ve karpuzu ve lahanası ve badıncânı ve çirişi çok olur bir vâsi‘atü'l-aktâr ve …
Ve Sefer Dede, Erzurûm kışında uryân gezerdi. 288b Ve bu Erzurûm gerçi şiddet-i şitâ kânıdır, ammâ müşebbek besâtînleri vefret üzre olup kavunu ve karpuzu ve lahanası ve badıncânı ve çirişi çok olur bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘âr ve arz-ı mahsûldârdır. Ve vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr, hınta ve sâ’ir gılâlı meşhûr, nafakaları hûb u mergûb ve mezra‘ları vâfir ve berekâtı mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve niçe bin uyûn [u] enhârları cârî ü revân bir şehr-i Rûm-âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288a–288b ·
metinde göster ·
… -âl şeftâlüsü ve zerdâlüsü ve kaysısı ve üzümü okka bir akçedir. Ve birer araba
kavunu
ve karpuzu on akçeyedir. El-hâsıl me’kûlât cihetinden lâ-nazîr şehr-i bî-bedeld …
Gerçi şiddet-i şitâdan bâğı ve bâğçesi yokdur, amma Paşa sarâyında gül bâğçesi ve Hacı Murâd bâğı gülistânı ve Kefeniğnesioğlu güllüğü ve Bedros bâğı güllüğü ve niçe gül bâğları dahi vardır. Ammâ bu zikr olunan bâğların mutabbak gülleri meşhûrdur. Câbecâ kış elması ve ahlâd emrudu vardır, ammâ gayrı meyve aslâ olmaz. Lâkin mesîregâhlarında ve gül bâğlarında dıraht-ı kavak ve bîd-i sernigûnları firâvândır. Gayrı eşcâr-ı müsmirrâtı olmaz. Kışı katı olduğundan iki ayda ekerler ve biçerler ve secc edüp döğerler ve ale'l-fevr der-anbar ederler. Bizim senemizde atlar mâh-ı temmûzda çayırda iken bir ra‘d u berk u dipi vü boran ve bârân yağup cümle atlar boşanup Erzurûm sahrâsında olan Umudum köyüne ve Kâne ve Gez köyüne varınca atlar serseri gezdiler. Böyle şitâsı şedid olur. Hattâ efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir kim bir dervişe "Kanden gelirsin?", derler? "Berf rahmetinden gelirim", der. Ol ne diyârdır, derler; sovukdan "Ere zulüm" olan Erzurûm'dur, der. "Anda yaz olduğuna râst geldin mi", derler? Derviş eydür: "Vallahi on bir ay yigirmi tokuz gün sâkin oldum, cümle halkı yaz gelir derler, ammâ görmedim", der. Hatta bir kerre bir kedi bir damdan bir dama pertâb ederken mu‘allakda donup kalır. Sekiz aydan Nevrûz-ı Harzemşâhî geldikde mezkûr kedinin donu çözülüp mırnav deyüp yere düşer. Meşhûr latîfe-i darb-ı meseldir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bir âdemin eli yaş iken bir demir pâresine yapışsa derhâl müncemid olup elinden demir ve demirden eli kopmak ihtimali yokdur. Âhenden eli bin âh-ı serd ile halâs ederse eli ayasının sehl derisi âhiyle âhende kalır. Bu şiddet-i şitâyı diyâr-ı Azak'da ve Deşt-i Kıpçak'da erba‘în ve zemherîr geçirdik, böyle keskin kış görmedik. Ammâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Yine böyle şitâ iken bâğ u bâğçesi olmayup cümle meyvesi iki konak yerden İspir ve Tortum ve Erzincan'dan gelir. Âlü'l-âl şeftâlüsü ve zerdâlüsü ve kaysısı ve üzümü okka bir akçedir. Ve birer araba kavunu ve karpuzu on akçeyedir. El-hâsıl me’kûlât cihetinden lâ-nazîr şehr-i bî-bedeldir. Lâkin odunu yokdur, cümle dağlar uryândır, ammâ hikmet-i Hudâ odunı dahi ucuzdur. İki konak yerde (---) dağlarından gelüp gürân derler gemi direkleri olup kaddi kırk arşındır. Kırk akçeye verirler. Anı yakup def‘-i şitâ ederler ve develer ile pelid ve meşe odunları dahi iki konak yerde (---) dağlarından gelir. Bir deve yükü odunu otuz akçeye verirler. Paşanın odunun gümrüğe gelen cümle kârbân develeri birer sefer odun götürürler, kanûndur. Başka odun ağası vardır, ammâ re‘âyâlarının koyunları ve sığırları çok olmağıla fukarâlar sığır tezeği yakarlar. Fukarâ re‘âyâlarının cümle ocakları evlerinin ortasındadır. Cânib-i erba‘alarında hayvanları durup hâneleri hammâm gibi olur. Tennûrlarında herîseleri ve ekmekleri pişmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288b ·
metinde göster ·
… bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ
kavunu
ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i …
