… n mikdârı bâğ u bâğçeli ma‘mûr hânelerdir. İki mahalle-i müslim ve yedi mahalle
kefere ile
ma‘mûrdur. Ammâ Yahûdî bunda dahi yokdur.
Ba‘dehu Ciniviz kıralı harâb edüp ba‘dehu bu hâl üzre amâr olmuşdur. Leb-i deryâda bin mikdârı bâğ u bâğçeli ma‘mûr hânelerdir. İki mahalle-i müslim ve yedi mahalle kefere ile ma‘mûrdur. Ammâ Yahûdî bunda dahi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre …
Evsâf-ı menzil-i liman-ı Balısıra; 260a Anda cümle keştîler lenger-i ikâmet bırağup cemî‘î keştîleri limanlara bağlayup cemî‘î âlât, mühimmât, cebehâneleri ve me’kûlât ü meşrûbât [u] zahâ’irleri cümle sandallara ve firkate ve çekelve ve zarbûne ve tonbâzlara tahmîl edüp Azak Kal‘ası altına varınca otoz, altı milde gitmede. Zîrâ bu Balısıra nâm mahalden içeri kadırga ve şayka gemileri beşer arşın su sökmeğile gidemez, zîrâ ikişer üçer arşın sığlık deryâdır. Bu Balısıra nâm mahal, Taman cezîresi hâkine karîb Heyhât Sahrâsı'nın garbîsi nihâyetinde sâhil-i bahrde bir beyâbân yerdir. Lâkin asker-i deryâ-misâl gelmeğile niçe bin sazdan ve kamışdan ve çalâşdan mahzenler ve niçe bin sazdan dükkânlar binâ edüp bir şehr-i mu‘azzam gibi olmuş, zîrâ Azak'ın iskelesidir. Bu mahalde Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa eyâletinde olan Çerkezistân'dan kabîle-i Şağak'dan ve kabîle-i Jana'dan ve Mâmşuh'dan ve Takaku'dan ve Bozok'dan ve Boltakay'dan ve Hatukay'dan ve Besni ve Kabartay'dan ve Tavustan'dan ve Dağıstân pâdişâhı Şamhâl Sultân Mahmûd'dan kırk bin güzîde asker ve yedi bin arabalar gelüp mezkûr Balısıra iskelesinden cümle cebehâne ve mühimmât-ı hafîfeleri arabalar ile Azağa götürdüler. Mâh-ı mezkûrun (---) günü cümle guzât-ı müslimîn Kal‘a-i Azak meterisine girüp göz açdırmayup yedi koldan muhâsara edüp şeb [u] rûz ceng-âşûb olmağa mübâşeret olundu. Mâh-ı mezkûrın (---) günü Anadolu tarafından yedi vezîr, on sekiz mir-i mîrân ve yetmiş aded mir-i livâ ve iki yüz alaybeği ve cümle erbâb-ı ze‘amet ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelîleriyle kırk yedi bin asker Azak altına imdâda gelüp azamet-i Hudâ bir gûne tüfenk ve top şâdmânı oldu kim gûyâ ebr-i kebûd evc-i semâda pâre pâre olup zemîne düşdü. Bu mahalde Tatar Hâna karavul fermân olunup Kırım askerinden Ulu Nogay ve Kiçi Nogay ve Şıydak Nogay Urümbet Nogay ve ve Şîrînli ve Mansûrlu ve Sincivitli ve Mankıtılı ve Nakşivanlı ve Çikişkeli ve Erbatlı ve Özili ve Olanlı ve Badraklı kavmleriyle ve Arslan Beğili ve Çobanili ve Deveyilik ve Nevrûzili bu illerin cümle sadaklu ve savatlu ve küpeli askerleriyle Hân hazretleri asker-i İslâm'ın cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp karavul beklerdi. Ol gice kal‘ada mahsûr olan Kazak-ı Ak bir tüfenk şâdmânı edüp Kal‘a-i Azak mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve tabllarına rehâ buldurup "Yâ Juj yâ Juj" sadâsıyla kal‘ayı pür etdiler. Kal‘anın cümle burc [u] bârûların haç-peykerler ile zeyn etdiler. Meğer ol şeb-i muzlimde nehr-i Tün ile on bin kâfir kal‘aya imdâd girüp sabâha dek ârâm etmeyüp top u tüfenk atmadan hâlî olmayup yedi yüz âdem şehîd oldu. Ertesi ale's-sabâh Tatar Hânı ve Silistre Paşası Ken‘an Paşa'yı nehr-i Tin sâhiline karavula kodular kim bir dahi küffâr kal‘aya imdâda gelmeye. Ve taraf taraf çeteciler ve otlak ve zahîreciler fermân olunup cümle mîr-i mirâna kol kol yer gösterilüp yeniden meterise girüp yedi kat meteris değişdirüp Yoğurdcu Baba Türbesi tarafında Handak kenarına varıldı. Küffâr-ı hâksârın zarabât-ı topundan cümle ordu-yı İslâm bir top menzili ba‘îd meks etdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile Serdâr-ı mükerrem Hüseyin Paşa, Yoğurdcu Baba tarafından meterise girüp on iki pâre balyemez toplara siper edüp âmâde oldu. Ol gün deryâ tarafından yüz pâre firkate ile Kapudan Siyâvuş Paşa karaya asker döküp su kullesi tarafından meterise girüp firkateleri Ulu Tün ve Diri Tün ve Kanlıca Özeği ve Timurlenk cezîresi tarafların muhâfaza edüp azmak azmak gezerlerdi. Su kullesinden yukaru kıble tarafına Anadolu eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, eyâleti askeriyle ve sekiz balyemez, on oda yeniçeriyle meterise girdi. Ve Karaman eyâleti ile (---) Paşa altı oda ile kıble cânibi