eynime giydirüp hezâr-ahsend deyüp bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Ve "sad-i lek b …
deyüp üç murabba‘ ve bir semâ‘î ve ba‘dehû bir dü-beyt ile faslı tamâm etdiğimde cümle huzzâr-ı meclis engüşt-ber-dehen edüp hemân Hân eyninden tarz-ı Acemâne semmûr libâçesin kendi eliyle eynime giydirüp hezâr-ahsend deyüp bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Ve "sad-i lek bârekallah ey Kayser-zemîn âlüftesi" deyüp on tümen Abbâsî ve bir karaçabuk esb-i sabâ-reftâr hîbe eyleyüp bizden artık emîn olup bâde teklîfinde olmadı. Kâmil bir ay her şebimiz leyle-i kadr ve her rûzumuz yevm-ı ıyd-ı adhâ olup niçe bunun emsâli cân sohbetleri edüp şehr-i Tebrîz-i dilâvîzi seyr [u] temâşâ ederdik. Ammâ adl-i adâlet ve emn [u] emânlarına ve re‘âyâ vü berâyâ perver olmalarına ve zabt u rabt ve çârsû-yı bâzârının pâklığına ve narh-ı Şeyh Safîlerinin nizâm [u] intizâmlarına aşk-ı sad-lek aşk olsun. Zîrâ cemî‘î halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir ammâ şâhrâhda aslâ mestâne bir kimesne yokdur. Gâyet mü‘eddeb halkı vardır kim anların hakkında bu şi‘r-i belîğ denilmişdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a ·
metinde göster ·
… aşa dahi kendi kemerinden Sultân Murâd Hân hançerlerinden bir hançer-i {şerîfi}
kendi eliyle
hânın beline bend eyledi ve bir semmûr hâna ve üç kürk dahi evlâdlarına ve yüz …
Paşa dahi kendi kemerinden Sultân Murâd Hân hançerlerinden bir hançer-i {şerîfi} kendi eliyle hânın beline bend eyledi ve bir semmûr hâna ve üç kürk dahi evlâdlarına ve yüz yetmiş aded kuşaklık zer-ender-zer hil‘at-i fâhireleri hânın cümle tevâbi‘ u 221b levâhıklarına giydirüp esb-i sâfinâtına süvâr olup mehterhânesin döğerek ol dere ve depeler üzre "Azm-i şehr-i Bitlîs" deyü giderken hânın cümle musâhibleri bir âdemin başına üşüp gülüşerek şaka ve müsahhariyyât ederek gitmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221a–221b ·
metinde göster ·
… er müntehâ kuşaklık hil‘at-i fâhire giydirilüp başına paşa üç çatal bir çelengi
kendi eliyle
sokup yine dîvân çavuşları "Hil‘at u çelengin mübârek olsun!" deyü kânûn üzre a …
Ba‘dehû dîvân-ı âlîde sekizer kat mehterhâneler çalınup cümle ümerâ ve cümle ocak ağaları yemîn ü yesârda ale't-tertîb el kavşurup dururken cümle dîvân çavuşları bir ağızdan "Gazân mübârek olsun. Tanrı pâdişâha ömürler versün!" deyüp ba‘de'd-du‘â cümleden evvel paşanın Yûsuf Kethudâsı gelüp dest bûs edüp ibtidâ bir siyâh semmûr-ı pür-nûr bir yeşil çukaya kaplı kürk giydirilüp dahi üzerine bir zer-ender-zer müntehâ kuşaklık hil‘at-i fâhire giydirilüp başına paşa üç çatal bir çelengi kendi eliyle sokup yine dîvân çavuşları "Hil‘at u çelengin mübârek olsun!" deyü kânûn üzre alkışladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273a ·
metinde göster ·
… de ezelü'l-ezelde bey‘ [u] şirâ olunmuş metâ‘dır. Şimdi bâzâra çıkdı". Mülcem'i
kendi eliyle
Hazret-i Alî halâs edüp cümle cemâ‘ate ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn'e vasiyyet …