Ebyâtı mazmûnunca hemîşe hâl-i dünyâ gâh imâr ve gâh harâb olmadadır kim Arapça nassına mazhar olmuşdur. Ammâ Murâd-ı Râbi‘ harâbından sonra imârı cümle on bin iki yüz toprak örtülü hânedân-ı azîmler ile ârâste ve yetmiş aded cevâmi‘ ibâdethâne ile pîrâste ve kırk mesâcid ve yigirmi hân-ı sarây-ı mihmân ve yedi hammâm-ı dilsitân ve bin mikdâr esvâk-ı dükkân ile tezyîn olmada bir şehr-i müzeyyendir. İmârâtının ekseri hayr ve ecr ile mebnîdir. Dördüncü iklîm-i hakîkîde ve on sekizinci iklîm-i örfiyye vasatında olmak ile âb [u] hevâsı sehl şiddet üzre halk olunup bâğı ve bâğçesi azacık olmağıla eşcâr-ı müsmirrâtı dahi kalîldir. Ammâ mahsûlât [u] menbûtâtının memdûhâtından yedi elvân pembesi olur. Meselâ pembe-i zâgî ve monlâyî ve za‘afrânî ve la‘lî ve hâs ve beyâz pembesi ve galle ve hıntası memdûh-ı âlemdir. Ve ehl-i sanâyi‘den her esnâfı mevcûddur, ammâ kalemkârî Behrâmpûrı ve destehân çitleri meşhûr-ı cihân-ı nakş-vândır. Ve cümle sahrâsı vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-iş‘ârdır kim dörd vukıyye kara arpasın bir at yise kifâyet eder. Ol mertebe yağlı arpası ve besâtînlerinde mahzen-i mâ kavunu ve karpuzu olur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb ve mahbûbesinin reng-i rûyları ebyazu'l-levndir. Merdânesi zurzuvileli tâc üzre serbend sarup kalemkârî peşk-püş câme giyerler. Ve ayaklarına elvân keçe çakşır ve yeşil ve kırmızı ve nârencî ve turuncî pây-pûş giyerler. Zenâneleri sivri takye giyüp üzerlerine beyâz [câr-ı] ızâr bürünüp pâylarına elvân çizme giyerler. Mahbûbları gûnâ-gûn kebûtî kürkden börk-i Isfahânî giyüp Mirzâ-yı dilâr-emsâl hırâmânî-reftar ve zerafet ve nezaket üzre güftâr edüp halka hüsn-i ülfet ederler. Lâkin mahbûblarına rağbetleri yokdur. İbtizâle düşmüş bir alay zen-dost arasında kalmış mahbûbânlar ve civânânlardır. Ve cümle halkı Şâfi‘îlerdir, ammâ kızıl kızılbaşlardır. "Şâfi‘î mezhebindeniz" deyü da‘vâ-yı merd ederler. Ammâ kizb edüp mezheb-i Ca‘feriyye'de bir alay Hâmisîlerdir. Ammâ ezân kırâ’at olanda evkât-ı hamselerine müdâvemetleri var, ammâ cemâ‘atle aslâ namâz kılmazlar. Cemâ‘at-i kesîrden garîb câmi‘ler vardır kim gûyâ her biri birer cennet-i firdevs-i huld-ı berrîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… ası sebebiyle meşhûr-ı âfâkdır. Ancak yaylağ ve şitâsı ziyâde olmağıla üzümü ve
kavunu
ve karpuzu ve inciri ve zeytûnu ve narı olmaz. Amma memdûh-ı cihân-ârâ Akdağ ba …
Me’kûlât [ü] meşrûbât [ve] masnû‘âtının memdûhâtından evvelâ gök sulu emrûdu ol kadar âbdâr [ve] hoş-hârdır kim Malatıyye ve Acem diyârının Tesuy ve Ordubâr ve Hoy ve Merend şehirlerinde olmaz. Ve Karamân emrûdu dahi hem-çünân meşhûr-ı âfâkdır. Ve gûnâ-gûn âbdâr kirazı, cihân-ârâdır. Ve memecik ekmeği memâlik-i Âl-i Osmân'da Sabanca somunundan sonra Lâdik şehrinin memecik ekmeği rub‘-ı meskûnda pembe-misâl ve beyâz ve hâs olması sebebiyle meşhûr-ı âfâkdır. Ancak yaylağ ve şitâsı ziyâde olmağıla üzümü ve kavunu ve karpuzu ve inciri ve zeytûnu ve narı olmaz. Amma memdûh-ı cihân-ârâ Akdağ balı nâmıyla mevsûf bir gûne asel-i musaffâsı var kim edîm-i arzda ne Girid balına benzer ve Adana balına benzer, ne Sıgla balına benzer, müşk-i amber-i hâm râyihalı sun‘-ı Hudâ bir aseldir kim niçe bin kutu ile İslâmbol a‘yânına hedâyâ gider. Ve kâr-ı memdûhundan Akdağ'ın beyâz sâdelik pembe bezi Acem'in Lekfûrî ve Musul bezinden rakîk ve beyâz bezi olur. Ma‘lûmumuz olan memdûhâtları bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a ·
metinde göster ·
… emdûhât-ı Beğbâzârı: Evvelâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Besâtinlerinde bir gûne
kavunu
olur kim lezzetinden âdemin dimâğı dü şakka olur ve müsg [ü] amber-i hâm-misâl …
Memdûhât-ı Beğbâzârı: Evvelâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Besâtinlerinde bir gûne kavunu olur kim lezzetinden âdemin dimâğı dü şakka olur ve müsg [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesi olur. Bu şehir halkı ekseriyyâ ol kavundan zerde tabh edüp içine darçın ve karanfil koyup bir zerde olur kim Mu‘âviye hazretlerinin ibtidâ te’lîf etdüğü lezîz zerde olur. Bu gûne bir lezîz ve hoş-hor ve serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne sebz-gûn emrûdu olur. Bir müdevver, dördi beşi bir vukıyye gelir âbdâr ve hoş-hor emrûddur. Âsitâneye niçe yüz bin kutu emrûd pembeler içre hedâyâ gider. Bir gûne sükker-i halvâ emrûddur kim Acem diyârında Tesuy şehrinde ve Ordubâr şehrinde Meleçe emrûdu lezzetindedir. Ve siyâh arpası olur. Gâyet yağlıdır. Ata çok vermeden ihtirâz etmek gerek. Ve sahrâsında pirinci olur, gâyet pişkindir. El-hâsıl bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr şehr-i imâr-ı dâr-ı diyâr şehr-i Beğbâzâr'dır. Hafazekallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