dîvârında meterise girüp altı balyemez hâzır etdi ve garb tarafında Karatayak varuşı cânibinde Silistre eyâletiyle Ken‘an Paşa on oda yeniçeri ve bir oda cebeci ve bir oda topcu ve on balyemezle meterise girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa, Gözcü kullesi 260b tarafından on oda ve on balyemez top ile meterise girdi. El-hâsıl yedi koldan yetmiş pâre top-ı kal‘a-kûb ile kolomborna ve şâhî darbuzenler ile deryâ-misâl asker dahi yetmiş kat meterisler ile dâiren-mâdâr kal‘ayı kuşadup derûn-ı kal‘adan küffâr-ı hâk-sâr, bîrûn-ı kal‘adan asâkir-i nusret-şi‘âr cenge âheng edüp azamet-i Hudâ tarafeynin top u tüfenk sadâsından zemîn u âsumân ra‘d-vâr gürleyüp yedi sâ‘at-i nücûmî tâ vakt-i Şâfi‘îye dek bir ceng-i âşûb olmuşdur kim çeşm-i rûzgâr ana mânend bir kâr-zâr görmemişdir. Ale's-sabah yedi koldan yedi yüz âdem şehd-i şehâdet câmın nûş edüp cümle camedânları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ve yine vakt-i seherde du‘â vü senâ ile yedi koldan toplara âteşler verilüp kal‘anın der-i dîvârların harâb u yebâb, hânelerin berbâd [u] türâb etdi, ammâ burc [u] bârûları Ceneviz keferesi binâsı olmağıla metîn u müstahkem olanları bâkî kaldı. Ve zarabat-ı top-ı küpden münhedim olan yerleri küffâr-ı dûzah-karâr, karâr-dâde olmağiçün bir gicede ale'l-fevr çitler ve şarampavlar ve domuz damları çatup siperlendi ve yeniden cenge âheng etmeğe başladı. Ve yedi gün bu uslûb-ı sâbık üzre ale't-tevâlî kal‘a döğülüp yine mücedded gedikler açıldı. Serdâr-ı mu‘azzam ise bir küşâde hunük-hande, lâübâlî kimesne olmak ile meteris-be-meteris gezüp guzât-ı müslimîne takviyet verüp cenge terğîb etdirerek ihsân [u] in‘âmiyle herkese dildârlık ve keremkârlık ve hâtır-nüvâzlık ederdi. Ve her bâr cebehâne-i âmireden mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun (---) günü kal‘aya tarabâb-ı top-ı nûbden müstevfî gedikler zâhir olup ale'l-gafle guzât-ı müslimîne haber etmeden yürüyüşe hücûm etdiler. Çün kal‘anın münhedim olmuş gedikleri üzre ba‘zı guzât çıkup bayraklar zeyn etdiler. Gördüler kim mülâhaza olunduğu minvâl üzre serdengeçdilerin gerisi gelmedi ve mübâlağa ile küffâr-ı hîlekâr müctemi‘ olmuş. Derhâl Kazak-ı Ak bu serdengeçdi guzâtına eyle kurşum serpdi kim ân-ı vâhidde niçe yüz âdem şehd-i şehâdet câmından nûş edüp serpilüp yatdılar. Bakıyyetü's-süyûf olan guzât-ı müslimîn, beyne'l-akrân gerüye dönmeğe nâmûs-ı Muhammedîdir deyü kal‘anın burc [u] bârûları üzre kefere ile küşte-girâne yaka yaka, alt üste ve üst alta olup üç gün üç gice bu minvâl üzre bir ceng-i perhâş savaş olmuşdur kim vech-i semâda şems u kamer bu devrânda deverân ideli çeşm-i felek bu savaşı görmemişdir. Hâh-nâ-hâh kal‘a üzre yedi yerde alem-i ejdehâ-peykerler dikilüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olundu. Ammâ içerden küffâr-ı mu‘ânnidkâr bu hâli görüp cümlesi domuz topu olup, "odri ne buysa", deyerek zeber-dest karâvana serhoş küffârlar domuz sürüsü gibi hücûm edüp guzât-ı müsliminlerüne tüskürdüler. Ahırü'l-emr gaziyan ceng ede ede avdet edüp kal‘a bedenleri üzre niçe sancağ ve bayrağ ve niçe na‘şe-i şühedâlar anda kalup bi'l-cümle bu feth yevm-i âhira kalmak mukadder imiş, deyü cemî‘î guzât kendülere tesellî-i hâtır verüp yine kol kol cenge âheng etdiler. Altı gün dahi küffâra göz açdırmayup kal‘anın dâiren-mâdâr handakları kabza-i tasarrufa girdi. Ol gün küffârın kırk pâre firkâtesiyle dörd bin ceng-âver-i dilâver Kazak-ı Ak'ı nehr-i Tün ile cereyân edüp kal‘a-i Azağ'a imdâd girmek sevdâsıyla gelirken hikmet-i Hudâ, Silistre Valisi Ken‘an Paşa kolunda kemîngâhda âmâde olan guzât-ı müslimîn küffâr-ı hâksârın gemilerin görünce suya berâber balyemez toplara âteş ile rehâ buldurup cümlesi mecrûh [u] mahrûkan gark-ı âb olup halâs oldum deyü kenara çıkan küffârın cümlesin mücâhidîn der-kenar edüp binden mütecâviz küffâr pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste olup mâl-ı firâvânlar ile cüyûş-ı 261a muvahhidîn muğtenim oldular ve ol gün nâdîler nidâ edüp "Cümle ganâ’im guzât-ı müslimînindir" deyince Sübhanu'l-Hallâk ol gün cümle gâziyân [u] mücâhidâna ıyd-ı adhâ olup giceleri leyle-i Kadr, rûzları rûz-ı ıyd olup ol gice pâk gasl edüp herkes halâlleşüp