecinne kavmindendir", deyü müttefiklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a ·
metinde göster ·
… bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân
kavminden
bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyike …
Hülâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede niçe İblîs esmâları vardır ammâ biz muhtasar kıldık. Hatta ıstılâh-ı sûfiyyûnda ismine Nedîm derler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ûn olmasa iyi musâhib olurdu. Zîrâ devr-i dünyâdan berü mu‘ammer olup çok umûr u ser-encâmlar görmüşdür, ammâ la‘îndir." buyurmuşlardır. Ammâ cemî‘i elsinede ismi yâd olunsa la‘n edüp isminden nefret ederler. Ammâ sâhib-i sülûk olan kimesneler dillerin zabt eylemek içün İblîs'e ve Yezîd'e la‘net demeğe revâ görmemişler. Netîce-i kelâm bu edîm-i arzda ve yedi kat ka‘r-ı zemînde ve yedi kat gökde ismi vardır. Hatta lisânları olmayan kavm-i bî-zebânlarda ya‘nî dilsizler lisânı üzre şeytânın işâreti sağ elinin salavât parmağın sağ gözü yanına koyup parmağın eğri etse şeytân demek işâretidir. Ammâ be-kavl-i Cerîr-i Taberî ve be-kavl-i Keşşâf hazretleri ve Sultânu'ş-şüyûh Hazret-i Ekber Arabî ya‘nî eş-Şeyh Muhyiddînü'l-Arabî bunlar müttefekun aleyhdirler kim evvelâ İblîs bâlâda tahrîr olunduğu üzre cân kavminden bir âbid ü zâhid gulâm-ı necîb idi. Cenâb-ı Kibriyâ bu Hâris-i İblîs'e melâyikeleri imdâd verüp âsî olan cân kavimlerin kırup rûy-ı arzda İblîs yedi bin yıl pâdişâh olup zühd [ü] takvâsıyla bile Cenâb-ı Allah'a takarrub edüp kâhîce âsumâne urûc edüp yedi kat gökde ve sekiz kat uçmakda cemî‘i melâyike-i kerrûbânlara karışup emr-i Hak ile cümle meleklere mu‘allim olup yedi kat göğün her katında yedişer bin yıl ibâdet edüp âhir-ı kâr Hazret-i Âdem'e secde etmeyüp Allah'a âsî olduğu ecilden merdûd olup yine vatan-ı aslîsi olan 395b edîm-i arza Hazret-i Âdem ve Havvâ ve yılan ve tâvûs ile dördü rûy-ı zemîne dergâhdan hubût etdiklerinde cenâb-ı Allah Racîm'e ibtidâ nefsi havâle kıldı. Zîrâ Âdem ile Havvâ cennetde hırâmânî reftâr [u] güftâr ederlerken İblîs anların cimâ‘ına hased edüp Âdem'i ta‘kîb ederdi. Rûy-ı arzda ana dahi Allah şehveti havâle edüp serserî vü sergerdân ve zâr u giryân gezerdi ve dâ’imâ cânından bezerdi. Âhir sihr-i efsûn ile hâkden kendüye bir dişi peydâ edüp anınla cimâ‘ ederdi. Eşinün ismin Sanâ‘ koyup her anda niçe bin kerre serçe kuşu gibi cimâ‘ ederdi ve cimâ‘ı dahi hemân kuş gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a–395b ·
metinde göster ·
… Rûm ve kavm-i Dekum ve kavm-i Bün ve kavm-i Huk ve kavm-i Bes {bunlar cümle cân
kavmindendir}
ve kavm-i Sâfın, bir gûne atlar idi ve kavm-i ciyâd yine atların bir nev‘idir v …
Evvelâ kavm-i Tam ve kavm-i Rûm ve kavm-i Dekum ve kavm-i Bün ve kavm-i Huk ve kavm-i Bes {bunlar cümle cân kavmindendir} ve kavm-i Sâfın, bir gûne atlar idi ve kavm-i ciyâd yine atların bir nev‘idir ve kavm-i subû‘ ya‘nî arslanlar ve kavm-i firâhâ ya‘nî horoslar ve kavm-i te‘ab ya‘nî tilki kavmi {bunlar cân kavminin bir nev‘idir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 396a ·
metinde göster ·
Dok‘âd nâm bir Ferhâd-kâr binâ etmişdir kim ibtidâ kân-ı mekânları gâr-ı yetimâ …
