… ı azîm üzre diyâr-ı Efârîkadan ve bilâd-ı Makdonya'dan on kerre yüz bin cüyûş-ı
kefere ve
fecere cem‘ edüp berren ve bahren deryâ-misâl asker ile dârü'l-mülk olan Makdon …
Ba‘dehu târîh-i mezbûrda diyâr-ı İşpanya'da Rim Papa nâmıyla iştihâr bulan memleketin kıral-ı dâll-i bed-fi‘âli hâkim-i Freng-i bed-rengdir. Ve imâret-i vüs‘atda nümûdâr-ı hisâr-ı heft evrengdir. Dâr [u] diyârlarına Merene-i kübrâ derler. Ol diyâr-ı müşrikînden Kostantîn nâm bed-kâm bir pâdişâh hurûc edüp memâlik-i şarkı ve garbı ve şimâli ve cenûbu ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘a şehinşâhların kabza-i teshîre alup şehr-i Makdon kaldı deyü hasretü'l-mülûk olan İslâmbol'u feth [u] teshîr dâ‘iyesiyle ol sûr-ı azîm üzre diyâr-ı Efârîkadan ve bilâd-ı Makdonya'dan on kerre yüz bin cüyûş-ı kefere ve fecere cem‘ edüp berren ve bahren deryâ-misâl asker ile dârü'l-mülk olan Makdonya'ya gelüp Kostantîn karada Silivri cânibinden muhâsara etdi. Deryâdan bin pâre keştî ile Ciniviz kıral-ı dâlli i‘ânetiyle {cânib-i} bahrden muhâsara etdiler. Yedi ayda İslâmbol'u cebren ve kahren alup Silivri'den Terkoz kal‘asına varınca yedi kat germe kal‘a dîvârların ve burc [u] bârûları ve handakların harâb [ü] yebâb edüp hâlâ iç kal‘a olan İslâmbol'a istîlâ edüp tahtgâh edindi. Ve Ciniviz kıralı dahi Galata câniblerinden tâ Karadeniz Boğazı'na varınca sâhil-i bahrde olan kılâ‘ları harâb [ü] yebâb edüp cümle Freng-i bed-reng Galata'yı tahtgâh edindi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
"Şehrimiz içre kırk elli bin Arab askeri tenâsül bulup günden güne ziyâde olup hadlerinden hâric evza‘ [u] etvâr etmeğe başladılar. Ve anların bunda sâkin olmaları sebebiyle bir kaç kerre muhâsaralar çeküp bu kadar mâl-ı hazâyinden ayrıldığımızdan mâ‘adâ her bâr bir alay ârsız, cebbâr kavmin zulm [ü] te‘addîlerinden bu şehir içre huzûr edemez olduk. Bunlara bir tedârük görmek gereksiz" deyü ilyana Kıral fermân edince ba‘zı mest [ü] medhûş-ı bâde-nûş kefere ve fecereler şarâb-ı bî-hicâb kıvâmıyla,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
fecereler yüz bulup gün-be-gün fitne ve fesâdları efzûn ve şekâvetleri hadden b …
Ve cümle kefere ve fecereler yüz bulup gün-be-gün fitne ve fesâdları efzûn ve şekâvetleri hadden bîrûn olup dâ’imâ leb-i deryâda olan diyârları nehb [ü] gâret edüp ol mübârek câmi‘-i şerîfleri telvîs edüp belîdeleri ihrâk bi'n-nâr ederler. Ve her sene bu gûne fitne ve fesâd temelin bırağup gûnâ-gûn şeytanat damın bünyâd etdikleri pâdişâhımın serîr-i sa‘âdetine arz olundu. Fermân pâdişâhımındır"
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… âr'da aslâ kefere yokdur. Ve ikinci hisârda Arab câmi‘ine gelince aslâ ve kat‘â
kefere ve
gayrı yokdur ve ahâlî-i mahalle elinde Ebü'l-feth'den berü hatt-ı şerîfleri var …
Ve bu şehir cümle on sekiz mahalle-i müslimîn ve yetmiş mahalle kefere-i Rûm ve üç mahalle Freng-i pür-reng ve bir mahalle-i Yahûdî ve iki mahalle Ermenî vardır. Başhisâr'da aslâ kefere yokdur. Ve ikinci hisârda Arab câmi‘ine gelince aslâ ve kat‘â kefere ve gayrı yokdur ve ahâlî-i mahalle elinde Ebü'l-feth'den berü hatt-ı şerîfleri vardır, kâfiri komazlar ve silâh ile nasârâ görseler ol ân amân [ü] zamân vermeyüp katl ederler. Zîrâ ekseriyyâ İşpanya'dan Sultân Ahmed asrında gelen ciğer-hûn Mübtecel tâ’ifesi müselmânlarıdır kim İşpanya'da küffârdan ciğerleri hûn olmuşdur. Galata'da müsellah kâfir görseler hemân katl ederler. Zîrâ bu iki kal‘adan mâ‘adâ tâ Tophâne'ye varınca iki kal‘a içi mâl-â-mâl yedi kıral Frengi ve cümle nasârâ mâl-â-mâldır. Murâd Hân tahrîri üzre iki kerre yüz bin kâfir ve altmış dörd bin müslim vardır. Hudâ hıfz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129a ·
metinde göster ·
… ethudâ yalısı ve Nakkâş Paşa yalısı, bu yalılardan mâ‘adâ derûn-ı şehirde cümle
kefere ve
Yahûdîler ile mâl-â-mâldır.
Leb-i deryâdaki yalılardan ibtidâ Baltacı Mahmûd Ağa yalısı ve Şekerci Yahûdî yalısı ve İshâk Yahûdî yalısı ve (---) zâde yalısı ve Mi‘mâr Mustafâsı yalısı ve Sâfiye Sultân yalısı ve Ekmekcizâde Ahmed Paşa yalısı ve Cığaloğlu Mahmûd Beğ yalısı ve Kara Hasanoğlu yalısı ve Çelebi Kethudâ yalısı ve Nakkâş Paşa yalısı, bu yalılardan mâ‘adâ derûn-ı şehirde cümle kefere ve Yahûdîler ile mâl-â-mâldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136a ·
metinde göster ·
Ve Bahâyî Efendi yalısı kâşî-i Çîn ile müzeyyen olmuş kasr-ı âlîli yalılardır. Ammâ ba‘de'l-asr şems-i âteş-tâb te’sîr eder yalılardır. Ammâ memerr-i nâs olmamağile ehl-i ırz yalılarıdır. Bu kasabada aslâ kefere ve Yahûdî yokdur, cümle müslimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 140a ·
metinde göster ·
… bîlhâne ve musluk-ı âb ve çâh-ı mâ ve hammâm ve mahalle-i müslimîn ve mahalle-i
kefere ve
mahalle-i Yahûdî ve kenîse ve etmek furunu ve börek furunu ve simit furunu ve b …
Ve İslâmbol içre ne mikdâr câmi‘-i selâtîn ve câmi‘-i vüzerâ ve mesâcid ve medrese ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs ve mu‘allimhâne-i sıbyân ve zâviye ve hân ve hammâm [ve] vekâle ve kârbânsarây ve sarây-ı vüzerâ ve sarây-ı a‘yân-ı kibâr ve çeşme-i âb ve sebîlhâne ve musluk-ı âb ve çâh-ı mâ ve hammâm ve mahalle-i müslimîn ve mahalle-i kefere ve mahalle-i Yahûdî ve kenîse ve etmek furunu ve börek furunu ve simit furunu ve beksümât furunu ve değirmen-ı esb ve âsiyâb-ı mâ ve kapan ve emânet, ve'l-hâsıl şehr-i İslâmbol'um içre dörd mevleviyyet yerde ne kadar hânedânlar ve yalılar ve dalyanlar ve cümle imâret makûlesi âsâr-ı binâları var ise tahrîr olunup cümle ahâlî-i mahalle ve ser-çeşme-i ehl-i hırefler ve cemî‘i e’imme ve hutebâ ve mahalle kethudâları meşveretleriyle bir bir yazılup Südde-i sa‘âdetime arz edesiz. Ammâ bî-garaz âdemlerimle bir dahi teftîş edüp tahrîr etdüğimizde hilâf bulunursa tahrîr edenleri dörder pâre ederim" deyü yemîn etdi ve buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a ·
metinde göster ·
… ri, dörd mevleviyyet yerde bin altmış kârhâne-i fıskhânedir. Cümle dalâlet-âyîn
kefere ve
fecere ve behbûtî altı bin kâfirdir. Hicret-i nebeviyyenin dör[d]üncü senesinde …
Esnâf-ı mel‘ûnân [u] menhûsân [u] mezmûmân ya‘nî meyhâneciyân: Cümle kârhâne-i mekkârhâneleri, dörd mevleviyyet yerde bin altmış kârhâne-i fıskhânedir. Cümle dalâlet-âyîn kefere ve fecere ve behbûtî altı bin kâfirdir. Hicret-i nebeviyyenin dör[d]üncü senesinde nass-ı kâtı‘ ile katresi harâm olduğu âyet-i şerîf:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
… (---)(---)(---) ma‘mûr sarâylar ve cümle yigirmi üç mahalledir. Üç mahallesi
kefere ve
bir mahallesi Yahûdîlerdir.
