… emîni küçük defterdârlar olup yevmiyye birer kantâr gümüş ve onar kantâr mankır
kesilir
.
"Sultân Mehemmed Hân bin İbrâhîm Hân azze nasruhu duribe Kostantıniyye sene 1058" yazar. Cülûs mahalli olmasa emîni küçük defterdârlar olup yevmiyye birer kantâr gümüş ve onar kantâr mankır kesilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176b ·
metinde göster ·
… h-ı ekâlîmin sikkeleri geçmeyüp kendi sikkeleri râyicîdir. Yedi yerde sikkeleri
kesilir
. Evvelâ taht-ı kadîmleri "Duribe Erdebîl" ve "Duribe Hemedân" 302b ve "Duribe …
Hüsniyyât-ı sevüm oldur kim Kânûn-ı Şeyh Safî oldur kim cümle çârsû-yı şâhîlerinde bey‘ [u] şirâları bisitî ve Abbâsî ve altun ile bâzâr olunur. Sâ’ir pâdişâh-ı ekâlîmin sikkeleri geçmeyüp kendi sikkeleri râyicîdir. Yedi yerde sikkeleri kesilir. Evvelâ taht-ı kadîmleri "Duribe Erdebîl" ve "Duribe Hemedân" 302b ve "Duribe Bağdâd" ve "Duribe Isfahân" ve "Duribe Tiflis" ve "Duribe Nihâvend" ve "Duribe Tebrîz" deyü sikkelerinde "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah, Aliyyün veliyyullah" yazılır. Bir tarafında her şâhın ismi yazılır kim "Fe ağlân-ı Kelb Alî Şâh Abbas" deyü tahrîr olunur. Ammâ kazbîkîlerinde "Duribe Tiflis" ve "Duribe Tebrîz" yazup bir tarafı münakkaş senesi meskûkdur. Kazbikî mangıra derler. Cümle râyic olan bu sikkelerdir. Ve cemî‘î endâzeleri ucunda ve cemî‘î kilelerinde ve sâ’ir duhte olunan akmişe-i fâhirelerinde "Lâ ilâhe illallah" tahrîr olunmuşdur. Kezâlik derâhimleri terâzülerinde böyle ism-i Celâl terkîm olunmuşdur. Vay ol kesin hâline kim "Lâ ilâhe illallah" üzre bey‘ [u] şirâsında hilâf ide. Gözüne mil ve başına kızmış taş koyup ol âdemi alîl ederler. Ve cemî‘î esvâk-ı şâhîlerinin cümle dükkânçelerinde ve meydân-ı bâzârlarında sarı pirinçden sarı zencirli ve demir zencirli terâzüler maslûbdur. Aslâ âdem eli yapışmaz, dâ’imâ maslûb durur. Kaçan bir kimesne me’kûlât [ü] meşrûbât, nebâtât [ü] giyâhât makûlesinden bir şey murâd edince âlü'l-âl güzîde metâ‘ı keff-i mîzâna koyup mevzûn-ı kâmil oldukda metâ‘ sâhibine hakkın verir. Zîrâ akçesi pâkdir, metâ‘ın güzîdesin alır. Ve cümle güşt ü nân ve sebzevât ve cevv ve gendüm ve dakîk ve tavuk ve güvercin [ve] cevzî ve fındık ve bâzârda suhte olan cümle aşbâz ta‘âmları (---)(---)(---) ve'l-hâsıl cümle me’kûlât [ü] meşrûbât cümle narhı Şeyh Safî üzre terâzü ile bey‘ olunur. Buğday [ve] pirince ve sâ’ir hubûbâta aslâ kile yokdur. Cümle vezne ile bey‘ [u] şirâ olunur. Vây ol merdin hâline kim dirhemlerinde yazılan "Lâ ilâhe" üzre hılâf ide. Ödünü koltuğu altından çıkarırlar, kânûn-ı İrânî budur. Ammâ sâ’ir akmişe metâ‘ları zirâ‘-ı melikî ile füruht olunur. Sâ’ir devâbât ve üsârâ-yı zî-rûh kısmına dahi kânûn-ı Safî üzre bir bahâ takdîr etmişlerdir. Ana göre amel edüp ehl-i Kıble ve muhemmenleri vardır. Her bâr kânûn-ı şâhîleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a–302b ·
metinde göster ·
… desiyle imâr etmişdir. Bu sarây kurbunda şâh darbhânesidir kim Abbâsî ve bisitî
kesilir
kim hân sarâyının solundadır. Ve Yayla kapusundan taşra varoş-ı azîme Eskişehir …