Hazret-i Alî eydür: "Lillahi ve Resûlihî bu Mülcem'i incitmen. Bu mâdde ezelü'l-ezelde bey‘ [u] şirâ olunmuş metâ‘dır. Şimdi bâzâra çıkdı". Mülcem'i kendi eliyle Hazret-i Alî halâs edüp cümle cemâ‘ate ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyn'e vasiyyet edüp eydür, "Ben merhûm oldukda beni pâk gasl edüp techîz [ü] tekfînimle kaput içre koyup karındaşım Ukayl namâzım kılsın ve nikâblı bir şütürbân devesiyle gelüp benim na‘şımı tabutumla devesine yükledüp ne cânibe giderse vücûdum götürsün ve illâ olmaya kim ol deveciye bir kîl [u]355a kâl diyesen. Ve ey oğlum İmâm Hasan, şimden gerü sen de Medîne-i Münevvere'de deden Hazret-i Muhammed civârında sâkin ol, dedi. Ve ey nûr-ı hûn-ı ciğer-kûşem İmâm Hüseyin, sen de bu hâk-i Irâk'ın Deşt-i Kerbelâ'sında vatan edin" deyü (---)(---) vasiyyetler edüp Hicret'in kırkıncı sâlinde Arapça emrine imtisâlen rûh-ı şerîfi cânib-i Hakk'a revâne olup vasiyyeti üzre cümle müheyyâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354b–355a ·
metinde göster ·
… ân Murâd Hân kuşağı ve bir mücevher ve murassa‘ hançer ve bir semmûr kürkü Paşa
kendü eliyle
Hân'a geydirdi.
"Pâdişâhım, hayr mukaddem gazân kutlu olsun. Hemîşe böyle gazâlar edesin. Hoş geldin ve safâ gelüp yüzüm basa geldin, zîrâ bir mücâhid pâdişâh-ı kâmkârsın. Âl-i Osmân'ın fermânın edâ edüp dîn düşmanından intikâm alup gazân mübârek ola" deyü Paşa, Hân'ın başına bir zî-kıymet sorguc-ı pâdişâhî sokdu ve üç küheylân at biri gâyetü'l-gâye murassa‘ ve mücevher eğerli küheylân at idi ve Hân'ın beline bir sunkur demirli ve murassa‘ ve mücevher gılâflı seyf-i müczemi Hân'ın kemerine bend edüp andan bir cevâhir çârkab tîrkeş ve bir cevâhirli Sultân Murâd Hân kuşağı ve bir mücevher ve murassa‘ hançer ve bir semmûr kürkü Paşa kendü eliyle Hân'a geydirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 50b ·
metinde göster ·
… ir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr lipâçe-i nâdire kim dîbâya kaplu, Paşa
kendü eliyle
Hân'ın arkasına geydirüp ta‘zîm ü tekrîm etdi ve tefâruk ve nevâdirât kısmından …
Sitâyiş-i netâyic-i ziyâfet: Üçüncü gün ki oldu ba‘de'l-futûr nefîr-i Hûşenk-şâhî ve Efrâsiyâb sûrnâları ve hâkâniyân kösleri çalınup cümle Tatar askeri Turla nehri geçidi başına gidüp Hân hazretleri kendü yakın ağalarıyla ve kapu kullarıyla Paşa yanında kalup Paşa ile Hân vedâ‘ mahallinde Hân'a bir kîse altun harc-ı râh ve beş şemâme amber-i hâm ve on okka ûd-ı Mâverdî ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir mücevher zerrîn kemer ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr lipâçe-i nâdire kim dîbâya kaplu, Paşa kendü eliyle Hân'ın arkasına geydirüp ta‘zîm ü tekrîm etdi ve tefâruk ve nevâdirât kısmından zî-kıymet girân-bahâ beş boğça envâ‘ından kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire ve altun sîmîn âvânî kısmından buhûrdân ve gülâbdân ve şam‘dân ve sîm sini ve on aded sîm suhûnlar pîşkeş çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… bir eğerli küheylân at ve bir Çerkez gulâm ve bir semmûr kafâsı kürk ve başıma
kendi eliyle
bir çelenk sokup,
"Elbette, âbdest vereyim sana" deyü hakîre iki kîse guruş ve bir eğerli küheylân at ve bir Çerkez gulâm ve bir semmûr kafâsı kürk ve başıma kendi eliyle bir çelenk sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61b ·
metinde göster ·
… ından hakîre ve Hüseyin Bölükbaşı'ya birer hil‘at-i fâhire ve birer çelenk dahi
kendü eliyle
başımıza sokup,