sabâha dek ihyâ etdiler ve "İnşâallah sabâh yürüyüşdür" deyü birbirlerine haber etdiler ve cümlesi âlât [u] silâhlarıyla âmade oldular. Ve bu günlerde kal‘anın der-i dîvârlarından ancak Tün kenarında bir kulle kalmışdı. Ve kara tarafında Yoğurdcu Baba cânibinde bir kulle ve garb tarafında bir kulle kalmışdı. Mâ‘adâ yedi koldan yetmiş pâre balyemez ve çöldutmaz toplar ile kal‘ayı döğe döğe hâke yeksân olunmuşdu. Ammâ kal‘a içinde mahsûr olan küffâr-ı dûzah-karâr dîv-dest ve pîl-ten Ferhâd-vâr kûh-ken olmağıla ka‘r-ı zemîne girüp anda cây-ı karâr edinüp diri dirliklerinde hâk-ı mezelletde gûnâ-gûn muhîl şeytanatlar ile mazgal delikleri ihdâs edüp sademât-ı top-ı kûpden halâs olup kal‘adan ziyâde metânet buldular. Ne cânibden bunların üzerlerine lağım ile türâb sürmek ile varıldıysa lağımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları serîka edüp nehr-i Tün'e dökerlerdi. Bir hafta renc [u] anâ ile sürülen toprağı bir gicede gâ’ib ederlerdi. Âhir-i kâr cümle iş erleri lâ-ilâc kalup lağıma mübâşeret etdiler. Anlar lağım fenninde yer sıçanından üstâd san‘atlar etdiler kim âdemin aklı perîşân olur. Hatta nehr-i Tün altından ziftli ve katranlı kayıklar ile su içinde lağım atma hünerin gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b–261a ·
metinde göster ·
ol zamân sulh eylemek meşrû‘ olur kim kâffe-i müslimîne menfa‘at ola. Olmayıcak …
Hâzâ sûret-i nâme-i fetvâ-yı şerîf : "Sâbıkan bir vilâyet dârü'l-İslâm'dan olup mürûr-ı eyyâm ile küffâr istilâ edüp cevâmi‘ ve mesâcid ve medâris ve minâre ve mahâfili kefere ve dalâlet-âyîn ile mâl-â-mâl olsa ve niçe ef‘âl-i habîse ile reh-zenlik edüp me‘âbir-i huccâc [u] tüccârı nehb u gâret etseler ve dîn-i Muhammedîye şe’n u rahne verseler ve etrâf-ı âleme evzâ‘-ı kabîhaları isâ‘at eyleseler pâdişâh-ı dîn-penâh hazretleri hamiyyet-i İslâm muktezâsınca diyâr-ı mezkûru küffâr-ı hâk-sâr elinden alup dâr-ı İslâma ilhâk eylemeğe kâdir olur mu? Beyân buyurula. el-Cevâb: Allahu a‘lem pâdişâh-ı İslâm kefere ile ol zamân sulh eylemek meşrû‘ olur kim kâffe-i müslimîne menfa‘at ola. Olmayıcak aslâ sulh meşrû‘ değildir. Menfa‘at müşâhade olunup mü’ebbed veyâhûd muvakkat oldukdan sonra menfa‘atlü zamânda sulh bozulması enfa‘ görülse elbette bozmak vâcibdir ve elzem-i levâzımîndendir. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh ehl-i Mekke ile sulh edüp altıncı senede Hazret-i Alî sulhu bozmağı enfa‘ görüp sulha mugâyir ba‘zı işler işleyüp Hicret-i Nebevî'nin sekizinci senesinde Mekke-i Mükerreme üzre varup bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Mekke gazâsında bulunup feth etdiler. Sa‘âdetlü pâdişâh sünnet-i Resûlullah'a iktidâ buyurmuşlar. Gazâların Allah mübârek eylesün. (---)Ketebehu'l-fakîrü'l-hakîr (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Derbend: Bu dahi Yalova kazâsı hudûdunda yüz hânlı ve bir câmi‘li ve iki hânlı ma‘mûr u âbâdân mu‘âf [u] müsellem-i Müslim ve kefere ile müzeyyen köydür, ammâ gâyet derbend-i bender yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 4b ·
metinde göster ·
… ve bıtrîk ve kalayoroz ve keşîş ve ladika ve ruhbân ve hannâs-ı vesvâs şekilli
kefereler ile
mâl-â-mâl imiş. Ve her bir gârın birer gün ziyâreti olurmuş. Bu hesâb üzre gün …
Acâyib-i diğer: Bu şehr-i Urfa kayalarında gâr-ı azîmler çok olmasının aslı kefere asrında her biri birer gûne puthâne imiş. Ve her birinde niçe bin ruhbân ve kıssîs ve bıtrîk ve kalayoroz ve keşîş ve ladika ve ruhbân ve hannâs-ı vesvâs şekilli kefereler ile mâl-â-mâl imiş. Ve her bir gârın birer gün ziyâreti olurmuş. Bu hesâb üzre gün başına birer gâr-ı put-gedeler vardır. Bi-kavli Tevârîh-i Yanvan-ı Yunaniyân Hazret-i Dâvûd Kuds-i Şerîf'de Mescid-i Aksâ'yı binâ etmeden mukaddem ma‘bedhâne-i kıble-i Nasârâ bu Urfa şehri idi. Hâlâ Kudüs'den sonra cemî‘i millet-i Mesîhiyye bu Urfa'yı ziyâret ederler. Ba‘dehû Hazret-i Mesîh Kudüs'de Beytü'l-lahm nâm mahalde mütevellid olduğuyçün ana i‘tibâr eder, ammâ yine cemî‘i Nasârâ bu Urfa deyrlerine dip Frengistân'dan nezerâtlar gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b ·
metinde göster ·
… yüz seneden berü hâlâ ter ü tâze pirinç halfesi otuyla sarılmış dururlar. Lâkin
kefen ile
türâb içre medfûn değillerdir. Ba‘zılar Sarı Saltık ile Rûm'a gelenlerdir, derl …
Hulâsa-i kelâm Seyyid Muhammed-i Saltık Bay'ın yedi yerde medfûn olmasının aslı odur. Ba‘zı melâhide-i münkerîn Saltık nâmında bir papas imiş derler. Hâşâ sümme hâşâ ol Saltık papas bunların nâmıyla Nasârâyı idlâl ederdi. Muhammed-i Saltık Bây tebdîl-i kıyâfet ayyârâne seyâhatle Leh diyârına varup ol mukallid Saltık papası katl etdüğün Urûmlar dahi tevârîhlerinde sıhhati üzre tahrîr etmişlerdir. Irk-ı tâhir Seyyid Muhammed-i Buhârî'dir kim Sultân Bâyezîd-i Velî ile Sivasî Kara Şemseddîn iki veliyy-i sâhib-i dîn meşveretiyle kabr-i Muhammed-i Saltık Bây üzre kıbâb u câmi‘ ve medâris [ü] hân u hammâm binâ edüp Babadağı şehrin ol sultâna Sultân Bâyezîd Sultân vakf etmişdir kim Bâyezîd-i Velî'dir. Niçe keşf [ü] kerâmetleri, Moton, Koron ve Kili ve Akkirmân kal‘aları fethinde âşikâre olmuşdur. Husûsan nefsin kay edüp katl etmişdir ammâ Bâyezîd bu mertebede ulu sultân iken ilhâm ile keşf ile istihâre ile Sarı Saltık Bây Muhammed-i Buhârî kim edüğün bilmeyüp o kadar mâl-ı beytülmâl-ı müslimîni yine itlâf edüp hayrât [u] hasenât ederdi. Saltık Bây Muhammed-i Buhârî hakkında zebân-dırâzlık eden ne‘ûzü billah min-zâlike esm olur. Hâşâ sümme hâşâ. Ammâ yine sadede rücû‘ edelim. Mezkûr Pirevadi kurbunda Kızan balkanında Muhammed-i Buhârî'nin kazanda kaynadığı hâk-i anberpâk bir harman cirmi kadar arz-ı bî-çemendir. Aslâ ahdar-gûn bir halfe ve bir giyâh hasıl olmak ihtimâli yokdur. Ol mahalde bî-kıyâs mezâristân vardır. Cümle mevtâları niçe yüz seneden berü hâlâ ter ü tâze pirinç halfesi otuyla sarılmış dururlar. Lâkin kefen ile türâb içre medfûn değillerdir. Ba‘zılar Sarı Saltık ile Rûm'a gelenlerdir, derler. Ba‘zılar kadlerinin dırâzlığından İskender kavmidir kim ol zamanda mevtâyı hasıra sarup defn ederlerdi, derler. Hakkâ ki bu hakîrin Acem diyârında Tesu şehri gârlarında ve Van diyârında Ahlat şehrinde gördüğümüz ümmet-i Muhammedlerin çoğu bûriyâ-yı bî-riyâ ile mestûr yatup ter ü tâze yatdıkları manzûrumuz olmuşdur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111a ·
metinde göster ·
… hâkiyle müşâlardır. Ve bu Mardin'den üç sâ‘at cenûba karye-i Göllü'dür kim Rûm
keferesi ile
Dârâ Şâh bu Göllü sahrâsında ceng etdikde Dârâ Şâh münhedim olup na‘ş-ı kavm-i …
Bu kal‘a-i ibret-nümânın dahi evsâfı bâlâda sene 1065'de Firârî Mustafâ Paşa ile Sincâr dağına ve Alî Fâris üzre nehb etmeğe gelen çöl pâdişâhı eş-Şeyh (---) üzre gitdiğimizde evsâf-ı Mardin mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve bu Mardin'in şimâline bir menzil-i tavîlde kal‘a-i Hasankeyf'dir ve başka sancakdır. Ve Mardin ile Hasankeyf mâbeynehümâlarında mîr-i Aşdı hâkiyle müşâlardır. Ve bu Mardin'den üç sâ‘at cenûba karye-i Göllü'dür kim Rûm keferesi ile Dârâ Şâh bu Göllü sahrâsında ceng etdikde Dârâ Şâh münhedim olup na‘ş-ı kavm-i Acem püşte püşte yığılıdır. Ve Rûm keferesinin cîfe-i murdârlarının üstühânları başka başka üç yerde kümler içre yığılmışdır kim niçe bin küffâr ol hâk-i nâ-pâke gelüp yüzsüz yüzlerin sürerler. Ve bu Mardin'in cenûbunda Hâtûniyye nâm bir kal‘a-i ma‘mûr-ı benâm Mardin hâkindedir ve kal‘a-i Mardin bu Hâtûniyye kal‘asından nümâyândır. Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım bu kal‘ayı inşâ etdiğiyçün Hâtûniyye kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 390b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i şehrut: Bânîsi (---) lisân-ı Lehçe şehrut (---) demekdir. Hâlâ Leh kralı hâkinde Durujunka hatman hükmünde hâkimi on bin kefere ile Hân'a alay edüp zîr-i kal‘ada ziyâfetler edüp elli araba pîşkeş verüp kal‘adan top şâdumânları etdiler. Hakkâ ki ey balyemez mefret topları ve vâfir cebehânesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50a ·
metinde göster ·
… kırk günde vâkıf olup niçe bin gûne seyr [ü] temâşâlar ederek ser-i kârda olan
kefereler ile
hüsn-i ülfet edüp her bâr ziyâfet-i uzmâlar tenâvül olunup niçe kerre bu şehrin …