Evvelâ cânib-i cenûba bâb-ı Tebrîz ve cânib-i şimâle Meydân kapusu ve Yayla kapusu derler, Çevgân Meydânı bu taraftadır ve garb tarafına Cisr kapusu, Acemle derveze-i pul derler, ya‘nî köprü kapusu demekdir. (---)(---)(---)(---) Cümle yedi yüz pâre Osmânlıdan kalmış sâğîr ve kebîr top-ı kûbleri var. Sâ’ir âlât [u] cebehânelerine hadd [u] hasîr yokdur. Zîrâ İrân-zemîn-i Azerbaycân'ın intihâ-yı serhaddidir kim güc ile sürhserân destine girmişdir. Cümle üç bin kal‘a neferâtı ve üç bin hân askeri ve yedi bin eyâleti askeri vardır. Birkaç kerre hânlar hânlığı olmuşdur. Kadı ve molla ve şeyh-i şerîfi ve kelenteri ve darûgası ve münşîsi ve yasavul ağası ve korucubaşısı ve eşik ağası ve dizçöken ağası ve yedi aded mihmândârları ve şâhbenderleri vardır. Cümle serhadd-i İrân-zemînin güzîdesidir. Derûn-ı şehr içre cümle iki bin altmış hâk-ı pâk ile mestûr hâne-i zîbâlardır. Cümleden Hân sarâyı ma‘mûr [u] âbâdandır kim Emîr Gûne Hân ziyâdesiyle imâr etmişdir. Bu sarây kurbunda şâh darbhânesidir kim Abbâsî ve bisitî kesilir kim hân sarâyının solundadır. Ve Yayla kapusundan taşra varoş-ı azîme Eskişehir derler. Hân ve câmi‘ ve çârsû-yı bâzârlı varoşdur. Ve cisr başında hân bâğı vardır ve cisr başında câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı şehri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 309b ·
metinde göster ·
… . İmdi yaman günin tedârikin yahşı görmek gerek. ‘Cüstün işi gâfil kişinin başı
kesilir
’ demişler. Ne dersin Evliyâ akam bu müşâvere bu danışıklıklar yahşılık değil mi …
Kayser-zemînin niçe yüz bin gûne mekri vesîleleri vardır. Ülke-i Osmânlı yağmacı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâra benzer. Bir gün görürsün kim Bitlîs hânı üzre Hakkarî ve Pinyanişî üzre derken bizim Rûmiyye ve Salmas ve Hoy ve Merend ve Kumla ve Tebrîz sahrâların nehb ü gâret edüp Tatar gibi şebhûnlar eder. İmdi yaman günin tedârikin yahşı görmek gerek. ‘Cüstün işi gâfil kişinin başı kesilir’ demişler. Ne dersin Evliyâ akam bu müşâvere bu danışıklıklar yahşılık değil midir?" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303a ·
metinde göster ·
… â dırahtlar vardır. Hattâ cemî‘i Tuna gemilerinin kerasteleri bu Ravna dağından
kesilir
kim Rûm ve Arab u Acem'de Ravna yaylası meşhûr-ı âfâkdır. Bu kûh-ı bülendi ubûr …
Andan kalkup Ravna yaylağın aşarken Cenâb-ı Kibriyâ'nın yed-i kudret ile halk etdiği eşcâr-ı müntehâları seyr etdiğimiz tahrîr eylesek Hudâ'ya ma‘lûmdur kim bir vech ile vasf olunmaz. Hattâ şundan ma‘lûm ola kim bir dıraht-ı serâmed-i azîmin ömr[ü] âhir olup sarsar-ı bâd-ı fenâ bu şecere-i tavîle rîh-i akîm gibi isâbet edüp cümle bîhleri ve haşebeleriyle ser ber-zemîn hâk-âlûd olup yatırdı. Hakîr atdan inüp piyâde reviş ile bu dıraht-ı bâlânın tûlu kâmil dörd yüz yetmiş adım idi ve bir sun‘-i Hudâ dıraht-ı müntehâ ber-karâr iken ol dırahtı on sekiz âdem gücile kucakladık. Tâ bu mertebe kadd-i bâlâ ve ibret-nümâ dırahtlar vardır. Hattâ cemî‘i Tuna gemilerinin kerasteleri bu Ravna dağından kesilir kim Rûm ve Arab u Acem'de Ravna yaylası meşhûr-ı âfâkdır. Bu kûh-ı bülendi ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a ·
metinde göster ·
… a darbhânesi aceb temâşâgâhdır. Erdel memleketinin altunu ve guruşu cümle bunda
kesilir
, zirâ ekseriyyâ dağları altun ve gümüş ma‘âdinleridir.
