feth etdi. Ol merhûm olup Yûsuf Selâhaddîn Mısır sultânıyken Kudüs'ü ve Şâm Tar …
Kadîm-i evvelde bunlara kayser-i Rûm derlerdi. Zîrâ Erzurûm'a ve Sivas'a ve Kayseriyye ve Konya şehirlerine mâlik olmağıla Kayser-i Rûm derlerdi. Birkaç kral cem‘ olsa kayâsıra derler. Ammâ bu Takyanus Rûm pâdişâhlarından olup tahtgâhı Roma ve Antakıyye idi. Târîh-i İskender-i Yunanî'nin sene 595 kral-ı dâl olup zulmünden Ashâb-ı Kehf âyet nass-ı kâtı‘ üzre ArapçaArapça mâ sadakı üzre yedi sekiz aded Ashâb-ı Kehf firâr etdikleri cemî‘i tefâsîrlerde mastûrdur. Ve bu Takyanus putperest idi ammâ mudârâdan millet-i mesîhiyye ve ehl-i Şâm ve Mısır'ı kırup kenîseleri harâb ederdi. Anların mâlıyla İskenderiyye üzre varup kendüye âsî olan vezîri hileyle katl edüp İskenderiyye sâhibi olup diyâr-ı Mısr'ı Buhtunnasr gibi harâb edüp andan diyâr-ı Acem'e bir vezîrin serdâr edüp Şapur Şâh ile ceng-i azîm edüp Şapur Şâh'ı katl ve cümle ehl-i ıyâli ve hazînesin Takyanus'a gönderüp ol mâl ile bu Antakıyye kal‘asın dahi ziyâde imâr edüp âhir yiğirmi sene kral olup cebbâr olduğundan dişlerinin etleri dökülüp mürd olup yerine veled-i pelîdi Karnibal kral olup iki yıldan ol dahi mürd olup kayâsıralar bunda inkırâz bulup devlet millet-i Mesîhiyye Nasârâsına müyesser olup Kostantin-i Kübra kral olup âyîn-i İsâ icrâ edüp ibtidâ Nasrânî bu Kostantin olup cümle Takyanus putların kırmışdır ve cemî‘i heyâkilleri âteşe yakmışdır ve yerlerine kenîseler yapmışdır ammâ Takyanus'dan} sonra Buhtunnasr evlâdları Antakıyye'i harâb edüp niçe mülûk destine girüp Âl-i Kayasıra-i Nasârâlar destinde iken Hazret-i Ömer hilâfetinde Kuds-i Şerîf feth olup Hâlid b. Velîd ve Esved b. Mikdâd ve Ebû Ubeyde ibn Cerrâh niçe bunun emsâli ashâb-ı güzînin güzîdeleri gelüp ceng-i azîmler edüp kimi feth edüp kimi bî-feth Medîne'ye avdet edüp âhir sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-Reşîd üç kerre yüz bin asker ile Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî ile gelüp ceng-i azîm ile feth eyleyüp cümle küffârın dendân-ı tîğden geçirdiler ve Şehzâde Me’mûn'u hâkim nasb edüp Hârûnu'r-Reşîd yine Bağdâd'a gidüp merhûm olunca küffâr yine kal‘a-i Antakıyye'ye istilâ eyledi. Âhir Şâm pâdişâhı Nûreddîn eş-Şehîd hazretleri dest-i kefereden feth etdi. Ol merhûm olup Yûsuf Selâhaddîn Mısır sultânıyken Kudüs'ü ve Şâm Tarablus'u ve bu Antakıyye'ye küffâr-ı Frenk istîlâ edüp {Âl-i Türkmâniyân ki cümle beş neferdir, bunlardan biri Emîr Kerboğa'dır deryâ-misâl azîm asker ile kal‘a-i Antakıyye'i küffârdan istihlâsa geldikde Frenk-i pür-cenk elinde münhezim olup âr u gayret-i hamiyyetinden Haleb tahtın bırağup sene 495 târîhinde Acem diyârının Isfahân-ı nısf-ı cihânına giderken şehr-i Hoy'da merhûm olup anda medfûndur}. Ba‘dehû Selâhaddîn Yûsuf Mısır'dan deryâ-misâl asker ile gelüp Kudüs'ü ve Tarablus Şâm'ı ve bu Antakıyye'i feth edüp tâ Mısır pâdişâhlarının Çerâkizelerinden Sultân Gavrî hilâfetine dek Mısır pâdişâhlarının elinde kalup Selîm Şâh-ı Evvel Acem'le cenk ederken Mısır Sultânı Gavrî kızılbaşa imdâd edüp Çıldır sahrâsında Selîm Şâh Gavrî'nin Acem'e imdâdı sebebiyle münhezim olmuşken bi-emrillahi Te‘âlâ nesîm-i fursat Selîm Şâh üzre esüp Şâh İsmâ‘îl münhezimen firâr edüp kırk bin mikdârı güzîde Mısır askeri kılıçdan geçüp Selîm Şâh mansûr [u] muzaffer avdet edüp "Kızılbaşa imdâd eden müslim geçinen âdemin katli vâcibdür" deyü Kemâlpaşazâde Ahmed Efendi'den fetvâ-yı şerîfler alup Bismillah ile niyyetü'l-gazâ deyüp sene-i âtîde Mısır'da Gavrî'ye elçiler gönderüp elçileri de katl etdüğü haberi Selîm Şâh'a gelince bir fetvâ-yı huccet [ü] bürhân dahi ele alup yer götürmez asker ile ibtidâ Göksun yaylasında Mar‘aş pâdişâhı Sultân Alâüddevle'i bozup kırk bin