EÇS IV 207b
… arâydâra loğ taşını düşürtdüm / Anın ard kıcını haylı taşırtdım / Nânumuz lemen
kendime
pişirtdim / "Hulkum çıkdı içim" direm mahkûl mı / Diyârbekrün bakla ile çakılı …
Sarâydâra loğ taşını düşürtdüm Anın ard kıcını haylı taşırtdım Nânumuz lemen kendime pişirtdim "Hulkum çıkdı içim" direm mahkûl mı Diyârbekrün bakla ile çakılı Satar gezengevi butum tut balı Zeyn'oglunun o mırçite sakalı "Biter biter kırkım" direm mahkul mı Ev ıssı acarlı gönleğin geyer Sabahdan serikle künige yayar Ah göremem görsem yürek mi döyer "Kodoş oldum giçim" direm mahkul mı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS IV 378b
… îdlerim şeşilmiş yerde yatır gördüm. Hemân siccânların havfinden yine bendlerim
kendime
bend edüp salât-ı fecri edâ ederken anı gördüm, beni cellâd-ı bî-amânlar huzûru …
Andan medrese-i Seyyid Hân, buna medrese-i Nev derler, ya‘nî yeni medresedir. Sene (---) karîbü'l-ahd binâ olunmağile binâsı ve evkâf akârâtı ma‘mûrdur. Bu medrese kurbünde bir yalçın kaya vardır kim aşağısı çâh-ı sa‘îrdir. Vâcibü'l-katl olan kişileri hâkimü'l-vakt ol kayalardan aşağı atdırup ol mücrim âdem pâre pâre olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bir kerre bir âdemi mücrim deyü sicinden çıkarup bu kayadan aşağı atarlar. Hemân ol âdem murg-ı zeyrek gibi ber-hevâ tayerân ederken bi-emri Hâfızullah on aded ukâb kuşları İmâdiyye kayalarındaki âşiyânelerinden pervâz urup mezkûr mücrim herîfi minkâr u nâhunlarıyla kapup alâ melei'n-nâs Seyyid Murâd Hân'ın huzûruna müttehem {zann etdikleri} âdemi koyup yine ber-hevâ pervâz edüp âşiyânlarına giderler. Bu hâli cümle ahâlî-i İmâdiyye görüp âlem-i hayretde kalırlar. Hemân Murâd Hân herîf-i zarîfin kaydbendlerin küşâde edüp eydür: "Ey âdem doğru söyle, sen ne gûne teshîre mâliksin, dürûğ deme, dürüst söyle. Seni rehâ idem!" der. Herîf-i mazlûm eydür: "Vallah hânım ahşam vâkı‘amda Hazret-i Yûsuf'u gördüm. Safâ geldin benim yâr-ı gâr-ı refîkim, benim dayf-ı mükerremim. Gam yeme ale's-seher biz seni Cenâb-ı Kibriyâ'nın on aded melâyikesine bi-emri Hayy-ı Kadîr ısmarlarım. Benim gibi sana bu sicinden zarar isâbet etmeyüp halâs olursun. Gam yeme Arapça deyüp cemî‘i vücûdum üçer kerre sığayup gâ’ib oldu. Hakîr dahi hâbdan bîdâr ve zevk-i derûndan huşyâr olup gördüm ki cümle kaydbendlerim ve kıfl-ı hadîdlerim şeşilmiş yerde yatır gördüm. Hemân siccânların havfinden yine bendlerim kendime bend edüp salât-ı fecri edâ ederken anı gördüm, beni cellâd-ı bî-amânlar huzûruna getirüp bilâ tevakkuf ne cürümde idiğüm benden su‘âl etmeyüp beni yalçın kayadan aşağı ilkâ etmeği fermân etdikde beni atdılar. Bir kerre hırz-ı cân ile "Yâ Allah" dedim, anı gördüm, on dane melâ'ike gökden nüzûl edüp beni kapdılar. İşte kendim huzûrunda kodular ve gâib oldular." deyü herîf-i mazlûm sergüzeşt [ü] serencâmın nakl edince Murâd Hân herîfin destin bûs edüp helâllık dileyüp âzâd edüp üç bin altun ihsân edüp ehl [ü] ıyâlinin rûz-merre ma‘ûnâtın ta‘yîn eder. Bu ahvâle vâkıf olmuş âdemlerden istimâ‘ edüp bu sergüzeşt-i ibret tahrîr olunmuşdur. Hâlâ bu medrese bu kayası kenârında niçe sâhib-i sülûklar gelüp ibâdet ederler ve niçeler sicn-i Yûsuf'da teberrüken girüp ibâdet ederler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS V 17a
Hakîr kendi
kendime
eyitdim: "Yine paşanın celâli var" deyüp,
Hakîr kendi kendime eyitdim: "Yine paşanın celâli var" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS V 76a–76b
… ı yetîme kalırsa inşâ’allâh mâlım çokdur. Ol kızı ben beslerim’ deyü yine kendi
kendime
tesellî-i hâtır veririm deyüp uyandım" dedi.
Andan gayrı Paşacığım ol avratı görmedim, ammâ yüreğim merhametden gâyet acıyup ‘Acaba öldürürler mi ki? Eyvâh bir kızcağazı var. Eğer 76b ol hatunu öldürürlerse kızı yetîme kalırsa inşâ’allâh mâlım çokdur. Ol kızı ben beslerim’ deyü yine kendi kendime tesellî-i hâtır veririm deyüp uyandım" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 76a–76b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS VII 24a–24b
… ni‘metimiz dahi mecrûh oldu" deyerek Osmân Ağa efendimiz içün bükâ ederek kendi
kendime
sad-lek gûne levm ederek yine azm-i râh edüp ardımızda ve önümüzde bereklik içr …
Andan kalkup "Ah yine bir velî-ni‘metimiz dahi mecrûh oldu" deyerek Osmân Ağa efendimiz içün bükâ ederek kendi kendime sad-lek gûne levm ederek yine azm-i râh edüp ardımızda ve önümüzde bereklik içre giderek bir orman içre girüp ibtidâ haymeyi ve döşemeleri 24b ve sûzeni iki çift Hindkârî mak‘adları ve üç aded kilimleri ve bir boş debbeyi cümle bir yere yığup âteşe verüp gitdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24a–24b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS X Y136b–Y137a
… Y 137a etdim, ma‘lûm-ı sa‘âdetindir. Bir câmi‘ dahi inşâ edüp dâr-ı bâkî içün
kendime
bir âşiyân etdim. Anda kadem-i şerîfinden bir resm-i şerîfi ırk-ı tâhirinden Se …
"Yâ Resûlullâh! Dîn-i mübînin uğuruna mücâhidün fî-sebîlillâh idim. Gazâ mâlıyla sekiz yüz câmi‘ binâ Y 137a etdim, ma‘lûm-ı sa‘âdetindir. Bir câmi‘ dahi inşâ edüp dâr-ı bâkî içün kendime bir âşiyân etdim. Anda kadem-i şerîfinden bir resm-i şerîfi ırk-ı tâhirinden Seyyid Alî Ebtâhî'den kırk bin altuna alup zer-ender-zer sandûkla türbemde âmâde etmişdim. Anı ziyâret sebebiyle beni dahi ziyâret edüp niçe bin Fâtiha-i şerîfe savâbın ticâret edüp garîk garîk-ı rahmet ederdim. Şimdi bu zâlim benim efendimin pây-i şerîfi resmin serîka edeli rahmet yüzün görmez oldum. Fermân yâ Resûlullâh senindir" deyü cevâb edince Hazret-i Risâlet,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y136b–Y137a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala