: Ve bu Vezendo Kıral'ın bir duhter-i pâkîze-ahteri Makdona şehirlerinden Sofya …
{Der-beyân-ı bânî-i Ayasofya-yı kebîr}: Ve bu Vezendo Kıral'ın bir duhter-i pâkîze-ahteri Makdona şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellid olup babasının İslâmbol'u binâ etdüğin istimâ‘ edüp iki bin milyon mâl-ı hazâyinleri Sirem ve Semendire arabalarına tahmîl edüp İslâmbol'da Ayasofya deyrine mübâşeret etdükde Hazret-i Hızır gelüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11a ·
metinde göster ·
Ve bu zikr olunan bâbların mâbeyni ve cümle cirm-i kal‘a-i sarây-ı sağîr ü
kebîr
on altı kapu mâbeyni dâ’iren-mâdâr altı bin beş yüz adım başka bir kal‘a-i üstü …
Ve bu zikr olunan bâbların mâbeyni ve cümle cirm-i kal‘a-i sarây-ı sağîr ü kebîr on altı kapu mâbeyni dâ’iren-mâdâr altı bin beş yüz adım başka bir kal‘a-i üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 16a ·
metinde göster ·
… a arı gibi sarılup üç gün üç gece ceng-i azîm olup elli üçüncü günde Ayasofya-i
Kebîr
feth olup ibtidâ Sultân Mehemmed Ayasofya içre girüp niçe ruhbânı katl edüp eli …
Hemân Ebü'l-feth asâkir-i İslâm ile Ayasofya deyrine sarıca arı gibi sarılup üç gün üç gece ceng-i azîm olup elli üçüncü günde Ayasofya-i Kebîr feth olup ibtidâ Sultân Mehemmed Ayasofya içre girüp niçe ruhbânı katl edüp elindeki livâ-yı Resûlullâhı mihrâb mahalline diküp ibtidâ ezân-ı Muhammedî'yi Sultân Mehemmed tilâvet edüp sâ’ir guzât-ı müslimîn ruhbânıyâna kılıç urup derûn-ı Ayasofya hûn-ı müşrikîn ile mâl-â-mâl oldu. Hemân Ebü'l-feth Gâzî dal-tîrkeş olup alâmetim olsun içün bir hadeng-i çâr-cenâh Ayasofya kubbesinin tâ ortasına atdı. Hâlâ alâmet-i tîr-i Mehemmed Hân nümâyândır. Ve bir hünkâr solağı sol eliyle bir kâfîri katl edüp sağ elin kâfirin kanına bulayup Sultân Mehemmed'in huzûrunda bir pertâb edüp elinin kızıl kanın bir beyâz mermere sürüp pençe nakşı edüp alâmet etdi. Hâlâ ol kanlı solak pençesi türbe kapusundan içre girdikde karşu köşede beş âdem kaddi bâlâda bir pençe-i kebîr-i sâhib-dilîr zâhir ü bâhirdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
… urabba‘ı Yeni Sarây'ın cirmi altı bin beş yüz adımdır. Ve cümle on altı sağîr ü
kebîr
bâb-ı hâssalardır.
Ve bu merkûm sarây-ı âlînin cânib-i erba‘asındaki kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn üç yüz altmış altı burc [u] bârû ile ve on iki bin dendân-ı beden ile itmâm bulup kal‘a-i üstüvâr olmuşdur kim cemî‘i dâr-ı diyârda misli binâ olunmamışdır. Dâ’iren-mâdâr şekl-i murabba‘ı Yeni Sarây'ın cirmi altı bin beş yüz adımdır. Ve cümle on altı sağîr ü kebîr bâb-ı hâssalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a ·
metinde göster ·
cümle (---) aded serâmed amûd-ı bâlâlardır kim gûyâ her biri birer pâye-i kürsî …
Ve derûn [u] bîrûn-ı câmi‘de sağîr ü kebîr cümle (---) aded serâmed amûd-ı bâlâlardır kim gûyâ her biri birer pâye-i kürsî-i vâlâlardır. Ve la‘l-gûn sommâkî sütûn-ı mücellâlar var kim zî-kıymet cevâhirden nâdire-i cihân kemyâb makûlesi amûd-ı mu‘azzamlardır kim her birisinin kadd [ü] kâmetleri kırkar zirâ‘-ı mekkîdir. Andan âlî olan ikinci tabakadaki amûdlar dahi bî-misâldir, ammâ kadd [ü] kâmetleri otuzar zirâ‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
… i azîmdir kim cemî‘i fukarâlar ka‘besidir. Ve İslâmbol içre andan büyük câmi‘-i
kebîr
yokdur. Ve anda olan rûhâniyyet meğer Kudüs'de Mescid-i Aksâ yâhûd Şâm-ı Şerîf' …
