feth etdi. Ol merhûm olup Yûsuf Selâhaddîn Mısır sultânıyken Kudüs'ü ve Şâm Tar …
Kadîm-i evvelde bunlara kayser-i Rûm derlerdi. Zîrâ Erzurûm'a ve Sivas'a ve Kayseriyye ve Konya şehirlerine mâlik olmağıla Kayser-i Rûm derlerdi. Birkaç kral cem‘ olsa kayâsıra derler. Ammâ bu Takyanus Rûm pâdişâhlarından olup tahtgâhı Roma ve Antakıyye idi. Târîh-i İskender-i Yunanî'nin sene 595 kral-ı dâl olup zulmünden Ashâb-ı Kehf âyet nass-ı kâtı‘ üzre ArapçaArapça mâ sadakı üzre yedi sekiz aded Ashâb-ı Kehf firâr etdikleri cemî‘i tefâsîrlerde mastûrdur. Ve bu Takyanus putperest idi ammâ mudârâdan millet-i mesîhiyye ve ehl-i Şâm ve Mısır'ı kırup kenîseleri harâb ederdi. Anların mâlıyla İskenderiyye üzre varup kendüye âsî olan vezîri hileyle katl edüp İskenderiyye sâhibi olup diyâr-ı Mısr'ı Buhtunnasr gibi harâb edüp andan diyâr-ı Acem'e bir vezîrin serdâr edüp Şapur Şâh ile ceng-i azîm edüp Şapur Şâh'ı katl ve cümle ehl-i ıyâli ve hazînesin Takyanus'a gönderüp ol mâl ile bu Antakıyye kal‘asın dahi ziyâde imâr edüp âhir yiğirmi sene kral olup cebbâr olduğundan dişlerinin etleri dökülüp mürd olup yerine veled-i pelîdi Karnibal kral olup iki yıldan ol dahi mürd olup kayâsıralar bunda inkırâz bulup devlet millet-i Mesîhiyye Nasârâsına müyesser olup Kostantin-i Kübra kral olup âyîn-i İsâ icrâ edüp ibtidâ Nasrânî bu Kostantin olup cümle Takyanus putların kırmışdır ve cemî‘i heyâkilleri âteşe yakmışdır ve yerlerine kenîseler yapmışdır ammâ Takyanus'dan} sonra Buhtunnasr evlâdları Antakıyye'i harâb edüp niçe mülûk destine girüp Âl-i Kayasıra-i Nasârâlar destinde iken Hazret-i Ömer hilâfetinde Kuds-i Şerîf feth olup Hâlid b. Velîd ve Esved b. Mikdâd ve Ebû Ubeyde ibn Cerrâh niçe bunun emsâli ashâb-ı güzînin güzîdeleri gelüp ceng-i azîmler edüp kimi feth edüp kimi bî-feth Medîne'ye avdet edüp âhir sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd üç kerre yüz bin asker ile Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî ile gelüp ceng-i azîm ile feth eyleyüp cümle küffârın dendân-ı tîğden geçirdiler ve Şehzâde Me’mûn'u hâkim nasb edüp Hârûnu'r-Reşîd yine Bağdâd'a gidüp merhûm olunca küffâr yine kal‘a-i Antakıyye'ye istilâ eyledi. Âhir Şâm pâdişâhı Nûreddîn eş-Şehîd hazretleri dest-i kefereden feth etdi. Ol merhûm olup Yûsuf Selâhaddîn Mısır sultânıyken Kudüs'ü ve Şâm Tarablus'u ve bu Antakıyye'ye küffâr-ı Frenk istîlâ edüp {Âl-i Türkmâniyân ki cümle beş neferdir, bunlardan biri Emîr Kerboğa'dır deryâ-misâl azîm asker ile kal‘a-i Antakıyye'i küffârdan istihlâsa geldikde Frenk-i pür-cenk elinde münhezim olup âr u gayret-i hamiyyetinden Haleb tahtın bırağup sene 495 târîhinde Acem diyârının Isfahân-ı nısf-ı cihânına giderken şehr-i Hoy'da merhûm olup anda medfûndur}. Ba‘dehû Selâhaddîn Yûsuf Mısır'dan deryâ-misâl asker ile gelüp Kudüs'ü ve Tarablus Şâm'ı ve bu Antakıyye'i feth edüp tâ Mısır pâdişâhlarının