. Kul gulgule-i âm edüp ihtiyâr oldu deyü hal‘ edüp oğlu Sultân Mehemmed-i Sânî …
Evvelâ kal‘a-i İzmir, kal‘a-i Güvercinlik ve vilâyet-i Cânik, tekrâr Selânik ve kal‘a-i Yanya ve kal‘a-i Yenişehr, kal‘a-i Tırhala, kal‘a-i Semendire, kal‘a-i Novoborda. Ve Destipot oğlunu harâca kesdi. Kul gulgule-i âm edüp ihtiyâr oldu deyü hal‘ edüp oğlu Sultân Mehemmed-i Sânî on üç seneye bâliğ iken sene 847 târîhinde Ebü'l-feth tahta geçüp iki sene taht-nişîn pâdişâh olup "Bir tâze oğlandır, hılâfet hakkından gelemeyüp her tarafdan düşman baş kaldırdı" deyü kul guluv edüp yine Koca Murâd-ı Sânî'yi taht-nişîn pâdişâh edüp Ebü'l-feth'i Mağnîsa'ya gönderdiler. Sene (---) yine Murâd Hân pâdişâh olup yine kul guluv edüp "Pâdişâhımız koca oldu, bize bir tüvânâ pâdişâh-ı zî-şân gerekdir" deyü sene 855 târîhinde yine Ebü'l-feth Sultân Mehemmed mâh-ı Muharremin on altıncı günü ki yevm-i hamîsdir, müstakil pâdişâh-ı kâm-kâr oldu. Sinn-i şerîfleri yigirmi bir seneye bâliğ idiler ki Edirne'de taht-nişîn olduğuna târîhdir: Rahmeti Rabbih, sene 855. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 236a ·
metinde göster ·
… rûh yokdur ve nâ-tamâm düşdü cân yok, alay mı bozdu, kâfir mi akdardı, kelle mi
kesdi
, ya dünyâya hayy mı geldi. Bu ne şekil yiğitliğine doymayan beğdir. Ancak bir e …
Gördüm ki paşa haremden taşra çıkup elinde bir kutu kapağı içre mezkûr sıkıt vâkı‘ olup beğceğizin na‘şe-i pâkini cümle tevâbi‘ât u lavâhıkâtlara o ciğerpâre beğceğizi gösterince anlar da feryâd u figâna başladılar. Bu kerre paşaya Van mansıbının mübârek-bâdı gelen vüzerâ vü vükelâlar bu hâl-i pür-melâli görünce anlar dahi müteellim olup bükâ-âlûd oldular ve paşaya tesellî verdiler. Paşa dahi "Bak ağalar, ne cüvân yiğit olacak imiş. Bakın kaşlarına ve âhû gözlerine ve bakın kadd [u] kâmetine" deyüp feryâd ederek "Âh yiğitliğine doymayan beğ oğlum, âh at binüp kılıç kuşanmağa doymayan oğlum!" deyü hakîrin yanına gelüp kutu kapağı içre beğin vücûdun gösterdi. Anı gördüm bir kızıl ciğerpâre, gerçi kaşı gözü ma‘lûm ammâ dahi nâ-tamâm bir ciğerpâredir. Hemân hakîr eyitdim "Behey Sultânım! Ne şekil kaş ve göz sâhibi ve ne şekil kadd u kâmet sâhibi beğdir. Bunda rûh yokdur ve nâ-tamâm düşdü cân yok, alay mı bozdu, kâfir mi akdardı, kelle mi kesdi, ya dünyâya hayy mı geldi. Bu ne şekil yiğitliğine doymayan beğdir. Ancak bir et pâresidir. Tamâm yiğit olmağa dünyâya hayy gelse kırk yıl gerekdir. Bu hod henüz yedi aylık bir ciğerpâredir. Siz ise kırk sene mukaddem târîh ile sıkıt gelmiş bir kan pâresiyçün feryâd edersiz. El-hükmü lillah, hemân cenâbımız ile Kaya Sultân efendimiz sağ olsun" deyü paşaya tesellî-i hâtır verdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 184a ·
metinde göster ·
… âmet köyüdür. Paşa bunda serâperdesi önünde yedi aded harâmî Kürd'ün kellelerin
kesdi
. Andan yine cânib-i şarka (---) sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Kenzik: Bu dahi sâhil-i deryâdan ba‘îd Ercîş hâkinde iki yüz hâneli Müselman ve Ermenî sâkin, ma‘mûr ze‘âmet köyüdür. Paşa bunda serâperdesi önünde yedi aded harâmî Kürd'ün kellelerin kesdi. Andan yine cânib-i şarka (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b ·
metinde göster ·
… rın gösterdim. Hemân paşanın huddâmları "Bu otak sokakların kılıç ile bu Kürd'ü
kesdi
" deyü çadır tokmağı ve balta [ve] nacak üşürüp herîfi atıyla kaçırdılar. Bu ker …
Hakîr eyitdim "Bre nişlersiz?" deyü bunları men‘ etdim, "Ey lolo işte paşa!" deyü Yûsuf Kethudâ'nın çadırın gösterdim. Hemân paşanın huddâmları "Bu otak sokakların kılıç ile bu Kürd'ü kesdi" deyü çadır tokmağı ve balta [ve] nacak üşürüp herîfi atıyla kaçırdılar. Bu kerre herîf-i mezkûr benim gösterdiğim gibi Yûsuf Kethudâ'yı sahîh paşa sanup Yûsuf Kethudâ üzre berk-i hâtif gibi at bırağup otağı içine girüp kethudâya bir cıdâ eyle aşk etdi kim gûyâ hışt-ı İpşir Paşa'dır. Hemân fakîr Yûsuf Kethudâ cân havliyle yerinden pertâb edüp "Bre urun şu gidiyi!" deyince Kürd'ün cıdâsı Yûsuf Kethudâ'nın yasdığında zerk olmuş kalup hemân Kürd-i nâmdâr dal-tîğ olup üzerine gelenleri anı anda kimin şunda tekerleyüp pâreleyüp âhir mezkûr Kürd'e şu kadar yüz âdem birkaç zahm-ı mühlik irgirüp Kürd-i akûr kudurmuş kelb gibi köpek cengi ederken meğer ibtidâ bize Paşa'nın otağı yanına geldikde yigirmi aded güzîde serdengeçdi Yezîdî refîkleri serâperde-i Paşa kemîninde âmâde imişler, anlar dahi bu hâli görüp refîkinin halâsına yigirmisi de dal-mızrak {olup} "Ho!. Ho!." deyüp Yûsuf Kethudâ çergesiyle paşa otağı mâbeynindeki fezâda niçe bin âdem haymelerinden çıkup bir ceng-i âyî olmuşdur kim yigirmi âdem niçe yüz âdemi mecrûh edüp yedi âdemi hâke salup şehîd etdiler. Âhir-i kâr bu yigirmi Kürd şehbâzları fecc-i amîk deryâya düşer gibi asker deryâsı içre düşmüşlerdi. Evvel kethudâya hamle edenle yigirmi bir aded Ekrâd dilâverlerin topa tutulmuş maymuna döndürüp yetişdikleri yerde pâre pâre edüp mâlların ve atların guzât-ı müslimîn gâret edüp kellelerin serâperde önüne döküp cesedlerin Hüsrev Paşa Hânı cenbinde defn etdiler. Hudâ âlimdir kim bu kadar seyâhatde anlar gibi cengâver fetâlar ve dilâver ser verici serverler görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… r. Bu kûh-ı ibret-şükûh direksiz durduğundan "Kûh-ı Bî-sütûn" derler ve "Ferhâd
kesdi
" deyü isnâd ederler 309b ammâ galat fikr ederler. Ferhâd'ın kesdiği dağlar Am …
{Bu gârın içi gûyâ} bir sahrâdır. Üzerine ol kûh-i bülend sâyebân olmuşdur. Bu kûh-ı ibret-şükûh direksiz durduğundan "Kûh-ı Bî-sütûn" derler ve "Ferhâd kesdi" deyü isnâd ederler 309b ammâ galat fikr ederler. Ferhâd'ın kesdiği dağlar Amâlika kûhlarında Amasiyye kal‘asında kesdiği su yolları dağlarıdır kim hâlâ Ferhâd'un tîşe vü {pîşesi} yerleri zâhir ü bâhirdir. Ammâ bu kûh-ı Bî-sütûn makdûr-ı beşer değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309a–309b ·
metinde göster ·