… ar dükkânı ve bâğı ve bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı
kavunu
meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyv …
Aslında ismi Genve'dir. İzmit kal‘asın binâ eden İskender'in akrabâlarından Genve nâm kral-i fertûte-avretin koyunları çobanlarıyçün binâ olunmuş bir küçük kal‘adır. Ol kralenin ismiyle müsemmâ Genve'den galat-ı meşhûr Geyve derler. Sene 712 târîhinde Osmân Gâzî fethidir. (---) Sancağı hâkinde yüz elli akçe şerîf kazâ olup nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin ağreb u garâ’ibden (---) göz cisr-i azîminin hâlâ evkâfıdır. Bu kantara-i ibret-nümâ dahi Devlet-i Âl-i Osmân'da ma‘rûf-ı âfâk bir cisr-i azîmdir. Zamân-ı kadîmde bu Geyve, şehr-i azîm idi. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında nehr-i Sakarya tuğyân üzre gelüp bu şehri gark edüp yine imâr oldu. Ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr olmayup üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir câmi‘i harâb meydânda bir minâresi kalmış ve bir hammâm ve üç hân ve yedi mekteb-i sıbyân ve evleri kiremitli ve tahta örtülü nehr-i Sakarya'dan bir ok menzili ba‘îd imâr olmadadır. Ammâ bir kiremitli mu‘azzam hânı var ve hân cenbinde yigirmi kadar dükkânı ve bâğı ve bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cereyân eden nehr-i Sakarya'nın ibtidâ tulû‘ı (---)(---)(---) dağlarından hurûc edüp andan şehrin bâzârı kurbundan ubûr edüp niçe büldân ve kurâları reyy ederek bu İzmit sancağından geçüp Kocaili sancağında İrva nâm kasabada Karadeniz'e mahlût olur. Bu kasabada sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve evkâf mütevellîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
… bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki
kavunu
bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî …
Aslında ismi Genve'dir. İzmit kal‘asın binâ eden İskender'in akrabâlarından Genve nâm kral-i fertûte-avretin koyunları çobanlarıyçün binâ olunmuş bir küçük kal‘adır. Ol kralenin ismiyle müsemmâ Genve'den galat-ı meşhûr Geyve derler. Sene 712 târîhinde Osmân Gâzî fethidir. (---) Sancağı hâkinde yüz elli akçe şerîf kazâ olup nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin ağreb u garâ’ibden (---) göz cisr-i azîminin hâlâ evkâfıdır. Bu kantara-i ibret-nümâ dahi Devlet-i Âl-i Osmân'da ma‘rûf-ı âfâk bir cisr-i azîmdir. Zamân-ı kadîmde bu Geyve, şehr-i azîm idi. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında nehr-i Sakarya tuğyân üzre gelüp bu şehri gark edüp yine imâr oldu. Ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr olmayup üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir câmi‘i harâb meydânda bir minâresi kalmış ve bir hammâm ve üç hân ve yedi mekteb-i sıbyân ve evleri kiremitli ve tahta örtülü nehr-i Sakarya'dan bir ok menzili ba‘îd imâr olmadadır. Ammâ bir kiremitli mu‘azzam hânı var ve hân cenbinde yigirmi kadar dükkânı ve bâğı ve bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cereyân eden nehr-i Sakarya'nın ibtidâ tulû‘ı (---)(---)(---) dağlarından hurûc edüp andan şehrin bâzârı kurbundan ubûr edüp niçe büldân ve kurâları reyy ederek bu İzmit sancağından geçüp Kocaili sancağında İrva nâm kasabada Karadeniz'e mahlût olur. Bu kasabada sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve evkâf mütevellîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
… rya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz
kavunu
olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cereyân eden …
