… lerinden gayrı bir tefsîr-i şerîf te’lîf etmişdir kim gûyâ Tefsîr-i Cerîrî'dir.
Kendileri
Ayasuluk'da medfûnlardır.
el-Mevlâ eş-Şeyh Şehâbeddîn-i Sîvasî: Yıldırım Hân ulemâsıdır. Nice yüz cild kütüb-i mu‘teberelerinden gayrı bir tefsîr-i şerîf te’lîf etmişdir kim gûyâ Tefsîr-i Cerîrî'dir. Kendileri Ayasuluk'da medfûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 235a ·
metinde göster ·
Lisân-ı Ekrâdda Şuşik, kal‘ası olduğu kûh-ı bülendin ismidir. Lâkin bânîsi Sultân Hasan oğlu Ziyâeddîn binâsıdır. Evc-i âsumâna ser çekmiş bir yalçın kayanın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Ammâ meri-i afacan ve müfacandır. Asker-i deryâ-misâl ile zîr-i hisârdan bir top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kurulup hemân ol sâ‘at kal‘a muhâsara olunup zîr u bâlâ olan kemîngâhlarında guzât-ı müslimîn meterise girüp tüfenkleşmeğe başlandıkda hemân kal‘adan bir yaylım top bir yaylım tüfenk atup yetmiş âdem bir tahtdan şehd-i şehâdet câmın nûş edüp dâr-ı berînde karâr etdiler. Hemân Serdâr Seydî Ahmed Paşa var kuvveti bâzûya getirüp niçe yüz iş eri olan mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara hulvü'l-lisân ile ve sâ‘ir guzâtı ihsânlar ile bende edüp bizzât kendileri atın dermiyân edüp dörd pâre tavîl şâhîleri kal‘anın cânib-i şarkîsinde havâle-i ba‘îdeler üzre koyup siperler ardından derûn-ı kal‘aya bir yaylım top urunca bi-emrillah derûn-ı kal‘ada Şuşik beğinin ammîzâdesi Çendedân Şücâ‘ Beğ'e top güllesi isâbet edüp ol ân mürd olup kal‘a içre bir velvele kopdu ve cânib-i erba‘adan guzât-ı müslimîn kal‘anın der-i dîvârının rahnedâr yerlerinden ankebût-vâr resen-bâzlar gibi birer vecihle kal‘aya tırmaşmağa başladılar. Hulâsa-i kelâm bir gün bir gice ceng-i azîm olup ertesi ale's-sabâh dendân-ı bedenlere amân bayrakları dikilüp derûn-ı kal‘ada olan cümle Ekrâd "Amân, amân, ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp feryâd [u] figâna başladılar. Ol ân Serdâr Seydî Ahmed Paşa kal‘a altına başbölükbaşıyla Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağasıyla kal‘a kapusuna varup kal‘adan taşra yedi aded nâmdâr Kürd beğleri rehn çıkup "Bu gice beğimiz Mustafa Beğ kal‘adan kemend-i hîle ile nüzûl edüp Acem'e firâr etdi" dediler. Der‘akab Serdâr Seydî Ahmed Paşa bu dürûğ kelâma i‘timâd etmeyüp "Tiz beğiniz bulun, yohsa sizin yediniz dahi kelle paça edüp Erzurûm vezîri Mehemmed Paşa hâlâ Hınıs kal‘asındadır, anâ gönderirim" deyü bu yedi âdemi kayd-bend edüp kal‘a içine ale'l-gafle yedi yüz âdem koyup Şuşik beğinin sarâyında cümle emvâl [u] erzâkın kabza-i tasarrufa alup cümle Ekrâd eşkiyâların taşraya sürüp cümle âlât-ı silâhların alup üç bin tüfenk ve altı bin kılıç ve gayrı âlât-ı silâh cem‘ olup mâh-ı (---) minde kal‘a feth olup efendimiz Mehemmed Paşa'ya müjde etdiler. Ol gün kal‘ada bang-i Muhammedî tilâvet olunup kal‘a içine iki bin tüfenk-endâz kondu ve azîm top u tüfenk şâdmânîleri olup tâ Acem'e varınca Şuşik beğinin ili vilâyeti nehb u gâret olunup niçe kerre yüz bin koyun ve sığır ve at ve katır ile guzât-ı müslimîn muğtenim oldu. Ammâ Şuşik beğinin ele girmesiyçün ile vilâyete âdemler gidüp bir Gök dolak tülüngi çaşıt bulup Serdâr Ahmed Paşa "Cellâd!" deyüp ibtidâ burnun ve kulağın kesüp cellâd-ı bî-amân daltığ-ı perrân olup çaşıdın kellesin galtân edecek mahalde ayak üzre kalkup "Hey demirayak paşa! Endek hâlime merhamet et. Gelin bir danışığım vardır diyem" deyüp cellâd amân verdi. "Vallah ve billah Şuşik beği çaşt çağı kal‘a-i Mekü'ye gelüp Acem hânına câr düşdü. Henim kal‘ada mahbusdur" deyince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve Malâzcird Beği Mehemmed Beğ ile cümle üç bin asker Mekü kal‘asında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292a ·
metinde göster ·
… tîn ve Azgur ve Tümek kal‘alarının miftâhların der-i devlet-masîr'e gönderdi ve
kendileri
cânib-i der-i devlete revâne olunca beri tarafda cümle kızılbaş-ı bed-ma‘âş ile …
Feth-i kal‘a-i Tiflis sene 986, be-dest-i Kara Lala Mustafâ Paşa be-asr-ı Sultân Murâd Hân-ı Sâlis: Ba‘dehû bu kal‘ayı serdâr-ı bâ-vekâr ol kadar sa‘b u üstüvâr eder kim Gürcîstân ve Azerbaycân kılâ‘larında hâlâ eyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a yokdur. Meğer kal‘a-i Bakü ve kal‘a-i Mekü ola. Ba‘dehû serdâr-ı zafer-şi‘âr vilâyetin tahrîr edüp bir eyâlet-i azîm olur. Hükûmetin mîr-i mirânlık ile eyâlet-i Kastamonu sancağına mutasarrıf Solak Ferhâd Paşazâde Mehemmed Paşa'ya verüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl edüp yigirmi oda yeniçeri ve beş oda cebeci ve beş oda topcu ve yüz yetmiş pâre top dahi sâ’ir münhedim olan kal‘alardan koyup ve Tire ve Menteşe ve Teke ve Hamîd sancakların ve Sivas eyâletin umûmen muhâfazacı koyup Gürcîstân'dan kırk aded sağîr ve kebîrleri feth edüp kimin harâb u yebâb, kimin ta‘mîr-i bâb edüp cümle yetmiş pâre kal‘a miftâhlarıyla Tiflis ve Çıldır ve Şûrân ve Hartîn ve Azgur ve Tümek kal‘alarının miftâhların der-i devlet-masîr'e gönderdi ve kendileri cânib-i der-i devlete revâne olunca beri tarafda cümle kızılbaş-ı bed-ma‘âş ile Gürcîstân küffârı nâ-tırâş yedi ay kal‘a-i Tiflis'i 319b muhâsara