… rı yanında kaldılar. Biz asker ile İznik'i geçüp bir mahall-i çemenzârda yemler
kesdirüp
ol mahalde âyende vü revendelerden haber alınup "Lefke'de binden mütecâviz âdem …
Bu Hasan Paşa firârından sonra Ak Alî Ağa Türkmân ağalığın zabt u rabt etmeden havf edüp Türkmân ağalığı mâbeynde kalup zümre-i sipâhdan Hanifi Halîfe ve Daşnık İmirza ağalar kadîmden erbâb-ı hizmet olup Bozulus ve Karaulus ve At keşân ve Üsküdar Türkmân ağalıklarına nâmzâd çıkup zorbalık tarîkiyle birer nân-pâreye nâ’il olalım deyü mîrîye niçe yüz kiseler geçmişken bunları dahi avk [u] te’hîr ederek bunlar dahi başları havfinden ve cânları acısından bir gicede İslâmbol'dan gâ’ib olup Üsküdar'a geçüp firâr etdiler. Beri tarafda Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı paşaya gelüp "Bunlar dahi âsî ve Celâlî ve Cemâlî'dir. Bre meded sultânım, bunlara amân vermeyüp katl edüp mâl [u] mâmeleklerin kabz edin. Yoksa İpşir Paşa'ya ve Hasan Ağa'ya varırlarsa iş muhtel ü müşevveş olur. Elbette katl edin" dediklerinde paşa-yı deryâ-dil eydür: "Mâlları ile bir alay ehl-i hizmet, bî-garaz müselmân ve ehl-i ırz [ü] bî-hırs âdemler! Hasan Ağa'dan ibret almadınız mı? Mîrîye yetmiş kîse vermişken mü’ebbed hizmetin elinden alup nâ-müstahakka verüp ol dahi zabt etmeğe havf edüp hizmet-i pâdişâhî meydânda kalup göz göre bir adamı Celâlî etdiniz. Şimdi bu Hanifi Halîfe'den ne istersiniz. Vallahi yakîn zamânda ben de sizin âteşinize yanarım, ammâ sizler yanup kebâb olursuz" dedi. Bunlar paşaya dilgîr olup gitdiklerinde der-akab Daşnık İmirzâ ve Hanifi Halîfe bu güft [u] gûyı istimâ‘ edüp ol ân "Üsküdar'dan altı yüz aded atlı ile Üsküdar'dan ılgâr ile Dil İskelesi'ne varup anda bir gicede Dil deryâsın ubûr edüp Haleb altına Celâlî Hasan Ağa ile İpşir Paşa yanına firâra karâr verüp gitmededir" deyü paşaya haber gelüp niçe gûne efvâh-ı nâsda güft [u] gûlar oldu. Ol sâ‘at bu ahvâl-i pür-melâl ocak ağalarına mün‘akis olup yine paşaya gelüp fakîr Hanîfî Halîfe ve Daşnık İmirza'nın katline fermân isteyüp paşa dahi bi'z-zarûrî telhîs edüp katllerine hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûn sâdır olup derhâl Bektâş Ağa'dan iki yüz cebe vü cevşene müstağrak küheyl atlı ve Yeniçeri ağası Kara Çavuş'dan üç yüz cebeli ve cevşenli cılfidan atlı ve Çelebi Kethüdâ'dan kâmil beş yüz cengâver dilâver, server, hünerver silâhına kâdir cirîd-endâz, "Benem diger nîst" diyen şehbâzlar ve bizim paşadan yedi yüz Abaza ve Çerkez ve Gürcî iş görmüş silâhşör ve cündî yarar nâmdârlar âmâde oldu. Ve silâhdâr ve sipâhiyândan 99b dahi beş yüz aded müsellah fetâlar cem‘ olup cümle-i cümele iki bin beş yüz salt küheylân atlı fârisü'l-hayl güzîde asker-i tîğ-zen gözü kanlı askere Melek Ahmed Paşa efendimizin çerâğı Abdullah Paşa beşyüz aded güzîde Ekrâd yiğitleriyle serdâr olup hakîrin dahi ol asrda zindeliğim muhill olmağıla sekiz kafadâr gulâmımla esb-i sabâ-sür‘atlerime süvâr olup paşadan me’zûn olup Abdullah Paşa ve cümle Melek Ahmed Paşalı ile bir gicede İslâmbol'da olan keştîlerin sandalları ve kayıkları ve mavunaları cümle üç bin askeri bir gicede İslâmbol'a geçirüp andan ılgar ile Gekbezî'ye, andan ibrâm-ı tâm ile bir