döküp üç sâ‘at dahi kalyon içre ceng edüp âhir-i kâr küffâr-ı hâk-sâr kalyonu a …
Evvelâ gazâ-yı cezîre-i Girid: Sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân'ın Dârü's-sa‘âde ağalarından Mu‘tak olan Sünbül Ağa nâm ankâ-yı zî-şân, beş Mısır hazînesiyle ve elli aded muhassine cevârîler ve niçe âftab gulâm-ı mihbânlar ve kırk aded "es-sâfinâtü'l-ciyâd" makûlesi küheylân atlar ile pâdişâh-ı Cem-cenâb İbrâhîm Hân'dan {Ağa-yı mezbûr} âzâd u me’zûn olup İbrâhîm Çelebi nâm bir re’îs-i mellâhın altı kat anbarlı karavana kalyonuna cümle metâ‘ın üç ayda doldurup beş yüz tevâbî‘-i pür-silâhı ve üç yüz aded sâ’ir tüccâr ve iki yüz keştîbân ve Mısır'a menfâ Esîrî Mehemmed Efendi tevâbi‘iyle cümle bin üç yüz aded ibâdullah ile rûz-ı cum‘ada Beşiktaş nâm mahalde mütevekkilen-ala'llâh deyüp bâdbânların küşâde kılup top u tüfenk şâdmânları ederek cânib-i Mısr'a revâne oldular. Hikmet-i Hudâ (---) cezîre kurbunda altı pâre Malta küffârı kadırgalarına râst gelüp bir gün bir gice ceng-i azîm edüp sademât-ı topdan kalyon içre olan atlar boşanup guzât-ı müslimîne atlar dahi bir şaşkınlık verüp yine bu hâl ile mücâhidîn ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp limân hevâda kalyon rûy-ı deryâda karadağ gibi kalup altı aded kadırga-i menhûs kalyonun yemîn ü yesârından döke döke kalyonun direği ve kıçı isa başı ve dümeni gidüp bî-cenâh kaldı ve içinde olan guzât-ı müslimînden ancak iki yüz âdem kalup cümle darabât-ı top-ı kûpden şehîd oldular. Hemân kalyon sâhibi İbrâhîm Çelebi dal-satûr-ı Muhammedî olup Kızlar Ağası Sünbül Ağa'ya hıtâben "Bre mel‘ûn Arab, ben sana kâfir vardır, gemiye atlar komayalım ve cebehâne ziyâde alalım ve küffârın bir hoş haberin alup çıkalım ve bu kadar yüklü gemi ile deryâya niçe çıkalım, dedim. Sen emr-i şerîf alup beni bu hâl ile küffâra uğratdın" deyü Kızlar Ağasına bir tîğ urup kellesin galtân edince hemân Kızlar Ağasının tevabî‘leri İbrâhîm {Çelebi üzre} ol sâ‘at kılıç üşürüp pâre pâre ederler. Küffâr bu hâli görüp altı pâre kadırga-i menhûs ile kalyonun cânib-i erba‘asına sarılup derhâl kalyon içre soltat-ı kefereyi döküp üç sâ‘at dahi kalyon içre ceng edüp âhir-i kâr küffâr-ı hâk-sâr kalyonu ahz [u] kabz edüp içinde olan cümle ümmet-i Muhammed'i ve Esîrî Mehemmed Efendi'yi esîr edüp kayd-bend edüp kalyonu altı pâre Malta kadırgası yedeğe alup doğru Hanya limanına götürüp lenger-endâz oldular. Kâmil bir ay liman-ı Hanya'da meks edüp cemî‘î mal [u] menâl [u] metâ‘ı ve cümle küheylân atları ve nûr-misâl duhter-i pâkîze-ahterleri ve mahbûb gılmânları gemiden taşra çıkarup kal‘a-i Hanya'da bey‘ u şirâlar edüp cümle duhterlerin bekâretin izâle edüp bu kadar fezâhat ederler. Ba‘zı âkıbet-endîş papas ve bıtrîk ve kıssîs ruhbânlar eydür "Vay biz bu Osmânlı kalyonun ve kızları ve atların bu şehrde görmemek gerek idik. Şimden gerü bu cezîre elden gitdi. Zîrâ kitâbımızda eyle yazar kim bu cezîre-i Girid'e Osmânlı kalyonu gele ve atları gele ve kızları gele ardı sıra Türk gelüp gemisine ve atlarına binüp kızlarıyla cimâ‘ edüp bu cezîrede mülk edinüp evlâd sahibi ola" deyü Çalıpapaslar böyle deyü feryâd ederler. Ba‘zı küffâr bu cevâbları papaslardan istimâ‘ edüp niçe bin