Aslında ismi Genve'dir. İzmit kal‘asın binâ eden İskender'in akrabâlarından Genve nâm kral-i fertûte-avretin koyunları çobanlarıyçün binâ olunmuş bir küçük kal‘adır. Ol kralenin ismiyle müsemmâ Genve'den galat-ı meşhûr Geyve derler. Sene 712 târîhinde Osmân Gâzî fethidir. (---) Sancağı hâkinde yüz elli akçe şerîf kazâ olup nehr-i Sakarya üzre Bâyezîd-i Velî'nin ağreb u garâ’ibden (---) göz cisr-i azîminin hâlâ evkâfıdır. Bu kantara-i ibret-nümâ dahi Devlet-i Âl-i Osmân'da ma‘rûf-ı âfâk bir cisr-i azîmdir. Zamân-ı kadîmde bu Geyve, şehr-i azîm idi. Lâkin Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında nehr-i Sakarya tuğyân üzre gelüp bu şehri gark edüp yine imâr oldu. Ammâ deryâda katre ve güneşde zerre kadar imâr olmayup üç yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir câmi‘i harâb meydânda bir minâresi kalmış ve bir hammâm ve üç hân ve yedi mekteb-i sıbyân ve evleri kiremitli ve tahta örtülü nehr-i Sakarya'dan bir ok menzili ba‘îd imâr olmadadır. Ammâ bir kiremitli mu‘azzam hânı var ve hân cenbinde yigirmi kadar dükkânı ve bâğı ve bâğçesi firâvân olduğundan üzüm turşusu ve Sakarya kenarı kavunu meşhûrdur. İki kavunu bir ata yükledirler, gâyet iri ve lezîz kavunu olur. Geyve cisri kenarında sâfî besâtinlerdir. Bu cisrin altından cereyân eden nehr-i Sakarya'nın ibtidâ tulû‘ı (---)(---)(---) dağlarından hurûc edüp andan şehrin bâzârı kurbundan ubûr edüp niçe büldân ve kurâları reyy ederek bu İzmit sancağından geçüp Kocaili sancağında İrva nâm kasabada Karadeniz'e mahlût olur. Bu kasabada sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve evkâf mütevellîsi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a ·
metinde göster ·
… âğdır. Zeytûnu ve dudu ve limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve
kavunu
ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve y …
Memdûhât-ı me’kûlât [u] meşrûbât: Yedi bin bâğdır. Zeytûnu ve dudu ve limonu ve turuncu ve narı ve inciri ve âbdâr üzümü ve kavunu ve karpuzu ve hurması cihânı dutmuşdur. Ammâ zeytûnyağı Mısır'a niçe bin deve yükü gidüp Mısır'ı ganîmet eder latîf yağdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 48b ·
metinde göster ·
… Meğer mün‘ime hâtûnlar ola kim çuka ferrâce giyerler. Ve memdûhâtından üzümü ve
kavunu
memdûhdur. Ve cümle halkı ehl-i tevhîd ve garîb-dost ve kerem sâhibleridir. Ve …
Köprü başında bir tekyesi ve bir hânı ve kurbunda bir hammâmı ve üç yüz aded dükkânları var. Ammâ bezzâzistânı ve medrese ve dârü'l-kurrâsı ve darü'l-hadîsi yokdur. Ve yedi aded vakf-ı kavî mekteb-i sıbyânı var. Ve şehir içi gâyet pâkdir ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Ekseriyyâ halkı neccârlardır. Cümle çuka bürünüp cümle beyâz şeyh abası ferrâce giyerler. Meğer mün‘ime hâtûnlar ola kim çuka ferrâce giyerler. Ve memdûhâtından üzümü ve kavunu memdûhdur. Ve cümle halkı ehl-i tevhîd ve garîb-dost ve kerem sâhibleridir. Ve âyende vü revendeye ni‘metleri mebzûldür. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111b ·
metinde göster ·
ve karpuzu ve buğday mahsûlü çokdur. Ve küşâde diyâr olmağıla şiddet-i şitâsı k …
Üç mahalle ve bin aded kiremitli ve tahta örtülü hâne-i tahtânî ve fevkânîlerdir. Dobruca diyârı olmağıla bâğı ve bâğçesi yokdur. Ammâ bostânında kavunu ve karpuzu ve buğday mahsûlü çokdur. Ve küşâde diyâr olmağıla şiddet-i şitâsı katı olur. Suyu Tuna halicinden arabalar ile gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 129b ·
metinde göster ·
gibi âbdâr ve hoş-hor ve lezîz kavun bir diyârda yokdur; illâ ki Van diyârında …
Evvelâ Şatt kenârında hâsıl olan çay kavunu gibi âbdâr ve hoş-hor ve lezîz kavun bir diyârda yokdur; illâ ki Van diyârında Bühtân kavunu vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
… bdâr ve hoş-hor ve lezîz kavun bir diyârda yokdur; illâ ki Van diyârında Bühtân
kavunu
vardır. Andan,
Evvelâ Şatt kenârında hâsıl olan çay kavunu gibi âbdâr ve hoş-hor ve lezîz kavun bir diyârda yokdur; illâ ki Van diyârında Bühtân kavunu vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
Bu bostânlarda olan âbdâr kavun bir diyârda olmaz, illâ diyâr-ı Van'da Bohtân
kavunu
olur. Ammâ bu Diyârbekir kavunu iridir ve gâyet âbdâr [u] hoş-hordur ve gâyet m …
Bu bostânlarda olan âbdâr kavun bir diyârda olmaz, illâ diyâr-ı Van'da Bohtân kavunu olur. Ammâ bu Diyârbekir kavunu iridir ve gâyet âbdâr [u] hoş-hordur ve gâyet müşk [ü] amber-i hâm gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi var kim bir kerre tenâvül edenün dimâğından bir hefteye dek râyiha-ı bıttîh gitmek ihtimâli yokdur; hatta ulemâ-yı Kürdistân ve fuzalâ-yı Sûrânistân: "Hazret-i Ebâbekrin es-Siddîk'ün râyihası kavun gibi kokardı", demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
… n bir diyârda olmaz, illâ diyâr-ı Van'da Bohtân kavunu olur. Ammâ bu Diyârbekir
kavunu
iridir ve gâyet âbdâr [u] hoş-hordur ve gâyet müşk [ü] amber-i hâm gibi bir gûn …
