… u mahbûb u mahbûbe bintân u gılmânlar idi. Bu gulâmlar ile sâhil-i bahrde birer
kayanın
arasında daldalanırken niçe ümmet-i Muhammed gelüp bizleri bu hâl üzre görüp ey …
deyüp var kuvveti bâzûya getirüp Cenâb-ı Bârî'ye yüz bin hamd [ü] senâ etdim. Ol kerem ıssı Mevlâ'yı gör kim Mikrilistân ve Abazistân'da ve Kırım'da on sekiz aded üserâlar ihsân edüp yine aldı. Cân u cihândan me’yûs iken ol deryâ-yı bî-emânda yine dörd esîr ihsân etdi kim her biri vâhid ke-elf mümtaz u mahbûb u mahbûbe bintân u gılmânlar idi. Bu gulâmlar ile sâhil-i bahrde birer kayanın arasında daldalanırken niçe ümmet-i Muhammed gelüp bizleri bu hâl üzre görüp eynlerinden birer kat libâslarını hakîre ve gulâmlara giydirüp bizi evc-i âsumâna berâber kayaların zirve-i a‘lâsına çıkardıkda su‘âl etdim. Meğer Silistre eyâletinde Karadeniz kenarında Keliğra Sultân dağları ve kayaları ve bâğları imiş kim evc-i âsumâna müntehî olmuş. Sergüzeşt [u] ser-encâmımızın ibtidâsından gemi gark olaldan üç gün üç gice 266a aç u zâc u muhtâc sandal ile gezdik. Sandal gark olup kovuş tahtasıyla bir gün bir gice deryâda gezüp ikinci günün vakt-i zuhrunda Nûh Necî-vâr Keliğra Sultân kayasına düşüp necât bulup âsitâne-i Keliğra Sultân dervîşleriyle cân sohbeti edüp bize ihsân-ı Hudâ olan kölelerimizle bir hücre ta‘yîn eylediler (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 265b–266a ·
metinde göster ·
… nîsi Sultân Hasan oğlu Ziyâeddîn binâsıdır. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın
kayanın
tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Ammâ meri-i afacan ve …
Lisân-ı Ekrâdda Şuşik, kal‘ası olduğu kûh-ı bülendin ismidir. Lâkin bânîsi Sultân Hasan oğlu Ziyâeddîn binâsıdır. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kayanın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Ammâ meri-i afacan ve müfacandır. Asker-i deryâ-misâl ile zîr-i hisârdan bir top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kurulup hemân ol sâ‘at kal‘a muhâsara olunup zîr u bâlâ olan kemîngâhlarında guzât-ı müslimîn meterise girüp tüfenkleşmeğe başlandıkda hemân kal‘adan bir yaylım top bir yaylım tüfenk atup yetmiş âdem bir tahtdan şehd-i şehâdet câmın nûş edüp dâr-ı berînde karâr etdiler. Hemân Serdâr Seydî Ahmed Paşa var kuvveti bâzûya getirüp niçe yüz iş eri olan mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara hulvü'l-lisân ile ve sâ‘ir guzâtı ihsânlar ile bende edüp bizzât kendileri atın dermiyân edüp dörd pâre tavîl şâhîleri kal‘anın cânib-i şarkîsinde havâle-i ba‘îdeler üzre koyup siperler ardından derûn-ı kal‘aya bir yaylım top urunca bi-emrillah derûn-ı kal‘ada Şuşik beğinin ammîzâdesi Çendedân Şücâ‘ Beğ'e top güllesi isâbet edüp ol ân mürd olup kal‘a içre bir velvele kopdu ve cânib-i erba‘adan guzât-ı müslimîn kal‘anın der-i dîvârının rahnedâr yerlerinden ankebût-vâr resen-bâzlar gibi birer vecihle kal‘aya tırmaşmağa başladılar. Hulâsa-i kelâm bir gün bir gice ceng-i azîm olup ertesi ale's-sabâh dendân-ı bedenlere amân bayrakları dikilüp derûn-ı kal‘ada olan cümle Ekrâd "Amân, amân, ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Ol ân Serdâr Seydî Ahmed Paşa kal‘a altına başbölükbaşıyla Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağasıyla kal‘a kapusuna varup kal‘adan taşra yedi aded nâmdâr Kürd beğleri rehn çıkup "Bu gice beğimiz Mustafa Beğ kal‘adan kemend-i hîle ile nüzûl edüp Acem'e firâr etdi" dediler. Der‘akab Serdâr Seydî Ahmed Paşa bu dürûğ kelâma i‘timâd etmeyüp "Tiz beğiniz bulun, yohsa sizin yediniz dahi kelle paça edüp Erzurûm vezîri Mehemmed Paşa hâlâ Hınıs kal‘asındadır, anâ gönderirim" deyü bu yedi âdemi kayd-bend edüp kal‘a içine ale'l-gafle yedi yüz âdem koyup Şuşik beğinin sarâyında cümle emvâl [u] erzâkın kabza-i tasarrufa alup cümle Ekrâd eşkiyâların taşraya sürüp cümle âlât-ı silâhların alup üç bin tüfenk ve altı bin kılıç ve gayrı âlât-ı silâh cem‘ olup mâh-ı (---) minde kal‘a feth olup efendimiz Mehemmed