Çerâkizelerinden Sultân Gavrî hilâfetine dek Mısır pâdişâhlarının elinde kalup Selîm Şâh-ı Evvel Acem'le cenk ederken Mısır Sultânı Gavrî kızılbaşa imdâd edüp Çıldır sahrâsında Selîm Şâh Gavrî'nin Acem'e imdâdı sebebiyle münhezim olmuşken bi-emrillahi Te‘âlâ nesîm-i fursat Selîm Şâh üzre esüp Şâh İsmâ‘îl münhezimen firâr edüp kırk bin mikdârı güzîde Mısır askeri kılıçdan geçüp Selîm Şâh mansûr [u] muzaffer avdet edüp "Kızılbaşa imdâd eden müslim geçinen âdemin katli vâcibdür" deyü Kemâlpaşazâde Ahmed Efendi'den fetvâ-yı şerîfler alup Bismillah ile niyyetü'l-gazâ deyüp sene-i âtîde Mısır'da Gavrî'ye elçiler gönderüp elçileri de katl etdüğü haberi Selîm Şâh'a gelince bir fetvâ-yı huccet [ü] bürhân dahi ele alup yer götürmez asker ile ibtidâ Göksun yaylasında Mar‘aş pâdişâhı Sultân Alâüddevle'i bozup kırk bin Türkmân eşirrâsın katl edüp Alâüddevle'nin bî-devle başıyla yetmiş boy beğleri başıyla Mısır'da Gavrî Hân'a gönderüp "Hâzır ol vaktine!" dedi. Gavrî dahi Selîm Hân'ı Mercidâbık'da dört kerre yüz bin benî Âdemle karşulayup Hazret-i Dâvûd-ı Nebî Câlût Melik ile ceng etdüğü yerde bir ceng-i Selîm ü Gavrî oldu kim Gavrî bu cengin gavrına ermeden kal‘a-i Haleb'e ancak yedi yüz Çerâkes-i nâkes ile bî-kes olup firâr etdiler. Selîm Şâh akîbine düşüp Haleb'i emân ile feth edüp Yûnus Paşa'ya dahi bu Antakıyye'nin miftâhların teslîm edüp niçe kerre yüzbin altun ile ahâlî-i vilâyet hedâyalar ile Haleb altında Selîm Hân'a gelüp du‘â vü senâ ile hedâyâların arz edüp Vâli-yi Antakıyye Bıyıklı Mehemmed Paşa olup Haleb eyâleti tahrîr olundu. İşbu feth-i fütûh sene 922 târîhinde feth-i Antakıyye vâkı‘ olmuşdur. İlâ hâze'l-ân dest-i Âl-i Osmân'da Haleb vâlîsi hâs-ı hümâyûnun voyvadalığı hükûmetinden üç yüz âdem ile zabt [u] rabt eder ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz pâyesiyle niçe mollalara arpalık ihsân olunmuşdur. Mezâhîb-i erba‘adan şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi vardır ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. İçil olmağile kifâyet mikdârı cebehânesi ve sağîr ü kebîr yigirmi pâre mecrûh şekilli topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 22a ·
metinde göster ·
… evver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü tesmiye etdiler, ammâ zamân-ı
keferede
bu şehre lisân-ı Yunan'da ilâ hazâ'l-ân Pigâhelinâ derler. Hazret-i İsâ asrında …
Kılıç Arslan Şâh'ın bu şehir tahtgâhı olmağıla (---) nâm mahallinde bir sarây-ı azîm binâ eder kim niçe yerde kasr-ı İremleri ve kasr-ı Havernâkları ve kâh-ı ekâsireleri ve eyvân-ı hakanîlere mânende kâ‘alar ile ârâste ve Merâm-misâl cenîn ü hıyâbânlar ile pîrâste edüp bu sarây-ı azîmîn yedi bin aded manzara ve dakka ve revzenleri ve üç bin aded müte‘addid nakş-ı bûkalemûn hücreleri var idi. Ve Kılıç Arslan binâsı olmağıla dârü's-sa‘âdesinin yemîn [u] yesârında tucdan iki aded