… i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve
kehene
ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinm …
Bânî-i sâbi‘: Binâ-yı şehr-i Makdon hakkında cemî‘i müvverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre İslâmbol sûrunun ve Ayasofya binâsının keyfiyyet-i binâsı bu yüzden tafsîl [ü] beyân ederler kim yedinci 10b kerrede ta‘mîr [ü] termîm eden Ebü'l-beşer Hazret-i Âdem Safî aleyhi's-selâm vech-i arza hübût etdükden sonra beş bin elli iki sene mürûr etdükde Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir pâdişâh-ı zîşân zuhûr edüp cihâna ferr ü şevket salup cemî‘i memâlik-i Rûm'a ve bilâd-ı Frengistân ve Kızılelma'ya ve diyâr-ı Alman'a ve Karaman ve Yûnâniyan'a ve Bahr-i Rûm içre ve Ummân [u] Okyûnûs'da olan cümle cezâyirâta ve sâhil-i bahreynde olan bi'l-cümle memâlik-i mahrûse kılâ‘lara hükmü câri olup bi't-tamâm mülûk-i âfâk fermânına râm oldukdan sonra şehr-i Makdon'a gelüp gördü kim dedesi Yanko'nun binâ etdüği o şehr-i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve kehene ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinmek içün binâsına şürû‘ etdükde rû-yı arzda fermân-beri olan pâdişâhlara haber gönderüp her diyârın ilm-i hendesede üstâd-ı kâmil mi‘mâr ve ummâl ve bennâlarından on kerre yüz bin âdem cem‘ olup tâli‘-i imâreti seretân olsun deyü tenbîh edüp Edirnekapusu cânibinde bir rasad peydâ edüp bir mîl minâre üzre bir nâkûs ihdâs edüp âmâde idi. Sa‘d sâ‘at oldukda ol çanı çalup cemî‘i bennâlar ellerinde olan taş ve kireçleri zemîne bırağup esâs etmeğe muntazır dururlardı. Hikmet-i Hudâ bir leylek bir yılanı şikâr edüp ber-hevâ âşiyânına getirirken ol yılan leylek murgunun minkârından rehâ bulup hikmet-i Rabbânî mezkûr rasad çanının üzerine yılan düşünce çan çalınup cemî‘i ummâllar ellerinde olan hacerâtları ve cibs-i Horasânîleri zemîne bırağup tarfetü'l-ayn içre esâs-ı sûr bir zirâ‘-ı melikî zemînden âlî oldu. Cemî‘i müneccimîn ve kehhânîn
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a–10b ·
metinde göster ·
… enbûrî nakş-ı bûkalemûn mîldir kim Yanko ibn Mâdyân zamânında bir üstâd-ı kâmil
kehene
âlim-i âmil İslâmbol içre inkırâzu'd-devrân havâdisâtdan ne zuhûr edeceğin ve h …
On altıncı tılısmât: Yine Atmeydânı'nda yekpâre ve çâr-kûşe ahmer-gûn seng-i zenbûrî nakş-ı bûkalemûn mîldir kim Yanko ibn Mâdyân zamânında bir üstâd-ı kâmil kehene âlim-i âmil İslâmbol içre inkırâzu'd-devrân havâdisâtdan ne zuhûr edeceğin ve her pâdişâh asrında ne alâ’imât zâhir olacağın ilm-i nücûm kuvvetiyle mezkûr seng-i hârânın çâr-kûşesine rumûz [u]17b künûz ile cemî‘i ecnâs-ı mahlûkâtın tasâvîrlerin resm edüp bir âdem başına çizme geymiş yazılmışdır, ana işâretdir kim bir devlet gele, ayakda olan pespâye âdemlere söz değüp baş ola. Ve mücevvezeli âdemler sûreti var ve bostâncı külâhlı ve yeniçeri keçeli âdemler var, bunlar mutasarrıf olalar işâretin etmiş. Ve baykuşlar sûretin edüp harâb ola, alâmetin göstermiş. Ve niçe bin alâ’imât-ı acâyibâtlar dahi vardır kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 17a–17b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı ibret-nümâ-yı mutalsamat-ı kal‘a-i Hımıs: Hâlâ zemân-ı kadîm
keheneleri
ve hukemâları bu şehr-i kadîm içre ka‘r-ı zemînde yılan ve akreb ve çıyan ve'l- …
Evsâf-ı ibret-nümâ-yı mutalsamat-ı kal‘a-i Hımıs: Hâlâ zemân-ı kadîm keheneleri ve hukemâları bu şehr-i kadîm içre ka‘r-ı zemînde yılan ve akreb ve çıyan ve'l-hâsıl mesmûm hayvânâtlar içün tılsımâtlar edüp defnetmişler. İlâ hâze'l-ân ol mutalsamâtların te’sîriyle ol makûle yılan ve akreb ve çıyan olmaz. Olursa da benî Âdem'e nîş ursa mü’essir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27b ·