Paşa'ya müjde etdiler. Ol gün kal‘ada bang-i Muhammedî tilâvet olunup kal‘a içine iki bin tüfenk-endâz kondu ve azîm top u tüfenk şâdmânîleri olup tâ Acem'e varınca Şuşik beğinin ili vilâyeti nehb u gâret olunup niçe kerre yüz bin koyun ve sığır ve at ve katır ile guzât-ı müslimîn muğtenim oldu. Ammâ Şuşik beğinin ele girmesiyçün ile vilâyete âdemler gidüp bir Gök dolak tülüngi çaşıt bulup Serdâr Ahmed Paşa "Cellâd!" deyüp ibtidâ burnun ve kulağın kesüp cellâd-ı bî-amân daltığ-ı perrân olup çaşıdın kellesin galtân edecek mahalde ayak üzre kalkup "Hey demirayak paşa! Endek hâlime merhamet et. Gelin bir danışığım vardır diyem" deyüp cellâd amân verdi. "Vallah ve billah Şuşik beği çaşt çağı kal‘a-i Mekü'ye gelüp Acem hânına câr düşdü. Henim kal‘ada mahbusdur" deyince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve Malâzcird Beği Mehemmed Beğ ile cümle üç bin asker Mekü kal‘asında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292a ·
metinde göster ·
mâbeyninde bir kayadan bir kayaya bir ok menzili vâsi‘ dere içre çemenzâr düz y …
İki yalçın kayanın mâbeyninde bir kayadan bir kayaya bir ok menzili vâsi‘ dere içre çemenzâr düz yerde kıbleden şimâle tûlu iki bin adım tavîl bir şehr-i imâr (---) dır kim lâ nazîrdir. Bu şehrin vasatında (---) deresi cereyân edüp yedi yerden taş cisrler ile ubûr olunur şehr-i ma‘mûrdur. Şehrin nısfı çârsû-yı bâzârının ma‘mûru kal‘a kayalarının zeylinde vâkı‘ olmuşdur. Nısfı garb tarafı kayaları tahtında sarây-ı âlîler ve bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı revânlı hânedânlar vâkı‘ olmuşdur. Vasat-ı şehirden cereyân eden ayn kalîldir. İsmine (---) derler. (---)(---) tulû‘ edüp cânib-i kıbleye şehir içinden cereyân eder, bir sâ‘atde nehr-i Kamçı'ya mahlût olur. Bu şehir cümle (---) aded mahalledir. Evvelâ mahalle-i (---)(---) ve mahalle-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110a ·
metinde göster ·
… bârûları üzre vâki‘ olup cümle şehr-i Bitlîs ve kûh-ı Dehdîvân nümâyândır ve bu
kayanın
içi cümle mağaralardır ve hubûbât u levâzımâtlar ile memlûdur. Bu gâr-ı yetîmân …
Derûn-ı kal‘ada cümle üç yüz hânedir ammâ nısfın hân sarâyı kaplamışdır kim kat-ender-kat tarz-ı Acem ü tarz-ı Rûm hücre-i zîbâlar ve kâl‘a-i ra‘nâlar vardır kim her birinin ta‘rîf ü tavsîfinde benî Âdem âcizdir. Sekiz yüz yıldan berü her hân ve her mülûk imâr etmededir. Husûsan Abdâl Hân niçe Mısır hazînesi sarf edüp bu sarây-ı azîmi sarây-ı Kaydefâ etmişdi. Cemî‘i revzenleri ve şâhnişînleri kal‘anın burc [u] bârûları üzre vâki‘ olup cümle şehr-i Bitlîs ve kûh-ı Dehdîvân nümâyândır ve bu kayanın içi cümle mağaralardır ve hubûbât u levâzımâtlar ile memlûdur. Bu gâr-ı yetîmânlar mâbeyninden aşağı derelere iner su yolları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… taraf-ı cenûbîsi uçurum kayalardır kim aşağıdan nehr-i Bitlîs cereyân eder. Bu
kayanın
ta zirve-i a‘lâsı kimi amelî ve kimi Hudâyî vâki‘ olmuş bir sahrâ-yı azîmdir. B …
Sitâyiş-i bâğ-ı ravza-i Rıdvân-ı hân-ı âlîşân: Bu bâğ-ı İrem şehr-i Bitlîs'in cânib-i garbîsi tarafında kûh-ı Taklaban nâm bir yalçın kaya üzre vâki‘ olmuş bir gaytândır. Cânib-i şarkîsi ve taraf-ı cenûbîsi uçurum kayalardır kim aşağıdan nehr-i Bitlîs cereyân eder. Bu kayanın ta zirve-i a‘lâsı kimi amelî ve kimi Hudâyî vâki‘ olmuş bir sahrâ-yı azîmdir. Bu sahrâ-yı vâsi‘in cânibeyni kal‘a dîvârları gibi binâ-yı sûr-ı üstüvârdır. Ancak burc [u] bârû-yı bedenleri yokdur. Şarkî ve cenûbî tarafı evce ser çekmiş yalçın kayalar olmağile bu iki tarafda kal‘a dîvârından metîn ü müstahkem dîvâr üzre hânın sarây-ı azîmi ve kâ‘aları ve dîvânhâne-i müte‘addideleriyle ârâste ve niçe yüz şâhnişîn ü revzenler ile pîrâste olup cânib-i şarkîsi Değirmân deresine nâzır hân askerinin yedi yüz aded hücreleriyle imâr olmuş bir bâğdır ve bu hücrelerin tahtânîleri cümle ıstabl-ı anter-i ahûr-ı câğdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 227b ·
metinde göster ·