Cümleden mu‘azzam Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd-ı Râbi‘ sarâyı bâğ [ve] hadîkalı bir sarây-ı azîmdir kim vasfında lisân kâsırdır. Hâlâ pâdişâhlara mahsusdur. Bâğçe üstâdı ve iki yüz aded bostâncı neferâtları vardır. Andan Paşa sarâyı ve Altuntopoğlu hânesi ve Serdâr Solak hânesi (---)(---)(---) ma‘mûr sarâylar ve cümle yigirmi üç mahalledir. Üç mahallesi kefere ve bir mahallesi Yahûdîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243a ·
metinde göster ·
… yyâm ile küffâr istilâ edüp cevâmi‘ ve mesâcid ve medâris ve minâre ve mahâfili
kefere ve
dalâlet-âyîn ile mâl-â-mâl olsa ve niçe ef‘âl-i habîse ile reh-zenlik edüp me‘â …
Hâzâ sûret-i nâme-i fetvâ-yı şerîf : "Sâbıkan bir vilâyet dârü'l-İslâm'dan olup mürûr-ı eyyâm ile küffâr istilâ edüp cevâmi‘ ve mesâcid ve medâris ve minâre ve mahâfili kefere ve dalâlet-âyîn ile mâl-â-mâl olsa ve niçe ef‘âl-i habîse ile reh-zenlik edüp me‘âbir-i huccâc [u] tüccârı nehb u gâret etseler ve dîn-i Muhammedîye şe’n u rahne verseler ve etrâf-ı âleme evzâ‘-ı kabîhaları isâ‘at eyleseler pâdişâh-ı dîn-penâh hazretleri hamiyyet-i İslâm muktezâsınca diyâr-ı mezkûru küffâr-ı hâk-sâr elinden alup dâr-ı İslâma ilhâk eylemeğe kâdir olur mu? Beyân buyurula. el-Cevâb: Allahu a‘lem pâdişâh-ı İslâm kefere ile ol zamân sulh eylemek meşrû‘ olur kim kâffe-i müslimîne menfa‘at ola. Olmayıcak aslâ sulh meşrû‘ değildir. Menfa‘at müşâhade olunup mü’ebbed veyâhûd muvakkat oldukdan sonra menfa‘atlü zamânda sulh bozulması enfa‘ görülse elbette bozmak vâcibdir ve elzem-i levâzımîndendir. Hattâ Hazret-i Risâlet-penâh ehl-i Mekke ile sulh edüp altıncı senede Hazret-i Alî sulhu bozmağı enfa‘ görüp sulha mugâyir ba‘zı işler işleyüp Hicret-i Nebevî'nin sekizinci senesinde Mekke-i Mükerreme üzre varup bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Mekke gazâsında bulunup feth etdiler. Sa‘âdetlü pâdişâh sünnet-i Resûlullah'a iktidâ buyurmuşlar. Gazâların Allah mübârek eylesün. (---)Ketebehu'l-fakîrü'l-hakîr (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a ·
metinde göster ·
… altı pâre Malta ve altı pâre Duka ve altı pâre Papa gemileriyle cümle yüz pâre
kefere ve
fecere gemileri ejder-i heft-ser gibi kal‘aya imdâd geldiler, Gördüler kim kal‘ …
Ve bu kal‘a feth olduğunun altıncı günü küffâr-ı hâk-sârın Venedik donanmasıyla altı pâre Malta ve altı pâre Duka ve altı pâre Papa gemileriyle cümle yüz pâre kefere ve fecere gemileri ejder-i heft-ser gibi kal‘aya imdâd geldiler, Gördüler kim kal‘anın limanında Âl-i Osmân donanması mâl-â-mâl olup liman önünde cümle deryâ beğleri ve cümle Cezâyirli âmâde dururlar. Ve kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre alem-i Resûl ile zeyn olup cümle burc [u] bârûlar üzre guzât-ı müslimîn pür olmuş ve nâkûshâneleri minâre olmuş ve her minâre alem-i Muhammedîler ile ârâste ve cümle der-i dîvârları asker-i İslâm ile pîrâste olmuş görünce cümle küffârın zehreleri çâk olup "elvedâ‘ ey Hanya elvedâ‘" deyüp âh [u] enîn ile hâ’ib ü hâsir cânib-i Suda'ya giderken cümle donanma ve Cezâyirli, küffâr üzre avanta ederken küffâr-ı bî-karâr, karâr edemeyüp Suda'ya firâr etdiler. Beri Hanya'da cümle guzât-ı müslimîn bildiler kim henüz kal‘a-i Hanya feth olup muhassılu'l-merâmlarına ve şütür-kâmlarına vâsıl olup İbrâhîm Çelebi kalyonuyla alınan Kızlara ağasının cümle mahbûbe câriyelerini ve cümle zî-kıymet mücevher esbâblarını bulup ve cümle küheylân atları alup ve niçe yüz Mısır hazîneliği mâl ü cebehâne ve milk [u] emlâk alup sâ’ir şühedâların kanları intikâmları alınup cemî‘î düyûrlar ibâdethâne-i müslimîn oldu. Ve böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn, kal‘a-i İskender-i Yunan feth olup sâ’ir diyâr-ı İslâma zamm olundu. Ve bu gazâda olan ceng [u] cidâl Azak'da ve Sultân Murâd Hân ile kal‘a-i Revân ve Bağdâd'da olmamışdır. Ammâ ol gazâlar müverrihler lisânıyla âb u tâb verüp ta‘rîf ve tavsîf eylemişlerdir. Ba‘dehû serdâr-ı mu‘azzam bu cezîre-i Girid içre tokuz pâre şehr-i mu‘azzam-misâl büleydelere ve (---) pâre kal‘alara ve cezîrenin tâ ortasında Isfakıye dağlarında olan re‘âyâ vü berâyâlara her ocakdan mu‘temedün aleyh bî-tama‘ u bî-garaz ve sâhib-i ırz âdemleri istimâletnâmeler ile her kılâ‘ ve büleydelere gönderüp "Elbette gelüp harâc-güzâr olup kal‘aların miftahların pâdişâha teslîm edüp yine evlâd ü iyâlleriniz ile dâr u diyârlarımzda huzûr edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â idesiz. Ve illâ bu ahde rızâ vermeyenin cümle mâlların nehb u gâret, evlâd [u] iyâllerin esîr ve kendülerin dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmek mukarrerdir" deyü bu gûne istimâlet ve tenbîhnâmeler cümle cezîre içinde olan kal‘alara gidüp yedi günde Hanya kal‘asının cânib-i erba‘asında üç yüz pâre kurâ bıtrîk ü kıssîsleriyle ve hedâ[yâ] girân-bahâlarıyla gelüp mutî‘ u münkâd oldular. Bunlardan mâ‘adâ küffâr ser-fürû etmeyüp cemî‘î eyâlet vüzerâları ve mîr-i mîrânlara fermânlar sâdır olup "mâlları ve cânları cümle guzât-ı müslimînin olup öşr-i sultânîler versinler", deyü dellâllar nidâ edince el-azametullah yetmiş koldan yetmiş seksen bin guzât-ı müslimîn kol kol bu yedi yüz yetmiş mil cezîre içine müstevlî olup 273a şeb [u] rûz mücâhidîn-i fî-sebîlillah ol kadar mâl-ı ganâ’im ve altun ve gümüş ve bakır avânî metâ‘lar ve niçe âfitâb-ı meh-tâblar ve duhter-i pâkîze-ahter ü bintânlar getirüp ordu-yı İslâmı ganîmet edüp on guruşa bir mahbûb ve mahbûbe kız ve oğlan vermeğe başladılar. El-hâsıl cümle guzât-ı muvahhidîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı Kârûn'a mâlik oldular. Niçe bin garîbü'd-diyâr bu kâr-ı ganâ’imi ve bu sürûr [u] şâdmânı görüp tavattun edüp kaldı. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Hanya'ya Küçük Hasan Paşa'yı ve on yedi mîr-i mîrânları ve yetmiş aded alaybeğlerin cümle ze‘âmet ve timar sahibleriyle kal‘a-i Hanya'da alıkoyup yigirmi yedi oda ile yeniçeri kethüdâsı ve on oda topcu ve on oda cebeci ve dörd aşağı bölük kalup üç bin Mısır askeri kalup cümle yetmiş yedi bin asker muhafazacı kaldı. Ve derûn-ı kal‘ada yedi bin yedi yüz sağ ve sol ve azeb-i hisâr kaldı. Ve kırk pâre yarar beğ gemileri karşu Menekşe'den asker ve zahîre geçirmeğe kaldı. Ve elli pâre Hanya firkateleri yüzer yiğidiyle kaldı. Mâh-ı mezbûrun (---) günü Serdâr-ı mu‘azzam, Musâhib-i Şehriyârî Yusuf Paşa-yı Hırvâdî cümle kal‘ada kalan vüzerâ ve a‘yân-ı kibâr ile vedâlaşup donanma-yı hümâyûn ile Âsitâne-i sa‘âdete muvâfık-ı eyyâm-ı sa‘d ile rûy-ı deryâda iki yüz pâre bâdbânın küşâde kılup cânib-i garbda Çuka adaları önünden ubûr edüp andan altmış altı mil Mora cezîresi burnunda Manya kâfiri sâkin olduğu mahalli gâret edüp andan yine Manya burnunda Kelli kal‘asını, harâbdır, anı ubûr edüp Kapuspata Burnu'n dahi ubûr edüp ve Menekşe kal‘asın ubûr edüp kal‘a-i Anapoli'de lenger ikâmet edüp anda üç gün meks olunup dördüncü gün müşâvere olunup Venedik'in İstendil cezîresin gâret etmeğe re’y [ü] tedbîr görülüp nefîr-i irtihâller çalınup Anapoli limanından taşra çıkınca Âsitâne tarafından "Gazân mübârek olsun" deyü hatt-ı şerîf ve hil’at-i pâdişâhî ve mücevher şemşîr ve mücevher hançer gelüp "Der-i devlete gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup ol gün eyyâm-ı latîf ile cezîre-i İstendil'i nehb u gâret edüp az şey mâl-ı ganâ’im bulunup kal‘ası evc-i âsumâna berâber ve sa‘b u metîn ve iki aded liman-ı hasîni olup ân-ı sâ‘atde göç topları atılup lodos rûzgâriyle on günde niçe yerlere uğrayup seyr [u] temâşâ edüp kal‘a-i Sakız'a, andan (---) mil kal‘a-i İlimni'ye, andan tekrâr yine (---) mil kal‘a-i Midilli'ye, andan (---) mil yine kal‘a-i Bozca'ya varup bu zikr olunan kılâ‘ları görüp ta‘mîr u termîmine eyâlet paşaları ile biner âdem muhâfazacı koyup ve cümle cebehânelerin mükellef ve mükemmel edüp Bozcaada'dan (---) mil yine kal‘a-i Gelibolu, bunda dahi sulanup dizdârlarına "Basîret üzre olun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp andan yine eyyâm-ı muvâfık ile iki gün iki gicede İslâmbol kurbunda Kızıl Adalar'da lenger-i ikâmet burağup üçüncü gün mâh-ı mezbûrda (---) mansûr u muzaffer Sarâyburnu'na varup huzûr-ı pâdişâhîde eyle şâdmânlar oldu kim ta‘bîr ve temdîh ve tavsîf olunmaz. Ol mahalde Fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp hil‘at-i fâhireler ile şeref-yâb ve hayr-du‘a-yı pâdişâhîyle behre-yâb olup bir Mısır hazinesi mâl-ı firâvân ve bî-hisâb hûr [u] gılmân misilli civân hedâyâlar verdi. Ba‘dehû münâfıkîn ve hasûdîn şerrine uğrayup (---)(---)(---)(---) fakîr Yûsuf Paşa'yı bi-gayr-i hak katl edüp na‘şe-i mübârekin İbrâhîm Hân görüp "Ne güzel beyâz teni vardır" deyü medh ve tavsîf edüp ağladı. "İlâhî Yûsuf! Sana edenler yakın zamânda senin gibi olsun" deyü bed-du‘âlar edüp Cinci Hoca nazar etdi. Ol sâ‘at cümle asker-i İslâm ve cemî‘î mahrûse-i Kostantıniyye ahalisi "vâveylâ ve vâ-veledâ" deyü feryâd [u] figâna âğâze edüp her kafadan bir sadâ-yı güft u gû olup "iyiliğe kemlik" deyü cümle halk bükâ vü nâliş etdiler. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi’a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 272b–273a ·
metinde göster ·
fecere ve cümle Kızılbâş-ı evbâş [u] nâ-tırâş bir yere cem‘ olup müşâvere eder. …
Müverrihân-ı İrân-zemîn olan Şerefnâme sâhibi nakli üzre bu kal‘a ibtidâ İskender-i Zülkarneyn'in hazînedârı Betlis 319a binâsıdır. Hatta Van eyâletinde Betlis kal‘ası dahi anın binâsıdır. Hulâsa-i kelâm bu kal‘a üzre niçe yüz kerre niçe yüz bin yâğîler ve bâğîler gelüp muhâsara edüp mülûkden mûlüke vakf bir kârhâne-i Tiflis'dir. Âhir bu kal‘a Gürcîstân hâkimlerinden Dâvûd Hân hükmünde iken mezkûr hân Âl-i Osmân havfinden şâh-ı bed-fi‘âlden tâc-ı bî-revâc giyüp hânlık pâyesiyle mülkine melîk olmuşdu. Niçe eyyâm mülkiyyet üzre Enüşirvân-misâl adâlet edüp ma‘mûr [u] âbâdân etmişken âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Lala Kara Ferhâd Paşa diyâr-ı Gürcîstân üzre yer götürmez asâkir-i bî-pâyân ile kal‘a-i Çıldır'ı ve yetmiş aded tevâbi‘i kal‘aları feth edüp azîmet-i kal‘a-i Tiflis ve kavm-i müflis üzre serdâr-ı mu‘azzam azîmet etdüğün mezkûr Dâvûd Hân istimâ‘ edüp kırk bin asker Tiflis kal‘asına müstahfızân koyup cenge âmâde olup kal‘a-i Tiflis'i gereği gibi metânet üzre âmâde idi. Beri tarafdan asker-i deryâ-misâl kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Şûrân sahrâsına gelüp meks-i hıyâm edüp ibtidâ hâkim-i Tiflis'e bir nâme ile resûl gönderüp ibtidâ dîne da‘vet edüp ba‘dehû kal‘ayı pâdişâha teslîm ve ba‘dehû kal‘a hâricinde harâc-güzâr re‘âyâ olasın ve illâ dîn-i mübîn uğruna kılıçdan geçüp cümle ehl [u] ıyâliniz esîr ü pâ-beste ve dil-haste olması mukarrerdir. Kânûn-ı Hazret-i Risâlet üzre nâme varınca kırâ‘at olunup mefhûmu ma‘lûm olunca cümle kefere ve fecere ve cümle Kızılbâş-ı evbâş [u] nâ-tırâş bir yere cem‘ olup müşâvere eder. Netîce-i kelâmları ol olur kim "Osmânlı bildiğinden kalmasın" deyü elçiyi kovup kal‘a-bend olmağı irtikâb ederler. Ammâ yine akıbet-endîş olanlar meşveret edüp asker-i İslâm'ın muhâsarasına tâkat getiremeyeceklerin bilüp bir gice cümlesi firâr ve terk-i diyâr edüp kal‘a hâlî üzre bırağırlar. Bu ahvâl-i meserret-hâl serdâr-ı mu‘azzamın mesmû‘ları olup asâkir-i İslâm ile kal‘adan çıkan küffârın akîblerine düşüp kal‘a-i Tiflis kurbunda nehr-i Kür'den ubûr edüp bir gün bir gice ılgar ile kal‘a-i Zekim altında kal‘a-i Tiflis hânına irüp bir sa‘b u metîn ve sengistân ve çengelistân içre bir becene-i azîm içine kal‘adan götürdükleri girân-bahâ metâ‘ları ve cümle ehl [u] ıyâlleriyle mütehassın olmuşlar. Bi-inâyetillahi Te‘alâ guzât-ı müslimîn mûr-i bî-hisâb mâra üşer gibi Gürcî ve kızılbaşın cânib-i erba‘asından hücûm edüp bir hayli ceng-i azîm olur. İçerden küffâr amân deyüp aslâ amân vermeyüp kırk bin mikdârı bed-re’y Gürcî ve kızılbaşın başların tırâş edüp bî-baş vücûdların hâke salup asâkir-i İslâm ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenîm olurlar kim en ednâsı bir kalkan dolusu altuna mâlik olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318b–319a ·
metinde göster ·
… e‘âyâsının ekseri Gürcî ve Gökdolağ ve Yar-ı meni ve Bâr-ı menîlerdir kim cümle
kefere ve
fecerelerdir. Andan kalkup yine cânib-i garba 4 sâ‘atde,
