… kde âşiyânı olan Belde-i Tayyibeyi dürr-i beyz-âsâ gördükde cihân cihân safâlar
kesb edüp
inşâ’allâh hidmetiniz mukâbelesinde ihsân-ı azîmeye mazhar olup inkırâzu'd-devr …
"Sultânım İslâmbol tokuz kerre amâr ve tokuz kerre harâb olmuşdur. Ammâ dest-i Âl-i Osmân'daki gibi ilâ-hâze'l-ân bir zamânda böyle harâb olmamışdır kim her ne cânibinden olursa dost [u] düşman der [ü] dîvârlarının münhedim olan yerlerinden arabalar ile girüp çıkılır. Ekâlîm-i seb‘a pâdişâhları mâbeyninde hasretü'l-mülûk bir İslâmbol ola ve pâ-yı taht-ı Âl-i Osmân ola, lâyık değildir kim sizin zamân-ı hükûmetinizde bu kal‘a böyle harâb [ü] yebâb ola. Ve bu kadar bin yıldan berü cümle der [ü] dîvârları siyâh-rû kala. Dîn-i mübîn gayretine ve Âl-i Osmân şevketine şunun ta‘mîr [ü] termîmine bezl-i himmet buyurun. Pâdişâh-ı zıll-ı İlâh inşâ’allâh Revân'dan mansûr [u] muzaffer geldükde âşiyânı olan Belde-i Tayyibeyi dürr-i beyz-âsâ gördükde cihân cihân safâlar kesb edüp inşâ’allâh hidmetiniz mukâbelesinde ihsân-ı azîmeye mazhar olup inkırâzu'd-devrân nâm-ı şerîfiniz hayr ile yâd olunur" dedükde cümle huzzâr-ı meclis taraf taraf ma‘kûl deyüp derhâl pederimiz bu niyyete El-Fâtiha deyüp seb‘ü'l-mesânî kırâ’at olundukda derhâl İslâmbol mollâsı ve Eyyûb ve Galata ve Üsküdar mollâlarının dördün dahi cem‘ edüp ve şehremînin ve dör[d] mi‘mârbaşı ve sekbânbaşı ve'l-hâsıl cemî‘i ser-i kârda olan iş erlerine fermân olunup İslâmbol'un cümle dörd bin yedi yüz mahallesinin imâmlarına tenbîh ü te’kîd olup ta‘mîr ü termîm-i kal‘a-i İslâmbol içün imdâd teklîf olunup deryâ-misâl bennâ ve ummâller ile niçe bin âdem cem‘ olup Sultân Murâd Hân Revân fethine revâne olup feth edüp gelince bir senede Koca Bayram Paşa İslâmbol'u ve Galata kal‘aların ve cemî‘i câmi‘-i selâtînleri ta‘mîr ü termîm edüp İslâmbol henüz bir tim iken beyâz bir dürr-i yetîm olup ahâlî-yi İslâmbol'dan kesâfet gidüp ferahnâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14b ·
metinde göster ·
… Anıniçün ba‘zı zamân bu morina balığı küçük iken gelüp Çekmece gölünde tarâvet
kesb edüp
kâhîce zâhir olur. Ve,
"İşte bürâder Tuna'yı avret gibi saçından sürüyüp getirdim" dedikde bi-emrillâh Tuna cûş [u] hurûşa gelüp avdet edüp Kırkkilisa şehri kurbünde Bunarhisâr ve Yenehisâr ve bu Çekmece göllerinde zâhir olur. Anıniçün ba‘zı zamân bu morina balığı küçük iken gelüp Çekmece gölünde tarâvet kesb edüp kâhîce zâhir olur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146b ·
metinde göster ·
