… mazlûmu zâlimler şehîd etdiler" deyince bu cevâba karşılık Mîr dahi germiyyet-i
keyf ile
,
"Bu Evliyâ'nın okuduğu murabba‘ı benim nedîmim Mûsâ garîbim içün etmişdim. O Mûsâ benim nedîm-i hâsım ve yâr-ı gâr-ı gam-güsârım idi. Bir kaç sene mukaddem bir gün ol nâ-resîde mazlûmı Receb Paşa lalama gönderdim. Ol dahi zorba eşkıyâlara ığmâz-ı {ayn} edüp katl etdiler ve leşin Atmeydânı'na atdılar. Bu murabba‘ı anın hakkında mersiye olmak üzre etmiş idim. Hele görsen idi ey Mîrgûne Hân böyle zarîf, nüktedân ve necîb ü reşîd tîz-fehm sâhib-i iz‘ân bir hidmetkâr-ı mahbûb-ı cihâna ilâ-hâze'l-ân mâlik olmadım. Bî-günâh eyle mazlûmu zâlimler şehîd etdiler" deyince bu cevâba karşılık Mîr dahi germiyyet-i keyf ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70b ·
metinde göster ·
… âhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu
keyf ile
âlûde idi.
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… t müferrih ve cihân-nümâ tekye-i âlîdir. Ve gûnâ-gûn maksûreler ile ve matbah-ı
Keykâvûslar ile
ve çemenzâr [u] mastabalar ile ârâste olmuş bir bâğ-ı İrem-misâl bir teferrücgâ …
Der-zikr-i tekyegâh-ı Âl-i Abâ-yı abdâlân: Cümle sekiz aded hânkâh-ı erbâb-ı tarîk-i kân-ı dervîşân-ı zîşânları vardır, ammâ cümleden şehrin kıblesi tarafındaki bâğlar ve bâğçeler içre çârsû-yı bâzâra nâzır bir hıyâbân içre Bâyezîd Baba Sultân tekyesi gâyet müferrih ve cihân-nümâ tekye-i âlîdir. Ve gûnâ-gûn maksûreler ile ve matbah-ı Keykâvûslar ile ve çemenzâr [u] mastabalar ile ârâste olmuş bir bâğ-ı İrem-misâl bir teferrücgâh-ı erbâb-ı dilândır ve hüddâmları cümle fukarâ-yı Bektaşiyândır. Ve tekye-i Halvetî ve tekye-i Kâdirî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147a ·
metinde göster ·
… ir kaçı bir yere cem‘ olup ferzend-i ercümend olan Arab Mevâl bürâder-i mihteri
Keysû ile
hilâfet içün ceng-i azîm edüp Emîr Ar[ab] gâlib ve Emîr Keysû mağlûb olup Keysû …
El-hâsıl bu zikr olunan Mısır cezîresi içre bu karalar vilâyetlerin kabza-i tasarrufa alup hükm-i hükûmât ederlerken hikmet-i Hudâ Hazret-i Ömer vak‘ası cenginde şeyhü'l-arab Beşe nâm hümâm-ı benâmı Hazret-i Ömer radıyallâhu anh ile Beşe Şeyh'i şehîd etdiklerinde sahâbe-i kirâm içre bir velvele ve bir gulgule olup cemî‘i memâlik-i mahrûselerde hâkimü'l-vakt olanlar birbirleriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâle başlayup bu merhûm-ı mezbûr Şeyh Beşe'nin dahi evlâdları birbirleri üzre seferler edüp âhır-ı kâr bir kaçı bir yere cem‘ olup ferzend-i ercümend olan Arab Mevâl bürâder-i mihteri Keysû ile hilâfet içün ceng-i azîm edüp Emîr Ar[ab] gâlib ve Emîr Keysû mağlûb olup Keysû dâğ-ı derûnundan bir gece cemî‘i kabâ’iliyle karârı 149b firâra mübeddel olup yerine Arab Ban hâkim-i müstakil oldukda ale's-sabâh gördüler kim Keysû Ban firâr etdiğinden "Serâ Keysû" dediler, ya‘nî Keysû melik kaçdı, dediler. Hâlâ nâmları Serâ Keysû oldu. Giderek terhîm ile Serâ Keys dediler. Andan dahi (galat) galat-ı kelâm olup Çerâkese deyü şöhret verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a–149b ·
metinde göster ·
… 'l-ân ne gûne kimesnelerin kabza-i tasarruflarına girüp kimler mâlik oldu ve ne
keyfiyyet ile
hükûmet etdiler ve her mülûk-i düvel kaç nefer âdemler idi ve müddet-i saltanat …
Hübût-ı Âdem'den berü ilâ hâze'l-ân ne gûne kimesnelerin kabza-i tasarruflarına girüp kimler mâlik oldu ve ne keyfiyyet ile hükûmet etdiler ve her mülûk-i düvel kaç nefer âdemler idi ve müddet-i saltanatları ve ömürlerin beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y2b ·
metinde göster ·
… üşâbeheti var bir sâyesi hoş-havâ-yı dilküşâ dıraht-ı müntehâlardır. Meyveyi bu
keyfiyyet ile
verir tılısmât böyle bulunmuşdur. Her kimin bâğ u bâğçesinde ol dıraht hâsıl ol …
Mısır'da cümmeyz ağacı derler bir dıraht-ı müntehâ ağacdır. Mısır diyârında andan büyük şecere-i azîm olmazdır. Gûyâ Rûm'un çenâr-ı müntehâlarına müşâbeheti var bir sâyesi hoş-havâ-yı dilküşâ dıraht-ı müntehâlardır. Meyveyi bu keyfiyyet ile verir tılısmât böyle bulunmuşdur. Her kimin bâğ u bâğçesinde ol dıraht hâsıl olduysa ol bâğçe sâhibi birkaç âdem ile ittifâk edüp bâğ sâhibi mukaddem bir balta ile bâğa girüp mezkûr cümmeyz ağacına çıkup birkaç yüz balta urup cümmeyzi zahmdâr ederken müttefik olan kimesneler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a ·
metinde göster ·