günde Dil'i geçüp andan Derbend'i ubûr edüp anda ahâlî Hanifi Halîfe'yi su’âl edüp "İki gündür, bundan yedi yüz cirid atlılar ile gelüp ikişer günlük yemlerin akçeleriyle alup ve me’kûlât [ü] meşrûbâtların alup dağlarda yatmak üzre yola revâne oldular ve yollarda ulûfeye gelen sipâhîleri girü döndürüp asker cem‘ ederek gidiyorlar" deyü cevâb-ı nâ-sevâb etdiler, hikmet haberin Lokmân'dan aldılar. "Bre yakîn imiş dahi asker-i haşerât cem‘ etmeden irelim ve yetişelim" deyü Derbend'den ılgar ile kal‘a-i İznik'e varup anda ikişer gicelik yemler ve zâd-ı rahleler alup yine ılgar ile mütevekkilen-alallah deyüp giderken Bektâş Ağalıdan ve Yeniçeri Ağalıdan niçe yüz küheylân semiz atlar şiddet-i hârdan ve çapgın-ı ılgardan kalup niçe âdemler piyâde İznik'de kaldılar. Niçesi dağlarda atları yanında kaldılar. Biz asker ile İznik'i geçüp bir mahall-i çemenzârda yemler kesdirüp ol mahalde âyende vü revendelerden haber alınup "Lefke'de binden mütecâviz âdem olup yemler alup Söğüd kasabasına doğru revâne oluyorlar" dediklerinde, "Bre kalk a!", deyü alay çavuşları feryâd edüp yine ılgar ile Lefke kasabasın ubûr edüp yine haber aldık kim Lefke ile Söğüd mâbeyninde "Ahmed Beğ Çeşmesi nâm bir fezânın şarkî cânibinde bir pirinç çeltikliği başında kimi ormanda kimi çadırlarla hırmânda harbendeleriyle meks etmişler", deyü haber alınup derhâl cümle askeri serdârımız Kara Abdullah Paşa başına cem‘ edüp cümle iş erleriyle müşâvere edüp Vakt-i Şâfi‘îde basmak ma‘kûldur, deyü hatm-i kelâm ile Fâtiha tilâvet olunup nısfu'l-leylde kalkup âheste-reviş cümle asker kulağızla gitmede. Hakîr çarha askeriyle ileri ılgar edüp hakîkatü'l-hâl vakt-i Şâfi‘îden evvel ol mahall-i ma‘hûdeye ince karavulumuz varup yetmiş seksen kadar hayme ü hargâhlar ile ârâste bir hayli ordu görüp girü avdet edüp haber getirdiler. Biz dahi çarhacıyla ileri vardık ammâ göz gözi görmez bir mesâfe-i ba‘îdede ârâm edüp at diğnendirüp girüden asker gelmesine muntazır olup vakt-i Şâfi‘î dâhil olmasına müterakkib olup ba‘zı iğdiş atlı olanlarla hakîr ileri vardım ki iğdiş at aykır at gibi süheyl urup kişneyüp düşmeni âgâh etmez. Bu minvâl üzre ileri varup âlem-i ağyârdan bî-haberler, herkes birer dıraht-ı müntehânın zıll-ı himâyesinde nefîr-i hâb çalup Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın görüp kimi haymelerde hâb-ı nâzda, kimi hıyâbân içre hem-nâzda ammâ çoğu çengelistân içre kemîngâh edinmiş yatarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99a–99b ·
metinde göster ·
… oğdan diyârının Kalas dağlarından seksener zirâ‘ çam ve mişe ve pelid direkleri
kesdirüp
Silisre şehri önünde iki bin âdem ile ve niçe yüz neccâr-ı sâhib-fünûnlar ile t …
Der-sitâyiş-i ibret-nümâ-yı dalyan-ı mâhî-i nehr-i azîm Tuna: Bu Tuna'nın buzu sökülüp evvel bahâr oldukda Âsitâne tarafından bir emîn Tuna mâhîlerin yetmiş yedi yük akçe iltizâma alup sâhil-i Tuna'da şehr-i Silisre'de paşaya gelüp on kise dahi kalemiyye verüp yigirmi kise dahi masrûf edüp Tuna nehrinin mâhîlerin sayd etmeğe başlar. Evvelâ Boğdan diyârının Kalas dağlarından seksener zirâ‘ çam ve mişe ve pelid direkleri kesdirüp Silisre şehri önünde iki bin âdem ile ve niçe yüz