edüp mahsûr olan guzât-ı müslimîn kaht [u] galâdan atların yiyüp andan cümle kelblerin tenâvül edüp ba‘dehû şehîdlerin yimeğe başlayup yedi ayda yedi kerre küffâr taraf taraf hücûmlar edüp kızılbaş serdârı olan İmâm Kulu Hân ahd-i emân ile ve niçe dürûğ-ı kelâm-ı hezeyân ile kal‘ayı istediler. Guzât-ı müslimîn çoğdan helâk olacakların bilüp kal‘a vermediler. Hattâ Alî Subaşı'nın kelbi yedi bin akçeye satılup yediler. Hikmet-i Hudâ Erzurûm Valisi Mustafâ Paşa deryâ-misâl asker ile ılgar edüp gelirken kal‘ayı muhâsara eden İmâm Kulu Hân firâr edüp bu kadar mâl-ı ganâ’imleri ve zehâ’irleri meydân-ı ma‘rekede olan kal‘ada mahsûr kalan guzât ni‘met-i firâvân ile muğtenim olup ertesi gün zîr-i kal‘aya Mustafâ Paşa gelüp derûn-ı hisârda mahsûr olan cüyûş-ı muvahhidîn tâze cân bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 319a–319b ·
metinde göster ·
… Mehemmed Efendi'yle Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimize hedâyâlar gönderüp
kendileri
cümle eyâlet askeriyle ve Tomris Hân oğlu ve Elvend Hân oğlu ve Aleksandır Hân …
Nâhiye-i Dadanlı'ya gelüp bu mahal Tortum sancâğı hâkiyle müşâ olup mutî‘ [u] münkâd nâhiyedir, bu mahalde emn [ü] emân olmağıla Ahıska Vezîri Sefer Paşa, Seydî Ahmed Paşa'dan me‘zûn olup niçe tuhaf ve tefârûk hedâyâlar verüp ve imâmı Mehemmed Efendi'yle Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimize hedâyâlar gönderüp kendileri cümle eyâlet askeriyle ve Tomris Hân oğlu ve Elvend Hân oğlu ve Aleksandır Hân oğlu ve niçe yüz Gürcîstân beğleriyle cânib-i Çıldır'a revâne olup çalı çırpı cıldır demeden Çıldır-ı cıldırra dek vâsıl oldu. Andan Seydî Ahmed Paşa asâkir-i mansûr ile 14 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a ·
metinde göster ·
nassı böyle nâzil olmuşdur. Ve cümle bâr-ı sakîllerimi ve âmedânı ve Cenâb-ı Bârî'nin hazâ’in-i gaybından harâmîler yatağı mezkûr Hacı Baba yediyle ihsân etdüğü eşyâları cümle hânemiz sâhibi veliyyü'n-ni‘am Kederzâde efendimize Allah emâneti koyup yedi aded memlûk-i pür-silâh ile ve bir aded sebük-bâr seyishâne ile kalup ale's-sabâh göç olacak mahalde ânî gördük, sabah namâzında şehr içre bir velvele ve bir gulgule ve bir feryâd u feza‘ u çeza‘ kopup bir Allah Allah ve bir hay-hûy kim zemîn u âsumân dir dir ditredi. Bre nedir aslı, derken hemân bu kadar âdem ayağa kalkıp "Biz paşadan hoşnuduz, cürmü yokdur" derler. Bir fırkası dahi "Emîr pâdişâhındır. Varvar ile birlik olmuş celâlîlerdir, tevâbî‘leri harâmîlerdir". Meğer Paşanın katline hatt-ı şerîf ile hünkâr kapucubaşılarından Mustafâ Ağa kırk kapucuyla gelüp cümle kal‘a kapuların sedd edüp nefîr-i âm dellâlların nidâsın etdirir. Hikmet-i Hudâ, paşa ol gice bir muhavvif ve muhâtara vâkı‘a görüp bir sarrac ile tebdîl-i câme olup birer esb-i tâzîye süvâr olup Seydî Battâl Gâzî pederi Hüseyin Gâzî ziyâretine kal‘a kapusu açılınca tebdîl-i kıyâfet giderler. Ekseriyyâ mu‘tâdı bu idi. Bu kadar halk kapucubaşıyla paşanın sarâyın basup bulamadılar. Şehrin enderûn [u] bîrûnunu ol kadar tecessüs etdiler kim mümkün olup nâm [u] nişânından haberdâr olamadılar. Bu haberi paşa istimâ‘ edüp gayrı şehr-i Engürü'ye dâhil olmayup şehrin şimâli tarafında Erkeksu nâm mahalle varup bir re‘âyâ ile Kethüdâ Alî Ağa'ya bir kâğıd gönderüp bayrak askerlerin 359b istemiş. Berü tarafda paşayı bulmayıcak kal‘a kapuları açılup şehr içre dellâller nidâ edüp "Vây ol paşalının hâline kim bu sâ‘atden gayrı bulunurlarsa mâlları garet olunup kendileri katl olunmasına fermân-ı şehriyârî sâdır olmuşdur" deyü cümle paşalıyı mübâşirler ile nefy-i beled etdiler. Paşalının dahi cân-ı azîzine minnet kim minâreli şehre girmeyeler. Hakîr dahi hâne sâhibimizle vedâlaşup Hacı Bayrâm-ı Velî ve Er Dede Sultân'ı dahi vedâ‘-ı ziyâret edüp Engürü'den cânib-i şimâle 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 359a–359b ·
metinde göster ·
ilm-i inşâda Ünsî-i sânî ve Tâcizâde Ca‘fer Çelebi ve Aliy-yi Ma‘nî idi ve elvâ …
"Tiz devât ve kalem" deyü kilk-i cevâhirin yed-i tûlâsına alup derûn-ı dilinde olan gencîne-i ma‘ânî kuflini küşâde kılup dürr-i cevâhir nisâr edüp "El-ma‘nâ fî batnı's-şâ‘ir"i zebân-ı hâle getirüp niçe elfâz-ı tumturak ile bir nasîhatnâme ve niçe ta‘n-âmîz san‘at-ı şi‘riyyeli rumûz-ı künûzlu esrâra müte‘allık pendler tahrîr eyledi. Zîrâ kendileri ilm-i inşâda Ünsî-i sânî ve Tâcizâde Ca‘fer Çelebi ve Aliy-yi Ma‘nî idi ve elvân-ı kalem ile hüsn-ı hatta mâlik bir seri‘u'l-kalem ve beyne'l-akrân mümtâz-ı ilm olmuşdu. Ve gâyetü'l-gâye tîz-dest idi. Hattâ peder-i azîzleri merhûm ve mağfûrunleh Mustafâ Paşa, Murâd Hân-ı Râbi'de defterdâr iken kendüler mülâzim ve müderris olmağıla tekmîl-i fünûn edüp ilm-i lügatde Kâmûs-ı Ahterî ve Arûz-ı Me’âlî olmuşdu. Hattâ Arab u Acem'den ve Hind u Belh [u] Buhârâ'dan Tataristân'a ve Hân'a bir nâme iktizâ etse Mecd Efendi ve Durak Efendi ve Sıdkî Efendi nâmeleri müsevvede edüp bu efendimiz Defterdârzâdeye verüp tashîh ederek kendü hattıyla nâmeler tahrîr edüp her mülûk huzûruna vardıkda makbûl-ı şehriyârî olup elden ele gezerdi. Ve menâsıb-ı âlîlerde iken aslâ re’îslerine muhtac olmayup cemî‘î evâmir ü arzları ve Şehzâde Mehemmed Hân'ın