Hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd hurmesi bu şehri âbâdân etdikde bir
kehene-i
cihân-bân bulup bu akreb içün bir tılsım edüp Navan nâm deyrde defn edüp ol tıl …
Hikmet-i Hudâ Hârûnu'r-Reşîd hurmesi bu şehri âbâdân etdikde bir kehene-i cihân-bân bulup bu akreb içün bir tılsım edüp Navan nâm deyrde defn edüp ol tılsım üzre ilm-i vefk ile "Müsâfirem müsâfirem" hattı tahrîr olunmuşdur. Hâlâ bir ehl-i beled ve bir garîbü'd-diyâr-ı nâ-beled bu şehre girdikde üç kerre "Müsâfirem" deyü nidâ ederek şehre girer. Bi-emrillah kendüye bir zarar isâbet etmez. Böyle bir mutalsamdır. Hatta Baba Abdî-i Horasânî 323b refîkımız Anadolu diyârında Balıkesri şehrinde pire derdinden müteezzî oldukda pire içün bir şikâyet-âmîz Nâme-i Bergûs edüp bu Kâşiyân'ın akreblerin esnâ-yı ebyâtda yâd eylemişdir. Ebyât-ı Bergûsiyye:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 323a–323b ·
metinde göster ·
Mutalsam-ı kehene-i kadîm: Kuşlar kal‘ası nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmanın aslı oldur kim zamân-ı cehâletde bu Kuşlar kal‘ası zemîninde bir râhib var idi. Bu kal‘a zemîninde bir deyr kehenesi var idi. Ol papas gâyet kehene idi. Ol deyrde bir kulle-i bâlâ inşâ edüp kullede niçe bin güvercin murgu besleyüp bu rûy-ı arzın ekâlîm-i seb‘asında olan bıtrîk ü kıssîs ü râhiblere ahvâl-i Irâk-ı Medâyin'i yazup bir kebûterin boğazına ol varağı bir mutalsam ile geçirüp murâd [u] merâmı olan diyâra ol murg-ı zeyrek pervâz urup papasın dostu hânesine varup gelen habere göre haberler ve gayrı havâdisâtlar yazup yine vefk ile ol murgun boğazına asup berk-i hâtif gibi ol murg yine gelirdi. Ol papasın dâ’imâ kârı bu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a ·
metinde göster ·
… ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd
kehene-i
kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde bir …
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
müneccimân bu şehrin esâs-ı binâsı tâli‘i hikmet-i Bârî burc-ı akreb ve beyt-i …
Der-beyân-ı tâli‘-i amâristân-ı Sarây: Be-kavl-i kehene-i müneccimân bu şehrin esâs-ı binâsı tâli‘i hikmet-i Bârî burc-ı akreb ve beyt-i merrîh-i mâ’îde bulunmuşdur. Anıniçün niçe kerre ma‘mûr ve niçe kerre harâb-âbâd kalmışdır. Ve her bâr içinden merrîh gibi kılıç ve kan eksik değildir. Ve beyt-i mâ’îde bulunduğiyçün halkı hemân su gibi bir cânibe akmağa meyyâllerdir. Ve gâyet çiftçi ve ekinci kefereleri vardır. Lâkin kırk günde eküp biçüp der-anbâr ederler, hemân ellinci günde kar yağar. Ammâ bir kîlesi yetmiş seksen kîle darı verir, zîrâ ekseriyyâ halkı darı yeyüp darı ekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169b ·
metinde göster ·
sülefâ: Bu kal‘a-i Azağ'ın tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh-i mâîde b …
Der-kavl-i kehene-i sülefâ: Bu kal‘a-i Azağ'ın tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh-i mâîde bulunduğiyçün halkı merrîh sıfat gazûb ve bî-rahm ve gaddâr ve kattâl ve şemşîr-bâz merrîh gibi cellâd-ı felek hûnhâr âdemleri var. Şeb [ü] rûz kâr [u] kisbleri kılıç ile geçinmekdir, ammâ cümlesi şecî‘ ve gâziyân bahâdırânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
… ilm-i usturlâ[b] üzre bu dahi 18 sekizinci iklîm-i örfiyyedendir. Ve be-kavl-i
kehene-i
kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı seretân beyt-i kamer-i mâ’îdir.
