kâtil Urbânların yanında kalup bu Urbânlar Şâm'a gelüp çârsû-yı bâzârda gezerke …
{Hikâye-i münâsib}: Bu Efelioğlu Mekke'den Bursa'ya gelirken beyne'l-Haremeyn aşkıyâ-yı Urbân Efelioğlu Yorukça Halîl Hacivad'ı şehîd edüp Bedr-i Huneyn'de defn edüp Efelioğlu kelbi bu kâtil Urbânların yanında kalup bu Urbânlar Şâm'a gelüp çârsû-yı bâzârda gezerken hemân kelb bir kerre bu Urbânları kelb-i sarîh gibi talamağa başlayup bir dahi gayrı âdemlerin ayağına yüzün sürüp yuvarlanup lisân-ı hâl ile tazallum edüp yine Arabları hır hır talar ve üzerlerine hamle edüp salar, cümle halk görseler kim Efelioğlu zağarıdır,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… kim su değil. Andan bir yere dahi seğirdirler. İlâ mâşâallah kavm-i Yezîdî'nin
kelbleri bu
Kerbelâ'da böyle seğirdüp gezmededirler. Hatta bir âdem bî-meze boş yelenlik ed …
{Der-beyân-ı kelb-i Kerbelâ}: Bu sahrâyı gören deryâ zann {ider}, talattum-ı bahr gibi şa‘şa‘a verüp temevvüc eder. Bi-emri Hudâ bu sahrâda İmâm Hüseyin ile Yezîd askeri ceng edüp Yezîdîlerin kelbleri şühedâ kanın yeyüp serâsime olup deşt-i hâmûna düşerler. İlâ hâze'l-ân ol kelblerin eblehlerinden bu Kerbelâ'da kalup deryâ gibi çölü görüp sudur deyü seğirderek varır, görse kim su değil. Andan bir yere dahi seğirdirler. İlâ mâşâallah kavm-i Yezîdî'nin kelbleri bu Kerbelâ'da böyle seğirdüp gezmededirler. Hatta bir âdem bî-meze boş yelenlik edüp gezse efvâh-ı nâsda darb-ı mesel olmuşdur kim "Behey âdem Kerbelâ kancığı gibi boş yire bî-fâ’ide yelek yelek ne gezersin, bir ser-i kârda olsana" derler. Temâşâ-yı sahrâ-yı Kerbelâ'dır vallahümme âfinâ. Sam yeli dahi çok olur. Bu çölde 6 sâ‘at ılgar ile gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
vilâyet-i Maskov'da ol kadar büyüyüp semîn ve cesîm oldu kim gûyâ vilâyet-i Siv …
Hikmet-i Bârî Palu nâm samson kelb bu vilâyet-i Maskov'da ol kadar büyüyüp semîn ve cesîm oldu kim gûyâ vilâyet-i Sivas'da şehr-i Merzivan'ın ve diyâ[r-ı] Mısır'da Circe şehrinin hımârları kadar mefret kelb oldu. Hattâ bulûğuna ermemiş bir gulâmım her bâr bu Palu nâm kelbe binüp bî-bâk ü bî-pervâ bir sâ‘at kadar götürürdü. Kaçan kelb yorulsa hemân yatırdı. Ve oğlan yine atına süvâr olurdu, ya‘nî tâ bu mertebe d[ız]man kaplan kadar kelb-i mu‘allem olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181b ·
metinde göster ·
… z üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır nâm samson
kelblerim bu
hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçinin imdâd gönd …
Üzengilik suyu: Azak denizinden bölünüp girme bir sazlı ve kamışlı yerde zehr-i mâr sulu yerdir. Bu mahalde sazlık içinden sekiz dâne hınzîrlar asker üzre hücûm edüp niçe atları zahm-dâr etdiler, ammâ her biri Marzivan eşeği kadar var idi. Guzât-ı müslimîn bunlara tîr bârân edüp Azak deryâsı buzu üstüne çıkdıklarında buz üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır nâm samson kelblerim bu hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçinin imdâd gönderdiği Maskov kefereleri domuzları yeyüp gûyâ Kızılyumurta ıydı etdiler. Ba‘dehu bu Üzengilikden kalkup yine taraf-ı kıbleye gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·