… pâre pâre olmuşsa bu Hazret-i Alî kayası dahi eyle pâre pâre olmuşdur. Ammâ bu
kayanın
niçe kerre yüz bin pâre olması sebebi oldur kim bu kaya içre bi-emrillahi Ta‘âl …
Ve mine'l-garâ’ib sun‘-ı İlâh vâcibü's-seyr: Bu Âdilcevâz kal‘asının şimâlinde Sübhân dağı dâmeninde Hazret-i Alî kayası nâm bir sahrâ-i benâm vardır. Bi-emrillahi Ta‘âlâ ol kayalar Mısr'ın Süveys deryâsı kenârı kurbünde Tur dağı tecellî-i cemâl-i Rabbü'l-İzzet'den niçe pâre pâre olmuşsa bu Hazret-i Alî kayası dahi eyle pâre pâre olmuşdur. Ammâ bu kayanın niçe kerre yüz bin pâre olması sebebi oldur kim bu kaya içre bi-emrillahi Ta‘âlâ iki ejderhâ sâkin idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b ·
metinde göster ·
mağara kapusu sedd olup mezkûr ejder içinde mahbûs olup ilâ hâze'l-ân kalmışdır …
Biri hicret-i nebeviyyeden sonra Erzurûm halkını tenâvül etmeğe vardıkda alemdâr-ı Resûlullah olan Hazret-i Abdurrahmân Gâzî bu ejderi görüp "Kande gidersin ya mübârek" deyüp emr-i Hudâ ol ejder lisân-ı hâl ile "Erzurûm halkın yemeğe giderim" dedikde hemân Abdurrahmân Gâzî "Kıf yâ su‘bân, bi-emrillah misle'l-hacer!" dedikde bi-izni Hudâ ol ejder kara taş olmuşdur kim Erzurûm kal‘asının cânib-i cenûbundaki Eğridağ üzre yedi yüz yetmiş 244a adım kaddi ki kara taş olduğu kal‘a-i Erzurûm evsâfında mufassaldır. Bu ejder Erzurûm'da taş olunca öbür eşi bu Sübhân dağı dâmenindeki Alî Kayası gârı içre kalır. Hemân Abdurrahmân Gâzî kerâmet kuvvetiyle "Yâ cebel-i Sübhân imsik bi-emrillah su‘bân" deyince bi-emri Fettâh Allah kayanın mağara kapusu sedd olup mezkûr ejder içinde mahbûs olup ilâ hâze'l-ân kalmışdır. {Anınçün bu kûh-ı serbülende Su‘bân dağı} Ba‘dehû derûn-ı gârda mahpus olan ejderin germiyyetiyle ve gâr içre harekât u sekenâtıyla ve gazabından âteşfeşânlığıyla mezkûr Alî Kayası pâre pâre olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b–244a ·
metinde göster ·
… sla top-ı dırâz güllesi irmez Akkirpi kayaları vardır, ammâ alçak dağlardır. Bu
kayanın
kıçı çökmüş deve gibi oldukda Van deryâsı tarafına, cânib-i garba nâzırdır. Mes …
Cânib-i şarkîsinde asla top-ı dırâz güllesi irmez Akkirpi kayaları vardır, ammâ alçak dağlardır. Bu kayanın kıçı çökmüş deve gibi oldukda Van deryâsı tarafına, cânib-i garba nâzırdır. Meselâ bu deve kıçına müşâbih olan yerden üç bin altmış adım kayalar üzre havf ide ide kâmil bir sâ‘atde urûc edüp yedi kulle ve yedi kat kapu güzer edüp aşağı Azebcân kapusuna varılır kim en ednâ pest kal‘a dîvârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… lyemez toplar kat-ender-kat dizilmişdir kim aşağı su kullesin muhafaza eder. Bu
kayanın
aşağısı sazlı bataklı yerdir. Hergiz yanına âdem varamaz. Zîrâ Van topları bu m …
Van kal‘ası altından cümle (---) aded uyûn-ı âb-ı zülâller cereyân edüp Horhor nâm mahalde değirmân yürüdür enhâr-ı âb-ı hayâtdır. Ve Tebrîz kapusunun iç yüzünde kezâlik bir kaynağ-ı azîm mücellâ kırk bir âb-ı zülâldir kim nûş eden bir kuzu tenâvül edüp hazm eder. Ve bir kaynak dahi Suluk kal‘asındadır kim Bâlâburç'undan aşağı kayalar içre nüzûl olunur su yolu vardır. Bu su yoluna nâzır Bâlâburç nâmıyla bir burc-ı Kahkahâ vardır kim bu su yolunu korudur, kirpi yünü gibi dizilmiş balyemez topları vardır. Ve bir konak dahi Van kal‘asının şimâlinde yine su kullesi vardır. Anda dahi kayadan aşağı iner su yolu vardır. Bâlâburç Sultân Türbesi'nden aşağı nüzûl eder, kayalar içre su yolları vardır ve bu yollara nâzır hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kulle-i gevher-nigînler var kim balyemez toplar kat-ender-kat dizilmişdir kim aşağı su kullesin muhafaza eder. Bu kayanın aşağısı sazlı bataklı yerdir. Hergiz yanına âdem varamaz. Zîrâ Van topları bu mahalde âdem değil kuş kondurmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 257b ·
metinde göster ·
… gin ata ökçe edüp bu halkdan kendüye kurşum bârân-ı ni‘met gibi yağarken mezkûr
kayanın
başından yüğrük gelmiş atıyla kendüyi Çomar gözünü yumar ve deryâya atar.