Bu bir câmi‘-i azîmdir kim cemî‘i fukarâlar ka‘besidir. Ve İslâmbol içre andan büyük câmi‘-i kebîr yokdur. Ve anda olan rûhâniyyet meğer Kudüs'de Mescid-i Aksâ yâhûd Şâm-ı Şerîf'de Câmi‘-i Emeviyye veyâhûd Mısır'da Câmi‘-i Ezher ola. Ammâ bu Ayasofya'nın her muzlim künclerinde gencîne-i gınâ sâhibi sulehâ-yı ümmetden niçe yüz kimesneler i‘tikâf niyyetine girüp gündüz sâ’im ve gece kâ’im tâ‘ât [u] ibâdete meşgûl ehl-i sülûk kimesneler ile mâl-â-mâldır. Ve rûz-merre yetmiş yerde ders-i âmlar rızâen lillâh ders takrîr edüp tahsîl-i ulûm kânı bir mekândır. Ve beher yevm cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
Ol Gülâbî Ağa hikâyet eder: Bir gün Sultân Selîm-i Sânî asrında tâ‘ûn-ı azîm olup şehr-i İslâmbol içre eyle tâ‘ûn-ı ekber olur kim İslâmbol'un yigirmi yedi kapusundan taşra beher yevm üç bin âdem cenâzesi çıkdığı Selîm Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup du‘â-yı istiskâ içün üç gün nâdîler nidâ edüp "Leyle-i Kadir'de Ayasofya câmi‘inde ihyâ olup cem‘ olalar ve Ayasofya câmi‘i ne kadar âdem alur add olunsun" deyü fermân-ı şerîf sâdır olunca el-azametullâh Ayasofya-i Kebîr içre âdem deryâsı cem‘ olup {omuz} omuzu sökmeyüp benî âdem zânû-be-zânû çıtâ-çıt oturup eş-Şeyh Beşiktaşî Yahyâ Efendi hazretlerinin va‘z [u] nasîhatına muntazır olmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37a ·
metinde göster ·
cümle kırk altı kubbedir ve cümle (---) sütûn-ı zî-kıymetlerdir. Kıble kapusu'n …
Sağîr ü kebîr cümle kırk altı kubbedir ve cümle (---) sütûn-ı zî-kıymetlerdir. Kıble kapusu'ndan tâ mihrâba varınca tûlu (---) ayakdır ve arzı (---) ayakdır. Ve bir minâre-i mevzûnu ve (---) kapusu vardır. Ammâ bu câmi‘in kubbeleri ve toloz kemerleri içre mutallâ-yı müzehheb tasâvîr-i gûnâ-gûnlar var kim görenler vâlih [ü] hayran olur. Bir püşte üzre vâkı‘ olmuş cihân-nümâ bir câmi‘-i a‘lâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 39b ·
metinde göster ·
cisrine mübâşeret edüp itmâmı Selîm-i Sânî'ye müyesser oldu. Ve hayrât-ı Şehzâd …
Ve Çekmece-i Kebîr cisrine mübâşeret edüp itmâmı Selîm-i Sânî'ye müyesser oldu. Ve hayrât-ı Şehzâde câmi‘i, Süleymân Hân'ındır. Ve hayrât-ı câmi‘-i Cihângîr. Ve hayrât-ı câmi‘-i imâret-i Hâsekiyye. Ve hayrât-ı Tershâne-i cedîd. Ve Halıcılar köşkünde medrese-i Selîm Hân, Süleymân binâsıdır kim pederi rûhuna savâbın hibe eylemişdir. Hayrât-ı câmi‘-i iskele-i Üsküdar, duhter-i bülend-ahterleri Mihribân Sultân içün bir câmi‘ ve iki hân ve bir imâret inşâ etdi. Rûmeli'ndeki hayrâtları bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46a ·
metinde göster ·
Avretbâzârı'nda bir câmi‘-i âlîdir kim bî-bedeldir. Ammâ gayrı cevâmi‘ler gibi
kebîr
değildir. Bir minâreli ve bir tabakalı câmi‘-i rûşendir. Bir imâreti ve dârü'z- …
Avretbâzârı'nda bir câmi‘-i âlîdir kim bî-bedeldir. Ammâ gayrı cevâmi‘ler gibi kebîr değildir. Bir minâreli ve bir tabakalı câmi‘-i rûşendir. Bir imâreti ve dârü'z-ziyâfesi ve bir dârü'l-cünûn tîmârhânesi ve bir medresesi ve bir mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ile ma‘mûr bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve pâdişâh Süleymân Hân-ı mağfûrun nezâket [ü] zerâfet-i tab‘-ı şerîflerindendir kim Hâsekî Sultân hayrâtın Avretbâzârı'nda binâ etmişlerdir, ve's-selâm. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47a ·
metinde göster ·
… ası beş yüz bin akçe ile nişâncı paşa ve mîrialem ve kapucubaşılar ve mîrâhûr-ı
kebîr
dörd yüz bin akçe ile çıkar. Ve çâşnigîrbaşı ve müteferrikabaşı ve çakırcıbaşı …