Ammâ ertesi ale's-sabâh gördük kim kâfirin meterisleri üzre yetmiş yerde yetmiş aded gûnâ-gûn haçlı peykerler nümâyân olup her biri birer hatman u hotmana alâmetdir kim her hatman kolunda birer ikişer hurde şâhî toplar atılup cemî‘i küffâr bir ağızdan "Yajuj Yajuj" deyü çağırup aslâ tabıl çalmamışlar iken ertesi gün torompete ve dankiyo tulumların ve düdükleri ve nâkûs-ı erganonların çalup kara günlük râyihası cihânı mu‘attar edüp bildik ki {kâfirin} henüz imdâd-ı azîmleri gelüp topların atdıkça zerre kadar Özü kal‘asına zarar isâbet etmediğinden derûn-ı hisârda mahsûr olan guzât-ı muvahhidîn hamd edüp cümle paşalı sekbân [u] sarıca yiğitleri kırkar ve ellişer dirhem tüfengleri bir darbdan mazgal deliklerinden kotardıkça küffâr taşrada kurşumu yeyüp meterislerinden baş gösteremezlerdi, lâkin anların lağım hîlesinden havf edüp kal‘anın içinde dîvâr diplerinde lağım yerleri arayup kal‘a dîvârları üzre davullar koyup davullar üzre daru ve buğday döküp lağım hîlesi gözedirdik. Eğer küffâr kal‘a temelin kazup lağım ederse davullar üzre darılar kâfirin külüngi darbından sıçraşırlar. Hamd-i İlah eyle bir lağım hîlesi duyulmadı, ammâ gün be-gün kâfir kırıldıkça anlara nehr-i Özü ile imdâd ve zahîreleri gelmede, ammâ bize imdâd gelmeyüp zahîremiz tükenmede. Ve küffâr nehr-i Özü'den kal‘a içine giren su yolun bulup kesdi. Bi'z-zarûrî kuyulardan acı suları nûş {ederek} benî Âdem hayâtda olmağı ferâmûş edüp sekbân ve sarıcaların ve paşalıların atları acı su içmeden karın ağrısına uğrayup at sâhiblerinin başlarına cihân dâr-ı cahîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 58a ·
metinde göster ·
… up kellesin aldı, hamd-i Hudâ Memi Beğ'i halâs edüp Memo Beğ dahi kâfirin birin
kesdi
.
Hakîr dahi nâçâr, Arapça âyetin tilâvet ederek dahi ileri vardık. Memo Beği gördük, üç kâfir ortaya almışlar, kılıç üşürmüşler. Zırhından küffâr kılıçların kesdirmemişler. Hemân Fireng Beğ kâfirin birine bir hışt nice urduysa tepesi üzre kâfiri yıkup kellesin aldı, hamd-i Hudâ Memi Beğ'i halâs edüp Memo Beğ dahi kâfirin birin kesdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103a ·
metinde göster ·
"Gulâmımdır, bir baş kesdi, Sadrıa‘zamdan ihsân alsın" dedikde el-hâsıl cihânda yâr-ı sâdık ve muhibb-i râfik dost lâzım imiş. Niçe âdemler hakîri bilüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
"Âyâ bu at kardan ve çamurdan ökçeledi mi ki yâhûd ayağın buz mu
kesdi
ki?" deyü şek şübheye varmışken gulâmımın birinin dahi altındaki atı leng-pâ ol …
"Âyâ bu at kardan ve çamurdan ökçeledi mi ki yâhûd ayağın buz mu kesdi ki?" deyü şek şübheye varmışken gulâmımın birinin dahi altındaki atı leng-pâ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191b ·
metinde göster ·
… . Gâyet şecî‘ ü nâmdâr hân olup cemî‘i kralları âciz-mânde edüp cümlesin harâca
kesdi
ve mâl-ı hazîne cem‘ edüp askere verüp yiğit cem‘ ederek iki kerre yüz bin aded …