küffâr birer bahâne ile cezîrelerinden firâr edüp gayrı diyârlarda karâr ederler. Ol asrda cezîre-i Girid içre dörd kerre yüz bin Urum re‘âyâsı var idi. Ve cezîrenin cânib-i etrâfında yetmiş altı pâre ma‘mûr kal‘a-i metîn var idi. "Cümlesinde on altı bin soltat ve murtat cunûd-ı cünübü vardır" deyü Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize haber geldi. Ba‘dehû bu Kızlar Ağası kalyonunun bu gûne ahvâl-i pür-melâli böyle olduğu sa‘âdetlü pâdişâha mün‘akis olunca fi'l-hâl Venedik balyozun Dîvân-ı Pâdişâhîye da‘vet edüp "Bre bî-dîn mel‘ûnlar, niçün sulha mugâyir iş işleyüp limanınıza bizim gemilerimiz alan düşmanları, gemilerimiz ile limanlarınıza 269a kodunuz. Ecdâd-ı ızâmım Süleymân Hân sulhu böyle midir?" deyince balyozlar ve konsoloslar ve konçoloz huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp eyitdiler: "Pâdişâhım! Ahidnâme-i mîsâkımızda böyledir kim sizlerin donanması dahi sâ’ir kefere krallarının gemilerin alup limanımıza girse müsâfirdir, deyü ri‘âyet edüp limanımıza koruz. Yohsa biz ahid-şikenlik edüp hâşâ sümme hâşâ kızlar ağanız gemisiyle almış olayız. Bu habâseti edüp limanımıza giren Malta küffârıdır. Biz dahi anlardan âciziz" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Pâdişâh-ı cem-haşmet buyurdular kim "Ya biz Malta üzre gazâ edersem, bana gemiler verüp imdâd eder misiz?" dedikde "Cân-baş üzre hizmet edüp üç yüz pâre gemi verelim, asker ve cebehâne ve zahîre sizden, gemiler vermek bizden" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Andan cümle balyozlara hil‘at-i fâhireler giydirilüp hâb-ı hargûş verdiler. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268b–269a ·
metinde göster ·
… hşam tavukların üstüne ol kefere işeyince tavuklar âdem oldu. İsterseniz işeyen
kefereyi
getirelim" dediler. Cânım getirin, dedim. Ol ân kefere hande ederek gelüp eydür …
Ol balkanda cümle huddâmlarımla bir kefere hânesine mihmân olup bir hücrede âteş kenarında safâ-yı hâtırla dururken anı gördüm, kapudan içeri bir acûze-i bed-likâ geysûların fetile fetile târumâr kılup gazab-âlûd içeri girüp bî-pervâ âteş başına oturup lehçe-i mahsûsuyla vâfir şütûm etdi. Hakîr eyle fehm etdim ki taşrada huddâmlar birez nâ-hemvar evzâ‘ [u] etvâr teklîf-i mâlâ yutâk etmiş olalar. Hüddâmlara tenbîh etdikde hâşâ bir şeyden haberimiz yokdur, dediler. Ba‘dehû bu acûzenin yanına yedi aded sıbyân, gulâm, bintân-ı nâresîdeler gelüp acûzenin cânib-i erba‘asına cem‘ olup çağıl çuğul Bulkarca söyleşüp âteş başın ihâta etdiler. Hakîre aslâ bir yer komadılar. Garîb temâşâdır deyü gen yakadan seyr ederdim. Âhir nısfu'l-leyl oldukda anı gördüm, bir hareket eder şeklinde bir ayak savaşı oldu. Hemân hakîr hâb-ı râhatdan bîdâr olup anı gördüm, acûze karı kapuyu açup ocakdan bir avuç kül alup fercine sürüp elinde kalan küle bir efsûn okuyup elindeki külden ocak başındaki uryân yatan yedi aded oğlan ve kızların üzerlerine ol külü saçup anı gördüm, yedisi de birer iri piliçler olup civ civ demeğe başladılar. Hemân elindeki bâkî kala[n] külden kendünün başına saçınca ol ân kendüsü de bir büyük kuluçka tavuk olup gurk gurk diyerek kapudan taşra çıkup ardı sıra yedi aded piliç evlâdları civ civ diyerek aşra çıkınca ol ân "Bre oğlan!" deyü cân havliyle feryât edip gulâmlarım 130b hâbdan bîdâr olup geldiler. Gördüler kim burnumdan kan boşanmış. Bre bu ne hâldir, taşra çıkın, görün bu ne kütürdü oluyor dedikde taşra çıkdılar, gördüler kim atlar arasında mezkûr câzû tavuk piliçler gezdiğinden atlar boşanıp birbirlerin helâk ediyorlar. Hâlâ ki atlar tavukdan ve hınzırdan hazz edüp atlara sıraca ve kızılkurd marazı girmez. Anınçün na‘lbend dükkânı tavuksuz ve değirmânları hınzırsız ve ekâbir hâneleri Yahûdîsiz olmaz. Bu kerre atlar birbirlerin helâk ederken gökden re‘âyâ kefereleri bu kârdan âgâh olup atları kayd-bend etdiler. Cadu tavuklar bir cânibe gitdiler. Gulâmımın manzûru olduğu üzre, anın naklidir, Ânî gördüm, der, bir kefere hemân zekerin çıkarup tavukların üzerine sepe sepe işedikde anı gördüm, sekiz aded tavuklar benî Âdem olup yine ol acûze fertûte oldukda ol teşelşül eden kâfir acûze avreti ve gulâmları döğe döğe bir cânibe götürdü. Ardı sıra nazar etdik. Meğer ol hâne kiliseleriymiş, avreti papasa verüp papas avreti okıyarak afaroz-ı mandolos eyledi" deyü gulâmlarım yemin etdiler. Ve Antâbî Mü’ezzin Mehemmed Efendi huddâmları ve mataracıbaşı huddâmları gördü tavuklar âdem olduğun, deyü şâhid duyurdular. Ol gice sabâha dek havfimden mi yâhûd kan hareketinden mi burnumun kanı cereyân etmeden kesilmedi. Tâ vakt-i sabâh olup demden halâs oldum. Ba‘dehû mü’ezzin huddâmlarına ve Mataracı Mehemmed Ağa huddâmlarından su’âl etdim: "Vallahi ahşam tavukların üstüne ol kefere işeyince tavuklar âdem oldu. İsterseniz işeyen kefereyi getirelim" dediler. Cânım getirin, dedim. Ol ân kefere hande ederek gelüp eydür: "Sultânım, ol karı başka soydur. Kış giceleri yılda bir kerre eyle kara koncoloz olurdu. Ammâ bu yıl tavuk oldu. Kimseye zararı yokdur" deyüp gitdi. İşte bu hakîr-i pür-taksîr mezkûr Çalıkkavak'da böyle bir temâşâya düş gelüp aklım başımdan gideyazdı. Allahümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a–130b ·
metinde göster ·
Zamân-ı Bulgar'da ismi Ispavod idi, ya‘nî Allah suyu. Bu şehirde kudret ılıcası olmağıla Ispa-voda derlerdi. Sırp tâ’îfesi bu şehre Köstence derlerdi, ya‘nî ılıca derlerdi. Ammâ bu şehir azîz iken Bulgar ve Voynuk ve Sırp kavmleri bu şehri bilâ teşbîh Kuds-i şerîf kadar ziyâret ederlerdi. Zîrâ bunda bir baş papas var idi. İrim papa gibi üç yüz sene dalâlet içre ifnâ-yı cesed edüp cemî‘i kâfiri dîn-i Hazret-i Yahyâ'dan nükûl etdirir idi. Ammâ riyâzât-ı mücâhede ile ol mertebeye varmışdı kim kırk günde bir badem ve bir zeytin ve bir kâse süd içerdi. Bu riyâzetle niçe mugayyabâtlardan haber verirdi. Hattâ hâşâ sümme hâşâ "Mesîh ibnullah gelir" deyü haber verüp hikmet-i Hudâ Hazret-i İsâ babasız Hazret-i Meryem'den 146b vücûda gelince bu mel‘ûn papasın gayba hükm etdüğü muhakkak olduğundan cemî‘i Rûmeli kefereleri ruhbâna i‘tikâd ve i‘timâd edüp dibelik küffârlar buna muhabbet edüp niçe kerre yüz bin kefereyi dîn-i Yahyâ'dan çıkarup dîn-i İsâ'ya da‘vet ederdi. Ammâ cemî‘i ulûm-ı garbiyye ü acîbe ü bî-hisâb fünûn-ı şettâya mâlîk idi. Hattâ yedi bin ruhbân u bıtrîk ü kıssîs ve papas [u] papa ve ladika ve râhib mel‘ûnları huddâm-ı bî-dîn-i pür-deynleri var