Meselâ yeniçeri ağası beş yüz bin akçe ile nişâncı paşa ve mîrialem ve kapucubaşılar ve mîrâhûr-ı kebîr dörd yüz bin akçe ile çıkar. Ve çâşnigîrbaşı ve müteferrikabaşı ve çakırcıbaşı ve küçük emir âhûr ve sipâh oğlanı ve silihdâr ağası ve sağ ulûfeci ve sol gurebâ ağaları cümle üç yüz bin akçe ile sancakbeği olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 53a ·
metinde göster ·
… kapulardan câmi‘e (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Ammâ beşinci bâb-ı
kebîr
kıble kapusudur kim cümleden serâmed ve musanna‘ ibret-nümûn bâb-ı bûkalemûndur …
Ve bu câmi‘in beş kapusu vardır. Sağ tarafdaki köşede hatîb kapusu, sol tarafda hünkâr mahfili altında imâm kapusu ve iki yan kapuları dahi cümle sadefkârî bâb-ı kebîrlerdir. Ve bu dörd aded kapulardan câmi‘e (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur. Ammâ beşinci bâb-ı kebîr kıble kapusudur kim cümleden serâmed ve musanna‘ ibret-nümûn bâb-ı bûkalemûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60a ·
metinde göster ·
… u ve koyun emîni ve çavuşbaşı ve kapucubaşı ve kapucular kethudâsı ve mîrâhûr-ı
kebîr
ve vâlî-i Mısır ve Dâvûd Paşa yerine sadrıa‘zam olup def‘a-i sânî sadâretinde z …
{Merre Hüseyin Paşa anûd-ı Ârnâbûd asl Sâtûrcu Mehemmed Paşa'nın âşcıbaşısı ve sipâh çavuşu ve koyun emîni ve çavuşbaşı ve kapucubaşı ve kapucular kethudâsı ve mîrâhûr-ı kebîr ve vâlî-i Mısır ve Dâvûd Paşa yerine sadrıa‘zam olup def‘a-i sânî sadâretinde zamân-ı (---) hânîde sene (---) de katl olundu ve yerine Lefkeli Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Müddet-i vezâret[i] iki ay on sekiz gün, fî Zilka‘de sene 1031. Ba‘dehu gâh Kastamonu ve gâh İzmit verilirdi. Halîm âdem olmağile cür’et sâhibi değil idi. Ol asırda ise aşkıyânın isyân [u] tuğyânın Hudâ bilürdü. Devlet-i Mustafâ Hân'da silihdârlıkdan ibtidâ Mısır ile çıkup Azîz-i Mısır oldu. Mısır'dan ma‘zûl olup Yedikulle habsinde hor [u] zelîl oldu sene 1031. Ve sonra vezîr oldu.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 61b ·
metinde göster ·
… adû-şikâr pâdişâh-ı sâhib-vakâr gelmemişdir. Ve böyle hûn-rîz iken yine sagîr ü
kebîr
ile hüsn-i ülfet edüp bilâ-vâsıta kelimât ederdi.
El-hâsıl devlet-i Âl-i Osmân'da ve gayrı selâtîn-i islâmiyyeden bu kadar zorâver ve dilâver ü bahâdır ve zâbit ü râbit ve hûnhâr-ı adû-şikâr pâdişâh-ı sâhib-vakâr gelmemişdir. Ve böyle hûn-rîz iken yine sagîr ü kebîr ile hüsn-i ülfet edüp bilâ-vâsıta kelimât ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
… ye giderken Kızlar Ağası Hasan Çelebi'yi hünkâr kapucubaşısı ve andan imrâhor-ı
kebîr
ve kapudan paşa etdi. Fî Şevvâl sene 1035. Sâhil-i nehr-i Özi'de iki pâre kal‘a …
Kapudan Çelebi Hasan Paşa: İslâmbol kurbünde Çatalca nâm kasabada bir yeniçerinin oğludur. Hünkâr Çâşnigîrbaşısı Mehemmed Ağa'ya hidmet edüp andan Kızlar Ağası Mustafâ Ağa'nın kethudâsı olup Sultân Ahmed ibtidâ Edirne'ye giderken Kızlar Ağası Hasan Çelebi'yi hünkâr kapucubaşısı ve andan imrâhor-ı kebîr ve kapudan paşa etdi. Fî Şevvâl sene 1035. Sâhil-i nehr-i Özi'de iki pâre kal‘alar inşâ etdi. Andan sene 1040 târîhinde ma‘zûl olup Rûmeli'ne asker sürmeğe gitdükde Yenişehir'de füc’eten merhûm oldu, sene 1041.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
… ye gelir demir gülleler atar balyemez toplar 75b ve yemîn ü yesârında sağîr ü
kebîr
yüzer aded şayka ve kolumburuna ve saçma ve zarbzan ve şâhî ve muşkat topları v …
Mavunalar yetmiş oturak olup yüz kırk aded cenâheyn-vâr yemîn ü yesârında küreklerinde sekizer forsa ve her birinde biner huddâm ve biner yarar müsellah asker var idi. Ve her birinin kıçında ve başında ellişer aded kırkar vukıyye gelir demir gülleler atar balyemez toplar 75b ve yemîn ü yesârında sağîr ü kebîr yüzer aded şayka ve kolumburuna ve saçma ve zarbzan ve şâhî ve muşkat topları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a–75b ·