Andan Akkirmân kal‘ası kulu, andan pür-silâh Paşalı kimi yaralı ve kimi bereli ve kimi mecrûh hele anlar da ubûr edüp andan sekbân bayrakları, andan bin iki yüz at arabaları üzre mâl-ı ganâ’imlerin zî-kıymetleri ve cümle altı bin yetmiş aded tüfenglerin cümlesi arabalar üzre zeyn olup ve arabalar üzre gûnâ-gûn üç yüz altmış aded haçlı {ser-nigûn} bayraklar ve her arabada ellişer aded kâfir kellelerinden {cümle 6.000 kelle} ve nice bini tuzlu yüzülmüş kelle ile arabalar geçüp andan yigirmi altı pâre şâhâne topları arabalarıyla ubûr edüp andan on bir bin altmış aded piyâde zincirlerin sekbân ve sarıca cellâdları pür-silâh olup esîrleri keşân ber-keşân çeküp geçmede, andan yetmiş nefer hatmanları, andan Krakov kralı oğlu Holandiye nâm mel‘ûn at üzre elleri bağlı ve ciğeri dağlı ve gerdânı zincir tavklı kâfirin önü sıra cümle tabıl ve nefîr ve erganon ve nâkûs ve tulumların çalarak ubûr edüp dahi ardları sıra bir hayli Özü kulları ardları sıra Özü ağaları ve başbölükbaşı hakîr ile atbaşı berâber bir alay-ı azîm ile kâfirin haçlı bayrakların ser-nigûn ederek kal‘a-i Akkirmân altında Paşa otağında otururken huzûrundan bu tertîb üzre cümle esîr ve mâl-ı ganâ’imler geçince Paşa safâsından hakîre ve Hüseyin Bölükbaşı'ya birer hil‘at-i fâhire ve birer çelenk dahi kendü eliyle başımıza sokup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 63a ·
metinde göster ·
… in de erbâblarına verüp hemân üç bin aded guzât-ı müslimînin başlarına Alî Paşa
kendü eliyle
turna telleri sokdu. Hattâ refîkimiz olan Façatlı Alî Ağa'nın ve Panço Hüseyin …
Andan serdâr-ı muzaffer cümle vüzerâ ve vükelâ ve mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara ve alaybeğlerine ve gayrı iş erlerine hil‘at-i fâhireler ihsân edüp va‘de-i kerîmeleri olan terakkîlerin de erbâblarına verüp hemân üç bin aded guzât-ı müslimînin başlarına Alî Paşa kendü eliyle turna telleri sokdu. Hattâ refîkimiz olan Façatlı Alî Ağa'nın ve Panço Hüseyin Ağa'nın ve Deve kal‘asından kurtardığımız Lâfîzâde'nin başlarına bütün şahin kanatları sokdu, zîrâ anlar bu cengde Sâm-ı Nerîmân'lık etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125b ·
metinde göster ·
… u. Kapudan gidi kendisi esîr olunca bizden beş aded yarar kapudanlarımı kapudan
kendi eliyle
at üzre kesüp kendi de ağır gövde ile atdan tekerlenüp üç bin Hıristiyânımız ya …
Bir âkıl ve müdebbir ve mutabassır kefere idi. Hattâ Bihke kapudanı içün eydir: "Bârekallâh, kapudan nefsinde bahâdır dilâver erdir. Yedi hersekimiz içinde dolusu içilirdi ve nâmı yedi dîvânda okunurdu, ammâ ceng hâlidir. Zanca derler Allâh elinde bir hâldir kim Allâh onu bizim elimize giriftâr eyledi, lâkin kendi esîr düşünce bizden sekiz bin altmış cân toprağa düşürüp, anlardan kırk 162a Türk öldü ve yetmişi esîr oldu. Kapudan gidi kendisi esîr olunca bizden beş aded yarar kapudanlarımı kapudan kendi eliyle at üzre kesüp kendi de ağır gövde ile atdan tekerlenüp üç bin Hıristiyânımız yanına vardıklarınca Tatar niçe âdemlerimiz dahi kırup âhir kendüyi bağlayup bu kadar yıldır esîr-i bend-i zincir idi. Elhamdülillâh şimdi elimizden kurtulup öldürdüğü Hıristiyânlarımızın âhiretde cevâbın veregitsin" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161b–162a ·
metinde göster ·
… ayri ot ağaları hil‘at geyüp hakîre ancak bir çeleng ihsân olunup serdâr başıma
kendü eliyle
koduğundan cihân kadar hazz etdim.