metinde göster ·
… Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı
Kehene
binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi …
âyet-i delîl [ü] bürhândır kim cCebel-i Cûdî'de ba‘de't-tûfân sefîne-i Nûh Necî karâr edüp şehr-i Cûde'yi seksen nefer kimesne imâr edüp tavattun edüp evlâd-ı evlâdları münteşir olup cümle târîhde anınçün Hazret-i Nûh'a "Âdem-i Sânî" ve "Eb-i Sânî" dediler. Ba‘dehû ol şehr-i Cûde bir bender şehr-i azîm olup andan cümle evlâd-ı Nûh ve ümmet-i Nûh bu şehirden murâd edindikleri arz-ı hâliyelere istilâ edüp mahsûldâr yerleri imâr etmeğe 35a başlayup ibtidâ Arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş binâ oldu. Andan şehr-i Balîs, andan Mısr-ı Atîk mukâbelesinde Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Cize hâkinde Sureyd Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı Kehene binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi, ol imâr oldu. Bi-kavli müverrihîn Hazret-i Nûh Tûfân'dan halâs olduğu gün yevm-i Aşura idi. Herkesde bulunan ta‘âmları bir kazgana koyup tabh edüp tenâvül edüp nâmına "Aşura" dediler, Hazret-i Nûh sünnetidir. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara Zengiler ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Sâm'dır. Arab ve Acem ve cümle peygamberler anın sülâle-i ırk-ı tâhirinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Yâfes'dir. Türk ü Tatar ve Sakâlib Ye’cüc ü Me’cüc bunun neslinden vücûda gelmişlerdir. Bir oğlu Ken‘ân idi. Babası Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp peygamber belinden gelüp mürtedd olan ibtidâ bu Ken‘ân'dır. Cümle Mısır Kıptîleri ve Malta kâfiri Arabı ve Cezîre-i Girid'de İsfakiye Arabı Kıptîdendir, zuhûrları Mısır İskenderiyyesi'ndendir kim asılları Kıbtî ve Ken‘ân b. Nûh'a müntehîlerdir. Ken‘ân babasıyla zevrak-ı rahmete girmeyüp bir tuç kumkuma içre me’kûlât meşrûbâtıyla kumkuma içre girüp yeye, içe, sıça devr-i dâ’im gene yeye yeye necâsetinde gark olup Tûfân'da kumkumasıyla bir kenara çıkup hâlâ Mısır'ın sa‘îd-i âlîsi elvâhât evvel-i Nakraveş kurbunda kumkuması bârçeleriyle bir gâr içre yatar. Kabâbıta kavminin ziyâretgâhlarıdır. Hakîr üç kerre uğrayup temâşâ etdik. Deyr-i kadîm-misâl bir gâr-ı yetîmân dâr-ı bî-îmândır kim ol Ken‘ân hakkında sûre-i (---) âyet (---)Arapça nassı bu Ken‘ân hakkında kıbel-i Hak'dan alâ tarîkı'l-kısas Habîb-i Hudâ'ya nâzil olmuşdur. Niçe müverrihler Hâm ve Sâm ve Yâfes Tûfân'da gemi içre bile idi, derler. Ba‘zılar, Tûfân'dan sonra vücûda geldiler, derler. Sahîhi bu ola. Netîce-i merâm Tûfân'dan sonra gemi içre olan seksen nefer kimesneden bu dünyâ benî Âdem ile mâlamâl olduğundan Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî derler. Bir rivâyetde Ferîdûn Hazret-i Nûh ile gemide bile idi. Tatar andan tenâsül buldu, derler. Ferîdûn'un kabri Heyhât sahrâsında medfûn olduğu inşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ bu Hazret-i Nûh'un ziyâretgâhı olan Kerk-i Nûh karyesi semtinde cebel-i Deyr derler bir kûh-ı bülend vardır. Bir tarafı cânib-i garba, Berût cânibinde Akdeniz'e nâzırdır. O cebel-i müntehâ içre yetmiş iki mezâhib fırak-ı dâlleden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri sebkat eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân babasıyla gemiye girmeyüp kumkuma içre bu mahalde gark olduğuna sûre-i Nûh (---) âyet-i şerîfi delîl ederler. Arapça bu mahal içündür deyü müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve ale'l-ittifâk Tûfân-ı Nûh ibtidâ bu Bukâ‘ sahrâsındaki nehr-i Tennûr'dan zuhûr edüp cihânı cümle gark etdi. Mezheb-i hukemâda olanlar "Tûfân hemân Arz-ı Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un gemisi cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basra cümle arz-ı mukaddes olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b–35a ·