Cemî‘i müverrihân-ı Arab ve Acem ve Rûm ve Yarmeni Mığdısi ve târîh-i Yanvan-ı Yunanî kavilleri üzre bu kal‘a-i Tokat diyâr-ı Rûm'dandır. Diyâr-ı Ermen'den değildir. Be-kavl-i müverrihîn ibtidâ bânîsi Amasiyye kal‘asın binâ eden Amalika kavminden Dok‘âd nâm bir Ferhâd-kâr binâ etmişdir kim ibtidâ kân-ı mekânları gâr-ı yetimânlardı kim hâlâ gârlarında âdem gâ’ib olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19b ·
metinde göster ·
… vrûzelli ve Deveyelli (---)(---)(---)(---)(---) niçe bunun emsâli Tatar eli
kavminden
pür-silâh zor-batır yiğitler ile Hân-ı âlîşân gelüp Nûreddîn Sultân ile istikbâ …
Âhir sene 1067 mâh-ı Zilhicce'sinin yigirminci gün Kırım Pâdişâhı Mehemmed Giray Hân seksen yedi bin Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârdan kavm-i şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Arkınlı ve Dayirli ve Ulanlı ve Oraklı ve Badraklı ve Nogaylı'dan Urûmbetli ve Yaman Sadaklı ve Kör Yûsuf Biyli ve Arslan Biyli ve Çobanelli ve Nevrûzelli ve Deveyelli (---)(---)(---)(---)(---) niçe bunun emsâli Tatar eli kavminden pür-silâh zor-batır yiğitler ile Hân-ı âlîşân gelüp Nûreddîn Sultân ile istikbâle çıkup Hân'a buluşup Melek Ahmed Paşa efendimizin mektûbların Hân'a verüp selâmın teblîğ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… on iki boy Kazak hatmanlarından ve Leh kralına tâbi‘ ümmet-i Muhammed'den Lipka
kavminden
(---)(---)(---) el-hâsıl kırk boybeğleri ve kralları ve hatmanlarından yüz ye …
Hikmet-i Hudâ ol gün Leh kralından Hân'a elli araba hedâyâ ve on araba kîse ve bin araba zahîre ile vilâyet-i Krakov'dan ve Daniska'dan ve İsfaç kralından ve Çeh kralından ve Islovin banından ve Korol banından ve Tot banından ve on iki boy Kazak hatmanlarından ve Leh kralına tâbi‘ ümmet-i Muhammed'den Lipka kavminden (---)(---)(---) el-hâsıl kırk boybeğleri ve kralları ve hatmanlarından yüz yetmiş bin âdem Leh kralı tarafından Hân'a imdâd ile yetmiş pâre balyemez ve kolumburuna ve havân-ı şâhîler ve saçma toplar ile asker-i pür-silâh gelüp anlar dahi Tatar sırasında meks edüp taburu ihâta etdiler, ammâ ma‘nen Tatar askeri taburdaki küffâr ile taşraki Leh küffârı arasında kaldılar, lâkin Hân hazretleri gâyet basîret üzre hareket ederlerdi, zîrâ El-küfrü milletün vâhidedir. Belki küffârın mâbeynleri müttehid olup Tatar'ı ortaya alup uralar deyü kâfirden ihtirâz üzre oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
seksen bin aded sâfî âteş-i tüfeng-endâz Rus-ı menhûs Hân'a imdâd gelüp Macar t …
El-hâsıl kırk gûne Kazak kavminden seksen bin aded sâfî âteş-i tüfeng-endâz Rus-ı menhûs Hân'a imdâd gelüp Macar taburunun cânib-i garbîsinde nehr-i (---) öte tarafında meks eyleyüp anlar dahi tarfetü'l-ayn içre rûy-ı zemîni köstebek gibi kazup 43b tabur-ı azîm kazup içine kamanup etrâflarına karavullar kodular ve Rakofçi taburuna havâle bir bayır üzre bir kat handak kesüp kırk elli top ile tabya yapup yedi bin aded arabaların kendü taburları etrâfına zincirler ile bağlayup aralarına Kazak tüfenglileri mâl-â-mâl olup mütehhassın oldular, zîrâ bu Kazak kavmi mukaddemâ Leh kralının re‘âyâsı idi. Hân'a kardaş olmağile Hân ile Kazak yedi yıl Leh memleketin urup âbâdân yer komadıklarından anıniçün Kazak Leh'den havf edüp etrâflarına tabur çatup içine girüp Leh'den emîn oldular, ammâ yine birbirlerinin adû-i cânîleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a–43b ·
