… de Hârân dağlarından cem‘ 294b olup cânib-i şimâle cereyân edüp niçe bin pâre
kendleri
reyy edüp iner. Nehr-i Araz'a, Araz Kür'e, Kür bahr-i Gîlân'a mahlût olur. Anda …
Menzil-i nehr-i azîm Zengî: Kenarında haymelerimizle meks etdikde azamet-i Hudâ bu sahrânın cânib-i erba‘asında olan kendlerin ahâlîlerinden Osmânlı gelmiş deyü ol kadar âdemler hedâyâlarıyla gelüp bî-hisâb me’kûlât [ü] meşrûbâtlar getirüp mihmândârlıklar etdiler kim huddâmlarımız ma‘dîkerb-vâr sâhib-i şikem oldular. Ve atlarımız haymeler önünde yonca ve tırfil ve ayrık ve firye yidiler kim her bir hussânın karnı hum-ı Husrevânî-misâl oldular. Ve bu nehr-i Zengî cânib-i kıblede Hârân dağlarından cem‘ 294b olup cânib-i şimâle cereyân edüp niçe bin pâre kendleri reyy edüp iner. Nehr-i Araz'a, Araz Kür'e, Kür bahr-i Gîlân'a mahlût olur. Andan yine cânib-i şarka ma‘mûristân kendlerin sahrâlarında sayd [u] şikârlarımız hargûş olup 10 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294a–294b ·
metinde göster ·
… : Tebrîz'in şimâli cânibinde kûh-ı Sürhâb'ın ardına vâki‘ olmuş yüz pâre nâhiye
kendleri
var. Üç gün bu şehr-misâl kendlerin kurâlarında sayd [u] şikâr edüp andan.
Nâhiye-i Rûdkât: Tebrîz'in şimâli cânibinde kûh-ı Sürhâb'ın ardına vâki‘ olmuş yüz pâre nâhiye kendleri var. Üç gün bu şehr-misâl kendlerin kurâlarında sayd [u] şikâr edüp andan.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304b ·
metinde göster ·
… çârsû-yı şâhîsi vardır. Andan yine cânib-i şimâle bir sahrâ-yı âbâdân içre imâr
kendleri
temâşâ edüp bâğ [u] gülistânlar içre ubûr ederek 7 sâ‘atde,
Menzil-i Hân-ı Mezîd Hân: Beş yüz toprak örtülü ve bâğ u bâğçeli ve kitak âb-ı hayâtlı kend-i ma‘mûr ve Tebrîz hudûdudur. İki câmi‘i ve hânı gâyet mu‘azzam ve ma‘mûr hândır ve bir hammâmı ve çârsû-yı şâhîsi vardır. Andan yine cânib-i şimâle bir sahrâ-yı âbâdân içre imâr kendleri temâşâ edüp bâğ [u] gülistânlar içre ubûr ederek 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307a ·
metinde göster ·
Nehr-i Karaçubuğ: Tulû‘u Çûres kûhlarından cem‘ olup niçe
kendleri
reyy edüp nehr-i Araz'a rîzân olur. Mâh-ı temmûzda endek kalup dükeli devâbât m …
Nehr-i Karaçubuğ: Tulû‘u Çûres kûhlarından cem‘ olup niçe kendleri reyy edüp nehr-i Araz'a rîzân olur. Mâh-ı temmûzda endek kalup dükeli devâbât makûlesinden keçi ve koyun ayakdan ubûr eder. Bu nehri biz dahi güzer edüp cânib-i şimâle ma‘mûr kendler içre 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 307b ·
metinde göster ·
… etrâfında yedi aded nâhîye-i kübrâları vardır kim her birinde yüzer pâre âbâdân
kendleri
vardır.