Bu bostânlarda olan âbdâr kavun bir diyârda olmaz, illâ diyâr-ı Van'da Bohtân kavunu olur. Ammâ bu Diyârbekir kavunu iridir ve gâyet âbdâr [u] hoş-hordur ve gâyet müşk [ü] amber-i hâm gibi bir gûne râyiha-i tayyibesi var kim bir kerre tenâvül edenün dimâğından bir hefteye dek râyiha-ı bıttîh gitmek ihtimâli yokdur; hatta ulemâ-yı Kürdistân ve fuzalâ-yı Sûrânistân: "Hazret-i Ebâbekrin es-Siddîk'ün râyihası kavun gibi kokardı", demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
râyihasında ola", demişler. Tâ bu mertebe bir gûne râyihası var kim tenâvül ede …
Ulemâ-yı Diyârbekir: "Bizim Şat kavunu râyihasında ola", demişler. Tâ bu mertebe bir gûne râyihası var kim tenâvül edenün yâhûd teşemmüm edenün dimâğı pür-anber olur. Ve bu Diyârbekir kavunu kırkar ellişer vukiyye geliri de vardır ve cümle sebz-gûndur. Diyâr diyâr erdiği mahalle dek hedâyâ götürürler. Ve niçe kişiler dârçîn ve karanfil ve pirinç ile Hazret-i Mu‘âviye te’lîfi zerde ta‘âmı yaparlar kim diyâr-ı Rûm'da Atina balından eyle mümessek zerde olmak ihtimâli yokdur, tâ bu mertebe mümessek kavun zerdesi olur. Ammâ karpuzu memdûh değildir. Lâkin reyhânı dahi eyle iri ağaçlar olur kim yedi-sekiz ayda çadırlara direk ve kazık yaparlar. Âteşe yaksalar sünbül-i Hıtayî gibi kokar. El-hâsıl ahâlî-i Diyârbekr'ün bu Şattu'l-Arab kenârında yedi sekiz ay zevk ü safâlarına halk-ı cihân reşk ederler, zîrâ geceleri Kadîr, rûzları ıyd-ı adhâ olup Hüseyin-i Baykara fasılları edüp, "Fânî cihândan sehel kâm aldık" zann ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
… im tenâvül edenün yâhûd teşemmüm edenün dimâğı pür-anber olur. Ve bu Diyârbekir
kavunu
kırkar ellişer vukiyye geliri de vardır ve cümle sebz-gûndur. Diyâr diyâr erdiğ …
Ulemâ-yı Diyârbekir: "Bizim Şat kavunu râyihasında ola", demişler. Tâ bu mertebe bir gûne râyihası var kim tenâvül edenün yâhûd teşemmüm edenün dimâğı pür-anber olur. Ve bu Diyârbekir kavunu kırkar ellişer vukiyye geliri de vardır ve cümle sebz-gûndur. Diyâr diyâr erdiği mahalle dek hedâyâ götürürler. Ve niçe kişiler dârçîn ve karanfil ve pirinç ile Hazret-i Mu‘âviye te’lîfi zerde ta‘âmı yaparlar kim diyâr-ı Rûm'da Atina balından eyle mümessek zerde olmak ihtimâli yokdur, tâ bu mertebe mümessek kavun zerdesi olur. Ammâ karpuzu memdûh değildir. Lâkin reyhânı dahi eyle iri ağaçlar olur kim yedi-sekiz ayda çadırlara direk ve kazık yaparlar. Âteşe yaksalar sünbül-i Hıtayî gibi kokar. El-hâsıl ahâlî-i Diyârbekr'ün bu Şattu'l-Arab kenârında yedi sekiz ay zevk ü safâlarına halk-ı cihân reşk ederler, zîrâ geceleri Kadîr, rûzları ıyd-ı adhâ olup Hüseyin-i Baykara fasılları edüp, "Fânî cihândan sehel kâm aldık" zann ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 208a ·
metinde göster ·
… ana kabağı veyâhûd Van lahanası veyâhûd nehr-i Sakarya kenârında Geyve kasabası
kavunu
kadar kelle-i zî-devleti var idi. Gözleri uğu kuşu gözleri gibi müdevver idi am …
Hikmet-i Hudâ bu kasabada Dülhû nâm bir Kürd gördüm. Bi-emr-i Hudâ merd-i Hudâ'nın kaddi üç buçuk zirâ‘ ide. Başı Adana kabağı veyâhûd Van lahanası veyâhûd nehr-i Sakarya kenârında Geyve kasabası kavunu kadar kelle-i zî-devleti var idi. Gözleri uğu kuşu gözleri gibi müdevver idi ammâ hikmet-i Sânı‘-ı Hallâk-ı âlem ol mehîb âdem gözlerinin kapakların kıpsa sâ’ir benî Âdem gibi ığmâz-ı ayneyn etmeyüp gözleri bınarı yerinden gözleri kuyruğu tarafıyla gözleri pilelerin ya‘nî göz kapakların yanına kayardı. Ve burnu Mısır'ın ve Mora diyârının mor patlıcanı kadar minkârî burnu var idi. Ve dudakları gûyâ şütür-leb idi. Ve dendânları gâv-ı Isfahân kadar idi. Ve kıtifeyninde birer âdem otursa yerim dar diyemezdi. Ve hikmet-i garîbenin biri dahi ol kimesnenin sekiz bıyığı var idi. Evvelâ büyük bıyığı aslîsi demm-i binâ-gûşuna erdikden sonra ziyâdesin arakıyyesi içre kor idi. Ve arakıyyesi bir kile Sa‘îrd pirinci alırdı. Ve iki bıyığı dahi burnu deliklerinden taşra sarkmış idi. Ve iki bıyığı kulakları deliğinden taşra çıkmış idi. Ve iki kaşları dahi birer karış bıyık gibi sarkmış idi. Bu minvâl üzre meşrûh olur sekiz adet sâhib-i şevârib bir ağreb ü garâ’ib âdem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388a ·
metinde göster ·
… ır. Handak kenârından taşrası bir top menzili ol sahrâ cümle amâr bostânlardır.