metinde göster ·
… afâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Yine Köpürlü'nün hareminde perverde olup imrâhor-ı
kebîr
ve Silisre ve kapudan paşa ve kâ’immakâm olup sene (---) târîhinde Edirne'de ve …
Yerine Edirne kâ’immakâmı Kara Mustafâ Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Yine Köpürlü'nün hareminde perverde olup imrâhor-ı kebîr ve Silisre ve kapudan paşa ve kâ’immakâm olup sene (---) târîhinde Edirne'de vezîr-i a‘zam oldu. Şehr-i Marzifon'da bir sipâhîzâdedir. Ammâ gâyet cerî ve sâhib-i re’y ve âkıl u dânâ bir vezîr-i tüvânâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 81b ·
metinde göster ·
… e iken Adliyye oldu. Şimâl tarafı kal‘a dîvârı üzre, cenûb tarafı taşra harem-i
kebîr
içre bir vâsi‘ sahrânın vasatında kat-ender-kat kubâblar ile mebnî bir kasr-ı c …
Şehîdkapusu ile Balıkbâzârıkapusu'nun mâbeyninde Yahûdîler içinde kalmış bir garîb esâs idi. Bi-emrillâh cümle Yahûdî hâneler ihrâk bi'n-nâr olup cemî‘i Yahûdîleri ol tarafdan nefy edüp ihrâk olan hâne-i harâblarının zemînin Vâlide Sultân kendü mâlıyla alup câmi‘in haremine ve çârsû-yı bâzârlarına ihrâk edüp (---) senede tamâm bir câmi‘-i münevver olup Zulmiyye iken Adliyye oldu. Şimâl tarafı kal‘a dîvârı üzre, cenûb tarafı taşra harem-i kebîr içre bir vâsi‘ sahrânın vasatında kat-ender-kat kubâblar ile mebnî bir kasr-ı cihân-ârâ-misâl şîrînkâr bir câmi‘-i devr-i rûzgârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
… ânib-i erba‘asında nîm kubbeler ve cânib-i selâsında yan maksûreleri ve kubbe-i
kebîr
çâr-pâye-i kebîr üzre ve yan maksûreleri cümle (---) aded sütûn-ı nahîf üzre ve …
Eşkâl-i câmi‘: Hemân Şehzâde Sultân Mehemmed Hân ve Atmeydânı'ndaki Câmi‘-i Ahmed Hân tarzında orta kubbenin cânib-i erba‘asında nîm kubbeler ve cânib-i selâsında yan maksûreleri ve kubbe-i kebîr çâr-pâye-i kebîr üzre ve yan maksûreleri cümle (---) aded sütûn-ı nahîf üzre ve mü’ezzinân mahfili (---) pâye-i rakîk üzre ve sol tarafda hünkâr mahfili kasr-ı Havernak mânend bir maksûredir kim sihr-i i‘câz mermer-i hâm ma‘rifetleri ile mebnîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
… a nîm kubbeler ve cânib-i selâsında yan maksûreleri ve kubbe-i kebîr çâr-pâye-i
kebîr
üzre ve yan maksûreleri cümle (---) aded sütûn-ı nahîf üzre ve mü’ezzinân mahfi …
Eşkâl-i câmi‘: Hemân Şehzâde Sultân Mehemmed Hân ve Atmeydânı'ndaki Câmi‘-i Ahmed Hân tarzında orta kubbenin cânib-i erba‘asında nîm kubbeler ve cânib-i selâsında yan maksûreleri ve kubbe-i kebîr çâr-pâye-i kebîr üzre ve yan maksûreleri cümle (---) aded sütûn-ı nahîf üzre ve mü’ezzinân mahfili (---) pâye-i rakîk üzre ve sol tarafda hünkâr mahfili kasr-ı Havernak mânend bir maksûredir kim sihr-i i‘câz mermer-i hâm ma‘rifetleri ile mebnîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 87b ·
metinde göster ·
Atmeydânı'nda İbrâhîm Paşa sarâyı, Süleymân Hân vezîridir. Bu sarâyın nısfı böl …
Evvelâ cümleden büyük sarây-ı kebîr Atmeydânı'nda İbrâhîm Paşa sarâyı, Süleymân Hân vezîridir. Bu sarâyın nısfı bölünüp pâdişâhlara mahsûs sarây-ı hâs olup gılmân-ı hâssadan iki bin zülf-keşân gulâm-ı pâdişâhî vardır ve sa‘âdethâne-i hümâyûndan sonra bundan büyük sarây-ı âlî yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93b ·
metinde göster ·
… şler. Cemî‘i ruhâm-ı gûnâ-gûn ile döşenmiş bir hammâm-ı azîmdir. Ve bir kubbe-i
kebîr
câmekânı var kim beş bin âdem alur {çifte hammâmdır}.