Ve vilâyet-i Kırım'da Eski Salâ şehrin ve Aşlama Bâğçesi'n ve Bâğçesarây'ı ve Eski Yurd'u binâ eden bu Bereket Hân'dır. Gâyet şecî‘ ü nâmdâr hân olup cemî‘i kralları âciz-mânde edüp cümlesin harâca kesdi ve mâl-ı hazîne cem‘ edüp askere verüp yiğit cem‘ ederek iki kerre yüz bin aded cengâver ve dilâver hünerver askere mâlik olup Heyhât sahrâsında iki kerre yüz bin otav yılkıya mâlik idi. Her otav ta‘bîri bin at ola ve altmış bin otav deve ve altı kerre yüz bin otav sığır olup sâ’ir devâbbâtlar Küçük Heyhât sahrâsında otlayup gezerlerdi kim hadd [ü] hasrların Cenâb-ı Bârî bilirdi. İlâ yevminâ hâzâ Heyhât sahrâsında olan caban hayvânâtları Bereket Hân'ın devâbbâtlarında[n] kalmışdır kim beyâbânî olmuşlardır. Allâhu Te‘âlâ Bereket Hân'a tâ bu mertebe berekât vermişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 198b ·
metinde göster ·
… in kurşumu Arabın birine isâbet edüp mel‘ûn düşüp mürd oldu. Rüstem gulâm başın
kesdi
. Ammâ öbür garîb Özbek ceng ederken başına nobut ile darb-ı şedîd eyleyüp şehîd …
"Bire vurun kahbeleri" deyü bir kurşum hakîr iki kurşum memlûklarım atup hamd-i Hudâ Rüstem'in kurşumu Arabın birine isâbet edüp mel‘ûn düşüp mürd oldu. Rüstem gulâm başın kesdi. Ammâ öbür garîb Özbek ceng ederken başına nobut ile darb-ı şedîd eyleyüp şehîd eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
ḳan-mı dökdi beli baş kesdi ḳan dökdi adam aḫtardı didiler mere bu oġlana ad ḳo …
pay püre big aydur mere benüm oġlum baş-mı kesdi ḳan-mı dökdi beli baş kesdi ḳan dökdi adam aḫtardı didiler mere bu oġlana ad ḳoyasınça var-mıdur didi beli sulṭanum artuḳdur didiler
pay püre big aydur mere benüm oġlum baş-mı kesdi ḳan-mı dökdi beli baş
kesdi
ḳan dökdi adam aḫtardı didiler mere bu oġlana ad ḳoyasınça var-mıdur didi beli …
pay püre big aydur mere benüm oġlum baş-mı kesdi ḳan-mı dökdi beli baş kesdi ḳan dökdi adam aḫtardı didiler mere bu oġlana ad ḳoyasınça var-mıdur didi beli sulṭanum artuḳdur didiler
… tmasun tenüŋi ḳılıç kesmesün didi depegöz oġuzdan çıḳdı bir yüce ṭaġa vardı yol
kesdi
adam aldı böyük ḥarāmi oldı üzerine bir ḳaç adam gönderdiler oḫ atdılar batmadı
oġul saŋa oḫ batmasun tenüŋi ḳılıç kesmesün didi depegöz oġuzdan çıḳdı bir yüce ṭaġa vardı yol kesdi adam aldı böyük ḥarāmi oldı üzerine bir ḳaç adam gönderdiler oḫ atdılar batmadı
… tartdı babasınuŋ üzerine at ṣaldı tarvandurmadı çignine ḳılıç indürdi geyimini
kesdi
omuzına dört parmaḳ deŋlü zaḫm urdı alça ḳanı şorladı ḳoynına indi uruz gine dö …
aŋsuzın elinden aldı ḳılıcı tartdı babasınuŋ üzerine at ṣaldı tarvandurmadı çignine ḳılıç indürdi geyimini kesdi omuzına dört parmaḳ deŋlü zaḫm urdı alça ḳanı şorladı ḳoynına indi uruz gine döndi
ṭaş oġuz bigleri bunı görüp hep atdan indiler ḳazanuŋ ayaġına düşdiler ṣuçların …
ḳara göne atdan indi aruzuŋ başm kesdi ṭaş oġuz bigleri bunı görüp hep atdan indiler ḳazanuŋ ayaġına düşdiler ṣuçların dilediler elin öpdiler ḳazan ṣuçların baġışladı beyregüŋ ḳanın ṭayısından aldı