Kavunu
ve karpuzu çok olup bâğları ve bâğçeleri yokdur, zîrâ "Sovuk cehennem bu diyârd …
Ve bu kal‘anın maşrık tarafı bayırdır. Mağrib tarafı cümle sahrâdır. Handak kenârından taşrası bir top menzili ol sahrâ cümle amâr bostânlardır. Kavunu ve karpuzu çok olup bâğları ve bâğçeleri yokdur, zîrâ "Sovuk cehennem bu diyârdadır" derler. Anıniçün bu çölistânlarda bir dikili ağaç olmaduğundan efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olup "Seni Özü kırında yitireyim" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
… üleri olur ve gâyet âbdâr üzümü ve eriği ve emrûdu ve kiraz ve vişnesi ve âbdâr
kavunu
ve karpuzu olur ve (---)(---)(---)(---)(---)
Tavsîf-i me’kûlât-ı müsmirât: Evvelâ Münirî Efendi bâğçesinde kırkar dirhem gelir âbdâr kamerî kayısıları ve yüz dirhem gelir âbdâr şeftalüleri olur ve gâyet âbdâr üzümü ve eriği ve emrûdu ve kiraz ve vişnesi ve âbdâr kavunu ve karpuzu olur ve (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
… ği ve keçi ve sığır eti ve keklik kebâbı ve enginar nâm bir sebzevâtı ve şemâme
kavunu
ve üzümü ve inciri ve zeytûnu ve gûnâ-gûn rakısı ve pivosu ve med nâm bal sular …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından: Beyâz billûr gibi ekmeği ve keçi ve sığır eti ve keklik kebâbı ve enginar nâm bir sebzevâtı ve şemâme kavunu ve üzümü ve inciri ve zeytûnu ve gûnâ-gûn rakısı ve pivosu ve med nâm bal suları meşhûrdur, ammâ sengistân olmak ile kıtlıkdır ve hukemâları "Kıllet üzre ta‘âm yeyün" deyü her bâr tenbîh ü te’kîd etdiklerinden cümle kefereleri zebûn, za‘îf ü nahîf kefereleri var, ammâ avretleri mücesseme ve mülahhama zenâneleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
… ve cümle iki yüz aded tahta örtülü hâneleri vardır. Ammâ müşebbek bostânlarında
kavunu
ve karpuzu ol kadar latîf ve âbdâr ve hoşhâr olup vefret üzre olur kim bir arab …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---) ve bânîsi Erdel Kralı Afon Mihal'dir. Ba‘dehu sene 958 târîhinde Süleymân Hân vezîri Koca Mehemmed Paşa fethidir. Hâlâ Çanad sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Kal‘ası nehr-i Moriş'den azmak olmuş bir batak ve çatak göl kenârında şekl-i murabba‘ bir küçük palankadır kim cirmi ancak bin adımdır. Dizdârı ve seksen aded kal‘a neferi ve Çanad kazâsı nâ’ibi var, gayri hâkimleri yokdur. Ve bir kenîseden vely olunmuş câmi‘i ve iki mescidi ve bir medresesi ve bir tekyesi ve iki mektebi ve bir küçük hammâmı ve bir hânı ve sekiz aded dükkânları ve cümle iki yüz aded tahta örtülü hâneleri vardır. Ammâ müşebbek bostânlarında kavunu ve karpuzu ol kadar latîf ve âbdâr ve hoşhâr olup vefret üzre olur kim bir araba kavun ve karpuz bir beşliğe verilir, ammâ kaçan kim nehr-i Moriş tuğyân üzre gelüp bostânları ve kal‘a yanındaki bata[k]lığı Moriş gark etdikde kavun ve karpuz kıymetli olur. Ammâ gılâlın gûnâ-gûnunun(?) ganîmet bir palanka-i ma‘mûr[dur]. Andan yine kıble tarafına sahrâlarla ve ma‘mûr kurâlar içre kâhîce nehr-i Tise kenârınca 8 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82a ·
metinde göster ·
ve karpuzu ve eriği ve balsuyu ve beyâz sipov ekmeği memdûh-ı âlemdir. Cümle re …
Memdûhâtından müşebbek bostânlarında kavunu ve karpuzu ve eriği ve balsuyu ve beyâz sipov ekmeği memdûh-ı âlemdir. Cümle re‘âyâsı Eflak ve Macar kavmi olduğundan şehri gâyet ganîmet ve ucuzluk yerdir, zîrâ Eflakân ve Macar ve Boğdan kefereleri gâyet çiftçi ve dihkânî ve hizmetkâr olur. Elhâsıl Âl-i Osmân'da böyle bir ganîmet ve metîn ü müstahkem kal‘a yokdur. Hafizakallâhu mine'l-âfâti'l-beliyyât.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84b ·
metinde göster ·
… z sipov ekmek pişirirler kim gûyâ nûrdur. Üzümü ve eriği ve emrûdu ve lahana ve
kavunu
ve karpuz[u] eyle vefret ü kesret üzre olur kim bir araba kavun ve karpuz iki b …
Der-vasf-ı hubûbât-ı mahsûlât: Sayf [u] şitâda nebâtât-ı sebzevâtı eksik değildir. Hattâ kılçıksız bir gûne deve dişi buğdayı olup andan Haleb kalkanı kadar beyâz sipov ekmek pişirirler kim gûyâ nûrdur. Üzümü ve eriği ve emrûdu ve lahana ve kavunu ve karpuz[u] eyle vefret ü kesret üzre olur kim bir araba kavun ve karpuz iki beşliğe ve bir vukıyye et bir peneze verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87b ·
metinde göster ·
… vardır, ammâ bâğ u bâğçeleri yokdur. Lâkin müşebbek bostânları gâyet çokdur. Ve
kavunu
ve karpuzu ve darısı memdûh olduğundan Tatar bozası meşhûrdur.