… huzûrunda Mekke ve Uhud ve Bedr-i Huneyn gazâların kırâ’at etdikce Hazret ferah
kesb edüp
Suheyb'e ihsânlar edüp hakkında hadîs buyurdu:
Evsâf-ı meddâhân-ı sultân ve vüzerâ ve a‘yân: Neferât 80, bu tâ’ife tahtırevânlar üzre ellerinde çevgânları, bellerinde mecmû‘alar ile fesâhat [u] belâğat üzre kıssahânlık ederek ubûr ederler. Pîrleri Suheyb-i Rûmî'dir kim Hazret-i Risâlet'in meddâhıdır. Bunlar zamân-ı cehâletde Anternâme okurlardı. Hazret bunlara "Ammim Hazret-i Hamza-i bâ-safânın gazavâtın okusan ümmetimi cenge terğîb ederdin" buyurduklarında ibtidâ Hamzanâme'yi bunlar te’lîf etdiler. Ba‘dehu Ebü'l-me‘âlî {hicret-i nebeviyye'nin} sene 261 târîhinde âb-ı tâb verüp altmış cild etdi. Hâlâ mezkûr altmış cildi meddâhân-ı Rûm fihris edüp üç yüz altmış altı cild Hamzanâme olmuşdur. Ammâ Suheyb-i Rûmî, Hazret huzûrunda Mekke ve Uhud ve Bedr-i Huneyn gazâların kırâ’at etdikce Hazret ferah kesb edüp Suheyb'e ihsânlar edüp hakkında hadîs buyurdu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156b ·
metinde göster ·
… n bir aded odalardır. Cemî‘î erbâb-ı ma‘ârif garîbü'd-diyârlar sâkin olup kâr u
kesb edüp
kifâflanırlar. Başka bevvâbları ve odabaşıları vardır. Her bir odalar birer câm …
Evsâf-ı hân-ı mücerredân: Cümle on bir aded odalardır. Cemî‘î erbâb-ı ma‘ârif garîbü'd-diyârlar sâkin olup kâr u kesb edüp kifâflanırlar. Başka bevvâbları ve odabaşıları vardır. Her bir odalar birer câmi‘in evkâfı hayrâtlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı şehr-i Tesuy: Tebrîz hâkinde Merend sultânı hudûdında nehr-i Aras kenarında üç bin toprak örtülü hâneli ve yedi câmi‘li ve üç hammâmlı ve altı hânlı ve esvâk-ı muhtasarlı 297a kenddir. Hâkimi sultândır. Bin nökere mâlikdir. Münşî ve kelenteri ve darûgası ve kadısı vardır. Bâğ u bâğçesi dünyâyı dutmuşdur. Bunı dahi Murâd Hân harâb edüp henüz imâr olmadadır. Bu şehr şehr-i Merend'e on iki fersah karîbdir. Âb [u] hevâsı ve mahbûb u mahbûbesi memdûh-ı âlemdir. Gûnâ-gûn âbdâr meyve-i Tesuy'ı dahi meşhûr-ı âfâkdır. Bunun dahi halkı cümle Şi‘îlerdir. Kâr [u] kesbleri; bâğ u bâğçe ile kâr [u] kesb edüp kifâflanırlar. Andan cânib-i cenûba deşt [u] sahrâlar içre câh-ı mâlardan âb-ı hayâtlar nûş ederek ubûr etdik. Ekseriyyâ bu zemînin mâ-i cârîleri tahtu'l-‘arzdan cereyân eder. 12 fersah gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296b–297a ·
metinde göster ·
… e ceyb harcı ihsân edüp Erzurûm'da sâkin olup bu hakîr de ol takrîb ile âşnâlık
kesb edüp
niçe zamân hakîr ile hüsn-i ülfet ederdik.