Be-kavl-i müneccimîn ilm-i usturlâ[b] üzre bu dahi 18 sekizinci iklîm-i örfiyyedendir. Ve be-kavl-i kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı seretân beyt-i kamer-i mâ’îdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213b ·
metinde göster ·
acâ’ibât-ı mutalsamât: Beşik depesinde Hazret-i Îsâ'nın taşdan beşiği var idi. …
Der-kâr-ı kehene-i acâ’ibât-ı mutalsamât: Beşik depesinde Hazret-i Îsâ'nın taşdan beşiği var idi. Her hastanın derdine göre bir su zâhir olup içerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220b ·
metinde göster ·
kudemâ: Bu mahallin cisri altından gece ve gündüz deryâ bir kesme kaya boğazda …
Der-acâ’ibât-ı mutalsamât-ı kâr-ı kehene-i kudemâ: Bu mahallin cisri altından gece ve gündüz deryâ bir kesme kaya boğazda kırk kerre aşağı ve kırk kerre yukaruya cereyân etmededir, ammâ katı yaydan ok çıkar gibi akar. Ve sabâhdan öyleye dek cânib-i garba akar. Ve öyle vaktinden tâ vakt-i gurûba dek şark tarafına cereyân eder. İlâ mâşâallâh leyl ü nehâr bu boğazda deryâ böyle cereyân etmededir. Bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâh mutalsamât-ı ibret-nümâdır. Ve bu boğazda suyun yukaru aşağı akduğu yerde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 248a ·
metinde göster ·
kudemâ-yı selef: Bu Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî …
Der-kavl-i kehene-i kudemâ-yı selef: Bu Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî ve nârîde bulunmuşdur. Anıniçün halkı şast ber-kabza çekilmiş yay gibi her cânibe nigerân edüp müşterî sayd edüp ticâret ederler. Beyt-i nârîde bulundukları cihetden ahâlî-i vilâyeti âteş-pâre lecûc ve akûr Urûmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zühre ve hevâyîde bul …
Der-kavl-i müneccimîn binâ-yı tâli‘-i imârât: Be-kavli kehene-i kudemâ bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı mîzânda ve beyt-i zühre ve hevâyîde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280b ·
metinde göster ·
acâ’ibât-ı mutalsamât: Bu şehir içre aslâ yılan ve çıyan ve akreb olmaz. Ve lim …
Der-kâr-ı kehene-i acâ’ibât-ı mutalsamât: Bu şehir içre aslâ yılan ve çıyan ve akreb olmaz. Ve limanına her sene kefal balığı gelüp tılsımın ziyâret {ederken sayd olunur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 280b ·
metinde göster ·
Padre ve Kolon kavilleri üzre bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı sünbüle ve beyt- …
Der-tâli‘-i amâristân-ı Belgrad: Be-kavl-i müneccimîn üstâd kehene-i Padre ve Kolon kavilleri üzre bu şehrin tâli‘-i imâreti burc-ı sünbüle ve beyt-i utârid ve turâbîde bulunup şehrinin mahsûlâtı ziyâde olup halkı hâkile yek halûk ve halîm ve selîm âdemlerdir, ammâ bu şehirden çok a‘yân-ı vilâyet vüze[r]â ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ kimesneler kopmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 360a ·
metinde göster ·
selef bu şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i zühre v …
Der-kavl-i müneccimîn-i tâli‘-i şehr-i imârât: Be-kavl-i kehene-i selef bu şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i zühre ve hevâyî olmağın halkı mîzân-ı vezn ile i‘tidâl-i hisâbî geçinüp zühre-misâl zevk u şevk ve ayş [u] ışrete dahi mâ’illerdir ve ekseriyyâ hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382a ·
metinde göster ·
asır idi. Eski Mısır olan yerde bir şehr-i azîm binâ edüp ismini şehr-i Emsûs k …
