… ence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı
kemendleri
kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhû …
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
… ar dahi pür-silâh ellerinde sâtûrları, bellerinde koyun yüzecek tilsimânları ve
kemendleri
ve iri gümüşlü bıçakları ile arabalar üzre dükkânların yüzülmüş semiz koyunları …
Esnâf-ı kanaracıyân-ı Yedikulle: Kârhâne yetmiş, neferât iki yüz, bunlar dahi pür-silâh ellerinde sâtûrları, bellerinde koyun yüzecek tilsimânları ve kemendleri ve iri gümüşlü bıçakları ile arabalar üzre dükkânların yüzülmüş semiz koyunların vücûdların za‘ferânlar ile kınalayup ve koyunların boynuzların varaklayup pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168a ·
metinde göster ·
… lanın aklı ve cânı gider. Hattâ vezîr-i dilîr Gâzî Hüseyin Paşa bu zindânı açup
kemendleri
dollâblar ile çeküp bu sicn-i derk-i esfelden kâmil bin altmış aded ümmet-i Muh …
Bunda bir çâh-ı cahîm-i hamîm-vâr kesme kayadan bir zindânı var kim Allâhümme âfinâ görenin aklı gider. İçine girüp mahpûs olanın aklı ve cânı gider. Hattâ vezîr-i dilîr Gâzî Hüseyin Paşa bu zindânı açup kemendleri dollâblar ile çeküp bu sicn-i derk-i esfelden kâmil bin altmış aded ümmet-i Muhammed çıkup Allâhümme âfinâ her biri riyâzât u cû‘ ile za‘îf ve nahîf ve zerd-rû olmuşlar kim gûyâ her biri birer gûl-beyâbânîye dönmüşler. Kaşları ve bıyıkları ve sakalları biribirine mergûle mergûle olup gözlerini ve kulakları ve burunları deliklerini kehleler yaralayup sakallarında kevâhileler âşiyân etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… 'e varınca Urbânın kara hırsızları kol kol dere ve depelerden ve belîde içinden
kemendleri
ile yürüdüler. Hemân ki orduya dâhil olunca kemîngâhlardan sekbân ve sarıca bah …
Ve ol gece paşa yedi yere bin âdem pusuya kodu. İşte nısfu'l-leyl ki tamâm oldu, garîb huccâc şâm'dan berü hâb-ı râhatı görmemiş âdemler menâm-ı Ashâb-ı Kehf'e varınca Urbânın kara hırsızları kol kol dere ve depelerden ve belîde içinden kemendleri ile yürüdüler. Hemân ki orduya dâhil olunca kemîngâhlardan sekbân ve sarıca bahâdırları sarıca arı gibi sarılup hırsızları kemendleri ile kayd-bend edüp paşa huzûruna getirdiklerince emân vermeyüp şirp kelle ve paf gevde ederlerdi. Bir dahi bir hırsız ordu içinden bir yük esbâb ile taşra çıkarken anı dahi dutup kayd-bend etdiler. Meğer bir huccâcın şâmlı akkâmı imiş, anı dahi katl edüp esvâbları gırârıyla sahîbine teslîm eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273a ·
metinde göster ·
… kemîngâhlardan sekbân ve sarıca bahâdırları sarıca arı gibi sarılup hırsızları
kemendleri
ile kayd-bend edüp paşa huzûruna getirdiklerince emân vermeyüp şirp kelle ve pa …
Ve ol gece paşa yedi yere bin âdem pusuya kodu. İşte nısfu'l-leyl ki tamâm oldu, garîb huccâc şâm'dan berü hâb-ı râhatı görmemiş âdemler menâm-ı Ashâb-ı Kehf'e varınca Urbânın kara hırsızları kol kol dere ve depelerden ve belîde içinden kemendleri ile yürüdüler. Hemân ki orduya dâhil olunca kemîngâhlardan sekbân ve sarıca bahâdırları sarıca arı gibi sarılup hırsızları kemendleri ile kayd-bend edüp paşa huzûruna getirdiklerince emân vermeyüp şirp kelle ve paf gevde ederlerdi. Bir dahi bir hırsız ordu içinden bir yük esbâb ile taşra çıkarken anı dahi dutup kayd-bend etdiler. Meğer bir huccâcın şâmlı akkâmı imiş, anı dahi katl edüp esvâbları gırârıyla sahîbine teslîm eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273a ·
metinde göster ·