Evsâf-ı kal‘a-i Sûrân: Tiflis hânı hükmünde bir püşte üzre gerçi küçük kal‘adır ammâ gâyetü'l-gâye sa‘b hisâr-ı üstüvârdır kim burc [u] bârûları evce peyveste olmuşdur. İbtidâ bânîsi Enûşirvândır kim Gürcîstân'ın atîk kal‘alarındandır. Hâlâ re‘âyâsının ekseri Gürcî ve Gökdolağ ve Yar-ı meni ve Bâr-ı menîlerdir kim cümle kefere ve fecerelerdir. Andan kalkup yine cânib-i garba 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a ·
metinde göster ·
… gelüp kenara çıkup anlar dahi imdâd-ı gârete gidüp gemilerinde ancak beşer onar
kefere ve
fecere kaldı. Hemân vakt-i sabâh olunca bizim kemîngâhda olan piyâde sekbân ve …
Balçıkbaşı nâm bir mahalde hayme ü hargâhlarımızla meks edüp hâb-ı râhatda yatarken re‘âyâdan bir recül-i sâlih gelüp paşaya mülâkî olup eydür "Sultânım, deryâda otuz altı pâre Kazak-ı Ak şaykaları gezer, ihtimâldir muvafık eyyâm ile vakt-i Şâfi‘îde bu Balçık iskelesin nehb ü gâret ede" deyü paşayı haberdâr edüp gitdi. Paşa dahi Zıpır Bölükbaşı ve Gırbo ve Çento ve Hüseyin Bölükbaşıları yüzer yiğitleriyle piyâde ve bin aded güzîde esb-i tâzî-süvâr Abaza ve Çerkes ve Gürcî yiğitlerin ileri nısfu'l-leylde gönderüp bir kemîngâhda karâr etdiler. Hikmet-i İlâh ile vakt-i Şâfi‘îde Kazak karaya âdem döküp Balçık şehrinin cânib-i erba‘asından âteşe urup ahâlî-i belede telâş el verüp halk vâveylâda iken Kazak-ı Ak şehri nehb ü gârete başlayup "poz yoz" deyü feryâd ederken deryâda olan otuz altı pâre şaykaları dahi vakt-i Hanefî'de imdâda gelüp kenara çıkup anlar dahi imdâd-ı gârete gidüp gemilerinde ancak beşer onar kefere ve fecere kaldı. Hemân vakt-i sabâh olunca bizim kemîngâhda olan piyâde sekbân ve sarıca arıları dağdan teper aşağı "Allah Allah" sadâsına rehâ buldurup der-ceng-i evvel kâfirin leb-i deryâda olan firkatelerine sarılup ân-ı vâhidde amân vermeyüp on yedi adedin kabza-i tasarrufa alup içinde olan esir ümmet-i Muhammed'i halâs edüp anlara kürek çekdirerek deryâya alarga olup firâr eden kayıkları dahi ahz edüp içindeki beşer onar küffârı kayd-bend edüp esîrlikden halâs olan ibâdullah ile ba‘zı paşa efendimiz levendâtları deryâda levarime edüp demir bırakdılar. Bu kerre şehri gâret eden küffârlar bu hâli görüp karada kalup cânlarından Balçık iskelesindeki buğday anbarlarına girüp cenge âhenge başlayup kimi dağlara firâr ederken efendimiz Melek Ahmed Paşa ılgar ile Balçık başından imdâda gelirken bu firâr eden küffârlar râst gelüp kimin esîr ve kimin kelle paça edüp kimi dağlarda Dobruca Çıtağı eline girüp esir olmada. Ammâ beri tarafda Balçık şehri içre mahzenlere kapanan Kazaklar cân havliyle ceng [ü] cidâl edüp hemân paşa, askerine bezl-i mâl ihsân ederek "Koma şehbâzlarım, cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üserâ sizin olsun" deyü alay çavuşları nidâ edince anbarları bizim asker âteşe urup damları delüp yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm olup üç yüz kâfir esîr ve dörd yüz kelle ve paça ve otuz altı pâre şayka feth olup cümle bölükbaşılar çelenkler ve hil‘at-i fâhireler ile behremend oldular. Üç yüz kâfirden yüz kadarın der-i devlete Rûmeli şaykalarıyla gönderüp telhîs etdi. Mâ‘adâ kâfirleri ağavâtlara bezl edüp otuz altı pâre Urus şaykalarında olan mâl-ı ganâ’imi içinde esîr olan ibâdullaha mâlların teslîm edüp şaykaları Özü ve Kili ve Akkirmân kal‘aları ta‘mîr ü termîmine gönderüp âmedânî böyle bir gazâ-yı garrâda bulunduğumuza bu hakîrin şikeste beste târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124a ·
metinde göster ·
… e edince Sırf-ı Despat inâdına musırr olup Despot yaylasından iki kerre yüz bin
kefere ve
fecereyi başına cem‘ edüp ellerine tuç eldivanlar giyüp Filibe hâmûnunda biri d …
Bi-kavli Tevârih-i Yanvan-ı Yunan, Rûm keferesi krallarından Filibe vilâyeti sâhibi Makedone nâm kralenin yaylağı tahtı idi. Ol asrda eyle imâristân u hadîka-i bostân [u] gül-i gülistân imiş kim Filibe sahrâsı içre aslâ İrem-i gülistândan bir hatve arz-ı hâliye yok imiş. Ba‘dehû bu şehir sâhibesi Makedone Krale sırf krallarından Dest-put kral ya‘nî "tuç elli" Kral-ı dâl Makedone avreti avretliğe almak ister. Bu Zağra şehri sâhibi Makedone Krale, "Ol Sırf kralıdır, ben bir Urûm kralesi Filibe ve Edirne sâhibi Makedone kralı olam, niçün ana avret olurum?" deyü da‘vâ-yı merde edince Sırf-ı Despat inâdına musırr olup Despot yaylasından iki kerre yüz bin kefere ve fecereyi başına cem‘ edüp ellerine tuç eldivanlar giyüp Filibe hâmûnunda biri dâll, biri mudille birbirleriyle ceng-i cidâl ü harb-i kıtâl edüp hikmet-i Hudâ Despot gâlib, Makedona mağlûb olup firâr ederken Filibe altında nehr-i Meriç geçidinden Makedone geçerken gark-ı âb olup cümle cüyûş-ı menkûsu Sırf keferesi elinde tu‘ma-i harbe olup şehr-i Filibe ve şehr-i Beğçe'ye ya‘nî bu Zağra şehrine kral-ı dâll olup Sırflar vilâyetine istîlâ edüp Zağra Yenicesi'n ihrâk bin-nâr edüp mürûr-ı eyyâm ile yine Bulgar tasallut edüp imâr edeler. Hâlâ kefere zamânındaki harâb olan âsâr-ı binâları şehrin cânib-i şimâlinde dağ eteklerindeki bağlar içinde ibret-nümâ temeller zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131a ·
metinde göster ·
müslim ile mülemma‘ iki yüz hâneli bâğ u bâğçeli ma‘mûr ze‘âmet köyüdür. Andan …
Karye-i Arnavudlar: Kefere ve müslim ile mülemma‘ iki yüz hâneli bâğ u bâğçeli ma‘mûr ze‘âmet köyüdür. Andan yine cânib-i cenûba âbâdân içre ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133b ·
metinde göster ·