deyüp Müveylih nâm bir kal‘aya düşüp anda bir kaç gün ikâmet bulup bir beddîyeye gömlek ile elinde bir nobut ile azm-i Mısır deyüp bir refîk dahi kendi tabî‘atine münâsib "Evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" fehvâsınca bir refîk-ı yâr-ı sâdık bulup iki kişi deşt-i hâmûn çölistân budur deyü kat‘-ı menâzil ederken bir gün bunlara üç Arab at bırağup "Işlâh yâ arsate Karamânî" deyüp arkalarında olan kamîsların almak ister. Seydî eydür "Rûh annî yâ arsa hayyâl" dedikde Arabın biri Seydî'ye sinân havâle edince hemân Seydî cüst ü çâpük ve çâlâklık edüp bir san‘at ile Arabın elindeki cıdası zerkinden rehâ bulup Arabın kellesine eyle bir nobut-ı kavvâsî urur kim Arabın kellesi Adana kabağı gibi hor olup tarfetü'l-ayn içre Arabın kısrağına Seydî süvâr olup Arabın cıdasıyla ol ân o bir iki Araba amân vermeyüp elindeki nîze ile iki Arabı dahi atlarından akdarup üçünün dahi kellele- 335a -rin bedenlerinden cüdâ edüp üç aded urbânın esbâbların Seydî ve refîki olan Seydî Alî giyüp at sâhibi ve silâh sâhibleri olup bir atı dahi yedeklerine alup yigirmi yedi gün Urbân ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kitâl ederek iki yiğit on bir re’s Arab küheylânı kısraklar ile Mısır'a geldiği hâlâ dâstân-ı dûstândır. Kaçan kim bu Seydî Paşa bu çöl-i çölistânda Urbânlar ile ceng [ü] cidâlin ve Bahr-i Kulzüm'de gark olup çekdiği âlâm-ı şedâ’idin ve Kasîre kal‘ası altında Abâbide Arabıyla cengin ve Elvâhât altında Za‘ğâ‘ Urbânıyla harb [u] kıtalin nakl etdükde âdemin aklı giderdi. Ba‘dehû Mısır'da (---)(---) hizmetinde olup Sultân İbrâhîm Hân'a Mısır cündîleri lâzım oldukda emr-i şerîf ile (---) Paşa on iki aded cündîler ile der-i devlete bu Seydî Paşa'yı İbrâhîm Hân'a gönderüp ibtidâ Harem-i hâsda seferliye, andan haftân altı ta‘bîr etdükleri mertebeye kadem basup andan nâm [u] şânıyla Hâsodaya girüp niçe kerre cirîdinin darbından ba‘zı cündîler hasm olup helâk oldular. Bir gün İbrâhîm Hân: "A Seydî! Benim musâhiblerime sakın cirid vurma" buyururlar. Seydî eydür: "Valaha pâdişâham! Onlar beni vururdur. Beni de onları hap vururdur. Cilîde horta yokıdır. Onlar beni baş vurursa, ben onları diş vurur" deyü Abazaca lehce-i mahsûsiyle kelimât etdiğinden İbrâhîm Hân bin altun ve bir semmûr hil‘at-i fâhire ihsân edüp masıtcıbaşı mertebesinde bıçaklı olur. Hikmet-i Hudâ bir gün Çemensofa nâm meydân-ı ma‘rekede cirît oynarken musâhib-i şehriyârîlerden bir kaçı cirîd hamlesi teklîfinde Seydî ile azğaşup Seydî dahi birin avlayup cirîd ile atından yıkup ol sâ‘at musâhib cân verir. Ana kafadâr olan, Seydî'ye atamadan cirîd urunca hemân Seydî ana dahi at yıkup dizgin aşrı bir cirîd-i haşeb-meşe-i pür-endîşe tarb ederse ol dahi atının tırnağına ser-nigûn [ve] ser ber-zemîn olup âbdestsiz secde edüp hele ânî çehresinde ansız meyyit-i müteharrik kaldırup Sarây-ı hâssa timarhânesine götürdüklerinde hemân Sultân İbrâhîm Hân gazab-âlûd olup "Tiz Seydî'yi dahi bu meydânda atından yıkup