Ancak cümle hammâmlardan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'in Çukur hammâmı gâyet musanna‘ ve rûşen-binâ bir hammâm-ı rûşenâdır kim cümle hammâmlardan büyükdür. Cümle yüz on kurnadır. Nısfı bölünüp keçeciler işler. Cemî‘i ruhâm-ı gûnâ-gûn ile döşenmiş bir hammâm-ı azîmdir. Ve bir kubbe-i kebîr câmekânı var kim beş bin âdem alur {çifte hammâmdır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 97a ·
metinde göster ·
… b Paşa ve Dâvûd Paşa-yı sânî ve Koca Mustafâ Paşa, Zencîrliservide olan câmi‘-i
kebîr
bunlarındır. Ve Yahyâ Paşa, Üsküb şehrinde bir azîm câmi‘i var. Ve Karagöz Paşa …
Evvelâ cülûs günü katl olunan Mehemmed Paşa ve İshâk Paşa ve Kâsım Paşa ve Dâvûd Paşa ve Mehemmed Paşa bin Hızır Beğ ve Ahmed Paşa-yı Fenârî ve İbrâhîm Paşa bin Alî Paşa-yı Celîl, Osmâncık'dan berü eban an-ced vezîr ibn vezîrdir. Ve Hâdım Alî Paşa ve İskender Paşa ve Ahmed Paşa bin Hersek ve Hâdım Ya‘kûb Paşa ve Dâvûd Paşa-yı sânî ve Koca Mustafâ Paşa, Zencîrliservide olan câmi‘-i kebîr bunlarındır. Ve Yahyâ Paşa, Üsküb şehrinde bir azîm câmi‘i var. Ve Karagöz Paşa ve Hasan Paşa ve Sinân Paşa ve Yûnus Paşa (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99b ·
metinde göster ·
… duhter-i büzürg [ü] kihterleri kalmış idi. Hâlâ Murâd Hân'ın türbesinde sağîr ü
kebîr
mâl-â-mâl olup müstağrak-ı envâr yaturlar. Rahmetullâhı aleyhim ecma‘în.
Ve duhter-i pâkîze-ahterlerinden İbrâhîm Paşa {Âyişe} Sultân'ı ve Halîl Paşa sultânı Fâtıma Sultân'dan gayrı Murâd Hân'ın vefâtlarından sonra yigirmi altı nefer duhter-i büzürg [ü] kihterleri kalmış idi. Hâlâ Murâd Hân'ın türbesinde sağîr ü kebîr mâl-â-mâl olup müstağrak-ı envâr yaturlar. Rahmetullâhı aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103b ·
metinde göster ·
… îrîndir kim İslâmbol'da nazîri yokdur. Hemân tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l Ayasofya-i
kebîr
tarzında binâ olunmuşdur. Ammâ iki yan kapu ve bir kıble kapusu vardır. Kapu üz …
Evvelâ cümleden Kılıç Alî Paşa câmi‘i: Gûyâ câmi‘-i selâtîndir. Leb-i deryâda bir düz vâsi‘ zemînde tahtânî bir câmi‘-i şîrîndir kim İslâmbol'da nazîri yokdur. Hemân tâbaka'n-na‘l bi'n-na‘l Ayasofya-i kebîr tarzında binâ olunmuşdur. Ammâ iki yan kapu ve bir kıble kapusu vardır. Kapu üzre târîhi {budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132a ·
metinde göster ·
Ve üç hammâmı var. Dere cisri başında (---) hammâmı ve Câmi‘-i
Kebîr
kurbünde (---) hammâmı ve Yahyâ Efendi kurbünde (---) hammâmı, bu hammâmlardan …
Ve üç hammâmı var. Dere cisri başında (---) hammâmı ve Câmi‘-i Kebîr kurbünde (---) hammâmı ve Yahyâ Efendi kurbünde (---) hammâmı, bu hammâmlardan mâ‘adâ yüz toksan sarây hammâmları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135a ·
metinde göster ·
… Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve iki buğday anbârı ve cebehânesi ve yüz aded sağîr ü
kebîr
topları ve dizdârı ve üç yüz neferâtları vardır.
