… âteşde kaynarken bir çubuğu kazan içindeki şıraya berâber kesüp çubuğa üç aded
kertik
kertüp kaynaya kaynaya ol şıra ol çubuğun iki kertiği zâhir olup üçüncü kertik …
Esnâf-ı müsellesciyân: Dükkân 10, neferât 50. Mü’ellifi imâm Züfer'dir derler. Ammâ müselles oldur kim üzüm şırasın bir kazana koyup germâ-germ âteşde kaynarken bir çubuğu kazan içindeki şıraya berâber kesüp çubuğa üç aded kertik kertüp kaynaya kaynaya ol şıra ol çubuğun iki kertiği zâhir olup üçüncü kertik nümâyân olduğıyçün ana müselles derler. Zîrâ üçün ikisi mahv olup biri kaldıkda helâl [ü] zülâl müselles-i şer‘î olur. Öyle ise müselles dedikleri bekmezdir. Ammâ İslâmbol müsellesi oldur kim, yedi yıllık ve bir yıllık keskin şarâbı âteşde müselles gibi kaynadup nûş ederler. Bir filcân içen Arapça mertebesine varır. Müsellesciler dahi eylece alayda dükkânların şîşe ve kadehlerle zeyn edüp ubûr ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
… kertik kertüp kaynaya kaynaya ol şıra ol çubuğun iki kertiği zâhir olup üçüncü
kertik
nümâyân olduğıyçün ana müselles derler. Zîrâ üçün ikisi mahv olup biri kaldıkda …
Esnâf-ı müsellesciyân: Dükkân 10, neferât 50. Mü’ellifi imâm Züfer'dir derler. Ammâ müselles oldur kim üzüm şırasın bir kazana koyup germâ-germ âteşde kaynarken bir çubuğu kazan içindeki şıraya berâber kesüp çubuğa üç aded kertik kertüp kaynaya kaynaya ol şıra ol çubuğun iki kertiği zâhir olup üçüncü kertik nümâyân olduğıyçün ana müselles derler. Zîrâ üçün ikisi mahv olup biri kaldıkda helâl [ü] zülâl müselles-i şer‘î olur. Öyle ise müselles dedikleri bekmezdir. Ammâ İslâmbol müsellesi oldur kim, yedi yıllık ve bir yıllık keskin şarâbı âteşde müselles gibi kaynadup nûş ederler. Bir filcân içen Arapça mertebesine varır. Müsellesciler dahi eylece alayda dükkânların şîşe ve kadehlerle zeyn edüp ubûr ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
… ı kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp
kertikden
nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve ha …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
… eyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin
kertiklerine
bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü g …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
… n hakîre bir ardıç ağacı gibi kırmızı ağaç pâresi üzre kendi bıçağıyla bir gûne
kertikler
kertüp ve demir ile ağaç üzre kızgın münakkaş demiri ağaca basup bir gûne nakş …
"İnşâallâh biz de sana böyle çetele tamga veririz. Tâ Çîn ve Hıtâ ve Hoten ve Mâçîn ve Fağfûr vilâyetlerine varınca istersen gidüp seyâhat edesin. Bizim ol vilâyetlerde ve karanlık dünyâda ve dahi onda Yıldırak vilâyetinde akrabâlarımız vardır. Anda mu‘azzez [ü] mükerremsin" deyü ol ân hakîre bir ardıç ağacı gibi kırmızı ağaç pâresi üzre kendi bıçağıyla bir gûne kertikler kertüp ve demir ile ağaç üzre kızgın münakkaş demiri ağaca basup bir gûne nakş oldu kim rûy-ı zemîn nakkâşları eyle bir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn edemezler. Hemân hakîr çetele münakkaş ağacı öpüp başıma koyup bir destimâle sarup koynuma koyup yine kelimât-ı gûnâ-gûnlara başladık. Elçi beğe dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… kaddi çukur vardır. Ol çukur kayanın cânib-i garbîsinde on iki bürûca münkasım
kertik
nişâneler vardır. Her mâhın gurresi hilâli elbette bu merkezlerden nümâyân olup …
Ve bu secdegâh mahalde bir kaya içre, bir âdem kaddi çukur vardır. Ol çukur kayanın cânib-i garbîsinde on iki bürûca münkasım kertik nişâneler vardır. Her mâhın gurresi hilâli elbette bu merkezlerden nümâyân olup aslâ tahallüf etmez, aceb mu‘cizedir. Eğer hevâda kesâfet dahi olursa Mekke muvakkitleri vardır, ol çukur içine girüp nazar etdiklerinde elbette nümâyân mâhân ola düşer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
… mikyâs havuzu içre otuz arşın âlî bir amûd-ı müntehâ vardır, anda parmak parmak
kertikler
vardır, ana nazar edüp her sabâh birer hüccet yazup ibtidâ paşaya bir ihtiyâr g …
Ve Nîl-i mübârek ne mertebe taşdığı neden ma‘lûmdur denilirse Y 146b Ümmü'l-kıyâs şeyhi, mikyâs havuzu içre otuz arşın âlî bir amûd-ı müntehâ vardır, anda parmak parmak kertikler vardır, ana nazar edüp her sabâh birer hüccet yazup ibtidâ paşaya bir ihtiyâr gidüp paşanın tâ haremine girir, ana kapu baca yokdur, her ne mahalde olursa girüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146a–Y146b ·
metinde göster ·
… mışlardır, isteve'l-mâu ve'l-haşebe derler. Ya‘nî Ümmü'l-kıyâs havuzu içre olan
kertiklerin
amûdu üzre bir haşebe ya‘nî bir ağac tahta cisir vardır, Nîl ana berâber oldu, …
Kâmil seksen dörd gün Nîl'i böyle nidâ Y 147a eder. Tâ nihâyeti yigirmi iki arşın Nîl-i mübârek gelse isteve'l-mâu ve'l-haşebe deyü bir kavâ’id-i misâl-i nahviyyûn vardır, musannif bu misâli Mısır'da bu nâdîlerden almışlardır, isteve'l-mâu ve'l-haşebe derler. Ya‘nî Ümmü'l-kıyâs havuzu içre olan kertiklerin amûdu üzre bir haşebe ya‘nî bir ağac tahta cisir vardır, Nîl ana berâber oldu, demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146b–Y147a ·
metinde göster ·
… u haşebdir. Ve mezkûr amûdun şeş tarafı tâ yigirmi beş arşına çıkınca onar onar
kertik
kertik parmak hisâbıdır. Darb-ı meseldir kim "Bana Mısır'ın parmak hisâbın veri …
Ve bu havuzun tâ ortasında şeşhâne bir beyâz mermer amûd-ı müntehâ var. Kaddi kâmil yigirmi beş arşındır. Bu amûd bir cânibe meyl etmeyüp karârdâde olsun içün havuzun bir tarafından bir tarafına bir haşeb cisir komuşlardır, ol haşeb amûd üzre basmışdır ve amûd anınla kâyimdir. Musannıfînin isteve'l-mâu ve'l-haşebe dedüği bu haşebdir. Ve mezkûr amûdun şeş tarafı tâ yigirmi beş arşına çıkınca onar onar kertik kertik parmak hisâbıdır. Darb-ı meseldir kim "Bana Mısır'ın parmak hisâbın verirsin" derler. Buna münâsib şu‘arânın birisi bir ebyât etmişdir, beyit:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148b ·
metinde göster ·
… dir. Ve mezkûr amûdun şeş tarafı tâ yigirmi beş arşına çıkınca onar onar kertik
