… tîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle
kefereler dahi
helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâh …
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
… ndan yapışup taşra çıkarup kayd [u] bend esîr etdiler. Kara cânibine firâr eden
kefereler {dahi}
iskele başında olan buğday mahzenlerine girüp kapuların sedd edüp tarfetü'l-ayn …
Hemân bizim gâzîler atlarıyla deryâya urup yüzerek kâfirleri saçlarından yapışup taşra çıkarup kayd [u] bend esîr etdiler. Kara cânibine firâr eden kefereler {dahi} iskele başında olan buğday mahzenlerine girüp kapuların sedd edüp tarfetü'l-ayn içre mahzenlere mazgal delikleri edüp cenge âhenk edüp bizden hayli âdem hâke düşüp şehîd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29b ·
metinde göster ·
… -i kal‘ada meks olunup gerüde kalan kırk elli bin arabalar ile bize imdâd gelen
kefereler dahi
gelüp kara nahır gibi kara çadırlarla konup tarfetü'l-ayn içre etrâflarına tabu …
Ammâ bu kal‘a asker-i İslâm'ı görünce azîm top şâdumânları edüp zîr-i kal‘ada meks olunup gerüde kalan kırk elli bin arabalar ile bize imdâd gelen kefereler dahi gelüp kara nahır gibi kara çadırlarla konup tarfetü'l-ayn içre etrâflarına tabur handakı kazmağa başladılar. Meğer Rakofçi kralın Erdel memleketinden çıkup geliyorduğun haber almışlar. Gerçi Tatar askeri dahi haber aldılar, ammâ cümlemiz yağmurluklardan çadırlarımız kurup donlarımız çıkarup cümle atlarımız soyup arkanlarla çayırlara salup atlar dahi bizim gibi râhat olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Geregiçse: Vakt-i şâfi‘îde bu şehri çevirüp bir
kefere dahi
hânesinden çıkmadan şebhûn edüp yedi bin aded pâk u pâkîze mahbûb u mahbûbeleri …
Menzil-i kasaba-i Geregiçse: Vakt-i şâfi‘îde bu şehri çevirüp bir kefere dahi hânesinden çıkmadan şebhûn edüp yedi bin aded pâk u pâkîze mahbûb u mahbûbeleri esîr-i giriftâr edüp bu kadar mâl-ı ganâ’im alınmışdır kim cümlemiz bay olduk, ammâ şehri âteşe urmayup andan ılgar ile ol gece,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
… dihâm idi kim benî Âdem'den ayak basacak yer yok idi. Ve dörd bin aded askerîsi
kefereleri dahi
bunda âmâde idiler. Ve mahbûb u mahbûbesi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâb ve bî-kitâb …
Ve asker-i İslâm havfından cümle kurâları halkı gelüp kal‘aya girdiklerinden derûn-ı hisâr eyle izdihâm idi kim benî Âdem'den ayak basacak yer yok idi. Ve dörd bin aded askerîsi kefereleri dahi bunda âmâde idiler. Ve mahbûb u mahbûbesi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâb ve bî-kitâbdır. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
hakîre iltifât [u] müdârâ ederek alay ile (---)(---) nâm tahtgâhı olan kal‘ası …
Netîce-i kelâm bu kefereler dahi hakîre iltifât [u] müdârâ ederek alay ile (---)(---) nâm tahtgâhı olan kal‘asına getürüp derûn-ı kal‘ada Bosna paşasının ve Hersek paşasının taraflarından birer mükellef 151b ağalar gümrük emâneti içün bu kal‘ada olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a–151b ·
metinde göster ·
… ibinde Boğdan beği emîni gümrük alır, gâyet büyük emânetlerdir kim cemî‘i geçen
keferelerden dahi
harâc alırlar kim iki kerre yüz bin guruş hâsıl olur.
Ve bu nehr-i Fohşan yine Eflak vilâyetlerinde Seykel vilâyeti dağlarından gelüp bu şehr-i Fohşan içinde çit cisirler altından geçüp cânib-i kıbleye cereyân edü[p] nehr-i Tuna'ya mahlût olunca yine şark tarafı Boğdan ve garb tarafı Eflakân vilâyetidir kim mâbeyne-hümâya bu nehir hudûd vâki‘ olmuşdur. Ve bu Fohşan cisrinin berü başında Eflak beği tarafından bir gümrük emîni oturup âyende vü revendeden bâc-ı bâzâr alır. Ve cisrin karşu cânibinde Boğdan beği emîni gümrük alır, gâyet büyük emânetlerdir kim cemî‘i geçen keferelerden dahi harâc alırlar kim iki kerre yüz bin guruş hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
Tatar kalpağı gibi şıpırtma nâm kalpak giyerler, ammâ cümle mâvi ve mor kalpakl …
Ve cümle re‘âyâ kefereleri dahi Tatar kalpağı gibi şıpırtma nâm kalpak giyerler, ammâ cümle mâvi ve mor kalpakları üzre kefere-i Rûm ve Ermenîler birer guruş kadar mâvi çuka pâresi nişân taşırlar ve Yahûdîler kalpakları üzre sarı çuka pâresi dikerler. Ammâ cümle Yahûdîleri Karâyîlerdir, ya‘nî çufudların kızılbaşları gibidir. Ve Yahûdî Ermenî ve Urûmlar hammâmda ayaklarına na‘lin giymediklerinden mâ‘adâ topuklarına çıngırak bağlayup başka halvetde yaykanırlar. Kefere ve Yahûdî oldukları bu alâmetlerden ayândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
seyr [ü] temâşâ edüp on beş gün Ak Mehemmed Paşa'nın kâ’immakâmı olan Durmuş Ağ …
Be şehr-i Kefe'yi dahi seyr [ü] temâşâ edüp on beş gün Ak Mehemmed Paşa'nın kâ’immakâmı olan Durmuş Ağa'dan fermânlar ve ihsânlar alup Kefe'den maşrık cânibine niçe kurâlar geçüp ve şûre sular içüp Tataristân içinden geçüp 5(?) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 142a ·
metinde göster ·
Der-bîmârhâne-i kefere-i muristân: Bu hayrâta karşılık
kefereler dahi
Mitrepolid kilisesi yanında başka bir mükellef ü mükemmel bîmârhânelerinde koca …
Der-bîmârhâne-i kefere-i muristân: Bu hayrâta karşılık kefereler dahi Mitrepolid kilisesi yanında başka bir mükellef ü mükemmel bîmârhânelerinde koca karıları me’kûlât [u] meşrûbât âşbâzlarıyla ta‘yîn eyleyüp her vilâyetden gelen garîb kefereleri Îsâ peygamber aşkına gözedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b ·
metinde göster ·
… rakdırup ve seğirdmeden ve bâr-ı sakîl götürmeden [bî-]tâb kalmış kırk beş aded
kefereler dahi
kalup hamd-i Hudâ anları esîr edüp dahi ileri küffârı kovarak tâ leb-i deryâya …
Şehr-i izdin'den atlı ve yayan hayli gâziyân-ı mücâhidânlar imdâda gelince cümle şehir halkıyla dahi bir yere gelüp küffâr-ı hâksârı hayli kovup leb-i deryâya karîbe varınca küffârdan niçe mâl [u] menâl ve niçe pîrezen havâtînler ve niçe zâl-ı zamân ümmet-i Muhammed esîrleri bırakdırup ve seğirdmeden ve bâr-ı sakîl götürmeden [bî-]tâb kalmış kırk beş aded kefereler dahi kalup hamd-i Hudâ anları esîr edüp dahi ileri küffârı kovarak tâ leb-i deryâya karîb vardığımızda mel‘ûn küffâr kalyonlarından ve altı pâre mavunalarından bize balyemez toplar urup bi'z-zarûrî cümlemiz esîrleri alup gerüye 244b firâr edüp sâlimîn ü gânimîn bu kadar ümmet-i Muhammedi ve bu kadar mâl-ı esbâb-ı eskâl ile şâdımânlar edüp esîr kefereler ile şehre geldiğimizde cümle guzâtın ittifâkıyla hakîre bir kefere esîr verdiler. Hamd-i Hudâ âmedânî bir gazâda bulunduk, ammâ çe fâ’ide bu kadar ümmet-i Muhammed esîr olup gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244a–244b ·
metinde göster ·
… ğday ile bize karşu gelüp kâfire getirirlerken amân vermeyüp içinde yigirmi iki
keferesin dahi
esîr edüp firkateyi yedeğe alup yıldız tarafına beş mîl gidüp,
Bu cezîrede üç gün nazarete bekleyüp dördüncü gün kal‘a cenerali olan Cinivize buluşup mezkûr esîr Kara Hasan Hoca'yı zindândan çıkardup bi'l-müvâcehe Hasan Hoca'yı ceneralden beş yüz uskota riyal guruşa esîrlikden halâs edüp ceneralin ziyâfetin yeyüp ve niçe cüz’î ve küllî hedâyâların alup yine firkatelerimize süvâr olup top u tüfeng şâdımânları edüp giderken Berak adası ardından bir firkate memlû buğday ile bize karşu gelüp kâfire getirirlerken amân vermeyüp içinde yigirmi iki keferesin dahi esîr edüp firkateyi yedeğe alup yıldız tarafına beş mîl gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… de şimâl cânibinde vâki‘ olup beşer altışar yüz evli ma‘mûr köylerdir. Bunların
kefereleri dahi
Manya küffârlarına sehel arkalanup geçinirlerdi.