metinde göster ·
… n yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon
keheneyi
Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân der …
Bu belde-i kadîmin hakkında cemî‘i millet-i Mesîhiyye müverrihleri müttefekun aleyh olup sıhhati üzre eyle tahrîr etmişlerdir kim 137a Âdem-i Eb-i sânî Hazret-i Nûh Necî Tûfân'dan necât buldukdan sonra Musıl kurbunda cebel-i Cûde'de keştî-i Nûh karâr edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu ise bir yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs oldukları gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. Andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm zevrakında olan yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon keheneyi Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân derler. Anınçün Mısır arz-ı mukaddesden değildir. Ba‘dehû Kalimon hakîm Mısır'a varup Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle binâ olunan Mısır Cizesindeki Hırem dağları ki hâlâ anlara Fir‘avn dağları derler, ammâ hilâfdır Sürid hakîm izn-i İdrîs ile binâ etmişdir. Tûfân'dan sehel harâb olmak ile Kalimon hakîm yine imâr edüp anda sâkin oldu. Merhûm olup Ehrâm dağında defn etdiler. Oğlu Mısrâyim hakîm-i kebîr olup şehr-i Fustât'ı binâ etdiğiyçün şehr-i Mısır dediler. Bu Mısrâyim dahi merhûm olup yetmiş aded evlâdı kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a gelüp birer cây-ı vatan istediklerinde her birin bir diyâra gönderüp Sırfâyil nâm bir oğlunu Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'da vatan tutanın bu Sırfâyil'dir. Arz-ı Rûm'da deverân u seyerân ederek bu Sofya arzının âb [u] hevâsından ve Vitoş nâm kûh-ı bülendinden hazz edüp arz-ı Sofya'da sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan dutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidüp nevpeydâ Venedik körfezi sâhilinde kurâ ve kasabâtlar binâ edüp anda tenâsül bulup kavm-i Latin oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyârı anın ismiyle müsemmâdır. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de sâkin olup Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar andan münteşir oldu. Bir oğlu Franka idi. Frenk andandır. Biri Hırabda idi, Hırvad andandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Doşka idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den gelme Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da Romaa idi. Kızılelma Roması'nda kalup {on bir evlâdı olup her birin birer diyârı reyy ü imâr etmeğe gönderdi kim İşpaniye vilâyetinin ismidir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b–137a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû hâbdan bîdâr olup ol uyûn-ı câriyenin mahreci mahallinde kâmil yedi gün nûş eder, hayât-ı câvidân buldum zann edüp hikmet-i Hudâ ol mâ-i zülâlin te’sîri sebebiyle boynuzunun biri düşüp biri kalır. "Bre meded, işte âb-ı hayât bunda imiş. Basra şehrinden berü nef‘in müşâhede ide ide nûş etdiğimiz âb-ı zülâl meğer bu mâ-i Kevser imiş kim Şattu'l-Arab'a dâhil