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i şehr-i azîm Aras: Diyâr-ı Acem'de eyâlet-i Şirvân'dır. Zamân-ı kadîmde Keyümers Şâh binâsıdır. Sene 985 târîhinde Murâd Hân-ı Sâlis vüzerâlarından Lala Kara Mustafâ Paşa feth edüp andan üzerine kırk bin kızılbaş-ı bed-âyîni adüvv-i bî-dîn ile Emîr Hân Aras imdâdına gelince gördüler kim Âl-i Osmân'ın kabza-i tasarrufuna girmiş, hemân-dem şehri muhâsara edüp vakt-i zuhra dek ceng [ü] cidâl ideler. Hemân Lala Paşa nâm dilâver [u] server cümle guzât-ı müslimîn ile Acem üzre hücûm edüp otuz bin mikdârı Acem'i hâk-i mezellete düşürüp serdârları Emîr Hân giriftâr-ı bend-i hicrân olup bakıyyetü's-seyf olan Terekeme ve Gökdolağ ve Gürcî Âznâvûrları firâr ederken bunlara Şirvân askeriyle Özdemiroğlu Kethüdâsı râst gelüp nehr-i Kür kenarında kırup zemîn-i gûra salarlar. Niçe bini kılıç-ı Osmânlı havfinden nehr-i Kür üzre cisre izdihâm ile uğrayup hikmet-i Hudâ cisr münkesir olup cümle kızılbaş-ı nâ-tırâş [u] bed-ma‘âş başlarıyla nehr-i Kür'e gark olurlar. Hâlâ üstühânları püşte püşte yığılıdır ve meksûr olan Pul hâlâ harâbdır. Çam direkleri koyup üzerinden ubûr ederler. Ba‘dehû guzât-ı müslimîn bu kadar lipâçe-i Acem ile ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ile muğtenim olup şâdmânlar ederler. Ba‘dehû serdâr-ı zafer-şi‘âr gördü kim bu şehr-i Aras, Gence ve Şirvân mâbeyninde elzem-i levâzimînden bir şehr-i azîmdir. Hemân cümle guzât-ı müslimîni ve bennâ ve ummâlları etrâf-ı vilâyetden cem‘ edüp Aras'ın hâricinde Şâh Hıyâbânı nâm bir İreme zâtü'l-imâd-ı be-nâm mahalli ortaya alup cânib-i erba‘asına sûr çeküp etrâfına handak-ı vâsi‘ [u] amîk inşâ edüp üç kapulu ve on yedi tabyalı çım ve rıhtım binâ-yı sedd-i metîn [ve] kal‘a-i hısn-ı hasîndir, dâiren-mâdâr cirmi tokuz bin altı yüz adımdır, kırk günde tamâm edüp Murâd Hân hareminde neşv ü nemâ bulmuş Kaytas Beğ'e mîr-i mîrânlık ile ihsân edüp Lala Paşa Âsitâne tarafına revâne olur. Hâlâ bu şehr-i zîbâ-yı ra‘nâ Şâh kûhu zeylinde Bursa şehrine mânend, âb [u] hevâsı lâtîf, bâğ u bâğçeli ve gül-i gülistânlı ve müşebbek bostânlı şehr-i şîrîndir kim cümle on bin hâk-i pâk ile mestûr hâne-i ma‘mûrlardır ve kırk câmi‘dir. Kal‘a içre Murâd-ı Sâlis câmi‘i ve Ferhâd Paşa câmi‘i ve Kara Sinân Paşa câmi‘i, niçe câmi‘ler var ammâ ma‘lûmum değildir ve cemâ‘atden garîb olmuş câmi‘lerdir. Bu şehrin ismi elifin, rânın fethasıyla ve sîn-i meczûm ile Aras'dır, ammâ Acem Terekemeleri ve Dağıstân Kumuğu lisânında Araş derler. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Mustafâ'nın ibtidâ cülûsunda Acem bu diyâra istîlâ edüp hâlâ dest-i Acem'de mânend-i şehr-i Merend âvâdân olmuşdur. Hâlâ kırk mahalle ve kırk mîhrâb add olunur. Medrese ve tekye ve mekteb-i dârü's-sıbyân [u] tıflân-ı ebced-hân ve on altı hammâm-ı dilsitân ve sekiz yüz dükkân ve yedi kahvehâne ve hân-ı tüccârân ile ârâste ve bâğ-ı gülistân ile pîrâste olmuş şehr-i müzeyyendir. Cümle mahbûb ve mahbûbeleri marâlî ve gazâlî-çeşm-i Hotenli pençe-i âfitâb dilberleri vardır. Zîrâ zenâneleri Gürcî ve Dâdyân ve Açıkbaş ve Şavşad kabâyillerinin duhterlerinden mütevellid olmuş civânlardır. Zirâ âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Şâh kûhundan niçe bin uyûn-ı câriyeleri, şehrin hadîka ve gülistânlarına uğrayup bu şehri atşândan müstağnî eder. Cânib-i etrâfında yedi aded nâhîye-i kübrâları vardır kim her birinde yüzer pâre âbâdân kendleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 310b ·