Eşkâl-i kal‘a-i Kilidü'l-Bahr-i Siyâh-ı Rûmeli: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. İçinde altmış aded neferât hâneleri ve Sultân Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve iki buğday anbârı ve cebehânesi ve yüz aded sağîr ü kebîr topları ve dizdârı ve üç yüz neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138b ·
metinde göster ·
… a imdâd içün ordu-yı hümâyûnum içün sevâd-ı mu‘azzâmım olan İslâmbol'un sağîr ü
kebîr
cümle esnâfları ordu-yı hümâyûnuma çıksınlar ve ne kadar asker olur ve ne kadar …
"Ey Huzzâr-ı meclis, ihvân-ı safâ ve ey Şeyhülislâm-ı şerî‘at-ı Muhammedü'l-Mustafâ Yahyâ Efendi, inşâ’allâhü Ta‘âlâ sa‘âdetle azîmet-i hümâyûnum Bağdâd-ı behişt-âbâd'ı Kızılbaş-ı bed-ma‘âş elinden kabza-i teshîre alup Nu‘mân ibn Sâbit hazretleri ki Hazret-i imâm-ı A‘zâm ve hümâmü'l-akdem mezhebimiz sâhibi Ebû Hanîfe'dir, anların kabr-i münevverlerin dalâlet-âyîn, havâric [u] mülhidîn elinden halâs etmeğe atf-ı inân buyurmuşuz. İnşâ’allâh ol gazâ-yı hasbeten-lillâha imdâd içün ordu-yı hümâyûnum içün sevâd-ı mu‘azzâmım olan İslâmbol'un sağîr ü kebîr cümle esnâfları ordu-yı hümâyûnuma çıksınlar ve ne kadar asker olur ve ne kadar bin dükkândır ve ne kadar esnâfdır, cümlesi kânûn-ı kadîmlerinden ma‘a ziyâde arz-ı kâlây ederek ve herkes arz-ı ma‘rifet ederek ve gûnâ-gûn şakalar ederek pîrleri ve şeyhleri ve nakîbleri ve ağaları ve kethudâları ve yiğitbaşıları ve çavuşları ile atlı ve piyâde gürûh gürûh her esnâf alay-ı azîm ile sekizer kat mehterhânelerin çalarak Alayköşküm dibinden ubûr etsinler kim ne kadar bin askerdir ve ne kadar müzeyyen ü mülebbes esnâfdır, seyr [ü] temâşâ edem. Düstûr-ı hümâyûnum böyle sâdır olmuşdur. Ve eyle bir alay-ı azîm etsinler kim Âl-i Osmân pâdişâhlarının birisi zamânında olmamış ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a ·
metinde göster ·
Bu zikr olunan mu‘allimhânelerin niçe kerre yüz bin ecinne askeri gibi sağîr ü
kebîr
tıflân-ı ebcedhânları bilâ-hisâb kâğızdan külâhlar geyüp ellerinde deblekler ça …
Bu zikr olunan mu‘allimhânelerin niçe kerre yüz bin ecinne askeri gibi sağîr ü kebîr tıflân-ı ebcedhânları bilâ-hisâb kâğızdan külâhlar geyüp ellerinde deblekler çalup herbir mekteb-i sıbyânları birer gûne libâs ile gûnâ-gûn şakalar edüp kimisi "illâ yansuru's-sultân" diyerek kimisi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
… re edüp görseler Hacı Nâsır'ın nakli üzre Hacı Nâsır'ı yudan balığı, bu balığ-ı
kebîr
yutmuş, karnında Hacı Nâsır balığı olup Hacı Nâsır balık ağzından çıkup bu büyü …
Hemân Paşa cümle askeriyle balığın yanına varup cümle asker üşüp bu balığı bir takrîb ile karaya çekerler, pâre pâre edüp görseler Hacı Nâsır'ın nakli üzre Hacı Nâsır'ı yudan balığı, bu balığ-ı kebîr yutmuş, karnında Hacı Nâsır balığı olup Hacı Nâsır balık ağzından çıkup bu büyük nehengin karnına çıkar, anı bıçak ile yarup halâs olduğu isbât olunup sicille tahrîr olunur. Hâlâ sene (---) Mostarlı asrında mastûrdur. Ve Harkova'da şahâdet eder âdemlerle görüşüp Hacı Nâsır'ın takrîrine mutâbık geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… leri aded altı bin ve neferât yekûn on bir bindir. Murâd Hân asrında bâzergân-ı
kebîr
ankâ Balkapanı'nda, Hacı Kâsım, Hotin gazâsı yılında yedi mahzenin kıflına kurş …
Evvelâ cümle Akdeniz kenârında olan tüccârlarla İslâmbol'a metâ‘ götürüp sevdâgerlik ederlerdi. Mahzenleri aded altı bin ve neferât yekûn on bir bindir. Murâd Hân asrında bâzergân-ı kebîr ankâ Balkapanı'nda, Hacı Kâsım, Hotin gazâsı yılında yedi mahzenin kıflına kurşum akıtmış idi, elli bin kîseye mâlikdir derler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… -i türâblar mahlût edüp havânlar içre sahk edüp ma‘cûn gibi tahmîr edüp sağîr ü
kebîr
dervîşân külâhları gibi toprak potalar yapup kuyumcular âteş içre bunlarda altu …