Ve kal‘a hâricinde birkaç azbar samanlıkları ve bozahâneleri vardır, ammâ bâğ u bâğçeleri yokdur. Lâkin müşebbek bostânları gâyet çokdur. Ve kavunu ve karpuzu ve darısı memdûh olduğundan Tatar bozası meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a ·
metinde göster ·
… vâkihâtları yokdur, ammâ câ-be-câ bâğçelerinde elması olur. Lâkin bostânlarında
kavunu
ve karpuzu ve kabakları çok olur. (---)
Ve yedi gûne altun ve gümüş ve bakır ve demir ma‘denleri ve niçe ma‘âdinler dahi çokdur, ammâ şiddet-i şitâ kânı olmak ile cevizi(?) ve üzümü ve sâ’ir fevâkihâtları yokdur, ammâ câ-be-câ bâğçelerinde elması olur. Lâkin bostânlarında kavunu ve karpuzu ve kabakları çok olur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
… kulle-i Şâhîn'e varınca bir sâ‘atlik yer cümle müşebbek bostânlardır kim acâ’ib
kavunu
ve karpuzu olur. Ve bu varoşun üç aded yerlerinde elma ağaçları ve vişne ve eri …
Ve bu mahalde tâ yukaru nehr-i Ten kenârında olan kulle-i Şâhîn'e varınca bir sâ‘atlik yer cümle müşebbek bostânlardır kim acâ’ib kavunu ve karpuzu olur. Ve bu varoşun üç aded yerlerinde elma ağaçları ve vişne ve erik ağaçları var, ammâ sovukdan değme zamânda meyve vermezlermiş, ammâ bostânları latîf olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
ve karpuzu meşhûr ve âb [u] hevâsı mu‘tedildir. Ammâ halkı fukarâdırlar. Ve a‘y …
Ve bu kasabanın memdûhâtından pembesi ve kavunu ve karpuzu meşhûr ve âb [u] hevâsı mu‘tedildir. Ammâ halkı fukarâdırlar. Ve a‘yânından müderris efendiden gayri bir ferd yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a ·
metinde göster ·
ve karpuzu çokdur. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i kıbleye kâh sengistân ve kâh rim …
Memdûhâtından pembesi ve simsimi ve kavunu ve karpuzu çokdur. Ba‘dehu bu şehirden cânib-i kıbleye kâh sengistân ve kâh rimâlistân ve kâhîce sahrâ içre mahûf u muhâtara yollar ile Y 40b ubûr ederek beş sâ‘atde selâmetle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y40a–Y40b ·
metinde göster ·
… ı Mühürdar Paşa İreminden memdûhdur. Ammâ müşebbek besâtînlerinde bir gûne sarı
kavunu
olur. Bektaşîler külâhı-misâl On İki İmâm aşkına düvâzdeh terkdir. Ol kadar âbd …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtı Mühürdar Paşa İreminden memdûhdur. Ammâ müşebbek besâtînlerinde bir gûne sarı kavunu olur. Bektaşîler külâhı-misâl On İki İmâm aşkına düvâzdeh terkdir. Ol kadar âbdâr ve lezîz hoşhâr bıttîh-ı asferdir kim lezzetinden lezzet alan bilir. Ve karpuzu hurdedir, ammâ bir tulum âb-ı zülâldir. Ve yigirmi gûne limonu ve turuncu dahi mevsûfdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y62a ·
metinde göster ·
… bâdemi ve susamı ve helvâsı ve mahbûb u mahbûbesi ve beyâz ekmeği ve karpuzu ve
kavunu
ve limon ve turuncu meşhûrdur. Ammâ akçesi gâyet hurde kuş gözü gibi olmuşdur. …
Ve mahsûlünün memdûhu pembesi ve pembe ipliği ve dimisi ve bezi ve bâdemi ve susamı ve helvâsı ve mahbûb u mahbûbesi ve beyâz ekmeği ve karpuzu ve kavunu ve limon ve turuncu meşhûrdur. Ammâ akçesi gâyet hurde kuş gözü gibi olmuşdur. Seksen akçesi bir dirhem gelir ve bir guruş üç yüz akçeye sarf olunur. Ammâ yine bir vukıyye nân-ı beyâz bir kuş gözü akçeyedir. Sâ’ir me’kûlâtlar dahi ana göre kıyâs oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
… in me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından limonu ve turuncu ve kebbâtı ve ağaç
kavunu
çokdur. Ve on bir gûne limonu olur. Ve hikmet-i Hudâ bir gûne limonu olur, için …
Ve bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından limonu ve turuncu ve kebbâtı ve ağaç kavunu çokdur. Ve on bir gûne limonu olur. Ve hikmet-i Hudâ bir gûne limonu olur, içinde bir küçük limonu dahi var, gâyet lezîzdir. Aceb sun‘-ı Hudâ'dır ki taşrası ekşi içindeki tatlı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107a ·
metinde göster ·
… beyninde bir düz sahrâda ve leb-i deryâda bâğlı ve bostânlı yerdir. Hattâ cümle
kavunu
ve karpuzu Rodos'a gemilerle gidüp Rodos'u ganîmet eder.