Bu mahalle Beleşo-Sonlok nâhiyesi derler. Ertesi gün nehr-i Şamos'u ubûr edüp bir gün bir gecede dahi yürüyüp sene 1071 ıyd-ı adhâsının yigirmi ikinci günü kırk bin dörd yüz aded esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup hamd-i Hudâ ordu-yı İslâm'a yine nehr-i Tise kenârında dâhil olup Yalı Ağası Şâh Polad Ağa ve Ak Mehemmed Ağa ve Dedeş Ağa ve gayri ot ağaları hil‘at geyüp hakîre ancak bir çeleng ihsân olunup serdâr başıma kendü eliyle koduğundan cihân kadar hazz etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
… rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp
kendi eliyle
pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Gera …
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâ …
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
… uruncu engûrü ve nârı ve limonu ve turuncu olmaz. Ve Germiyanoğlu Q 7bP 7b
kendi eliyle
bir servi dırahtını diküp hâsıl etmeğile hâlâ Servi mahallesi derler. Servi dah …
Üzüm cümle kurâlardan ve bir konak ba‘îd Gedüs(?) şehrinden gelir. Zîra kışı gâyet şedîd olduğundan nâşî incîri ve üzümü ve nârı ve limonu incîri ve nârı ve limonu ve turuncu engûrü ve nârı ve limonu ve turuncu olmaz. Ve Germiyanoğlu Q 7bP 7b kendi eliyle bir servi dırahtını diküp hâsıl etmeğile hâlâ Servi mahallesi derler. Servi dahi mevcûd bir serâmed servdir. Aslâ bir haşebe ve şu‘besine rahne gelmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
… yaradılmış bir sun‘-ı Lâyezâl'dir. Ammâ Yanvan-ı Yûnân tevârîhinde "Kaydefâ Ana
kendi eliyle
dikmişdir" deyü tahrîr etmişdir. Hakkâ ki berk-i haşebe ve nihâlleri niçe bin â …
Ve bu kal‘a kapusundan taşra elli adım ba‘îd kapu önünde bir şecer-i ibret-nümâ vardır. Rûy-i arzda ekâlîm-i seb‘ayı seb‘a-i seyyârevâr seyerân [u] deverân etdim, ol eşkâlde bir turfe dıraht-ı garîbe görmedim. Çitlemik ağacına müşâbeheti var. Ammâ bi-emrillâhi Ta‘alâ bundan bir gûne dühn-i hâlis çıkar, yetmiş iki rence dâ’-ı devâdır. Ve yaprakları gayri gûne yaradılmış bir sun‘-ı Lâyezâl'dir. Ammâ Yanvan-ı Yûnân tevârîhinde "Kaydefâ Ana kendi eliyle dikmişdir" deyü tahrîr etmişdir. Hakkâ ki berk-i haşebe ve nihâlleri niçe bin âm mu‘ammer olmuş şecerden nişân verir ammâ hâlâ ter ü tâzedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44b ·
metinde göster ·
… vezîr-i a‘zamı verüp kırâ’at olundukda şerîf Sa‘d nâmeyi bûs edüp Hüseyin Paşa
kendü eliyle
bir semmûr kürk ve üzerine zer-ender-zer hil‘at-i fâhire geydirüp ibtidâ paşa b …
"Emir sultânımındır" deyüp derhâl bir hil‘at-i fâhire ve bir semmûr kürk ile nâme ve hatt-ı şerîfi alup yetmiş seksen mikdârı asker ile şerîf Sa‘d'ın hânesine varup cemî‘i şürefâları da‘vet edüp cümlenin huzûrunda nâme-i pâdişâhîyi ve mektûb-ı vezîr-i a‘zamı verüp kırâ’at olundukda şerîf Sa‘d nâmeyi bûs edüp Hüseyin Paşa kendü eliyle bir semmûr kürk ve üzerine zer-ender-zer hil‘at-i fâhire geydirüp ibtidâ paşa bî‘at etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