Ba‘dehu kefereler kal‘aya gelüp serdâra "Safâ geldiniz" deyü bin pâre balyemez top atup şâdumânlar edüp ale'l-akîb serdâra ve Melek Paşa'ya beşer kîse döğme riyâl talar guruş getirdiler, zîrâ bu şehirde gümüş ma‘deni var, ibret-nümâdır kim bir diyârın ma‘den-i fızzasına benzemezdir. "Üç yerde âdem beli kalınlığı cevher çıkar" derler, ammâ âsân vech ile çıkarmış, ma‘dengâhın görmek olmadı, ammâ kal‘a ortasında siyâsetgâh meydânı kurbunda darbhânesi aceb temâşâgâhdır. Erdel memleketinin altunu ve guruşu cümle bunda kesilir, zirâ ekseriyyâ dağları altun ve gümüş ma‘âdinleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9a ·
metinde göster ·
… âhlarıdır kim bunda darbhânelerinde kâgız yırtan nâm bir gûne dökme talar guruş
kesilir
pâyitaht-ı Macar-ı füccâr-ı Sazândır.
Lisân-ı saz Macarı'nca Sibin (---)(---) demekdir. Bânîsi (---)(---). Bu dahi Erdel kralları hükmündedir, ammâ Saz Macarlarının irşekleri ve baş kapudanları tahtgâhlarıdır kim bunda darbhânelerinde kâgız yırtan nâm bir gûne dökme talar guruş kesilir pâyitaht-ı Macar-ı füccâr-ı Sazândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
… guruşlarına yazarlardı. Hâlâ yine Alaman ayusu sûretli müdevver Macar guruşları
kesilir}
. 133b
{Ve cümle Macar kavmi ol zamân bu ayuya tapdıklarıyçün ayunun sûretin guruşlarına yazarlardı. Hâlâ yine Alaman ayusu sûretli müdevver Macar guruşları kesilir}. 133b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a–133b ·
metinde göster ·
… Bir yanından âdemler dollâbları çevirdikçe çarhları çevirüp hem müdevver guruş
kesilir
hem sikke urulur. Bir günde suhûletle elli bin guruş kesilmek mümkindir, ammâ d …
Ammâ Beç'deki darbhânesi görmeğe muhtâcdır. Guruşun bir nev‘ini zımba ile müdevver kesüp sikke dahi urulur ve bir nev‘i yassı guruş gibi sebüke tahtadır. Bir yanından âdemler dollâbları çevirdikçe çarhları çevirüp hem müdevver guruş kesilir hem sikke urulur. Bir günde suhûletle elli bin guruş kesilmek mümkindir, ammâ darbhânesine başkomsar ve emîninden gayri bir gayri kimesne girüp seyr-i temâşâ edemez ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
Evvel ve âhir Maskov krallarının tahtgâhı imiş. Lâkin Heyhât sahrâsına Kalmık Tatarı geleli kral bu tahtın bırağup nehr-i Cayık'dan karşu tarafda yigirmi konak içeri şehr-i tahtgâh-ı (---)(---) gidüp hâlâ anda karâr eder. Cümle (---) aded tahtı vardır (---) şehirde (---) nâm sikkesi kesilir (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
Andan atlara süvâr olup nîm sâ‘atde Gölcük nâm bir buhayre-i âb-ı zülâl vardır. Cânib-i erba‘ası bir günde ancak devir olunur. Etrâf-ı müdevverinde niçe yüz kaynak buz pâre âb-ı nâblar var kim huzûr ile her zülâlden üç taş çıkmak muhâldir kim âdemin eli kesilir, gâyet mâ-i bâridlerdir. İçinde yetmiş gûne mâhîleri olduğu sicilde mastûrdur. Kırkar ellişer vukıyye zerefşân alabalıkları olur kim tenâvül eden mâ’ide-i kudret yemiş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y88b ·
metinde göster ·
Hâtûn dahi hânesine gelüp bir kaç günden nifâsdan ve hayzdan
kesilir
. Meğer bu hâtûn kırk yıldan berü evlâddan kesilmiş idi. Ba‘dehu şeyh Bekkâr şeb …