Ve on dükkânlı kasabacıkdır. Ammâ gâyet işlek iskeledir. Teke ve Hamîd'den cümle metâ‘ bunda gelür. İki dağın mâbeyninde bir düz sahrâda ve leb-i deryâda bâğlı ve bostânlı yerdir. Hattâ cümle kavunu ve karpuzu Rodos'a gemilerle gidüp Rodos'u ganîmet eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126b ·
metinde göster ·
Ve bu mâ-i tâhirin ayağında serâpâ bâğ u bâğçe ve limon ve turunc ve ağaç
kavunu
hâsıl olur kim her biri ikişer vukıyye gelür ve lezîz incîri olur. Ve kavunu ve …
Ve bu mâ-i tâhirin ayağında serâpâ bâğ u bâğçe ve limon ve turunc ve ağaç kavunu hâsıl olur kim her biri ikişer vukıyye gelür ve lezîz incîri olur. Ve kavunu ve karpuzu gâyet âbdâr ve firâvândır. Huccâcı ganîmet etdi. Ve bâğçelerden aşağı fezâsı serâpâ mahsûldâr alefzâr fezâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
… aç kavunu hâsıl olur kim her biri ikişer vukıyye gelür ve lezîz incîri olur. Ve
kavunu
ve karpuzu gâyet âbdâr ve firâvândır. Huccâcı ganîmet etdi. Ve bâğçelerden aşağ …
Ve bu mâ-i tâhirin ayağında serâpâ bâğ u bâğçe ve limon ve turunc ve ağaç kavunu hâsıl olur kim her biri ikişer vukıyye gelür ve lezîz incîri olur. Ve kavunu ve karpuzu gâyet âbdâr ve firâvândır. Huccâcı ganîmet etdi. Ve bâğçelerden aşağı fezâsı serâpâ mahsûldâr alefzâr fezâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
… firâvândır. Ve âdem kellesi kadar limonu ve turuncu ve kebbâtı ve ağaç Q 122a
kavunu
olur. Zeytûnu ve incîr ve rummânı dahi bisyârdır. Ancak Rûm diyârında hâsıl ola …
Müsmirâtının âbdâr meyvelerin beyân eder: Evvelâ yedi nev‘a hurmâsı olur. Evvelâ gûnâ-gûn tüffâhları vardır kim "Ve râhin rah-râhın misle tüffâhin" bu Medîne elması hakkındadır. Ve âbdâr engûr-i gûnâ-gûnu olur. Ve şeftâlûsu dilber yanağı-misâl et şeftâlûsu olur. Ve kaysı ve zerdâlûsu ve gayri âlûsu firâvândır. Ve âdem kellesi kadar limonu ve turuncu ve kebbâtı ve ağaç Q 122a kavunu olur. Zeytûnu ve incîr ve rummânı dahi bisyârdır. Ancak Rûm diyârında hâsıl olan meyvelerden muşmula ve üvez ve vişne ve kiraz ve kızılcığ ve kestâne olmaz. Gayri müsmirât-ı cânhayât bî-idâddır. Ammâ sengistân yer olmak ile mezâri‘âtı kalîldir. Cümle tahıllâtı Mısır'dan Tâ’if ve Abbâs-ı Hicâz'dan gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y295a ·
metinde göster ·
… sulu bir ma‘mûr karyedir. Bunun halkı dahi şâhrâh üzre metâ‘ların bey‘ ederler.
Kavunu
, karpuzu ve hurmâsı firâvândır. Ve bunda bir kubbe-i sağîre içinde,
Karye-i (---): iki yüz hâneli hurmâ bâğlı ve Ayn-ı Zerka sulu bir ma‘mûr karyedir. Bunun halkı dahi şâhrâh üzre metâ‘ların bey‘ ederler. Kavunu, karpuzu ve hurmâsı firâvândır. Ve bunda bir kubbe-i sağîre içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307b ·
metinde göster ·
ve karpuzu dahi âbdâr ve meşhûr-ı âfâkdır. Ve cümle meyvesi şâm-ı cennet-meşâm …
Bu hadîs-i şerîf üzre Mekke'nin kavunu ve karpuzu dahi âbdâr ve meşhûr-ı âfâkdır. Ve cümle meyvesi şâm-ı cennet-meşâm gibi olan şehr-i Abbâs'dan iki günde gelir. Âbdâr engûrü ve şeftâlûsu ve'l-hâsıl cümle müsmirât makûlesi Abbâs'dan gelir ammâ şehr-i Mekke teng ü târ sengistân yerde vâki‘ olmak ile bâğ u bâğçesi kesret üzre değildir. Ancak şehir içinde on beş yerde besâtînler vardır. Mâh u sâl sayf [u] şitâda sebzevâtı eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y357b ·
metinde göster ·
… er Edirne kırmızısı ola. Ve hâs beyâz ekmeği ve gûnâ-gûn balığı ve Bostân adası
kavunu
ve gûnâ-gûn incîri olur. {Ve kebbârî ya‘nî kebere turşusu ve nâbıkası ve Câbir …
Ve masnû‘ât u menbûtâtının memdûhâtından gömleklik nazîf ketân bezi ve penbeden rakîk kız dimisi ve beyâz kuskusî havlı nâzik ihrâmları ve kırmızı sahtiyânı bir diyârda olmaz, meğer Edirne kırmızısı ola. Ve hâs beyâz ekmeği ve gûnâ-gûn balığı ve Bostân adası kavunu ve gûnâ-gûn incîri olur. {Ve kebbârî ya‘nî kebere turşusu ve nâbıkası ve Câbir Ensârî sahrâlarında niçe bin gûne elvân şükûfelerinin râyiha-i tayyibesi âdemin demâğın mu‘attar eder. Ve lezîz ve beyâz tuzu olur. Ve Bostân adasında niçe elvân sâ‘at kumu gibi incedir olur kim misli meğer Azak'da ola. Ve deryâ içre olan (---)(---)(---) ibret-nümâ âsâr-ı binâlar var kim akıllar hayrân olur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y326b ·
metinde göster ·
… ve hûrmâsından mâ‘adâ gûnâ-gûn âbdâr müsmirâtları memdûhdur. Ve besâtînlerinde
kavunu
ve karpuzu ve hıyâr-ı acûru ve kıssâ ve kurumu ve karnebîti ve kurkası meşhûrdu …
Ve beyâz etmeği. Ve bâğ [u] bâğçelerinin limon [u] turuncu ve hûrmâsından mâ‘adâ gûnâ-gûn âbdâr müsmirâtları memdûhdur. Ve besâtînlerinde kavunu ve karpuzu ve hıyâr-ı acûru ve kıssâ ve kurumu ve karnebîti ve kurkası meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y362a ·
metinde göster ·