Bu potacılar bir gûne türâba niçe gûne filcân hurdaları ve rimâl-i türâblar mahlût edüp havânlar içre sahk edüp ma‘cûn gibi tahmîr edüp sağîr ü kebîr dervîşân külâhları gibi toprak potalar yapup kuyumcular âteş içre bunlarda altun ve gümüş kal ederler. Gayrı gûne potalar âteşe tahammül etmez. Ve bu kâr bu potacılara mahsûsdur kim terkîblerin gayrı enâyiye keşf etmeyüp bu kâr kendülere munhasır olmuşdur. Sâ’ir diyârlara dahi çoğu İslâmbol'dan gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188a ·
metinde göster ·
… â handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve
Kebîr
mahallesi tarafında fecc-i amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı im …
Bahâr eyyâmı Hazret-i Süleymân Bursa'ya gelüp Cebel-i Ruhbân'da Belkîs kız ile yayla faslı ederlerdi. Emîn Nebî'nin du‘âsı berekâtiyle Bursa tûfândan sonra imâristân-ı Emînullah'dır. Ammâ kal‘anın bânîsi ma‘lûm değildir. Lâkin bu kal‘a bir köhne bünyâddır. Devr-i felekden berü ber-karâr bir dârü'l-karâr, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim cümle der-i dîvârları eflâke ser çekmişdir ve esâsı bir yalçın sebz-gûn kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kal‘a-i metîndir. Tûlânîsi şarkdan garba vâkı‘ olmuşdur. Şimâl ve yıldız cânibi evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre vâkı‘ olmuş kal‘adır. Ol tarafı uçurum olmağıla üç tarafında aslâ handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve Kebîr mahallesi tarafında fecc-i amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı imâr olmayup Celâlî Karayazıcı ve Sa‘îd-i Arab ve Kalenderoğulları nâmân celâlîler, Bursa'yı muhâsara edüp handakların rimâl [ü] türâb ile memlû olmuşdur. Ammâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası esâsında taşlar var kim her biri hammâm kubbesi kadar seng-i azîmlerdir. Andan ma‘lûmdur kim benî Âdem binâsı değildir. Ba‘dehû Kaydefâ destine girüp ba‘zı burc [u] bârûlarını ta‘mîr [u] termîm edüp lisân-ı Yunan üzre târîhleri vardır. Ve bu kal‘a, Keşiş dağının dâmenine vâkı‘ olmağıla lodos rüzgârı ve şarkî rûzgârından emîndir. Cümle evleri, şimâl ve yıldız rûzgârı cânibine nâzırdır kim Filedâr sahrâsı cümle bâğ u bâğçesi ve besâtînleri ile nakş-ı bukalemûn-vâr nümâyândır. Kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi, on bir bin adımdır ve altı bin bedendir ve altmış yedi kulle ve cümle beş kapudur. Evvelâ cânib-i cenûba Bunarbaşı Kapusu ve yine cenûba Zindân Kapusu ve Kaplıca Kapusu garba mekşûfdur ve Balıkbâzârı Kapusu. Ez-în-cânib bu kal‘a, cemî‘î düvelde Rûm keferesi elinde kalmışdı. Yedi kerre Konya'dan Âl-i Selçûkiyân ikişer kerre yüz bin leşker-i bî-pâyân ile gelüp yedişer sekizer ay muhâsara edüp vakt-i şitâ geldikde bî-feth rücû‘ edüp giderlerdi. Tâ ki Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i zuhûrunda evvelâ Osmân 222b lafzı senesi târîhinde [661] Osmân Gâzî ibtidâ-i cülûsunda üç kerre muhâsara edüp üçüncüde Osmân Gâzî nıkris zahmetine mübtelâ olup âhir üçüncüde dahi feth edemeyüp yine Konya'ya müteveccih olup izn-i şerîfiyle Şehzâde Orhân Çelebi ile Şeyh Hacı Bektâş-ı Velî'yi seksen bin asker-i İslâm ile Bursa'ya gönderüp muhâsara etdiklerinde amân vermeyüp kal‘a-i Bursa'nın Kapluca cânibinde bir kulle-i azîm ve Bunarbaşı'nda dahi bir kulle-i kebîr binâsına mübâşeret edüp yedi ayda bu kulleler temâm olup Bursa'yı kemâ(n)-kân muhâsarâya şürû‘ edüp Kapluca tarafından Orhân Beğ, Bunarbaşı tarafındaki kulleden Orhân Beğ'in birâderzâdesi Timur Beğ ve Balabancık Beğ dağ tarafındaki havâle yerinden muhâsara edüp cânib-i erba‘adan imdâda gelen küffârları cümle dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütehassın olan keferelere kaht [u] galâ müstevlî olup âhir-i küffâr bir sene muhâsaradan sonra vere ile bâ-sulh kal‘ayı Orhân Gâzî'ye sene 722 târîhinde teslîm etdiler. Osmân Gâzî'ye müjde ile Orhân seğirdüp vardıkda, Bursa feth olduğu sâ‘at Osmân Gâzî rûh teslîm edüp oğlu Orhân Gâzî müstakil padişâh olup Hâcı Bektâş-ı Velî ile Bursa'ya gelüp ibtidâ taht-ı Âl-i Osmân olup ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân oldu kim gûyâ bir bâğ-ı İrem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222a–222b ·
metinde göster ·
