… rlerdi. Ve iki kerre yüz bin esb-süvâr asker dahi alay ederlerdi. Tâ bu mertebe
kerr ü
fer sâhibi zîşân kıral idi.
Ba‘dehu bu Tuna'dan imdâd olmayınca yine Vezendon Kıral, İslâmbol'a su getirdmek içün su kemerleri cânibinden bir ayn-ı zülâli üstâd-ı mühendislere mâl-ı firâvân bezl edüp Kırkçeşme kemerleri ile İslâmbol'a bir mâü'l-hayât getirüp Kırkçeşme'den gayrı üç bin çeşme-i hayevân cereyân etdirüp İslâmbol'u eyle ma‘mûr [u] âbâdan etdi kim Yanko vezîri Kanator'anın binâ etdüği Yedikulle kal‘asından tâ Sarâyburnu kal‘ası rüknüne gelince şâhrâhın tarafeynine murassa‘ mînâ iskemleler üzre zer-ender-zere müstağrak olmuş kat-ender-kat kemer kuşaklu sipâh kulları selâma durup el bağlarlardı. Ve yüz bin piyâde murassa‘ tâclu kemer-beste kullar dahi önü sıra saf saf olup gürûh gürûh alay ile ubûr ederlerdi. Ve iki kerre yüz bin esb-süvâr asker dahi alay ederlerdi. Tâ bu mertebe kerr ü fer sâhibi zîşân kıral idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… aşlayup cem‘iyyet-i kübrâya mâlik oldu. Ve cümle etdiklerin bir bir takrîr edüp
kerr ü
fer sâhibi oldu.
Beri cânibde Abaza günden güne eski dostları ve tevâbi‘leri ile sayd [ü] şîkâra başlayup cem‘iyyet-i kübrâya mâlik oldu. Ve cümle etdiklerin bir bir takrîr edüp kerr ü fer sâhibi oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 66b ·
metinde göster ·
… fûndur, demiş, Allâhu a‘lem. Bu dahi şâhbender ve bâzergânbaşı gibi azîmü'ş-şân
kerr ü
fer sâhibi ağadır.
Esnâf-ı ehl-i kıble: Bir âdemdir, dükkânı Bezzâzistân-ı Atîk'dedir, pîri (---)(---), Selmân belin bağlayup, kabri nâ-ma‘lûmdur. Hadîka'da Kerbelâ'da medfûndur, demiş, Allâhu a‘lem. Bu dahi şâhbender ve bâzergânbaşı gibi azîmü'ş-şân kerr ü fer sâhibi ağadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166b ·
metinde göster ·
… münakkaş şem‘-i aselleri zeyn edüp ve cümle bunlar dahi pür-silâh olup ziynet-i
kerr ü
fer ile mûmcubaşı ve şem‘hâne nâzırı ve emîni, küheylân atlar üzre rikâb rikâbe …
Esnâf-ı tâcirân-ı şem‘-i asel: Dükkân 55, neferât yüz, bunlar cümle müslimlerdir, tahtırevânlar üzre dükkânların zer [ü] zîver ile tezyîn edüp ve gûnâ-gûn oyma kâğızlar ile münakkaş şem‘-i aselleri zeyn edüp ve cümle bunlar dahi pür-silâh olup ziynet-i kerr ü fer ile mûmcubaşı ve şem‘hâne nâzırı ve emîni, küheylân atlar üzre rikâb rikâbe ubûr ederler. Ammâ bu mîrî şem‘hâne emîni ve nâzırı cümle mûmculara hâkimdir. Ne kadar balmûmu dökülse bu emînin mührüyle memhûrlanup fürûht olur. İçine yağ ve çam sakızı koyamazlar, hîle ederlerse tecrîm edüp haklarından gelir mazbût esnâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168a ·
metinde göster ·
… külâhlar ile pür-silâh mü’eddebâne alay-ı azîm ile sekiz kat mehterhâne çalarak
kerr ü
fer, dârât [u] azametle muhteşemâne tevâbi‘ [u] levâhıklarıyla ubûr ederler.
Bunlardan sonra Hünkâr helvâcıbaşısı ve şehir şekercibaşısı askeri beyâz sivri külâhlar ile pür-silâh mü’eddebâne alay-ı azîm ile sekiz kat mehterhâne çalarak kerr ü fer, dârât [u] azametle muhteşemâne tevâbi‘ [u] levâhıklarıyla ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
… ardı sıra sekizer kat mehterhâne ile güzer ederler. Çünkim bu balık emîni böyle
kerr ü
ferr [ü] dârât ile ve şem‘ahâne emîni dahi mukaddemâ alay-ı azîmiyle ve salhâne …
Bunlardan sonra balık emîni cümle askeriyle pür-silâh olup iç gulâmları ardı sıra sekizer kat mehterhâne ile güzer ederler. Çünkim bu balık emîni böyle kerr ü ferr [ü] dârât ile ve şem‘ahâne emîni dahi mukaddemâ alay-ı azîmiyle ve salhâne emîni kassâblarıyla ve sebzehâne emîni ve koyun emîni kassâbları ile her biri birer takrîb ile ubûr etdiklerin sâ’ir ümenâlar istimâ‘ edüp Musâhib Silihdâr Mustafâ Paşa eliyle sa‘âdetlü pâdişâha ruk‘a verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 175a ·
metinde göster ·
… ân, âh kırk gün yeniçeri ağası olsam demiş. Benim devletimin bu gümrük emîninin
kerr ü
fer [u] dârât [u] azamet, kâlâ-yı metâ‘ı ve tarz [u] tavrın görse âh üç gün güm …
"Gidilerin bu vakitde pâdişâhâne zevk etdiklerine reşk etdim. Ceddim Süleymân Hân, âh kırk gün yeniçeri ağası olsam demiş. Benim devletimin bu gümrük emîninin kerr ü fer [u] dârât [u] azamet, kâlâ-yı metâ‘ı ve tarz [u] tavrın görse âh üç gün gümrük emîni olsam der idi. Tîz hil‘at-ı fâhire" deyüp Gümrük Emîni Alî Ağa'ya bir semmûr kaplı hil‘at-ı fâhire ihsân edüp dârât ile ubûr edüp bu arada (---) aded ümenâ ve mültezimînler cümle alayları tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… rdü. Bu alay-ı azîmi İslâmbol askeri gördükde berk-ı hazân gibi ditrerlerdi. Bu
