İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

kehle

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
30
isabet
25 cümle/beyitte
11,1
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
31 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi3012,3

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–30 / 30

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“kehle” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 216b Evvelâ iblîs-i la‘îne ders verüp pireyi kafese koyup kehle fakîri arabaya koşan Fennî Çelebi, hezârfenliğinden mâ‘adâ pâkîze eş‘âr-ı dürer …
EÇS II 311b buvasud / kehle
EÇS IV 186b 22. Der-beyân-ı bi-emri Hudâ hilkat-i pire ve kehle ve akreb ve çıyan.
EÇS IV 212b {Der-beyân-ı sebeb-i hilkat-i pire ve kehle ve akrep ve çıyan ve hirre ve fare ve sâ’ir ecnâs-ı mahlûkât}
EÇS IV 212b–213a … ne düşürdü. Yılanın derisinden hâsıl olan kül pire oldu. Etinden hâsıl olan kül kehle olup ilâ hâze'l-ân ahd [ü] mîsâk-ı Nûh Necî üzre yılan külünden hâsıl olan pire …
EÇS IV 212b–213a … p ilâ hâze'l-ân ahd [ü] mîsâk-ı Nûh Necî üzre yılan külünden hâsıl olan pire ve kehle benî Âdemi yiyüp müte’ezzî etmededir ve yılanın cümle üstühânlarından hâsıl ola …
EÇS IV 213a … mâna tayerân etdükde âfitâb-ı âlem-tâbın zıyâsın bürüyüp zemîni muzlim eder. Ve kehle ve pire ve akrep ve çıyan bu cebel-i Sincâr'da halk olduğiyçün Kürd halkı üstün …
EÇS IV 213a … p ve çıyan bu cebel-i Sincâr'da halk olduğiyçün Kürd halkı üstünde olan pire ve kehle hisâbın yine kendüleri bilir. Hattâ başına bî-dermân olan saçlı Sincâr dağı Kür …
EÇS IV 215b … fetile fetile saçlılardır ve gâyet pis ü peîd (?) kavmdir. Bi-emri Hudâ pire ve kehle Hazret-i Nûh asrında bu cebelde yılan külünden hâsıl olmağile Saçlı Yezîdîlerin …
EÇS V 87b … efsîrinde Belkıs hikâyeti ve Sebe’ şehri harâbında gördüğümüz üzre hâlâ pire ve kehle ve tahta biti ve yılan ve çıyan ve akreb olmaduğu mezkûr âyet-i şerîf tefsîrind …
EÇS VII 176a Ve bunlarda aslâ pire ve kehle ve tahtabiti ve yılan ve çıyan ve akreb olmaz, zîrâ derim evleri arabalar üzre …
EÇS VII 176a–176b … i sermest eder, böyle bir râyiha-i habîseleri vardır. Anıniçün bunlarda pire ve kehle olmaz, zîrâ kehle nâzük tabî‘atdır, pâk yeri sever ve cüzâm vücûdu sevmez. ⟦176 …
EÇS VII 176a–176b … yle bir râyiha-i habîseleri vardır. Anıniçün bunlarda pire ve kehle olmaz, zîrâ kehle nâzük tabî‘atdır, pâk yeri sever ve cüzâm vücûdu sevmez. 176b Ve cüzâm ve mis …
EÇS VII 176a–176b … ‘atdır, pâk yeri sever ve cüzâm vücûdu sevmez. 176b Ve cüzâm ve miskîn âdemde kehle olmaz. Olmamak ve çok olmak dahi fenâdır.
EÇS VIII 254a … edüp bu şehirde tâ‘ûn ve yılan ve çıyan ve akreb ve leylek ve karga ve pire ve kehle ve tahta biti ve sivri sinek ve kara sinek olmazmış. El-hâsıl bir yıl üç yüz al …
EÇS VIII 292b Hattâ niçesinin sakalları ve bıyıklarına ve kulakları deliklerine kehle üşüp saçları ve sakalları ve bıyıkların mıkrâs ile kırkup çâr darb bir mutarraş …
EÇS IX Y194b … elâk olurlardı. Bu şehrin garb tarafından cereyân eden nehre nehr-i Kumil ya‘nî Kehle suyu derler. Ve kıble cânibinden cereyân eden nehre nehr-i Bergûs ya‘nî Pire su …
EÇS IX Y304b Bu niyyetde dahi tırnağile kaşınmayup ve kehle öldürmeyüp füsûk [u] cidâl etmemek gerek. Ve üçüncü niyyet niyyet-i kırân'dır.
EÇS IX Y304b Bu niyyetde dahi tırnağile kaşınmayup pire ve kehle öldürmeyüp ve lâ-füsuk velâ-cidâl nass-ı kâtı‘ı emrine fermânber olup kimse döğ …
EÇS IX Y304b Eğer bunlara tahammül edemem, kehle ve pire öldürürüm ve tırnağile kaşınırım ve sevdâ-zede kimesneyim, çekişirim ve …
EÇS IX Y309b … â-yı Hazret-i Alî'de iki rek‘at namâz kılmak sünnetdir. Ve bundan sonra pire ve kehle katl etmeyüp tırnağile kaşınmamak sünnetdir. Ve füsûk ve cidâl ve kıtâl haramdı …
EÇS IX Y324b … günü geydikden sonra cümle huccâca harâm olan şeyler helâl olur, ya‘nî pire ve kehle öldürmek gibi ve tırnağile kaşınup sayd [u] şikâr etmek gibi ve ehli ve cevârîl …
EÇS X Y36b … ıtma ve ağrı hastalığı makûlesi cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden berîlerdir. Pire ve kehle ve tahta biti nedir bilmezler. Boza ve kımız ve at südü içerler. Üç yüz sene mu …
EÇS X Y61b … mîzândâr ve elli kehledâr. Meselâ telden gümüşü kesüp kıt‘a kıt‘a ederler, ana kehle derler. Andan yigirmi yassıbâz andan yigirmi sikkekâr ve on dollâbcı ve on perd …
EÇS X Y61b … rûz darbhânede tâcinlere konup tibri kal edüp toprağından ayırup tel edüp andan kehle edüp andan yassılayup andan sikke urulup perdâht olup meydâna gelince yüz yetmi …
EÇS X Y80b … kdikleri bâr-ı mihnet yanlarına kalır. Hâlâ ol zamândan berü Mısır içre pire ve kehle ve tahta biti âdemi kebâb eder, Allâhümme âfinâ. Mısır'ın sivrisineği ile tahta …
EÇS X Y241b … ar kat evlerdir, ne‘ûzu billâh anlarda hamâsîn günlerinde tahta biti ve pire ve kehle ve sivrisinek derdinden ve bed râyihadan fellâhînin reng-i rûyları masrû‘ olmuş …
EÇS X Y312b … a hoş-bûluğundan mâ‘adâ {hâssa} bu gâsûl ile gasl olan siyâbda bir dahi pire ve kehle olmaz, hâssa-i kübrâdır.
EÇS X Y416b Ve bu diyârda pire ve kehle ve tahta biti olmaz. Zîrâ cümle halkı say yağiyle yağlanup güneşde câmûs gibi y …
EÇS X Y416b … biti olmaz. Zîrâ cümle halkı say yağiyle yağlanup güneşde câmûs gibi yatırlar. Kehle ve pire ve tahta biti ise dühniyyât olan yerlerde olmaz.