metinde göster ·
… kırk sekiz kadılık ve kırk nâhiyesi ve yetmiş kal‘ası ve bin üç yüz şehr-misâl
kendleri
var bir sevâd-ı azîm ve şehr-i kadîm, diyâr-ı vâsi‘ vilâyet-i âbâdândır. Ba‘deh …
İbtîdâ bânîsi sene (---) târîhinde İrân-zemîn şâhlarından Yezdcird Şâhun binâsıdır. Niçe yüz mülûk mâlik olmuş bir diyâr-ı atîkdir. Cümle eyâletinde yedi hânlık {Ba‘zılar Şâm ahı derler, niçeler Şâm âhı derler. Zîrâ ibtida bu şehr ahâlî-i Şâm ile imâr olduğundan Şemahı derler, ba‘zılar Şamakı derler. Dağıstânlılar Şemehı derler. Gîlânlı Şâm akı derler, ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağıla Şamakı ve Şemahı derler} 312b ve kırk sultânlık ve kırk sekiz kadılık ve kırk nâhiyesi ve yetmiş kal‘ası ve bin üç yüz şehr-misâl kendleri var bir sevâd-ı azîm ve şehr-i kadîm, diyâr-ı vâsi‘ vilâyet-i âbâdândır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Ulama Paşa ve Karaman Paşası Pîrî Paşa nâme-i Süleymân Hân ile kal‘a-i Şemahı'ya varup cümle a‘yân-ı Şirvân-ı sünniyân bir yere cem‘ olup kal‘a-i Şemahı miftâhların Pîrî Paşa'ya teslîm edüp eyâlet-i Şirvân ale'l-umûm mutî‘ [u] münkâd olup kemâkân kabza-i teshîre geldüğü Süleymân Hân'ın ma‘lûmu olup hükûmeti Ulama Paşa'ya verildi. Ba‘dehû Şâh Tahmas[b] yedi ay Şemahı kal‘asın muhâsara edüp içinde olan sünnîler emân ile kal‘ayı şâha teslîm edüp ba‘de'l-emân amân vermeyüp cümle ibâdullahı katl edüp hükûmet-i Şirvân'ı birâder-i kihteri olan Elkas Mirza'ya verdi. Üç sene Elkas Mirza hâkim-i Şemahı olup ba‘dehû sene 954 târîhinde Elkas Mirza şâh-ı gümrâh Tahmasb'ın evzâ‘ [u] etvârından Elkas Mirza havfe düşüp hükûmet-i Şirvân'ı terk edüp niçe şecî‘ ve bahâdır, nâmdâr, kafadâr dilâverler ile girân-bahâ cevâhir makûlesi eşyâların alup bir gicede Şemahı'dan azm-i cânib-i Âl-i Osmân deyüp Heyhât sahrâsı içinden kırk günde Kefe'ye gelüp andan bir keştîye süvâr olup Edirne'de Süleymân Hân'ın pây-pûş-i şerîfin bûs edüp niçe gün mültefit-i şâhî olduğuna {Târîh-i Elkas Mirza kudûmü;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312a–312b ·
metinde göster ·
… mirkapu kal‘ası mâbeyni leb-i deryâ ile dörd konakdır. Mâbeynde nevâhî-i Müskir
kendleri
vardır kim her bir kendi birer büleyde-i ma‘mûredir. Ve göçer-evli Terekeme kav …