kerr ü
ferr ü dârât [u] azamet üzre İpşir Paşa, Melek Ahmed efendimizle at başı berabe …
"Hakkâ ki eyle edeceği muhakkakdır" dedi. Hulâsa-i kelâm İpşir Paşa kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Eskişehir'e geldikde evvelâ Yeniçeri ocağından Kuyumcu Süleymân Ağa, Muhzır Ağa 178a idi. Ve Sarı Çavuşbaşı ve Şâmîzâde re’îs ve yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân a‘yânları paşadan me’zûn olup Eskişehir'e İpşir Paşa istikbâline gitdiler. İpşir Paşa dahi kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek İzmid'e gelince İslâmbol a‘yânının havf u haşyetde olan kimesnelerden giden hedâyâ-yı firâvânın hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilür. Melek Ahmed Paşa müşâvere edüp Kapudan Murâd Paşa'ya buyurdular kim "Benim karındaşım. Başdarde-i hümâyûnu izn-i pâdişâhîyle muhabbeten İpşir Paşa karındaşımıza götür. Eğer deryâdan gelirse taht-ı sultânu'l-bahre süvâr olup Sarâyburnu'na gelsin. Eğer karadan gelirse kendüye hizmet etmiş olursuz" dedikde Murâd Paşa eydür "Sultânım, deryâ hâlidir, ihtimâldir ya karayel veyâhûd lodos rûzgârları müşted olursa taht-ı pâdişâhîye bir rahne isâbet ederse pâdişâha ne cevâb vereyim?" deyü gûnâ-gûn özr ü bâhâneler eyledi. Paşa dahi bildi kim Murâd Paşa İpşir istikbâline gitmeden mehzûz değildir. Âhir Bostâncıbaşı, kayığını mükellef ü müzeyyen donadup Hazînedâr Ahmed Ağa ile kırk elli bin guruş zî-kıymet hedâyâları İpşir Paşa'ya İzmid'e gönderdi. İpşir vâfir memnûn olup deryâdan ve karadan varan firâvân hediyyeleri keştîlere tahmîl edüp {İslâmbol'a gönderüp İpşir Paşa adl [u] dâd ile} hükm-i hükûmet edüp İskender-i kübrâ-misâl menâzil kat‘ ederek Bostâncıbaşı cisrinde meks etdüğü haberi Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp ol sâ‘at cümle yeniçeri ocağı askerin ve sipâh askerin İpşir Paşa isikbâline Üsküdar'a geçmeği fermân edüp İslâmbol limanında ne kadar bin keştînin sandalı ve kayıkları ve mavunaları var ise cümle Üsküdar'a asker-i derya-misâl geçirdiler. Niçe bin asker haymeleriyle sahrâ-yı Üsküdar'da meks etdiler. Ve cümle Yeniçeri ocağı askeri Üsküdar içre meks etdiler. Yine ol gün Murâd Paşa'ya başdarde-i hümâyûn ile Üsküdar'a geçmek fermân olunup yedi pâre kadırga ile başdarde-i hümâyûn Üsküdar'a geçince hemân Murâd Paşa Yeniçeri ocağına sûret-i hakdan görünüp eydür "Gördünüz mü yeniçeri askerine ne edecekdir. Erzurûm'da Abaza Paşa yeniçeriyi Kör Hazînedâr'a ve bu İpşir'e niçe kırdırdıysa şimdi sizi dahi kırk bin sekbân u sarıcasına ve elli bin atlısına kırdırup Sultân İbrâhîm kanı havfın alsa gerek. Siz bir alay piyâde garîb yeniçerilersiz. Bu Üsküdar sahrâsında ne işlersiz. Kaçan İpşir İslâmbol'a gelüp sarâyına gelirken ol zamân alayına çıkın" deyü Yeniçeri ocağına bu gûne ığvâ ü fitne sözleri verince hemân Üsküdar içre kıyâmet kopup bir kayık bir altuna güçile bulunup cümle Yeniçeri ocağı havf [u] haşyetlerinden İslâmbol'a geçdiler. Hemân Murâd Paşa kendü tahrîki fesâdının te’sîrin görüp hamd [u] senâ edüp avanta başdarda deyüp Tershâne-i âmireye başdarde gönderüp kendüsü efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya har har soluyarak gelüp "Sultânım gördün mü bu hâli meğer İpşir Paşa sekbân u sarıcaya Üsküdar'da olan yeniçerileri kırdırup cümle devletde olanları kırup Şehzâde Ahmed Hân'ı cülûs etmek istermiş". Sekbân sarıca eyitmişler "Sultânım biz Hacı Bektâş-ı Velî köçeğiyiz. Biz ocağımız yeniçerisine kılıç çekemezüz" deyü bu haberi ocağa gönderirler. Ocak halkının cân başına düşüp "İşte cümle İslâmbol'a geçdiler ve niçe bini geçerken izdihâmda gark oldular, bu Allah'dan revâ mıdır ve sultânımın buna rızâsı var mıdır. Ben dahi başdarde-i hümâyûnu alup, işte İslâmbol'a geldim" dedi. Bu hâl-i pür melâli Murâd Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bildirmede {murâd [u] merâmı} sûret-i hüsn-i tedbîrden görünüp fitne ü fesâda bâ‘is olmak isterdi. Zîrâ cemî‘i zamânda Murâd Paşa fitne ile meşhûr idi. Hattâ cezîre-i Girid'de Deli