neccâr-ı sâhib-fünûnlar ile tonbaz ve transa gemiler ile Tuna'nın tarafeyninden mezkûr direkleri Tuna içre kaka kaka tâ Tuna'nın ortasına gelüp kazıkların mâbeynin bir balık geçecek kadar küşâde ederler. Meselâ hemân Tuna içre kazıkları akçe tahtası şeklinde kakup gûyâ akçe dökecek kadar yer açık kalup cümle kazıklara yaban asmasın tâ Tuna dibinden örerek tâ Tuna yüzüne asma çiti gelüp zâhir olur. Ba‘dehû bir boğaz dahi alıkoyup ana bir kapu ederler. Ol dahi çitden örülmüşdür. Aşağıdan ve yukarudan gelen gemiler ubûr etmeğiçün mezkûr kapuyu açup kaparlar. Ve bu akçe tahtası gibi Tuna ortasındaki boğaz önine balık emîni gidüp içli ve dışlı müte‘addid hücre ve kâ‘a ve matbah ve kahvehâneleri Tuna üzre kazıklar ile binâ eder kim vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120b ·
metinde göster ·
… üp "Amâr ola benim Kara Âmid'im" deyü anda meştâ verüp üç ayda on bin kîse akça
kesdirüp
sikkesinde "Sultân Süleymân b. Selîm Hân azze nasruhû, duribe [fî] Kara Âmid" d …
Ba‘dehû Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân Bağdâd-ı behişt-âbâd fethine giderken bu Diyârbekr'ün âb [u] havâsından hazz edüp "Amâr ola benim Kara Âmid'im" deyü anda meştâ verüp üç ayda on bin kîse akça kesdirüp sikkesinde "Sultân Süleymân b. Selîm Hân azze nasruhû, duribe [fî] Kara Âmid" deyü. Hâlâ ol akçayı zemîne defn eden zemînî-mezheblerde Kara Âmid sikkesiyle meskûk sîm-i hâlis akça çokdur. Ba‘dehû bu vilâyet-i Diyârbekr'i Süleymân Hân tahrîr edüp vezâret ile eyâlet etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a ·
metinde göster ·
… zuhurda kal‘a-i Mardin altında müfîd ü muhtasar çadırlar ile meks edüp anda yem
kesdirüp
yine ılgâr edüp vakt-i Şâfi‘îde yüğrük atlı olup gelen kırk bin asker ile Saçlı …
Ammâ bu esrârdan bir ferd-i âferîde âgâh olmadılar. Hemân ol ân Gınâyî Efendi Bitlîs hânına muhabbetnâme ve istimâletnâmeler yazup nâme ile Erganeli Ahmed Ağa mektûblar ile Bitlîs hânı tarafına merkûm muslihîn âdemler ile cânib-i Bitlîs'e müteveccih oldukları sâ‘at tuğların hân üzre gitmeden avdet edüp gelince nefîr-i rıhletler çalınup paşa-yı müdebbir yetmiş bin asker ile Şatt'ı yine Diyârbekir cânibine geçüp "Ağırlık akabimce gelsin", deyü Kudde Mehemmed Kethudâ ile Receb Kethudâ'yı serdâr edüp kendüleri ol gice ılgâr edüp Zırzıvân Boğazı'n geçüp ertesi vakt-i zuhurda kal‘a-i Mardin altında müfîd ü muhtasar çadırlar ile meks edüp anda yem kesdirüp yine ılgâr edüp vakt-i Şâfi‘îde yüğrük atlı olup gelen kırk bin asker ile Saçlı dağın çevirdikde anı gördük, Diyârbekir altından gönderdiği Mehemmed Emîn Paşa meğer cebel-i 214b Saçlı'nın cânib-i erba‘asın muhâsara etmişler. Kûh-ı bî-amân içre sâkinân-ı bî-îmân Ekrâd-ı Yezîdiyânlar taraf taraf paşa-yı mûmâ’ileyh ile tara taba tak deyüp tarafeynden kurşumlaşmada idiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 214a–214b ·
metinde göster ·
… rle cânib-i cenûba yine çöl ile ol gün ılgâr edüp vakt-i gurûbda yine çölde yem
kesdirüp
yine çöl ü çölistân içre kurd lingi yortum ile gidüp vakt-i zuhurda vâdî-i,