Hâtûn dahi hânesine gelüp bir kaç günden nifâsdan ve hayzdan kesilir. Meğer bu hâtûn kırk yıldan berü evlâddan kesilmiş idi. Ba‘dehu şeyh Bekkâr şeb [u] rûz ol hânedâna varup ol hâtûna hedâyâlar götürür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y256a ·
metinde göster ·
. Ma‘mûr vilâyetleri vardır. Bu diyârda hakîr çok gazâ etmeğile çok tahrîr etmiş …
Menûçehr evlâdından geçinirler. Krallarına yuram der ve betlan g[ab]or derler, ya‘nî ulu kral demekdir, ammâ beyne'l-halk kral derler. Âl-i Osmân'a mutî‘dir. Memleketi dörd bölükdür. Bir bölüğü Hayzavşak [Hayduşak]'dır. Bir sınıfı Erdel'dir. Bir kavmi Saz'dır. Bir kavmi Seykel'dir. Ve cümle re‘âyâsı Eflâk'dır. Sikke sâhibidir. Kâğız yırtan guruş Nagbanya Ejder kal‘asında kesilir. Ma‘mûr vilâyetleri vardır. Bu diyârda hakîr çok gazâ etmeğile çok tahrîr etmişiz. Sene (---) târîhine nazar oluna. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y34b ·
metinde göster ·
… şerîfde pâdişâha ceb harclığıdır, darbhânede mahsûs onu bir dirhem gelmek üzre
kesilir
, ortası halkalı sîm-i hâlisden kesilir. Bu hazîneye mahsûb değildir, paşanın ke …
Evvelâ büyük hazîne şâm-ı şerîfe varup vâsıl olduğu müjdesi hazîne beği ve ocak ağaları mektûbları neccâblarla gelüp paşa mesrûr [u] dilşâd olup mâh-ı şa‘bânın gurresinde ceb harclığı hazînesi bağlanmağa başlar. Bunda Mısır beğlerinden me’mûr olmaz, ancak paşa ağalarından bir vaka‘ [u] vakâr sâhibi ve bir kerr ü ferr u dârât ve katâr sâhibini paşa serdâr edüp Tatar ve deli ve gönüllü ve müteferrika ve gayrı ocaklardan pür-silâh mu‘temed yiğitlere ihsân [u] in‘âm edüp üç yüz âdem paşalıdan ve üç yüz âdem dahi Mısır'ın yedi ocağından atına silâhına kâdir salt yiğitleri birer akçe terakkî ile yazarlar. Zîrâ bunlar ılgar ile gidüp büyük hazîneyi ubûr edüp on beş Y 196a yigirmi gün evvel der-i devlete varsalar gerekdir. Iyd-ı şerîfde pâdişâha ceb harclığıdır, darbhânede mahsûs onu bir dirhem gelmek üzre kesilir, ortası halkalı sîm-i hâlisden kesilir. Bu hazîneye mahsûb değildir, paşanın kendi kîsesindendir, cümle (---) kîse-i Mısrîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y195b–Y196a ·
metinde göster ·
… hânede mahsûs onu bir dirhem gelmek üzre kesilir, ortası halkalı sîm-i hâlisden
kesilir
. Bu hazîneye mahsûb değildir, paşanın kendi kîsesindendir, cümle (---) kîse-i M …
Evvelâ büyük hazîne şâm-ı şerîfe varup vâsıl olduğu müjdesi hazîne beği ve ocak ağaları mektûbları neccâblarla gelüp paşa mesrûr [u] dilşâd olup mâh-ı şa‘bânın gurresinde ceb harclığı hazînesi bağlanmağa başlar. Bunda Mısır beğlerinden me’mûr olmaz, ancak paşa ağalarından bir vaka‘ [u] vakâr sâhibi ve bir kerr ü ferr u dârât ve katâr sâhibini paşa serdâr edüp Tatar ve deli ve gönüllü ve müteferrika ve gayrı ocaklardan pür-silâh mu‘temed yiğitlere ihsân [u] in‘âm edüp üç yüz âdem paşalıdan ve üç yüz âdem dahi Mısır'ın yedi ocağından atına silâhına kâdir salt yiğitleri birer akçe terakkî ile yazarlar. Zîrâ bunlar ılgar ile gidüp büyük hazîneyi ubûr edüp on beş Y 196a yigirmi gün evvel der-i devlete varsalar gerekdir. Iyd-ı şerîfde pâdişâha ceb harclığıdır, darbhânede mahsûs onu bir dirhem gelmek üzre kesilir, ortası halkalı sîm-i hâlisden kesilir. Bu hazîneye mahsûb değildir, paşanın kendi kîsesindendir, cümle (---) kîse-i Mısrîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y195b–Y196a ·
metinde göster ·