… i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve
kehene
ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinm …
Bânî-i sâbi‘: Binâ-yı şehr-i Makdon hakkında cemî‘i müvverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre İslâmbol sûrunun ve Ayasofya binâsının keyfiyyet-i binâsı bu yüzden tafsîl [ü] beyân ederler kim yedinci 10b kerrede ta‘mîr [ü] termîm eden Ebü'l-beşer Hazret-i Âdem Safî aleyhi's-selâm vech-i arza hübût etdükden sonra beş bin elli iki sene mürûr etdükde Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir pâdişâh-ı zîşân zuhûr edüp cihâna ferr ü şevket salup cemî‘i memâlik-i Rûm'a ve bilâd-ı Frengistân ve Kızılelma'ya ve diyâr-ı Alman'a ve Karaman ve Yûnâniyan'a ve Bahr-i Rûm içre ve Ummân [u] Okyûnûs'da olan cümle cezâyirâta ve sâhil-i bahreynde olan bi'l-cümle memâlik-i mahrûse kılâ‘lara hükmü câri olup bi't-tamâm mülûk-i âfâk fermânına râm oldukdan sonra şehr-i Makdon'a gelüp gördü kim dedesi Yanko'nun binâ etdüği o şehr-i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve kehene ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinmek içün binâsına şürû‘ etdükde rû-yı arzda fermân-beri olan pâdişâhlara haber gönderüp her diyârın ilm-i hendesede üstâd-ı kâmil mi‘mâr ve ummâl ve bennâlarından on kerre yüz bin âdem cem‘ olup tâli‘-i imâreti seretân olsun deyü tenbîh edüp Edirnekapusu cânibinde bir rasad peydâ edüp bir mîl minâre üzre bir nâkûs ihdâs edüp âmâde idi. Sa‘d sâ‘at oldukda ol çanı çalup cemî‘i bennâlar ellerinde olan taş ve kireçleri zemîne bırağup esâs etmeğe muntazır dururlardı. Hikmet-i Hudâ bir leylek bir yılanı şikâr edüp ber-hevâ âşiyânına getirirken ol yılan leylek murgunun minkârından rehâ bulup hikmet-i Rabbânî mezkûr rasad çanının üzerine yılan düşünce çan çalınup cemî‘i ummâllar ellerinde olan hacerâtları ve cibs-i Horasânîleri zemîne bırağup tarfetü'l-ayn içre esâs-ı sûr bir zirâ‘-ı melikî zemînden âlî oldu. Cemî‘i müneccimîn ve kehhânîn
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a–10b ·
metinde göster ·
… enbûrî nakş-ı bûkalemûn mîldir kim Yanko ibn Mâdyân zamânında bir üstâd-ı kâmil
kehene
âlim-i âmil İslâmbol içre inkırâzu'd-devrân havâdisâtdan ne zuhûr edeceğin ve h …
On altıncı tılısmât: Yine Atmeydânı'nda yekpâre ve çâr-kûşe ahmer-gûn seng-i zenbûrî nakş-ı bûkalemûn mîldir kim Yanko ibn Mâdyân zamânında bir üstâd-ı kâmil kehene âlim-i âmil İslâmbol içre inkırâzu'd-devrân havâdisâtdan ne zuhûr edeceğin ve her pâdişâh asrında ne alâ’imât zâhir olacağın ilm-i nücûm kuvvetiyle mezkûr seng-i hârânın çâr-kûşesine rumûz [u]17b künûz ile cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtın tasâvîrlerin resm edüp bir âdem başına çizme geymiş yazılmışdır, ana işâretdir kim bir devlet gele, ayakda olan pespâye âdemlere söz değüp baş ola. Ve mücevvezeli âdemler sûreti var ve bostâncı külâhlı ve yeniçeri keçeli âdemler var, bunlar mutasarrıf olalar işâretin etmiş. Ve baykuşlar sûretin edüp harâb ola, alâmetin göstermiş. Ve niçe bin alâ’imât-ı acâyibâtlar dahi vardır kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a–17b ·
metinde göster ·
… Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı
Kehene
binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi …
âyet-i delîl [ü] bürhândır kim cCebel-i Cûdî'de ba‘de't-tûfân sefîne-i Nûh Necî karâr edüp şehr-i Cûde'yi seksen nefer kimesne imâr edüp tavattun edüp evlâd-ı evlâdları münteşir olup cümle târîhde anınçün Hazret-i Nûh'a "Âdem-i Sânî" ve "Eb-i Sânî" dediler. Ba‘dehû ol şehr-i Cûde bir bender şehr-i azîm olup andan cümle evlâd-ı Nûh ve ümmet-i Nûh bu şehirden murâd edindikleri arz-ı hâliyelere istilâ edüp mahsûldâr yerleri imâr etmeğe 35a başlayup ibtidâ Arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş binâ oldu. Andan şehr-i Balîs, andan Mısr-ı Atîk mukâbelesinde Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Cize hâkinde Sureyd Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı Kehene binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi, ol imâr oldu. Bi-kavli müverrihîn Hazret-i Nûh Tûfân'dan halâs olduğu gün yevm-i Aşura idi. Herkesde bulunan ta‘âmları bir kazgana koyup tabh edüp tenâvül edüp nâmına "Aşura" dediler, Hazret-i Nûh sünnetidir. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara Zengiler ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Sâm'dır. Arab ve Acem ve cümle peygamberler anın sülâle-i ırk-ı tâhirinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Yâfes'dir. Türk ü Tatar ve Sakâlib Ye’cüc ü Me’cüc bunun neslinden vücûda gelmişlerdir. Bir oğlu Ken‘ân idi. Babası Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp peygamber belinden gelüp mürtedd olan ibtidâ bu Ken‘ân'dır. Cümle Mısır Kıptîleri ve Malta kâfiri Arabı ve Cezîre-i Girid'de İsfakiye Arabı Kıptîdendir, zuhûrları Mısır İskenderiyyesi'ndendir kim asılları Kıbtî ve Ken‘ân b. Nûh'a müntehîlerdir. Ken‘ân babasıyla zevrak-ı rahmete girmeyüp bir tuç kumkuma içre me’kûlât meşrûbâtıyla kumkuma içre girüp yeye, içe, sıça devr-i dâ’im gene yeye yeye necâsetinde gark olup Tûfân'da kumkumasıyla bir kenara çıkup hâlâ Mısır'ın sa‘îd-i âlîsi elvâhât evvel-i Nakraveş kurbunda kumkuması bârçeleriyle bir gâr içre yatar. Kabâbıta kavminin ziyâretgâhlarıdır. Hakîr üç kerre uğrayup temâşâ etdik. Deyr-i kadîm-misâl bir gâr-ı yetîmân dâr-ı bî-îmândır kim ol Ken‘ân hakkında sûre-i (---) âyet (---)Arapça nassı bu Ken‘ân hakkında kıbel-i Hak'dan alâ tarîkı'l-kısas Habîb-i Hudâ'ya nâzil olmuşdur. Niçe müverrihler Hâm ve Sâm ve Yâfes Tûfân'da gemi içre bile idi, derler. Ba‘zılar, Tûfân'dan sonra vücûda geldiler, derler. Sahîhi bu ola. Netîce-i merâm Tûfân'dan sonra gemi içre olan seksen nefer kimesneden bu dünyâ benî Âdem ile mâlamâl olduğundan Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî derler. Bir rivâyetde Ferîdûn Hazret-i Nûh ile gemide bile idi. Tatar andan tenâsül buldu, derler. Ferîdûn'un kabri Heyhât sahrâsında medfûn olduğu inşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ bu Hazret-i Nûh'un ziyâretgâhı olan Kerk-i Nûh karyesi semtinde cebel-i Deyr derler bir kûh-ı bülend vardır. Bir tarafı cânib-i garba, Berût cânibinde Akdeniz'e nâzırdır. O cebel-i müntehâ içre yetmiş iki mezâhib fırak-ı dâlleden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri sebkat eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân babasıyla gemiye girmeyüp kumkuma içre bu mahalde gark olduğuna sûre-i Nûh (---) âyet-i şerîfi delîl ederler. Arapça bu mahal içündür deyü müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve ale'l-ittifâk Tûfân-ı Nûh ibtidâ bu Bukâ‘ sahrâsındaki nehr-i Tennûr'dan zuhûr edüp cihânı cümle gark etdi. Mezheb-i hukemâda olanlar "Tûfân hemân Arz-ı Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un gemisi cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basra cümle arz-ı mukaddes olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b–35a ·