Bu kal‘a ile Demirkapu kal‘ası mâbeyni leb-i deryâ ile dörd konakdır. Mâbeynde nevâhî-i Müskir kendleri vardır kim her bir kendi birer büleyde-i ma‘mûredir. Ve göçer-evli Terekeme kavmi vakt-i zemistânda obaları ile konup göçerler. Ve yine bu Bakü'nün cânib-i şarkîsinde şehr-i Şaburan üç menzildir ve kal‘a-i Şemahı yine şarkîsi tarafında beş konakdır ve yine Bakü'nün şîmâlî tarafında şehr-i Gîlân (---) konakdır ve Şamâkî'nin bender iskelesidir. Çîn-i Hıtâ ü Hoten'den ve Fağfûr ü şehr-i Zenândan ve Kalmah ve Moskov'dan dâ’imâ elçiler ve ağır bâzargânlar gelüp metâ‘ getirirler. Ve dâ’imâ Moskov elçileri gelüp rehn dururlar. Acem diyârına ekseriyyâ semmûr ve balık dişi ve zincâb ve Bulğarî telâtin ve niçe elvân metâ‘-ı gûnâ-gûn Moskov diyârından Gîlân'a ve bu Bakü'ye çıkar ve bu Bakü'den tuz ve neft ve za‘ferân ve harîr alup Moskov'a götürürler. Zîrâ za‘frânı ve harîri Lahîcân'dan şeffâflı ibrişimi olur ve Anadolu'da Za‘ferânborlu'sunda latîf za‘ferânı olur. Ve bu Bakü nâhiyelerinde ba‘zı şûre yerler vardır. At ve âdem basup sehl dursa atın tırnağı ve âdemin ayağı yanar. Ba‘zı yerleri hafr edüp kârbân halkı ol hafr içine tancere ile lahm ve gayrı ta‘âm koyup ân-ı sâ‘atde zemînin herâretinden ta‘âm pişüp tenâvül ederler, aceb hikmet-i Hudâdır. Bu şehrin cânib-i şimâli kurbunda nehr-i Kür deryâ-misâl olup Bahr-i Haraz'a munsab olur. Ba‘zı zemân Moskov'un Kazak-ı Akı kenarı sazlı gemileriyle bu Kür nehrine girüp âmedânî Acem şehirlerin nehb ü gâret edüp niçe bin Acem esîriyle mâl-ı ganâ’im alup esîrleri Gîlân bâzârına götürüp emân ile fürûht eder. Bir nehr-i azîmdir kim Tuna'ya mânend arîzdir, lâkin amîk değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 314b ·
metinde göster ·
… âhının hâs ülkesidir. Üç gün bu ülke-i azîmde yetmiş pâre âbâdân hân ve câmi‘li
kendleri
temâşâ ederek,
Andan kalkıp yine dağıstân ve hıyâbânistân içre bir harâb kal‘a ubûr edüp (---) sâ‘atde Avar ülkesi azîmine dâhil olduk. Bu dahi Dağıstân pâdişâhının hâs ülkesidir. Üç gün bu ülke-i azîmde yetmiş pâre âbâdân hân ve câmi‘li kendleri temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318a ·
metinde göster ·
… diği'n aşup vakt-i Şâfi‘îde şehr-i Rûmiyye ve Dümbülî ve Salmas ovalarında olan
kendleri
gâret edüp yaylalarda olan koyunlardan on yedi bin Avşarî ve Dümbülî koyunu sür …
Fakîr Ekrâd-ı sâf-dil İpşir'in va‘de-i dürûğlarına i‘timâd edüp bir gice altı bin askerle Şâh Gediği'n aşup vakt-i Şâfi‘îde şehr-i Rûmiyye ve Dümbülî ve Salmas ovalarında olan kendleri gâret edüp yaylalarda olan koyunlardan on yedi bin Avşarî ve Dümbülî koyunu sürüp vilâyetlerine gelirler. Şâh-ı Acem bu hâl-i pür-melâli gûş edüp bir çapar ile bir nâme Haleb'de İpşir'e gönderüp İpşir asla nâmeye vücûd vermez. Âhir-ı kâr Acem dahi Kürd'den intikâm almak içün Rûmiyye hânı ve Çulan sultânı ve Biredos sultânı ve Dümdümî sultânı ve Dümbülî sultânı ve Salmas sultânları cümle on bin asker olup şâhî topların çekerek nefîr-i Efrâsiyâbların ve kerrenây-ı Menûçehrlerin ve kös-i hâkânîlerin çalarak asker-i Âzerbaycân Pinyanişî vilâyeti üstüne düşüp niçe köylerin alan u tâlân ve ahâlîsin nâlân edüp Hasanî yaylasından kâmil kırk bin koyun dahi sürüp şehr-i Rûmiyye'ye dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 284a ·
metinde göster ·
… n'ın ocak beğleri hükmündedir. Bu kavmin nısfı Acem'e tâbi‘dir. Zîrâ köyleri ve
kendleri
ve mezra‘aları ve bâğ u bâğçeleri cümle Acem hâkindedir. Ancak kal‘aları sarp o …
