Bânî-i sâbi‘: Binâ-yı şehr-i Makdon hakkında cemî‘i müvverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre İslâmbol sûrunun ve Ayasofya binâsının keyfiyyet-i binâsı bu yüzden tafsîl [ü] beyân ederler kim yedinci 10b kerrede ta‘mîr [ü] termîm eden Ebü'l-beşer Hazret-i Âdem Safî aleyhi's-selâm vech-i arza hübût etdükden sonra beş bin elli iki sene mürûr etdükde Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir pâdişâh-ı zîşân zuhûr edüp cihâna ferr ü şevket salup cemî‘i memâlik-i Rûm'a ve bilâd-ı Frengistân ve Kızılelma'ya ve diyâr-ı Alman'a ve Karaman ve Yûnâniyan'a ve Bahr-i Rûm içre ve Ummân [u] Okyûnûs'da olan cümle cezâyirâta ve sâhil-i bahreynde olan bi'l-cümle memâlik-i mahrûse kılâ‘lara hükmü câri olup bi't-tamâm mülûk-i âfâk fermânına râm oldukdan sonra şehr-i Makdon'a gelüp gördü kim dedesi Yanko'nun binâ etdüği o şehr-i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve kehene ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinmek içün binâsına şürû‘ etdükde rû-yı arzda fermân-beri olan pâdişâhlara haber gönderüp her diyârın ilm-i hendesede üstâd-ı kâmil mi‘mâr ve ummâl ve bennâlarından on kerre yüz bin âdem cem‘ olup tâli‘-i imâreti seretân olsun deyü tenbîh edüp Edirnekapusu cânibinde bir rasad peydâ edüp bir mîl minâre üzre bir nâkûs ihdâs edüp âmâde idi. Sa‘d sâ‘at oldukda ol çanı çalup cemî‘i bennâlar ellerinde olan taş ve kireçleri zemîne bırağup esâs etmeğe muntazır dururlardı. Hikmet-i Hudâ bir leylek bir yılanı şikâr edüp ber-hevâ âşiyânına getirirken ol yılan leylek murgunun minkârından rehâ bulup hikmet-i Rabbânî mezkûr rasad çanının üzerine yılan düşünce çan çalınup cemî‘i ummâllar ellerinde olan hacerâtları ve cibs-i Horasânîleri zemîne bırağup tarfetü'l-ayn içre esâs-ı sûr bir zirâ‘-ı melikî zemînden âlî oldu. Cemî‘i müneccimîn ve kehhânîn
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a–10b ·
metinde göster ·
… isâbın Hudâ-yı Müte‘âl bilür. Zîrâ bu Kostantîn bâzergân ve ankâ idi. Tokuzuncu
kerrede
İslâmbol'u binâ ve itmâm eden Kostantîn'dir. Âhir Âl-i Osmân'a verüp tamâm eden …
"Koma gâzîler, hamd-i Hudâ fâtih-i Kostantıniyye oldunuz" deyü pür-silâh yetmiş seksen bin güzîde asker ile Kostantîn sarâyına varup kabz edecek mahalde sarâya niçe bin küffâr cem‘ olup ceng-i azîm ile sarây feth olup ol arbede esnâsında Kostantîn kıral katl olunup lâşesin sâ’ir emânlı îmânsız küffârlar Sulu Manastır'da lahd etdiler. Sarây-ı Kıral'da ol kadar mâl-ı hazâyin bulundu kim hisâbın Hudâ-yı Müte‘âl bilür. Zîrâ bu Kostantîn bâzergân ve ankâ idi. Tokuzuncu kerrede İslâmbol'u binâ ve itmâm eden Kostantîn'dir. Âhir Âl-i Osmân'a verüp tamâm eden yine Tekur Kostantîn'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 30a ·
metinde göster ·
… vet-i hatâdandır ve tehlikedir" deyü huzûr-ı pâdişâhîye gitmezdi. Âhir dördüncü
kerrede
Kapucular Kethudâsı İbrâhîm Ağa ile Hâsodabaşı gelüp,
"Umûm içre gitmek kuvvet-i hatâdandır ve tehlikedir" deyü huzûr-ı pâdişâhîye gitmezdi. Âhir dördüncü kerrede Kapucular Kethudâsı İbrâhîm Ağa ile Hâsodabaşı gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79b ·
metinde göster ·
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı Kırk Nisâ: Bu kırk hatun tokuz ay on günde rahm-ı mâderden kırkı bir
kerreden
müştakk olup rûy-ı arza kadem basup kırkı dahi kırkar sene mu‘ammere olup her b …
Menâkıb-ı Kırk Nisâ: Bu kırk hatun tokuz ay on günde rahm-ı mâderden kırkı bir kerreden müştakk olup rûy-ı arza kadem basup kırkı dahi kırkar sene mu‘ammere olup her biri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde merd kişi sözün ve nâ-merd yüzin görmeden kırkı dahi bikr-i nâ-şüküfte kırkar yaşında iken kırkı dahi bir ânda rûh teslim ederler. Garîb u acîb menâkıbları vardır, ammâ biz ihtisâr etdik. Hikmet-i Hûdâ bir batında bir müddetde kırk nisâ vücûda gele ve cümlesi kırkar sene mu‘ammere olup bir ânda merhûme olalar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 64b ·
metinde göster ·
… i şerîfine âmil olmayup evlerinde cuhûd gibi kedi beslemezler ve tüccârları bir
kerreden
gayrı ta‘âm yemez" derler ve,
"Sarây halkı hisset ve denâ’etlerinden Arapça hadîs-i şerîfine âmil olmayup evlerinde cuhûd gibi kedi beslemezler ve tüccârları bir kerreden gayrı ta‘âm yemez" derler ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… m Paşa "Bire gâzîler, kâfir alak bulak oldu. Bir hov dahi edelim" deyüp yedinci
kerrede
aç kurd koyuna girir gibi girüp tarfetü'l-ayn içre iki bin aded küffârı tu‘me-i …
Çelebi İbrâhîm Paşa "Bire gâzîler, kâfir alak bulak oldu. Bir hov dahi edelim" deyüp yedinci kerrede aç kurd koyuna girir gibi girüp tarfetü'l-ayn içre iki bin aded küffârı tu‘me-i şemşîr-i âteş-tâb edüp kefen der-ten tîğ ber-gerden oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103a ·
metinde göster ·
… î boruların çalarak sâf sâf olup ordu-yı İslâma yakın geldikde cümle küffâr bir
kerreden
at bırağup "Yajuj ve Yajuj" deyü yıldırım gibi şakıyup gelirlerken Cenâb-ı Kibr …
"İzâ erâdellâhu şey’en heyye’e esbâbehû" mazmûnu üzre kaçan kim Cenâb-ı Kibriyâ bir kulunun işini âsân etmek murâd edinse ibtidâ anın esbâbını halk eder. Çünkim Gâzî İbrâhîm Paşa yalnız başıyla altı bin aded yiğitleriyle germâ-germ beş sâ‘at-ı nücûmî otuz yedi bin kâfirle ceng-i azîmler edüp nîm sâ‘at yerde Âl-i Osmân askerinden bir imdâd gelmediğinden âhirü'l-emr münhezimen firâr edüp Tuna kenârına gelüp cümlemiz nehr-i Tuna'ya urup gark-ı âb olmağı irtikâb edüp hemân kendümüzü Tuna'ya uracak mahalde küffâr-ı hâksârın gerüden cümle küme askeri yedi koldan alayların dizüp haçlı bayrakların açarak erganon ve torompete ve luturyanî boruların çalarak sâf sâf olup ordu-yı İslâma yakın geldikde cümle küffâr bir kerreden at bırağup "Yajuj ve Yajuj" deyü yıldırım gibi şakıyup gelirlerken Cenâb-ı Kibriyâ'nın ihsânı olup Âl-i Osmân'ı mansûr u muzaffer etmek murâd edinüp esbâbını bu yüzden halk etdi kim mukaddemâ beri tarafa geçen Serdâr Ali Paşa'nın ve Gürcî Mehemmed Paşa'nın ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâların cümle katâr katırlarını zîller ve ardalaları ve çanları ve çınkıraklarıyla donadup cümle katârı çayıra çıkarmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
… başlar. Ammâ her top on beşer ve yigirmişer kerre ancak atılır, ba‘zısı üç dörd
kerreden
ziyâde atılmaz.
Ve ekseriyyâ kal‘aları Kanije gibi sazlık ve bataklık içinde ağaçdan kal‘alardır, lâkin her biri sedd-i İskender'dir, zîrâ bu diyâr küffârları İsfaç kralından pek havf 129a etdiklerinden kal‘aların metîn ü müstahkem ederler. Ammâ ekseriyyâ topları dişbudak ağacından ve karaağaçdan ve sarma ağacından fıçı gibi yapılmış toplardır kim cümle toplar beşer onar yerde demir çemberlidir. Her topları onar âdem kaldırır ve on topu bir arabaya koyup istediği yere götürüp anda demir çemberlerin geçirüp ağaçdan topları atmağa başlar. Ammâ her top on beşer ve yigirmişer kerre ancak atılır, ba‘zısı üç dörd kerreden ziyâde atılmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b–129a ·
metinde göster ·
… ndan ve tîrkeşlerin gürüldüsünden eflâk-i âsumân lerze-nâk olup cümle asker bir
kerreden
göz karardup tabur üzre at bırağup ellerindeki yayların çilelerinde olan hadeng …
Sonra imdâda gelen Âdil Mirza Noğaylarında yüz bin aded zor batır er cigitler ile iki bölük yerde zü'l-cenâheyn-vâr ellişer bin batırla talî‘a-i asker olup andan cümle Çerkes beğleri tüfeng-endâzları kazan tübi, ya‘nî dündâr kalup cânib-i erba‘aya birer sâ‘at ba‘îd karavullar ta‘yîn olunup cümle ot ağaları bir yere gelüp cümle ulemâ ve sulehâlar feth-i şerîfe müdâvemete meşgûl olup hemân asker-i deryâ-misâl âheste âheste tabur üzre yürüyüp tabura bir top menzili yer kaldıkda cümle asker-i İslâm el sadağa urup her kemânın çilesine ikişer ve üçer dâne tabur okları gezleyüp her okun demrenlerine birer ikişer kibrîtler bağlayup kibrîtlere âteşler edüp ale'l-umûm cümle guzât var kuvvetlerin bâzûya getirüp derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup zemîn ü âsumân at süheylinden ve Allâh Allâh sadâsından ve tîrkeşlerin gürüldüsünden eflâk-i âsumân lerze-nâk olup cümle asker bir kerreden göz karardup tabur üzre at bırağup ellerindeki yayların çilelerinde olan hadeng-i belâlara şast ber-kabza küşâd verüp niçe kerre yüz bin av okları ve niçe yüz bin çatal kurşumlar hevâdan tabur içine bârân-ı la‘net gibi yağınca cümle Tatar yan verüp alarkaya gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113b ·
metinde göster ·
… cümle Tatar mâbeynlerinde yemîn-billâh etdiler kim hemân ale'l-umûm küffâra bir
kerreden
dalkılıç olup,
"Tahkîk Tatar kırılmış, anıniçün bozulup kaçmış. Bire meded Tatar'ı kovalım, fursat bizimdir" deyü taburlarından alarka olmağa cür’et edüp üzerimize küffâr geldikçe Tatar alak bulak gerü gerü gitmede. Tâ ol mahalle vardılar kim küffâr-ı hâksâr taburlarından iki sâ‘at ba‘îd araba taburlarıyla sahrâya çıkdı. Bizim asker dahi bir yerde karâr ve birbirlerine kafâdâr asker-i bî-şümâr bir yere top olup durdular. Ve cümle Tatar mâbeynlerinde yemîn-billâh etdiler kim hemân ale'l-umûm küffâra bir kerreden dalkılıç olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a ·
metinde göster ·
… iğit şehîd oldu. Hanya'da bu cümle şühedâları gasl edüp cümlenin namâzların bir
kerreden
kılup eski şühedâlar cebbânesinde defn etdik. Rûhlarıyçün el-fâtiha.