metinde göster ·
… bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet
kehene
idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besle …
Mutalsam-ı kehene-i kadîm: Kuşlar kal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmanın aslı oldur kim zamân-ı cehâletde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besleyüp bu rûy-ı arzın ekâlîm-i seb‘asında olan bıtrîk ü kıssîs ü râhiblere ahvâl-i Irâk-ı Medâyin'i yazup bir kebûterin boğazına ol varağı bir mutalsam ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif gibi ol murg yine gelirdi. Ol papasın dâ’imâ kârı bu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… unda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm
kehene
olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla m …
Ve bu harem kapusu üzre kefere zamânı nâkûs çanlığı imiş, berbâd olup yerine mezkûr minâre-i mevzûnu inşâ etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün tılsım etmiş. Niçe yüz sene bu esedlerin hükmü nâfiz olup ba‘dehu küffâr bu kal‘aya tekrâr istîlâ etdikde kavm-i mağâribelere bu esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri bâtıl olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede iki dâne hull-i mehîb acîb gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
ve cerrâh ve fassâd ve müverrih-i kâmil kefereleri vardır. Hattâ ilm-i nücûm ku …
Gâyet müdekkık ve müstahric ve ilm-i nücûm sâhibi kehene ve cerrâh ve fassâd ve müverrih-i kâmil kefereleri vardır. Hattâ ilm-i nücûm kuvvetiyle Hazret-i Risâlet-penâhın bu cihân issi olmasını ve Âl-i Osmân hurûc edüp devr-i kıyâmete dek devletleri mü’ebbed olur, bu rûy-ı arzda bir küffâr komayup tâ Hazret-i Mehdî ve Hazret-i Îsâ'ya dek Âl-i Osmân sâhib-i hurûc ve sâhib-i zuhûr olacağın bilüp ve niçe rumûz u künûz kitâblarında her mülûkun tâli‘in bulup ve sene (---) târîhinde Osmân Gâzî Bursa kal‘asına sarılup muhâsara ederken hemân bu Dobra-Venedik kâfirleri "Hay işte sâhib-i zuhûr hurûc etdi" deyü elçileriyle (---) altun ve bu kadar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve kemhâ vü hârâlar ile elçilerin Bursa'da Osmân Gâzî'ye gönderdiklerinde Osmân Gâzî de vefât etmiş bulunup oğlu Orhân Gâzî Bursa'yı feth etdikde Dobra-Venedikli cümle hedâyâları Orhân Gâzî'ye verüp yüz elli mâdde üzre akd-i sulh edüp her sene meblağ-ı mezbûr hazîneyi elçileriyle göndermeği der-uhde edüp ellerine yüz elli mâdde içün yüz elli kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i şâhîler alup bu yüzden ilâ hâze'l-ân sulh kabûl etmiş bir alay âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr kefere vü fecerelerdir kim aslâ ve kat‘â cemî‘i zamânda sulha muğâyir bir ahid-şikenlik etmeyüp her sene başında cümleden mukaddem elçileri gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
… nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır kavminden
Kehene
Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Ve Arapça âyet-i şerîfinin tefsîrinde müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Nûh Necî ile gemiye giren Hûşeng Şâh ve (---)(---)(---) ve nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır kavminden Kehene Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374a ·