Derûn-ı şehirde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim içinde iki bin aded şütür alır develiği ve üç bin at alır ıstabl-ı anteri ve kamberîsi vardır. Dahi ehl-i harem a‘yân [u] kibâr içün yetmiş seksen hâne-i müte‘addideli harem hücreleri var. Ve âyende vü revende vükelâ ve vüzerâ sâkin olmağiçün başka tahtânî ve fevkânî ve içli ve taşralı kâ‘aları var. Ve bây [u] gedâ müsâfirîn-i mahlûk-ı Hudâ içün hân-ı azîmin tarafeyninde yan soffaları üzre kâmil iki yüz ocaklı soffalardır. Ve rûy-ı divârda âlât-ı silâh asacak demir çengeller var. Ve cümle atları kayd-bend edecek demir halkalar vardır. Ve yazlık meydânına güvercinlik ta‘bîr ederler bir azîm meydândır kim üzeri eflâke ser çekmiş haşeb kubbedir. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşra haremi dahi beyâz hacer ile döşenmiş bir meydân-ı mu‘azzamdır kim beş bin at alır gûyâ İslâmbol'un Atmeydânı'dır. Bu haremin tâ ortasında müdevver aşren fe-‘aşr bir havz-ı kebîri var, gûyâ bir halic-i Mısır'dır. Cümle âyende vü revendenin devvâbları bundan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir azîm imâret-i dârü'z-ziyâfesi var. Her şeb [u] rûz cemî‘i müsâfirîn eğer kefere ve fecere bu mihmânsarâyda sâkin ola. Ba‘de'l-mağrib cemî‘i huddâmlar matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini içre birer tas buğday çobrası ve âdem başına birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân dânesi verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayrât böyle vakf-ı dâ’im eylemiş, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
… er kalmayup aşağı kapular pâk olup şahme-misâl vücûdları ter olur. İkinci bana,
kefere ve
Yahûdî ve gayri nasârâ avretlerinindir. Üçüncü germâb cümle Urûm ve Latin ve Bu …
Avretler ılıcası, bi-emri Hudâ avretlere nâfi‘dir. Ricâl makûlesi girse saçı sakalı dökülüp dam dazlak bir mahbûb kart cavlakî ışığına döner. Ammâ nisâ tâ’ifesi girse cümle mûdan eser kalmayup aşağı kapular pâk olup şahme-misâl vücûdları ter olur. İkinci bana, kefere ve Yahûdî ve gayri nasârâ avretlerinindir. Üçüncü germâb cümle Urûm ve Latin ve Bulgar Ermenîlerindir kim gayr-ı nasârâ komazlar. Andan dördüncü humma-i reb Yahûdîlerindir, kim anlardan gayri buna bir millet girmeğe ikrâh eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 140a ·
metinde göster ·
… ek, ya‘nî saya ve ya‘nî koyun ağılı vardır, derler. Ve Sırf ve Bulgar ve Voynuk
kefere ve
fecere çobanları var kim her biri başdarda karavanasına benzer, dırâz kad çoban …
Ve bir gûne alçacık ağaççıklarda bir vişnesi ve çilek meyvesi olur kim ve mine'l-acâ’ibdir.Ve aşağı derelerinde kestâne ve ahlad ve güğüm ve muşmula ve üvezi olur kim, garâ’ibdir. Ve billûrdan nişân verir buz pârelerin vişne hoş-âbına koyup şeb [u] rûz ve şinâb halâl-i nâb nûş ederdik. Ahâlî-i vilâyet takrîri üzre bu kûh-ı bülende üç bin eğrek, ya‘nî saya ve ya‘nî koyun ağılı vardır, derler. Ve Sırf ve Bulgar ve Voynuk kefere ve fecere çobanları var kim her biri başdarda karavanasına benzer, dırâz kad çobanlarının kulübelerinde mahbûbe yayla güzeli Bulgar kızları var kim her biri birer pençe-i âfitâb-ı âlem-tâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142a ·
metinde göster ·
… l iki o kadar olmak üzre diyâr-ı İslâmda bulunan üsârâ küffârlardan yigirmi bin
kefere ve
fecere katl ederler. Hâlâ Malatıyye hâricinde nehr-i Deyr-i Mesîh ve nehr-i Pül …
Bu ceng 193a ü cidâlden on altı sene mürûr edüp hicret-i nebeviyyenin iki yüz kırk dört senesinde Hârûnu'r-Reşîd müstakil halîfe-i Bağdâd olup yüz elli bin asker ile bu Malatıyye'yi mukaddemâ serdârlıklarında bî-feth avdet etdüğinden bu Malatıyye'de muhabbeti kalmış idi. Seydi Battâl Gâzî hâtıriyçün niçe hazâ’in-i Irâk masraf edüp Malatıyye'ye bir sûr-ı üstüvâr inşâ etdi. Ba‘dehû iki kerre yüz bin asker ile İslâmbol'u {Hârûnu'r-Reşîd} muhâsara edüp âhir bilâ feth avdet müşkildir deyü sulha rağbet eyleyüp bir sığır postu cirminde İslâmbol içre yer istedikde Alina Kral rızâ verüp Hârûnu'r-Reşîd sığır derisin incecik sırım dilüp Koca Mustafâ Paşa Câmi‘i yerinde Kızlar Manastırı nâm mahalde bir kal‘a binâ edüp içine kifâyet mikdârı cebehâne ve asker koyup beher sene küffârdan ellişer bin altun harâc gelmek üzre Hârûnu'r-Reşîd Bağdâd'a avdet edüp Malatıyye'de meştâ edüp imâr ederken İslâmbol'da Alina Kral-ı dâll isyân edüp İslâmbol içindeki ümmeti Muhammed'i katl-i âm ederken içlerinde ashâb-ı güzînden iş görmüş şecî‘ âdemler var idi. Ceng-i azîm ide ide niçe küffârları dendân-ı tîğdan geçirüp âhir kendiler de bî-hisâb küffâr içinde cümle şehîd olup Ebü'l-Makassıd nâm bir hümâm-ı be-nâm kalup bi-emrillah Alina Kral'ı katl edüp kendiyi de şehîd etdiler. Bu ahvâl-i pür-melâli Hârûnu'r-Reşîd ve Seyyid Battâl Gâzî Malatıyye'de istimâ‘ edüp İslâmbol'da şehîd olanlara bedel iki o kadar olmak üzre diyâr-ı İslâmda bulunan üsârâ küffârlardan yigirmi bin kefere ve fecere katl ederler. Hâlâ Malatıyye hâricinde nehr-i Deyr-i Mesîh ve nehr-i Pül sâhilinde çâh-ı gayyâlar içre üstühân-ı kefereler leb-ber-lebdir. Netîce-i kelâm mürûr-ı eyyâm ile bu Malatıyye üzre niçe ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl olup âhir ibtidâ Rûm'a kadem basan Âl-i Selçukiyân'dan Sultân Alâeddîn sene 76 târîhinde ceng-i azîm ile Ermenî destinden dest-i kuvvetle feth edüp cümle küffârı dendân-ı tîğdan geçirüp kal‘asın hâke berâber etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b–193a ·
metinde göster ·
… el-i bî-amânların içinde kırk dörd ve kırk beş bin Yezîdî ve Bapırî kelb-perest
kefere ve
fecereden eşed bir alây dağî ve bâğî ve zâğî gûl-ı beyâbân-sıfât tüğlü bî-dîn Y …
Bu kal‘a-i Sincâr zeylinde Firârî Mustafâ Paşa, deryâ-misâl asker ile meks ederken cebel-i Sincâr-ı azîmin bir cânibine Saçlı dağı derler, o cebel-i bî-amânların içinde kırk dörd ve kırk beş bin Yezîdî ve Bapırî kelb-perest kefere ve fecereden eşed bir alây dağî ve bâğî ve zâğî gûl-ı beyâbân-sıfât tüğlü bî-dîn Yezîdî Ekrâdları vardır. Anlar Firârî Paşa'dan zerre ve şemme havf u haşyet çekmeyüp bir hedâyâ-yı cüz’î ile Serdâr Mustafâ Paşa'yı anmadıklarından serdâr-ı mûmâ’ileyh gâyet müte’ellim oldular. Ol gün Serdâr Mustafâ Paşa-yı Firârî eydür: "Evliyâ Çelebi, mesmû‘um olmuşdur kim pederimiz Melek Ahmed Paşa efendiniz bu mahalle bizim gibi meks etdikde anlara dahi bu Saçlı dağı kâfirleri ri‘âyet etmediklerinden bu Sincâr cebel-i menhûsunda olan kâfirlerin niçe haklarından gelüp nehb ü gâret eyleyüp mâl-ı ganâ’im aldı. Bize bir şemme ol feth [ü] fütûhdan haber ver." deyü niçe ihbâr-ı sahîhalardan su’âl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214a ·
metinde göster ·
… yân-ı kibâr u sigâr evleridir ve cümle yedi mahalle-i müslimîn ve beş mahalle-i
kefere ve
Rûm [ve] Yahûdî ve Ermeni mahalleleridir.