Hüseyin Paşa'nın hazînesi nehb ü gâreti ve İslâmbol'da Atmeydânı cengi ve Hezârpâre Ahmed Paşa katli ve cülûs-ı İbrâhîm'in şehâdeti ve niçe yüz fitne ü fesâd cümle Murâd Paşa'nın re’y [ü] tedbîri olduğun Melek Ahmed Paşa efendimizin ma‘lûmu olduğıyçün yine Murâd Paşa'ya hitâb edüp eydür "Yâ birâder! Bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa şimdi duyunca küşünleyüp girü Anadolu'ya firâr etmesi mukarrerdir" dedikde Murâd Paşa eydür "Dahi güzel Celâlîliği ve ısyân [u] tuğyânı zâhir olup sancağ-ı Resûlullah ile deryâ-misâl asker üzerine varup Kuyucu Murâd Paşa etdüğü gibi bu Murâd kulına fermân eyle. İnşâallah İpşir'i ve gayri nâ-beşîrleri dünyâ sahîfesinden hakk edeyim" deyü bir azîm da‘vâ-yı merd etdi. Paşa bildi kim yine fitne ü fesâd Murâd Paşa'nın hıyânetidir. "Bre meded buna bir ilâc!" deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâha girüp bu ahvâli bir bir i‘lâm eyleyüp 178b fermân-ı şehriyârî ile bi'z-zarûrî Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'nın istikbâline gitmek iktizâ etdi. Derhâl pâdişâh-ı Cem-azametden me’zûn olup sarâyına gelüp iki bin taşra ağavâtların ve dörd yüz on aded enderûn-ı hâssa ağaların cümle âlât-ı silâha müstağrak edüp bir gice Üsküdar'a ubûr edince cemî‘i kubbe vüzerâları ve sâ’ir ser-i kârda olan a‘yân [u] kibâr ol gice meş‘alleri çerâğân edüp vakt-i çâştda İpşir Paşa ordusuna girecek mahalde bir kere nefîr-i rıhlet çalındığını istimâ‘ etdik. Meğer hakîkatü'l-hâl İpşir Paşa havfinden gerüye dönmek içün nefîr-i evvel çalınmış. Hemân paşa cümle vüzerâlardan bir sâ‘at evvel İpşir'in otağına varınca İpşir ile ikisi birbirlerin bağırlarına basup ol kadar ağlaştılar kim gûyâ ikisin de sar‘a dutup masrû‘ oldular. Bizim Melek Ahmed Paşa eydür "Birâder ne içün bu altı aydan berü Haleb'den Âsitâne-i sa‘âdete gelemediniz" deyince İpşir eydür "Behey birâder, işte geldiğimize peşîmân olduk. Yeniçeri ocağından bize haber geldi. Sizi Üsküdar'da kırmağı teklîf etdiler. Biz kabûl etmeyüp işte yine İslâmbol'a geçdik, deyü haber gelince yedi kerre çaşıt gönderdim {hakîkatü'l-hâl cümle yeniçerinin İslâmbol'a geçmeleri muhakkak olup} eyle olmuş. Şimdi ben de yine avdet edüp mühür bende iken bildiğimden kalmayup Acem diyârına gidüp Revân'ı ve Gence ve Şirvân'ı ve Tiflis ve Tomennis'i ve Şamahı ve Demirkapu'yu bi-emri Hudâ feth edüp ol diyârları zabt edüp ecel-i müsemmâma dek ol diyârlarda hükm-i hükûmât ederim" dedikde Melek Ahmed Paşa hemân koynundan En‘âm-ı şerîfin çıkarup yedi kerre el urup ve yedi kerre Kesrihâ ile yemîn-billah ve kasem-tallah ile Sultân Murâd rûhun yâd edüp eydür "Benim birâderim, sakın bu hîledir. Senin İslâmbol'a geldiğinden niçe bin vâcibü'l-izâlelerin tahrîkiyle bu gûne fesâd sözlerin mâbeyne bırağırlar. Sakın benim birâderim bu hıyel ü şeytanâta aldanup devlet-i Âl-i Osmân'a isyân eyleme. Eğer niçün Yeniçeri ocağı İslâmbol'a geçdiler, dersen ocaklarının kânûnlarına bakup Hâfız Ahmed Paşa ve Husrev Paşa ve Cüvânkapucubaşı Mehemmed Paşalar mühr ile der-i devlete geldiklerinde sipâh Üsküdar'da alay edüp ertesi yeniçeri Edirnekapusu'ndan alay etdikleri Abaza Paşa ile Husrev Paşa geldüğü alay hâtırınızda yok mudur. Şöyle ma‘lûm-ı şerîfiniz ola" deyü tesliye-i hâtır ile İpşir'in hâtırın ele alup hâh nâ-hâh İpşir'i ata bindirüp alay-ı azîmler kurulup Bostâncıbaşı cisrine geldikde İpşir Paşa iki rek‘at namâz kılup ata süvâr olacak mahalde bizim Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'ya bir murassa‘ raht u bahtlı ve murassa‘ eğerli ve altun zincirli bir eşheb esb-i sabâ-sür‘at pîş-keş çeküp İpşir Paşa "Bârekallah pâdişâha lâyık atdır" deyü Bismillah ile bilâ rikâb süvâr olup at başı beraber Üsküdar'a atf-ı inân ederek yola revâne oldukda deryâ-misâl istikbâlciler nümâyân oldular. Ve yedi kubbe vezîrleri yedi yerde tablların döğüp her biri asker-i müzeyyeniyle at başı beraber selâma dururlardı. Yemîn ü yesârda asâkir-i bî-pâyânın âlât-ı silâhları şa‘şa‘ası benî Âdem'in çeşmini hîrelendirirdi. Ammâ İpşir Paşa askeri cümle ceng eri müsellah ve mükemmel ve müzeyyen cüyûş-ı Arabistân u Türkistân u Kürdistân idi kim her biri birer ayaklı cebehâne-misâl zeber-dest sekbân u sarıca haşerâtları idi. Cümle zırh-ı zirih-külâh ve cebe ve cevşene ve tuğulka ve serpenâh