katl edin" deyü fermân edince huzzâr-ı meclisde olan musâhib-i munsıflar eydür "Pâdişâhım! Hâlâ Seydî at üzre, başı kaba gözleri kızarmış ve ejder-i heft-sere dönmüş, el gaddâreye urmuş ve uyluğunda on iki nîze-i Dahhak'dan nişân verir hıştları dizmiş. Şimdi bir ânî katl edin deyince anı bu mahalde atından bin âdem indiremez. Çok âdem helâk edüp huzûr-ı pâdişâhîde çok bednâmlık olur. Pâdişâhımdan ricâ ederiz, bir damla kanın afv edüp ba‘de zamân hakkından gelesiz" deyü ricâ ederler. Ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olmayup yine Sultân İbrâhîm Hân dibelik âteş-pâre olup "Benim huzûrumda musâhiblerim öldürdü. Ben anı sağ kor muyum? Husûsan tenbîh etmişim kim benim musâhiblerimi vurma demişim", "Pâdişâhım! Bu meydân-ı ma‘reke(d)e musâhib yüsâhib yeri değildir. Âr meydânı değildir, er meydânıdır. Bunda vuran, vurulan, ölen öldürülen birdir, kânûn-ı Âl-i Osmân budur ve bu cirîd cenginden bir şu’bedir" deyü niçe gûne hüsn-i ta‘bîr ve tevcîhler etdiklerince hünkâr musırr olup "Elbette katl edin" deyince beri tarafda Seydî'nin muhibb-i sâdıkları dilsiz işâreti edüp hemân Seydî at boynuna düşüp Çemensofa'dan firâr edüp Hâsâhûr kapusundan taşra çıkup andan Bâb-ı Hümâyûn'u çıkup şehr-i azîm İslâmbol içre güm-nâm olup bir köşede karâr edüp niçe musâhibler ricâ edüp bir kaç günden sonra Sarây-ı hâsdan Çâşnigîrbaşı pâyesiyle Sarây-ı hâsdan çıkmış oldu. Andan Budin'de Siyâvuş Paşa'ya gidüp Sametorna sancâğın ihsân edüp Kopan sancağı nevâhîlerinde ve Balatın gölü kenarında kal‘a-i Fok ve kal‘a-i Kemînvar ve kal‘a-i Ekrivar küffârının Zerrinoğlu ve Yeganoğlu küffârlarıyla şeb [u] rûz ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl edüp Orta Macar diyârına vâveylâ salup şebhûnlar ile dâr-ı diyârlar ve dârü'l-bevârların harâb u yebâb edüp güzîde Macar dilîrleri ve kapudanların esîr edüp kâfiristân Hıristiyânlarına mâtem salardı. Ba‘dehû Üstolni-Belgrad sancağına mutasarrıf olup tâ nehr-i Raba ve nehr-i Rayçe kenarlarına varınca çapgunlar salup mâl-ı ganâ’imler alup kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-yı Pirespirim ve kal‘a-i Çobaniçe ve kal‘a-i Ni‘met-i Uyvar ve kal‘a-i Senmartin ve kal‘a-i Yanık ve kal‘a-i Komran nevâhîlerden aslâ bir küffâr baş çıkarmağa kâdir olmayup Nemse Çasarı bir kaç kerre "Sulha muğâyir Seydî Paşa iş eder" deyü der-i devlete arz etdi. Âhir kâfirin Pirespirim kal‘asının kapudanıyla hasm olup Üstolni-Belgrad'ın ale'l-gafle yetmiş aded "Benim dîger 335b nist" diyen müşvârı belli çete ve söz sâhibi başı telli yiğit ile nısfu'l-leylde çatal atlar ile çıkup doğru kal‘a-i Pirestpirim kurbuna vardıkda altmış beş yiğidi bir hıyâbân içre pusuya koyup Seydî ile beş yiğit-i yekke-süvâr kal‘a-i Pirespirim kapusu şems-i âteş-tâb kulle-i felekden baş gösterdikde kal‘a kapusu, küşâde olunca kal‘a kapudanı kal‘a kapusunun iç yüzünde elinde asâsıyla niçe yüz kâfir karşusunda el kavşurup sabâh dîvânında hükm-i hükûmet ederken hemândem