Bu şehrin niçe gûne ahvâl-i pür-melâllerine kırk günde vâkıf olup niçe bin gûne seyr [ü] temâşâlar ederek ser-i kârda olan kefereler ile hüsn-i ülfet edüp her bâr ziyâfet-i uzmâlar tenâvül olunup niçe kerre bu şehrin şimâli tarafında rub‘ sâ‘at ba‘îd yerde bâğ-ı İremlerde Beğ, Ahmed Ağa efendimize ziyâfet-i uzmâlar eyleyüp gûnâ-gûn hedâyâlar verirdi. Hattâ bir kerre mukaddemâ Yaş gölünde gazâ günlerinde gark olan küffârların cümle lâşe-i murdârların atları ve donlarıyla gölden çıkarup cümle raht u bahtları ve âlet-i silâhları ve bellerinde kemerlerin bile bizimle gelen tevâbi‘ u levâhık olan asker-i İslâm'a bu kadar mâl [u] menâli hibe eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 108a ·
metinde göster ·
… ve hoyrâtdan üç bin aded tüfengli soltat ve murtat ve Nemçe ve Leh ve İşpaniye
kefereleri ile
kapanup şeb [ü] rûz ceng-âşûb ederlerdi, ammâ ehl-i İslâm ümerâsı bir mertebe c …
Mukaddemâ sene-i sâbıkda mahsûr olan kapudanı Luşancı nâm la‘în yine ol bî-dîn kapanup cünd-i cünüb-ı Hırvad ve hoyrâtdan üç bin aded tüfengli soltat ve murtat ve Nemçe ve Leh ve İşpaniye kefereleri ile kapanup şeb [ü] rûz ceng-âşûb ederlerdi, ammâ ehl-i İslâm ümerâsı bir mertebe cengâverlikler ve bir mertebe dilâverlikler edüp küffâra bir ân göz açdırmayup top u tüfengleri perrân ederlerdi ve her fetâlar dal kılıç olup rahnedâr yerlerden girmeğe acele ederlerdi. Hattâ Serdâr Ahmed Paşa'nın bir yürüyüşde altında bir atı top ile urulup der-akab bir gayrı ata süvâr olup yürüyüşden kalmaz, tâ bu mertebe cür’etler eder, ammâ her gün yüz ve yüz elli aded guzât-ı müslimîn câm-ı şehâdeti nûş edüp yine mahlûlâtların serdengeçdi gâzîlerine ihsân edüp guzât-ı müslimîni cenge terğîb ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
… pâre top atup şâdumânlar etdi ve akîbince iki yüz aded soltat u murtat tüfengli
kefereler ile
bir beğzâde-i şehzâde-misâl âzâde-i cüvân yiğit hidmetimize me’mûr olup kırk el …
Kal‘a nümâyân oldukda ileriye Baba Ahmedzâde Baba İsmâ‘îl Ağa'yı gönderüp anı gördük. Bin mikdârı piyâde tüfeng-endâz ve dörd yüz kadar atlı kefere-i nâsâz istikbâlimize çıkup bizi alay ile kal‘anın aşağı varoşunda nazarete nâm bir mihmânhâne-i mükellef ü mükemmel döşeyüp anda mihmân olduğumuz sâ‘at kal‘adan mehâbet göstermek içün bin pâre top atup şâdumânlar etdi ve akîbince iki yüz aded soltat u murtat tüfengli kefereler ile bir beğzâde-i şehzâde-misâl âzâde-i cüvân yiğit hidmetimize me’mûr olup kırk elli aded fağfurî tabaklar ile gûnâ tahta'l-kahve mâ-hazar ta‘âm getirüp tenâvül etdik, ammâ ekseriyyâ ta‘âmları sükker işine müte‘allık idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
… halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu
kefereler ile
mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki …
Ez-în-cânib yine sadede rucû‘ edelim. Bu Zirinoğlu hudûdu kırıntısının iç yüzlerinde birbirlerinden birer top menzili ba‘îd püşteler üzre sıra ile dizilmiş varda, ya‘nî haberci kulleleri vardır. Her birinde menhûs ve nüfûs-ı cünûd-ı cünüb mâl-â-mâldır. Kankı tarafdan bir düşman bu kırıntı üzre gele, ol tarafdaki varda kullesinden bir top atılınca bilirler kim Osmânlı tarafından "Düşman geldi" topı atılınca tarfetü'l-ayn nehr-i Morava ve nehr-i Drava [ve] nehr-i Sava kenârında cümle üç yüz altmış yedi pâre vardiya kullelerinden toplar atılup cümle Hırvadistân'ın başına âteş düşüp eyle benî Âdem deryâsı ve kefereler kurâsı yerlerdir kim ân-ı sâ‘atde andan top atıldığı semte yüz bin kadar küffâr cem‘ olurlar, ammâ serhad gâzîleri hîleye sâlik olup bir tarafdan birer asker gösterüp kıyâmet topları atılınca bir gayrı aralıkdan yayan asker girüp biraz kelepür alırlar, ammâ kimi esîr olup kalır. Ve kelepür alanların mâl-ı ganâ’imler ellerin bırakdırırlar. Ancak herkes bir baş ve cân ile halâs olurlar. Tâ bu mertebe ma‘mûr ve mazbût ülke[dir]. Hattâ Süleymân Hân bu kefereler ile mukâ[ve]met edemeyüp müdârâyla geçinmek, Vişegrad kal‘asından tâc-ı İskender ki tâc-ı Enûşirvân-ı Âdil'dir ki ol tâc Menuçehr evlâdlarından Macar kavmine değüp anlar Novgrad kal‘ası kurbunda Vişegrad kal‘asında tâc-ı İskender alınup dest-i Âl-i Osmân'da mezkûr tâc hazîne-i Osmâniyân'da kalup Süleymân semtinden(?) intikâm almak içün şikloş kal‘ası fethinde Zirinoğlu ve Beganoğlu Nadajoğullarına tâc-ı İskender'i verüp anlar da yedi hersek Osmânlı'dan yeşil katîfe kalpak geyüp gitmesinden Budin'i ve Üstürgon'u ve İstolni Belgrad'ı ve'l-hâsıl yetmiş altı pâre kal‘ayı Süleymân Hân Nemse çâsârı elinden aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160b ·