Cümle hâzır olan sekiz bin askerle cânib-i cenûba yine çöl ile ol gün ılgâr edüp vakt-i gurûbda yine çölde yem kesdirüp yine çöl ü çölistân içre kurd lingi yortum ile gidüp vakt-i zuhurda vâdî-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 216b ·
metinde göster ·
… haber söylemediler. Hemân paşa-yı gazûb on dokuzunun dahi otak önünde başların
kesdirüp
çevgân top gibi kelleleri galtân oldu. Ve yevm-i mezbûrda Çalış çayırı nâm maha …
Paşa-yı müdebbir on dokuz aded dilleri dahi söyletmeğe murâd edindiğinden cümlesi "Nizânim, haber-i hâniyye" deyü asla bir haber söylemediler. Hemân paşa-yı gazûb on dokuzunun dahi otak önünde başların kesdirüp çevgân top gibi kelleleri galtân oldu. Ve yevm-i mezbûrda Çalış çayırı nâm mahalden göçüp deryâ-misâl asker ile Van deryâsı kenârıyla cânib-i cenûba 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 263b ·
metinde göster ·
… yâdan tarafa kârgîr binâ ile bir korkuluk sedd idem ve dağdan tarafa kûhkenlere
kesdirüp
şâhrâh-ı vâsi‘ idem deyü himmet etmişken Kızılbaş vilâyetimize âsân vech ile ge …
Hatta Cenâbî Ahmed Paşa nâm bir vezîr-i hümâm deryâdan tarafa kârgîr binâ ile bir korkuluk sedd idem ve dağdan tarafa kûhkenlere kesdirüp şâhrâh-ı vâsi‘ idem deyü himmet etmişken Kızılbaş vilâyetimize âsân vech ile gelmeğe yol olur, deyü mâni‘ olmuşlar. Lafzen eyle demişler ammâ ma‘nen Osmânlı'dan kendi diyârların halâs içün eyle demişler. Bu mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b ·
metinde göster ·
Ve bu âb-ı hayât kuyulardan mâ‘adâ niçe yerde seng-i hârâlardan kesme su sahrıçları var kim her biri birer buhayreye benzer. Cümle bârân-ı rahmetden cem‘ olup âb-ı rakîklerdir. Ba‘zı sâhibü'l-hayrâtlar kayaları kûh-kenlere Ferhâd-vâr kesdirüp matar-ı rahmete yollar edüp andan cereyân eden bârân-ı rahmet sahrınçlara cem‘ olup hîn-ı muhâsarada kuyulardan ve sahrınçlardan âb-ı hayâtları nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu ahâlî-i İmâdiyye'nin bir vech ile hîn-ı muhâsarada suya ihtiyâcları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… g-i hârâ zâhir olup ol seng-i siyâhı kûh-kenlere Ferhâdî tîşeler ile Ferhâd-vâr
kesdirüp
ve kayalar üzre âteşler yakup sarp sirkeler dökerek kayaları pâre pâre edüp çâr …
Ba‘dehû şâh-ı İrân-zemînden Kör Hudâbende Şâh "Nitekim bu hâk-i Irâk böyle tur‘a nehirleriyle âbâdândır. Osmânlı Bağdâd'ı destimizde koymaz." deyü bu Düceylân arkının ibtidâsı bu Tikrit kal‘ası dibinden doldurup mu‘attal eder. Ammâ hâlâ bu sene-i mübârekede Murtezâ Paşa 406b efendimiz kendü mâlından bin kise mâl sarf edüp kırk elli bin âdem ile (---)(---) nâm mahalden nehr-i Düceylân arkın açarken reh-i râst üzre bir seng-i hârâ zâhir olup ol seng-i siyâhı kûh-kenlere Ferhâdî tîşeler ile Ferhâd-vâr kesdirüp ve kayalar üzre âteşler yakup sarp sirkeler dökerek kayaları pâre pâre edüp çâr-nâ-çâr nehr-i Düceylân'ı cereyân etdirüp cezîre-i Tikrit'i ve hâk-i (---) reyy edüp üç yüz pâre kurâ-yı azîmler iskân etdirüp hâlâ bin aded atlı ile Düceylân ağası hükûmet edüp beher sene beşer yüz kise hâsıl olur nehr-i Düceylân âlî ağalıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406a–406b ·
metinde göster ·
… re ormanlığa girüp atlara yemler asup etrâfımıza karavullar koyup atlara yemler
kesdirüp