katlavî ve kalkan u nemedlere müstağrak olup her birinin elinde ü belinde beşer altışar çatal telli kurşumlu tüfenkleri çatal fitiller ile âmâde olup gûyâ her biri bir semender kavsı gibi âteş-i Nemrûd içinde kalmış küme küme ve zorba zorba çıtaçıt çark cengine girer gibi eyle giderlerdi. İpşir alayından gayri on sekiz yerde alay-ı azîm ve tablhâne-i kadîm çalınup alaylar yürürdü. Bu alay-ı azîmi İslâmbol askeri gördükde berk-ı hazân gibi ditrerlerdi. Bu kerr ü ferr ü dârât [u] azamet üzre İpşir Paşa, Melek Ahmed efendimizle at başı beraber gelirken kânûn-ı pâdişâhî üzre yedi kubbe vüzerâları gelmeğe başlayup bizim paşa vüzerâlara kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsîf ederdi. İbtidâ Koca Nişâncı Paşa ile Dellâk Mustafâ Paşa gelince İpşir Paşa ve bizim Melek Paşa atlarından nüzûl edüp İpşir Paşa ile görüşüp öpüşüp bilişdiler. İpşir Paşa bu ikisine hayli i‘zâz u ikrâm eyledi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b–178b ·
metinde göster ·
… a olan benî Âdeme ol kadar altun ve çil akçe bezl eyledi kim ta‘bîr olunmaz. Bu
kerr ü
ferr ü dârât [u] azamet ile hân-ı âlîşân bâğına varup anda mihmân olup on gün t …
Ezîn-cânib Melek Ahmed Paşa efendimiz bir alây-ı azîm ile şehr-i Bitlîs'e girerken yemîn ü yesârda istikbâle çıkan ahâlî-i Bitlîs'e selâm-ı firâvân vererek yemîn ü yesârda olan benî Âdeme ol kadar altun ve çil akçe bezl eyledi kim ta‘bîr olunmaz. Bu kerr ü ferr ü dârât [u] azamet ile hân-ı âlîşân bâğına varup anda mihmân olup on gün tekâ‘üd olunmasın fermân eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
ferr ü dârât ile mücevvezesi üzre "Sa‘âdetlü pâdişâhın serdâr-ı mu‘azzamımsın", …
Andan paşa ünvânıyla kerr ü ferr ü dârât ile mücevvezesi üzre "Sa‘âdetlü pâdişâhın serdâr-ı mu‘azzamımsın", deyü ihsân eylediği zî-kıymet mücevher sorguç-ı şâhîyi mücevvezesi üzre kec kılup yemîn ü yesârında mücevher matara ile mataracı ve mücevher tüfengleriyle tüfengciler ubûr edüp paşanın akîbince silâhdâr ve çukadâr kırmızı keçe zerdûz üsküf-i şâhîler ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247b ·
metinde göster ·
… kimdir. Altıncı, topçubaşıdır kim iki odada bin aded topçulara hâkimdir. Bunlar
kerr ü
ferr ü dârâtları müte‘azzım Âsitâne ağalarıdır kim her Cum‘a alây ile paşa dîvâ …
İkinci hâkimi örfî, yukaru kal‘ada dergâh-ı âlî yeniçerilerinin haseki ağalarından bir müte‘azzım yeniçeri ağasıdır. Zamânımızda Deli Abdî Ağa nâm bir ağa-yı hümâm idi kim altı odada üç bin yeniçeriye hâkim idi. Üçüncü hâkim ağa, başçavuşdur. Dördüncü yeniçeri efendisidir, beşinci cebecibaşıdır kim üç odada bin aded cebeciye hâkimdir. Altıncı, topçubaşıdır kim iki odada bin aded topçulara hâkimdir. Bunlar kerr ü ferr ü dârâtları müte‘azzım Âsitâne ağalarıdır kim her Cum‘a alây ile paşa dîvânına gelirler. Yedinci hâkim, paşa kethudâsıdır, sekizinci paşa müsellimidir, dokuzuncu paşanın şehir subaşısıdır. Onuncu pâdişâhın mâl defterdârı Şânî Efendi'dir kim hâssı 64.870 akçedir. Yüz elli aded tevâbi‘iyle yedi yüz kalemden mâl-ı pâdişâhî tahsîl edüp yetmiş aded kılâ‘ kullarına ve sâ’ir erbâb-ı vezâ’ife vazîfe-i mu‘ayyenelerin verüp üst haftanıyla paşa dîvânına gelmeğe me’mûrdur. On birinci zâbit, çavuşlar kethudâsıdır. On ikinci çavuşlar emînidir. On üçüncü çavuşlar kâtibidir. On dördüncü tîmâr defterdârıdır. On beşinci defter emînidir. On altıncı rûznâmecidir. On yedinci muhâsebecidir. On sekizinci mukâta‘acıdır. On dokuzuncu menkûfâtçıdır. Mezkûr dokuz aded dîvân halîfeleri taraf-ı pâdişâhîden ru’us-ı hümâyûn ile mutasarrıf hâkimlerdir kim kânûn-ı Süleymân Hân üzre ze‘âmetleri hâssı 60.999 akçedir. Bunlar dahi paşa ile sefer eşmek kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b ·
metinde göster ·
… ve niçe gûne çâşt-ı mümessekler pûhte etmeğe başladılar. Beri tarafda hân dahi
kerr ü
ferr ü dârât u ihtişâmıyla ve cümle nöker-i çamapurıyla alây ederek kös ü nefîr …