Bu şehrin cânib-i garbîsi havâleli kırmızı topraklı dağlardır. Üzerleri on bin aded bâğlardır. şark tarafı bir vâsi‘ düz meydânın nihâyeti Karadeniz'dir kim cümle şehri bâğlı ve bâğçeli düz yere vâki‘ olup cümle hâneleri serâpâ kârgîr dîvârlı ve kırmızı kiremitli dörd bin aded tahtânî ve fevkânî ve a‘yân-ı kibâr u sigâr evleridir ve cümle yedi mahalle-i müslimîn ve beş mahalle-i kefere ve Rûm [ve] Yahûdî ve Ermeni mahalleleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30b ·
metinde göster ·
… arı besler. Anıniçün halkı bâğbân ve zenginlerdir ve cümle yeniçeri geçinirler.
Kefere ve
meyhâne ve bozahâneleri yokdur, ammâ kahvehâne-i mesâvîhâneleri vardır. Çelebi …
Ve cümle yüz aded dükkânları var, ammâ bezzâzistânı yokdur ve halkı cümle Etrâk'dir kim kâr ü kisbleri bâğçevânlıkdır, zîrâ bu Bâzâr köyünün bâğları meşhûr olup İslâmbol'u âveng üzümüyle bir yıldan bir yıla bu şehir bâğları besler. Anıniçün halkı bâğbân ve zenginlerdir ve cümle yeniçeri geçinirler. Kefere ve meyhâne ve bozahâneleri yokdur, ammâ kahvehâne-i mesâvîhâneleri vardır. Çelebi kahvesi ve Çârdâk kahvesi mecma‘ü'l-irfân bir cây-ı ârâmgâhdır, ammâ âb [u] havâsı sehel sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83b ·
metinde göster ·
… ün kal‘asın münhedim etmişlerdir. Hâlâ sahrâ-yı lâle-izârında göm göm üstühân-ı
kefere ve
şühedâ-yı müslimîn püşte püşte nümâyândır.
Gelibolu nevâhîlerinden mu‘âf müsellem bir kasaba-i müzeyyendir kim Gâzî Süleymân Paşa Rûm keferesi destinden kuvvet-i bâzû ile feth edüp cemî‘i imârâtına vakf olmuşdur, ammâ kal‘ası harâbdır. Bunda küffâr ile gâyetü'l-gâye savaş-ı perhâş olduğundan bir dahi küffâra cây-ı menâs olmasın içün kal‘asın münhedim etmişlerdir. Hâlâ sahrâ-yı lâle-izârında göm göm üstühân-ı kefere ve şühedâ-yı müslimîn püşte püşte nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97a ·
metinde göster ·
… zeyyen olduğu mukaddemâ sene 1061'de tavsîf olunmuşdur, ammâ şimdi bu şehre bir
kefere ve
fecere ve Rus-ı menhûs Eflâk ve Boğdan askeriyle alay-ı camapur edüp girilmişdi …
Evsâf-ı kal‘a-i Pravadi: Hakkâ ki iki kaya mâbeynine vâki‘ olmuş bir zayyık vâdî içre kurşumlu imâristânlı ma‘mûr şehr-i müzeyyen olduğu mukaddemâ sene 1061'de tavsîf olunmuşdur, ammâ şimdi bu şehre bir kefere ve fecere ve Rus-ı menhûs Eflâk ve Boğdan askeriyle alay-ı camapur edüp girilmişdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz, gûyâ bir taklîd-i zıll-ı hayâl idi. Andan yine cânib-i şimâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
… ince hemân ol gün İsmâ‘îl şehrinde kös ve nefîr-i rıhletler çalınup yigirmi bin
kefere ve
müslim askeriyle cânib-i yıldıza gidüp
"İnşâ’allâh bin yetmiş Rebî‘ulevvel'in yigirminci günü sizinle Boğdan vilâyeti tahtı olan Yaş şehri altında cem‘ olup küffâr ile bir iki kerre tokuşalım, Hudâ kerîmdir, ya taht ola ya baht" deyü Tatar Hân ve Kalga Sultân'dan mahabbetnâmeler gelince hemân ol gün İsmâ‘îl şehrinde kös ve nefîr-i rıhletler çalınup yigirmi bin kefere ve müslim askeriyle cânib-i yıldıza gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101a ·
metinde göster ·
… da meks edüp andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek her menzilde firâvân
kefere ve
fecerelerin cünd-i cünübün başına cem‘ edüp bî-hadd ü bî-ad va‘de-i bâtılalar i …
"Ayâ Eflâk beğliği kime ihsân olsa?" deyü müşâvere olundukda cümlenin ittifakıyla Köpürlü Mehemmed Paşa-yı Boynudoğru İslâmbol'da Ken‘ân Paşa'nın Âtike Sultân'ı yanında neşv ü nemâ bulup perverde olmuş Fârisîhân ve hattât ve şi‘r fehim Rûm kiritsisi necîb ü reşîd Mihne Çelebi ve Cüvân Çelebi nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup erbâb-ı dîvân mâbeyninde hayli vak‘ u vakârı var idi. Ana Eflâk beğliği sadaka olunup tuğ ve tabl [u] alem verildikden mâ‘adâ ber-vech-i karz-ı hasen Âtike Sultân bu Mihne Çelebi'ye yüz kîse verüp cemî‘i mühimmât [u] levâzımâtların görüp İslâmbol'dan bir acâ’ib pâk alay ile başında muhzır ağa süpürgesiyle çıkdı kim gûyâ bir vezîr-i mükerrem alayı idi, tevâbi‘ât [u] levâhikatında aslâ ve kat‘â kefere yok idi. Cümle pâk ve mülebbes ve muhteşem ve müselmân kapucubaşılarıyla alay edüp Melek Ahmed Paşa'nın Topçular nâm sarâyında meks edüp andan kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek her menzilde firâvân kefere ve fecerelerin cünd-i cünübün başına cem‘ edüp bî-hadd ü bî-ad va‘de-i bâtılalar ile başına bî-mezheb müslim şeklinde âdemleri dahi kapucubaşılar ve sâ’ir tevâbi‘ u levâhıklar yazup ve yollar üzre niçe yüz aded mâldâr bâzergânlara va‘de-i dürûğlar ederek Eflâk tahtı olan Bükreş şehrine varup karâr-dâde oldukda cümle re‘âyâ vü berâyânın ve cümle boyarların metâ‘larına narh verüp ucuz bahâ ile bey‘ [ü] şirâ edüp sûret-i Hak'dan görünüp adl [ü] adâlet-i Enûşirvân'ı gösterdi ve kendi metâ‘ların dahi borçlularına yok bahâya verüp herkese ve her tüccâra iltifât ve ihsân ü in‘âmlar eyleyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
Bunlardan mâ‘adâ ne kadar tevâbi‘ât ü levâhikâtlar ederse eğer
kefere ve
eğer müslim eder ol kadar ruhsat verilmişdir, zîrâ mansıb-ı âlîdir. Beğine behe …
Bunlardan mâ‘adâ ne kadar tevâbi‘ât ü levâhikâtlar ederse eğer kefere ve eğer müslim eder ol kadar ruhsat verilmişdir, zîrâ mansıb-ı âlîdir. Beğine beher sene sekizer bin kîse-i Rûmî ve iki bin kîse hedâyâ ve iki bin kîse zehâyir hâsıl olup İslâmbol'un erbâb-ı dîvân vüzerâ ve vükelâların ganîmet eden bu Boğdan ve Eflâk diyârıdır. Hakîr bu diyârların ahvâllerine eyle muttali‘ olmuşumdur kim bu Boğdan ve Eflâk mansıbları Bağdâd ve Mısır'dan mahsûldârdır, ammâ kefere beğlerine mahsûs olmuş bir mansıb-ı cevrdir. Hudâ-yı Lem-yezel Âl-i Osmân vüzerâlarına nasîb eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
"Yine kal‘a-i Lipova'ya mâlik oldum" deyü Lipova'dan yüz bin
kefere ve
fecereler ile kal‘a-i Çanad üzre gelirken Budun Vezîri Alî Paşa'ya râst gelüp c …