metinde göster ·
… n mülk-i mevrûsudur, ammâ Saz vilâyeti hâkindedir. Ve cemî‘i zamânda Saz Macarı
kavminden
isyân zuhûr etmemişdir, lâkin bu kal‘a bir havâleli bayır dibinde Kolojvar kal‘ …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi yine Betlen Gabor Kraldır. Kapudanları Erdel krallarına tâbi‘ olup hâlâ kralın mülk-i mevrûsudur, ammâ Saz vilâyeti hâkindedir. Ve cemî‘i zamânda Saz Macarı kavminden isyân zuhûr etmemişdir, lâkin bu kal‘a bir havâleli bayır dibinde Kolojvar kal‘asından büyük bir kal‘a-i azîmdir. İçinde on bir evdir derler, ammâ gâyet ma‘mûr ve musanna‘ sarâyları ve müte‘addid kâr-ı ibret-nümâ düyûrlar ve hân ve çârsû-yı bâzârları var. Ve halkı gâyet ankâ bâzergânlar olup cümle kapudanı ve birovları krala gelüp itâ‘at edüp kal‘alarına bir yeniçeri odası yasakçı ta‘yîn-i asker olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 17a ·
metinde göster ·
… amân kavmdirler. Cemî‘i Macaristân'da bir Tatar askerinden bir dahi bu Üstürgon
kavminden
havf ederler. Hattâ diyâr-ı Alaman'da bir kâfir bir kefereye söğse,
Mezkûr yigirmi aded ağaların cümle (---) aded kal‘a neferâtları vardır, ammâ bunlar cümle kal‘a müstahfızânlarıdır. Kal‘adan ba‘îd aslâ bir yere gitmezler, ammâ kapudan ve askeri ve martolosân ve çeteciyân ve poturacıyân, bunlar çete ve poturalara gidüp baş ve dil alup ba‘zı ulak ve yolcuları götürüp getirmeğe me’mûr askerlerdir, ammâ cümlesi gâyet güzîde bahâdır ve şecî‘ ve nâmdâr yiğitleri var. Cümlesi bir yere seğirdim etseler dörder ve beşer çatal atlar ile seğirdüp her birinin elinde ve belinde ve yeninde ve yakasında ve atlarının eğer kaşlarında ve terkilerinde beşer ve altışar aded çarhlı karabina tüfengleri var. Cümle esbâbları Macar gibi güderi dolama geyerler. Gören bunları Macar katanası sanırlar, zîrâ şeb [ü] rûz Macar içinde ceng etmededirler. Ve cümlesi fasîh ü belîğ Macar lisânı bilirler. Bu lisânlarıyla tâ vilâyet-i Alaman'a gidüp esîr kapup gelirler. Gâyet zehr-i mârdan kattâl asâkir-i sâhib-i celâldirler. Hattâ Budin kavmi bu Üstürgon gâzîlerine mu‘âdil olamaz, zîrâ bunlar hışm-ı sihâm-ı kazâ-yı mübrem gibi bî-amân kavmdirler. Cemî‘i Macaristân'da bir Tatar askerinden bir dahi bu Üstürgon kavminden havf ederler. Hattâ diyâr-ı Alaman'da bir kâfir bir kefereye söğse,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a ·
metinde göster ·
… ve'l-hâsıl Cenâb-ı Allâh bu edîm-i arzda ne kadar mahlûk halk etdiyse bu ecinne
kavminde
her mahlûk uzvundan birer eşkâl mukarrer idi, ammâ bedenleri cümle vücûd-ı insâ …
Andan ecinne askeri yürüdü kim ne 69a gûne nümâyân oldukların birbir tahrîr etsem tûl-ı dırâz-ı kelâm olur. Ancak cümlesi Mısır alacaları esbâb geyüp ellerinde birer kamış ve hasır pâreleri olup gözleri müdevver kimi sıçan kulaklı ve kimi kedi kulaklı ve kimi âdem başlı ve kuş başlı ve balık başlı ve arslan ayaklı ve'l-hâsıl Cenâb-ı Allâh bu edîm-i arzda ne kadar mahlûk halk etdiyse bu ecinne kavminde her mahlûk uzvundan birer eşkâl mukarrer idi, ammâ bedenleri cümle vücûd-ı insân gibi ve niçe bininin başları yine insân başı gibi olup gözleri insân gibi açılup kapanmayup yanına açılup kapanır müdevver gözleri var. Ve burunlarının orta direkleri yok, yüz kerre yüz bin gûne eşkâl ile görünmüş kavm-i ecinneler birbirleriyle boğuşarak ve kovuşarak ve gûnâ-gûn mashariyyât ederek bunlar dahi bir tarafa ubûr etdiler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b–69a ·