olurmuş. Bre Bedlîs nâm hazînedârı kığırın." deyü fermân etdükde Bedlîs gelüp eydür: "Ey gulâm-ı hâs! Eğer hâssu'l-hâs olmak dilersen benim mâlımdan niçe bin kîse mâl-ı firâvân harc edüp bu mahalde bana bed-leys bir kal‘a inşâ eyle kim Camapur memleketinden biz gelince itmâm bulup azametimle ben ol kal‘ayı muhâsara etsem fethinde usret çekem." deyü böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ olunmasın Bedlîs hazînedâra fermân edince "el-Emrü emrüküm" deyüp kal‘ayı Bismillah ile esâsına şürû‘ etmede. Andan İskender bir karn ile Camapur diyârına gitmede. Beri tarafda Bedlîs cemî‘i hukemâları ve mühendis-i üstâd-ı kâmil bennâları ve cemî‘i ulûm-ı garîbe vü acîbe sâhibi keheneleri cem‘ edüp bu kal‘anın tâli‘-i imâretinin sa‘d sâ‘atin bulup vilâdet-i Server-i Kâ’inât'dan sene 872 mukaddem kal‘a-i Bitlîs binâ olunup sene 882 târîhinde İskender vefât etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû âb u hevâsının letâfeti cihetinden hazz olunup ve hâk-i Irâk'da böyle şehr-i mu‘azzam harâb u yebâb kalmışı ma‘kûl görülmeyüp sene 243 târîhinde Emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım mâl-ı Kârûn ve kenz-i Hârûn harc edüp bu şehri eyle imâr eder kim gûyâ şehr-i Luristân olup üstâd-ı kâmil keheneler cem‘ edüp akrebinin kesretin ve çıyanlarının vefretin def‘iyçün kırk gûne tılısmât inşâ ederler. Hâlâ âsâr-ı esâs-ı mutalsamâtların niçeleri sâbitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 321b ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd hurmesi bu şehri âbâdân etdikde bir
kehene-i
cihân-bân bulup bu akreb içün bir tılsım edüp Navan nâm deyrde defn edüp ol tıl …
Hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd hurmesi bu şehri âbâdân etdikde bir kehene-i cihân-bân bulup bu akreb içün bir tılsım edüp Navan nâm deyrde defn edüp ol tılsım üzre ilm-i vefk ile "Müsâfirem müsâfirem" hattı tahrîr olunmuşdur. Hâlâ bir ehl-i beled ve bir garîbü'd-diyâr-ı nâ-beled bu şehre girdikde üç kerre "Müsâfirem" deyü nidâ ederek şehre girer. Bi-emrillah kendüye bir zarar isâbet etmez. Böyle bir mutalsamdır. Hatta Baba Abdî-i Horasânî 323b refîkımız Anadolu diyârında Balıkesri şehrinde pire derdinden müteezzî oldukda pire içün bir şikâyet-âmîz Nâme-i Bergûs edüp bu Kâşiyân'ın akreblerin esnâ-yı ebyâtda yâd eylemişdir. Ebyât-ı Bergûsiyye:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a–323b ·
metinde göster ·
Mutalsam-ı kehene-i kadîm: Kuşlar kal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmanın aslı oldur kim zamân-ı cehâletde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besleyüp bu rûy-ı arzın ekâlîm-i seb‘asında olan bıtrîk ü kıssîs ü râhiblere ahvâl-i Irâk-ı Medâyin'i yazup bir kebûterin boğazına ol varağı bir mutalsam ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif gibi ol murg yine gelirdi. Ol papasın dâ’imâ kârı bu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… etde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr
kehenesi
var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kulled …
Mutalsam-ı kehene-i kadîm: Kuşlar kal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmanın aslı oldur kim zamân-ı cehâletde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besleyüp bu rûy-ı arzın ekâlîm-i seb‘asında olan bıtrîk ü kıssîs ü râhiblere ahvâl-i Irâk-ı Medâyin'i yazup bir kebûterin boğazına ol varağı bir mutalsam ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif gibi ol murg yine gelirdi. Ol papasın dâ’imâ kârı bu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet
kehene
idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besle …
Mutalsam-ı kehene-i kadîm: Kuşlar kal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmanın aslı oldur kim zamân-ı cehâletde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besleyüp bu rûy-ı arzın ekâlîm-i seb‘asında olan bıtrîk ü kıssîs ü râhiblere ahvâl-i Irâk-ı Medâyin'i yazup bir kebûterin boğazına ol varağı bir mutalsam ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif gibi ol murg yine gelirdi. Ol papasın dâ’imâ kârı bu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd
kehene-i
kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde bir …
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… unda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm
kehene
olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla m …
Ve bu harem kapusu üzre kefere zamânı nâkûs çanlığı imiş, berbâd olup yerine mezkûr minâre-i mevzûnu inşâ etmişler. Ve bu kapunun atebe-i süflîsinin taşra iki cânibinde somâkî kırmızı mermerden bu kapunun sağında ve solunda birer arslan-ı mehîb tasvîrleri var, kal‘a sâhibi irşek nâm küffâr-ı benâm kehene olmak ile bu deyr-i acîbenin eşiğine mâl defn edüp bu esedleri ol defîne mâla müvekkil olmak içün tılsım etmiş. Niçe yüz sene bu esedlerin hükmü nâfiz olup ba‘dehu küffâr bu kal‘aya tekrâr istîlâ etdikde kavm-i mağâribelere bu esedlerin tılsımın bozdurup cemî‘i medfûn olan hazâ’ini çıkarup hâlâ amelleri bâtıl olmuş iki aded sübû‘-i mehîbelerdir kim âyende vü revendegâna nigerân etmede iki dâne hull-i mehîb acîb gazanferlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94b ·
metinde göster ·
ve cerrâh ve fassâd ve müverrih-i kâmil kefereleri vardır. Hattâ ilm-i nücûm ku …
Gâyet müdekkık ve müstahric ve ilm-i nücûm sâhibi kehene ve cerrâh ve fassâd ve müverrih-i kâmil kefereleri vardır. Hattâ ilm-i nücûm kuvvetiyle Hazret-i Risâlet-penâhın bu cihân issi olmasını ve Âl-i Osmân hurûc edüp devr-i kıyâmete dek devletleri mü’ebbed olur, bu rûy-ı arzda bir küffâr komayup tâ Hazret-i Mehdî ve Hazret-i Îsâ'ya dek Âl-i Osmân sâhib-i hurûc ve sâhib-i zuhûr olacağın bilüp ve niçe rumûz u künûz kitâblarında her mülûkun tâli‘in bulup ve sene (---) târîhinde Osmân Gâzî Bursa kal‘asına sarılup muhâsara ederken hemân bu Dobra-Venedik kâfirleri "Hay işte sâhib-i zuhûr hurûc etdi" deyü elçileriyle (---) altun ve bu kadar dîbâ ve şîb ü zerbâf ve kemhâ vü hârâlar ile elçilerin Bursa'da Osmân Gâzî'ye gönderdiklerinde Osmân Gâzî de vefât etmiş bulunup oğlu Orhân Gâzî Bursa'yı feth etdikde Dobra-Venedikli cümle hedâyâları Orhân Gâzî'ye verüp yüz elli mâdde üzre akd-i sulh edüp her sene meblağ-ı mezbûr hazîneyi elçileriyle göndermeği der-uhde edüp ellerine yüz elli mâdde içün yüz elli kıt‘a yarlığ-ı belîğ-i şâhîler alup bu yüzden ilâ hâze'l-ân sulh kabûl etmiş bir alay âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr kefere vü fecerelerdir kim aslâ ve kat‘â cemî‘i zamânda sulha muğâyir bir ahid-şikenlik etmeyüp her sene başında cümleden mukaddem elçileri gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151a ·
metinde göster ·
müneccimân bu şehrin esâs-ı binâsı tâli‘i hikmet-i Bârî burc-ı akreb ve beyt-i …