Seydî Paşa handak üzre cisrden at koparup kapudana bir hışt-ı pehlivânî ile urur kim terzi iğnesi atlâsdan güzer eder gibi kâfirin sîne-i pür-kînesinden geçüp sâ’ir küffârlar derûn-ı kal‘aya firâr edüp beş atlı kal‘a içre meymene ve meysere küffârları kırarak kapudanın başın Seydî kesüp ve on yedi kelle dahi kesüp bî-bâk ü bî-pervâ kal‘adan taşra çıkup giderken kal‘adan toplar atılup cümle küffâr atlanup üç yüz mikdârı küffâr Seydî Paşa'yı kovarak Seydî pusuyu geçince kemîngâhda olan altmış beş nefer gâzîler bir ağızdan "Allah Allah" deyüp üç yüz kâfire kılıç korken Seydî dahi gerü dönüp "Koma kurdum" deyü üç yüz kâfirden yüz ellisini dendân-ı tîğdan geçirüp ellisi firâr edüp yüz aded kâfirleri üç aded kapudanlarıyla kayd-bend esîr edüp mürdelerin âlât-ı silâhlarıyla ve küheylân katana Sene Martin atlarıyla ertesi ale's-sabâh kal‘a-i İstolni'ye dâhil olup ertesi Siyâvuş Paşa'dan bir semmûr hil‘at-i fâhire ve bir çeleng ve bir murassa‘ zeynli at ve üç kîse nakd-i murâd ihsân geldi. Günden güne Seydî Paşa serhadd-i Kanije'de ve Budin ve Egre'de iştihâr bulup nâmdâr oldu. Bu Pirespirim kapudanın ve bu kadar küffârı kırdığın Nemse Çasarı pâdişâha bildirüp gördüler kim sulha mugâyir Seydî işler ediyor. Ammâ ne çâre, âhir sene (---) târîhinde Revân tarafında kızılbaşın isyân [u] tuğyâna müte‘allık işleri şâyi‘ olup Sadrıa‘zam Sâlih Paşa, Defterdârzâde'ye eyâlet-i Erzurûm'u ve Seydî Ahmed Paşa'ya İspir-Tortum sancağın ihsân edüp Acem serhaddinde ne işlerlerse işlesinler deyü istimâletler verilüp sa‘âdetlü pâdişâh-ı Cem-azamet Sultân İbrâhîm Hân, Seydî Ahmed Paşa'nın defter-i cerâyimine nazar etmeyüp huzûrunda musâhiblerin katl etdüğünü afv edüp bir kîse altun ve bir otâk-ı nüh-tâk ve on katar-ı katır ve on katar şütür bariyle ihsân edüp tuğ ve tabl [u] alemlerin mücedded hazîneden cümle levâzımâtın ve yedi küheyl at bisâtlarıyla yedek atların ihsân edüp "Beni sevenler Seydî Paşa'ma ri‘âyet eylesiz" deyüp Seydî Paşa'ya hayr-du‘â edüp arkasın İbrâhîm Hân yepeleyüp "Yürü Allah işin onara, göreyim seni. Acem serhaddinde niçe gazâlar edersin" deyü Tortum sancâğına gönderüp Üsküdar'a çıkdıkda cümle vezîr ü vüzerâ ve a‘yân [u] kibâr-ı İslâmbol'dan ol kadar bisât u mal [u] menâl geldi kim Seydî Paşa bir vezîr dârâtı kadar azamet [u] dârâta mâlik olup mükemmel kapusuyla kat‘-ı menâzil Tortum sancâğına gidüp kal‘a-i Şuşik gazâsında ve Gönye ve Mikrilistân fütûhâtlarında cihân cihân görüşüp rûz-merre cemî‘î ahvâline vakıf-ı esrâr idim. Zîrâ Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz kendüyi gâyetü'l-gâye sevip Tortum sancağına göndermeyüp ekser evkâtda Seydî Paşa ile sohbet-i hâs edüp mâh-be-mâh birer kîse ceyb harcı ihsân edüp Erzurûm'da sâkin olup bu hakîr de ol takrîb ile âşnâlık kesb edüp niçe zamân hakîr ile hüsn-i ülfet ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334b–335b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne'de bu tahrîr olunan ziyâretlerin âsitâne-i süflîlerine rûmâlîde kılup her bir kibâr-ı evliyâullaha birer Yâsîn-i şerîf veyâ bir sûre-i Elhâkümü veyâhûd bir Fâtiha-i ümmü'l-kitâb ile rûh-ı şerîflerin yâd edüp her bir kibâr-ı kümmelîne bir âyet-i şerîfeyle âşinâlık kesb edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb eyledik. Rahmetullahi Te‘âlâ aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169a ·