… Bursa'nın Kapluca cânibinde bir kulle-i azîm ve Bunarbaşı'nda dahi bir kulle-i
kebîr
binâsına mübâşeret edüp yedi ayda bu kulleler temâm olup Bursa'yı kemâ(n)-kân m …
Bahâr eyyâmı Hazret-i Süleymân Bursa'ya gelüp Cebel-i Ruhbân'da Belkîs kız ile yayla faslı ederlerdi. Emîn Nebî'nin du‘âsı berekâtiyle Bursa tûfândan sonra imâristân-ı Emînullah'dır. Ammâ kal‘anın bânîsi ma‘lûm değildir. Lâkin bu kal‘a bir köhne bünyâddır. Devr-i felekden berü ber-karâr bir dârü'l-karâr, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim cümle der-i dîvârları eflâke ser çekmişdir ve esâsı bir yalçın sebz-gûn kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kal‘a-i metîndir. Tûlânîsi şarkdan garba vâkı‘ olmuşdur. Şimâl ve yıldız cânibi evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre vâkı‘ olmuş kal‘adır. Ol tarafı uçurum olmağıla üç tarafında aslâ handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve Kebîr mahallesi tarafında fecc-i amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı imâr olmayup Celâlî Karayazıcı ve Sa‘îd-i Arab ve Kalenderoğulları nâmân celâlîler, Bursa'yı muhâsara edüp handakların rimâl [ü] türâb ile memlû olmuşdur. Ammâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası esâsında taşlar var kim her biri hammâm kubbesi kadar seng-i azîmlerdir. Andan ma‘lûmdur kim benî Âdem binâsı değildir. Ba‘dehû Kaydefâ destine girüp ba‘zı burc [u] bârûlarını ta‘mîr [u] termîm edüp lisân-ı Yunan üzre târîhleri vardır. Ve bu kal‘a, Keşiş dağının dâmenine vâkı‘ olmağıla lodos rüzgârı ve şarkî rûzgârından emîndir. Cümle evleri, şimâl ve yıldız rûzgârı cânibine nâzırdır kim Filedâr sahrâsı cümle bâğ u bâğçesi ve besâtînleri ile nakş-ı bukalemûn-vâr nümâyândır. Kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi, on bir bin adımdır ve altı bin bedendir ve altmış yedi kulle ve cümle beş kapudur. Evvelâ cânib-i cenûba Bunarbaşı Kapusu ve yine cenûba Zindân Kapusu ve Kaplıca Kapusu garba mekşûfdur ve Balıkbâzârı Kapusu. Ez-în-cânib bu kal‘a, cemî‘î düvelde Rûm keferesi elinde kalmışdı. Yedi kerre Konya'dan Âl-i Selçûkiyân ikişer kerre yüz bin leşker-i bî-pâyân ile gelüp yedişer sekizer ay muhâsara edüp vakt-i şitâ geldikde bî-feth rücû‘ edüp giderlerdi. Tâ ki Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i zuhûrunda evvelâ Osmân 222b lafzı senesi târîhinde [661] Osmân Gâzî ibtidâ-i cülûsunda üç kerre muhâsara edüp üçüncüde Osmân Gâzî nıkris zahmetine mübtelâ olup âhir üçüncüde dahi feth edemeyüp yine Konya'ya müteveccih olup izn-i şerîfiyle Şehzâde Orhân Çelebi ile Şeyh Hacı Bektâş-ı Velî'yi seksen bin asker-i İslâm ile Bursa'ya gönderüp muhâsara etdiklerinde amân vermeyüp kal‘a-i Bursa'nın Kapluca cânibinde bir kulle-i azîm ve Bunarbaşı'nda dahi bir kulle-i kebîr binâsına mübâşeret edüp yedi ayda bu kulleler temâm olup Bursa'yı kemâ(n)-kân muhâsarâya şürû‘ edüp Kapluca tarafından Orhân Beğ, Bunarbaşı tarafındaki kulleden Orhân Beğ'in birâderzâdesi Timur Beğ ve Balabancık Beğ dağ tarafındaki havâle yerinden muhâsara edüp cânib-i erba‘adan imdâda gelen küffârları cümle dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütehassın olan keferelere kaht [u] galâ müstevlî olup âhir-i küffâr bir sene muhâsaradan sonra vere ile bâ-sulh kal‘ayı Orhân Gâzî'ye sene 722 târîhinde teslîm etdiler. Osmân Gâzî'ye müjde ile Orhân seğirdüp vardıkda, Bursa feth olduğu sâ‘at Osmân Gâzî rûh teslîm edüp oğlu Orhân Gâzî müstakil padişâh olup Hâcı Bektâş-ı Velî ile Bursa'ya gelüp ibtidâ taht-ı Âl-i Osmân olup ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân oldu kim gûyâ bir bâğ-ı İrem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222a–222b ·
metinde göster ·
… dır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı
kebîr
bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmış …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
… vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden
kebîr
olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ ol …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·