Evsâf-ı dâr-ı gâzîyân, kal‘a-i Gâzîkıran: Sene (---) târîhinde bu kal‘ayı Âl-i Abbâsiyândan Hakkarî pâdişâhları bina etmişdir. Ammâ ismini bilemediler. Niçe kerre dest-i Acem'e, niçe kerre Osmânlı eline girüp hâlâ eyâlet-i Van'da Pinyaniş beğlerinin Gâzîkıran'ın ocak beğleri hükmündedir. Bu kavmin nısfı Acem'e tâbi‘dir. Zîrâ köyleri ve kendleri ve mezra‘aları ve bâğ u bâğçeleri cümle Acem hâkindedir. Ancak kal‘aları sarp olmağile mütehassın olup Âl-i Osmân'a tâbi‘lerdir. Ammâ yine Mahmûdî'nin Pinyanişî kavminden Gâzîkıranlılardandırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 289a ·
metinde göster ·
… konak yerdir ve bu nâhiye-i Sirâv kâmil seksen pâre avadan rabâtlar gibi ma‘mûr
kendleri
vardır. Her birinde câmi‘ ve hân u hammâm ve çârsûları vardır. Kend-i Sirâv dah …
Menzil-i nâhiye-i kend-i Sirâv: Şehr-i Sirâh değildir. Ol Sirâh Tebrîz ile Erdebil beyninde şehr-i Serâh'dır. Bu bir kend-i Sirâv'dır. Acem ve Moğol kavmi buna Sarây dahi derler. Tebrîz bâğlarıyla Serâv bâğları müşâdır. Ammâ mâbeynleri üç konak yerdir ve bu nâhiye-i Sirâv kâmil seksen pâre avadan rabâtlar gibi ma‘mûr kendleri vardır. Her birinde câmi‘ ve hân u hammâm ve çârsûları vardır. Kend-i Sirâv dahi eyle ma‘mûr kend-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300b ·
metinde göster ·
… geçer. Ve köşe köşe mahalliyle kuyular vardır. Ba‘dehû yine şarka cümle merkûm
kendleri
geçüp her biri birer kasaba-misâl kend-i azîmler idi. Ba‘dehû vakt-i asrda onun …
Kend-i Şeyh Safî: Erdebil'de medfûn olan şâhların ecdâdı Şeyh {Safî} hazretlerinin vakfıdır. Andan bu mahalde Kumla ile Tebrîz mâbeyninde cereyân eden nehr-i Karasu, bu nehrin menba‘ı Albak ve Karnıyarık kal‘aları dağlarından cem‘ {olup} niçe yüz kendlerin mezra‘aların reyy edüp cereyân ederek Rûmiyye deryâsına mahlût olur âb-ı hayâtdır. Tebrîz ve Kumla ve Tesûy mâbeynlerinde rûy-ı arzda râygân cereyân eden bu Karasu'dur. Mâ‘adâ cümle uyûn-ı câriyeler zîr-i zemînden cereyân eder kim Âzerbaycân'ın zemîni serâpâ sokak sokak tehîdir kim âb-ı hayât sular geçer. Ve köşe köşe mahalliyle kuyular vardır. Ba‘dehû yine şarka cümle merkûm kendleri geçüp her biri birer kasaba-misâl kend-i azîmler idi. Ba‘dehû vakt-i asrda onuncu sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
rüşş edüp Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Nihâvend'e karîb bu nehir kenârında b …
Mutalsam-ı ibret-nümâ-yı diğer: Nehr-i Nihâvend kûh-ı Elvend'den tulû‘ edüp şehr-i Nihâvend'in mezâri‘âtların saky edüp iner. Cânib-i şimâlde niçe yüz {aded} kendleri rüşş edüp Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Nihâvend'e karîb bu nehir kenârında bir gûne ahmerü'l-levn müdevver (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı tîn bulunur. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbından marîz olan merd ü zen nûş etseler bi-emrillahi Ta‘âlâ şifâ bulur. Ammâ kavm-i Acem bu kerâmet-i Hazret-i Ömer'le hâsıl olmuşdur, deyü nef‘ini inkâr ederler. Hâlâ ki cümle Sünniyânlar şehir şehir götürüp şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… merğûb ve mezra‘aları firâvân ve hâmûnlarında enhârları revân şehr-i âbâdândır.
