İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

kek*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
64
isabet
54 cümle/beyitte
23,7
milyonda
tüm derleme göre
9
eserde geçiyor
18
farklı biçim
18 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi5020,4
St. Petersburg'taki Uygurca metinler (Shogaito)4392,7
Kutadgu Bilig340,8
DLT’deki Türkçe parçalar2689,4
Manichaica I-III1485,7
Uigurica I-IV1158,4
TT I-X1392,5
Maitrisimit Nom Bitig (Hami)146,2
Dede Korkut Kitabı130,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 64

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“kek*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
Man T II D 173 a1-324–327 bu kargantu-kın alkantukın kekreştükin yüntüştükin bilmez kişi teg söküşçe oyunça sakanur k(e)ntü inçe tuymazlar
U II, T. II Y. 52,1- III 21-13–16 öŋre ajuntaḳı öç kek özü- . . . . . . [tı]ltaġınta brḫmadati ėligig artuḳraḳ t- . . . . . . yorıyu b …
TT T II D 178b. 180-80–87 tözlüg öpke nızbanıi iy(i)n utzuḫup . uzun turġaru . öç kek alışu . ötek birim ötemek lerii erser
Mait Mai.Tek.032.12–19 anta oynayu ırlayur--lar.. erdnilig kėmide olurup bėş türlüg yinçge oyun etizü kekük kıdıġulug kalvink yuy kuş--lar ünin ėşidü balıḳ uluş kay kėdinlig--ler sayu kez …
KB 76 ünin ötti keklik küler ḳatġura / ḳızıl aġzı ḳan teg ḳaşı ḳap ḳara
KB 3428 köŋülde kiterse kör öç keklerin / tilinde yorıtsa köŋülde barın
KB 4651 boġuz öwkesi bolsa yawlaḳ bolur / öçep kek sürer ölse ötrü ḳalur
DLT I, 230 Eren arıġ örpeşür / Öçin kekin irteşür / Saḳal tutup tartışur / Köksi ara ot tüter
DLT I, 43 öç kek ḳamuġ kişi-niŋ yalŋuḳ üze alım bil / Eḍgülüküg uġança elgiŋ bile telim ḳıl
ShoR Sho.Rosia 2.2.8.V/4 … séuşiŋ şastr : kim ol tö[r]t tuġumlardaqı altı yollardaqı üç üdki q[a]maġ öçlüg kekligler alqu öçlüg [kek]lig savlartın [bir]tem oz[u]p qutrulup alqu qam[aġ a]yıġ qılınç …
ShoR Sho.Rosia 2.2.8.V/4 … tö[r]t tuġumlardaqı altı yollardaqı üç üdki q[a]maġ öçlüg kekligler alqu öçlüg [kek]lig savlartın [bir]tem oz[u]p qutrulup alqu qam[aġ a]yıġ qılınçları alqu [-ġun] bar …
ShoR Sho.Rosia 2.2.8.V/4 … a]yıġ qılınçları alqu [-ġun] barça [kéter]ip tarıqıp birtemledi yene alqu öçüg [keki]g öritip [ikileyü] üç yavlaġ yolqa kirmezünler :
ShoR Sho.Rosia 2.2.9.V/2 bökünki künte ınaru alqu öç kekler i[g] tidip ıdal[lap a]yıġ ögli edgü ögli saqınçlarıġ yoqadtur -up alquġun [bar] …
EÇS I 93a … tabh olup ehl-i derde bezl-i ta‘âm ederler. Eyle evkâf-ı kavîdir kim matbahında keklik ve turac ve süğlün murglarının eti bulunmaz ise bülbül ve serçe ve kebûter pişü …
EÇS I 190b … urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek ve sürhâb ve balıkcıl ve toy ve karabatak şekilli avlar ile ala …
EÇS II 230a … Bakacak: Bunda dahi dırahtistân içre meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâs edüp keklik avı ve mâhî avları ve tereyağları ve kuzu kebâbları zevkleri eyledik. Bu Bakaca …
EÇS II 278b kekremsi / şarâb
EÇS II 300b … kmeği ve safî somunu ve yağlı halkası ve katmer kâhîsi ve katmer yezd çöreği ve keklik kebâbı ve tavuk böreği ve kırk gûne mümessek ve mu‘amberîn pilavı ve herîsesi v …
EÇS II 311b itavun / keklik
EÇS II 337a … revânlar sâhilinde meks edüp sayd [u] şikâr olunan mâhîleri ve vahşî âhûları ve keklik ve turrâc ve süğlün ve çili ve gayrı şikâr olunan eşyaları bişirirlerdi.
EÇS II 351b–352a … iresi boğazları doydukdan sonra ıssı dama girüp şarâb hörpüldederler ve o kızıl kekremsi başlarına birer çanak çeküp ‘bre ev ıssı, bize kasık mancası getir’ deyü baltal …
EÇS III 62a kekremsi / şarâb
EÇS III 62b kırañda şarlı kekremsi hörpüldedir. / Taşrada şehirli şarâb içerler.