arslan-ı mehîb timsâli inşâ etdirmişdi ve mağrib-zemîn üstâdlarından iki üstâd-ı kâmil bu esedlere birer ilm ile tılsım edüp bir arslanın ağzından âteş feşân olurdı. Bir sübû‘ın ağzında bir sayha-yı mühlik sâdır olurdu. Tâ ki bir âdem bu sarâyâ kem kasd ile girse yâ sarâydan bir şey serika edüp taşra çıkarken bu arslan-ı âteş fişânın şerâresinden ve öbür esedün na‘rasından harâmî ve sârık herîfler helâk olurdı. Bu şehir bu sarây-ı münevver ile cihân-arâ olmağın bu şehre Aksarây deyü tesmiye etdiler, ammâ zamân-ı keferede bu şehre lisân-ı Yunan'da ilâ hazâ'l-ân Pigâhelinâ derler. Hazret-i İsâ asrında imâr olduğun Rûmlar sıhhat üzre yazmışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69b ·
metinde göster ·
… smine Kara Harman deyü nefes etmişlerdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur ammâ zamân-ı
keferede
bender şehr-i kadîm olup Bulgarca ismine (---)(---) derlermiş. Ol asırda bir k …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bir hevâdâr zemin-i mahsûldâr olmak ile Sarı Saltık Sultân, ya‘nî Muhammed Buhârî Saltık Bay hazretleri bu mahalde fukarâlarıyla zirâ‘at edüp mahsûlün bu mahalde harman edüp ismine Kara Harman deyü nefes etmişlerdir. Sebeb-i tesmiyyesi oldur ammâ zamân-ı keferede bender şehr-i kadîm olup Bulgarca ismine (---)(---) derlermiş. Ol asırda bir kral-ı dâl ismiyle müsemmâ bir şehr-i zîbâ imiş. Dest-i Ceneviz'den bunu dahi Yıldırım Hân feth etmişdir. Ba‘dehû kal‘asın küffâr yine istîlâ etmesin içün hâke beraber harâb [u] yebâb, hânelerin türâb etmişdir. Ba‘dehû Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında bu mahalde Kazak-ı Ak mazarratı def‘ içün bir cây-ı me’men lâzımdır, deyü fermân-ı Murâd Hân ile sene (---) târîhinde Kapudan Receb Paşa donanma-yı hümâyûn ile bu Karaharman limanına lenger atup a‘yân-ı vilâyet re’yiyle nehr-i Tuna arkı Karadeniz'e munsab olduğu mahalde du‘â vü hayr-ı sezâ ile bu kal‘a essâsına bezl-i ihtimâm-ı tâm edüp vakt-i şitâ ermeden deryâ-misâl asker ve niçe bin ummâl u bennâ ile üç ayda kal‘a itmâm bulup cemî‘i âlet-i mühimmât [u] levâzımâtın ve dizdârı ve üç yüz aded levendâtın ve yedi aded balyemez topların ve cânib-i kıbleye nâzır bir demir kapusuyla sûr-ı metîni itmâm edüp miftâhların ve derûn-ı kal‘ada Sultân Murâd Hân câmi‘i miftâhın Sultân Murâd Hân'a gönderüp Şeh Murâd mübârek-bâd deyüp dilşâd oldu. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i pür-nûr, derûn-ı kal‘ada ahâlîsi mesrûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… pusundan feth edüp cedd-i ızâmı olan Baba Ca‘fer hazretlerin ziyâret edüp cümle
kefereden
kalmış kâtil u medyûnları âzâd edüp pederinin merkad-i pür-envârın âyîn-i Muham …
