milyon hazîneye bey‘ ü şirâ olunurdu. Ve sâhil-i bahreynde kırk bin dalyan-ı mâ …
Ve bir hâne-i kefere bir milyon hazîneye bey‘ ü şirâ olunurdu. Ve sâhil-i bahreynde kırk bin dalyan-ı mâhî var idi. Ve Yedikulle'den tâ Sarâyburnu'na gelince niçe sayyâd-ı mâhîler ığrıb ve şebeke ve tor ve ağ ve serpme ve kafas ve düzenleri deryâya döküp gûnâ-gûn mâ’ideler ve hayvânât-ı bahrîler sayd edüp kifâflanırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı uncuyân: Dükkân 400, neferât 600, ekseriyyâ dükkânları Unkapanı'nın iç yüzünde vâkı‘ olup uncu kefereleri bir gûne manlifke şapka geyerler kim gûyâ hayâl-i zıl Karagöz'ü şapkasıdır. Ammâ müstakîm keferelerdir. Bunlar dahi arabalar üzre hâs beyâz un satarak ve halk üzre un serperek pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
Ve cümle (---) aded çeşmesârlardır. Hattâ iskele başında Boğdan Beği olan Lepol
keferenin bir
âb-ı hayât çeşmesi var kim iskele başı olmağile gâyet işler çeşme-i cân-perverd …
Ve cümle (---) aded çeşmesârlardır. Hattâ iskele başında Boğdan Beği olan Lepol keferenin bir âb-ı hayât çeşmesi var kim iskele başı olmağile gâyet işler çeşme-i cân-perverdir. Ve bu iskele Rûm ve Arab u Acem iskelesidir kim leb-i deryâda dağlar gibi demir çubukları ve tuz kayaları ve bal fıçıları ve pasdırma çuvalları ve kerastenin envâ‘ları hisâbın Hudâ bilir. Gâyet işlek iskeledir. Niçe kerre yüz bin araba gidüp gelmededir ve beher sene bin beş yüz pâre gemiler her diyârdan metâ‘ getirüp götürmede. Yüz yetmiş kîse iltizâm ile gümrük emânetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30b ·
metinde göster ·
… ye olup hüccet [ü] temessükâtların hakîre ihsân edüp ol gün cerrâh Çipilyanoğlu
kefereye bir
kîse guruş harc-ı râh ile sâ’ir ma‘ûnâtların verüp hakîr yine Köprülü'ye varup …
"Elhamdülillâh sıhhatde imiş. Hay gidi avratlar, hemân Kaya'yı bir kocaya dahi vermek içün fakîr Melek'i öldü deyü niçe gûne güft [ü] gûlar etdiler" deyü mektûbları Telhîsî Ramazân Ağa ile sa‘âdetlü pâdişâha hakîri bile gönderüp Yalı Köşkü'nde hakîr huzûr-ı pâdişâha varup yer öpdükde paşanın sıhhat haberin bildirüp pâdişâh-ı hakîm paşanın hayâtda olduğın hazz edüp hakîre yüz on altun ihsân edüp taşra çıkdıkda kızlar ağasının mektûbların dahi verüp taşra çıkup yine Topçular Sarâyı'nda Kaya Sultân'a gelüp yine perde-i zenbûrî ardında hakîr ile sa‘âdetlü pâdişâhın niçe gûne kelimât etdiklerin su’âl buyurup Paşa'nın za‘af-ı hâlin ve ahvâl-i pür-melâlin su’âl ederken hikmet-i Hudâ Karadeniz'den muvâfık eyyâm ile üç günde Uzun Ömer Re’îs gemisi gelüp mektûblar içinde paşa kendi hattıyla "Elhamdülillâh sıhhatdeyiz" deyü ancak yazabilmiş ve yine cerrâh ve hekîm istemiş ve bir gemi zahîre ve sâ’ir metâ‘-ı gûnâ-gûnlar göndermiş. Bu kerre sultân hakîre i‘timâd edüp iki yüz sikke-i hasene şerîfî altun ve bir semmûr kafâsı kürk ve hânemize muttasıl bir hâneyi seksen yedi bin akçeye olup hüccet [ü] temessükâtların hakîre ihsân edüp ol gün cerrâh Çipilyanoğlu kefereye bir kîse guruş harc-ı râh ile sâ’ir ma‘ûnâtların verüp hakîr yine Köprülü'ye varup ve her a‘yân-ı kibârdan mektûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33b ·
