… nâb çıkup şehr-i Bursa'ya müstevlî olur. Ve Sünderlibaşı ve Çatalkaynakbaşı ve
Kepizbaşı
ve Naşideresibaşı ve Sobranbaşı ve Ardıçlıbaşı ve Harsudbaşı ve Billur Kaynağı …
Cümleden âb-ı hayât-ı Bunarbaşı'dır kim Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde niçe yerde kayalardan pâk sâfî ve beyâz ve rakîk âb-ı nâb çıkup şehr-i Bursa'ya müstevlî olur. Ve Sünderlibaşı ve Çatalkaynakbaşı ve Kepizbaşı ve Naşideresibaşı ve Sobranbaşı ve Ardıçlıbaşı ve Harsudbaşı ve Billur Kaynağı ve Samanlı Kaynak, Yıldırım Hân Keşiş Dağı'nda bir ayn vardır, cereyân edüp gâyib olur, andan saman döküp bu mahalden saman zâhir olduğiçün Samanlı Kaynak derler. Andan Şeker Kaynağı ve Selâm Kayası Kaynağı ve Kral Kaynağı ve Murâd Dede Kaynağı, ve'l-hâsıl on yedi aded kaynağ-ı azîmler vardır kim mâh-ı Temmûz'da bunların birine benî Âdem elin sokup üç taş çıkarmağa kâdir değildir, tâ bu mertebe mâ-i bâridlerdir. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup zâlim suyolcuları giceyle su yollarına at fışkısı döküp rahnedâr olan yerleri fışkı ile kapanup su cereyân eder. Ammâ elbette suların lezzeti ve levni müteğayyir olur. Ammâ rûz-ı rûşende fışkı dökmek ihtimâlleri yokdur kim hâkim haklarından gelir. Ammâ sâhib-i tab‘ olan kimesneler mezkûr on yedi kaynaklardan ve niçe yüz pâk çeşmelerden su getirüp nûş edüp safâ ederler. El-hâsıl Bursa demek, sudan ibâret bir kelâmdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
… m-akrân şecî‘ ü tüvânâ pehlivânân birbirleriyle musâfaha edüp dest-bûsdan sonra
kepiş-misâl
baş dokuşup gülbâng-ı Muhammedî çekilüp meydân-ı muhabbetde küştegirlik etdikle …
Tekye-i Küşte-gîrân ya‘nî Güreşçiyân: Âsitâne-i Seyyîd Cemâleddîn Sultân: Ba‘de'l-feth Gâzî Hudâvendigâr İslâm-ı cüyûş revnak bulsun içün bu âsitâneyi gürbüz ü tüvânâ ve zorâver ü dilâver [ü] server-i hünerver fetâ erler içün binâ etmişdir. Ammâ hakkâ ki asker-i İslâm'a revnak vermişdir. Hâlâ bunda olan Rûmeli dilâverleri cem‘ olup haftada bir kerre rûz-ı cum‘ada cem‘ olup yetmiş seksen çift yağa müstağrak olmuş selefin sâhib- 158b -kırânları gibi Rüstem-akrân şecî‘ ü tüvânâ pehlivânân birbirleriyle musâfaha edüp dest-bûsdan sonra kepiş-misâl baş dokuşup gülbâng-ı Muhammedî çekilüp meydân-ı muhabbetde küştegirlik etdiklerinde âdem vâlih [ü] hayrân ve dem-beste ser-gerdân olur. Hakkâ ki pîr-i perverleri olan Hazret-i Mahmûd-ı Püryâr [vü] velînün rûh-ı şerîfin yâd edüp cümle guzât-ı müslimîni râh-ı gazâya tergîb ederler. {Bu tekye} zemîni seng-i siyâh-vâr yağ ile mülemmâ‘ bir meydân-ı arbededir. Ehil olmayan âdemler ol âsitâneye kadem bassa yağ üstinde tepesi üzre gelüp kendi kendüye yenilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a–158b ·
metinde göster ·
… kalib olup terakkîler ve bahrîler ve kelebekler ve belaluçkalar ve deliceler ve
kepişler
ve horoslar ve kulle ve kepişler bu makûle fişeklere âteş edüp sabâha dek zemîn …
Ve ba‘de'l-ışâ niçe kerre yüz bin sürâka fişek-i âsumânî semâya münkalib olup terakkîler ve bahrîler ve kelebekler ve belaluçkalar ve deliceler ve kepişler ve horoslar ve kulle ve kepişler bu makûle fişeklere âteş edüp sabâha dek zemîn u âsumân ra‘d-misâl gürlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… ve kelebekler ve belaluçkalar ve deliceler ve kepişler ve horoslar ve kulle ve
kepişler
bu makûle fişeklere âteş edüp sabâha dek zemîn u âsumân ra‘d-misâl gürlerdi.
Ve ba‘de'l-ışâ niçe kerre yüz bin sürâka fişek-i âsumânî semâya münkalib olup terakkîler ve bahrîler ve kelebekler ve belaluçkalar ve deliceler ve kepişler ve horoslar ve kulle ve kepişler bu makûle fişeklere âteş edüp sabâha dek zemîn u âsumân ra‘d-misâl gürlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… yendâzlar edüp her esnâf metâ‘ın paşanın yoluna hâzır edüp niçe yüz ganem semîn
kepişler
kurbân olundu.
Sitâyiş-i asâkir-i Serdâr Sarı Hüseyin Paşa: Ve bu mahâlden Hüseyin Paşa asker-i deryâ-misâlin gök demire müstağrak eyleyüp yine emîrü'l-hac ileride çarhacı ba‘dehu şâm ceyşi ba‘dehu Paşa askeri zer-ender-zere müstağrak olup bir alay-ı Muhammedî olup şehr-i Medîne-i münevvereye Koca Sarı Arslan Hüseyin Paşa eyle girmişdir kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Zîrâ Medîne-i münevvereye fâtih-i Yemen Sinân Paşa ve Rıdvân Paşa ve Tavâşî Süleymân Paşa'dan beri böyle bir müzeyyen ü müretteb ve müsellah güzîde asker girmemişdir. Bu askerin istikbâline cemî‘i ehl-i Medîne'nin a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ vü sulehâsı ve e’imme vü hutebâsı ve meşâyih-i sâdâtları ve pîr [ü] cüvân ve ganî ü fakîri istikbâle çıkup tarîk-ı âmmın iki cânibine pâyendâzlar edüp her esnâf metâ‘ın paşanın yoluna hâzır edüp niçe yüz ganem semîn kepişler kurbân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y277a ·
metinde göster ·