Der-beyân-ı tâli‘-i amâristân-ı Sarây: Be-kavl-i kehene-i müneccimân bu şehrin esâs-ı binâsı tâli‘i hikmet-i Bârî burc-ı akreb ve beyt-i merrîh-i mâ’îde bulunmuşdur. Anıniçün niçe kerre ma‘mûr ve niçe kerre harâb-âbâd kalmışdır. Ve her bâr içinden merrîh gibi kılıç ve kan eksik değildir. Ve beyt-i mâ’îde bulunduğiyçün halkı hemân su gibi bir cânibe akmağa meyyâllerdir. Ve gâyet çiftçi ve ekinci kefereleri vardır. Lâkin kırk günde eküp biçüp der-anbâr ederler, hemân ellinci günde kar yağar. Ammâ bir kîlesi yetmiş seksen kîle darı verir, zîrâ ekseriyyâ halkı darı yeyüp darı ekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
sülefâ: Bu kal‘a-i Azağ'ın tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh-i mâîde b …
Der-kavl-i kehene-i sülefâ: Bu kal‘a-i Azağ'ın tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh-i mâîde bulunduğiyçün halkı merrîh sıfat gazûb ve bî-rahm ve gaddâr ve kattâl ve şemşîr-bâz merrîh gibi cellâd-ı felek hûnhâr âdemleri var. Şeb [ü] rûz kâr [u] kisbleri kılıç ile geçinmekdir, ammâ cümlesi şecî‘ ve gâziyân bahâdırânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… mühlik girdâbında Fir‘avn elli kerre yüz bin leşkeri ve sehhâr ve sehereleri ve
keheneleri
ve âlât-ı sihirleriyle cümle gark olup ol cengde hâzır olmayup gâ’ib olan kavm- …
Bu diyâra ve gayri memâlik-i mahrûselere bu kavim Mısır'da Fir‘avn Hazret-i Mûsâ ile ceng-i azîm edüp Bahr-i Kulzüm ki Mısır'da Süveyş deryâsıdır, bu bahr-i mâlihin yine sahrâsı tarafında sâhil-i Bahr-i Kulzüm'de Kolundur boğazı nâm mühlik girdâbında Fir‘avn elli kerre yüz bin leşkeri ve sehhâr ve sehereleri ve keheneleri ve âlât-ı sihirleriyle cümle gark olup ol cengde hâzır olmayup gâ’ib olan kavm-i Fir‘avn Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Mısır iklîminde duramayup iklîm be-iklîm târumâr olup ac u zâc müflis mendebûr-ı bî-vatan olup dağlarda sâkin olup şehirden şehre hırsîzlıcak edüp sigidüp 209b gezmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a–209b ·
metinde göster ·
… ilm-i usturlâ[b] üzre bu dahi 18 sekizinci iklîm-i örfiyyedendir. Ve be-kavl-i
kehene-i
kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı seretân beyt-i kamer-i mâ’îdir.
Be-kavl-i müneccimîn ilm-i usturlâ[b] üzre bu dahi 18 sekizinci iklîm-i örfiyyedendir. Ve be-kavl-i kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı seretân beyt-i kamer-i mâ’îdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213b ·
metinde göster ·
acâ’ibât-ı mutalsamât: Beşik depesinde Hazret-i Îsâ'nın taşdan beşiği var idi. …
Der-kâr-ı kehene-i acâ’ibât-ı mutalsamât: Beşik depesinde Hazret-i Îsâ'nın taşdan beşiği var idi. Her hastanın derdine göre bir su zâhir olup içerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220b ·
metinde göster ·
Zamân-ı kadîmde bu kaya üzre bu tılsımât-ı Leka-yı bî-bekâ kral
kehenelerine
inşâ etdirüp her ayu kim panzehire mâlik ise panzehirin ol kaya üzre ayular kus …
Zamân-ı kadîmde bu kaya üzre bu tılsımât-ı Leka-yı bî-bekâ kral kehenelerine inşâ etdirüp her ayu kim panzehire mâlik ise panzehirin ol kaya üzre ayular kusup panzehirin koyup giderlermiş. Ba‘dehu sehhâr ve sehhâreler ve keheneler ol ayuların panzehirlerin alup anınla niçe yüz bin gûne sihir edüp hârık-ı âde şeyler ederlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·
… üzre ayular kusup panzehirin koyup giderlermiş. Ba‘dehu sehhâr ve sehhâreler ve
keheneler
ol ayuların panzehirlerin alup anınla niçe yüz bin gûne sihir edüp hârık-ı âde …
Zamân-ı kadîmde bu kaya üzre bu tılsımât-ı Leka-yı bî-bekâ kral kehenelerine inşâ etdirüp her ayu kim panzehire mâlik ise panzehirin ol kaya üzre ayular kusup panzehirin koyup giderlermiş. Ba‘dehu sehhâr ve sehhâreler ve keheneler ol ayuların panzehirlerin alup anınla niçe yüz bin gûne sihir edüp hârık-ı âde şeyler ederlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·