metinde göster ·
… r ve dîvânhâneler inşâ etdirmiş kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Arnavud
keferesi bir
sâhib-i tab‘ Lipul'dur. Cümle revzenleri ve şâhnişînleri göle nâzırdır kim bu s …
Bir sarây-ı âlîdir kim her gelen beğ bir âsâr binâ ederek kat-ender-kat olmuşdur, ammâ ziyâde amâr eden hâlâ Yedikulle'de mahpûs olup hâlâ İstifan Beğ'in babası Lipul Beğ, ya‘nî Kurd Beğ mâl-ı Karûn harc edüp kasr-ı âlîler ve kasr-ı tahtânîler ve hammâm ve havuz u şazrevânlar ve dîvânhâneler inşâ etdirmiş kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Arnavud keferesi bir sâhib-i tab‘ Lipul'dur. Cümle revzenleri ve şâhnişînleri göle nâzırdır kim bu sarâyın etrâfı kal‘a-misâl şeddadî dîvârlı şekl-i müdevver taş binâ bir sûr-ı ra‘nâ gibidir. Cânib [u] etrâfında handakı ve semt-i şimâle nâzır bir demir kapusu önünde beş altı yüz tüfeng-endâz bevvâbân-ı dîdebân tarabansları âmâde durup gece gayrı dîdebânlar gelir. Ve bu sarây içinde üç yüz aded tarabans odaları, ya‘nî yayan yeniçeri odaları vardır. Ve bir azîm dîvânhânesi var. Beş bin âdem alup cümle pençereleri buhayreye nâzırdır ve yüzden mütecâviz kat-ender-kat sâfî kırmızı ve sarı ve yeşil ve beyâz ve mâvi sırça kiremitli iç oğlanlarının hücreleri ve kilâr ve matbah ve sarrâchâneler ve bistiyarhâneler, ya‘nî defterdâr oturacak yerler ile ârâste ve sarây meydânıyla pîrâste olmuş bir kal‘a-misâl sarây-ı şîrînkârdır ve bu sarây önünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
hançer-i zü'l-fecâm gerdenine ve sîne-i pür-kînesinde memesine birkaç kerre han …
Hemân hakîr dal-hançer olup keferenin bir hançer-i zü'l-fecâm gerdenine ve sîne-i pür-kînesinde memesine birkaç kerre hançer urup hamd-i Hudâ keferenin kellesin keserken üstüm necâset ile mülemma‘ iken bu kerre kızıl kana müstağrak oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 21b ·
metinde göster ·
odadan çıkup el kaldırdılar, amân u zamân vermeyüp yedisinin dahi boyunların ur …
Bu sarâyda birkaç kefere bir odadan çıkup el kaldırdılar, amân u zamân vermeyüp yedisinin dahi boyunların urduk. Aslâ kimesne hâciz-i hasım ve mâni‘-i kavî olmayup bî-bâk u bî-pervâ sarâyın içinde olan zî-kıymet eşyâlardan yigirmi aded gümüş sahanlar ve sîm bardaklar ve yedi aded gümüş kadehler ve üç altun kadeh ve elli aded yaylar ve yigirmi aded çarhlı murassa‘-misâl kol tüfengleri ve on aded gümüşlü kılıçlar ve üç aded gümüşlü haçlar ve bir gümüş Meryem Ana ve kucağında altundan bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ ve elleri cümle cevâhirli cibisden(?) inşâ olunmuş sûretler idi ve yedi aded semmûr kürk ve bu kadar atlas ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve kâmhâ ve hârâ ve dârâyî ve katîfe ve çukaları cümle yedi kişi bu kadar eşyâları cem‘ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… cümlesi Tuna kenârına vâkı‘ olmuş dükkânsız ve hânsız ve re‘âyâsı sâfî îmânsız
keferelerdir. Bir
vîrân hammâmı var. Yoldan ba‘îd bir sapaca yerde olmağile bu palanka ol kadar a …
Evsâf-ı palanka-i Tovna: Nehr-i Tuna kenârında bir ma‘mûr palankadır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i ve yigirmi aded tahta örtülü hânesi ve ortasında bir çâr-kûşe kârgîr binâ bir kulle-i bâlâsı üzre birkaç top-ı şâhîsi ve mükellef ü mükemmel cebehânesi ve dizdâr ağası ve hisâr tâ’ifesi cümle müheyyâ ve âmâdedir. Ve taşrada bir ma‘mûr u müzeyyen varoşu var. Cümle seksen hânedir kim cümlesi Tuna kenârına vâkı‘ olmuş dükkânsız ve hânsız ve re‘âyâsı sâfî îmânsız keferelerdir. Bir vîrân hammâmı var. Yoldan ba‘îd bir sapaca yerde olmağile bu palanka ol kadar amâr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b ·
metinde göster ·
Hemân asâkir-i nusret-me’serlerimiz içinde olan Eflak [ve] Boğdan
kefereleri bir
tarafda karavula ta‘yîn olup âsûde-hâl dururken hemân küffârın haçlı peykerleri …
Hemân asâkir-i nusret-me’serlerimiz içinde olan Eflak [ve] Boğdan kefereleri bir tarafda karavula ta‘yîn olup âsûde-hâl dururken hemân küffârın haçlı peykerlerin görünce ol ân anlar firâr edince küffâr-ı hîlekâr ferce bulup vakt-i neberdi ganîmet bilüp "Yajuj ve Yajuj" deyerek Tatar üzre bir yaylım top u tüfeng atup hücûm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b ·
metinde göster ·
… bâtları ıhrâk etme müşâveresinde iken şehr-i İsinriye tarafından üç yüz mikdârı
kefereler bir
beyâz bayrak zâhir olup ileri üç nefer kâfir at bırağup geldikde,
Biz dahi cümle Tatar ile bu şehrin cemî‘i etrâfında olan kurâ vü kasabâtları ıhrâk etme müşâveresinde iken şehr-i İsinriye tarafından üç yüz mikdârı kefereler bir beyâz bayrak zâhir olup ileri üç nefer kâfir at bırağup geldikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
… yrek ağaçlı koru içinden ale'l-gafle şehir içine girüp tarfetü'l-ayn içre kal‘a
keferelerine bir
kılıç urup çârsû-yı bâzârında ve kenîselerinde ve dâr-ı menhûshânelerinde ol ka …
Bir ulu şehirdir kim Nemse çâsârının anası hükmündedir. Cümle esîr ve mâl-ı firâvânlarımız dağlar içre iki bin aded şehbâz gâzîlerle koyup bu kal‘anın şimâl cânibindeki seyrek ağaçlı koru içinden ale'l-gafle şehir içine girüp tarfetü'l-ayn içre kal‘a keferelerine bir kılıç urup çârsû-yı bâzârında ve kenîselerinde ve dâr-ı menhûshânelerinde ol kadar mâl-ı bî-kıyâs bulunup ve ol kadar pençe-i âfitâb ve mahbûb u kamertâb duhter-i gılmânlar alındı kim dâmenlerine aslâ hâr ilişmemiş ve yüzleri açılmamış bir gül-i nâ-şüküftelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4a ·
metinde göster ·
tarafa durup cümle asâkir-i İslâm alaya âmâde olup yedişer kat mehterhâne ve cü …
"Siz a‘lemsiz sultânım" deyüp kefereler bir tarafa durup cümle asâkir-i İslâm alaya âmâde olup yedişer kat mehterhâne ve cümle cebe ve cevşene müstağrak olup âmâde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a ·
metinde göster ·