Ba‘dehu şît Nebî evlâdının evlâdından Melik Nakrâveş el-Kâhin mine'l-kehhân kehene-i asır idi. Eski Mısır olan yerde bir şehr-i azîm binâ edüp ismini şehr-i Emsûs kodu. İbrî lisânınca Emsûs, yeni şehir demekdir. Kıbtîler bu şehre Fustât dediler. Ba‘de't-tûfân bu şehri ta‘mîr u termîm edüp Mısrâyim dediler. Hâlâ anıniçün Mısır derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y3b ·
metinde göster ·
Andan yerine karındaşı Mısrâm ibn Nakrâveş Mısır'a melik oldu. Hekîm-i mâhir ve
kehene-i
sâhir idi ve bu ilm ile cümle esedleri kendüye musahhar edüp tahtını esedlere v …
Andan yerine karındaşı Mısrâm ibn Nakrâveş Mısır'a melik oldu. Hekîm-i mâhir ve kehene-i sâhir idi ve bu ilm ile cümle esedleri kendüye musahhar edüp tahtını esedlere ve cünd-i şeyâtîne getürdürdü. Bu dahi fevt olup Ehrâmlar'da medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y3b ·
metinde göster ·
… nesildendir. Ve Tevârîh-i Kıbtî bundan kalmışdır. Hazret-i İdrîs neslinden bir
kehene-i
âlimden cemî‘i ulûma mâlik olup Tevârîh-i Kıbtî yazmışdır kim hâlâ Kıbtî kefere …
Ve cümle karındaşları ve otuz aded ammîleri dahi mâbeynlerine tefrîka düşüp her biri birer mezheb ihtirâ‘ edüp mezâhib-i muhtelife Mısrâyim oğlu Kıbtîm'den kaldı. Hayli iştihâr bulup ulu pâdişâh oldu. Cümle Kıbtî bu nesildendir. Ve Tevârîh-i Kıbtî bundan kalmışdır. Hazret-i İdrîs neslinden bir kehene-i âlimden cemî‘i ulûma mâlik olup Tevârîh-i Kıbtî yazmışdır kim hâlâ Kıbtî keferelerinde olan tevârihât bir milelde yokdur. Zîrâ hübût-ı Âdem'den sonra ilm-i kitâbet ve ilm-i hisâb ve ilm-i nücûm İdrîs Nebî'den münteşir olup bu Kabâbıta kavmine ol ulûmlar müyesser olmuşdur, bir kavme benzemezlerdir. Hâlâ Mısır iklîminde cümle erbâb-ı devlet anlara muhtâclardır. Zîrâ ilm-i hisâbda ve fikr-i ferâsetde ve istikâmetde akrânları yokdur, gâyet ehl-i ırz ve mü’eddeb mel‘ûnlardır. Hattâ a‘yân-ı Mısır bunlara ehl [ü] ıyâllerin inanup cemî‘i ma‘ûnât [u] levâzımâtların bu Kıbtî kavmi Y 7b görürler. Bir hisâbî mümsik kavimdir kim bir dânıkı masrûf etse hisâb edüp istikâmet ederler. Ammâ Mısır diyârından gayrı diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y7a–Y7b ·
metinde göster ·
… nâ edüp ismine Fustât-ı şükür dediler. İbtidâ ismi Cebelü'l-kebş idi. Zîrâ anda
kehene-i
kudemâ asrında anda bir tuc koç var idi. Gâyet musanna‘ tılısm idi. Kaçan kim o …
Andan kabîle-i Benî şükr, Cebelü'l-kebş Y 16b üzre sâkin olup fustât nâm haymeleri yerine bir şehir binâ edüp ismine Fustât-ı şükür dediler. İbtidâ ismi Cebelü'l-kebş idi. Zîrâ anda kehene-i kudemâ asrında anda bir tuc koç var idi. Gâyet musanna‘ tılısm idi. Kaçan kim ol koç eşinip gıjgırsa Mısır'a koyun ziyâde gelirdi. Anıniçün Cebelü'l-kebş derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y16a–Y16b ·
metinde göster ·
Evvelâ Nîl kesimi Nîl kesimi deyü cihân-ârâ olan Nîl kesimi oldur. Ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim yağmur yağmaz, yağar ise de kifâyet etmez. Ol ecilden Hazret-i İdrîs mu‘cizesiyle ilm-i hendese üzre Nîl-i mübârekin mürtefi‘ olan yerlerinde kehene-i mütekaddimînler Nîl'i tur‘a tur‘a ve halîc halîc kesüp vilâyet vilâyet cereyân etdirdiler. Arâzî-i Mısır tamâm ray oldukdan sonra cemî‘i ibâdullâh Nîl ile gelen çamur üzre zirâ‘at edüp yetmiş günde mahsûl alup kût edinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·
… binüp nehr-i Nîl'i öte ve beri ubûr ederlerdi. Beş âdem süvâr olsa gark olurdu,
kehene-i
kadîmler eyle tılısmât etmişlerdi. Ve halk geminin mu‘tâdın bilüp dörd âdemden …