metinde göster ·
Mezkûr Nakrâveş-i Mısrâyim'in evlâdlarından Kalîmûn nâmında bir
kehene
var idi. Ulûm-ı şettâya mâlik idi, hattâ ilim kuvvetiyle Tûfân-ı Nûh ile gazâb- …
Mezkûr Nakrâveş-i Mısrâyim'in evlâdlarından Kalîmûn nâmında bir kehene var idi. Ulûm-ı şettâya mâlik idi, hattâ ilim kuvvetiyle Tûfân-ı Nûh ile gazâb-ı Hudâ olacağın bilüp Tûfân'dan evvel dedesi yurdu olan Mısır'ı terk edüp şehr-i Kûfe'de Hazret-i Nûh yanına varup îmânile müşerref olup cümle iyâliyle Irâk vilâyetinde sâkin oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y5b ·
metinde göster ·
Ve bu Ümmü'l-kıyâs'ın ibtidâ bânîsi Kabâbıta devletinde bir
kehene
var idi, ismine Kalîmûn Hakîm derlerdi, anın inşâsıdır kim Tûfân-ı Nûh'dan sonr …
Ve bu Ümmü'l-kıyâs'ın ibtidâ bânîsi Kabâbıta devletinde bir kehene var idi, ismine Kalîmûn Hakîm derlerdi, anın inşâsıdır kim Tûfân-ı Nûh'dan sonra binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148a ·
metinde göster ·
dahi gelüp ilm-i hendesede misli yok ferîd-i asr bir üstâd-ı kâmil idi. Mikyâsa …
Andan sonra Hısaylem derler bir kehene dahi gelüp ilm-i hendesede misli yok ferîd-i asr bir üstâd-ı kâmil idi. Mikyâsa ba‘zı eşyâlar kendü ihtirâ‘ından gûnâ-gûn şeyler icrâ edüp Ümmü'l-kıyâs'ı bu hâle koyup anın ihyâsıdır. Ve Mısır'ın cemî‘i halîclerin ve tur‘aların hikmet üzre tarh edüp nehr-i Nîl'i vilâyet vilâyet ol cereyân etdirmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148a ·
metinde göster ·
… im Mısır zemîninde bir zirâ‘-ı Mekkî arz-ı hâliye yokdur kim anda bir gencîne-i
kehene
olmaya, derler. Hâlâ yine her sene bir iki üç defîne bulunmadadır. Tâ bu merteb …
Ve bu arâzî-i Mısır'da künûz-ı azîme ve defâyin-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Bi-kavli müverrih-i âlem Şeyh Makrîsî buyururlar kim Mısır zemîninde bir zirâ‘-ı Mekkî arz-ı hâliye yokdur kim anda bir gencîne-i kehene olmaya, derler. Hâlâ yine her sene bir iki üç defîne bulunmadadır. Tâ bu mertebe Nîl kenârları ma‘mûr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük ·
metinde göster ·
Ve Bayzar zamân-ı hükûmetinde kayın atası Kalîmûn Kâhin ta‘lîmi ile zîr-i zemînlerden cok hazîne ve defîne istihrâc edüp Mısır hâkinden tâ İsne ve İsvân ve Sûdân ve Fûncistân'a varınca ol genc-i bâ[dâ]verler ile yedi yüz pâre şehir bünyâd edüp Nîl-i mübâreki arz-ı Mısır üzre ilm-i hendese ile sokak sokak halîclerden cereyân etdiren bu Bayzar'dır. Âhir Tûfân'dan bin sekiz yüz altıncı seneden sonra Bayzar kayın atası Kalîmûn Kehene ile vefât edüp cebel-i Hirâmân'ın Ehremân'ın Ehrâm'ın cihet-i garbîsindeki ehrâmda defn etdiler. Arz-ı Mısır'da ba‘de't-tûfân defn olunan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y282a ·
metinde göster ·
… kıldılar. Ammâ dahme-i İskender yok ve mutalsamât-ı Delûke ve alâyimât-ı Sûrîd
Kehene
ve kenz-i Mısrâyim yok, ve Âyine-i İskender'de nûrdan eser yok.
Beri tarafda Şâm'da Abdülmelik'e bu haber mün‘akis olup halîfe vâfir te’essüf çeküp kendüyi levm etdi ve beyne'l-halk şermsâr olup sürûr [u] şâdumândan berî oldu, ammâ çi fâ’ide. Âhirü'l-emr İskenderiyye'nin münhedim olan yerlerin ta‘mîr ü termîmine fermân eyledi. Ve niçe mâl-ı firâvân masrûf edüp alâ rağmi'l-a‘dâ evvelkiden dahi âbâdân ve dürr-i beyz-âsâ münevver kıldılar. Ammâ dahme-i İskender yok ve mutalsamât-ı Delûke ve alâyimât-ı Sûrîd Kehene ve kenz-i Mısrâyim yok, ve Âyine-i İskender'de nûrdan eser yok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y316b ·
