… gibi eyle semâ‘ eder kim aslâ vechi görünmeyüp yine çiftesin bozmadan buz üzre
kayup
gider.
Nev‘-i âhar: Niçesi yıldırım gibi giderken bir ayağın kaldırup Mevlevî gibi eyle semâ‘ eder kim aslâ vechi görünmeyüp yine çiftesin bozmadan buz üzre kayup gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118b ·
metinde göster ·
… er-kûşe-i Rujikiyân birbirleriyle kuç-kucağ olup sürûr [u] şâdumân ederek kızak
kayup
aşağı dereye andan yine yukaru çıkup kızaklar ile arz-ı ma‘rifet edüp lu‘bedebâ …
Bir gün bu {hakîr ol} Monla Mehemmed ile bu şehr-i Bitlis'in Âvih deresi nâm bir mahalde şehir mahbûblarının kar ve buz ve yah-pâre üzre tâhûk, ya‘nî kızak kaydıkların seyr [ü] temâşâ edüp cemî‘i mahbûbân [u] sıbyân-ı tıflân-ı ciğer-kûşe-i Rujikiyân birbirleriyle kuç-kucağ olup sürûr [u] şâdumân ederek kızak kayup aşağı dereye andan yine yukaru çıkup kızaklar ile arz-ı ma‘rifet edüp lu‘bedebâzlık ederlerdi. Ve niçe bin âşıkân-ı mahbûb dostânlar dahi bizim gibi dilberânların heleşe ve keleşe etdiklerin seyr [ü] temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
Monla Mehemmed eyitdi, "Men şu iki oğlanı severem ki başlarında ala mendilleri ve arkalarında Küfre şâpikleri geyüp altlarında kızakları var. şimdi ol dörd mahbûb gulâmları dahi kızaklarıyla aksine yokuş yukaru bize doğru kayup geleler" deyüp bir kerre {Monla Mehemmed} yanımdan gerüye dönüp eteklerin başına örtüp birer şey okuyup anı gördük oğlancıklar yokuş aşağı yıldırım gibi kızak kayup berk-i hâtif gibi aşağı dereye indiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… a örtüp birer şey okuyup anı gördük oğlancıklar yokuş aşağı yıldırım gibi kızak
kayup
berk-i hâtif gibi aşağı dereye indiler.
Monla Mehemmed eyitdi, "Men şu iki oğlanı severem ki başlarında ala mendilleri ve arkalarında Küfre şâpikleri geyüp altlarında kızakları var. şimdi ol dörd mahbûb gulâmları dahi kızaklarıyla aksine yokuş yukaru bize doğru kayup geleler" deyüp bir kerre {Monla Mehemmed} yanımdan gerüye dönüp eteklerin başına örtüp birer şey okuyup anı gördük oğlancıklar yokuş aşağı yıldırım gibi kızak kayup berk-i hâtif gibi aşağı dereye indiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11a ·
metinde göster ·
… biri kızaklarıyla âdet üzre yokuş aşağı Hânbâğı altında su değirmenlerine doğru
kayup
indiler. Andan yine yokuş yukaru kendü karârgâhlarına kayup vardılar.
Meğer gulâmlar Monla Mehemmed'i bilirlermiş. Dest-bûs edüp yine her biri kızaklarıyla âdet üzre yokuş aşağı Hânbâğı altında su değirmenlerine doğru kayup indiler. Andan yine yokuş yukaru kendü karârgâhlarına kayup vardılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… eğirmenlerine doğru kayup indiler. Andan yine yokuş yukaru kendü karârgâhlarına
kayup
vardılar.
Meğer gulâmlar Monla Mehemmed'i bilirlermiş. Dest-bûs edüp yine her biri kızaklarıyla âdet üzre yokuş aşağı Hânbâğı altında su değirmenlerine doğru kayup indiler. Andan yine yokuş yukaru kendü karârgâhlarına kayup vardılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… beri yola gelmişlerken tarfetü'l-ayn içre cümlesi gerü gerü yokuş yukaru aksine
kayup
yıldırım gibi gerü gitdiler ve cümle halk {bu işe} hayretde kaldılar.
Cümle uşşâkân bu işe hayrân kalup hakîr vâlih [ü] sergerdân kaldım. Ve bir dahi yine cümle mahbûbân turna katarı birbiri ardı sıra katarlanup kızak kayarlarken beri yola gelmişlerken tarfetü'l-ayn içre cümlesi gerü gerü yokuş yukaru aksine kayup yıldırım gibi gerü gitdiler ve cümle halk {bu işe} hayretde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 11b ·
metinde göster ·
… a dîvârları kaplımbağa arkası gibi içeri eğridir. Kaçan kim top gülleleri gelse
kayup
seküp gider. Aslâ rûy-ı dîvâra te’sîr etmez.
Ve her kulle ve tabyanın letâfet ve zerâfet ve kâr-ı nezâfetinde misilleri olmaduğundan mâ‘adâ üstâd-ı şîrînkâr-ı âkıbet-endîş bu kal‘a bir dahi muhâsara olunursa sademât-ı top-ı kal‘a-kûp gülleleri te’sîr edüp dîvârlara rahne vermesin içün cümle tabya dîvârları kaplımbağa arkası gibi içeri eğridir. Kaçan kim top gülleleri gelse kayup seküp gider. Aslâ rûy-ı dîvâra te’sîr etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
… arı getirüp buz üzre döküp birkaç yerde buz üzre yollar etdiler kim at ayakları
kayup
buzu delmeye deyü ince yollar yapdılar. Hemân cümleden evvel Kızıltaş kal‘ası h …
"Tiz bu sâ‘atde buz donmuş iken bizim ağırlıkları arabalarımızla asker-i İslâmın bârhâneleriyle cümlesi karşu Kızıltaş kal‘ası selâmeti tarafına geçirin" deyü ibrâm ilhâh edüp tenbîh edince fi'l-hâl kal‘a neferâtları yine karşu tarafda Kızıltaş kal‘asına geçüp birkaç yüz çuval ve torva yükü sâ‘at kumları getirüp buz üzre döküp birkaç yerde buz üzre yollar etdiler kim at ayakları kayup buzu delmeye deyü ince yollar yapdılar. Hemân cümleden evvel Kızıltaş kal‘ası halkının koyunların karşu Çerkezistân'a buz üzre geçirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 193a ·
metinde göster ·
… rı iç yü[z]üne eğridir. Kaçan kim hîn-i muhâsarada top gülleleri te’sîr etmeyüp
kayup
gider.
Ammâ iç kal‘a bu zikr olunan iki aded bölme hisâra gelince dîvârlarının kalınlığı yüz ayak enli Şeddâdî binâ-yı metîndir. Ve kırkar arşın yüksek dîvârdır kim cümle rûy-ı dîvârları iç yü[z]üne eğridir. Kaçan kim hîn-i muhâsarada top gülleleri te’sîr etmeyüp kayup gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 279b ·
metinde göster ·