idi. Ol asırda bu papas Bulgar lisânın ve Sırp lisânın ve Voynık ve Çakona lisânın ve Hırvad u Boşnak ve Leh u Rus ve Latin ü Çek ü İsfeç lisânların üç yüz yılda peydâ edüp yedi bin aded huddâmlarına bu lisânları ta‘lîm edüp vilâyet vilâyet bu huddâmları gönderüp her diyâr-ı deyrde papaslara ve gayrı Nasârâlara ta‘lîm ederek Hazret-i Yahyâ asrında ve Hazret-i İsâ sabâvetinde kâfiristâna bu elsine-i muhtelife müstevlî olup iştihâr buldu. Bu keyfiyetle mezkûr papas dahi Köstence şehrinde iştihâr bulup cemî‘i kâfiristândan bu bıtrîk kâfire nezerâtlar gelüp ol kadar mâl-ı Kârûn cem‘ etdi kim âhir ol mâl-ı bî-hisâb ile bu şehri eyle imâr etdi kim Kudüs yerine Bulgar ve gayri küffâr-ı murdar-ı bed-girdârlar bu şehri ziyâret edüp ol papasın ismiyle bu şehre Hazret-i Yahyâ asrında Lâdika derlerdi. Hatta Hazret-i İsâ halîfelerinden Semmun nâm bir havâriyyûn bu Lâdika şehrinde Lâdika papas ile müşerref olup Lâdika papas havâriyyûnun kudûmü şerefiyyetine niçe yüz bin milyon mâl-ı firâvân harc edüp bir deyr-i kebîr binâ edüp sîm-i hâlis döşeyüp Meryem Ana'ya hîbe eyledi. Âhir ol deyr Hazret-i Risâlet rahm-ı mâderden müştak olduğu leyle-i mübârekde ol Lâdika deyri zelzeleden münhedim olup zemîne beraber oldu. Halâ eser-i binâları Rila kûhı dâmeninde râygândır. Netîce-i kelâm, bu Lâdika mürd olup Bulgar'ın devletleri bergeşte olup bu şehir niçe divelden divele intikâl edüp âhir sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr asrında Despot Kraloğlu Yıvan Ban havfinden bu şehre bir sûr-ı üstüvâr binâ edüp mütehassın oldu. Hudâvendigâr bu kal‘a olduğun istimâ‘ edüp râhımız üzre bu gûr iki olmasın içün yer götürmez asker-i bî-pâyân ile Gâzî Balaban Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp bu kal‘ayı muhâsara edüp emân u zemân vermeyüp yedi günde seyf-i Muhammedî ile feth edüp sene 773 târîhinde kal‘asın yire beraber eyledi. Hâlâ der-i dîvâr-ı sûr-ı bî-nûrdan eser-i binâları nümâyândır. Ol asırdan berü Köstence nâmıyla müsemmâ bir kasabadır. Rila dağı tetimmâtı derclerinde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kasabadır. Rûmeli hâkinde (---) hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 146a–146b ·
metinde göster ·
"Tîz ol âdem ile ol kâfiri getirin" dedikde ol ân paşa huzûruna ol gâzî ile mezkûr kefereyi getirdiklerinde, hemân paşa, "Tîz-e cellâd" deyüp kâfiri meydân-ı siyâsete çökerdikleri gibi hemân ol yiğit kâfirin boynuna sarılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… (---) târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa Yanova kal‘asın feth edüp Barçay nâm bir
kefereyi
kral-ı dâl nasb edüp mezkûr kral hazîne tahsîline bu kal‘a-i Sibin'e girüp Hayd …
Netîce-i merâm eğer bu kal‘a-i Sibin'i gördüğümüz üzre tahrîr etsek tomar-ı dırâz olur. Hemân ne mertebe sa‘b ve metîn hisâr-ı üstüvâr olduğu şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim sene (---) târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa Yanova kal‘asın feth edüp Barçay nâm bir kefereyi kral-ı dâl nasb edüp mezkûr kral hazîne tahsîline bu kal‘a-i Sibin'e girüp Haydar Ağazâde Mehemmed Paşa kethudâlığından çıkan Mehemmed Paşa bu kal‘ada muhâfız 30a olup dururken Rakofçi Kral-ı bî-mecâl yüz bin asker-i cünübânlar ile gelüp Barçay kralı ve Mehemmed Paşa'yı bu Sibin kal‘asında kapadup yedi ay kâmil bu kal‘ayı muhâsara edüp dörd kerre yüz bin balyemez top-ı kal‘a-kûp gülleleriyle bu kal‘anın rûy-ı dîvâr sîne-i pür-kînesine ve her tabyasına bu kadar gülleler urmuş, aslâ kal‘aya bir rahne edememiş, topların çeküp alarkaya gitmiş koymuş, beyne'l-akrân hâ’ib ü hâsir kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b–30a ·