Bu kurâlar cümle Manya vilâyetinin eteğinde şimâl cânibinde vâki‘ olup beşer altışar yüz evli ma‘mûr köylerdir. Bunların kefereleri dahi Manya küffârlarına sehel arkalanup geçinirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332b ·
metinde göster ·
Paşa-yı kâmkâr dahi bunlara ihsân [u] in‘âmlar edüp bu gelen ihtiyâr
kefereleri dahi
nezâketle rehin alıkoyup Konakçı Ahmed Ağa ile on bayrak asker ve beş bin aded …
Paşa-yı kâmkâr dahi bunlara ihsân [u] in‘âmlar edüp bu gelen ihtiyâr kefereleri dahi nezâketle rehin alıkoyup Konakçı Ahmed Ağa ile on bayrak asker ve beş bin aded pür-silâh müzeyyen ve müretteb eyleyüp ba‘zı koca Manya keferelerin bile [alarak] tuğ-ı pâdişâhiyle konakçı ileri gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333a ·
metinde göster ·
… endülerinin dahi yiyecekleri olmayup esîrlere ne yedirsinler. Cemî‘i Frengistân
kefereleri dahi
bunlardan korkarlar. Ammâ hikmet-i Rabbü'l-âlemîn bunlar dahi mahlûk-ı Hudâ olm …
Ve bunlarda aslâ müselmân esîrleri yokdur, zîrâ kendülerinin dahi yiyecekleri olmayup esîrlere ne yedirsinler. Cemî‘i Frengistân kefereleri dahi bunlardan korkarlar. Ammâ hikmet-i Rabbü'l-âlemîn bunlar dahi mahlûk-ı Hudâ olmağın 336b bunların dağlarında bir habbe ve bir dâne hâsıl olmadığından ol Perverdigâr Allâh bu kavme yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcın tuyûrundan görünmeyüp cümle on bin aded iç Manya kefereleri avret oğlanlarıyla bu dağlara düşüp cümle bıldırcınları ağ kepçeler ile sayd edüp başların koparup tüğleri ve içleriyle kayalardaki sarnıç çukurları içre tuzlayup bırağırlar ve üstlerine iri iri taşlar koyup kaparlar, kâmil beş altı ay tuz içre salamura olup vakt-i şitâda beş altı ay kuş turşusu ile Rabbü'l-ibâd bu kulların perveriş edüp dahi gayri vilâyete kuş turşu[s]u satarlar. Gâyet semîn ve lezîz ve latîf kuş turşusu olur kim kırk gün kırk gece deryâdan bu kavme böyle mâ’ide-misâl gûyâ tuyûr-ı sülvân gelir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a–336b ·
metinde göster ·
… k içün önümüz sıra muhâfazacı refîkler görünüp harâmîbaşıyı nobut ile katl edüp
kefereler dahi
bizi anlardan zann edüp amân deyüp tövbe edüp silâhlarına mâlik olup Kur’ân-ı a …
Hemân bu abd-i kemter anı mülâhaza etdim ki cemî‘i zamânda ata süvâr oldukda Hazret-i Kur’ân-ı azîme ve Furkân-ı kerîme hıfzen müdâvemet edüp giderdim. Bu yolda ol harâmî keferelere râst gelsek gerek idik. Bir azîm arbedemiz geçüp belki bir kaçımız telef-i nefs edelerdi, ammâ Hazret-i Kur’ân hürmetine Cenâb-ı Allâh bizleri hıfz etmek içün önümüz sıra muhâfazacı refîkler görünüp harâmîbaşıyı nobut ile katl edüp kefereler dahi bizi anlardan zann edüp amân deyüp tövbe edüp silâhlarına mâlik olup Kur’ân-ı azîm hürmetine harâmîlerden halâs olduk kim sûre-i (---) âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345a ·
metinde göster ·
… i dîvâr Kumâme dîvârıdır. Bu mescidde evkât-ı hamse edâ olunurken Kumâme içinde
keferelerin dahi
İncîl okudukları ve erganûn çaldıkları istimâ‘ olunur. Hîn-i fetihde Hazret-i Ö …