Türkmân eşirrâsın katl edüp Alâüddevle'nin bî-devle başıyla yetmiş boy beğleri başıyla Mısır'da Gavrî Hân'a gönderüp "Hâzır ol vaktine!" dedi. Gavrî dahi Selîm Hân'ı Mercidâbık'da dört kerre yüz bin benî Âdemle karşulayup Hazret-i Dâvûd-ı Nebî Câlût Melik ile ceng etdüğü yerde bir ceng-i Selîm ü Gavrî oldu kim Gavrî bu cengin gavrına ermeden kal‘a-i Haleb'e ancak yedi yüz Çerâkes-i nâkes ile bî-kes olup firâr etdiler. Selîm Şâh akîbine düşüp Haleb'i emân ile feth edüp Yûnus Paşa'ya dahi bu Antakıyye'nin miftâhların teslîm edüp niçe kerre yüzbin altun ile ahâlî-i vilâyet hedâyalar ile Haleb altında Selîm Hân'a gelüp du‘â vü senâ ile hedâyâların arz edüp Vâli-yi Antakıyye Bıyıklı Mehemmed Paşa olup Haleb eyâleti tahrîr olundu. İşbu feth-i fütûh sene 922 târîhinde feth-i Antakıyye vâkı‘ olmuşdur. İlâ hâze'l-ân dest-i Âl-i Osmân'da Haleb vâlîsi hâs-ı hümâyûnun voyvadalığı hükûmetinden üç yüz âdem ile zabt [u] rabt eder ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Niçe kerre beş yüz pâyesiyle niçe mollalara arpalık ihsân olunmuşdur. Mezâhîb-i erba‘adan şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şehir nâ’ibi ve muhtesibi vardır ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. İçil olmağile kifâyet mikdârı cebehânesi ve sağîr ü kebîr yigirmi pâre mecrûh şekilli topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 22a ·
metinde göster ·
… pusundan feth edüp cedd-i ızâmı olan Baba Ca‘fer hazretlerin ziyâret edüp cümle
kefereden
kalmış kâtil u medyûnları âzâd edüp pederinin merkad-i pür-envârın âyîn-i Muham …
Anınçün ilâ hâze'l-ân Baba Ca’fer Türbesine kefereler bile mu‘tekidler olup "Hakku'l-zeyt" deyü nezerâtlar verirler. Ba‘dehû onların ırk-ı tâhirinden bu mezkûr Edirne tekyesinde medfûn Şeyh Zindânî hazretleri Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ile İslâmbol fethinde bulunup Balat Dede Polat kapusundan andan Ayas Dede Ayazma kapusundan Hatabî Dede Odun kapusundan bu Zindânî Dede hazretleri Zindân kapusundan feth edüp cedd-i ızâmı olan Baba Ca‘fer hazretlerin ziyâret edüp cümle kefereden kalmış kâtil u medyûnları âzâd edüp pederinin merkad-i pür-envârın âyîn-i Muhammed üzre imâr edüp ba‘dehû kendüleri şehr-i Edirne'de merhûm olup üzerine bir tekyegâh-ı Şeyh Zindânî binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 159a ·
metinde göster ·
… lü nâm bâğ-ı merâma kondurup i‘zâz [ü] ikrâm etdiler. Hazret-i Hacı Bektaş Velî
kefereden
{bu kal‘ayı} istedi, vermediler. "İnşâ’llâh an-karîb Yıldırım gibi bir er zuhûr …
Ba‘dehû Konya'da Sultân Alâ’eddîn inkırâz bulduğu mahalde Ermeni ve Rûm kefereleri fürce bulup bu kal‘aya bir takrîb ile istîlâ eylemişlerdi. Ol sene Sultân Hacı Bektaş Velî-i Horasanî cedd-i ızâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî izniyle Horasan'dan diyâr-ı Rûm'a gelüp Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i tulû‘unda Ertuğrul'a ve Osmâncığa imdâd etmeğe geldikde bu kal‘a-i Tokad'a karîb gelirken cümle kefere istikbâline çıkup şehrin şimâli hâricinde Sünbüllü nâm bâğ-ı merâma kondurup i‘zâz [ü] ikrâm etdiler. Hazret-i Hacı Bektaş Velî kefereden {bu kal‘ayı} istedi, vermediler. "İnşâ’llâh an-karîb Yıldırım gibi bir er zuhûr edüp bunu feth eder" deyü Sünbüllü nâm makâmda bir halîfesin sâhib-i seccâde edüp anda alıkodu. Hâlâ Sünbüllü Sultân nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir kutb-ı istihkâk kimesne anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19b ·
metinde göster ·
… ukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî,
kefereden
bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… çaldılar, ammâ mühimmât u levâzımât-ı cebehânesi gâyet çokdur ve sekiz yüz aded
kefereden
ziyâde yokdur.