metinde göster ·
… Alî Paşa ve Leve Yeniçeri Ağası Halîl Ağa ve Erdel krallığına tâlib Halil Gabor
kefereyi
cümle Budin altında katl olunup Erdel Kralı Apopi Mihal fermân-ı vezîr ile Erde …
Kal‘a-i Budin: Sene 932 feth olup yine Yanoş Krala ihsân olunduğu bâlâda mastûrdur. Ve bu menzilde Cân Arslan Paşa ve Leve kal‘asın kâfire veren Çatrapatra Alî Paşa ve Leve Yeniçeri Ağası Halîl Ağa ve Erdel krallığına tâlib Halil Gabor kefereyi cümle Budin altında katl olunup Erdel Kralı Apopi Mihal fermân-ı vezîr ile Erdel diyârına gitdiler. Bunda dahi Budin ve Peşte ve Gers-İlyâs ve Bârûdhâne kal‘aları elçiye rağmen üç nevbet top şâdımânları ve pâk ve müsellah asâkir-i deryâ-misâl alayları göstermişlerdir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30a ·
metinde göster ·
… olup durur. Anıniçün Çerkes Meydânı derler. Ve bu yiğidi tüfeng ile şehîd eden
kefereyi
Ferdinand Kral getirüp,
Süleymân Hân asrında bir Çerkes yiğidi ol mahalle gelince at koyup küffârı kıra kıra kendüsi dahi şehîd olup hâlâ bir kemer altında ol Çerkes yiğidi atı üzre kendüsini hukemâlar muğlâb ile nâm içün kadîd edüp tuç gibi cümle silâhıyla ve zırh [u] zereh-külâhı ve tîrkeş ve esbâbıyla ve başında şıpırtma kalpağıyla atı üzre durur. Atı dahi 58b muğlâbla kadîd olup durur. Anıniçün Çerkes Meydânı derler. Ve bu yiğidi tüfeng ile şehîd eden kefereyi Ferdinand Kral getirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58a–58b ·
metinde göster ·
getirüp bir çârpâlı serîr-i harîr üzre darîr-misâl a‘mâ gibi yatırdılar, ammâ b …
"Benim ecdâdlarımın dâr-ı şifâlarında bu kadar vazîfe-i mu‘ayyene yer cerrâh-ı kâmiller ve fassâd-ı âmiller var. Elbette benim bu akrabâma bir dâ-i devâ etsinler, yohsa cümlesini kat‘-ı erzâk ederim", dedikde İstifani deyrinin cerrâhbaşısı ilâc edecek olduğun hakîr istimâ‘ edüp cerrâhbaşıya varup hüsn-i ülfet etdikde ol ân mecrûh kefereyi getirüp bir çârpâlı serîr-i harîr üzre darîr-misâl a‘mâ gibi yatırdılar, ammâ başı Adana kabağı gibi gözleri Mardin encâsı gibi burnu Mora patlıcanı gibi cümle şişmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62a ·
metinde göster ·
… a Tatar ve Osmânlı elinde esîr olmadan henüz kurtulduk" deyü köy kethudâsı olan
kefereyi
karğı urdu. Andan bizimle refîk olup giderken "Zor ile ulak atları alman, zîrâ …
"Siz Türk ile ceng edersiz. Biz dahi yakında Tatar ve Osmânlı elinde esîr olmadan henüz kurtulduk" deyü köy kethudâsı olan kefereyi karğı urdu. Andan bizimle refîk olup giderken "Zor ile ulak atları alman, zîrâ bu Eflak kefereleri âsîlerdir" deyü nasîhatlar ederek gidüp 5 sâ‘atde semt-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a ·
metinde göster ·
… bu hakîr Boğdan vilâyetinde Yaş şehrinde Tatar askeriyle Burunsuz Kostantin nâm