kudemâ: Bu mahallin cisri altından gece ve gündüz deryâ bir kesme kaya boğazda …
Der-acâ’ibât-ı mutalsamât-ı kâr-ı kehene-i kudemâ: Bu mahallin cisri altından gece ve gündüz deryâ bir kesme kaya boğazda kırk kerre aşağı ve kırk kerre yukaruya cereyân etmededir, ammâ katı yaydan ok çıkar gibi akar. Ve sabâhdan öyleye dek cânib-i garba akar. Ve öyle vaktinden tâ vakt-i gurûba dek şark tarafına cereyân eder. İlâ mâşâallâh leyl ü nehâr bu boğazda deryâ böyle cereyân etmededir. Bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâh mutalsamât-ı ibret-nümâdır. Ve bu boğazda suyun yukaru aşağı akduğu yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
… deryâsını cem‘ edüp mezkûr boğazı kesüp deryâyı beriden öteye akıdup ol mahalle
kehenelerin
ilmiyle bir mutalsamât-ı azîme edüp cemî‘i Akdeniz balıkları ol kesilen boğazda …
"Murâd [u] merâmın üzre ol arz eylediğin yeri kesesin" deyü İskender'den fermân sâdır olunca hemân hâkim-i Ağrıboz başına âdem deryâsını cem‘ edüp mezkûr boğazı kesüp deryâyı beriden öteye akıdup ol mahalle kehenelerin ilmiyle bir mutalsamât-ı azîme edüp cemî‘i Akdeniz balıkları ol kesilen boğazdan ubûr ederken dalyanlarda ağ duzağlara girüp sayd olunduğu sebebden mezbûr cezîreye Ağrıboz ipsarya demişler, ya‘nî lisân-ı Rûm'da "balık ağı yeri" demekdir, ammâ bundan evvel bu cezîre yerine "Makri[di]yo" derler imiş. Ve lisân-ı Latin'de "Makridiyo" uzun yere derler. Hakkâ bu cezîre dahi Rûmeli tarafına uzun vâki‘ olduğiyçün "makri" derler. Ammâ lisân-ı Rûm'da "Makridiyo" "iki boğaz" demekdir. Hakkâ ki hâlâ iki boğaz deryâsı içinde bir cezîre-i tûlânîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
kudemâ-yı selef: Bu Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî …
Der-kavl-i kehene-i kudemâ-yı selef: Bu Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî ve nârîde bulunmuşdur. Anıniçün halkı şast ber-kabza çekilmiş yay gibi her cânibe nigerân edüp müşterî sayd edüp ticâret ederler. Beyt-i nârîde bulundukları cihetden ahâlî-i vilâyeti âteş-pâre lecûc ve akûr Urûmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zühre ve hevâyîde bul …
Der-kavl-i müneccimîn binâ-yı tâli‘-i imârât: Be-kavli kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zühre ve hevâyîde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280b ·
metinde göster ·
acâ’ibât-ı mutalsamât: Bu şehir içre aslâ yılan ve çıyan ve akreb olmaz. Ve lim …
Der-kâr-ı kehene-i acâ’ibât-ı mutalsamât: Bu şehir içre aslâ yılan ve çıyan ve akreb olmaz. Ve limanına her sene kefal balığı gelüp tılsımın ziyâret {ederken sayd olunur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280b ·
metinde göster ·
Padre ve Kolon kavilleri üzre bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı sünbüle ve beyt- …
Der-tâli‘-i amâristân-ı Belgrad: Be-kavl-i müneccimîn üstâd kehene-i Padre ve Kolon kavilleri üzre bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı sünbüle ve beyt-i utârid ve turâbîde bulunup şehrinin mahsûlâtı ziyâde olup halkı hâkile yek halûk ve halîm ve selîm âdemlerdir, ammâ bu şehirden çok a‘yân-ı vilâyet vüze[r]â ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ kimesneler kopmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
… nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır kavminden
Kehene
Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Ve Arapça âyet-i şerîfinin tefsîrinde müfessirîn eyle tahrîr etmişler kim Hazret-i Nûh Necî ile gemiye giren Hûşeng Şâh ve (---)(---)(---) ve nebîreleri cümle keştî içre lisân-ı Türkçe kelimât etdiklerinde Mısır kavminden Kehene Kalimûn ve Mısrâyim nâm kimesneler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374a ·
metinde göster ·
selef bu şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i zühre v …
Der-kavl-i müneccimîn-i tâli‘-i şehr-i imârât: Be-kavl-i kehene-i selef bu şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i zühre ve hevâyî olmağın halkı mîzân-ı vezn ile i‘tidâl-i hisâbî geçinüp zühre-misâl zevk u şevk ve ayş [u] ışrete dahi mâ’illerdir ve ekseriyyâ hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382a ·
metinde göster ·
… a‘de't-Tûfân bu dağlar içre bulunan hatlar kim Hazret-i İdrîs Nebî'nin ve gayri
kehenelerin
hattları kim deve ve sığır ve koyun kemikleri ve kürekleri üzre lisân-ı İbrî ve …
Ziyâret-i Hazret-i şu‘ayb Nebî salavâtullâhi aleyhi ve selâme: Bu dere içre tarîk-ı âmmın sağ tarafında kayalar altında azîm gârlardır. Ol gâr-ı pür-envârların derûnunda medfûnlardır. Be-kavl-i tevârîh-i Âzeryâ. Ol tevârîhdir kim Tûfân-ı Nûh'dan sonra Mısır'da Heremeyn dağları ki efvâh-ı nâsda Fir‘avn dağı derler ba‘de't-Tûfân bu dağlar içre bulunan hatlar kim Hazret-i İdrîs Nebî'nin ve gayri kehenelerin hattları kim deve ve sığır ve koyun kemikleri ve kürekleri üzre lisân-ı İbrî ve Süryânî hatları ile tahrîr olunmuşdu. Ol hatları Sâm oğullarından Âzeryâ nâm hakîm cem‘ edüp tahrîr etmişdir. Cümle tevârîhler andan istihrâc olunup cemî‘i peygamber ve peygamberzâde ve cemî‘i vakâyi‘ât ve hâdisâtlar anda tahrîr olunup mu‘teber tevârîhdir. Cümle Mısır Kıbtîleri i‘tibâr ederler. Anın kavl-i mu‘teberi üzre bu Arz-ı Mukaddes'de medfûn olan peygamberleri ziyâret edüp evsâfların alâ-kadri'l-bizâ‘a istinsâh etdik. Cenâb-ı Bârî bu müsevvedâtımız ziyâret etdiğimiz sultânların âb-ı rûyiyçün Y 202b ola, itmâmı müyesser ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y202a–Y202b ·
metinde göster ·
bir kâhinin mâ-i mutalsamıdır. Kaçan kim tek beyzayı bu suya koyup bişirseler b …
"Bir ecinne müvekkili vardır. İdrîs Nebî kehenelerinden bir kâhinin mâ-i mutalsamıdır. Kaçan kim tek beyzayı bu suya koyup bişirseler biri ol cinnîye gıdâ olur. Eğer çift kosalar yine dürüst çift yumurta çıkar, böyle mutalsamdır" deyü nakl eylediler. Ammâ ekseriyyâ bu ılıcaya Kudüs ve Sıfet Yahûdîleri çok girirler, (---)(---) ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y236b ·
metinde göster ·
asır idi. Eski Mısır olan yerde bir şehr-i azîm binâ edüp ismini şehr-i Emsûs k …
Ba‘dehu şît Nebî evlâdının evlâdından Melik Nakrâveş el-Kâhin mine'l-kehhân kehene-i asır idi. Eski Mısır olan yerde bir şehr-i azîm binâ edüp ismini şehr-i Emsûs kodu. İbrî lisânınca Emsûs, yeni şehir demekdir. Kıbtîler bu şehre Fustât dediler. Ba‘de't-tûfân bu şehri ta‘mîr u termîm edüp Mısrâyim dediler. Hâlâ anıniçün Mısır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y3b ·
metinde göster ·
Andan yerine karındaşı Mısrâm ibn Nakrâveş Mısır'a melik oldu. Hekîm-i mâhir ve
kehene-i
sâhir idi ve bu ilm ile cümle esedleri kendüye musahhar edüp tahtını esedlere v …
Andan yerine karındaşı Mısrâm ibn Nakrâveş Mısır'a melik oldu. Hekîm-i mâhir ve kehene-i sâhir idi ve bu ilm ile cümle esedleri kendüye musahhar edüp tahtını esedlere ve cünd-i şeyâtîne getürdürdü. Bu dahi fevt olup Ehrâmlar'da medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y3b ·
metinde göster ·