Kendleri
ma‘mûr ve cümle halkı mesrûr, gûnâ-gûn ni‘metleri vâfir ve hayrât [u] berekâtla …
Ve şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘ar bir diyâr-ı deyyârdır kim deyyâr bir merd-i âferîde hubûbât u nebâtât makûlesine muhtâc değillerdir. Cümle halkı dihkânîler olduklarından kendileri gendümlerin zirâ‘at edüp kût edinirler. Hattâ bir kilesinden seksen kile gendüm ü cevv hâsıl olur. Fezâlarında cümle buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-emredân merğûb ve mezra‘aları firâvân ve hâmûnlarında enhârları revân şehr-i âbâdândır. Kendleri ma‘mûr ve cümle halkı mesrûr, gûnâ-gûn ni‘metleri vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir şehr-i kebîrdir. Ammâ zamân-ı kadîmde bir kend-i asğar imiş. Yezdecürd Şâh imâr etdikden sonra sene erba‘în seb‘a mie târîhinde adâlet-i şâhânlar ile bu aşağı varoş imâr olmuşdur. Tâli‘-i imâreti burc-ı sünbülede vâki‘ 312b olup beyti Utarid-i türâbîdır. Anınçün türâb-ı pâkinde bir sünbüleden yüz dane-i gendüm hâsıl olur. Ve ekâlîm-i örfiyyenin on dokuzuncu hissesinde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a–312b ·
metinde göster ·
… inde kurâları olmağile timâr kayd olunmamışdır. Ammâ ümerâlarına hâs kayd olmuş
kendleri
vardır. Beğine beher sene yigirmişer kise hâsıl olur sancakdır. Yüz elli akçe k …
Evsâf-ı kûhistân-ı Seng, ya‘nî kal‘a-i Derteng: İbtidâ bânîsi Enûşirvân-ı âdildir kim arz-ı Irâk'ı Moğol ve Hind ve Özbek Tatarı destinden halâs içün bu kal‘ayı bu teng boğaz ağzında binâ etdi. Hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre hâk-i Bağdâd'da başka sancak beği tahtıdır. Cümle bin mikdârı güzide askere mâlikdir ve beğinin hâss-ı hümâyûnu 320.000 akçedir. Ammâ livâsında alâybeği ve çeribaşı ve erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı timârı yokdur. Zîrâ tahrîr-i Süleymân Hân'da bu ülkeye arz-ı Irâk deyü tahrîr olunup timâr ve ze‘âmet kurâları yokdur. Ve âhirü'l-hudûd olup iki kılıç mâbeyninde kurâları olmağile timâr kayd olunmamışdır. Ammâ ümerâlarına hâs kayd olmuş kendleri vardır. Beğine beher sene yigirmişer kise hâsıl olur sancakdır. Yüz elli akçe kadısına doksan pâre nâhiye kurâsından beş kise hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şâhbenderi vardır. Ammâ müftî ve nakîbi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328a ·
metinde göster ·
… âbelesinde kasaba-i kebîr Vehmâ nâm mahalden münşa‘ib olur, cereyân ederek niçe
kendleri
saky ederken nehr-i Furât'dan ayrılmış nehr-i Sarsar kim nehr-i İsâ mahreci alt …