Çünki mâh-ı mezbûrun düvâzde günü olup Dergezîn hânı bir gün mukaddem Dergezîn şehri hâricinde Şâh Hıyâbânı kurbâğı kurâsında niçe yüz çetr-i mülemma‘ların ve serâperde ve nâmûsiyye ve otak-ı zer-tâkların kurup cemî‘i şehrin a‘yân [u] kibârları dahi hayme vü hargâh ve bâr-ı büngâhların nasb-ı hıyâm edüp Şâ‘ir Hayyâm-vâr herkes haymelerinde maksûd u merâmları üzre meks edüp ol fezâ-yı hâmûn-ı Dergezîn çetr-i gûnâ-gûnlar ile gûyâ lâlezâr oldu. Ve cümle şehrin aşbâzları dâmen-dermiyân edüp âşûralar ve niçe gûne çâşt-ı mümessekler pûhte etmeğe başladılar. Beri tarafda hân dahi kerr ü ferr ü dârât u ihtişâmıyla ve cümle nöker-i çamapurıyla alây ederek kös ü nefîr ve kerrenây u surnâ ve nakkârelerin çalarak gelüp serâperdesinde karâr etdikde cümle erbâb-ı kibâr-ı güzîn-i şehr-i Dergezîn hânın otağasına cümle Şî‘î vü Râfızî ve Sebbâb u Teberrâ‘î ü Tülüngî ve Cevellâkî vü Kalenderî ve Melâhide ve Havâricân cümle kat-ender-kat cem‘ olup serâperde-i hân içre çıt-a-çıt zânû-be-zânû olup oturdular ve Makteli'l-Hüseyin dinlemeğe sâmi‘înden oldular. Ba‘dehû meydân-ı muhabbete çârpâlı bir kürsî-i sadefkârî getirüp pencgâh kademe bir nerdübân kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312b ·
metinde göster ·
… up zemîn [ü] âsumân sadâ-yı top-ı kûpdan lerzenâk olup Paşa efendimiz dârât [u]
kerr ü
feriyle serâperdesinde meks edüp istikbâle çıkan kal‘a neferâtlarına bir kîse b …
Kal‘a-i Bender nümâyân oldukda el-azametullâh kal‘a-i Bender askeri cümle dokuz bin aded pür-silâh mükellef ü mükemmel asker Paşa'ya istikbâle çıkup alay-ı azîm ile gülbâng-ı Muhammedî çekerek kal‘a altına varıldıkda kal‘adan bir yaylım top [u] tüfengler atılup zemîn [ü] âsumân sadâ-yı top-ı kûpdan lerzenâk olup Paşa efendimiz dârât [u] kerr ü feriyle serâperdesinde meks edüp istikbâle çıkan kal‘a neferâtlarına bir kîse bahşîş ihsân edüp sahrâ-yı Bender'de asker cem‘ olmasıyçün üç gün tekâ‘üd ile cânib-i erba‘aya karavullar fermân olundu, zîrâ bu kal‘a-i Bender tâ kâfiristânın kat(?) ortasıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
ferr ve şân u şöhret ve şevketi sizde ve Âl-i Osmân askerinde yokdur" deyince h …
"Anın azamet-i dârâtı ve ünvânı ve kerr ü ferr ve şân u şöhret ve şevketi sizde ve Âl-i Osmân askerinde yokdur" deyince hemân bu pâ-der-havâ-gûy çelebi ağanın vücûdun sahîfe-i âlemden seyf-i müczem ile nâzikâne {Köpürlü vezîr} hak edüp andan hatt-ı şerîfe amel etmeğe sehel ârâm edüp andan ale't-ta‘cîl asker-i bî-pâyân ile ılgar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… gönderüp, anlardan gelen bir kâfiri Selîm Ağa'ya bedel rehin alıkoyup Selîm Ağa
kerr ü
ferriyle kal‘a-i şibenik'e gitdi.
Ertesi gün kal‘a-i şibenik'den bir kapudan beş kîse ve yigirmi pastav saya çuka ve üç bin Venedik altunu hedâyâlar getirüp, bizim şibenik kurbunda Ribniçse kal‘asından aldığımız şarik kâfiri ve bâğ beği kâfirin ve yedi re’s ma‘lûm kâfirleri bahâlarıyla taleb edüp yedisin de yetmiş bin guruşa halâs olup elçilerine teslîm olunup şibenik ceneraline paşa dahi hedâyâlarıyla Selîm Ağa'yı gönderüp, anlardan gelen bir kâfiri Selîm Ağa'ya bedel rehin alıkoyup Selîm Ağa kerr ü ferriyle kal‘a-i şibenik'e gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
… adar üsârâ ve mâl-ı ganâ’im kapudanlar ile gürûh gürûh Sadrıa‘zam otağı önünden
kerr ü
ferrimizle ubûr edüp cümle (---) aded esîr ve sağîr u kebîr ve cümle iki bin al …
Ertesi gün sene 1074 (---)(---) günü Sadrıa‘zam alay-ı azîm ile bizim meks eylediğimiz ormanistân önünden ubûr edüp bize karîb bir fezâda cemî‘i asâkir-i İslâm ile meks-i hıyâm etdiklerinde bizim asker dahi cümle atlanup cemî‘i esîrleri atlara ve arabalara bindirüp bir alay-ı azîm ile ve bu kadar üsârâ ve mâl-ı ganâ’im kapudanlar ile gürûh gürûh Sadrıa‘zam otağı önünden kerr ü ferrimizle ubûr edüp cümle (---) aded esîr ve sağîr u kebîr ve cümle iki bin altmış aded araba yükü mâl-ı ganâ’im ve cümle on bir bin (at) atlar ile ordu-yı İslâm içre ubûr ederken guzât-ı müslimîn içre bir sürûr u hubûr ve bir ganîmet-i vüfûr oldu kim cemî‘i guzât-ı muvahhidîn tâze cân bulup şâdımân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·
Derhâl Âsaf-ı dûrbîn-fikr askerin böyle inhizâm olduğun görüp ve firâr edenlerin niçe binin kırup hemân otağı önünde fi'l-hâl bir kerr ü ferli 22b muhteşemâne otak-ı nüh-tâk kurup ceng tablına turreler urup etrâfa karavullar koyup cümle guzâta dil-nüvâzlık ve dildârlıklar edüp cümle askere "Eyle olur" deyü tesellî-i hâtır edüp herkese mertebesine göre ihsân [u] in‘âmlar edüp mecrûh olanlara merhem-bahâlar ve cerrâhlar ta‘yîn edüp amel-mândelere belağan mâ-belağ tekâ‘üd nân-pâreleri ihsân edüp asâkir-i İslâma firâr etme nâmın unutdurup yerinde ber-karâr olup su içinde kalan atları ve âdemleri çıkarup şühedâları defn etdiler ve sudan çıkan mecrûhlara dahi bî-hisâb in‘âmlar etdiler, ammâ cümle küffâr dahi nehr-i Raba'nın karşusunda kat-ender-kat meks edüp top u tüfeng şâdımânı etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a–22b ·