Ol sademât-ı topdan Seydîzâde kolundan yigir[mi] nefer gâziyân-ı mücâhidân şehd-i şehâdet câmından nûş edüp çarkacımız askeri yan vermişdi. Hemân ale'l-akîb Kaplan Paşa-yı dilîr Todori kal‘ası tarafından imdâd-ı asker yetişdirdi. Ve Konakçı Alî Paşa dümdâr iken küçük kal‘anın Kapospata burnunda tabya kurup du‘â vü senâ ile toplara âteş edüp küffârı kırarken küffâr-ı dûzah-karârdan bir yaylım toplar dahi atılup Alî Paşa kolundan yigirmi nefer serbâzân-ı dilâverânlar şehîd oldular. Ammâ bizim Kaplan Paşa tarafından iki at ve dörd nefer ayağı demirli pâyzenler mürd olup iki yiğit şehîd oldu. Hanya'da bu cümle şühedâları gasl edüp cümlenin namâzların bir kerreden kılup eski şühedâlar cebbânesinde defn etdik. Rûhlarıyçün el-fâtiha.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283b ·
metinde göster ·
… nlara râst gelüp hakîrin firâr etdiği ve ba‘de-hicreti'n-nebevî sene 572 onuncu
kerrede
yukaru kal‘ayı binâ eden ve evsâf-ı iç kal‘a ve ibtidâ âl-i Osmân'da Mısır'a hâ …
(---) 27 kâğızda, sene 21 târîhinde diyâr-ı Mısır'a Kıbtî elinden Yûnâniyân-ı Rûm ve Freng-i bed-reng mâlik oldukları ve hikâye-i münâsib-i latîfe ve intihâ‘-ı hadd-i Mısır'ı bildirir. Ve Mısır cibâllerinin esmâları ve mukaffâ evsâf-ı şehr-i Mısır. Ve hakîr yukaru kal‘ada defîne bulanlara râst gelüp hakîrin firâr etdiği ve ba‘de-hicreti'n-nebevî sene 572 onuncu kerrede yukaru kal‘ayı binâ eden ve evsâf-ı iç kal‘a ve ibtidâ âl-i Osmân'da Mısır'a hâkim olan Hayre Mehemmed Paşa'yı bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y454a ·
metinde göster ·
… ara Monliyü'l-Esedî bir tavâşî ulu beğ idi, Şâm pâdişâhlarından korkup dördüncü
kerrede
Mısır'ın kal‘asın dahi büyük edüp zirâ‘-ı Hâşimî ile 1930 393.000 932(?) zirâ‘d …
Andan üçüncü def‘ada sene 566 Sultân Salâhaddîn Yûsuf yukaru iç kal‘ayı binâ etdi. Ba‘dehu sene 566 Bahâ’eddîn Kara Monliyü'l-Esedî bir tavâşî ulu beğ idi, Şâm pâdişâhlarından korkup dördüncü kerrede Mısır'ın kal‘asın dahi büyük edüp zirâ‘-ı Hâşimî ile 1930 393.000 932(?) zirâ‘dır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89a ·
metinde göster ·
… ta düşer, ya‘nî Nîl suyu kıpkırmızı balçıklı deryâ-misâl cereyân eder. Ammâ bir
kerreden
gelmez, te’ennî ile kâmil yetmiş günde gelir. Ba‘dehu Nîl Q 212a kesimi olur. …
Hikmet-i Hudâ âdetullâh bunun üstüne böyle cârîdir kim cemî‘i dünyâda sular mâh-ı Temmûz'da noksân üzre olur, ammâ bu Nîl-i mübârek Avusdos'un (---) günü Kıbtî hisâbı üzre anların sene başı şehr-i Tût derler, bed-âyîn günleridir kim zünnârların kuşanup nâra ihrâk olacak melât-ı mehmelât-ı çepelât-ı pohlât lipâçelerin geyüp nâr [u] nûra ihrâk olacaklarına şâdumân ederler. Hikmet-i Hudâ bu günlerde Nîl ol Temmûz günleri cûş [u] hurûşa gelüp Nîl'e nokta düşer, ya‘nî Nîl suyu kıpkırmızı balçıklı deryâ-misâl cereyân eder. Ammâ bir kerreden gelmez, te’ennî ile kâmil yetmiş günde gelir. Ba‘dehu Nîl Q 212a kesimi olur. Yetmiş gün mukaddem taşmasına nokta derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144b ·
metinde göster ·