İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

kel* edüp

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
98
isabet
97 cümle/beyitte
36,3
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
8
farklı biçim
75 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi9840,0

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 98

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“kel* edüp” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 22a … p yatırlar. Ahvâl-i cidâlin haber-i sıhhatin alup derhâl kırala gelüp bir hayli kelimât edüp kıral Şeyh Maksûd'un maksûd [u] merâmı zamîrinden anlayup,
EÇS I 24a … ı Bârî yârî kılup fursatı bana verüp seni ele getirüp yine seninle zânû-be-zânû kelimât edüp ta‘zîm ederem ammâ ben senin eline girsem nice ederdin" dedikde hemân sâf-dil Y …
EÇS I 35a … azret-i Risâlet vücûda gelince bu ferişte sûretleri göbeğinde olan ağızlarından kelimât edüp Cebrâ’îl tasvîri cânib-i şarkda olup olacak alâ’imât ü vakâyi‘âtları ayân ederm …
EÇS I 70b … edüp savâb-ı Kur’ân-ı azîmi rûhlarına hibe eyleyüp Fâtihatü'l-kitâb ile hatm-i kelâm edüp dest-i şerîflerinde yek pâre mücevher balık dişinden bir arka kaşağısı var idi, …
EÇS I 138b … Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı birbirleri ile savt-ı Dâvûdî ile kelimât edüp istimâ‘ ederler. Ammâ bu boğazdan Karadeniz aşağı doğru Akdeniz'e eyle cereyân …
EÇS I 144a … nî Dede kabri, tarîk-i Yesevî'den bir mecâzib kimesne imiş dâ’imâ âsumâna bakup kelimât edüp gûnâ-gûn hâletler zâhir olur bir kimesne imiş. {Anıniçün Âsumânî derler}. Selîm …
EÇS II 334a–334b … olan nüdemâları beyninde ederdi. Yohsa dîvân-ı pâdişâhîde ol kadar metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim fesâhat ve belâğat ile kelimât ederken bir fer …
EÇS II 353b–355b … am evi gibi bilirim ve tuz,-ekmek hakkını bilir yiğidim" deyüp latîfe-âmîz niçe kelimâtlar edüp mâ-hazarı ta‘âm [u] tenâvül ederken nazar etdim. İçlerinden bir fedâyî esmerü'l …
EÇS II 363a–363b … üşmanlarınız böyle münhedim olup serleri ârâyiş-i nîze ola" deyü vâfir hoş-âmed kelimâtlar edüp "Sultânım! Şimden gerü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönd …
EÇS II 363a–363b … erü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönderin" dedim. Feth-i kelâm edüp eydür: "Gördün mü Evliyâ'm! Bu kadar düşman askerin ân-ı vâhidde niçe târumâr e …
EÇS II 364a–365a … sî olanlara tab‘iyyet etmesin, eğer mu‘ammer olam derse" deyü niçe nasîhat-âmîz kelimâtlar edüp "kalk imdi, var git" dedi. Yine dest-bûs edüp otâğın orta direğinde yine zencir …
EÇS II 373b–374b … eninle dağlarda ve bellerde gezdiğimiz anardık" deyü tâ ahşama varınca niçe bin kelimâtlar edüp hemân kendüye netîce-i kelâmlarım cümle tesellî-i hâtır-gûne kelimâtlar idi. Er …
EÇS III 35b–36a … l ot bitdiğiyçün lisân-ı Arab'da Hızır dediler. Ahzar, yeşil demekdir. Tahfîf-i kelâm edüp elifin hazf edüp Hızır derler. Himmeti hâzır ola. Bir acâyib ziyâretgâh-ı hâs [ …
EÇS III 50a … te min muhabbetillah, eş-şehîd fî kılâ‘ı'd-Dühük" deyüp bu gûne rumûz [u] künûz kelimâtlar edüp Şeyh Bekkâr'ın bu kelâm-ı rumûzundan bir ferd-i âferîde haberdâr olmayup Şeyh B …
EÇS III 50b {Menâkıb}: Hikmet-i Hudâ, henüz tevellüd etmiş ma‘sûm harekete başlayup niçe kelimâtlar edüp beşik ve kundak ve esbâb ü eskâl kabûl etmeyüp üç yaşına girdikde fakîr çorbacı …
EÇS III 75b … atü'l-hâlî londura çuka ve elvân boğası giyerler. Ve lisânları Kürdce ve Türkçe kelimât edüp Ermenistân vilâyeti olmağıla ekseriyyâ cümle halkı Ermenîce kelimât ederler.