Anınçün ilâ hâze'l-ân Baba Ca’fer Türbesine kefereler bile mu‘tekidler olup "Hakku'l-zeyt" deyü nezerâtlar verirler. Ba‘dehû onların ırk-ı tâhirinden bu mezkûr Edirne tekyesinde medfûn Şeyh Zindânî hazretleri Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ile İslâmbol fethinde bulunup Balat Dede Polat kapusundan andan Ayas Dede Ayazma kapusundan Hatabî Dede Odun kapusundan bu Zindânî Dede hazretleri Zindân kapusundan feth edüp cedd-i ızâmı olan Baba Ca‘fer hazretlerin ziyâret edüp cümle kefereden kalmış kâtil u medyûnları âzâd edüp pederinin merkad-i pür-envârın âyîn-i Muhammed üzre imâr edüp ba‘dehû kendüleri şehr-i Edirne'de merhûm olup üzerine bir tekyegâh-ı Şeyh Zindânî binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
… lü nâm bâğ-ı merâma kondurup i‘zâz [ü] ikrâm etdiler. Hazret-i Hacı Bektaş Velî
kefereden
{bu kal‘ayı} istedi, vermediler. "İnşâ’llâh an-karîb Yıldırım gibi bir er zuhûr …
Ba‘dehû Konya'da Sultân Alâ’eddîn inkırâz bulduğu mahalde Ermeni ve Rûm kefereleri fürce bulup bu kal‘aya bir takrîb ile istîlâ eylemişlerdi. Ol sene Sultân Hacı Bektaş Velî-i Horasanî cedd-i ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî izniyle Horasan'dan diyâr-ı Rûm'a gelüp Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i tulû‘unda Ertuğrul'a ve Osmâncığa imdâd etmeğe geldikde bu kal‘a-i Tokad'a karîb gelirken cümle kefere istikbâline çıkup şehrin şimâli hâricinde Sünbüllü nâm bâğ-ı merâma kondurup i‘zâz [ü] ikrâm etdiler. Hazret-i Hacı Bektaş Velî kefereden {bu kal‘ayı} istedi, vermediler. "İnşâ’llâh an-karîb Yıldırım gibi bir er zuhûr edüp bunu feth eder" deyü Sünbüllü nâm makâmda bir halîfesin sâhib-i seccâde edüp anda alıkodu. Hâlâ Sünbüllü Sultân nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir kutb-ı istihkâk kimesne anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19b ·
metinde göster ·
… ukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî,
kefereden
bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
niçe gûne esmâsı vardır. Bir ismi Kiyu'dur ve bir adı Kiyuviçse'dir ve bir ismi …
Vech-i tesmiyesi lisân-ı Maskov üzre "kiyu" dimek (---) demekdir, ammâ efvâh-ı nâs-ı keferede niçe gûne esmâsı vardır. Bir ismi Kiyu'dur ve bir adı Kiyuviçse'dir ve bir ismi Kiyulçise'dir ve bir nâmı Gürlevçe'dir ve bir şânı Kiyuriçse'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46b ·
metinde göster ·
tershâne limanında bir gûne bakır gemi var imiş. Leyle-i zemherîde sehereler ol …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı tershâne-i mutalsamât: Zamân-ı Feylekos-ı keferede tershâne limanında bir gûne bakır gemi var imiş. Leyle-i zemherîde sehereler ol gemiye binüp Karadeniz câzûlarıyla deryâ üzre ceng edüp bir mutalsam gemi {imiş}. Hâlâ Gelibolu kayıkları ol tarz üzre {yaparlar. Bir diyârda eyle gemi yokdur. İllâ Gelibolu gemileri bir tarz-ı acîbdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a ·
metinde göster ·
… çaldılar, ammâ mühimmât u levâzımât-ı cebehânesi gâyet çokdur ve sekiz yüz aded
kefereden
ziyâde yokdur.