Çomar dahi elli aded yiğidiyle Kuskunkıran yolundan Van'a gelirken meğer Hakkarî hânının beş altı yüz nefer âdemleri Çomar Bölükbaşı'yı bu Kepân nâm kapânda gözedirlermiş. Derhâl Hakkarîli Çomar'ın ol kepânda ardın önün çevirüp çıt-a-çıt cenge başlarlar. Hemân Çomar yarar atından piyâde olup "Koma kurdum!" deyü Hakkar'lıdan tarfetü'l-ayn içre yetmiş âdem düşürür. "Bre koma hay!" deyüp ceng kızışup kâmil beş sâ‘at germâ-germ ceng-âşûb ederler. Ammâ Çomar'ın elli yigitden yigirmisi kırılup otuz âdemle kalır. Yine böyle iken yüz nefer-i Hakkar'ı kırarlar, ammâ Hakkarî şehirlerinden Vastân kal‘ası karîb olmağile Hakkarî'ye iki bin yarar tüfeng-endâz imdâd gelir. Ammâ Çomar'a imdâd nereden gelir? Âhir çomar köpek gibi kudurup hırran fahran köpek cengi ederek görse ki cümle yiğitleri kırıldı, kendüsi de altı sâ‘at cengde âteş deryâsında bî-mecâl kalup bir gulâmıyla atının yanına varup atının iki gözlerin bûs edüp "Bismillah ey dağlı doru! deyüp süvâr oldukda dal-tîğ-i âteş-tâb olup bu kadar Hakkarî âteşinin üstüne at koyup niçe Hakkarîleri yalnız at üzre kırar ammâ görse kim o dar Kepân boğazında üç binden mütecâviz âdemler kendüyi çevirmişler. Bir tarafdan kendüye bir halâs bulup rehâ bulacak bir yer yok. Ammâ deryâya nâzır kayalar üzre âdemsiz yer çok. İki Süleymâniyye minâresi kaddi yalçın kayalar ve aşağısı deryâ-yı Van'dır. Hemân bir kerre "Yâ Allah, sana sığındım" deyüp dolu dizgin ata ökçe edüp bu halkdan kendüye kurşum bârân-ı ni‘met gibi yağarken mezkûr kayanın başından yüğrük gelmiş atıyla kendüyi Çomar gözünü yumar ve deryâya atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 282a ·
metinde göster ·
… yilinde bir yalçın kayalı havâle kûh-pâre var kim eflâke ser çekmişdir. Ammâ ol
kayanın
dibi gâyet incecikdir. Zelzeleden bu kaya münhedim olup şehri harâb etmesin içü …
Acâ’ibât-ı kasaba-i Musula: Bu rabta-i ma‘mûrun hâyilinde bir yalçın kayalı havâle kûh-pâre var kim eflâke ser çekmişdir. Ammâ ol kayanın dibi gâyet incecikdir. Zelzeleden bu kaya münhedim olup şehri harâb etmesin içün bu kasaba kân-ı âhen olup cümle ahâlîsi âhenger olmağile mezkûr kayayı niçe bin kulaç tavîl âdem bâzûsu kalınlığında demir zencîrler ile ol kayayı sâbite olan kûh-ı bâlâlara sarup şehir halkı emîn olmuşlardır. Bir temâşâ-yı vâcibü's-seyr ibret-nümâ şehr-i ra‘nâdır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 306b ·
metinde göster ·
altı boş kalup görenler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Bu dünyâda …
Ancak bu hakîrin akl-ı kasîrı üzre Cenâb-ı Hallâk, âlem[e] sun‘un ızhâr içün ve kullarına kudretin bildirmek içün Tûfân-ı Nûh'da temevvüc-i deryâya emr edüp bu kûhun türâbın sahrâ-yı Hemedân'a çekdirüp kayanın altı boş kalup görenler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Bu dünyâda nazîri yok bir kûh-ı Bî-sütûn'dur. Ammâ zirve-i a‘lâsı bir yaylağ-ı azîmdir kim bunda olan gül-i gülistânlar ve cârî âb-ı revânlar içre niçe bin elvân mâhîler ve cemî‘i Bağdâd halîfelerinin harâb u yebâb âsâr-ı binâları zâhir maksûreleri var ve niçe Ekrâd ve Türkman Avşarı ve Yakaman u Sadak yaman Türkmanları yaylalanırlar. Ve niçe kerre yüz bin aded hayvânâtlarıyla altı ay safâlar edüp vakt-i şitâ irince Dümdümî ve Dümbülî ve Sehend ve Rûmiyye ve Salmas sahrâlarında sevâhillenirler. Böyle bir kûh-ı Bî-sütûn'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309b ·
metinde göster ·
… (---) demekdir. Bu kal‘a-i bâlâ bir sarp saru, kırmızı şahin ve zağanos yuvalı
kayanın
tâ zirve-i a‘lâsında evc-i semâya münkalib olmuş bir hisâr-ı üstüvârdır kim mis …
Lisân-ı Latin'de Kının (---)(---) demekdir. Bu kal‘a-i bâlâ bir sarp saru, kırmızı şahin ve zağanos yuvalı kayanın tâ zirve-i a‘lâsında evc-i semâya münkalib olmuş bir hisâr-ı üstüvârdır kim misli meğer diyâr-ı Diyârbekir'de, ya‘nî vilâyet-i Kara Âmid'de Mardin ve İmâdiyye kal‘ası ola. Tâ bu mertebe bir bî-bedel sûr-ı pür-cedel kal‘adır, ammâ ne cirmde olduğu ma‘lûmum değildir kim cânib-i erba‘asından adımlamak muhâldir, ammâ derûn-ı sûrda cümle (---) aded hâne-i fukarâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138b ·
metinde göster ·
mâbeynine vâkı‘ olmuş a‘lâ demir dutar limandır, ammâ kıble ve inbat ve maşrık …
Ve bir liman-ı latîfi var, iki kayanın mâbeynine vâkı‘ olmuş a‘lâ demir dutar limandır, ammâ kıble ve inbat ve maşrık rûzgârlarında muhâlif limandır kim gemiler gomana halatlarına ve demirlerine i‘timâd ederse birkaç demir bırağup Allâh'a sığınup yata, inşâallâh selâmet bulur, zîrâ mezkûr rûzgâr-ı zor-kârlara bu limanın ağzı açıkdır. Andan ihtirâz olunur. Andan yine Karadeniz kenârınca,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50b ·