metinde göster ·
… zre sefere gelirken bu Ahlad kal‘asında meks etdiğimizde bu dizdâr ile âşinâlık
kesb edüp
paşaya buluşdurup neferâtların yoklama etdirmemişdim. Hamd-i Hudâ ol eylik etdi …
Dizdâr bizi görüp, "Bire cânım Evliyâ Efendi, hoş geldin ve bire cânım Menteş Bölükbaşı safâ geldin" deyü bizlere ol kadar ta‘zîm ü tekrîm eyledi kim hadden efzûn, zîrâ Melek Ahmed Paşa ile Bitlis hânı üzre sefere gelirken bu Ahlad kal‘asında meks etdiğimizde bu dizdâr ile âşinâlık kesb edüp paşaya buluşdurup neferâtların yoklama etdirmemişdim. Hamd-i Hudâ ol eylik etdiğimizin semeresi zuhûr edüp hâne-i bî-minnetinde râhat edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14a ·
metinde göster ·
Vârid olup dîvân-ı pâdişâhî oldukda fetihnâme-i hümâyûn kırâ’at olunup cemî‘i asker-i İslâm ferah kesb edüp kal‘a-i Akkirmân top şâdumânları edüp kal‘a-i Akkirmân gûyâ murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup âteş-nişân olup fermân-ı pâdişâhî üzre yedi gün yedi gece top u tüfeng ve fişeng şâdumânlarından mâ‘adâ cümle şehr-i Akkirmân akmişe-i fâhireler ile ve niçe kerre yüz bin kanâdiller ile şehir çırâğân olup herkes köşe köşe cavk cavk gûnâ-gûn zevk u şevk edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhî ed‘iyesine müdâvemet ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b ·
metinde göster ·
… . Ve bu Betlen Gabor kal‘ası kavmi kal‘a sâhibi Erdel'e kral olduğundan safâlar
kesb edüp
belki gece ve gündüz bin pâre toplar atup kal‘a kapuların küşâde kılup asker-i …
Sultân Süleymân asrında Betlen Gabor binâ etmeğile Betlenvar derler. Henüz kral olan Apopi Mihal kralın mülk-i mevrûsudur ve Erdel krallarına tâbi‘dir, ammâ bu kal‘a vilâyet-i Saz Macarı hâkindedir, Erdel Macarı hükmü bu arada tamâm oldu. Ve bu Betlen Gabor kal‘ası kavmi kal‘a sâhibi Erdel'e kral olduğundan safâlar kesb edüp belki gece ve gündüz bin pâre toplar atup kal‘a kapuların küşâde kılup asker-i İslâm ile yağ u balı olup avreti ve oğlanlarıyla asker bir alma ve bir verme bâzâr etdiler kim ba‘zı yiğitler ol bâzârdan bîzâr-ı pür-zâr oldular. Ve kal‘a kapudanı ve nemeşleri ve birovları ve şagları ve dojları hedâyâlarıyla ordu-yı İslâmı ganîmet edüp mâl u cân ve başları ve evlâd [u] iyâlleri bile hidmet edüp ol gece kal‘ayı niçe bin meş‘al ve kanâdîl ve neft ve katrân ile çerâğânlar etmişlerdir kim şeb-i zulumâtîleri gûyâ rûz-ı rûşen oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16b ·
metinde göster ·
… ve Suda limanı gibi beş bin pâre gemi alır limanımız elimizdedir" deyü tefâhur
kesb edüp
,