metinde göster ·
İbtidâ bânîsi bi-kavli Tevârîh-i Hıtat-ı Makrîzî Tûfân-ı Nûh'dan sonra
kehene
Mısrâyim binâsıdır kim iklîm-i Mısır'ı devr edüp ilm-i nücûm üzre bu zemînin âb …
İbtidâ bânîsi bi-kavli Tevârîh-i Hıtat-ı Makrîzî Tûfân-ı Nûh'dan sonra kehene Mısrâyim binâsıdır kim iklîm-i Mısır'ı devr edüp ilm-i nücûm üzre bu zemînin âb [u] havâsın beğenüp bu şehri inşâ etdi. Mürûr-ı eyyâm ile niçe bin mülûklerin tasarrufuna girüp sene (---) târîhinde Mısır pâdişâhlarından Tâhir Baybars evâyil-i hâlinde bu şehirde kâşif iken ol dahi âb [u] havâsından haz edüp zamân-ı hilâfetinde bu şehri taht-ı sânî edinüp sâkin olurdu. İle'l-ân şehrin tâ vasatında kâşifler sarâyı kurbunda şehir içinden cereyân eden tur‘a üzre üç göz bir cisr vardır, her vakt-i işâda ol cisr üzre sekizer kat mehterhâne üç nevbet çalınur, Tâhir Baybars hazretlerinin asrından berü kânûn-ı selâtîndir, çalınup vazîfe ve cirâyelerin kâşifden alup dâ’imâ mehterhâne çalarlar, zîrâ taht-ı sânîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356a ·
metinde göster ·
ismidir kim cemî‘i ulûmu Hazret-i İdrîs'den görüp bin sene mu‘ammer olmuşdu. Ef …
Lisân-ı Kıbtîde bir kehene ismidir kim cemî‘i ulûmu Hazret-i İdrîs'den görüp bin sene mu‘ammer olmuşdu. Efvâh-ı nâsda Siyût derler. Zamân-ı kadîmde bir kal‘a-i metîn imiş kim Amr ibnü'l-Âs kâmil yedi ay muhâsara edüp ba‘de'l-feth yine düşmen destine girüp mutahassın olmasınlar deyü kal‘asının burc [u] bârûların münhedim edüp hâlâ âsâr-ı binâları azharun mine'ş-şemsdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y368a ·
metinde göster ·
… ıl-ı kelâm niçe devletden arda kalmış dünyâda bu dahi bir şehr-i köhne ve dâr-ı
kehene
İsvân'dır. Âhir Amr ibnü'l-Âs yediyle feth olup ilâ-hâze'l-ân diyâr-ı İslâmdan …
Hâsıl-ı kelâm niçe devletden arda kalmış dünyâda bu dahi bir şehr-i köhne ve dâr-ı kehene İsvân'dır. Âhir Amr ibnü'l-Âs yediyle feth olup ilâ-hâze'l-ân diyâr-ı İslâmdan Circe eyâleti hükmünde kırk kîse iltizâmlı kös sâhibi kâşiflikdir. Yüz elli tevâbi‘iyle altı yüz erdeb gılâli taht-ı hükûmetinde olan altmış pâre kurâdan tahsîl eder. Lâkin yedi bölükden mustahfızân askeri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y385b ·
metinde göster ·
… ûdunda Sây şehri derler. Bu şehr-i kadîmde ba‘de't-Tûfân Rehven-i Hindî nâm bir
kehene
melik iken evc-i âsumâna ser çekmiş bir mîl-i âlî düzmüş kim hâlâ eser-i binâla …
Cemî‘i tevârîh-i Arab'da ve tevârîh-i Sâbiyye'de bu Sây şehri hakkında vilâyet-i İsvân hudûdunda Sây şehri derler. Bu şehr-i kadîmde ba‘de't-Tûfân Rehven-i Hindî nâm bir kehene melik iken evc-i âsumâna ser çekmiş bir mîl-i âlî düzmüş kim hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir kim görenin aklı perîşân olur, gûyâ kâr-ı insân değildir. Üzerinde niçe gûne ma‘âdinden mürekkeb bir âyine-i ibret-nümâ düzmüş. Bu Sây şehri içün kasd edüp gelen a‘dâ ol âyînenin âteşi ol asker ihrâk ederdi. Ol ecilden Sây şehri üzre bir yağı ve dağî ve bâğî ve zâğî asker gelemezdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394b ·
metinde göster ·
… m olunsa herbiri birer kal‘a-i Kahkahâ olurdu. Bu kal‘aların cümlesi Fir‘avn'ın
kehene
ve seherelerinin eli vilâyeti kal‘alarıdır kim Hazret-i Mûsâ karındaşı Hârûn Ne …