metinde göster ·
… stolni-Belgrad altında Uyvar imdâdına giden Kanbur Mustafa Paşa ve Hüseyin Paşa
kerr ü
ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin asker ile Üstürgon altına vardık …
Sene 1073 târîhinde Uyvar gazâsına giderken bu kal‘a-i Üstürgon kaç kerre dest-i İslâma girdiği ve kaç kerre küffâr istîlâ etdiği bâlâda mufassaldır, ammâ şimdi mezkûr Patka gölünde toplar sadâsı istimâ‘ olunup andan acele ile bu kadar âdem susuz çatlayup gelinmesinin aslı meğer mukaddemâ Ustolni-Belgrad altında Uyvar imdâdına giden Kanbur Mustafa Paşa ve Hüseyin Paşa kerr ü ferr ü dâret [ü] azametleriyle seksen yedi bin asker ile Üstürgon altına vardıklarında ehl-i kal‘a bu askeri vezîr-i a‘zam zann edüp toplar sadâsı işidildiğinin aslı ol imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28a ·
metinde göster ·
… dahi yarın Budin'den kalkın" deyüp tercümân-ı bî-îmân ileri gitdikde elçi paşa
kerr ü
fer ile ahâlî-i Budin'e selâ[m] vererek kütür kütür mehterhânesin döğerek Üstü …
"İmdi sultânım, siz safâ geldiniz. Bizim elçimiz sultânımı bizim Komaran kal‘asında bir aydır bekler. Sa‘âdetle sizin Budin'e teşrîf buyurduğunuz elçi beğimize i‘lâm edelim. Hemân siz dahi yarın Budin'den kalkın" deyüp tercümân-ı bî-îmân ileri gitdikde elçi paşa kerr ü fer ile ahâlî-i Budin'e selâ[m] vererek kütür kütür mehterhânesin döğerek Üstü Açık Ilıca'ya vardıkda Budin'den bir yaylım toplar dahi endâht olup zemîn ü âsumân lerzenâk olup elçi paşa kendü askeriyle Budun'un iç kal‘asındaki paşa sarâyına varup Budim vezîri Gürcî Paşa'ya buluşup bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
Bu şehir hâricinde Sultân Şamhal Mahmûd Şâh Hân'a karşu gelüp ikisi de atlarından enüp birbirleriyle görüşüp öpüşüp yine semend-i küheylânlarına süvâr olup iki nefer şâh-ı düldül-süvârlar kerr ü ferr deverânlarıyla Şamhal Şâh'ın sarâyına varup ziyâfet-i azîmler tenâvül olunup kal‘adan top şâdımânları olup Hân'ın cümle tevâbi‘ [u] levâhıklarına konaklar verilüp herkes mihmânsarâylarımıza gidüp Hân ile Sultân Mahmûd bir yerde kalup müşâvereye başladılar. Ba‘dehu Hân dahi konağına gelüp "Üç gün oturakdır" deyü fermânlar olundukda hakîr şehr-i Tarhu'yu seyr [ü] temâşâya şürû‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
… gelüp mürted olmuş. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol Ahmad Mirza Taysı Şâh'ın yanına
kerr ü
ferr ü dârât ile gelüp bu hakîri görünce hemân seğirdüp hakîr ile öpüşüp görüşü …
Hikmet-i Hudâ Ahmad Mirzâ nâm bir âdemi Kırım'a gelüp üç yüz âdemiyle müselmân olup Kırım'da âşinâ olmuşduk. Mehemmed Geray Hân ma‘zûl olunca Ahmad Mirza Kırım'dan firâr edüp yine Kalmık Taysı Şâh'a gelüp mürted olmuş. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol Ahmad Mirza Taysı Şâh'ın yanına kerr ü ferr ü dârât ile gelüp bu hakîri görünce hemân seğirdüp hakîr ile öpüşüp görüşüp hakîri Taysı Şâh'a ta‘rîf edüp Mehemmed Geray Hân'ın musâhibi ve kazakdaşıdır dedi. Taysı Şâh hazz edüp ta‘rîf edüp Mehemmed Geray'ın Dağıstân'da kalması ahvâlin su’âl etdikde cümle vâkıf-ı esrâr olduğum üzre lisân-ı Noğayca hep [a]nlatdım. Ve Mehemmed Geray Hân'ın biti mektûbun ve Terek kal‘asında rehin olan Kabartay beğinin ağaç çetele ve tamgası alâmetin Taysı Şâh'a bir Kaya Sultân makremesiyle verdiğimde makremeyi çevire döndüre nakşına baka baka hayrân olup ol kadar hazz etdi kim elçinin hedâyâlarından ziyâde hazz edüp makremeyi başındaki kalpağı üzre koyup durdu. Hakîrle niçe bin kelimâtlar etdi ve dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… irinci hâkim Eski Mısır'da yedi kimesnedir. İbtidâ Mısır beğlerinden bir güzîde
kerr ü
ferr ve dârât sâhibi bir beğ üç yüz pür-silâh cündîsiyle beğlere meşrûta bir sa …