Derûn-ı hisârda tahmînen yüz elli aded hurde hâneler var ve bir Süleymân Hân câmi‘i var, lâkin hâlâ kenîse edüp minâresinin kubbesin yıkup şerîfesi içine bir çanhâne edüp azîm çanı var kim bize rağmen niçe kerre çanı çaldılar, ammâ mühimmât u levâzımât-ı cebehânesi gâyet çokdur ve sekiz yüz aded kefereden ziyâde yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148b ·
metinde göster ·
… ır kim Rıkka, ya‘nî Urfa şehrinden bir takrîb ile Venedik eline girmişdir. Kırk
kefereden
biri beğ pirinc-pirim oldukda (ve) bir bednâm günlerinde başına geyüp sonra hıf …
Ya‘nî Venedik'in yaldız altununda olan çubuğun sağ tarafındaki uzun tasvîr bu kerâmât-ı Mevlânâ zâhir oldukdan sonra altunlarına tasvîr etdiler ve çubuğun karşu sağ tarafındaki Hacivad takyeli bodur külâhlı tasvîr pirinc-pirimleri, ya‘nî kırk aded beğlerin başları olan kralları tasvîridir, ammâ pirinc-pirimin başında olan külâh ve tâc değildir. Hazret-i İsâ aleyhi's-selâmın pây-ı şerîfindeki koyun yününden kalçındır, ya‘nî çorabdır kim Rıkka, ya‘nî Urfa şehrinden bir takrîb ile Venedik eline girmişdir. Kırk kefereden biri beğ pirinc-pirim oldukda (ve) bir bednâm günlerinde başına geyüp sonra hıfz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150b ·
metinde göster ·
… ânî hâne-i müselmânı yedi yüz aded ma‘mûr u mükellef 269b ve mükemmel Şeddâdî
kefereden
kalmış metîn ü kavî binâ evlerdir kim cümle la‘l-gûn kiremit ile mestûrdur. Amm …
Der-tenmîk-ı aded-i hânedân-ı ağavât: Cümle kal‘a içre sağîr ü kebîr tahtânî ve fevkânî hâne-i müselmânı yedi yüz aded ma‘mûr u mükellef 269b ve mükemmel Şeddâdî kefereden kalmış metîn ü kavî binâ evlerdir kim cümle la‘l-gûn kiremit ile mestûrdur. Ammâ suları yokdur, taşradan getirirler, lâkin hîn-i muhâsara mülâhazasıyla her hânedânlarda su sarnıçları mukarrerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269a–269b ·
metinde göster ·
… ncu olup deve dişi buğday satup mühtekirlik ederler. Ve "Ermenî tâ’ifesi on bin
kefereden
mütecâvizdir" deyü nakl etdiler ve sahîh kelâmdır, zîrâ şehrin şimâlî ve garbî …
Hakîkatü'l-hâl Karaman ve Medan Şarı Türkleri cümle navluncu olup deve dişi buğday satup mühtekirlik ederler. Ve "Ermenî tâ’ifesi on bin kefereden mütecâvizdir" deyü nakl etdiler ve sahîh kelâmdır, zîrâ şehrin şimâlî ve garbî ensesindeki dağları ve bâğları Ferhâd gibi kesüp ma‘mûr u âbâdân kefere mahallâtları binâ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 383a ·
metinde göster ·