Ve bu kabîle-i Künûz'un sâkin oldukları altı konak yerde Nîl kenârında kâmil yigirmi vîrân kal‘alar vardır kim ta‘mîr ü termîm olunsa herbiri birer kal‘a-i Kahkahâ olurdu. Bu kal‘aların cümlesi Fir‘avn'ın kehene ve seherelerinin eli vilâyeti kal‘alarıdır kim Hazret-i Mûsâ karındaşı Hârûn Nebî vezîr iken İslâm askeriyle gelüp bu kal‘aları cümle feth edüp Fir‘avnîleri kırup kal‘aların münhedim etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y444a ·
metinde göster ·
… mâlik olan Nakrâveş idi kim el-kâhin mine'l-kühhân gâyet Y 447b üstâd-ı kâmil
kehene
idi. Şehr-i Emsûs'u bu Nakrâveş binâ edüp yüz seksen sene mu‘ammer olup merhûm …
Bu şehri ibtidâ binâ eden bi-kavli tevârîh-i Sâbiyye: Tûfân-ı Nûh'dan evvel Mısır'a mâlik olan Nakrâveş idi kim el-kâhin mine'l-kühhân gâyet Y 447b üstâd-ı kâmil kehene idi. Şehr-i Emsûs'u bu Nakrâveş binâ edüp yüz seksen sene mu‘ammer olup merhûm oldukda yerine oğlu Natrâş melik oldu. Bu dahi babası gibi sâhir-i mâhir kehene olup üç yüz yıl mu‘ammer olup bu Elvâh-ı Evvel'i evvel binâ etdi. Andan karındaşı Mısrâm yerine müstakil melik olup bu dahi hakîm-i mâhir ve kehene-i köhne sâhir idi. Bu Elvâh'ı ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân etdi kim ol asırda Emsûs şehrinden ziyâde amâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447a–Y447b ·
metinde göster ·
… merhûm oldukda yerine oğlu Natrâş melik oldu. Bu dahi babası gibi sâhir-i mâhir
kehene
olup üç yüz yıl mu‘ammer olup bu Elvâh-ı Evvel'i evvel binâ etdi. Andan karında …
Bu şehri ibtidâ binâ eden bi-kavli tevârîh-i Sâbiyye: Tûfân-ı Nûh'dan evvel Mısır'a mâlik olan Nakrâveş idi kim el-kâhin mine'l-kühhân gâyet Y 447b üstâd-ı kâmil kehene idi. Şehr-i Emsûs'u bu Nakrâveş binâ edüp yüz seksen sene mu‘ammer olup merhûm oldukda yerine oğlu Natrâş melik oldu. Bu dahi babası gibi sâhir-i mâhir kehene olup üç yüz yıl mu‘ammer olup bu Elvâh-ı Evvel'i evvel binâ etdi. Andan karındaşı Mısrâm yerine müstakil melik olup bu dahi hakîm-i mâhir ve kehene-i köhne sâhir idi. Bu Elvâh'ı ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân etdi kim ol asırda Emsûs şehrinden ziyâde amâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447a–Y447b ·
metinde göster ·
… rbunda Cûdî dağında der-kenâr olup Cûde nâm şehri inşâ etdiler. Ba‘dehu Kalîmûn
kehene
dâmâdı olan Mısrâyim ki nebîre-i Hazret-i Nûh'dur, Nûh Nebî'den bu Kalîmûn ve M …
Kable't-tûfân dahi şehr-i azîm idi. Ba‘de't-tûfân Hazret-i Nûh Musul kurbunda Cûdî dağında der-kenâr olup Cûde nâm şehri inşâ etdiler. Ba‘dehu Kalîmûn kehene dâmâdı olan Mısrâyim ki nebîre-i Hazret-i Nûh'dur, Nûh Nebî'den bu Kalîmûn ve Mısrâyim me’zûn olup bu arz-ı Hâsân'da Bilbeys'in âsâr-ı binâların bulup sâkin olup amâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
ve hukemâ ve kudemâ ve sultânân-ı selef binâları âsârları var kim diller ile ta …
Ve kehene ve hukemâ ve kudemâ ve sultânân-ı selef binâları âsârları var kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Kaçan kim hûn-ı Yahyâ talebiyçün Buhtunnasr hurûc edüp bu şehr içre iki kerre yüz bin Benî İsrâ’ilî'yi dendân-ı tîğden geçirüp şehri harâb etdi kim hâlâ ol harâbistân anın zamânından kalmışdır. Niçe mülûklar dahi gelüp amâr etmişlerdir, ammâ güneşde zerre ve deryâda katre-misâl ma‘mûr olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·