Hemân kırk elli kadar zebânî-sıfat dîv-dest ve zeber-dest cellâd-ı bî-amânlar bayağı salıncak salar gibi dörd yerden ikişer âdem kolanlar ile avreti sala sala eflâke çıkarup niçe kerre âteş-i Nemrûd alevi içine ber-hevâ avret girüp çıkup âhır avret âteş içine düşecek mertebe hendesesine avret ber-hevâ çıkınca hemân mukaddemâ salıncak başına çıkan kefere bir kerre salıncağın zencîri tetiğini koyverince azamet-i Hudâ fakîre avret salıncakdan çıkup kuş gibi hevâda uçarak âteşin ortasına düşüp fakîre avret feryâd u figân ederek çayır çayır alev ber-alev yanarken azamet-i Hudâ meğer benî âdem sâfî neft ve katrân yağı gibi yağlı olup gûnâ-gûn âteş-pâreler avredün vücûdundan vızır vızır deyerek yanup kül oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
sefer edüp gûşmâl etsek" deyü cemî‘i yurt eyeleri, ya‘nî kadîmden Kırım sâhible …
"Âyâ ne cânib keferesine bir sefer edüp gûşmâl etsek" deyü cemî‘i yurt eyeleri, ya‘nî kadîmden Kırım sâhiblerinin kartlarıyla ve kazakdaş ve emekdaş ve atalıklar ve Şîrinli ve Mansûrlu ve Sincivitler ve Badrak kavmi ve olanlar, ya‘nî hân hısımlarıyla cümle bir yere gelüp ken[g]eş, ya‘nî müşâvere edüp dururken hikmet-i Hudâ mukaddemâ Kazak vilâyetine beş baş'a, ya‘nî çeteye giden gâzîler gelüp Kazak-ı âk'dan feryâd [u] fiğânlar edüp Kazağ'ın Kırım üzre gelmesi mukarrerdir dediklerinde hemân hân-ı âlîşân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109b ·
metinde göster ·
… ı üzre at ve âdem ve hayvânât gitmek muhâl-ender-muhâl olduğundan kavm-i Maskov
kefereleri bir
gûne kızakdan gemiler peydâ edüp kızakların altındaki kalın kiriş ağaçlara cüml …
Bu Heyhât sahrâsında donan buz deryâsı üzre at ve âdem ve hayvânât gitmek muhâl-ender-muhâl olduğundan kavm-i Maskov kefereleri bir gûne kızakdan gemiler peydâ edüp kızakların altındaki kalın kiriş ağaçlara cümle domuz dişleri ve sığır kemikleri ve sığır 181a boynuzları kakup kızaklar buz üzre güc ile durur. Hemân zerre kadar bahâneyle kızak gemileri uçmağa bakar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b–181a ·
metinde göster ·
… ve müzeyyen bâğ u bâğçeli kasaba-i zîbâdır. Ahâlîsinin nısfı müselmân ve nısfı
keferelerdir. Bir
câmi‘i ve üç mescidi ve bir hammâmı ve bir medresesi ve iki hânı ve iki tekyesi …
Hâkinde Karasu nâhiyesi olup (---)(---) hâkimidir. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur. Şehri İskeçe dağları dâmeninde cümle hânelerinin revzenleri cânib-i kıbleye nâzır cümle beş yüz kiremitli ma‘mûr ve müzeyyen bâğ u bâğçeli kasaba-i zîbâdır. Ahâlîsinin nısfı müselmân ve nısfı keferelerdir. Bir câmi‘i ve üç mescidi ve bir hammâmı ve bir medresesi ve iki hânı ve iki tekyesi ve kifâyet mikdârı dükkânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 215a ·
metinde göster ·
fürce bulup yine bu kal‘aya istîlâ etdiklerinde sene 799 târîhinde Sultân Bâyez …
Ba‘dehu Rûm ve Bulgar kefereleri bir fürce bulup yine bu kal‘aya istîlâ etdiklerinde sene 799 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî Mora vilâyetinde Moton ve Koron kal‘aları fethine giderken deryâ-misâl asker ile bu kal‘a-i Tırhala'ya uğrayup feth eder. Be-dest-i Gâzî Durhân Beğ. Yine Durhân Beğ'e hükûmeti ihsân olunup amâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 238a ·
metinde göster ·
… em kapudanlar çıkup Vezîria‘zama haber olup anlar dahi Tercümânbaşı Panayot nâm
kefereyi bir
nefer kapucubaşısı ile kapudan paşaya gitdiler.