yine ol gece kalkup ılgar ile Karadeniz kenârıyla gidüp Hoca deresin atlar ile …
Ve bu mahalde Karadeniz'den tuz çıkup kal‘a neferâtının mevâcibleri memlahadan hâsıl olurdu. Anda cümlemiz bir dere içre ormanlığa girüp atlara yemler asup etrâfımıza karavullar koyup atlara yemler kesdirüp yine ol gece kalkup ılgar ile Karadeniz kenârıyla gidüp Hoca deresin atlar ile geçdik. Bu dere sol tarafda Durujunka vilâyetinden gelüp bu mahalde Karadeniz'e munsabb olur küçük sudur. Ol suyu geçüp Karadeniz kenârınca taraf-ı şimâle 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54a ·
metinde göster ·
… milerle geçüp ılgar ile berk-i hâtif gibi 61b gidüp Böremoyin nâm mahalde yem
kesdirüp
andan bir gecede menzil-i Otyarık nâm mahalle vakt-i şâfi‘îden evvel gelüp birk …
"Bire, bu feth-i meserreti dahi Paşa'ya yazup Evliyâ Çelebi'yle bildirelim, zîrâ hâlâ Paşa efendimiz 'Ayâ nice oldular' deyü ızdırâb çeküp habere muntazırlardır" deyüp tarfetü'l-ayn içre bu meserret dahi yazılup hakîre verüp elli aded çatal atlı refîkler verüp ân-ı vâhidde cânib-i cenûbda nehr-i Perezen'i hâzır u âmâde gemilerle geçüp ılgar ile berk-i hâtif gibi 61b gidüp Böremoyin nâm mahalde yem kesdirüp andan bir gecede menzil-i Otyarık nâm mahalle vakt-i şâfi‘îden evvel gelüp birkaç tüfengler atup olan otları yarık edüp alev ber-alev olup birkaç tüfeng dahi atup hele ân-ı vâhidde üç pâre firkate geldikde süvâr olup tarfetü'l-ayn içre sabâh namâzından sonra Melek Ahmed Paşa'nın destin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 61a–61b ·
metinde göster ·
… hatmanlara ve kralzâde mel‘ûna pâk esbâbları Pıravadi şehrinde münâsib münâsib
kesdirüp
cümlesin geydirmiş. Anı gördük.
Kaya Sultân anda varup kırk elli araba otlukları cümle bostâncılarına ve baltacılarına ve cümle Topçular şehri fukarâsına başların tuzlanmışlarının içine otluk doldurdup dağlar gibi kelleler yığılup niçe bin mızrakları sırıkçılardan ve Paşa hazînesinden çıkarup kellelerin niçe binin sırıklara dizmişler ve başları getirmeğe me’mûr olan Halîl Ağa cümle kapudanları ve hatmanlara ve kralzâde mel‘ûna pâk esbâbları Pıravadi şehrinde münâsib münâsib kesdirüp cümlesin geydirmiş. Anı gördük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64a ·
metinde göster ·
… m bu Virpolise nâm mahalde ol gece cümle guzât helâlleşüp cümle atlara yemlerin
kesdirüp
vakt-i şâfi‘î oldukda evvelâ Atlıbeğzâde ve Çoltaroğlu ve Tilki Bölükbaşı ve Gı …
Çün kim bu Virpolise nâm mahalde ol gece cümle guzât helâlleşüp cümle atlara yemlerin kesdirüp vakt-i şâfi‘î oldukda evvelâ Atlıbeğzâde ve Çoltaroğlu ve Tilki Bölükbaşı ve Gırbo Bölükbaşı ve Hasan Bölükbaşı Yenge Kırığı bölükbaşılar cümle bin sekiz yüz aded yiğitler piyâde pür-silâh karanlıkda ileri gitdiler ve ardları sıra iki bin güzîde salt cürd atlı yiğitler ile Bosna Alaybeğisi Gâzî İsmâ‘îl Beğ ve Hersek alaybeğisi bu atlılara serdâr olup âheste âheste gitmede. Ve serdârımız Yûsuf Kethüdâ dahi beş bin piyâde ve atlı yiğitler ile kilt-â-kit giderken sancak dibinde hakîr Feth-i şerîfe müdâvemet edüp giderken paşa efendimizin pusuya koduğu asâkir üstlerine uğrayup tenbîh ü te’kîdler edüp ileri ubûr etdik. Çün vakt-i Hanefî oldu. Ale't-ta‘cîl salât-ı fecri edâ edüp der-ân atlara süvâr olup du‘â ve senâyı atlar üzre edüp âheste-reviş giderken hemân ileride bir sadâ-yı Allâh Allâh ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden yayanlar har har soluyarak çıkageldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