Derûn-ı hisârda tahmînen yüz elli aded hurde hâneler var ve bir Süleymân Hân câmi‘i var, lâkin hâlâ kenîse edüp minâresinin kubbesin yıkup şerîfesi içine bir çanhâne edüp azîm çanı var kim bize rağmen niçe kerre çanı çaldılar, ammâ mühimmât u levâzımât-ı cebehânesi gâyet çokdur ve sekiz yüz aded kefereden ziyâde yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148b ·
metinde göster ·
… ır kim Rıkka, ya‘nî Urfa şehrinden bir takrîb ile Venedik eline girmişdir. Kırk
kefereden
biri beğ pirinc-pirim oldukda (ve) bir bednâm günlerinde başına geyüp sonra hıf …
Ya‘nî Venedik'in yaldız altununda olan çubuğun sağ tarafındaki uzun tasvîr bu kerâmât-ı Mevlânâ zâhir oldukdan sonra altunlarına tasvîr etdiler ve çubuğun karşu sağ tarafındaki Hacivad takyeli bodur külâhlı tasvîr pirinc-pirimleri, ya‘nî kırk aded beğlerin başları olan kralları tasvîridir, ammâ pirinc-pirimin başında olan külâh ve tâc değildir. Hazret-i İsâ aleyhi's-selâmın pây-ı şerîfindeki koyun yününden kalçındır, ya‘nî çorabdır kim Rıkka, ya‘nî Urfa şehrinden bir takrîb ile Venedik eline girmişdir. Kırk kefereden biri beğ pirinc-pirim oldukda (ve) bir bednâm günlerinde başına geyüp sonra hıfz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150b ·
metinde göster ·
Cezîre-i Eyne: (---) mîl ihâta eder her cânibi yatak limandır. Zamân-ı
keferede
gâyet ma‘mûr cezîre olup fâhir yatak limanları var imiş. Sene 856 târîhinde Ebü …
Cezîre-i Eyne: (---) mîl ihâta eder her cânibi yatak limandır. Zamân-ı keferede gâyet ma‘mûr cezîre olup fâhir yatak limanları var imiş. Sene 856 târîhinde Ebü'l-feth gâzîlerinden Eyne Koca nâm bir gâzî-i benâm feth etmek ile ol isimile müsemmâ Eyneada derler. Bir harâb küçük kal‘ası var. İçinde oduncu Rûmları sâkin olur. Karadeniz içre bundan gayri cezîre aslâ yokdur. Gerçi kal‘a-i Özü kurbunda Tentere cezîrecikleri vardır, ammâ Ölü denizi kurbunda olup sapa yerde vâkı‘ olmağile memerr-i keştîbân değildir ve anda düşen gemi Ölü denizine düşerlerse çamura gark olup ölürler. Ve eğer Karadeniz'de cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve cezîre-i Balısıra, bunlar cezîre değil midir? denirse belî cezîrelerdir, ammâ kara câniblerine şehr zemîn ittisâlleri vardır, niçe yüz kerre manzûrumuz olmuşlardır, ammâ bu Eyneada bir cânibe muttasıl değil, cezîre halk olmuşdur, ammâ İskender-i Zülkarneyn Karadeniz boğazın kesdikden sonra ayân olmuşdur. Andan yine taraf-ı garba Karadeniz kenârınca sun‘-ı Hudâları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50b ·
metinde göster ·
… kapusu önünde handak üzre bir lonca köşkü var. Bu kal‘a zamân-ı kadîmde dest-i
keferede
iken gâyet metîn ve sa‘b kal‘a imiş. Süleymân Hân Varadin kal‘ası gazâsına {sen …
Ve kal‘a kapusu önünde handak üzre bir lonca köşkü var. Bu kal‘a zamân-ı kadîmde dest-i keferede iken gâyet metîn ve sa‘b kal‘a imiş. Süleymân Hân Varadin kal‘ası gazâsına {sene 932 târîhinde bu kal‘ayı vere ile feth edüp kal‘asın münhedim edüp} giderken iç kal‘adaki deyri bile münhedim etmişdir. Hâlâ bu kal‘anın cânib-i selâsı bâğ u bâğçe-i cinânlardır ve ceviz şecereleri cihânı zeyn etmişdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
Niçeler de "Yok diyâr-ı Alaman'dan nehr-i Tuna ile sallar üzre zamân-ı
keferede
getirüp bu mahalle vaz‘ etdiklerinde ba‘dehu Kâsım Paşa bu hammâm kubbesin üzer …
Niçeler de "Yok diyâr-ı Alaman'dan nehr-i Tuna ile sallar üzre zamân-ı keferede getirüp bu mahalle vaz‘ etdiklerinde ba‘dehu Kâsım Paşa bu hammâm kubbesin üzerine binâ etmişdir" deyü niçe yüzden güft ü gûlar ederler, ammâ ibret-nümâ-yı mücellâ havz-ı latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68a ·