mevlûdü müjdesin ve sâ’ir kılâ’ın fütûhatnâmeleri ve mekâtiblerin ve sâ’ir mürâselâtı cümle kendi hattıyla tahrîr etdüğünden Varvar Alî Paşa'ya dahi kendiler dest-i hatlarıyla muhabbetnâme yazdılar. Zîrâ Varvar Alî Paşa'nın re’îsi Niksârî Halîl Efendi dahi bir münşî-i mustalah, fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân ve rumûz-ı künûz, miftâh-ı ma‘ânî ve bir bahr-i ma‘ârif kânı kimesne idi. Ana binâ’en Alî Paşa'ya nâme-i muhabbeti kendiler yazdı. Netîce-i kelâmı oldur kim "Benim peder-i azîzim! Mektûb-ı 361a dürer-bârınızda tahrîr etmişsiz kim bir baş Üsküdar'a dek İpşir oğlum ile ve sâ’ir vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ile gidüp şer‘ ile da‘vâm görürüm, buyurmuşsuz. Da‘vâcın kadı, yarıcun Allah ola, deyü elsine-i nâsda darb-ı meseli ma‘lûm-ı sa‘âdet-mendiniz değil midir. Cenâbınızın hod hasmı pâdişâhdır, pâdişâh âdil gerek kim şer‘ ile da‘vâm var diyesiz. Nâ-şer‘î bir âdemin ehlin almak murâd edinen imâmın mezâhib-i erba‘a fetâvâlarında imâmeti sahîh olmaduğu hod azherü mine'ş-şemsdir. Böyle olan imâma niçe iktidâ edüp niçe mu‘âvemet edüp niçe şer‘ ile da‘vâm vardır dersiz ve umûma muhâlefet kuvvet-i hatâdan idüğü ma‘lûmunuzdur. Atalar sözün tutmayan hatalar demiş, el mi yaman beğ mi yaman demişler ve Sultân Murâd tâbe serâh hazretleri merhûmun zamânından berü harem-i hâsda perveriş bulup bu sinn-i sâliniz içre bu kadar menâsıb-ı âlîler zabt edüp bu kadar celâlî ve cemâlî ve zorbalar kim ulü'l-emr üzre ısyan [u] tuğyân edenlerin kankısı iflâh [u] ber-hurdâr olup müsmir olmuşdur. Ve karîbü'l-ahd olan Erzurûm'da Celâlî Abaza Paşa bu kadar sene ısyân edüp Sultân Osmân Efendi'min kanı deyü kırk bin yeniçeri kırup şer‘ ile da‘vâm vardır der idi. Şer‘î ve nâ-şer‘î da‘vâsın kim istimâ‘ edüp âhir hâli neye müncer oldu. Ve dahi karîbü'l-ahd kim vak‘ası mürûr ideli yedi sene olmuşdur, Nasıf Paşazâde Hüseyin Paşa bir yumurtayı bir akçeye alup adl-i adâlet ederim deyü sizin gibi yigirmi bin asker cem edüp Kör Hazînedâr İbrâhîm Paşa ile Kaysariyye altında ceng edüp Nusaf Paşazâde, Hazînedâr İbrâhîm Paşa'yı şehîd edüp niçe bin askerin dendân-ı tîğdan geçirüp bu kadar mâl-ı ganâ’im alıp Hüseyin Paşa mansûr u muzaffer oldum deyü Anadolu gibi arz-ı vâsi‘a sevâd-ı mu‘azzam diyârları bırağup şer‘ile da‘vâm vardır deyü sûret-i hakdan görünüp Üsküdar gibi bir teng dar yire varup şer‘ ile gezerken şerrile askeri târumâr olup arz-ı mukaddes gibi bir vâsi‘atü'l-aktâr diyârı koyup boğa[z]dan Rûmeli gibi edna'l-arz olan dar yire geçüp Varna kurbuna varup anda girîbânın ele verüp Kara Mustafâ Paşa vezîrin huzûruna dip diri getirüp doğram doğram edüp Hüseyin Paşa'yı şehîd edüp başın Bâb-ı Hümâyûn önüne bırakdılar. İmdi benim peder-i azîzim. Bu mektûb-ı muhabbet-üslûbdan me’âl-i kelâm oldur kim Kara Mustafâ Paşa, mezkûr Nasıf Paşazâde Hüseyin Paşa'yı böyle münhedim edüp katl etdüğü günlerde hâlâ sadrıa‘zam olan Bişin karınlı Semiz Ahmed Paşa anın tezkirecisi idi. Hüseyin Paşa'nın katli cümle bunun re’y [ü] tedbîriyle idi. Hâlâ sadrıa‘zam olup senin hasm-ı kavîn ve adüvv-i cânındır. Elbette Nasıf Paşazâde katli san‘atların sana ve bana edicilerdir. Zîrâ Âsitâne'den âdemlerim geldi. Bâb-ı Hümâyûn önünde Gazze makrameleri üzre altı vezîr ve beş mîr-i mîrân kellesi yatarmış. Sakının, el-hazer el-hazer, şer‘ile Üsküdar'a gelmen. Zîrâ Devlet-i Âl-i Osmân'a nizâm [u] intizâm veren Hazret-i Hacı Bektâş-ı Velî'dir. Anların halîfelerinden Kemikli Alî Baba nâm bir er-i server, ârif-i billah-ı hünerverdir, Hacı Bektâş-ı Velî, anlara "Var Alî Baba, Üsküdar ile Gekbiziyye mâbeyninde bir püştecik vardır, bu âteş ile bu penbeyi bu hokka ile götür. Tâ ki ol püşte üzre vardıkda âteş penbeyi yakdığı yer senin dâr-ı bâkî makâmındır, anda sâkin ol" deyü Hacı Bektâş Alî Dede'ye bu nasîhatları edüp Alî Baba'nın üzerine ism-i a‘zam tilâvet edüp üfürür. Var Alî Baba makâmında ecel-i müsemmâna dek sâkin ol. Âl-i Osmân üzre ısyân ile seni geçenlerin kemikleri, üzerinde yığılup Kemikli Baba nâmıyla cihân-ârâ olasın, deyü eyle Sultân Velî nefes etmiş ve Hacı Bektâş'dan feyz alup gûyâ ol merkezde kutb-ı ricâl gibi bir mutalsam ulu sultândır. Anı, ısyân ile ubûr edenlerin kankısı iflâh [u] ber-hurdâr olmuşdur? Ve buyurmuşsuz kim İpşir oğlum benimle biledir. Bir kılıma bin kelle verir demiş, sizi eyle inandırmış. Sakının, vallahi i‘timâd ve i‘tikâd etmen. Baş değil bir taş ve lâş ve lâşî vermez. Zirâ Abaza aşîreti mâbeyninde bir babak soydur. Ve gâyet hasîs ve denî ve le’îm ve korkak kavmdendir. Kendinin dahi cemî‘î zamânda bahâdırlığı zâhir ü bâhir olmamışdır. Ve gerçi tütün ve kahve içmeyüp süd içer ammâ eyle bir zâlimdir kim unsuz evün hâmûrun ve ineksiz evün südün bulup içer ve bir kana on bin guruş alır, etdiği zulmü Haccâc-ı Zâlim Yûsuf etmez. Benim peder-i azîzim, anın ipiyle kuyuya inen câh-ı gayyâda kalır. Hilekârdır, cengâver, dilâver [ve] server değildir. Hattâ ma‘lûmunuz değil midir kim merhûm ve mağfûrun leh Murâd Hân-ı Râbi‘in İpşir {Revân kal‘ası cenginde} emîr-i ahûr-ı kebîri değil mi idi. Üç yüz aded âdem ile yetmiş kızılbaş-ı bed-ma‘âş bunlara râst gelüp dahi kızılbaş ile