"Yine kal‘a-i Lipova'ya mâlik oldum" deyü Lipova'dan yüz bin kefere ve fecereler ile kal‘a-i Çanad üzre gelirken Budun Vezîri Alî Paşa'ya râst gelüp cümle küffârı tîğ-i âteş-tâbdan geçürüp ol arada Erdel kralı Lipova kal‘asın boş bulup kal‘aya istîlâ edüp miftâhların Devlet-i Alîyye'ye 117b gönderüp hidmet etdikde cenâb-ı pâdişâhîden Erdel kralına bir tîğ-i zerrîn ve hil‘at-i fâhire ile mer‘î ve mahmî kılındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117a–117b ·
metinde göster ·
… mâr ve ze‘âmetler ihsân olundu. Bunların akabince derûn-ı hisârdan iki yüz aded
kefere ve
fecereler taşra amân ile çıkup gitdiler. Bunlara Tatar askeri râst gelüp esîr e …
Bir gün Çavuşzâde kolundan bir azîm lağım atıldı ve hayli {dîvâr} yıkılup açıldı velâkin kal‘anın rûy-ı dîvârı irtifâ‘ nihâyetinde olup içerden küffâr def‘-i a‘dâ etmeğile yürüyüşün gerüsü yürümeyüp dîvâr 124a üzre üç yüz aded cengâver serdengeçdi {Semendire} yiğitler kalup gördüler kim askerin gerisi gelmeyüp bunlar ortada kaldılar. Hemân cümlesi yek-dil [ü] yek-cihet olup dal kılıç şehir içre yürüyüp küffâr-ı murdârları şehir içre kovarak kırarak her bir yiğit birer ve ikişer kelle ile hırren fe-hırren ceng ederek bir gayrı gediklerden serdâr-ı mu‘azzam önüne geldiklerinde cümlesine belağan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar ile tîmâr ve ze‘âmetler ihsân olundu. Bunların akabince derûn-ı hisârdan iki yüz aded kefere ve fecereler taşra amân ile çıkup gitdiler. Bunlara Tatar askeri râst gelüp esîr edüp ol gün bir alay-ı azîm ile seksen bin Tatar ve dör[d] kerre yüz bin atlarıyla kal‘adan top menzili ba‘îd gelüp meks etdiklerinde küffâr bu kadar asker-i İslâm'ı görüp kal‘adan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b–124a ·
metinde göster ·
fecereleri zemînî mezheb olmak ile cemî‘i zî-kıymet girân-bahâlı emti‘aların me …
Ve bu Erdel-i erzel küffârı memleketinin kefere ve fecereleri zemînî mezheb olmak ile cemî‘i zî-kıymet girân-bahâlı emti‘aların meşâdlarında ve bâğ [u] bostânlarında zemîne defn etdiklerin guzât-ı müslimîn sayd [u] şikâr giriftâr etdikleri üsârâlardan haber alup zîr-i zemînlerde ve mahzenlerde ol kadar mâl-ı ganâ’im zî-kıymet ve kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire-i nâdireleri bî-zahmet aldılar ve ol kadar bisât-ı bî-kıymet âvânî bulurlardı kim tahmîl-i bâr etmeden acz izhâr edüp düşmana kalmasın deyü ol girân-bahâ âvânîleri ıhrâk bi'n-nâr edüp niçesin sulara bırağırlardı. Ve guzât-ı müslimîn ol kadar üsârâ çıkarırlardı kim kesretinden âciz olup niçesin katl ederlerdi. Ve her gün zîr-i kal‘ada olan guzâta üç dörd yüz araba mâl-ı ganâ’im gelüp kal‘a-kûp olan cüyûş-ı muvahhidîne ganîmet olurdu. Ve cümle hayme vü hargâhda birer ve beşer ve onar nâ-şüküfte ve nev-izâle duhter-i pâkîze-ahter dişleri mevzûn ve meknûn kelimâtları mevzûn kızlara ve pençe-i âfitâb muğpîçehâ-yı duşak uşakları Macar ve Eflâk füccârları esîrlerinin hisâb [u] kitâbların Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124a ·
metinde göster ·
Ve dahi bir varoş Banaluka kapusundan taşra üç yüz hâneli
kefere ve
müslim hâneleri var ve bir varoş dahi nehr-i Virbaz aşrı bir mahalle var. Aded- …
Ve dahi bir varoş Banaluka kapusundan taşra üç yüz hâneli kefere ve müslim hâneleri var ve bir varoş dahi nehr-i Virbaz aşrı bir mahalle var. Aded-i hâneleri ma‘lûmum değildir, ammâ bu üç aded varoşlarda hân ve câmi‘ ve çârsû-yı bâzâr ve hammâmlar yokdur, ammâ ravza-i rıdvân misilli bâğ u bâğçeleri gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152a ·
metinde göster ·
"Sultânım, Bihke kapudanı yiğitlerindeniz. İşte Bihke kapudanı vekîli ve Ferbi(?) kapu[d]ânı ve Veyd(?) kapudan ve İbrâhîm Beğ Yanova asker[i] ve sizin âdemleriniz cümle on iki araba pâdişâh mâlı ve kırk araba dahi me’kûlât [ü] meşrûbât ve niçe serhaddimiz dostları kefere ve beğlere esîr olan gâzîler içün rızıklar geliyor". "Yakın mıdır?" dedikde, "Katlanursız, şallâhi henüz gelecekleri zamândır" dedikde, katlanmağa sabra tâkat kalmayup aslâ bir yerde meks [u] ârâm etmeyüp cânib-i kıbleye beş sâ‘at yürüdük. Hamd-i Hudâ ol tarafdan ve bizim tarafdan İslâm bayrakları nümâyân olunca iki askerimiz birbiriyle mülâkat olup, arabalara girüp cümle mührümle mevcûd bulup kadının arz [u] mahzarına ve a‘yân-ı Bihke ve Korpa'nın mektûblarıyla her şeyi mevcûd bulup yine beş sâ‘at gerü deyüp vakt-i gurûbda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a ·
metinde göster ·
… ar ruhbân huddâmları var ve bu kadar evkâfları var kim subh u mesâ bu kadar yüz
kefere ve
müslimler gelüp mihmân olur giderler, ammâ bu bizim gâzî pâdişâhımızın ne türbe …
Hakîr eyitdim: "Sultânım bu pâdişâhı şehîd eden menkûs kâfir ise karşu dağda bir manastır içinde cevâhir kandiller ile misk ü amber-i hâm râyihalarıyla mu‘attar bir kubbe-i müzeyyen içre yatup bu kadar ruhbân huddâmları var ve bu kadar evkâfları var kim subh u mesâ bu kadar yüz kefere ve müslimler gelüp mihmân olur giderler, ammâ bu bizim gâzî pâdişâhımızın ne türbedârı ve ne evkâfı olmadığından cemî‘i küffâr gelüp ihâneten tağavvut ederler. Gerekdir kim cemî‘i etrâf kurâlar kefereleri gelüp yine anlar bu kubbeyi tathîr edüp amâr edesiz. Ve İzevçan hâssından bir yük akçe ile amâr edüp etrâfın kal‘a-misâl dîvâr çeküp bir türbedâr ehl [ü] ıyâliyle ta‘[y]în edesiz" dediğimde, âhâlî-yi vilâyete iki kîse guruş verüp cümle kurâ keferelerine kubbeyi tathîr edüp bir haftada etrâf-ı kubbeye bir yüksek dîvâr çeküp bir âlî kapu etdi kim atlılar girmeye ve beş yüz meyve dırahtı diküp bir âb-ı hayât kuyu hafr edüp ehl [ü] ıyâliyle bir türbedâr ta‘[y]în eyledi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168b ·
metinde göster ·
… âdem başına birer nânı ve at başına birer tobra at yemi cânib-i vakfdan cemî‘i
kefere ve
müslimîne ni‘meti mebzûldür.