metinde göster ·
… hi eyle metîndir, ammâ biz bu şehirde iken bir gece Yano nâm bir haydûd beş yüz
kefereler ile
şıpka dağından meş‘aller ile gelüp bî-bâk ü bî-pervâ bezzâzistânın kapuların kı …
Hâlâ bu şehir içre kırk yedi yerde rasâs-ı hâs nîlgûn kurşum ile mestûr imâretler vardır. Hattâ bedâstân dahi eyle metîndir, ammâ biz bu şehirde iken bir gece Yano nâm bir haydûd beş yüz kefereler ile şıpka dağından meş‘aller ile gelüp bî-bâk ü bî-pervâ bezzâzistânın kapuların kırup yetmiş bin nakid riyâl ve bu kadar akmişe-i kâlâ-yı vâlâ-yı fâhireler alup sâlimîn ü gânimîn tüfeng şâdumânı ederek sek ber-sahrâ gitdiler. Böyle bir şehr-i mu‘azzamda bir ferd-i âferîdeden kimesne çûn [u] çirâ diyemediler. Garîb temâşâ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 177b ·
metinde göster ·
… e döküp eyle domuz damalar(?) ve hûk-i beyâbân bâmları ve gûnâ-gûn kemîngâhları
kefereler ile
pür eyleyüp bir paçarızlıklar ve gûnâ-gûn hiyel ve şeytanatlar edüp dağı taşı k …
Ve bu tabur üzre yedi sıra altmış yetmiş pâre şâhî toplar komuş ve bu taburdan hâric bizden tarafa nîm sâ‘at yer dere ve depelere ve dağlara ve bâğlara ol kadar dıraht-ı serâmedleri kırup bu derece içine döküp eyle domuz damalar(?) ve hûk-i beyâbân bâmları ve gûnâ-gûn kemîngâhları kefereler ile pür eyleyüp bir paçarızlıklar ve gûnâ-gûn hiyel ve şeytanatlar edüp dağı taşı kırıntı edüp kırıntı altından gerüdeki taburlarına gidecek yollar etmiş, taburlarına varmak değil bu kırıntıdan girmek muhâl-ender-muhâl benî Âdem değil gayri zî-rûh kısmı dahi bu kırıntılardan geçmek muhâl.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20b ·
metinde göster ·
… cûmdan gâyet haberdâr olduğundan bu kâfir sürüsü içre bulunmayup üç yüz mikdârı
kefereler ile
bir köşede atlanırken ana da asker-i kerrâr yetişüp anı da meydân-ı ma‘rekede k …
Meğer Küçük Mehemmed Paşa ol gece ale'l-fevr on altı bin salt cürd atlı müsellah ve mükemmel serhad gâzîleriyle Küçük Mehemmed Paşa Kemen Yanoş-ı la‘în-i bî-dînin şevket-i iktidâr urûkunu şemşîr-i zafer-luhûk ile kat‘ etmeğe kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek bir gün bir gece Kemen Yanoş taburuna ılgar ile yetişüp vakt-i Şâfi‘îde altmış bin küffâr serhoş ve nâ-hoş ve ser-pûş ve âhen-pûş içre hınzîr gibi hor hor horlayup yatırlarken hemân bir kerre cümle guzât derûn-ı dilden ve cân u gönülden Allâh Allâh'a rehâ buldurup bir tarafdan dahi gülbâng-ı Muhammedî ile asker-i İslâm at bırağup küffâr ile bir uğraş [u] savaş-ı perhâş ile gûnâ-gûn serbâzlıklar edüp hâh nâ-hâh gâziyân-ı ser-firâzlar küffârı davrandırmayup eyle sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim tarfetü'l-ayn içre salât-ı fecr-i Hanefîye varınca cemî‘i kâfiri çakıl taşı gibi yere döküp Kemen Yanoş-ı melâ‘în ilm-i nücûmdan gâyet haberdâr olduğundan bu kâfir sürüsü içre bulunmayup üç yüz mikdârı kefereler ile bir köşede atlanırken ana da asker-i kerrâr yetişüp anı da meydân-ı ma‘rekede kelle perrân paça edüp câ-be-câ yerlerde mahmûr evkâr yatan kâfirleri kıra kıra orduları ve kara çadırların ve cümle hınto arabaları ve cemî‘i atların kabza-i tasarrufa alup kırk bir bin küffârın kellesiyle ve yedi bin aded katana kâfirleri ve torompete ve nâkûs ve haçlı peykerleri ve kırk pâre topları ve bin altmış hınto arabaları ve sâ’ir bârhâne ve âvânîleriyle yedinci günde ordu-yı İslâm'a bir alay-ı azîm ile bu kadar bin kelle-i küffâr ârâyiş-i nîze olup gûyâ bir orman gibi sırıklar üzre kelleler gelüp serdâr-ı mu‘azzamın serâperdesi önünde cümle kelleleri galtân edüp Serdâr Ali Paşa safâsından Küçük Mehemmed Paşa'ya iki kürk geydirüp beline bir murassa‘ tîğ ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir çâ[r]kâb-i tîrkeş ve başına bir şâhin kanadı sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25b ·
metinde göster ·
… ır. Gerçi küçükdür, ammâ içinde on bin kadar taşra nevâhîlerinden kalkup gelmiş
kefereler ile
leb-ber-leb bir sûr-ı sa‘bdır ve ol kadar cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtını …
Bu arada niçe yüz nâ-murâd yiğitler şehd-i şehâdet câmın nûş ederdi, ber-murâd olup rûh teslîm ederdi, bâkî guzât mâl-ı ganâ’imler alup şâdumân olurlardı. Yine böyle iken bu kal‘a-i Foğraş aslâ itâ‘at etmezdi, zîrâ nehr-i şamos-ı Kebîr kenârında bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kâr-ı kefere-i fecere bir sarp kal‘adır. Gerçi küçükdür, ammâ içinde on bin kadar taşra nevâhîlerinden kalkup gelmiş kefereler ile leb-ber-leb bir sûr-ı sa‘bdır ve ol kadar cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtının vefretin ve ol kadar cengâver keferelerinin kesretin giriftâr esîrler nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
iki hınto araba yükü elli kîse guruş getirüp bu Holçar varoşunda alınan iki bin …
Andan Leh kapudanı üç yüz kefere ile iki hınto araba yükü elli kîse guruş getirüp bu Holçar varoşunda alınan iki bin esîri Tatar'dan aldılar, ammâ hakîr yedi aded kefere esîrlerim vermeğe sehel tereddüd etdim. Âhir yedi kâfir içün bu hakîre iki kîse guruş verüp aldılar, ammâ meğer birisi bir kal‘a kapudanı imiş, peşîmân oldum, ammâ çi fâ’ide, ba‘de harâbi'l-Basra.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
… e birer çakmaklı tüfengler verüp ban ile vedâlaşup dörd yüz ma‘dûd tüfeng-endâz
kefereler ile
,
Ba‘dehu Venedik banı Sührâb Mehemmed Paşa'ya hedâyâsı ve senevî veregeldiği mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre hazînesini ve üç yüz yük gümrük metâ‘ı kârbânın çıkarup elçisine teslîm etdikde hakîre iki yüz altun-ı Bundukanî ve on donluk elvân çuka ve on donluk atlas ve beş tüfeng ve on aded siyâh kuzu kürkü ve beş top Ciniviz katîfesi ve ba‘zı hurdevât makûlesi eşyâlar verdi. Ve hüddâmlarıma onar altun ve birer çuka ve kumaş ve birer çakmaklı tüfengler verüp ban ile vedâlaşup dörd yüz ma‘dûd tüfeng-endâz kefereler ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156b ·
metinde göster ·
… i bâzâr gün inşâallâh anlar ile mülâkât oluruz" deyü bu haber ile dörd yüz aded
kefereler ile
bu kadar me’kûlât [u] meşrûbât u melbûsât-ı fâhireler ve müsmirât-ı nâdireler g …
"Çâsâr size selâm-ı firâvân etdiler, yoldan gelmişlerdir, şu meyveleri ve sükkerî ma‘âcin ve eşribeleri ve bu zerdûz dîbâ ve şîb ü zerbâf çârşef ve yorgan ve câme-hâbları kabûl edüp bir hafta istirâhat edüp yine gelesi bâzâr gün inşâallâh anlar ile mülâkât oluruz" deyü bu haber ile dörd yüz aded kefereler ile bu kadar me’kûlât [u] meşrûbât u melbûsât-ı fâhireler ve müsmirât-ı nâdireler geldi kim cümlemize andan hisse olup zevk etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
… rlardan buz üzre çok hayvânâtlar kalup fi'l-hâl Praskirmân hatmanı beş altı bin
kefereler ile
kızakların alup Heyhât sahrâsı buzu üzre kızaklar ile kuş gibi uçarak gidüp vak …
Bî-tâb u bî-mecâl bu kal‘aya cân atup selâmetle dâhil olduk, ammâ Kalmık Taysı Şâhının verdiği koyunlardan ve sığırlardan buz üzre çok hayvânâtlar kalup fi'l-hâl Praskirmân hatmanı beş altı bin kefereler ile kızakların alup Heyhât sahrâsı buzu üzre kızaklar ile kuş gibi uçarak gidüp vakt-i gurûbda cemî‘i kalan atları ve hayvân sığırları kal‘aya getirdiler. Bir gün bu kal‘a-i Praskirmân'da oturak edüp safâ etdik. Kal‘a hatmanı elçi banı yollamağa tedârikler görmeğe mukayyed oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… ile gelüp meks etdiğimizde kal‘a-i Azak yakın kaldıkda elçi ban hakîri beş yüz
kefere ile
kal‘a-i Azak'da Ak Mehemmed Paşa'ya ve kul kethudâlığından Şâm-ı Tarablûs olup …
Çünki bu Horozkirmân'a elçi ile gelüp meks etdiğimizde kal‘a-i Azak yakın kaldıkda elçi ban hakîri beş yüz kefere ile kal‘a-i Azak'da Ak Mehemmed Paşa'ya ve kul kethudâlığından Şâm-ı Tarablûs olup hâlâ Azak muhâfızı olan Bodur Süleymân Paşa'ya "Elçi geliyor" deyü haber göndermeğe hakîre niçe hedâyâlar verüp Azağ'a gidecek mahalde ol gece bu Horoskirmân'da bir pençe-i âfitâbe duhter-i pâkîze-ahtere ile yek dil ü yek cihet olup oğlan kıyâfetine koyup gûnâ-gûn siyâb-ı fâhireler geydirüp ve şıpırtma Tatar kalpağı gözleri ve kaşları üzre sovukdur deyü endirüp beş aded hüddâmlarımla ileri kızı yolladım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183a ·
metinde göster ·
… âr mihmân olup ertesi gün on bin küffâr gerüye dönüp gitdiler. Elçi ban beş yüz
kefere ile
kal‘a-i Azak'da kaldılar.