elleşmeden ve zahmdâr olmadan der-ceng-i evvel üç yüz âdemlerinden hicâb etmeden firâr etdi. Ve üç yüz âdemi ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp esîr oldular. Ve İpşir'in akîbince kızılbaşlar düşüp atı kalmadan belinden tîrkeş ve kılıcın 361b bırağup piyâde nehr-i Zengî sâhilinde ahşama dek bir bostân içinde pinhân olup ba‘de'l-mağrib Ken‘an Paşa ordusuna uryânen gelüp Ken‘an Paşa bir kat esbâb ve bir kat silâh ve bir at ihsân edüp ceng ide ide halâs oldum, deyü kizb eden kezzâb u mûhenât İpşir değil midir? {Kim ol gün bir kızılbaş kendüye bir hançer uyluğuna urup ol zamândan berü topal olmuşdur. Bir kizbi dahi "atdan tekerlenüp leng oldum" der} Benim pederim, sakın böyle bed-nâm ü güm-i nâ-kem-nâm ile hem-ınân ü hem-dem ü hem-zebân olma ve kimseye i‘timâd edüp mahrem-i esrâr edinme. Sana sûret-i hakdan görünüp Âsitâne tarafıyla mansıb-ı âlî içün yek-dil [ü] yek-cihet olup vakt-i hengâmda seni meydânda korlar. Bu gûne pend [u] nasîhatları pederime yazmak küstâhânedir ammâ dâğ-ı derûnumdan cür’et edüp tahrîr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 360b–361b ·
metinde göster ·
… aşra 111a çıkup ancak mübârek alnı arak-âlûd olup niçe bin küffâr imâna gelüp
kendileri
bu kerâmetden sonra Leh diyârına gidüp cümle kâfiristânda nâm [u] nişânı söylen …
Bu Pirevadi şehrine karîb Kazan balkanı dediklerinin aslı Muhammed Buhârî kim Sarı Saltuk'dur. "Anlar bir ejderi katl edüp bir ruhbân ben katl etdim" deyü da‘vâ-yı merd edince Muhammed Saltık Bay re’yiyle papas ile ikisi bir kazana girüp kazana ateş edüp papas herîse-misâl pişüp Saltık Bây taşra 111a çıkup ancak mübârek alnı arak-âlûd olup niçe bin küffâr imâna gelüp kendileri bu kerâmetden sonra Leh diyârına gidüp cümle kâfiristânda nâm [u] nişânı söylenüp muhabbet etdiklerinin aslı odur. Ba‘de's-seyâha yine bu Pirevadi mahallinde kazanda tabh olduğu mahalde merhûm olup kendilerin vasiyetiyle yedi tâbûta koyup yedi kral yedi tâbûtu alup bir cesed-i şerîfin Babadağı'na getirüp ter ü tâze defn ederler. Biri İdrone kral Edrine kurbunda Babaeskisi'nde defn ederler. İlâ hâze'l-ân defn olunaldan berü şeb [u] rûz kandili sönmemişdir. Bir tâbût Moskov diyârında, bir tâbût Leh diyârında (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b–111a ·
metinde göster ·
… çe bin gûne elfâz-ı mühmeleleri vardır, âb-ı tâb vererek kendüler söyleyüp yine
kendileri
anlar ammâ beyne'n-nâs yine meşhûr-ı âfâk olan kelimâtlar ile tekellüm dahi ede …
125b Bu lugatlar emsâli niçe bin gûne elfâz-ı mühmeleleri vardır, âb-ı tâb vererek kendüler söyleyüp yine kendileri anlar ammâ beyne'n-nâs yine meşhûr-ı âfâk olan kelimâtlar ile tekellüm dahi ederler. Dobruca ve Deliorman kavmi birer gûne başka kavmdir. Lâkin şecî‘ ü bahâdır yiğitleri olur. Âkıbetleri hayr ola. Bu Dobruca içinde on gün deverân ü seyerân edüp cümle ahvâllerine vâkıf-ı esrâr olduğumuzdan sonra Güğümlü köyünden kalkup yine cânib-i şimâle ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar aşup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 125b ·
metinde göster ·
… alu Beği Murtezâ Beğ'e verüp paşa efendimize yüz elli deve yükü zahîre gönderüp
kendileri
dahi paşanın istikbâline müteveccih olup hakîre üç yüz guruş ve bir at ve bir z …
Menzil-i evsâf-ı kal‘a-i Palu: Sene (---) târîhinde Sivas'dan Murtezâ Paşa fermânıyla Kürdistân'da kal‘a-i Rûm Divriği'ye ve kal‘a-i Eğin'e ve kal‘a-i Arabkir'e kal‘a-i Harput'a ve kal‘a-i Pertek'e ve kal‘a-i Sağman'a ve kal‘a-i Çemişgezek'e ve kal‘a-i Mağazbird'e ve kal‘a-i Çapakçur'a ve kal‘a-i Genc'e ve kal‘a-i Atak'a ve kal‘a-i Ceski'ye ve kal‘a-i Kulp'a ve kal‘a-i Tercil'e ve kal‘a-i Mehrani'ye ve medine-i Muş'a, ba‘dehû avdetde kal‘a-i Palu'ya uğrayup cümle evsâfların mufassalan tahrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi paşa efendimizin mektûb-ı muhabbet-uslûbların Palu Beği Murtezâ Beğ'e verüp paşa efendimize yüz elli deve yükü zahîre gönderüp kendileri dahi paşanın istikbâline müteveccih olup hakîre üç yüz guruş ve bir at ve bir zerdevâ kürk ihsân etdi. Bu Palu kal‘ası nehr-i Murâd kenârında evc-i âsumâna ser çekmiş kaya üzre olmağile yine nehr-i Murâd'ı suhûlet ile ubûr edüp niçe atların rikâblarına nehr-i Murâd çıkmışdı, zirâ nehr-i azîmdir. Andan cânib-i şimâle,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 197b ·
metinde göster ·
Bir acâ’ib temâşâdır ve acâ’ib pehlivânlıkdır ve gâyetü'l-gâye fârisü'l-hayllikdir. Ammâ niçe atların ayağına çevgân rast gelüp hurd eder, yahûd fakîr mühre ve hussân leng olur. Ammâ fakîr atlar ile mu‘allem olanlar kim hirre fâreyi niçe gözedirse çevgân atları topu eyle gözedirler. Hakkâ ki yeğrek pehlivânlıkdır. Ammâ niçe kerre bu top içün ceng-i azîm olup niçe kan olmuşdur. Âhir-ı kâr kavil ile oynarlar. Meselâ beş kerre yahûd on kerre kankı taraf halkı topu kendileri tarafına kavilleri üzre millere götürürse meydân anlarda kalup ziyâfeti mağlûb olan eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 234b ·
metinde göster ·
… i gelmediklerine birer özürleri vardır. Hele imdâdları geldi, ammâ imdâdları ve
kendileri
gelmeyenler ile hâlimiz neye müncer olurdu?" dediler.