"Yine sorgucumuz başımızdadır, ne gam Kandiye elimizden gitdi ise, Suda gibi kal‘a-i hısn-ı hasînimiz cezîre-i Girid'in tâ ortasında hâlâ elimizdedir ve Suda limanı gibi beş bin pâre gemi alır limanımız elimizdedir" deyü tefâhur kesb edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
Ve bu tavan üzre kurşum örtülü harpüşte kubbelidir. Ve yigirmi nefer mü’ezzinân-ı Hanefî bunda mü’ezzinlik ederler, bir hevâdâr kasr-ı âlîdir. Hakîr bir hatm-i şerîfi bu maksûrede itmâm edüp bahr-i tavîl-misâl bir du‘â-yı tavîl etdim ki niçe bin huccâc bu du‘â hırmeninde hâzır olup âmîn âmîn sadâsı evce peyveste {olup birden bine binden yüz bine varınca ihsân [u] in‘âmın görüp hukûkun kesb etdiğimiz velîni‘amlarımızın rûh-ı pür-fütûhların yâd etdik. Husûsâ hukûk-ı vâlideyn içün ve üstâdlarımız içün ve merhûm mağfûrun-leh Melek Ahmed Paşa efendimiz rûhiyçün ve Defterdârzâde Mehemmed Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Suhrâb Paşa ve Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa ve Kapudan Hasan Paşa ve Mevlevî Mehemmed Paşa ve Dervîş Mehemmed Paşa ve Siyâvuş Paşa ve Fazlı Paşa ve Serdâr Alî Paşa ve'l-hâsıl cümle vüzerâ ile âşinâlık kesb edüp gazâlarda bile hâzır olduğumuz efendilerimizin rûh-ı şerîflerin yâd edüp tilâvet etdiğimiz hatm-i şerîfin savâbı ile her birinin rûh-ı şerîflerin hissemend eyledik. Cümle huccâc âmîn dediklerinde sadâ-yı âmîn evce peyveste} olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y345b ·
metinde göster ·
… olup pâk ü müzeyyen mahbûb cüvânlar arz-ı cemâl edüp Q 223a berberbaşı ferah
kesb edüp
gulâmları ardından tabılların döğerek ubûr ederler.
Bu yedi nefer esnâf cümle (---) asker-i pür-silâh olup pâk ü müzeyyen mahbûb cüvânlar arz-ı cemâl edüp Q 223a berberbaşı ferah kesb edüp gulâmları ardından tabılların döğerek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y174b ·
metinde göster ·
Bu âsitâneyi cümle ehl-i züvvâr ziyâret edüp sehl bah bah ve tarâvet
kesb edüp
yine gemilere süvâr olup zevk [ü] safâ ile kâmil otuz mîl Nîl ile cereyân edere …
Bu âsitâneyi cümle ehl-i züvvâr ziyâret edüp sehl bah bah ve tarâvet kesb edüp yine gemilere süvâr olup zevk [ü] safâ ile kâmil otuz mîl Nîl ile cereyân ederek Garbiyye hâkinde sâhil-i Nîl'de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y280b ·
metinde göster ·
… -ı şerîfleriyçün birer Yâsîn veyâhûd birer Fâtiha-i şerîf tilâvet edüp âşinâlık
kesb edüp
rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik. Ba‘dehu Menûf kâşifi Mîrzâ Ağa'dan bir …
Bu sultânları cümle ziyâret edüp ervâh-ı şerîfleriyçün birer Yâsîn veyâhûd birer Fâtiha-i şerîf tilâvet edüp âşinâlık kesb edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdik. Ba‘dehu Menûf kâşifi Mîrzâ Ağa'dan bir at ve beş bin para hâliye hizmetimiz alup ve beş hayyâl refîkler ile Mahalle'den şimâl cânibine bir malaka ya‘nî üç bin adım gidüp Nîl tur‘ası kenârına gelüp gemi ile ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y296b ·
metinde göster ·