… îf Berekât hazretlerin şerîf nasb edüp serîr-i hilâfete culûs edüp Hüseyin Paşa
kendü eliyle
taraf-ı pâdişâhîden bir semmûr kürk ve bir hil‘at-i fâhire Şerîf Berekât'a geyd …
Şerîf Ahmed Şerîf Sa‘d tarafındandır. Ol şerîf olursa yine Mekke içre isyân [u] tuğyân munkatı‘ olmayup Hasan Paşa'yı şehîd etdikleri gibi niçe fesâdât olur. İşte ben anların zıdd-ı kâmili ehl-i ırz Şerîf Berekât hazretlerin şerîf P 137a ederim" dedikde taraf taraf istihsân "Ma‘kûl" deyüp hemân Hüseyin Paşa hazretleri bir hatt-ı şerîf ibrâz edüp dîvân-ı vezîrde hatt-ı şerîf kırâ’at olunup Şerîf Berekât hazretlerin şerîf nasb edüp serîr-i hilâfete culûs edüp Hüseyin Paşa kendü eliyle taraf-ı pâdişâhîden bir semmûr kürk ve bir hil‘at-i fâhire Şerîf Berekât'a geydirüp Hüseyin Paşa'nın iskemlesi üstüne oturup ibtidâ Hüseyin Paşa bî‘at eyledikde yeden ber-yed olup âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y329a ·
metinde göster ·
… emer üzre bir murassa‘ hançer bend kılup Selîm bizzât Hayre Beğ'e bu hizmetleri
kendü eliyle
edüp el kaldırup du‘â edüp;
Andan Selîm Şâh bir gün dîvân-ı pâdişâhî edüp cemî‘i ehl-i dîvân a‘lâ ve ednâ ve pîr [ü] cüvân cem‘ olup Hayre Beğ'in eline yapışup serîr-i hilâfetde ber-karâr edüp başına selîmî mücevveze geydirüp üstüne kendi sorgucundan bir zî-kıymet otağa-i şâhî koyup sırtına bir semmûr hil‘at-ı fâhire ve beline bir zerrîn kemer üzre bir murassa‘ hançer bend kılup Selîm bizzât Hayre Beğ'e bu hizmetleri kendü eliyle edüp el kaldırup du‘â edüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y56b ·
metinde göster ·
… ibin semmûr kürkü üzre bir sîm ve zerdûz kuşaklık hil‘at-ı fâhire geydirüp paşa
kendü eliyle
selîmîsin muhtesibin başına koyup ve kendü otağalarından iki mücevher sorguc-ı …
Hemân paşa fermân edüp muhtesibin semmûr kürkü üzre bir sîm ve zerdûz kuşaklık hil‘at-ı fâhire geydirüp paşa kendü eliyle selîmîsin muhtesibin başına koyup ve kendü otağalarından iki mücevher sorguc-ı sultânî muhtesibin başına geçirüp ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165b ·
metinde göster ·
Y 193b paşanın beline mücevher şemşîr-i pâdişâhîyi kemerine bend kılup paşa k …
Ve yine akabince gelen ağa kendü eliyle Y 193b paşanın beline mücevher şemşîr-i pâdişâhîyi kemerine bend kılup paşa kethudâsı ve gelen ağa paşanın koltuğuna girüp Sultân Gavrî seccâdesi üzre paşa çıkup ayağ üzre dururken vârid olan emr-i pâdişâhîler yine savt-ı a‘lâ ile kırâ’at olunup her ne ki fermân olunmuşsa ol sâ‘at amel olunmasıyçün taraf taraf beyâz buyurdular ile çavuşlar ve ağavâtlar tevzî‘ olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y193a–Y193b ·
metinde göster ·
… râh ihsân olunup dîvân-ı Mısır'da cümle ulemâ ve sulehâ ve a‘yân huzûrunda paşa
kendi eliyle
altmış iki bin sikke-i hasene furunî şerîfî altunu ağaya teslîm eder.