Paşa eydür: "Eyâletimizde pâdişâh beğleridir. Belki gelmediklerine birer özürleri vardır. Hele imdâdları geldi, ammâ imdâdları ve kendileri gelmeyenler ile hâlimiz neye müncer olurdu?" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… amî mertebânîler kim her biri Sultân-ı Mısır olan Gavrî Şâh'ın dest-kârıdır kim
kendileri
Mısır halîfesi olmazdan mukaddem Kuds-i şerîf kurbünde Kerek kal‘asında yedi se …
Ve bin altı yüz aded balğamî mertebânîler kim her biri Sultân-ı Mısır olan Gavrî Şâh'ın dest-kârıdır kim kendileri Mısır halîfesi olmazdan mukaddem Kuds-i şerîf kurbünde Kerek kal‘asında yedi sene zencîr-bend mahpus iken bir kibâr-ı evliyâullah kendüye mertebânî terkîbin ta‘lîm edüp yedi sene ol azîz ile mertebânî işlerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… zerine çeküp intikâm alır. Yohsa hânım eğer Âl-i Osmân ve eğer vüzerâları evvel
kendileri
ahid-şikenlik etmemişlerdir. Husûsan bizim Melek Ahmed Paşa vezîrimiz hânımla d …
Hakîr eyitdim: "Hânım Âl-i Osmân Oğuz tâ’ife vü minkaladır ve deryâ-misâl askere mâlik olduğundan hîle ve hud‘a nedir bilmez. Bir cânibe hâb-ı hargûş gösterüp bir tarafı urmağa tenezzül etmez ve hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeynliğe ol hîle-i bednâmı düşürmez. Ve cemî‘i zamânda Osmânlı ahid-şikenlik edüp bir düşmanının üstüne ale'l-gafle varmamışdır. İbtidâ sulha muğâyir bir pîşekârlık edeni evvel elçiler ile nâmeler gönderüp mudârâlar gösterir ve ‘Vaktine hâzır-bâş ol!’ deyü haber gönderir. Sonra deryâ-misâl asker ile kankı düşman ise üzerine çeküp intikâm alır. Yohsa hânım eğer Âl-i Osmân ve eğer vüzerâları evvel kendileri ahid-şikenlik etmemişlerdir. Husûsan bizim Melek Ahmed Paşa vezîrimiz hânımla dost ve kardaş olup hiçbir cânibe hakâret nazarıyla nazar eder mi?" deyü Tebrîz hânına inşirâh-ı sadr-ı derûn haberleri verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… gelüp meks etdiklerinde dörd günlük yolu bir günde almış atları yorgun olmuş ve
kendileri
argın kalmış hemân Kızılbaş askeri her tarafdan "Şâh! Şâh!" deyüp kılıç urmağa …
İnhizâm-ı sânî def‘a, be-sahrâ-yı Serâv: Bu ma‘lûmumuzdur kim sene 1027 târîhinde Sultân Osmân Hân asrında Vezîr Dilâver Paşa ve Vezîr Halîl Paşa Acem serdârı olup Tebrîz'e vardılar. Acem sulha rağbet etmişken hâkim Osmân-ı gâfilin gurûruyla sû-i tedbîrine uyup Tatar Hânı kırk bin yiğit ile Erdebil üzre talî‘a-i asker edüp gitmede. Beri tarafda ordu defterdârı dûrbîn-i âkıbet-endîş Bâkî Paşa bu işe hâşâ sümme hâşâ rızâ vermedi. Ammâ el-abdü yüdebbiru vallahu yukaddiru Erdebil'de Karçığa Hân haber alup seksen bin asker ile çıkup Kehrevân dağlarına ve Serâv yollarında kemîngâhlara askerin âmâde eder. Bunlar da Tatar-ı sabâ-reftâr askeriyle azm-i Erdebil deyüp Serâv sahrâsına ılgar ile gelüp meks etdiklerinde dörd günlük yolu bir günde almış atları yorgun olmuş ve kendileri argın kalmış hemân Kızılbaş askeri her tarafdan "Şâh! Şâh!" deyüp kılıç urmağa başlar. Cümle asker bî-tâb u bî-mecâl iken yine üç sâ‘at ceng edüp âhir Kızılbaş'da meydân kalup illâ Tatar Hân ile ileri serdâr olan Bıyıklı Hasan Paşa ve Arslan Paşa ve Diyârbekir Vâlîsi Mustafâ Paşa, ve niçe mîr-i mîrânlar cümle şehd-i şehâdeti nûş, gam-ı dünyâyı ferâmûş eylediler. Ve Kara Bali Paşa ve Elmacı Mehemmed Paşa ve Rişvânlı Mustafâ Paşa bunlar ve niçe yüz ümerâlar esîr olup yigirmi altı bin âdem bu Serâv-ı menhûs sahrâsında şehîd oldular. Hâlâ üstühânları yığın yığın zâhir ü bâhirdir. Bu dahi bir nuhûset-i ekber idi. Hattâ bizler {şimdi} Serâv şehri içre seyr ü temâşâ tarîkiyle kahvehâneler önünden güzer etdiğimizce bayâtî makâmında usûl ile Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar Cığaloğlu'nun münhezim olduğunu ma‘niyyât-ı bî-ma‘nîleri yüzünden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 305b ·
metinde göster ·
Ve şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘ar bir diyâr-ı deyyârdır kim deyyâr bir merd-i âferîde hubûbât u nebâtât makûlesine muhtâc değillerdir. Cümle halkı dihkânîler olduklarından kendileri gendümlerin zirâ‘at edüp kût edinirler. Hattâ bir kilesinden seksen kile gendüm ü cevv hâsıl olur. Fezâlarında cümle buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-emredân merğûb ve mezra‘aları firâvân ve hâmûnlarında enhârları revân şehr-i âbâdândır. Kendleri ma‘mûr ve cümle halkı mesrûr, gûnâ-gûn ni‘metleri vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir şehr-i kebîrdir. Ammâ zamân-ı kadîmde bir kend-i asğar imiş. Yezdecürd Şâh imâr etdikden sonra sene erba‘în seb‘a mie târîhinde adâlet-i şâhânlar ile bu aşağı varoş imâr olmuşdur. Tâli‘-i imâreti burc-ı sünbülede vâki‘ 312b olup beyti Utarid-i türâbîdır. Anınçün türâb-ı pâkinde bir sünbüleden yüz dane-i gendüm hâsıl olur. Ve ekâlîm-i örfiyyenin on dokuzuncu hissesinde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a–312b ·
metinde göster ·
Hakkâ böyle bir kırgın dahi diyâr-ı Acem'de olmuşdur. Meğer sene 920 târîhinde Şâh İsmâ‘îl ile {Selîm Hân'ın} Çıldaran cengi ola. Ammâ Hudâ müntakîmdir, kaçan kim sene 1044 târîhinde Sultân Murâd Hân Revân'ı yedi günde feth edüp derûn-ı Revân'a Murtezâ Paşa ile yigirmi bin asker-i mü‘minîn koyup kendileri sa‘âdetle Dârü's-sa‘âdelerine gitdiklerinde şâh Revân üzre gelüp Murâd Hân'ın yedi günde aldığı Revân'ı yedi ayda gücile aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû çöl pâdişâhından ve Assâf'dan ve Midlic'den ve Mevâl'dan ve Keys'den ve Alî Fâris'den ve'l-hâsıl Bağdâd çölistânından tâ Basra ve Ummân ve Cezâyir ve Mekrân ve Lahsa ve Yemen ve Mekke ve Şâm ve Haleb ve Mardin çölistânları içre hoş-nişîn olan kabâ’il-i Urbân'ın altı yüz kabâ’il şeyhü'l-emîr Arablarından küheylân at cılgıdan ve hedâyâ-yı firâvân ile kendileri gelüp cümlesine hil‘at-i pâdişâhîler giydirilüp şeyhü'l-Urbânlıkları cümle mukarrer olup hizmet-i Bağdâd'a her bâr gelmeğe me’mûr oldular kim hâlâ hükm-i Bağdâd'da altı yüz aded kabîle-i Urbân-ı uryân vardır kim dünyâyı dutmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 338a ·