metinde göster ·
… ırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık
kavminden
pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bi …
Ammâ müverrihân-ı Arab ve kitâb-ı Füsûs sâhibi Hazret-i Muhyiddînü'l-Arabî bu cezîre-i Kırım'a ve vilâyet-i Kazak-ı âk'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Ve Cıfr-ı Câmi‘de ve niçe kelâm-ı Alî'de Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât derler. Hattâ bir kitâb-ı cıfırda "Yâ bilâde's-Sol‘ât ahzir an sığârı'l-uyûn min nefsih[küm]" buyurmuşlardır, ya‘nî "Yâ Kırım halkı sizin nefsinizden olan küçük gözlü kavimden hazer edin, ya‘nî Kalmık kavminden pek korkun" deyü Kırım halkına kavm-i Sol‘ât derler. Ammâ çünki Tataristân'a bilâd-ı Sol‘ât dedikden sonra vilâyet-i Hind ü Sind ve Keşmir ve Gûlkend-i Dekend ve Çîn [ü] Mâçîn ve Hıtâ ve Hoten ve Fağfûr [ve] Özbek ve Belh u Buhârâ ve vilâyet-i Acem ve Horâsân ve vilâyet-i Kozak ve vilâyet-i Türkistân [ve] vilâyet-i Mâhân kavm-i Moğol ve kavm-i Boğol ve kavm-i Kaytak [ve] kavm-i Dağıstan ve kavm-i Noğay ve kavm-i Kalmah ve kavm-i Heşdek ve kavm-i Maskov ve kavm-i Leh ve kavm-i Lipka müslimi ve kavm-i Macar ve kavm-i Kırım cümle yetmiş yedi akvâm-ı gûnâ-gûn bunlar cümle Tatardır kim kavm-i Sol‘âtdır. Hattâ İsfaç kralının taht-ı hükûmetinde Maskov'un Heşdek Tatarı gibi İsfaç'ın dahi on iki kerre yüz bin göçer evli Tatarı var. Hattâ Âl-i Osmân ve cümle kavm-i Türkmân dahi kavm-i Tatar'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a ·
metinde göster ·
… i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar
kavminden
(bir) çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavmi …
Tuhfe nâm bir târîhde ve Rûm Yanvan târîhinde ve Ermenî Mığdisi târîhinde ve Latin (...) târîhinde ve Kabâbıta müşkil-küşâ târîhlerinde eyle tahrîr etmişler kim bu rûy-ı arz kim Bahr-i Muhît seksen yedi bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar kavminden (bir) çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavminden azmışlar, deyü yazmışlar. Hattâ Târîh-i Tuhfe'de birkaç mürsel nebîlerin hılye-i şerîflerin 107b "Cenâb-ı Kibriyâ ibtidâ Hazret-i Âdem'i yed-i kudretiyle tînden halk etdikde Tatar sıfatında halk etmişdir" deyü mufassal yazmış. Ve be-kavl-i müverrih-i âlem müfessir İshâk, sûre-i (---): Arapça tefsîrinde "Hazret-i Îsâ da Tata[r] mahbûbu şeklinde halk olmuşdur" deyü tahkîk etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a–107b ·
metinde göster ·