El-hâsıl kâmil üç gün bu hâl üzre küffâr hâ’ib ü hâsir gelüp giderlerdi. Tâ ki dördüncü gün oldu. Anı gördük, ale's-sabâ[h] kal‘anın münhedim olmayan Kızıl tabya burnunda Sadrıa‘zam kolu tarafında bir azîm büyük beyâz bayrak dikdiklerinde yeniçeri ocağına kal‘a içinden on aded belli başlı ve kara şapkalı muhteşem kapudanlar çıkup Vezîria‘zama haber olup anlar dahi Tercümânbaşı Panayot nâm kefereyi bir nefer kapucubaşısı ile kapudan paşaya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 301b ·
metinde göster ·
… m dünkü gün defn olunan Arab kölemiz kefeniyle kabirden taşra yatup durur, ammâ
kefenin bir
tarafı yırtılup bir siyâh keçi ayakları kefenden taşra yemeniyeleriyle nümâyân …
Ertesi ale's-sabâh ahâlî-i vilâyet mezâristân yanından güzer ederken görseler kim bizim dünkü gün defn olunan Arab kölemiz kefeniyle kabirden taşra yatup durur, ammâ kefenin bir tarafı yırtılup bir siyâh keçi ayakları kefenden taşra yemeniyeleriyle nümâyân olup durur. Bu hâl-i pür-melâli ahâlî-i vilâyet duyup sığâr u kibâr-ı ünâs deryâ-misâl olup temâşâ edüp âlem-i hayretde kalup niçe bin güft-gûlar ile niçe bin gûne türrehât kelâm edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
… i. Bu ne hâldir, bak senin dünkü gün defn etdiğimiz Arab bu gece mezârdan taşra
kefeniyle bir
keçi çıkdı" dediklerinde gördüm ki hakkâ bir siyâh keçi. Sübhânallâh deyüp âlem …
"Bire safâ geldin Evliyâ Çelebi, bire hoş geldin Evliyâ Efendi. Bu ne hâldir, bak senin dünkü gün defn etdiğimiz Arab bu gece mezârdan taşra kefeniyle bir keçi çıkdı" dediklerinde gördüm ki hakkâ bir siyâh keçi. Sübhânallâh deyüp âlem-i hayretde kaldım. Hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
mahalledir. Cümle üç yüz harâcdır. Ammâ aslâ Urum lisânı bilmeyüp bâtıl Türk li …
Ve bu şehirde Yahûdî ve Ermeni ve Freng komazlar, ol sâ‘at katl ederler. Selef pâdişâhlarından hatt-ı şerîfleri vardır. Ammâ kadîm-i eyyâmdan berü Urum keferesi bir mahalledir. Cümle üç yüz harâcdır. Ammâ aslâ Urum lisânı bilmeyüp bâtıl Türk lisânı bilürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139b ·
metinde göster ·