ale's-sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'y …
Bu mahalde atlarımıza cümle yem kesdirüp ale's-sabâh Hudâ'ya sığınup potlar ve sallar ve tulumlarla tekrâr nehr-i Tise'yi yüz bin renc [ü] anâ ile ubûr edüp ancak iki âdem gark-ı âb şehîd olup on at gâ’ib oldu. Ol gün sırsıklam ordu-yı serdâra dâhil olup kral vermediklerin seraskere cümle ahvâli bir bir takrîr edüp Kaşa kapudanı mektûbun verüp kırâ’at olundu, ammâ çi fâ’ide. Arada bir kral edecek bir ağaçdan bir kefere-i pelîd-i anîd yok. Cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı şeytanet (?) bir yere cem‘ olup müşâvere edüp âhirü'l-emr bu Tise kenârından gerü dönmeğe azîmet olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… r kazıklar getirüp ve Belgrad'ın niçe bin demircilerine niçe bin demir kazıklar
kesdirüp
vezîrin ve niçe erbâb-ı dîvânın haymelerin demir kazıklarla kurdular.
Hemân Sadrıa‘zam içün cebehâne-i pâdişâhîden demir kazıklar getirüp ve Belgrad'ın niçe bin demircilerine niçe bin demir kazıklar kesdirüp vezîrin ve niçe erbâb-ı dîvânın haymelerin demir kazıklarla kurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138a ·
metinde göster ·
Tatarvârî kazanlar asup yorgun kalmış atlardan iki yüz kadar atları koyup zevk …
Bu kal‘a altında bî-bâk ü bî-pervâ atlara yem kesdirüp Tatarvârî kazanlar asup yorgun kalmış atlardan iki yüz kadar atları koyup zevk u safâlar edüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup nısfu'l-leyle dek bî-dermân yatdık, ammâ kan yutduk, zîrâ etrâfımızı kâfir almışdı kim cümle ihrâk olan kal‘aların küffârları hâne berdûş olup ayak üzre katana olmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
Bildik kim ordu-yı İslâm yakındır, ammâ bizim de atlarımızın yemleri ve bizim yeyeceklerimiz kalmayup ne çâre ol gün ol gece nehr-i Raba kenârınca gidüp nısfu'l-leylde atlara yem kesdirüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup yatdık. Vakt-i Şâfi‘îde âfitab(?) bir mızrak boyu çıkduğu mahalde anı gördük, dün gece kaçan kulağızımızı önümüzden(?) berü at boynuna düşmüş har har soluyarak gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
sehel istirâhat edüp tâ nısfu'l-leylde yine atlanup pür-silâh hâzır-bâş olup ma …
Menzil-i karye-i Sidirkin: Göle sancağı hâkinde ma‘mûr Eflak ve Macar re‘âyâsı köyü olup serbest ze‘âmetdir. Bu köyde Orta Macar katanası kâfiri havfinden damlar üzre mu‘temed karavullar koyup atlarımıza yem kesdirüp sehel istirâhat edüp tâ nısfu'l-leylde yine atlanup pür-silâh hâzır-bâş olup mahûf u muhâtara çölleri ve kâfir yatağı kâfirin pusu yerleri içre kâmil 8 sâ‘at giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82b ·
metinde göster ·
… ‘atde menzil-i Baydibi: Kavm-i Tatar bu mahalle Baytüpi derler. Anda atlara yem
kesdirüp
sabâha dek Kezkuyu nâm yeri geçüp bir yortuş yortduk kim arabalarımız gücile bi …