Ve cânib-i şarkîsinde olan hücrelerin sütûhu bu Kumâme deyrinin üzerine musallatdır. Ve bu mescidin cânib-i şarkîsindeki dîvâr Kumâme dîvârıdır. Bu mescidde evkât-ı hamse edâ olunurken Kumâme içinde keferelerin dahi İncîl okudukları ve erganûn çaldıkları istimâ‘ olunur. Hîn-i fetihde Hazret-i Ömer böyle ahd [ü] şart ile Kumâme'de böyle mescid binâ etmişdir kim cemî‘i küffâra dâğ-ı derûn olmuşdur, garîb temâşâdır. Bu mescid içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224a ·
metinde göster ·
Bu gârda Hazret-i Resûl-i Kibriyâ bunda ibâdet ederken ser-i sa‘âdetleri ve zânû-yı mübârekleri seng-i hârâya te’sîr edüp hayli çukurdur. Ve leb-ber-leb gülâbdır. Cümle ehl-i züvvâr yüzlerine sürüp rûyları münevver olur. Ve kefere dahi "Muhammed-i Arabî'nin secdegâhıdır" deyü mübârek re’s-i şerîfleri hafrinin cânib-i erba‘ası[n] eyle mücevher etmişler kim gûyâ murassa‘ tavkdır. Ammâ bu ne hâletdir? Bizim evkâflarımızda bir mücevher taş değil, bir seng-i bî-ma‘nâ kosan yerler, elbette gâyib olur. Ammâ bu ruhbânlar bu kadar bin yıldan berü hıfz ederler. Aceb i‘tikâd ve garîb istikâmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… ir sabb ederlerdi. Ammâ mübârek kamîslerin çıkarmadan gasl edüp ba‘dehu iki kat
kefen dahi
sarup defn etdiler. Bunlar ol Abbâs-ı ammi-i Resûlullâh'dır.
Yine bu kubbe içinde Hazret-i Abbâs ibn Abdülmuttalib, ammi-i Resûlullâh'dır. Zamân-ı cehâletde Bedir gazâsında bu Abbâs ve Ukayl bin Ebî Tâlib yetmiş nefer kimesneler ile Ka‘b bin Amru'l-ensârî destinde esîr olup huzûr-ı Hazret-i Resûl'e geldiklerinde Hazret-i Abbâs ve Hazret-i Ukayl İslâm ile müşerref oldular. Müddet-i ömr-i Abbâs 87 sene. Hilâfet-i Osmân'da merhûm oldu. Bunlar Hazret-i Risâlet'in vasıyyeti üzre hazret intikâl edince Hazret-i Alî gasl edüp bu Hazret-i Abbâs'ın iki evlâdları ki biri Fazl biri Kusem ile hidmet edüp Hazret-i Resûl üzre mâ-i tâhir sabb ederlerdi. Ammâ mübârek kamîslerin çıkarmadan gasl edüp ba‘dehu iki kat kefen dahi sarup defn etdiler. Bunlar ol Abbâs-ı ammi-i Resûlullâh'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y296b ·
metinde göster ·
… r dörder kantâr gelür. Bu şem‘alar cümle kefere krallarından hedâyâ gelir. Zîrâ
kefere dahi
bu sultâna mu‘tekidlerdir. Zîrâ zindânlarından kerrâtile alâ-mele’i'n-nâs niçe …
Ve kubbe-i âlîsinin etrâfında maslûb olan âdem kaddi niçe yüz şem‘-i kâfûrlar kim herbiri üçer dörder kantâr gelür. Bu şem‘alar cümle kefere krallarından hedâyâ gelir. Zîrâ kefere dahi bu sultâna mu‘tekidlerdir. Zîrâ zindânlarından kerrâtile alâ-mele’i'n-nâs niçe bin üsârânın pâybend-i hadîdleri pâre pâre olup esîrler halâs olmuşdur. Ve her şem‘-i kâfûrîlerin yanlarında halâs olan ümmet-i Muhammed'in kırkar ve ellişer vukiyye gelir demir neybeler ve kadana ve pıranka hadîd bendler asılıdır kim herbirin ibâdullâhlar kırkar ellişer sene taşıyup kerâmât-ı Bedevî ile halâs olmuşlardır. Ammâ bu maslûb olan şem‘alar yanmaz, hemân ârâyiş içündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285b ·
metinde göster ·