EÇS III 84a … -ı Îİdrîs kavlî üzre Âl-i Abbâsiyân asrında Kara-Âmid meliki (---) bu kayalarda keklik murgu şikârı ederken bir kayadan sağmal sadâsı gelince hemân melik ol kaya üzre …
EÇS III 127b Ve mesîregâh-ı Yenisala, keklik saydgâhı ve kaz ve ördek ve toy kuşları şikârgâhı mesîregâhdır. Ammâ atlar ile …
EÇS III 166a … stalara matbâh-ı Keykâvûs'undan her marîzının derdine göre ta‘âm-ı nefîselerden keklik ve turaç ve süglün ve güvercin ve üğeyik ve kaz ve ördek ve bülbüle varınca cem …
EÇS IV 227b–228a … a ve karagöz nâm tuyûrları kendüye râm edüp Bitlîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, amm …
EÇS IV 227b–228a … lîs derelerinde senede bir kerre keklik göçgünü mahallinde bir günde yetmiş bin keklik alduğu sicillâtda müsbetdir, ammâ bu şikâr hânın fermânıyla yılda bir kerre cüm …
EÇS IV 227b–228a … ere ve depeler ile mâl-â-mâl hayvânâtlar olup lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mah …
EÇS IV 227b–228a … â-yuhsâ niçe yüz bin keklik şikâr olunup üç ay bu mahallerde şehr-i Bitlîs içre keklik fürûht olunup ol mahalde cümle ahâlî-i Bitlîs koyun ve kuzu etlerinden müstağnî …
EÇS IV 230a … astaba çobra ve kırı çobra ve lakişe çobra niçe bunun emsâli çobraları var ammâ keklik pilavlarına ve nar pilavlarına ve gûnâ-gûn ter ü muharra kebâblarına aşk olsun.
EÇS IV 234a … ekmeği ve kahık halka çöreği ve katmer şeref çöreği ve mâhîcesi ve baklavası ve keklik böreği ve ışkını ve mastaba çobrası ve cacıhlı ve kızılı peyniri ve kaymağı ve …
EÇS IV 234a … ını ve mastaba çobrası ve cacıhlı ve kızılı peyniri ve kaymağı ve gömeç balı ve keklik kebâbı ve lavaşalı keklik yahnisi ve keklik pilavı meşhûr ta‘âmlardır.
EÇS IV 234a … cacıhlı ve kızılı peyniri ve kaymağı ve gömeç balı ve keklik kebâbı ve lavaşalı keklik yahnisi ve keklik pilavı meşhûr ta‘âmlardır.
EÇS IV 234a … peyniri ve kaymağı ve gömeç balı ve keklik kebâbı ve lavaşalı keklik yahnisi ve keklik pilavı meşhûr ta‘âmlardır.
EÇS IV 258b … Çelebi ekmeği ola ve beyâz gül-i penbe-misâl yufka lavaşası ve katmer çöreği ve keklik böreği ve mastaba aşı ve karatlı aşı ve tüffâhiyesi ve karanfilli sefercesi bir …
EÇS IV 280b … kazları sayd ederek ve tola ve tarraş ve zağarlar ile atmaca ve karagözler ile keklik ve bıldırcınlar şikâr ederek ve Urfa Göçüğü ve Muş ovası cücüğü seri‘u's-seyr c …
EÇS IV 291a … ‘teber ihtiyârlarımız bu kârara rızâ vermeyüp "Güzelce şâha i‘lâm idelih." deyü kekeş etdik ve şâha i‘lâm etdik. Şâhımız dahi pâdişâhınıza ve Haleb'de vezîriniz İpşi …
EÇS IV 381a … fe-i ba‘îde kûh-ı bülendlerde ve dere vü depelerde vâki‘ olup atlar ile gidilüp keklik ve turaç ve çil ve süglün sayd-ı şikârına gidildikde varılır mesîregâhlardır. V …
EÇS IV 381a … u dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve bu mesîregâh-ı sayd-ı şikârlarda ol kadar keklik [ve]turaç süglün avlanır kim kâmil altı ay bu İmâdiyye şehrinde av eti tenâvül …
EÇS V 24a … Aksu depesindedir. Andan Taşoluk tekyesinden aşağı şehir hâricinde şehre karîb Keksi köyünde,
EÇS V 27b … e kırmızı topraklı bâğ u bâğçeler var kim âdem gâ’ib olur ve her bâğda niçe yüz keklik kuşları cihânı dutmuşdur. Ve şehri bâğistân içre (---) kenârında bir vâsi‘ öz i …
EÇS V 67b … r. Kış günü içinde çobanlar ile keçiler ve koyunlar kışlar. Hisâbın Hudâ bilür. Kekliği ve çili ve gayrı {kuşları çokdur}.
EÇS V 91a … a ve pranka toplar atıldı kim el-azamet[ullâh] her gülle kubbe kadar deryâ üzre keklik gibi seke seke tâ Kepez burnuna ve Piyâle Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıj …
EÇS V 91a … rek gülleler geçüp karaya çıkup dağları ve bâğları âlân u tâlân ederdi ve ba‘zı keklik gibi seken sekdirme gülleler deryâ içinde birbirlerine râst gelüp bir mehîb sad …
EÇS V 91a … dolu'da Sultâniyye ve Rûmeli tarafında Hâkâniyye ol kadar şâdumânî topları atup keklik gibi sekdirme gülleler seke seke hünkârın başdardasının sağından solundan geçüp …
EÇS V 101a–101b Menzil-i Kekeş balkanı: Altında karavullar ile konulup ol gece Balkan 101b dağı içine on bin …
EÇS VI 156a … u] meşrûbâtının memdûhâtından: Beyâz billûr gibi ekmeği ve keçi ve sığır eti ve keklik kebâbı ve enginar nâm bir sebzevâtı ve şemâme kavunu ve üzümü ve inciri ve zeyt …
EÇS VII 120b … ve tirkiz balığından gayri bir şey olmaz. Ammâ bu İnkirmân etrâfındaki dağlarda keklik ve çil ve turaç ve süğlün ve toy ve an[g]ıt misilli tuyûrlar olup sayd [u] şikâ …
EÇS VII 150b … ında karaca ve sığın ve tablalı şikârların dahi böyle pişirirler. Ve dağlarında keklik ve turaç ve kor tavuğu nâm tavukları ve kaz ve ördekleri kebâb edüp yerler.