metinde göster ·
Hattâ bu kal‘a-i Üstürgon-ı ser-bülendin yukaru hisâr dîvârı üzre dâ’iren-mâdâr kâmil bin yüz elli aded hatvedir. Ve bu kal‘anın maşrık tarafında bir gayyâ deresi aşırı el kayası yetişir bir havâle kaya vardır, ana Depedelen derler, ol kayanın havâlesin men‘ etmek içün üstâd mühendis-i bennâ-yı selef mezkûr depeye havâle olmak içün bu kal‘a dîvârının beş yüz adım dîvârını kal‘anın iç yüzüne kaplıbağa arkası gibi eğri binâ etmiş kim ol havâleden sademât-ı top gülleleri rûy-ı dîvâra te’sîr etmeye. Ve bu taraf hâ’itleri cümle ellişer ayak enli Şeddâdî rıhtım kalın dîvârdır kim her taşı fîl-i Mengerusî kadar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i varoş-ı Bolagay: Bu rabta-i ma‘mûr kal‘a olduğu kayanın altındadır. Kal‘adan bu varoş aslâ görünmeyüp kal‘a kayasının mağârasından ejder-i heft-ser gibi gürleyüp çıkan nehr-i Buna kenârında bir küçük kasabacıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b ·
metinde göster ·
… yyâl eğilmiş âdem altına girmeğe havf edüp şimdi münhedim olur kıyâsın eder. Bu
kayanın
altındaki gâr-ı azîmin ve kehf-i sun‘-ı Hudâ-yı Kerîm'in içinden nehr-i Buna bi …
Evvelâ mezkûr kal‘a 161a olan kûh-ı ser-bülend kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş olup cânib-i garba meyyâl eğilmiş âdem altına girmeğe havf edüp şimdi münhedim olur kıyâsın eder. Bu kayanın altındaki gâr-ı azîmin ve kehf-i sun‘-ı Hudâ-yı Kerîm'in içinden nehr-i Buna billûr ve necef u moran gibi haykırup çıkduğu mahalde on göz âsiyâb-ı mâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b–161a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz
kayanın
burnunda bir kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi y …
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz kayanın burnunda bir kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi yigirmi bin adım ihâta eder bir düz çemenzâr ve lâle‘ızâr sahrâdır. Ve bu kayanın cânib-i etrâfı biner arşın çâh-ı cahîm dereleridir. Ve her tarafı altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boşdur. Gûyâ bir mantar gibi beli ince yukarusu vâsi‘ halk olunmuş kaya üzre sahrâdır. Bir tarafından bu kal‘aya varılmak muhaldir, illâ kapusu yolundan tarafa varılsa mümkindir. Ammâ yedi kat burûc-ı akabeleri var kapulardan geçmeğe muhtâcdır kim her bir kapusu derbend-i calenderden nişân verir kapulardır. Hemân düşman oturduğu yerlerden aşağı taş yuvarlasa kifâyet eder, gayri top ve tüfeng atmak lâzım değildir. Hattâ bu kayadan yüksek cânib-i erba‘asında bâlâ kayalar yok iken hikmet-i Hudâ bu kaya üzre üç yerde âb-ı hayât çeşmesârlar ve su kaynakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
… cirmi yigirmi bin adım ihâta eder bir düz çemenzâr ve lâle‘ızâr sahrâdır. Ve bu
kayanın
cânib-i etrâfı biner arşın çâh-ı cahîm dereleridir. Ve her tarafı altları kûh-ı …
Eşkâl-i kal‘ası: Evc-i âsumâna ser çekmiş bir beyâz kayanın burnunda bir kal‘a-i bâlâdır kim bu kal‘a olduğu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi yigirmi bin adım ihâta eder bir düz çemenzâr ve lâle‘ızâr sahrâdır. Ve bu kayanın cânib-i etrâfı biner arşın çâh-ı cahîm dereleridir. Ve her tarafı altları kûh-ı Bî-sütûn gibi boşdur. Gûyâ bir mantar gibi beli ince yukarusu vâsi‘ halk olunmuş kaya üzre sahrâdır. Bir tarafından bu kal‘aya varılmak muhaldir, illâ kapusu yolundan tarafa varılsa mümkindir. Ammâ yedi kat burûc-ı akabeleri var kapulardan geçmeğe muhtâcdır kim her bir kapusu derbend-i calenderden nişân verir kapulardır. Hemân düşman oturduğu yerlerden aşağı taş yuvarlasa kifâyet eder, gayri top ve tüfeng atmak lâzım değildir. Hattâ bu kayadan yüksek cânib-i erba‘asında bâlâ kayalar yok iken hikmet-i Hudâ bu kaya üzre üç yerde âb-ı hayât çeşmesârlar ve su kaynakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
kıblesi tarafında bir uçurumdan bir uçurum yakasına varınca küffâr zamânı üstâd …
Ammâ bu kayanın kıblesi tarafında bir uçurumdan bir uçurum yakasına varınca küffâr zamânı üstâd-ı kûhkenler seng-i hârâ kayaları kesüp bir çâh-ı amîk handak-ı azîm kesüp handakın iç yüzüne bir Şeddâdî kârgîr binâ yüz arşın tûlu bir dîvâr çeküp üç kulle-i azîm ihdâs etmiş ve orta kullede bir demir kal‘a kapusu etmiş. Kıble tarafındaki dağlara bu kapudan gidilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 122b ·
metinde göster ·
… e üçer zirâ‘ kadar vardır, ammâ kadleri dörder yüz zirâ‘ kadar bâlâdır, ammâ bu
kayanın
tâ zirve-i a‘lâsında bir tengetir haymecik kurulsa yeri vardır.