metinde göster ·
… rgân-ı ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin
kendileri
ticâret ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi …
Bî-medh-i kenîse-i râhibân-ı Mıkdısiyân: Cümle (---) aded deyr-i bıtrîk u kıssîs u derdergân-ı ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendileri ticâret ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum'u berâber dutup aslâ sevmezler ve kelb olan yere ve millet-i Nasârâ olan yere bu kavm-i İmâdiyye girmezler. Ve küffâr ile ve Kızılbaş ile asla bey‘ [ü] şirâ etmezler. Cümle re‘âyâları Ya‘kûbî ve Celüvî Ermenîlerdir. Harâc-güzâr olduklarından şehirlerde kadîm a‘sârlardan berü deyrleri vardır. Ve yaylak dağlarında Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî kavmi Kürdleri vardır. Anlar köpeğe meyl-i muhabbet edüp kelb-perest olduklarıyçün İmâdiyye kavmi ol Yezîdîleri şehirde görseler katl ederler. Hâsıl-ı kelâm gâyetü'l-gâye mü’min ü muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a Şâfi‘îyyü'l-mezheb pâk ü pâkîze dâmen mücâhid fî-sebîlillah kimesnelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
Menzil-i karye-i Karabınar: Aydos kazâsında bir orman içre üç yüz Bulkar keferesi evli ma‘mûr köydür. şâhrâh üzre olmak ile Vezîria‘zam Siyâvuş Paşa bu köy içre nehr-i (---) kenârında bir hân-ı azîm binâ etdi. Ve nehr-i (---) Istıranca dağlarından tulû‘ edüp bu köyde ağaç cisir altından geçüp nehr-i Ergene'ye munsabb olup ol dahi Enez kal‘ası kurbunda Akdeniz'e mahlût olur. Bu Karabınar'da Paşa efendimiz hakîri üç kazâ yere gönderüp kendileri Aydos ılıcası sahrâsına azîmet etdiler. Hakîr Karabınar'dan 3 sâ‘atde cânib-i şarka ormanlar içre {gidüp},
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28a ·
metinde göster ·
… ltında eylediğimiz cengden haberdâr olup cümle hayvânâtların kal‘a altına çeküp
kendileri
dahi kal‘aya kapanmışlar idi. Bunu dahi ubûr edüp,
Süleymân Hân zamânında Budin kralı Yanoş Kral'a tâbi‘ olup yine küffâr istîlâ etmişdir. 3a Bu dahi metîn kal‘adır, ammâ Yeleşke kal‘ası altında eylediğimiz cengden haberdâr olup cümle hayvânâtların kal‘a altına çeküp kendileri dahi kal‘aya kapanmışlar idi. Bunu dahi ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b–3a ·
metinde göster ·
nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân bo …
Yine giydikleri koyun ve kuzu kürkleri ve başlarında Tatar kalpakları ve ayaklarında sarı çizmeleri var. Niçesi harîr hil‘atler ve elvân boğası haftanlar ve harîr kuşaklar kuşanırlar. Ve at binüp tirkeş ve kılıç bağlanırlar. Lâkin marâlî ve gazâlî Hoten âhûsu bâdemî gözlü müjgânları Tatar hadenkli-misâl siyâh kirpikli ve kemân ya[y] kaşlı geysûdâr hâl-i Hâşimîli pençe-i âfitâb-ı mehtâbe duhterleri ve kâlim havâtînleri olur.} Ta‘âmları yine talkan ve kurud ve yazma ve lahşa şorbası [ve] at eti ve at yelesi ve at kazısı, ya‘nî at egeği kemikleri basdırması ve darı ekmeği yerler. El-hâsıl yedikleri darı, geydikleri deri, evleri saz, kendileri nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif vermeyüp ulemâ-yı Noğay içer, keskin bozaların yiğitleri içer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a–147b ·
metinde göster ·
… lları töresi şolaydır" dedim, ya‘nî tâ bu mertebe muta‘assıb müselmânlardır kim
kendileri
bir iş işlese sakallarını ikişer çatal edüp bellerinde kuşaklarına sokarlar. He …
"Osmânlı kulları töresi şolaydır" dedim, ya‘nî tâ bu mertebe muta‘assıb müselmânlardır kim kendileri bir iş işlese sakallarını ikişer çatal edüp bellerinde kuşaklarına sokarlar. Her birinin sakalı onar dâne Rûm âdemlerine sakal olur. Ve aslâ lisân-ı Türk ve lisân-ı Tatarca bilmezler. Ve aslâ sakal yülütmezler. Ve mâbeynlerinde müteşerri‘ kadıları var. Ekseriyyâ İmâdü'l-İslâm kitâbın ve Bezzâziyye ve Kadıhân ve Tatarhâniyye ve Fıkh-ı Ferâ’iz ve Muhammediyye kitâbın yine manzûm lisân-ı Maskov üzre tercüme edüp Maskovca ve Urusca kelimât ederler. Ammâ avretlerinin yüzleri yine Noğay kavmi avretleri yüzü gibi açıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168a ·
metinde göster ·
… arı vardır. Bunların dahi yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri obadan az
kendileri
nâsâz bir alay kavm-i Noğay'dır. Ammâ bu kavm-i Noğay'ı Kalmık on yılda bir ker …
Ve bu iki pâdişâhın elli bin kadar Noğay tâ’ifesi re‘âyâları vardır. Bunların dahi yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri obadan az kendileri nâsâz bir alay kavm-i Noğay'dır. Ammâ bu kavm-i Noğay'ı Kalmık on yılda bir kerre mâlını talava vurur, ya‘nî yağmâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… mât üzre buz deryâsın ılgar ile üç ayda öte tarafda yine aydınlık dünyâya çıkup
kendileri
çiğ at etleri yeyüp ve atları ot ve kuru balık yeyerek altı ay dahi yine ılgar …
Bu kavm-i heyûlâda kizb olmaduğu mukarrer olup ve bunların mü’min ve muvahhid Noğay tâ’ifeleri esîrleri olup ziyâretlerine bile gidüp Kalmığı'ın ve Noğay müsliminin nakilleri üzre elli yılda bir ve altmış yılda bir kerre yüz ve yüz elli bin âdem ve beş altı kerre yüz bin atlara talkan ve kurut ve kuru balıklar yükledüp bu kadar asker olup kûh-ı Kâf'a giderken karanlık vilâyetinde Bahr-i Zulumât üzre buz deryâsın ılgar ile üç ayda öte tarafda yine aydınlık dünyâya çıkup kendileri çiğ at etleri yeyüp ve atları ot ve kuru balık yeyerek altı ay dahi yine ılgar ile aydınlık dünyâda gidüp kara ukâb kuşları ve sarı ukâb kuşları ile ceng ede ede giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177a ·
metinde göster ·
… alar ve oltalar ve çengâller ile balıkları sayd edüp fürûht ederler. Ba‘zı âdem
kendileri
yer, ba‘zılar atlarına ve gayri hayvânâtlarına balık verirler.