metinde göster ·
… ik kâfiri elinden feth edüp kendülere bu kal‘a temlîk ihsân olunmuşdur. Zamân-ı
keferede
iken bârûthâne kal‘ası imiş, zîrâ dağlarında aceb latîf ve beyâz ve keskin gühe …
Lisân-ı Latince (---)(---) demekdir. Bânîsi Hersek krallarıdır, ammâ fâtihi sene (---) târîhinde Ebü'l-feth asrında Risnalı Yûsuf Beğ'in ecdâdları Venedik kâfiri elinden feth edüp kendülere bu kal‘a temlîk ihsân olunmuşdur. Zamân-ı keferede iken bârûthâne kal‘ası imiş, zîrâ dağlarında aceb latîf ve beyâz ve keskin güherçileleri olur ve kal‘ası deryâdan bir hayli mesâfe-i ba‘îde yerde yalçın kayalar üzre bir küçük kal‘adır, ammâ âteş-pâredir ve dâ’iren-mâdâr seng binâ bir hisâr-ı ra‘nâdır kim bir tarafdan havâlisi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158a ·
metinde göster ·
… i bin Macar ve Eflak re‘âyâsı dest-i İslâm'da Varat'a tâbi‘ olup kal‘ası dest-i
keferede
kalmışdır. Hâlâ bir kûh-ı bülend dâmeninde dest-i Orta Macar'da bir küçük Şeddâ …
Bu nâhiye-i kübrâ Varat fethinde tahrîr olunup üç yüz pâre âbâdân kurâsına on yedi bin Macar ve Eflak re‘âyâsı dest-i İslâm'da Varat'a tâbi‘ olup kal‘ası dest-i keferede kalmışdır. Hâlâ bir kûh-ı bülend dâmeninde dest-i Orta Macar'da bir küçük Şeddâdî binâ kal‘a-i ra‘nâdır. İçinde kefere olmak ile girüp temâşâ edemedik, ammâ kapudanları Hısım Mehemmed Paşa'ya hedâyâların getirüp 89a asâkir-i İslâm'a azîm ziyâfetler ile top şâdımânları edüp itâ‘at yüzün gösterdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88b–89a ·
metinde göster ·
… ânî hâne-i müselmânı yedi yüz aded ma‘mûr u mükellef 269b ve mükemmel Şeddâdî
kefereden
kalmış metîn ü kavî binâ evlerdir kim cümle la‘l-gûn kiremit ile mestûrdur. Amm …
Der-tenmîk-ı aded-i hânedân-ı ağavât: Cümle kal‘a içre sağîr ü kebîr tahtânî ve fevkânî hâne-i müselmânı yedi yüz aded ma‘mûr u mükellef 269b ve mükemmel Şeddâdî kefereden kalmış metîn ü kavî binâ evlerdir kim cümle la‘l-gûn kiremit ile mestûrdur. Ammâ suları yokdur, taşradan getirirler, lâkin hîn-i muhâsara mülâhazasıyla her hânedânlarda su sarnıçları mukarrerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269a–269b ·
metinde göster ·
… hâşda mürd oldular. Ammâ arhonda keferelerinin defterleri üzre bu cezîre dest-i
keferede
iken altı kerre yüz bin benî âdem ile bu cezîre memlû imiş. Hâlâ cümle yetmiş b …
Ve cümle toksan yedi bin aded re‘âyâ kalup mâ‘adâsı Kandiye altında savaş-ı perhâşda mürd oldular. Ammâ arhonda keferelerinin defterleri üzre bu cezîre dest-i keferede iken altı kerre yüz bin benî âdem ile bu cezîre memlû imiş. Hâlâ cümle yetmiş bin avret defter olunmuşdur. Ve cümle yüz elli iki bin ümmet-i Muhammed askeri yazılmışdır. Ve cümle yedi bin aded Rûm'dan müselmân olma bozma tâ’ifesi kalmışdır, ya‘nî Girid kefereliğinden müselmân olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325a ·
metinde göster ·
… ncu olup deve dişi buğday satup mühtekirlik ederler. Ve "Ermenî tâ’ifesi on bin
kefereden
mütecâvizdir" deyü nakl etdiler ve sahîh kelâmdır, zîrâ şehrin şimâlî ve garbî …
Hakîkatü'l-hâl Karaman ve Medan Şarı Türkleri cümle navluncu olup deve dişi buğday satup mühtekirlik ederler. Ve "Ermenî tâ’ifesi on bin kefereden mütecâvizdir" deyü nakl etdiler ve sahîh kelâmdır, zîrâ şehrin şimâlî ve garbî ensesindeki dağları ve bâğları Ferhâd gibi kesüp ma‘mûr u âbâdân kefere mahallâtları binâ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 383a ·
metinde göster ·