Diğer sun‘-ı Hudâ-yı iber: Bu yaylağ-ı vâcibü's-seyrin cânib-i garbîsinde Gerdek kayası, bir sahrâ-yı bâlâ-yı azîme var kim içinde niçe yüz gûne kehifler vardır. 222a Hâlık-ı kevneyn (...)(...) ol Hallâk-ı âlemdir. Bu yalçın kayayı iki çatal halk eyleyüp her biri üçer kad Süleymâniyye minâresi kaddinde iki çatal serâmed ve ince mîl minâre-misâl kayalardır. Birbirlerinden mâbeynleri ikişer ve üçer zirâ‘ kadar vardır, ammâ kadleri dörder yüz zirâ‘ kadar bâlâdır, ammâ bu kayanın tâ zirve-i a‘lâsında bir tengetir haymecik kurulsa yeri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b–222a ·
metinde göster ·
Tırhala tarafına bir sivri kaya burnu vardır. Anda zamân-ı kadîmde küffârlar âdem gevdesi kalınlığı demir kollar uzadup uçlarına tuç makaralar bağlayup câmûs ve sığır derilerin dilim dilim edüp kalın gemi palamarı ipleri gibi örmüşler. Hîn-i mahalde bu ipleri tuçdan makaralara geçirüp ol örme urganların uçlarına yine kalın ipden balık ağı gibi örülmüş beşer onar âdem alur zenbîl-misâl şeyleri aşağı sarkıdup yukaru çekecek zahîreleri ve koyunları ve sığırları ve'l-hâsıl her ne var ise postlara(?) aşağıda koyup yukaru kayanın tâ zirve-i a‘lâsındaki tuç makaraların yanlarında dollâb-ı çarh-ı musanna‘lar vardır, ol dollâbların hidmetine on aded papaslar dâ’imâ me’mûr olup dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
… bret-nümâyı dâ’iren-mâdâr atlar ile etrâfın cümle gezüp seyr [ü] temâşâ edüp bu
kayanın
dibinde karye-i Kalabağ'a varup ol gece anda mihmân olup gece papaslar ile keli …
Bu sahra-i ibret-nümâyı dâ’iren-mâdâr atlar ile etrâfın cümle gezüp seyr [ü] temâşâ edüp bu kayanın dibinde karye-i Kalabağ'a varup ol gece anda mihmân olup gece papaslar ile kelimât edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
… ımız bu köyde birkaç hidmetkârlar ile bırağup on nefer yârân ile pür-silâh olup
kayanın
altına gelüp yukarudan ruhbânlar makaralar ile ipden örülmüş zenbîlleri sarkıdu …
Sabâh olup cümle atlarımız bu köyde birkaç hidmetkârlar ile bırağup on nefer yârân ile pür-silâh olup kayanın altına gelüp yukarudan ruhbânlar makaralar ile ipden örülmüş zenbîlleri sarkıdup aşağı endirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
… haykırınca anı gördük. Hemân zenbîl ile hevâya münkalib olmağa başladık. Tâ ki
kayanın
ortasının berâberine su‘ûd etdik. Hâtıra hutûr etdi kim,
Hemân beş aded yârân ile "Tevekkülen alallâh" deyüp zenbîllere girüp aşağıdan papaslar "Ala müsâfiri" deyü haykırınca anı gördük. Hemân zenbîl ile hevâya münkalib olmağa başladık. Tâ ki kayanın ortasının berâberine su‘ûd etdik. Hâtıra hutûr etdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
Hele hamd-i Hudâ beş Süleymâniyye minâresi kaddi kadar âsımâna ser çekmiş kayanın zirve-i a‘lâsına selâmetle çıkup etrâf-ı âlemi temâşâ etdikde sübhânü'l-Hallâk bu edîm-i arz üzre ola[n] dağlar ve teller ve çayır ve çemenzâr yerler ve kurâ vu kasabât ve cereyân eden enhâr-ı uyûnlar sahîfe-i zemînde nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn gibi nümâyân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 240b ·
metinde göster ·
ve bu deyrin vasfı diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i at …
Hulâsa-i kelâm bu kayanın ve bu deyrin vasfı diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i atlâsda bu kûh-ı serbülend dahi bir temâşâgâhdır, ammâ urûc [u] nüzûlü gâyet mahûf u muhâtaradır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
etrâfındaki birer ve ikişer ve üçer konak müşâsında olan kılâ‘ u şehir kasabâtl …
Bunda bir gün ruhbânlar ile sohbetler edüp niçe mûğ-pîçe gılmânlar ile kelimâtlar edüp andan başpapasdan hedâyâlar alup ahşama karîb Bakacak nâm kayaya çıkup bu kayanın etrâfındaki birer ve ikişer ve üçer konak müşâsında olan kılâ‘ u şehir kasabâtları seyr [ü] temâşâ etdik. Evvelâ şimâl cânibinde Demirhisâr ve Siroz ve Vardar Yenicesi ve Vodina ve Karaferye ve Oştrova ve Serfice ve Alasonya ve Sidirkapsi ve Lankada ve Selânik şehirleri cümle nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
altında mağârâlar var kim her birinde gûnâ-gûn kubâblar ve sarâ[y]lar ve savma‘ …
Ve bu Atina kal‘asının havâlesi olan kayanın altında mağârâlar var kim her birinde gûnâ-gûn kubâblar ve sarâ[y]lar ve savma‘a-i i‘tikâfhâneler ve gûnâ-gûn kehfler var kim anların her birinde hukemâ-yı kudemâlardan Restâlîs ve Bokrât ve Sokrât ve Fisagores-i Tevhîdî ve Câlinûs ve Feylekos ve Feylesûf Batlîmûs ve Mihan ve Mihail ve Eflâtûn hücreleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… nuna mukâbil deryâya havâle eflâke ser çekmiş bir yüce dağlı ve kayalı yerde bu
kayanın
tâ zirve-i a‘lâsında at meydânı-misâl bir meydânda ilm-i hendes[e] üzre çırpı i …