Evvelâ birinci hâkim Eski Mısır'da yedi kimesnedir. İbtidâ Mısır beğlerinden bir güzîde kerr ü ferr ve dârât sâhibi bir beğ üç yüz pür-silâh cündîsiyle beğlere meşrûta bir sarây-ı âlî vardır, anda sâkin olup hükm-i hükûmât edüp bir ay kâmil mehterhânesin çalup summât-ı Muhammedîsin bezl edüp bir aydan gayrı muhâfazacı beğ gelir, kânûn budur. Kankı beğ muhâfazası zamânında âyende vü revendeden ve şehir içinden bir şey’ nehb ü gâret ve serîka olunsa beğe iltizâmdır, elbette isbât olundukdan sonra beğe hükm ederler, bi-eyyi vechin kâne beğ hırsızları Q 210b ya bulur, ya garâme verüp mâl sâhibin mütesellî eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140b ·
metinde göster ·
Paşa hazretleri iki cânibine deryâ-misâl âdemlere selâm vererek
kerr ü
ferr-i şevket ile kâmil üç sâ‘atde Bulak şehrine bu alay-ı azîm ile dâhil olup …
Paşa hazretleri iki cânibine deryâ-misâl âdemlere selâm vererek kerr ü ferr-i şevket ile kâmil üç sâ‘atde Bulak şehrine bu alay-ı azîm ile dâhil olup Sebtiyye kasrında nüzûl edince el-azametullâh Nîl üzre âmâde olan bin, iki bin pâre gemiden bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atılup tâ Kademü'n-Nebî'ye varınca Nîl üzre mâl-â-mâl olan gemilerin top tüfengleri sadâsından Nîl âteş-i Nemrûd içinde kalır. Andan paşa Sebtiyye kasrında kapudan beğin ziyâfetin yiyüp beş kîse ve beş tavâşî ve beş Y 153a küheylân at hedâyâsın alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y152b–Y153a ·
metinde göster ·
ferrile Mısır mollâsına gönderüp yevm-i şekden haber alasın, deyü tenbîh etdile …
Bu alayın ibtidâ sebebi oldur kim (---)(---) asrında ramazân-ı şerîfin gurresi ne güne düşeceğinde şekk [ü] şübheye düşüp cemî‘i ulemâ ve a‘yân ve ümerâ-yı erbâb-ı dîvân âcizmânde kalırlar. Âhirü'l-emr muhtesib ağa hisâbıdır, deyü şa‘bânü'l-mu‘azzamın Q 219b yigirmi tokuzuncu gecesi muhtesib beği kerr ü ferrile Mısır mollâsına gönderüp yevm-i şekden haber alasın, deyü tenbîh etdiler. Muhtesib dahi alayile kadıaskerden şâfi‘ haber alup pâdişâha müjde edüp hâlâ ol zamândan berü Ramazânü'l-mubârekin gelmesine ta‘zîmen ve tevkîren şe‘âyir-i İslâm içün cemî‘i ibâdullâh şerî‘at kapusuna alay ile varup haber almak (---)(---) berü kânûn olmuşdur. Ve hâlâ eyle bir âyîn kalmışdır kim bu alay-ı şâdumân dahi diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y165a ·
metinde göster ·
… rkes vatanına gider. Ammâ muhtesib ağa hânesine alay ile vâsıl oldukda Y 176b
kerr ü
ferr [ü] şevketile sandal-nişîn olup cümle yedi bölük ağalarına kahve ve şerbet …
Bu üslûb üzre yine muhtesib alaya girüp âheste âheste sabâha yakın cümle alay ile hânesine varup nüzûl etdikde herkes esnâf şeyhlerin dahi alayları tarîk tarîk şakalar edüp bir hây hûy ile Mısır'ın için dolaşarak şeyhlerin hânelerine koyup herkes vatanına gider. Ammâ muhtesib ağa hânesine alay ile vâsıl oldukda Y 176b kerr ü ferr [ü] şevketile sandal-nişîn olup cümle yedi bölük ağalarına kahve ve şerbet ve buhûrdan sonra cümle askerî tâ’ifesine teşrîfâtda tahrîr olunduğu minvâl üzre iki Mısrî kîse hâliye bahşîşini verüp cümle asker Mısır'a giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y176a–Y176b ·
metinde göster ·
… rı semmûr hil‘atler ve perîşânî destârlar ile âmâde dururlar. Paşa dahi içerden
kerr ü
ferr ü dârâtile kırmızı semmûr kürk ve başında selîmî üzre iki otağa mücevher z …
Ve paşanın kethudâsı ve on iki üst hil‘at-ı nevbetci ağaları semmûr hil‘atler ve perîşânî destârlar ile âmâde dururlar. Paşa dahi içerden kerr ü ferr ü dârâtile kırmızı semmûr kürk ve başında selîmî üzre iki otağa mücevher zeyn edüp yemîn ü yesârında silihdâr ve çukadâr ile Kayıtbay dîvânhânesine çıkınca paşanın koltuğunun sağ cânibine kethudâ ve sol cânibine şehir havâlesi girüp silihdâr paşanın ardı sıra başında kırmızı keçe zerdûz üsküf lipâçesi şîb ve ayağında sarı Çerkezî ve sarı çiçekli katîfe şalvâr ve elinde mücevher bir şemşîr-i âteş-tâb ve çukadâr dahi böyle müzeyyen ikisi yan yana paşanın kafâsında kafâdârlık ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y180b ·
metinde göster ·
ferr ü azamet ile sarâya dâhil olunca iki yüz koyun kurbân olup du‘âcılar du‘â …