Hâlâ Mısır içinde Kal‘atü'l-Kepş derler, anda bir atîk kal‘a vardır, ana karîb kabr-i Sultân Câvlî zâviyesi vardır, ol âsitânenin nerdübânı altında bir yeşil yekpâre mermer havuz vardır, gemi gibi tûlânî binâ olmuşdur. Zamân-ı kadîmde bu taş gemiye dörder âdem binüp nehr-i Nîl'i öte ve beri ubûr ederlerdi. Beş âdem süvâr olsa gark olurdu, kehene-i kadîmler eyle tılısmât etmişlerdi. Ve halk geminin mu‘tâdın bilüp dörd âdemden ziyâde binmeğe havf ederlerdi. Binenler berg-i hâtif gibi giderlerdi. Tâ Kâfûr-i İhşîdî zamânına gelince ol gemi Nîl üzre tarfetü'l-ayn içre varup gelüp şinâverlik ederdi. Bir gün Melik Kâfûr-ı İhşîdî eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
… p na‘şın atup âbdesthâne etmişler. Ammâ bu havuzun cânib-i erba‘asında bir gûne
kehene-i
kudemâ hatları var kim ekâlîm-i Mısır'ı bu âna dek sekiz sene geşt ü güzâr etdi …
Vâcibü's-seyrdir kim bu hacer zamân-ı kadîmde bir Kıbtî pâdişâhının gûru imiş, devletleri Urbân eline girüp na‘şın atup âbdesthâne etmişler. Ammâ bu havuzun cânib-i erba‘asında bir gûne kehene-i kudemâ hatları var kim ekâlîm-i Mısır'ı bu âna dek sekiz sene geşt ü güzâr etdim, İsne ve İsvân'da bu hatların mislin görmedim. Gûnâ-gûn eşkâl-i garîbeler ile ârâste bir ibret-nümûn seng-i nilgûndur. Ba‘zı sanâyi‘ sâhibleri bu seng-i ma‘cûndur, derler. Zîrâ bir vech ile tîşe ve Ferhâdî külünk te’sîr etmez. Ve hacer içinde ben ben ebrî altun nümâyândır, ammâ ana dahi bir âlât-ı silâh kâr etmez, turfa ma‘cûn hacerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306a ·
metinde göster ·
Hikmet-i garîbedir kim bir murg-ı vahşî vü havâyî hüsn-i rızâsiyle gelüp bu gâr içre kayaların rahnedâr yerlerinden minkârı ve nâhünlerinden asılup mürd ola acîb ü garîb kâr-ı kehene-i kadîm mutalsam mü’essere-i azîmdir kim ile'l-ân ameli cârîdir. Zehî sihr-i i‘câzdır. Hamd-i Hudâ âlem-i seyâhatimizde böyle bir temâşâ-yı azîmeyi seyr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370b ·
metinde göster ·
… tdi. Andan karındaşı Mısrâm yerine müstakil melik olup bu dahi hakîm-i mâhir ve
kehene-i
köhne sâhir idi. Bu Elvâh'ı ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân etdi kim ol asırda Emsûs …
Bu şehri ibtidâ binâ eden bi-kavli tevârîh-i Sâbiyye: Tûfân-ı Nûh'dan evvel Mısır'a mâlik olan Nakrâveş idi kim el-kâhin mine'l-kühhân gâyet Y 447b üstâd-ı kâmil kehene idi. Şehr-i Emsûs'u bu Nakrâveş binâ edüp yüz seksen sene mu‘ammer olup merhûm oldukda yerine oğlu Natrâş melik oldu. Bu dahi babası gibi sâhir-i mâhir kehene olup üç yüz yıl mu‘ammer olup bu Elvâh-ı Evvel'i evvel binâ etdi. Andan karındaşı Mısrâm yerine müstakil melik olup bu dahi hakîm-i mâhir ve kehene-i köhne sâhir idi. Bu Elvâh'ı ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân etdi kim ol asırda Emsûs şehrinden ziyâde amâr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447a–Y447b ·
metinde göster ·
Şehr-i azîm ve bilâd-ı kadîm imiş. İbtidâ bânîsi Ehrâm dağların binâ eden Sûrîd
kehene-i
köhnenin binâsıdır. Ehrâm dağları ile Fustât şehri ki Mısır-ı atîkdir, anların …
Şehr-i azîm ve bilâd-ı kadîm imiş. İbtidâ bânîsi Ehrâm dağların binâ eden Sûrîd kehene-i köhnenin binâsıdır. Ehrâm dağları ile Fustât şehri ki Mısır-ı atîkdir, anların iskelesidir. Mısır hâkinde (---) kîse iltizâmlı kâşiflikdir. Yüz tevâbi‘iyle ve yedi bölükden mevcûd ve müsellah mustahfızân askeri ile hükûmet eder a‘lâ kâşiflikdir. Ve kendüye senevî kırk kîse mâl hâsıl olur. Ve şeyhü'l-Arabı Habîroğlu'dur, çöl cânibinin hâkimidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·