Ertesi gün cümle Azak askeri pür-silâh âmâde olup Mehemmed Paşa kethudâsıyla elçiye istikbâle çıkup alay-ı azîmle kal‘a-i Azağ'a getirirken kal‘a-i Azağ'ın burc-ı bârûlarından ve zemînde olan tabyaların balyemez topların üçer nevbet küffâra rağmen atup top şâdımânları etdiler kim kal‘a-i Azak murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Ve elçiye paşa bir hil‘at-i pâdişâhî geydirüp kal‘a hâricinde konaklar ta‘yîn olunup bir gece cümle küffâr mihmân olup ertesi gün on bin küffâr gerüye dönüp gitdiler. Elçi ban beş yüz kefere ile kal‘a-i Azak'da kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183b ·
metinde göster ·
… r kim kaçan bu kal‘ayı sene 764 târîhinde Sultân (---) asrında Gâzî Evrenos Rûm
keferesi ile
Yahûdî elinden dest-i kahr ile alırken derûn-ı kal‘ada bir Yahûdî [vardı]. Cüml …
Vech-i tesmiyesi oldur kim kaçan bu kal‘ayı sene 764 târîhinde Sultân (---) asrında Gâzî Evrenos Rûm keferesi ile Yahûdî elinden dest-i kahr ile alırken derûn-ı kal‘ada bir Yahûdî [vardı]. Cümle bu eyâlet ol Yahûdî'nin kabza-i tasarrufunda olup Kavala sâhibi Feylekos bu Yahûdî'yi defterdâr etmişdi. İsmine Gümlü Çîn derlerdi. Çîn ü Mâçîn Yahûdîlerinden idi kim İskender-i Zülkarneyn'e Çîn pâdişâhından elçilik ile gelüp diyâr-ı Rûm'un âb [u] hevâsından hazz edüp bu şehirde kalup kal‘ayı amâr etdiğinden Gümlü Çîn kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
… câmi‘ var, ammâ müselmânlarının dînleri ve mezhebleri nedir, anlar dahi bilmez.
Kefereler ile
mahlût hem-meclis müselmân şekilli harâc vermeden halâs olmuş bir kavimdir.
Cümle kâfiri ve müselmânları ancak yüz kadar kiremit örtülü evlerdir. Ve Rûmları tâ fetihden berü iç kal‘anın zirve-i a‘lâsında sâkinler. Andan aşağıda müselmânlar olup bir mahalle ve bir câmi‘ var, ammâ müselmânlarının dînleri ve mezhebleri nedir, anlar dahi bilmez. Kefereler ile mahlût hem-meclis müselmân şekilli harâc vermeden halâs olmuş bir kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
… adar ümmet-i Muhammedi ve bu kadar mâl-ı esbâb-ı eskâl ile şâdımânlar edüp esîr
kefereler ile
şehre geldiğimizde cümle guzâtın ittifâkıyla hakîre bir kefere esîr verdiler. H …
Şehr-i izdin'den atlı ve yayan hayli gâziyân-ı mücâhidânlar imdâda gelince cümle şehir halkıyla dahi bir yere gelüp küffâr-ı hâksârı hayli kovup leb-i deryâya karîbe varınca küffârdan niçe mâl [u] menâl ve niçe pîrezen havâtînler ve niçe zâl-ı zamân ümmet-i Muhammed esîrleri bırakdırup ve seğirdmeden ve bâr-ı sakîl götürmeden [bî-]tâb kalmış kırk beş aded kefereler dahi kalup hamd-i Hudâ anları esîr edüp dahi ileri küffârı kovarak tâ leb-i deryâya karîb vardığımızda mel‘ûn küffâr kalyonlarından ve altı pâre mavunalarından bize balyemez toplar urup bi'z-zarûrî cümlemiz esîrleri alup gerüye 244b firâr edüp sâlimîn ü gânimîn bu kadar ümmet-i Muhammedi ve bu kadar mâl-ı esbâb-ı eskâl ile şâdımânlar edüp esîr kefereler ile şehre geldiğimizde cümle guzâtın ittifâkıyla hakîre bir kefere esîr verdiler. Hamd-i Hudâ âmedânî bir gazâda bulunduk, ammâ çe fâ’ide bu kadar ümmet-i Muhammed esîr olup gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244a–244b ·
metinde göster ·
medfûn olmasının asl [u] fer‘in bilir âdem yokdur ve bir müverrih-i âlem tahrîr …
Bu tuyûrların kefen ile medfûn olmasının asl [u] fer‘in bilir âdem yokdur ve bir müverrih-i âlem tahrîr etmemişdir. Hattâ hakîr iki kefenli ter ü tâze kuşlar lâşesin Kethudâ İbrâhîm Paşa'ya getirüp manzûr-ı sa‘âdetleri oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369b ·
metinde göster ·
Netîce-i merâm bu kal‘a-i azîm Behnîsâ altında Rûm küffârı ve Kıbtî
keferesi ile
yetmiş gün yetmiş gece ceng-i azîm olup beş bin Sahâbe-i kirâm ve Erbâb-ı soffa …
Netîce-i merâm bu kal‘a-i azîm Behnîsâ altında Rûm küffârı ve Kıbtî keferesi ile yetmiş gün yetmiş gece ceng-i azîm olup beş bin Sahâbe-i kirâm ve Erbâb-ı soffa şehîd olup bu kal‘ayı yine cebren ve kahren kuvvet-i bâzû-yı İslâm ile feth oldu. Bu feth-i fütûh cemî‘i tevârîhlerde mastûrdur. Zîrâ Behnîsâ Şâm ve Mısır gazâsı gibi bir gazâ idi. Hâlâ Behnîsâ'da kibâr-ı Sahâbe-i kirâm ziyâdesiyle medfûn olduklarının sebebi bu gazâda şehîd olanlardır ve ba‘de'l-feth sâkin kalanlardır. Cümlesinin himmetleri hâzır ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·