kertik
parmak hisâbıdır. Darb-ı meseldir kim "Bana Mısır'ın parmak hisâbın verirsin" d …
Ve bu havuzun tâ ortasında şeşhâne bir beyâz mermer amûd-ı müntehâ var. Kaddi kâmil yigirmi beş arşındır. Bu amûd bir cânibe meyl etmeyüp karârdâde olsun içün havuzun bir tarafından bir tarafına bir haşeb cisir komuşlardır, ol haşeb amûd üzre basmışdır ve amûd anınla kâyimdir. Musannıfînin isteve'l-mâu ve'l-haşebe dedüği bu haşebdir. Ve mezkûr amûdun şeş tarafı tâ yigirmi beş arşına çıkınca onar onar kertik kertik parmak hisâbıdır. Darb-ı meseldir kim "Bana Mısır'ın parmak hisâbın verirsin" derler. Buna münâsib şu‘arânın birisi bir ebyât etmişdir, beyit:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148b ·
metinde göster ·
Bu parmak hisâbından ma‘lûm olur rûz-merre gelen Nîl [(---)] zîrâ her
kertik
birer parmakdır, üstâd mühendis eyle inşâ etmişlerdir. Ve mezkûr kertikler sayı …
Bu parmak hisâbından ma‘lûm olur rûz-merre gelen Nîl [(---)] zîrâ her kertik birer parmakdır, üstâd mühendis eyle inşâ etmişlerdir. Ve mezkûr kertikler sayılmasıyçün havuzun iç yüzünde yine mermerden nerdübânlar vardır, tâ havuzun nihâyetine enince kâmil kırk sekiz kademedir, her sabâh Mikyâs şeyhi ol nerdübândan aşağı enüp ol gece ne kadar Nîl geldi ise mermer amûd kertiklerinden ma‘lûmdur. Ve şeyh-i Mikyâs bir ucu za‘ferânlı kâğıza Nîl-i mübârek kaç arşın olduğun yazup paşaya i‘lâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148b ·
metinde göster ·
… îrâ her kertik birer parmakdır, üstâd mühendis eyle inşâ etmişlerdir. Ve mezkûr
kertikler
sayılmasıyçün havuzun iç yüzünde yine mermerden nerdübânlar vardır, tâ havuzun …
Bu parmak hisâbından ma‘lûm olur rûz-merre gelen Nîl [(---)] zîrâ her kertik birer parmakdır, üstâd mühendis eyle inşâ etmişlerdir. Ve mezkûr kertikler sayılmasıyçün havuzun iç yüzünde yine mermerden nerdübânlar vardır, tâ havuzun nihâyetine enince kâmil kırk sekiz kademedir, her sabâh Mikyâs şeyhi ol nerdübândan aşağı enüp ol gece ne kadar Nîl geldi ise mermer amûd kertiklerinden ma‘lûmdur. Ve şeyh-i Mikyâs bir ucu za‘ferânlı kâğıza Nîl-i mübârek kaç arşın olduğun yazup paşaya i‘lâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148b ·
metinde göster ·
… kyâs şeyhi ol nerdübândan aşağı enüp ol gece ne kadar Nîl geldi ise mermer amûd
kertiklerinden
ma‘lûmdur. Ve şeyh-i Mikyâs bir ucu za‘ferânlı kâğıza Nîl-i mübârek kaç arşın o …
Bu parmak hisâbından ma‘lûm olur rûz-merre gelen Nîl [(---)] zîrâ her kertik birer parmakdır, üstâd mühendis eyle inşâ etmişlerdir. Ve mezkûr kertikler sayılmasıyçün havuzun iç yüzünde yine mermerden nerdübânlar vardır, tâ havuzun nihâyetine enince kâmil kırk sekiz kademedir, her sabâh Mikyâs şeyhi ol nerdübândan aşağı enüp ol gece ne kadar Nîl geldi ise mermer amûd kertiklerinden ma‘lûmdur. Ve şeyh-i Mikyâs bir ucu za‘ferânlı kâğıza Nîl-i mübârek kaç arşın olduğun yazup paşaya i‘lâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148b ·
metinde göster ·