Menzil-i Kaygaç gölü, andan 5 sâ‘atde menzil-i Baydibi: Kavm-i Tatar bu mahalle Baytüpi derler. Anda atlara yem kesdirüp sabâha dek Kezkuyu nâm yeri geçüp bir yortuş yortduk kim arabalarımız gücile bize yetişirlerdi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a ·
metinde göster ·
Kopkuyu'yu ya‘nî çok kuyuları geçüp ve Çorga nâm mahalli geçüp bu mahalde nehr- …
Menzil-i Bahşili: Anda dahi atlara yem kesdirüp Kopkuyu'yu ya‘nî çok kuyuları geçüp ve Çorga nâm mahalli geçüp bu mahalde nehr-i Özü taşsa yoldan atlayup Deryâ-yı Siyâh'a karışır, Bahr-i Siyâh talattum etse nehr-i Özü'ye mahlût olur bir ince 200b yoldur. Bu ensiz yolu dahi geçüp ve Sarıkamış nâm mahalli dahi geçüp zîrâ Kalmık derdinden bu sahrâ-yı Heyhât'da aslâ duracak ve sığınacak bir cây-i menâs [yok] gâyet sür‘at ile seğirdüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200a–200b ·
metinde göster ·
andan yine kıbleye gidüp Üç Acılı Başı'nda Durujunka Kazağının bir kal‘ası var. …
Menzil-i Deligöl: Bunda atlara yem kesdirüp andan yine kıbleye gidüp Üç Acılı Başı'nda Durujunka Kazağının bir kal‘ası var. Top sadâları gelüp bu mahalli de tarfetü'l-ayn içre geçüp yine Karadeniz sâhilince cânib-i kıbleye gidüp Büke bulağı nâm mahalli dahi geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
andan artık Karadeniz kenârların sol tarafa bırağup 10 sâ‘atde Üç Dallık nâm ma …
Menzil-i Hoca Beğ: Bunda dahi atlara yemler kesdirüp andan artık Karadeniz kenârların sol tarafa bırağup 10 sâ‘atde Üç Dallık nâm mahalli acele ile geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… ten lillâh harc edüp bir konak yerden kayaları ve kûh-ı Bîsütûnları Ferhâd gibi
kesdirüp
bu şehir ahâlîsine su ziyâfet eylemişdir. Hakkâ ki hayrât-ı azîmdir.
Âb [u] hevâsı latîf olduğundan halkı tendürüstlerdir. Suyu hayrât-ı azîmdir kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kim Fâtih-i Bağdâd'dır, anın kapudan ve berberi Çelebi Hasan Paşa yüz bin guruş hasbeten lillâh harc edüp bir konak yerden kayaları ve kûh-ı Bîsütûnları Ferhâd gibi kesdirüp bu şehir ahâlîsine su ziyâfet eylemişdir. Hakkâ ki hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… olları cümle re‘âyâ vü berâyâlara ve çerâhorlara ferhâdî külüngler ile kayaları
kesdirüp
arabalar ve balyemez toplar çıkacak şâhrâhlar olup derûn-ı kal‘ada cümle (---) …
Ve kal‘aya enüp çıkacak yolları cümle re‘âyâ vü berâyâlara ve çerâhorlara ferhâdî külüngler ile kayaları kesdirüp arabalar ve balyemez toplar çıkacak şâhrâhlar olup derûn-ı kal‘ada cümle (---) aded balyemez toplar ve bilâ-hisâb cebehâneler ve âlât-ı silâhlar ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar koyup hakîr yollar tathîrine ve cebehâneler konmağa mübâşir idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334a ·
metinde göster ·
… arslan yatağı evce ser çekmiş yalçın cebel-i müntehâlar vardır. Bunda dahi yem
kesdirüp
,
Ve bu neyistân (---)(---) içre Bağdâd çölünden gelmiş arslan çokdur derler, ammâ görmedim. Hakîkatü'l-hâl Bağdâd bu mahalle çölden karîbdir (---)(---)(---)(---)(---) ve arslan gelse vechi vardır. Hakkâ ki arslan yatağı evce ser çekmiş yalçın cebel-i müntehâlar vardır. Bunda dahi yem kesdirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y263a ·