Andan paşa bu kerr ü ferr ü azamet ile sarâya dâhil olunca iki yüz koyun kurbân olup du‘âcılar du‘â edüp paşa Fâtiha tilâvet ederek binek taşında esb-i sabâ-sür’atinden enince cümle çavuşân alkışlayup paşa nüzûl etdüği yerde fâtih-i Mısır Selîm Hân'ın ibtidâ oturduğu makâm vardır, anda paşa teberrüken ve teyemmünen sehel oturup andan bismillâh ile yigirmi beş kademe taş nerdübândan yukaru Sultân Kayıtbay dîvânhânesine çıkup sağ tarafında paşa kethudâsı ve sol tarafında çavuşlar kethudâsı koltuğuna girüp Sultân Kayıtbay seccâdesinde cülûs edüp cümle çavuşân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y189b ·
metinde göster ·
… lerinden me’mûr olmaz, ancak paşa ağalarından bir vaka‘ [u] vakâr sâhibi ve bir
kerr ü
ferr u dârât ve katâr sâhibini paşa serdâr edüp Tatar ve deli ve gönüllü ve müt …
Evvelâ büyük hazîne şâm-ı şerîfe varup vâsıl olduğu müjdesi hazîne beği ve ocak ağaları mektûbları neccâblarla gelüp paşa mesrûr [u] dilşâd olup mâh-ı şa‘bânın gurresinde ceb harclığı hazînesi bağlanmağa başlar. Bunda Mısır beğlerinden me’mûr olmaz, ancak paşa ağalarından bir vaka‘ [u] vakâr sâhibi ve bir kerr ü ferr u dârât ve katâr sâhibini paşa serdâr edüp Tatar ve deli ve gönüllü ve müteferrika ve gayrı ocaklardan pür-silâh mu‘temed yiğitlere ihsân [u] in‘âm edüp üç yüz âdem paşalıdan ve üç yüz âdem dahi Mısır'ın yedi ocağından atına silâhına kâdir salt yiğitleri birer akçe terakkî ile yazarlar. Zîrâ bunlar ılgar ile gidüp büyük hazîneyi ubûr edüp on beş Y 196a yigirmi gün evvel der-i devlete varsalar gerekdir. Iyd-ı şerîfde pâdişâha ceb harclığıdır, darbhânede mahsûs onu bir dirhem gelmek üzre kesilir, ortası halkalı sîm-i hâlisden kesilir. Bu hazîneye mahsûb değildir, paşanın kendi kîsesindendir, cümle (---) kîse-i Mısrîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y195b–Y196a ·
metinde göster ·
ferr ile gelince arûs dal hançer olup dâmâdın sakalına yapışup altına alup boğa …
Dâmâd dahi evinden kerr ü ferr ile gelince arûs dal hançer olup dâmâdın sakalına yapışup altına alup boğazlamak sadedinde iken mâbeyne muslıhîn girüp Y 244b arûsu bir eve yâhûd bir bâğa veyâhûd birkaç câriyeye veyâhûd birkaç kîse mâla elhâsıl dâmâdın isti‘dâdına göre ol mahalde huzzâr-ı meclis mâbeyninde bu kadar eşyâya arûsu sulh edüp hâzırûn cümle şâhid olup Fâtiha tilâvet olunca hemân dâmâd arûsu bu kadar âdemlerin mâbeyninden kapup bir odaya yâhûd bir haymeye veyâhûd bir köşede derhâl dâmâd kızı Fir‘avn tâciyle alt edüp bir a‘lâ salık çeküp Fir‘avn'ın tâcı ve tahtın târumâr edüp kızın bekâretin izâle eder. Derhâl kız kanın akıdarak yarakdan kurtulmuş gibi soluyarak babasına ve anasına ve bu kadar kavme kanın göstererek şikâyet-gûne kelimât eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244a–Y244b ·
metinde göster ·
… e Dimyât kâyimmakâmı bu mevlûda Dimyât a‘yân-ı eşrâfı ve askeri ile bu ziyârete
kerr ü
ferr ü dârât ile gelüp haymesinde meks edüp summât-ı azîm çeküp üç gün üç gece …
Bir rivâyetde lisân-ı Kıbtîde şatâ kumluğa derler, zîrâ Şeyh Şatâ kumluk içinde medfûndur kim cengde hür şehîd olup civâr-ı rahmete rûh-ı şerîfi urûc edüp na‘şın Esved ibn Mikdâd Dimyât'a getirdüp Dimyât'ın cânib-i şarkîsinde nîm sâ‘at ba‘îd buhayre-i Dimyât kenârında bir âsitâne-i âlî içinde bir kubbe-i pür-envârda münevver olup yatır. Mâh-ı Şa‘bân'ın on beşinde şehîd olduklarıyçün ol gün mevlûd-ı şerîfine mübâşeret edüp üç gün üç gecede Dimyât ve gayrı kurâ ve kasabâtlardan kırk elli bin âdem haymeleri ile gelüp meks edüp ziyâret ederler. Ve Dimyât kâyimmakâmı bu mevlûda Dimyât a‘yân-ı eşrâfı ve askeri ile bu ziyârete kerr ü ferr ü dârât ile gelüp haymesinde meks edüp summât-ı azîm çeküp üç gün üç gece ni‘meti mebzûl olup bir Mısrî kîse masrûf edüp paşasının muhâsebesine mahsûb olur, kânûn-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y349b ·
metinde göster ·
Ertesi gün İbrâhîm Paşa bir alay-ı azîm ile ve bir
kerr ü
ferr ve dârât [u] azamet ile Mısır'dan mu‘azzez ü mükerrem pâk askerile hurûc e …
Ertesi gün İbrâhîm Paşa bir alay-ı azîm ile ve bir kerr ü ferr ve dârât [u] azamet ile Mısır'dan mu‘azzez ü mükerrem pâk askerile hurûc edüp doğru Âdiliyye'de serâperdesinde meks edüp Mısır'ın alaya çıkan deryâ-misâl yedi bölük askerine on yedi kîse ihsân eyleyüp hayme ve hargâhlarında ve bâr [u] büngâhında kâmil yetmiş yedi gün tekâ‘üd edüp cümle ağavâtlarına zülbiyyât ve katr-ı nebât nefîs ta‘âm yedirerek ve firâvân ta‘[y]înât vererek ve niçe yüz atlar ihsân ederek zevk [u] safâ ile meks etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·