Atina kazâsı hâkinde olup Kifse kazâsı ile Mesoya kazâsı mâbeyninde cezîre-i Ağrıboz'da Kızılhisâr burnuna mukâbil deryâya havâle eflâke ser çekmiş bir yüce dağlı ve kayalı yerde bu kayanın tâ zirve-i a‘lâsında at meydânı-misâl bir meydânda ilm-i hendes[e] üzre çırpı ile hemvâr dizilmiş niçe yüz aded sâbit-kadem gûnâ-gûn amûd-ı müntehâlar var kim ol sütûn-ı müntehâların üstleri ebr-i semâya çıkınca kat-ender-kat sarây-ı azîmler ve kasr-ı Havarnaklar ve kâh-ı nüzhet-âbâdlar var imiş kim zamân-ı Hazret-i Süleymân'da Belkîs Ana'nın tahtgâhı imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
tâ zirve-i a‘lâsında bir Şeddâdî binâ ve kûh-ı Kahkahâ-misâl bir kal‘a-i bâlâdı …
Kal‘ası ebr-i semâya ser çekmiş bir yalçın sarı kayanın tâ zirve-i a‘lâsında bir Şeddâdî binâ ve kûh-ı Kahkahâ-misâl bir kal‘a-i bâlâdır kim gûyâ Kürdistân'da Van kal‘asıdır. Ammâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası kayasın deryâ döğüp ihâta etmişdir. Ancak maşrık tarafında bir incecik kumsal yolu var karadır ve bir ince kumsal yol dahi limanın tâ ortasında vâki‘ olmuşdur. Bu iki yoldan mâ‘adâ cânib-i erba‘ası deryâdır kim bir tarafdan zafer mümkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266b ·
metinde göster ·
… bâcdârı, şehir kethudâsı, muhtesib ağası, harâc ağası vardır. Kal‘ası bir sivri
kayanın
tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i muhammes bir Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı …
Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethud[â]yeri, yeniçeri serdârı, kal‘a dizdârı, (---) aded kal‘a neferâtları ve şehrin subaşısı, bâcdârı, şehir kethudâsı, muhtesib ağası, harâc ağası vardır. Kal‘ası bir sivri kayanın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i muhammes bir Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı musanna‘dır kim lâ-nazîr kabîlindendir ammâ küçükdür. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Aslâ bir tarafda handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 352a ·
metinde göster ·
Ve bu mesîregâh meydânında olan Büzürg seng ya‘nî ulu
kayanın
altından bir âb-ı hayât su kaynayup pertâb edüp çıkar kim gûyâ turna gözü gibi …
Ve bu mesîregâh meydânında olan Büzürg seng ya‘nî ulu kayanın altından bir âb-ı hayât su kaynayup pertâb edüp çıkar kim gûyâ turna gözü gibi billûr-vâr şa‘şa‘a verir. Cemî‘i zamânda eyle hayât-ı câvidânî zülâli gibi cereyân etmededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367a ·
metinde göster ·
Bu kayanın cânib-i erba‘ası şâhin yuvası ile mâl-â-mâl olduğından Şâhin kayası derler, ammâ Yûnâniyândan Yanvan tevârîhinde bu kayaya Petromir derler. İzmirne nâm avret kralenin yaylağı imiş. Ve kal‘a anın binâsı olmağile taşdan bir perîçehre avret sûreti kapunun sağ tarafında ceseden kendü âyînesiyle timsâl olunmuşdur. Seyyâhân-ı Rûm ve Arab u Acem ve Hind ü Sind ve Dâdyân diyârların geşt [ü] güzâr eden mellâhân-ı bihâr ve tüccârân-ı berr ü kûhsâr-ı cihânbîn mabeynlerinde Şâhin kayası deyü meşhûrdur, ammâ ne şâhin niçe kerre yüz bin şâhin ve zağanos ve balaban ve miskî kartal ve gerges ve devlingeç âşiyânları ile zeyn olmuş bir kûh-ı Sübhân'dır. Misli meğer yine Van bahri sâhilinde Sübhân dağı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29a ·
metinde göster ·
Ve bu kayanın cânib-i erba‘ası eyle mücellâ kayadır kim rûy-i zemîn kemândârları zemînden zirve-i senge tîr perrân etseler nısfına ancak erişir. Ve bu kal‘anın tâ zirvesine urûc etmeğe seng-i hârâyı Ferhâdvâr kesüp yol etmişler. Kâmil üç bin elli kademe kesme kaya nerdübândır. Her kademesi nısf mi‘mâr zirâ‘ıdır. Bu râh üzre ba‘zı ârâmgâh yerler kesmişler. Kayanın etrâfına dolanarak ubûr olunur. Ammâ at ve katır ve hımâr çıkamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29a ·
metinde göster ·
… Her kademesi nısf mi‘mâr zirâ‘ıdır. Bu râh üzre ba‘zı ârâmgâh yerler kesmişler.
Kayanın
etrâfına dolanarak ubûr olunur. Ammâ at ve katır ve hımâr çıkamaz.
Ve bu kayanın cânib-i erba‘ası eyle mücellâ kayadır kim rûy-i zemîn kemândârları zemînden zirve-i senge tîr perrân etseler nısfına ancak erişir. Ve bu kal‘anın tâ zirvesine urûc etmeğe seng-i hârâyı Ferhâdvâr kesüp yol etmişler. Kâmil üç bin elli kademe kesme kaya nerdübândır. Her kademesi nısf mi‘mâr zirâ‘ıdır. Bu râh üzre ba‘zı ârâmgâh yerler kesmişler. Kayanın etrâfına dolanarak ubûr olunur. Ammâ at ve katır ve hımâr çıkamaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29a ·
metinde göster ·
tâ zirvesinde üç aded azîm göyner ağaçları hâsıl olmuş. Subhân el-Hallâk el-Bâk …
Ve bu kayanın tâ zirvesinde üç aded azîm göyner ağaçları hâsıl olmuş. Subhân el-Hallâk el-Bâkî bu terkîm olunan eşyâlardan mâ‘adâ yılan ve çıyandan gayri bir şey yokdur. Andan yine nüzûl edüp atlarımıza süvâr olup bu kayanın dibinden geçüp dörd buçuk sâ‘atde garba teper aşağı enüp mezkûr Şâhin kayasının zirve-i a‘lâsı ebr-i kebûdlar içinde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29b ·