Ve nehr-i İsâ, bu nehrin ibtidâ-i tulû‘ı şehr-i Kûfe mukâbelesinde kasaba-i kebîr Vehmâ nâm mahalden münşa‘ib olur, cereyân ederek niçe kendleri saky ederken nehr-i Furât'dan ayrılmış nehr-i Sarsar kim nehr-i İsâ mahreci altından ubûr edüp Kûfe şehri mâbeyninde nehr-i Sarsar ile nehr-i İsâ bir olup Bağdâd ile şehr-i Medâyin arasında Şatt'a karışır ve nehr-i İsâ üzre tuğyân-ı Şatt'da azîm gemiler yürür ve âb-ı hayât nehr-i Van bu zülâl (---)(---) gelüp (---)(---) nâm mahalde Şatt'a rîzân olur ammâ gâyet lezîz ü berrâk ve serî‘u'l-hazm mâ-i kevserdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344a ·
metinde göster ·
… âyesiyle kazâdır, senevî iki yüz guruş ancak hâsıl olur. Zîrâ Urbân-ı Mavâl'dan
kendleri
harâbdır kim Urbân kurâların dâ’imâ nehb u gâret eder. Müfti ve nakîbi ve zâbit …
Bu kal‘a-i cây-ı emân cezîre-i Dicle ve nehr-i Furât mâbeynindeki hâk-i amber-pâk cezîresinde sâhil-i nehr-i Şatt (---)(---) Musul eyâleti hükmünde başka sancak beği tahtıdır ve beğinin hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 21.284 akçedir. Hâk-i pâkinde timâr u ze‘âmet vardır ve alâybeği ve çeribaşısı vardır. Cümle erbâb-ı timârı ve cebelüleriyle bin iki yüz asker olur. Beği ekseriyyâ Urbân beğlerinden ola gelmişdir. Sâliyâne akçesin Musul gümrüğünden ala gelmişlerdir. Cümle altı yüz aded fârisü'l-hayl Urbân askeriyle tâ Şâm yolları çölünden kal‘a-i Ane ve kal‘a-i Seleme'ye varınca müşâ olup hükûmât eder. Bir hâkimi dahi yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır, senevî iki yüz guruş ancak hâsıl olur. Zîrâ Urbân-ı Mavâl'dan kendleri harâbdır kim Urbân kurâların dâ’imâ nehb u gâret eder. Müfti ve nakîbi ve zâbitleri yokdur. Zîrâ Bağdâd u Musul mâbeyninde vâki‘ olmağile müftî ve nakîbe hâcet yokdur ve ol kadar bender şehr-i çalındır değildir ammâ Hulâgû Hân harâb etmezden mukaddem gâyetü'l-gâye şehr-i kebîr imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405b ·
metinde göster ·
… tar bu vilâyet-i âbâdân içre girüp cemî‘i küffâr evli evlerinde iken cemî‘i köy
kendleri
ve kurâ vü kasabâtları ve âbâdân şehirlerin harâb u yebâb ve halkını esîr-i keb …
Bu kadar bin Tatar bu vilâyet-i âbâdân içre girüp cemî‘i küffâr evli evlerinde iken cemî‘i köy kendleri ve kurâ vü kasabâtları ve âbâdân şehirlerin harâb u yebâb ve halkını esîr-i kebâb ve hânelerin ıhrâk bi'n-nâr ile türâb ve on sekiz bin kadar {küffârı} esîr-i bend-i zincîr edüp ve bu kadar mâl-ı ganâ’im ile cümle bu esîrleri gerüye ordu-yı İslâma gönderilüp cümle Tatar salt [u] sebükbâr kalup bir gün bir gece dahi cânib-i şimâle çapul civerüp giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
… m şehir idi kim vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ kefereleri mesrûr, köyleri ve
kendleri
hûb, beyne'l-kefere türâb-ı nazîfi mergûb idi.