EÇS III 77b–78a … 'ın Paşa kal‘ası şimâlî kapusu önünde defn etdiklerini bilir müsinn âdemler ile kelimât edüp bu hakîr şehzâdeleri dahi ziyâret edüp anınçün şehr-i Sivas ziyâretgâhında tahr …
EÇS III 154a–154b … â getirdim. Pâdişâhım! Dahi onları Edirne'ye götürüp masrûf edesiz" deyü feth-i kelâm edüp vezîr-i pür-tedbîr cümle 154b mezkûr hazîneleri pâdişâha teslîm edüp sene 972 …
EÇS III 174b … -i ağyârdan bî-haber bevvâbânlar bâblarda nigâhbânlık ederken bu hakîr ile paşa kelimât edüp "Efvâh-ı âlemde ne var, ne yok?" dedi. Hakîr eyitdim "Serçeşme sizsiniz, ne var …
EÇS III 177b mazmûnunca ba‘zı tesellî-i hâtır olacak kelimâtlar edüp Defterdâr Paşa hazz ederdi. Ve Kudde Kethüdâ ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi hazz …
EÇS IV 212a–212b … vr", yeni "Kaya dişi bize cevr etdi" derler. Anınçün sin-cevrden galat tahfîf-i kelâm edüp Sin-câr derler. Hakîkatü'l-hâl bu Sincâr kayaları diş diş sivri sivri kaya oldu …
EÇS IV 259a … de medfûndur. Bu azîz Hazret-i Ebâbekir'i bu kapu mâbeyninde âşikâre görüp niçe kelimâtlar edüp âhir bu azîz kırk yedi sene kapu arasında sâkin olup bu azîzin vasiyyeti üzre " …
EÇS IV 266a … üz Van a‘yânlarıyla ve niçe iş görmüş iş erleriyle rikâb rikâba at başı berâber kelimât edüp ordu-yı İslâm'a gelirken Van ağalarından Behlûloğlu ve Demircioğlu ve Hüsrev Pa …
EÇS IV 330b … hân inşâ etmeğile Şehr-i Bânû derler. Mürûr-ı eyyâm ile elsine-i nâsda tahfîf-i kelâm edüp Şehribân dediler. Ammâ hakkâ ki hâk-i Irâk-ı medâyin-i Kûfe ve Arab u Acem'in Ş …
EÇS IV 355a … nın su’âl etmen. Zamân ola kim kabrimi nûrumdan müşâhede edeler." deyü niçe bin kelimâtlar edüp yine deve ile tabutu Hazret-i Alî Urbân şeklinde götürüp çölde gâ’ib oldu. İmâm …
EÇS IV 380b … mmâ tahfîf-i kelâmları çokdur. Meselâ "Âb bidih= Su ver" diyecek yerde tahfîf-i kelâm edüp "av beh" der. Niçe yüz bin bunun emsâli lehce-i mahsûsaları var kim mecmu‘âmıza …
EÇS IV 394a … Bârî'nin cemâlin müşâhede edüp bu kadar bin yıl âşık-ı serbâzı olup bilâ vâsıta kelimât edüp ismi ile benim ismim arasında bir mine bâzârı vardır. Meselâ e‘ûzü Billahi mine …
EÇS IV 395a–395b … rler. Hatta bâlâda tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Risâlet ile {İblîs} yedi sâ‘at kelimât edüp anda dahi merdûd olup gitdikde Hazret-i Alî buyurmuşlardır kim "Eğer İblîs mel‘ …
EÇS IV 395b–396a … zret-i Mûsâ aleyhi's-selâm çoban iken Rummâ'sında olan Şu‘ayb Nebî koyunlarıyla kelimât edüp ganemler eyle derlermiş kim "Yâ Mûsâ! Eğer dağlarda sâkin olan kurdlardan havf …
EÇS V 9b … m. Size mahabbetimden gelüp âlüfte vü âşüftelik ederim" deyü vâfir tevâzu‘-âmîz kelimâtlar edüp tahta'l-kahve yerim, ammâ semm-i helâhil yeyüp ensemden geçer. Hemân Bedir Beğ …
EÇS V 19a … ğri'ye gönderdiler. Yakında anın da mührile boynun doğruldurlar" deyü mudhikâne kelimâtlar edüp ,
EÇS V 20a … ir müselmânın menkûhesin nâ-şer‘î verem? Veremem, cânum" deyü Boşnak lehcesiyle kelimât edüp vermedi. Âhir Sivas'dan azli kabûl edüp İpşir Paşa'nın hatunun bu Tokat kal‘ası …
EÇS V 32b Hemân paşayı gördüm ki sehel cân havliyle kelimât edüp eydir: "Elbette Evliyâ bu vâkı‘anın te’sîri sendedir. Ben de {vâkı‘amda} gördüm …
EÇS V 32b … hi hâtırıma hutûr edüp "Allâhu ekber" deyü ber-zânû olup bism-i İlâh ile bed’-i kelâm edüp eyitdim:
EÇS V 73a … ler dahi Ken‘ân Paşa'ya varup ta‘âmları anda tenâvül edüp anınla dahi niçe gûne kelimâtlar edüp hâtırın ele aldı.