Ve kışı şedîd olduğundan sekiz ay ve beş ay Azak deryâsı ve nehr-i Ten suyu donup cür’et sâhibi olan tüvânâ yiğitler kış kıyâmet demeyüp nehr-i Ten buzunu delüp buz deliklerine pereme ve kayık ve çırnık kadar balıklar buz deliklerine soluklanmağa gelince şehbâz yiğitler balıkları harbalar ve oltalar ve çengâller ile balıkları sayd edüp fürûht ederler. Ba‘zı âdem kendileri yer, ba‘zılar atlarına ve gayri hayvânâtlarına balık verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
Nâhiye-i Nakşivân 197a ya‘nî ülke-i Şîrînli hudûduna bu kadar bin asker kadem basdığın Şîrîn beğleri görüp hemân karârları firâra mübeddel olup Kırım'da müselmân olan üç yüz aded Kalmık Tatarlarıyla ve üç yüz aded çatal atlı Tatarlarıyla cümle Şîrîn beğleri ehl [ü] ıyâlleri ve mâl [u] menâl-i firâvânların Mehemmed Geray Hân gibi bırağup cümlesi cân bâzârına düşüp Kırım cezîresinin Çikişke nâm kal‘ası kurbunda Arbat geçidi nâm geçitden geçerken niçe Kalmıkları ve niçe yarar yiğitleri geçitde gark olup kendileri cân kurtarup firâr etdikleri haberi hâna gelince hemân hân ardları sıra Şîrînlinin hasm-ı kavîleri olan Mansûrlu'dan ve karaçı halkından üç bin aded zor batır yiğitleri Sasıklık nâm geçitden anlar dahi geçüp Heyhât sahrâsı içre Şîrînli'yi kova kova ol Şîrînliler ile bile firâr eden üç yüz aded Kalmıklara Mansûrlular râst gelüp cümlesin kırarlar. Ammâ Şîrînliler yahşı koşkol çatal atlılar ile kal‘a-i Azak'da Süleymân Paşa'ya ve Monla Ganî Paşa'ya varup cân atup halâs oldular, ammâ birer at ile kalup mâl u menâlden ayrıldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b–197a ·
metinde göster ·
… erler. Ekmek yemezi çokdur. "Yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri saz ve
kendileri
nâsâz" deyü bu kelâmlar darb-ı mesel olmuşdur.
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtları at ve deve ve sığırdır. Meşrûbâtları at ve deve südü kımız ve boza ve talkan ve baldır suyudur. Tatarlar(ı) ekmeği az yerler. Ekmek yemezi çokdur. "Yedikleri darı ve geydikleri deri ve evleri saz ve kendileri nâsâz" deyü bu kelâmlar darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a ·
metinde göster ·
… kîm keferelerdir ve gâyetü'l-gâye serî‘u'l-kalem kâtiblerdir kim yine hatlarını
kendileri
okur gâyetü'l-gâye müverrihdirler.
Ammâ bir fırkası ne Fir‘avn'e ve ne Hazret-i Mûsâ tarafında bulunmayanlara kavm-i Kıptî derler. Hazret-i Mûsâ bu kavme hâtır-mânde olmayup hayr du‘â etdiğinden hâlâ vilâyet-i Mısır'da mu‘teber bir alay kavm-i Kabâbıta'dır kim her hânedânda birer Kıptî kâtibleri vardır, ammâ gâyet müstakîm keferelerdir ve gâyetü'l-gâye serî‘u'l-kalem kâtiblerdir kim yine hatlarını kendileri okur gâyetü'l-gâye müverrihdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209b ·
metinde göster ·
… Amr ibnü'l-Âs'a feth etdirdiler, ya‘nî İslâm kavmine mahabbetleri vardır, ammâ
kendileri
hâlâ İsevîlerdir.
Gerçi hâlâ İsevîler olup kitâb-ı İncîl ve Zebûr ve Furkân okurlar ammâ Tevrât okumazlar ve müselmâna mahabbet ederler, ammâ Rûm ve Yahûdîleri sevmezler. Hattâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs hazretleri serdâr-ı mu‘azzam olup sene (---) târîhinde Mısır üzre geldikde Kıptî meliklerinden Mukavkıs Melik, Amr ibnü'l-Âs hazretlerine imdâd edüp Rûm keferesi ellerinden kal‘a-i İskenderiyye'yi ve kal‘a-i Reşîd'i ve kal‘a-i Dimyât'ı ve kal‘a-i Askalân'ı ve şehr-i Hâsân'ı ve şehr-i Yâfa ve şehr-i Mısır'ı Rûm elinden Amr ibnü'l-Âs'a feth etdirdiler, ya‘nî İslâm kavmine mahabbetleri vardır, ammâ kendileri hâlâ İsevîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 210a ·
metinde göster ·
… Sultân Mehemmed Hân sene (---) târîhinde deryâdan donanma-i hümâyûn ile karadan
kendileri
elli yedi bin asker ile yüz yigirmi yedi gün muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile …
Niçe kral-ı bed-fi‘âl-i dâllden dâll-i mudille intikâl edüp âhir dest-i Efrenc-i Venedik elinden bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân sene (---) târîhinde deryâdan donanma-i hümâyûn ile karadan kendileri elli yedi bin asker ile yüz yigirmi yedi gün muhâsara edüp kal‘a-kûp toplar ile döğe döğe niçe yerlerin münhedim etdikden sonra Maslahat Depesi nâm mahalden yürüyüş edüp kılıç ura ura feth olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247b ·
metinde göster ·
… yer altında meterisler îcâd etdi kim bir yoldaşlarına küffârın kurşumu gelmeyüp
kendileri
kâfire kurşum ururlar.
Ammâ Âl-i Osmân devletinde Hacı Bektaş ocağı olaldan berü böyle bir gûne musanna‘ meteris bir kal‘a altında ne olmuşdur ve ne olacakdır kim makdûr-ı beşer değildir. Meselâ dörd beş hırmen-i azîm cirminde bir meydân-ı azîmi tâ ka‘r-ı zemîne varınca etrâfın çâh-ı gayyâ-misâl handaklar kazup deryâ-misâl sular çıkup bu meteris meydânına ağaç cisr ile geçüp bir tarafdan girüp çıkacak yeri olmayup etrâfına kat-ender-kat yer altında meterisler îcâd etdi kim bir yoldaşlarına küffârın kurşumu gelmeyüp kendileri kâfire kurşum ururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 290a ·
metinde göster ·
… er âdem ejdehâları mağârâlarından başı kabak yalın ayak herkes dal kılıçları ve
kendileri
uryân kışlalarından ve çadırları tabya ve siperlerinden çıkınca kâmil vakt-i su …
"Bire küffâr-ı hâksâr ordu-yı İslâmı basdı" deyince bir sît [u] sadâ olunca el-azametullâh hemân niçe mağârâlarda hâb-ı gafletde yatan nerre-i gurrende-i derende-misâl ejder-i heft-ser âdem ejdehâları mağârâlarından başı kabak yalın ayak herkes dal kılıçları ve kendileri uryân kışlalarından ve çadırları tabya ve siperlerinden çıkınca kâmil vakt-i subh-ı sahîh-i Şâfi‘î olup taraf taraf karavullar dahi haberdâr olup Mısır ve Şâm ve Haleb ve Anatolu ve Mar‘ayş ve Karaman ve zümre-i sipâhiyân askerleri cem‘ olunca küffâr hayli hayl-i asâkir-i İslâmı şehîd etdiler, ammâ geceden Yüksek tabya meterisin basan küffârdan cân kurtulmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298a ·
metinde göster ·
… r, ammâ kabâhat bizim kal‘a halkındadır. Bunların evlâd [u] ıyâllerin uğurlayup
kendileri
de esîr etdikleri ecilden bunlar dahi Pasova askeriyle dâ’imâ ceng ederler.