Kânûn-ı Selîm Hânî'de bu hazîne yok idi. Sene 1082 târîhinde Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın re’y [ü] tedbîriyle fermân-ı şehriyârî ile (---)(---)(---)(---)(---) Medîne'ye Âsitâne'den surre emîniyle gitmek emr-i asîr olup şâm ile Mısır mâbeyni yigirmi konak yer olmağile (---)(---)(---)(---)(---) gidüp surre emînine teslîm olup teslîm eden müte‘ayyin âdem eline şâm paşası ve surre emîni (---)(---)(---)(---)(---) Âsitâne'ye hafîf gitmesi vech-i hasen görülüp mâh-ı Ramazânü'l- P 228b mübârekin on beşinde (---) şâm surresi ile ma‘an bir (---)(---)(---)Q 231b müdebbir ağaya serdâr olmağıyçün hil‘at-ı fâhire ihsân olup paşa ağalarından on bayrak yiğit cümle üç yüz şehbâz [u] nâmdâra biner para ihsân edüp ve Mısırlıdan yüz pür-silâh yiğide biner para verilir. Ammâ mîrîden terakkîleri yokdur, bu sefer anlara ocaklarından suhre hizmetdir. Ve paşa ağasına bir kîse harcırâh ihsân olunup dîvân-ı Mısır'da cümle ulemâ ve sulehâ ve a‘yân huzûrunda paşa kendi eliyle altmış iki bin sikke-i hasene furunî şerîfî altunu ağaya teslîm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y197a ·
metinde göster ·
… e bir buğday etmeği yememiş. Bir feddân yerde kendü çapalayup arpa zirâ‘at edüp
kendü eliyle
döğüp ve el değirmeninden un edüp arpa etmeği yer idi.
Bu hakîr mevlûd-ı Ebürrîş'e vardıkda bin seksen üç mâh-ı Cemâze'l-âhir'inin altıncı gün idi, şeyh şinnâvî hazretleri ile berâber ibtidâ Ebürrîş hazretlerinin ırk-ı tâhirinden olan halîfe-i seccâde-nişîn Seyyid şemsüddîn hazretlerinin hâne-i sa‘âdetine varup dest-i şerîflerin bûs edüp du‘â-i hayrları ile hissemend olduk. Yüz otuz altı yaşında mu‘ammer olmuş bir nûrânî pîr-i fânî kimesne idi. Cemî‘i ömr-i azîzin savm-ı Dâvûd ile geçirüp ömr-i nâzenîninde bıçağile boğazlanmış zî-rûh kısmı tenâvül etmemiş ve bir buğday etmeği yememiş. Bir feddân yerde kendü çapalayup arpa zirâ‘at edüp kendü eliyle döğüp ve el değirmeninden un edüp arpa etmeği yer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307b ·
metinde göster ·
… yakın ta‘zîm ederler. Böyle iken melikleri câmi‘e piyâde giderler ve na‘leynin
kendi eliyle
alır, ol kadar tevâzu‘ sâhibi âdemlerdir.
Ve bir avreti menkûhalığa aldıkda tâ melik huzûrunda bi'l-muvâcehe nikâh olmayınca olmaz. Cemî‘i bilâdlarda melikden izin gider. Meliklerine peygamber kadar i‘tibâr ederler. Câmi‘e ve sayd [u] şikâre giderken melikin yolunda selâma durup Q 325aP 322a secdeye yakın ta‘zîm ederler. Böyle iken melikleri câmi‘e piyâde giderler ve na‘leynin kendi eliyle alır, ol kadar tevâzu‘ sâhibi âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y414b ·
metinde göster ·
… birkaç kerre âteş dahi kay etdi, ammâ çok çıkaramadı. Hattâ hakîrin bir gulâmı
kendi eliyle
pehlivânın ağzından bir parça deve eti çıkardı, ammâ âteş çok çıkmadı. Bu et yi …
Ve melik huzûruna gelüp anda dahi yigirmi vasla lahm-ı cemel kay etdi. Ve mâbeyninde birkaç kerre âteş dahi kay etdi, ammâ çok çıkaramadı. Hattâ hakîrin bir gulâmı kendi eliyle pehlivânın ağzından bir parça deve eti çıkardı, ammâ âteş çok çıkmadı. Bu et yiyen herîfin bu gûne ma‘rifetin öbür âteş kusan herîf görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·