kefereyi
Yaş altında bozup kırdığımızdan sonra Eflak diyârında akın ve çapul bırağup Efl …
Mâ-tekaddem bir şehr-i azîm imiş. Bu diyâr-ı hurrem-âbâdda çok tek-i pûmuz vardır, ammâ bu şehri görmemişidim. Hâlâ şimdi vîrân buldum, henüz amâr etmededirler. Meğer sene 1071 târîhinde Eflak beği olan Mihne Cüvan Beğ isyân etdikde cümle bâzergân-ı ümmet-i Muhammed'i kırup mâlların alup Yergöğü kal‘asında Serdâr Fazlı Paşa'yı ve üç vezîri kapadup ceng ederken bu hakîr Boğdan vilâyetinde Yaş şehrinde Tatar askeriyle Burunsuz Kostantin nâm kefereyi Yaş altında bozup kırdığımızdan sonra Eflak diyârında akın ve çapul bırağup Eflak diyârın ihrâk edüp mâl-ı ganâ’imler ile niçe bin esîrler aldığımız mahalde bu Tirkoviş şehrin dahi Konakçı Kara Alî Paşa ile Dobruca ve Deliorman askerleri bu Tirkoviş şehrin ale'l-gafle basup bî-hadd ü bî-kıyâs mâl-ı menâllerin alup şehrini ihrâk bi'n-nâr etmişler. Hâlâ beş yüz kadar şindire tahta ve saz örtülü evleri henüz amâr olmadadır. Ancak cümle tokuz aded kal‘a-misâl kârgîr manastırları kalmış ve bâğ u bâğçeleri dahi vîrân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
… em kapudanlar çıkup Vezîria‘zama haber olup anlar dahi Tercümânbaşı Panayot nâm
kefereyi
bir nefer kapucubaşısı ile kapudan paşaya gitdiler.
El-hâsıl kâmil üç gün bu hâl üzre küffâr hâ’ib ü hâsir gelüp giderlerdi. Tâ ki dördüncü gün oldu. Anı gördük, ale's-sabâ[h] kal‘anın münhedim olmayan Kızıl tabya burnunda Sadrıa‘zam kolu tarafında bir azîm büyük beyâz bayrak dikdiklerinde yeniçeri ocağına kal‘a içinden on aded belli başlı ve kara şapkalı muhteşem kapudanlar çıkup Vezîria‘zama haber olup anlar dahi Tercümânbaşı Panayot nâm kefereyi bir nefer kapucubaşısı ile kapudan paşaya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 301b ·
metinde göster ·
tahrîr edüp evleri tahrîr olunmadı, zîrâ gâyet âsî kefereleri vardır. Hattâ sen …
Hâlâ ma‘mûr köğünde beş yüz aded tüfeng-endâz kefereyi tahrîr edüp evleri tahrîr olunmadı, zîrâ gâyet âsî kefereleri vardır. Hattâ sene 1037 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ asrında Mankortonya ve Kalavra ve Pulya ve Anapolya ve Tementis ve Çiçilya ve İşpanya vilâyetlerini urup nehb ü gâret edüp sâlimîn ü gânimîn bu Manya'yı vurmağa gelen Kapudan Koca Halîl Paşa'yı bu Manya küffârı münhezim edüp niçe bin asâkir-i İslâmı küffâr kılıçdan geçirdikleri guzâtın kemikleri yığın yığın kayalar üzre Demirhisâr karyesi kurbunda pâymâl-i rimâl olup yatır. Ehl-i İslâmdan ol zamân çok ibâdullâh-ı müslimîn kırmışlar, ya‘nî tâ bu mertebe bahâdır u fetâ kefereleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
… urd olmuş. Ancak keferenin leşi abâsı içinde tiftik tiftik [olmuş.] Biz dahi bu
kefereyi
bu hâl ile göricek dibelik aklımız başımızdan gitdi. Ammâ bu kefereler harâmîle …
Hakîkatü'l-hâl kefereye eyle nobut urmuş kim âdem vücûdudur diyecek yeri kalmayup cümle hurd olmuş. Ancak keferenin leşi abâsı içinde tiftik tiftik [olmuş.] Biz dahi bu kefereyi bu hâl ile göricek dibelik aklımız başımızdan gitdi. Ammâ bu kefereler harâmîler imiş, mürd olanları başları imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 345a ·
metinde göster ·