EÇS V 73b … n kalkar gideriz. Görelim, şu giden arzlardan ne haber zuhûr eder?" deyü hatm-i kelâm edüp Tayyaroğlu dahi Haleb içinden askerinin taşra çıkdığından hazz etmeyiyor. Sarı …
EÇS V 75a … di gün evvel celâlîleri Kara Murtazâ Paşa ve Kadrî Paşa ve Dutsak Paşa cümlesin kelle edüp hâzırlamışlar idi. Hemân ol gün Murtazâ Paşa ve Kadrî Paşa ve Dutsak Alî Paşa v …
EÇS V 77b … üşü görende değildir, yorandadır demişler. Hamd-i Hudâ evvel imâm efendi feth-i kelâm edüp hüsn-i ta‘bîrler etdi. İnşâ’allâh ta‘bîr anındır. Sizin ta‘bîrinizde te’sîr yok …
EÇS V 89a … e Gâzî Orhân oğlu Süleymân Paşa feth edüp galat-ı meşhûr evlâ olmağile tahfîf-i kelâm edüp Dimetoka dediler.
EÇS V 89a … ara Biga Bay ismiyle müsemmâ idi. Yine anlar da Kara Biga Bay dediler. Tahfîf-i kelâm edüp "Bay" lafzın kaldırup hemân Karabiga nâmıyla ma‘rûf bir şehr-i mevsûfdur.
EÇS V 94a … ba‘de'l-feth ismine "Gele bol mâla" dediler. Galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm edüp Gelibolu derler. Ba‘zıları "Kilibol"dan galat derler, ammâ Muhammediyye sâhibi …
EÇS V 110b–111a … bâğçe ve müşebbek bostânları firâvândır ve cümle halkı Poturlardır kim Boşnakça kelimât edüp daracık serhadli esbâbları geyerler, ammâ mü’eddeb ve ehl-i ırz, vakâr sâhibi, …
EÇS V 124b demişler deyü herkes serdâr huzûrunda bunun emsâli pâ-der-havâ kelimâtlar edüp niçeleri dahi,
EÇS V 126b … irlerine lehce-i mahsûsaları ile gâyetü'l-gâye i‘zâz ü ikrâm tevâzu‘ ile îhâmlı kelimâtlar edüp hüsn edâlar ederler.
EÇS V 147b … Rus ve Maskov ve Heşdek müslimleri bu cümle mezkûr milel cümle lisân-ı Latince kelimâtlar edüp Heşdek'den ve Lipka'dan mâ‘adâsı millet-i Mesîhiyye'den olup cümle lisân-ı Lati …
EÇS V 186a … di. Âhir Âl-i Osmân'a eylik yaramaz imiş" deyü ma‘a'l-kerâhe böyle rîşhand-âmîz kelimâtlar edüp Seydî Paşa meyyiti üzre avuç avuç altun nisâr edüp "Dîninizce bu vezîr-i mazlûm …
EÇS VI 17a Anıniçün bu hakîr-i pür-taksîr ol zamândan berü halt-ı kelâm edüp perişân kelimâtlar ile evrâk-ı perîşânımız bî-meze oldu. Kusûruna nazar olunmay …
EÇS VI 29b … m akar gibi göstermiş. San‘at-ı mutalsam budur kim bu sûret-i Îsâ evâil-i a‘sâr kelimât edüp herkese nice olup olacağın ve âhir demde nice öleceğin söyleyüp gözünden yaşlar …
EÇS VI 45a … sürüne durup atına binüp ol ân Kubbealtı'na varup vezîria‘zam ile bî-mecâl niçe kelimâtlar edüp ba‘dehu kanûn-ı Âl-i Osmân üzre cemî‘i kula ulûfe çıkup du‘â vü senâdan sonra h …
EÇS VI 60a Ve cümle ünâsının lisânları Boşnakça ve Sırf ve Bulgarca kelimât edüp daracık ve kısacık esvâb ve kalpak ve kubâdî pâypûş ve kopçaklı çakşır geyüp ki …