Tuhfe nâm bir târîhde ve Rûm Yanvan târîhinde ve Ermenî Mığdisi târîhinde ve Latin (...) târîhinde ve Kabâbıta müşkil-küşâ târîhlerinde eyle tahrîr etmişler kim bu rûy-ı arz kim Bahr-i Muhît seksen yedi bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar kavminden (bir) çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavminden azmışlar, deyü yazmışlar. Hattâ Târîh-i Tuhfe'de birkaç mürsel nebîlerin hılye-i şerîflerin 107b "Cenâb-ı Kibriyâ ibtidâ Hazret-i Âdem'i yed-i kudretiyle tînden halk etdikde Tatar sıfatında halk etmişdir" deyü mufassal yazmış. Ve be-kavl-i müverrih-i âlem müfessir İshâk, sûre-i (---): Arapça tefsîrinde "Hazret-i Îsâ da Tata[r] mahbûbu şeklinde halk olmuşdur" deyü tahkîk etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a–107b ·
metinde göster ·
mâ‘adâ bizim Kırım cezîresi içinde benî âdem ile ihtilât etmeğe mu‘tâd edüp sâh …
Ammâ bu Noğay kavminden mâ‘adâ bizim Kırım cezîresi içinde benî âdem ile ihtilât etmeğe mu‘tâd edüp sâhib-i tab‘ geçinir Badrak nâm bir alay kavm-i benâmlar vardır. Anların içlerinde niçe bin Badrak kavmi ebeden ekmek yemez ve su içmez âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… kal‘adan taşra varoşu cümle iki yüz kadan keçeden oba evlerdir. Ve bu Çobaneli
kavminde
olan hayvânât ve sığır ve sıpa ve at ve koyun ve kuzu bir Tatar kavminde yokdur …
Ve kal‘adan taşra varoşu cümle iki yüz kadan keçeden oba evlerdir. Ve bu Çobaneli kavminde olan hayvânât ve sığır ve sıpa ve at ve koyun ve kuzu bir Tatar kavminde yokdur. Ve esîrleri dahi gâyet çokdur. Gâyet ağniyâ bay kavimlerdir. Ve bu Çoban kal‘asının kıblesi cânibindeki handakı içre nehr-i Pisibaysı cereyân eder. İbtidâ-i tulû‘u yine Şağake dağlarından hurûc edüp Adahon boğazı önünde Karadeniz'e mahlût olur âb-ı hayât küçük sudur. Atlar ile geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… baneli kavminde olan hayvânât ve sığır ve sıpa ve at ve koyun ve kuzu bir Tatar
kavminde
yokdur. Ve esîrleri dahi gâyet çokdur. Gâyet ağniyâ bay kavimlerdir. Ve bu Çoba …
Ve kal‘adan taşra varoşu cümle iki yüz kadan keçeden oba evlerdir. Ve bu Çobaneli kavminde olan hayvânât ve sığır ve sıpa ve at ve koyun ve kuzu bir Tatar kavminde yokdur. Ve esîrleri dahi gâyet çokdur. Gâyet ağniyâ bay kavimlerdir. Ve bu Çoban kal‘asının kıblesi cânibindeki handakı içre nehr-i Pisibaysı cereyân eder. İbtidâ-i tulû‘u yine Şağake dağlarından hurûc edüp Adahon boğazı önünde Karadeniz'e mahlût olur âb-ı hayât küçük sudur. Atlar ile geçilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… e sultânın yoluna yüz yigirmi koyun kurbân edüp sultânı götürdüler, zîrâ "Âdemî
kavminde
Çoban Geray oğulları var, bizde de Mehemmed Geray Hân oğlu olsun" nâmıyla sultâ …
türkîlerin ırlayarak ta‘zîm ü tekrîm ile sultânın yoluna yüz yigirmi koyun kurbân edüp sultânı götürdüler, zîrâ "Âdemî kavminde Çoban Geray oğulları var, bizde de Mehemmed Geray Hân oğlu olsun" nâmıyla sultânı taleb edüp aldılar kim dostluğa bâ’is olup "Belkim giderek hân ola" ümniyyesiyle şehzâdeyi aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
Bunlar Hazret-i Mûsâ aleyhi's-selâma Menûçehr ile bir yerden îmân getirmişlerdir, zîrâ bunlar hem-asır idiler. Hâlâ bu Irâk-ı Dâdyân'ın kıblesi hâricinde bir hıyâbân-ı İremistân içre dördü bir kubbe-i âlî içinde medfûnlardır kim cemî‘i âlât-ı silâhları ser-i pâları ucunda kâ’im olan amûd-ı müntehâlar üzre amûd-ı salıkları ve gür[z]leri maslûb durur. Bu diyâr kavimlerinin zu‘mlarınca Sâm [u] Nerîmân ve Zâl [u] Köstehem peygamber olalar. Anıniçün âlât-ı silâhlarına vaz‘-ı yed etmeyüp ziyâret edüp giderler. Türbelerinde Kumuk kavminden bir niçe türbedârları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161a ·