metinde göster ·
… vbet bekleyüp sene-i âtiyede huccâc ile hacc edüp avdet ederler. Bunda dahi yem
kesdirüp
sûr-ı Osmâniyânlar çalınup çöl ü çölistân ve berr [ü] beyâbân hurde taşlı sahrâ …
Ve yine bu kal‘a ihtiyârları haber verdiler kim Mısır huccâcı ubûr edeli on bir gündür, dediklerinde şâm huccâcı "Âh vâveylâ! Korkarız bu sene hacdan kalırız" deyü te’essüf çekdiler. Derhâl bu sûr-ı Haydar'dan atîk kal‘a neferâtların çıkarup yeni mustahfızânlar konuldu. Zîrâ her kal‘ada birer sene neferâtlar nevbet bekleyüp sene-i âtiyede huccâc ile hacc edüp avdet ederler. Bunda dahi yem kesdirüp sûr-ı Osmâniyânlar çalınup çöl ü çölistân ve berr [ü] beyâbân hurde taşlı sahrâlar içre gece gündüz gidüp 18 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268b ·
metinde göster ·
… undu. Anı ubûr edüp bir sâ‘at dahi gidüp bir kayalı boğazda beyne's-salâtda yem
kesdirüp
kalkındı ve çavuşlar nidâ edüp,
Bir kayalı çöl [ü] çölistân yerde âb-ı hayât sulu bir konakdır. Ammâ suyu az olmağın gavgâ olup bir yiğit şehîd olup anda defn olundu. Anı ubûr edüp bir sâ‘at dahi gidüp bir kayalı boğazda beyne's-salâtda yem kesdirüp kalkındı ve çavuşlar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y273b ·
metinde göster ·
… şîd'in ehli Zübeyde Hâtûn tâ iki konak yer Abbâs dağların Ferhâd-vâr kûhkenlere
kesdirüp
bu Arafât'a getirüp bir bürke binâ etmiş ve ziyâdesin tâ Ka‘be-i şerîf şehrine …
Andan ba‘zı huccâc cebel-i Arafât'ın dibinde havz-ı azîmler var kim her biri birer deryâdır. Sularını ibtidâ Hârûnü'r-Reşîd'in ehli Zübeyde Hâtûn tâ iki konak yer Abbâs dağların Ferhâd-vâr kûhkenlere kesdirüp bu Arafât'a getirüp bir bürke binâ etmiş ve ziyâdesin tâ Ka‘be-i şerîf şehrine götürmüş. Mürûr-ı eyyâm ile {harâb olup} sene 931 târîhinde Süleymân Hân yolların ta‘mîr ü termîm edüp üç bürke-i azîm binâ etmiş kim gûyâ bir buhayredir. Cümle huccâc şinâverlik edüp pâk ü pâkîze olup sâhibü'l-hayrâta hayır du‘âlar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319b ·
metinde göster ·
… ehzâde Selîm tâli‘ine bir altun ma‘deni zuhûr edüp yüz bin mümessek altun andan
kesdirüp
Q 174b sene 1026 P 172b sikkesinde "es-Sultân Bâyezîd ibn Mehemmed Hân azze …
Bâyezîd-i Velî safâsından Şehzâde Selîm'e mukarrernâmeler ile hil‘at-ı fâhireler gönderdi. Selîm Hân da Canha'yı taht edinüp on bin tüfeng-endâz yiğit asker dahi zamîme eyledi. Zîrâ Canha hâlâ Gümüşhâne dedikleri yerdir kim yedi yerde gümüş ma‘deni ırmak gibi akar. Hikmet-i Hudâ Şehzâde Selîm tâli‘ine bir altun ma‘deni zuhûr edüp yüz bin mümessek altun andan kesdirüp Q 174b sene 1026 P 172b sikkesinde "es-Sultân Bâyezîd ibn Mehemmed Hân azze nasruhu duribe Canha sene (---)" deyü yüz bin altunu babasına gönderüp Bâyezîd-i Velî safâsından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y41a ·
metinde göster ·
mâhtâbda ol gece sabâha dek gidüp yine bir sehl ormanlık kenârında istirâhat ed …
Bir âbinûş ormanlı bir cebel-i bâlâdır. Anda yem kesdirüp mâhtâbda ol gece sabâha dek gidüp yine bir sehl ormanlık kenârında istirâhat edüp atlara yemler asup andan azm-i şimâl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·