Ammâ bu mezkûr kuş turşuların yeyüp gâyet ten-perver olup kuvvet [ü] kuvâları yerinde zeber-dest olduklarından dâ’imâ bizim Pasov[a] kal‘amızın gâzîleriyle ceng ederler, ammâ kabâhat bizim kal‘a halkındadır. Bunların evlâd [u] ıyâllerin uğurlayup kendileri de esîr etdikleri ecilden bunlar dahi Pasova askeriyle dâ’imâ ceng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336b ·
metinde göster ·
bile hâzır oldukları yigirmi sekiz gazânın tokuzu da kâfirler ile kılıç kılıça …
Ammâ be-kavl-i Kitâb-ı P 115b Siğer Hazret-i Risâlet-penâh'ın bizzât yigirmi sekiz gazâları vardır. Mesaf cengi Q 114b olanlara Gazâ derler idi. Ammâ Ashâb-ı kibârın birin serdâr etseler ana Sefer-i Seriyye derlerdi. Ammâ bizzât kendileri bile hâzır oldukları yigirmi sekiz gazânın tokuzu da kâfirler ile kılıç kılıça yaka yakaya ceng-i azîm olanların beşinci gazâları bu Hayberistân'da kal‘a-i Fidik'dir. Ammâ şehri Medîne'dir kim kal‘a bir şâhrâhdan nümâyândır. Bir püşte-i âlînin zirve-i a‘lâsında Anter'in anası Fidik nâm zengiye avret binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275b ·
metinde göster ·
… ı şâm geldikde kırk elli bin âdem cem‘ olup bin kazgan âşûrâ bişüp Medîne kavmi
kendileri
bile aşır aşına dönerler. Bu sahrâda niçe bin ocak yerleri ve çadır soffaları v …
Soffa-i Âşûrâ: şâm huccâcı ba‘de'l-hac bu mahalde mâh-ı Muharrem'de âşûrâ bişirüp fukarâya bezl ederler. Ve bir soffa dahi Surre emîni soffası ve bir soffa dahi Mollâ soffası ve bir soffa dahi şeyhü'l-harem soffası. Bu mezkûr dörd soffa Çâryâr-ı Güzîn'indir. Her sene Hazret-i Risâlet ile bu mahalle gelüp Hazret-i Hamza'yı ziyâret edüp âşûrâ tabh ederlermiş. Hâlâ sünnetdir. Huccâc-ı şâm geldikde kırk elli bin âdem cem‘ olup bin kazgan âşûrâ bişüp Medîne kavmi kendileri bile aşır aşına dönerler. Bu sahrâda niçe bin ocak yerleri ve çadır soffaları ve kırk elli yerde kahvehâne soffaları ve su kuyuları vardır. Ve bu mahalden yine şimâl cânibine yüz adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302a ·
metinde göster ·
… üştakk olduğu bu mezkûr beyt-i şerîfin Ukayl bin Ebî Tâlib'e Q 144a hibe edüp
kendileri
Hadîce-i Kübrâ'nın hânesine nakl eder. Mürûr-ı eyyâm ile Ukayl hazretlerinin vâ …
Ba‘dehu vâlidesi akrabâları Hazreti Mekke'ye mâlıyla götürüp Abdülmuttalib ki Hazret'in dedesidir, Hazreti ana teslîm ederler. Ba‘dehu kırk yaşında Hazret-i Risâlet'e nübüvvet geldikde vâlidesinden intikâl eden hâne ki Hazretin rahm-i mâderden müştakk olduğu bu mezkûr beyt-i şerîfin Ukayl bin Ebî Tâlib'e Q 144a hibe edüp kendileri Hadîce-i Kübrâ'nın hânesine nakl eder. Mürûr-ı eyyâm ile Ukayl hazretlerinin vârisleri bu beyt-i latîfi Haccâc Yûsuf Zâlime bey‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351b ·
metinde göster ·
… ancağ-ı şerîfi Selîm Şâh'ın kabza-i tasarrufuna girüp anı uğur dutunup yedi gün
kendileri
heccân üzre sancağ-ı Resûlullâh'ı taşıyup Hacı Alî nâm bir sipâhîye verüp sipâh …
Ve ibtidâ Haleb altında Merc-i Dâbık sahrâsında Gavrî münhezim olup firâr etdükde Hazret-i Y 56a Risâlet-penâh'ın sancağ-ı şerîfi Selîm Şâh'ın kabza-i tasarrufuna girüp anı uğur dutunup yedi gün kendileri heccân üzre sancağ-ı Resûlullâh'ı taşıyup Hacı Alî nâm bir sipâhîye verüp sipâha sancağ-ı Resûl taşımağı kânûn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y55b–Y56a ·
metinde göster ·
… igirmi iki cemâ‘at-i Yahûdî mahallesidir. Cümlesi bir semtedir. Sokakları zıyk,
kendileri
muzîk Yahûdîlerdir. Tarîklerinden at ve deve geçmek ihtimâli yokdur. Beşer altı …
Ve yigirmi iki cemâ‘at-i Yahûdî mahallesidir. Cümlesi bir semtedir. Sokakları zıyk, kendileri muzîk Yahûdîlerdir. Tarîklerinden at ve deve geçmek ihtimâli yokdur. Beşer altışar kat hânelerdir. Ve elli adımda bir tedribe kapuları mukarrerdir. Cümle çârsû-yı P 190a bâzârları mahallelerindedir, gayrı yere ihtiyâc değillerdir. Ve bir oda yeniçeri anda kolluk bekler. Cümle altı bin altmış harâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y88b ·
metinde göster ·
Bu alay ol alaydır kim pâdişâh-ı Cem-cenâb [u] Cem-haşmet bizzât
kendileri
bir vilâyetde bir kal‘a Y 213a feth etse ve bir şâhzâde-i cüvân-baht vücûda g …
Bu alay ol alaydır kim pâdişâh-ı Cem-cenâb [u] Cem-haşmet bizzât kendileri bir vilâyetde bir kal‘a Y 213a feth etse ve bir şâhzâde-i cüvân-baht vücûda gelse veyâhûd bir sûr-ı hitân veyâhûd bir sûr-ı zifâf-ı sultân olsa ve Allâhümme âfinâ bir pâdişâh cülûsu olsa Âsitâne-i sa‘âdet tarafından bir hünkâr kapucubaşısı veyâhûd hâsekî ağa veyâhûd bir musâhib-i şehriyârî veyâ emîrâhûr ağa veyâ silâhşor ağalarından biri gelüp Bilbeys'den filân hizmet ile me’mûr olup gelmişiz, deyü gelen ağa paşa kethudâsına haber gönderüp der-akab mu‘tâd üzre paşa kethudâsı dahi matbahı Âdiliyye'ye gönderüp cümle Mısır'ın yedi ocağı askerîsine haber olup ale's-sabâh yine paşa kethudâsı mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre paşa askeri ile pür-silâh olup cümle mehterhâne bile gider, ammâ giderken fasıl olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y212b–Y213a ·
metinde göster ·
… şî: Bir câmi‘i ve tekyesi ve şeyh Cûşî hazretlerinin birkaç hâneleri vardır. Ve
kendileri
câmi‘in sol tarafında bir kubbe-i sagîr içinde medfûnlardır. Bu âsitâne tâ cebe …
Ziyâret-i eş-şeyh Cûşî: Bir câmi‘i ve tekyesi ve şeyh Cûşî hazretlerinin birkaç hâneleri vardır. Ve kendileri câmi‘in sol tarafında bir kubbe-i sagîr içinde medfûnlardır. Bu âsitâne tâ cebel-i Mukattam'ın zirve-i âlîsinde cihân-nümâ bir makâmdır. Cümle şehr-i Mısır ve sahrâ-yı Mısır'ın cânib-i erba‘asında birer günlük mesâfe-i ba‘îde nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269b ·
metinde göster ·
bir halûk hulüvvü'l-kelâm şeyh-i şâb şeklinde esmerü'l-levn ve bir vecîhü'l-man …
Andan kendileri bir halûk hulüvvü'l-kelâm şeyh-i şâb şeklinde esmerü'l-levn ve bir vecîhü'l-manzar kaddi vasatî ve başında beyâz destâr, eyninde kezâlik Q 324bP 321b beyâz asdar geyüp dâ’imâ ibâdete meşgûldür. Ammâ dîvân günleri ağzın ve burnun bağlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413b ·
metinde göster ·