metinde göster ·
… . Beği Ulubeğ Hân'dır kim üç bin askere mâlikdir. Câ-be-câ Gürcistân'ın aznavur
kavminden
askeri beğleri vardır. Müftîsi ve kadısı vardır, ammâ gayri hâkimleri yokdur. Ü …
Bu dahi Dağıstân pâdişâhı hükmünde başka hânlıkdır. Beği Ulubeğ Hân'dır kim üç bin askere mâlikdir. Câ-be-câ Gürcistân'ın aznavur kavminden askeri beğleri vardır. Müftîsi ve kadısı vardır, ammâ gayri hâkimleri yokdur. Ülkesinde yedi nâhiyesi vardır. Şehri bahr-i Harez kenârında gâyet ma‘mûr ve adâlet yeri şehr-i benderdir. Ekseriyyâ re‘âyâsı Kumuk ve Kaytak Lezgi ve Gökdolak re‘âyâları vardır. Cümle (---) aded topraklı evlerdir. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Evvelâ (---)(---) câmi‘i.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165a ·
metinde göster ·
… z bin asker-i cünüb ile gelüp talava urup gâret etse gerek imiş, zîrâ bu Heşdek
kavminde
olan at ve de[ve] ve sığır ve koy bir pâdişâhda yokdur.
Ammâ Mehemmed Geray Hân ma‘zûllük vartasına uğramasa bu Heşdek kavmini Azak kal‘ası altında Altı Sutunu nâm yere getirüp anda sâkin etse gerek idi. Eyle olsa henüz Azak vilâyeti Maskov ve Kalmık'dan emn [ü] emân olurdu. Meğer bu tâ’ife-i Heşdek'i Maskov kralının oğlu bunları iki kerre yüz bin asker-i cünüb ile gelüp talava urup gâret etse gerek imiş, zîrâ bu Heşdek kavminde olan at ve de[ve] ve sığır ve koy bir pâdişâhda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
… (---) ve nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır
kavminden
Kehene Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Ve Arapça âyet-i şerîfinin tefsîrinde müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Nûh Necî ile gemiye giren Hûşeng Şâh ve (---)(---)(---) ve nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır kavminden Kehene Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374a ·
metinde göster ·
… e Sâbiyye kavmi bu takrîb ile put-perest olmalarının ibtidâsı Hazret-i İdrîs'in
kavminden
kalmışdır.
Kavm-i Sâbiyye mürûr edüp evlâd-ı evlâdları bu sûretleri babalarından berü evlerinde görüp ziyâde mahabbetlerinden san‘at-ı put işleyüp bu sûretlere tapmağa başlayup ol sûretlere ibâdet eder oldular cümle Sâbiyye kavmi bu takrîb ile put-perest olmalarının ibtidâsı Hazret-i İdrîs'in kavminden kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y4a ·
metinde göster ·
… Zennûn-ı Mısrî değildir. Bu Zennûn dahi Eski Mısır'da doğmuşdur, ammâ Kabâbıta
kavminden
bir hekîm-i hâzık idi. Melik Mukavkıs tarafından Hazret-i Risâlet'e elçilik ile …
Ve Mısır'a dâhil olan nebînin biri dahi Hazret-i Yûşa‘'dır. şehr-i Fustât ki Eski Mısır'dır, anda tevellüd etdi. Yûşa‘ bin Nûn'dur, Zennûn-ı Mısrî değildir. Bu Zennûn dahi Eski Mısır'da doğmuşdur, ammâ Kabâbıta kavminden bir hekîm-i hâzık idi. Melik Mukavkıs tarafından Hazret-i Risâlet'e elçilik ile üç Kıbtî câriyesi ve bir kılıc ve bir katır hedâyâ götürüp hazrete bu hedâyâları teslîm ederken Zennûn-ı Mısrî dahi kendüyi hazret kulluğuna teslîm edüp İslâm ile müşerref oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y11b ·
metinde göster ·