metinde göster ·
… e çıyandan gayri bir şey yokdur. Andan yine nüzûl edüp atlarımıza süvâr olup bu
kayanın
dibinden geçüp dörd buçuk sâ‘atde garba teper aşağı enüp mezkûr Şâhin kayasının …
Ve bu kayanın tâ zirvesinde üç aded azîm göyner ağaçları hâsıl olmuş. Subhân el-Hallâk el-Bâkî bu terkîm olunan eşyâlardan mâ‘adâ yılan ve çıyandan gayri bir şey yokdur. Andan yine nüzûl edüp atlarımıza süvâr olup bu kayanın dibinden geçüp dörd buçuk sâ‘atde garba teper aşağı enüp mezkûr Şâhin kayasının zirve-i a‘lâsı ebr-i kebûdlar içinde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y29b ·
metinde göster ·
… et ma‘mûr ve hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-bedeldir kim mezkûr yalçın
kayanın
bir sivri burnu üzre âsumândan ve murg-ı zeyrekden gayri havâlesi yokdur. Lâkin …
Ammâ taşra kal‘asının ba‘zı yerleri münhedim olmuşdur. Ammâ hâlâ iç kal‘ası gâyet ma‘mûr ve hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-bedeldir kim mezkûr yalçın kayanın bir sivri burnu üzre âsumândan ve murg-ı zeyrekden gayri havâlesi yokdur. Lâkin gâyet küçük iç kal‘adır. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. Ve dîvârının kaddi elli Y 97a zirâ‘-ı melikî âlîdir. Ve içinde elli aded türâb örtülü hâneleri vardır. Bir câmi‘i var ve dizdâr bunda sâkindir. İç el olmak ile neferâtı yokdur. Ve hân u hammâm ve çârsû-yı bâzârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y96b–Y97a ·
metinde göster ·
… ur, ammâ câ-be-câ üzüm asmaları ve köhne eşcâr-ı acîbeler vardır. Cümle bâğları
kayanın
garbında bir top menzili ba‘îd Kepez(?) dağı dibinde üç bin aded bâğ-ı mahsûldâ …
Ve bu kal‘a içre bâğ u bâğçe dahi yokdur, ammâ câ-be-câ üzüm asmaları ve köhne eşcâr-ı acîbeler vardır. Cümle bâğları kayanın garbında bir top menzili ba‘îd Kepez(?) dağı dibinde üç bin aded bâğ-ı mahsûldâr ve her bâğda bir bâğdârı vardır, dar değildir, vâsi‘ evlerdir. Cümle ehl-i kal‘a altı ay bâğlarında sâkin olup mahsûl alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97a ·
metinde göster ·
… âh leb-i deryâ ile ve gâh sengistân ve cibâl ile mahûf u muhâtara yollarla, her
kayanın
zirve-i i‘lâsından âdem aşağı deryâya baksa zehresi çâk olur, eyle bir musîbet …
Hakîr, müsellime, bu Karpuz nehri kenarında şehîd olan garîb tüccârların ahvâlâtın takrîr etdiğimde, fî'l-hâl baş bölükbaşısı ile üç bayrak asker gönderüp teftîş ve tefahhus etmeğe gitdiler. Hakîr anda anlar ile bir gün tekâ‘üd edüp ertesi gün cemapur askeri-misâl derinti kavim ile gâh leb-i deryâ ile ve gâh sengistân ve cibâl ile mahûf u muhâtara yollarla, her kayanın zirve-i i‘lâsından âdem aşağı deryâya baksa zehresi çâk olur, eyle bir musîbet akabenin nihâyetine çıkdık. Gûyâ ebrler serimiz üzre güzer edüp sadâ-yı kerrûbiyân istimâ‘ olunurdu. Bu kûh-ı bâlâdan kal‘a-i Alâ’iyye leb-i deryâda nümâyân oldu. Anı serber-zemîn nüzûl edüp bir sâ‘at dahi kumsal düz yerde yürüyüp mecmû‘u altıncı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138b ·
metinde göster ·
… lâdadır. Hakkâ ki Yed-i Kudret ile ol kaya muttasıl olmuşdur kim akıl ermez. Bu
kayanın
bundan gayri rahnedâr yeri yokdur. Anıniçün Rûm kavmi bu kayaya Köçek kayası de …
Zemînden bir âdem kaddi bâlâdadır. Hakkâ ki Yed-i Kudret ile ol kaya muttasıl olmuşdur kim akıl ermez. Bu kayanın bundan gayri rahnedâr yeri yokdur. Anıniçün Rûm kavmi bu kayaya Köçek kayası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y270a ·
metinde göster ·
Ve bu secdegâh mahalde bir kaya içre, bir âdem kaddi çukur vardır. Ol çukur
kayanın
cânib-i garbîsinde on iki bürûca münkasım kertik nişâneler vardır. Her mâhın gu …
Ve bu secdegâh mahalde bir kaya içre, bir âdem kaddi çukur vardır. Ol çukur kayanın cânib-i garbîsinde on iki bürûca münkasım kertik nişâneler vardır. Her mâhın gurresi hilâli elbette bu merkezlerden nümâyân olup aslâ tahallüf etmez, aceb mu‘cizedir. Eğer hevâda kesâfet dahi olursa Mekke muvakkitleri vardır, ol çukur içine girüp nazar etdiklerinde elbette nümâyân mâhân ola düşer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
… r. Bu Semennût'un mukâbelesi Nîl karşusunda evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın
kayanın
tâ zirve-i a‘lâsında Deyr-i Kıbtî derler bir kenîse vardır, gûyâ kal‘a-i Kahkah …
Anda ziyâret-i eş-şeyh Abdülmelik: Ashâb-ı güzîndendir. Kubbe-i âlîsi kurbunda bir dıraht-ı azîm nâbıkası var, dânedâr âbdâr lezîz nâbıka meyvesi olur. Bu Semennût'un mukâbelesi Nîl karşusunda evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kayanın tâ zirve-i a‘lâsında Deyr-i Kıbtî derler bir kenîse vardır, gûyâ kal‘a-i Kahkahâ'dır. Fir‘avn binâsıdır, deyü Kıbtî kavmi bilâ-teşbîh yılda bir kerre Y 364a ziyâretine cem‘ olup ruhbânları bir Mısır hazînesi mâl tahsîl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363b–Y364a ·
metinde göster ·