Andan bu Holandiye şehrinin garb cânibi Çeh kralı hudûdudur ve garbdan cenûba sarı İsfaç kralı vilâyetidir ve cânib-i cenûba Alaman deryâsı Bahr-i Muhît'den girmiş bir deryâ-yı azîm kenârında Filimenk kralının tahtı olan Amıstırdam vilâyetinin hudûdunda bu şehr-i Holandiye'dir, ammâ bu dahi bir edna'l-arz sevâd-ı mu‘azzam şehir idi kim vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ kefereleri mesrûr, köyleri ve kendleri hûb, beyne'l-kefere türâb-ı nazîfi mergûb idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
Andan taraf-ı garba yine Semendire sancağı hâki içre niçe yüz aded ma‘mûr kendleri 12 sâ‘atde ubûr edüp menzil-i Belgrad-ı hoş-bilâda dâhil {olup} yine efendilerimizle ol meştâda cân sohbetleri edüp zevk u safâlar ederken sene 1074 târîhi mâh-ı Recebü'l-ferdin gurresinde eyyâm-ı şiddet-i şitânın zemherîrinde cihânı kar rahmeti kaplayup bir âdem kapusundan taşra çıkmağa iktidârları olmaduğu günlerde hikmet-i Hudâ Sadrıa‘zama ol günlerde kal‘a-i Kanije vâlîsi Yentür Hasan Paşa'dan ve Seğitvar kal‘ası beğinden ve kal‘a-i Bobofça ve kal‘a-i Berezense ve kal‘a-i Şıklofça ve kal‘a-i Valpova ve kal‘a-i Birnivar ağalarından ve kal‘a-i Ösek beğinden ve kal‘a-i Mohaç beğinden ve kal‘a-i Peçoy beğinden ve kal‘a-i Segsâr beğinden ve kal‘a-i Şimatorna beğinden ve kal‘a-i Nadaj ağasından ve kal‘a-i Kuban beğinden ve kal‘a-i Kapoşvar beğinden, el-hâsıl dahi niçe kılâ‘lardan Sadrıa‘zama feryâdcılar ve kan ile yazılmış ve âteş ile delik delik yanmış mektûblar vezîr-i dilîre gelince hemân ol Âsaf-ı şecî‘ [ü] dilîr ol şiddet-i şitâda du‘â vü senâ ile tuğları sarây havlısına çıkarup nâdîler şehr-i Belgrad içre nidâ edüp cümle kışlalarda olan vüzerâlara ve mîr-i mîrânlara ve ümerâlara ve cümle yedi bölük kapu kullarının kışlalarına birer vezîria‘zam ağaları evâmir-i şerîfeler ile ılgar edüp ağalar pârekende ve perîşân oldular, ammâ şehr-i Belgrad içre erbâb-ı dîvândan ve mevcû[d] kapu kullarından ve vezîr ağalarından on bin kadar asker bulunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138a ·
metinde göster ·
… harîr geymezler. Bizler dahi bu ülkede (---) sâ‘at semt-i şarka niçe yüz ma‘mûr
kendleri
geçerek,
Evvelâ bu vilâyetde köylere şimdengerü ve Çerkezistân gibi kabak ta‘bîr etmezler. Cümle kend derler. (---)(---)(---) ve şehir ve ka‘al derler. Bu diyâr eyle emn [ü] emândır kim bir avret ve bir mahbûb kız ve bir pençe-i âfitâb oğlan cevâhir la‘l [u] yâkût ve zî-kıymet metâ‘larıyla bir şehirden bir kende dağlar ve beller içre tek başına gidüp aslâ bir kimesne ol hurma avretin yanına varup baş kaldırup yüzüne bakmağa kâdir değildir. Cümle ahâlî-i vilâyeti mü’min ü muvahhid ve ehl-i tevhîd Şâfi‘iyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Cemî‘i zamânda harâm yemezler ve harâm harîr geymezler. Bizler dahi bu ülkede (---) sâ‘at semt-i şarka niçe yüz ma‘mûr kendleri geçerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
… İkisi de Dağıstân diyârının Karabudak Hân ülkesinden cem‘ olup Dağıstân'ın niçe
kendleri
ve şehirlerin rey edüp Bahr-i Harez'e mahlût olur. Mezkûr Kotay nehirlerinin yi …
Ve yine bu Dağıstân'ın şehr-i Tarhu'sundan (---) menzilde Terek nehridir. Andan bir menzilde nehr-i Kotay-ı azîm iki sudur. İkisi de Dağıstân diyârının Karabudak Hân ülkesinden cem‘ olup Dağıstân'ın niçe kendleri ve şehirlerin rey edüp Bahr-i Harez'e mahlût olur. Mezkûr Kotay nehirlerinin yine cânib-i şarkîsi Dağıstân pâdişâhı hükmüdür, ammâ leb-i deryâ ile şehr-i Tarhu'dan beş günde kal‘a-i Demirkapu'dur kim bu mahalde Acem ile Dağıstân pâdişâhı hem-hâkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 162a ·
metinde göster ·