Mütevellîsi salb [u] siyâset sâhibi hâkimdir kim yüz elli âdem ile iner ve biner, maktû‘ü'l-kalem ve mefrûzü'l-kadem hükûmetdir, ammâ taşra varoşu sekiz yüz aded kiremitli ve tahta ve saz örtülü ma‘mûr varoşdur. Bir câmi‘i ve altı aded mescidi ve bir azîm kârbânsarây hânı ve bir küçücük hammâmı ve âyende vü revendeye ni‘meti mebzûl imâreti var. Her gece hânın her ocak başına birer bakır sini ta‘âmı ve âdem başına birer nânı ve at başına birer tobra at yemi cânib-i vakfdan cemî‘i kefere ve müslimîne ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
Hemân derûn-ı hisârdan bir gece yetmiş bin asker-i
kefere ve
Mehemmed Paşa'dan dahi bu kadar asker-i İslâm kal‘adan çıkup vakt-i şâfi‘îde Ra …
Hemân derûn-ı hisârdan bir gece yetmiş bin asker-i kefere ve Mehemmed Paşa'dan dahi bu kadar asker-i İslâm kal‘adan çıkup vakt-i şâfi‘îde Rakofçi la‘în-i bî-dîn üzre şeb-hûn edüp bir koldan Barçay Kral ve bir koldan Mehemmed Paşa Rakofçi askerin basup kıra kıra kemân-ı iktidârın yasup ve cemî‘i mâlların ganîmet edüp Rakofçi la‘în ancak yetmiş atlıyla cân ve baş halâsına düşüp firâr etdi. Ve Sibin kâfirleri esîr almayup Mehemmed Paşa askeri üç bin aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imler ile sîr olup bu kadar cebehâne ile yetmiş aded balyemez ve düşmana amân u zamân vermez top-ı kal‘a-kûplar yerinde kalup cümlesin kal‘a-i Sibin'e korlar. Hâlâ kırmızı bir parankona çukalar ile mestûr altun-misâl toplar idiği cümle manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30a ·
metinde göster ·
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli
kefere ve
müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir …
Bu karye Düşeniçse nevâhîsinden üç yüz aded hâneli bâğlı ve bâğçeli kefere ve müslim köyüdür. Bu köyden hâric bir vâdî-i çemenzârda kârgîr binâ ile mebnî bir ılıcadır, ammâ vâcibü's-seyrdir. Köstendil hummalarından nâfi‘ suyu vardır, ammâ ol kadar şiddet-i hâr üzre su değildir. Sermâ su idhâl etmeden gasl olunur. Mu‘tedil ve hoşnûş edecek âb-ı germâdır kim sâhibü'l-hayrât Gâzî Lala şâhin Paşa bu germâb-ı latîf üzre kubâb câmekân ve bir dârü'l-gasl havz [u] şazrevân inşâ edüp bu germâbı amâr etmiş. Bunda dahi mâh-ı Temmûz'da ve re's-i sâl-i mâh-ı nevrûzda niçe bin ünâs-ı mahlûk-ı Hudâ cem‘iyyet-i kübrâ edüp germâb faslı eder, ammâ menâfi‘-i kesîresi zenânelere mahsûsdur. Husûsan vaz‘-ı hamlde bir hâtûn usret çekse bu hummaya girüp âb-ı suhnundan nûş etse belki havzdan çıkmadan vaz‘-ı haml eder. Tâ bu mertebe havâtînlere nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
… edân-ı ma‘mûrlardır. Ve cümle on bir mahalle-i müslimînlerdir. Mâ‘adâ mahalle-i
kefere ve
kıbtîlerdir.
Nehr-i Işkır kenârında on iki göz ağaç cisir ile ubûr olunur bir vâsi‘ fezâda cümle bin yedi yüz aded sarây-misâl ma‘mûr u âbâdân serâpâ kiremit ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır. Ve cümle on bir mahalle-i müslimînlerdir. Mâ‘adâ mahalle-i kefere ve kıbtîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39b ·
metinde göster ·
bir cemâ‘ati Yahûdî, mâ‘adâ mahallât-ı müslimdir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Çârsû …
Der-defter-i aded-i esmâ-i mahallât-ı büldân: Cümlesi yigirmi dörd mahalledir. Dördü kefere ve bir cemâ‘ati Yahûdî, mâ‘adâ mahallât-ı müslimdir. Evvelâ Beğ mahallesi ve Çârsû mahallesi ve Tabahâne mahallesi ve Ortacâmi‘ mahallesi ve Şeyh mahallesi ve Na‘lbend mahallesi ve Yukaru mahalleler {meşhûrdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57b ·
metinde göster ·
… değildir. Şehinşâh-ı çârnâsâr u inpiratorlar arasında pâdişâhlık oldur kim eğer
kefere ve
eğer bay u gedâ fukarâlarına ve yetîm ve yetîmelerine merhamet edesin. Al imdi …
"Bunun babasın öldürüp mâl [u] mülkin almak hüner değildir. Şehinşâh-ı çârnâsâr u inpiratorlar arasında pâdişâhlık oldur kim eğer kefere ve eğer bay u gedâ fukarâlarına ve yetîm ve yetîmelerine merhamet edesin. Al imdi kendi öksüz garîbini" deyüp Yanoş gulâmı Süleymân Hân önünde bırağup avret alarka durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
bir gulâm ve iki bâkire kız elime girdi, ammâ bu varoş-ı azîm ıhrâk olup kal‘a …
Hamd-i Hudâ bu hakîrin destine yedi at ve altı kefere ve bir gulâm ve iki bâkire kız elime girdi, ammâ bu varoş-ı azîm ıhrâk olup kal‘a meydânda kalmak ile cümle asâkir-i Tatar'ın bir cây-ı menâsı kalmadığından hemân derûn-ı hisârdan küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr bir fitilden niçe yüz pâre toplarına âteş edince bir ânda iki yüz aded Tatar gâzîlerimiz sademât-ı topdan şehîd oldular ve altı yüz kadar yiğitler dahi mecrûh oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Latin'de Miloşva bir ism-i kâfirdir kim bânîsi ol
kefere [ve]
fecere olmağile ol ismile müsemmâ bir kal‘a-i bâlâdır. Sırf ve Voynak banlarınd …
Lisân-ı Latin'de Miloşva bir ism-i kâfirdir kim bânîsi ol kefere [ve] fecere olmağile ol ismile müsemmâ bir kal‘a-i bâlâdır. Sırf ve Voynak banlarından bir kral-ı dâldır kim bu kal‘ayı binâ edüp cemî‘i Arnavudistân'ı ve Sırfistân'ı ve Dobra-Venedik'in ve Bundukanî Venedik'in ve Bosna ve Hersek diyârın kabza-i teshîre alup niçe kerre Selânik'i ve Edirne câniblerin nehb ü gâret ü hasâretler edüp çâr-nâ-sârlık iddi‘âsın ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
Cümle beş mahalle ve cümle kat-ender-kat beş yüz aded mu‘âf [u] müsellem
kefere ve
müslim hâneleridir kim bunlar da serâpâ kazıklar üzre mebnî ikişer üçer kat cüm …
Cümle beş mahalle ve cümle kat-ender-kat beş yüz aded mu‘âf [u] müsellem kefere ve müslim hâneleridir kim bunlar da serâpâ kazıklar üzre mebnî ikişer üçer kat cümle tahta ve haşeb binâ ve cümle şindire tahta örtülü şâhnişînli ve kâ‘alı evlerdir, ammâ hoş binâlı hâne-i zîbâları göl kenârında Kanije'ye nâzır olan büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
… dahi kâfirin elçisi yanında kaldılar. Meğer bu bizim elçi yanında kalan ihtiyâr
kefere ve
kefere elçisi yanında kalan beş nefer ihtiyârlar tarafeynde tercümânlar "Halt-ı …
Hemân bizden dahi bir Üstürgon ve bir Ustolni ve bir Eğri ve bir Budin ve bir Kanije odabaşıları paşadan bir koyun yağlığı alup kefere elçisine selâm götürüp beş nefer odabaşılar anlar dahi kâfirin elçisi yanında kaldılar. Meğer bu bizim elçi yanında kalan ihtiyâr kefere ve kefere elçisi yanında kalan beş nefer ihtiyârlar tarafeynde tercümânlar "Halt-ı kelâm 45a etmesin" deyü Macarca ve Nemse ve Çehe ve Leh ve Türkçe bilir âdemler korlarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 44b–45a ·
metinde göster ·