… tarîkile kitâbet eyledi kim müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm
ki, âyet
:
Evvelâ sebeb-i te’lîf-i müsevvedât-ı kitâb ve bâ‘is-i tasnîf-i müstetâb olan kilk-i cevâhir-gûy bu vech ile inşâ ve imlâ kıldı kim sebeb-i hâdis-i tahrîr-i sulûf [u] sunûf add olunan mecmû‘a-ı dil-küşây bu tarîkile kitâbet eyledi kim müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki, âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23a ·
metinde göster ·
… ’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘
ki âyet
Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıb …
Evvelâ Orta Hisâr'da kefere destinde bir kenîse-i musanna‘ imiş. Sene hamse ve sittin [ve] semânie mi’e'de bu kal‘a Ebü'l-feth Sultan Mehemmed Hân-ı Gâzî {feth} edince nass-ı kâtı‘ ki âyet Arapça fermân-ı şerîfi üzre bu deyr-i mu‘azzamın mihrâbın şarkdan cânib-i kıbleye vely edüp bir câmi‘-i nûr-ı mübîn etmişdir kim ilâ hâze'l-ân derûn-ı câmi‘ nûr ile mâl-â-mâldir. Mihrâbı ve minberi kâr-ı kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in şarkî tarafına muttasıl bir hünkâr mahfili vardır. Üstâd-ı neccâr-ı hûrdekâr buna bir tîşe ve erre ve sûhân urup arz-ı ma‘rifet edüp bir mahfil-i münîf tarh etmişdir kim vâcibü's-seyrdir. Cümleden ahşâbları servi levhası ve ceviz levhası ve çimşir levhası ile binâ olunmuş pâdişâhlara mahsûs mahfil-i kürsî-i vâlâdır. Şeb [u] rûz [na]-mesdûd durur bir makâm-ı âlîdir. Ve bu makam-ı fevkânîden gayrı bu câmi‘in cânib-i selâsinde fevkânî sütûnler üzre mahfiller vardır. Cemâ‘at vefret üzre oldukda cemâ‘at bu mahafillerde ibâdet ederler. (---) Kapusu ve bir minâre-i ra‘nâsı vardır ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında medrese hücreleri var. Bu câmi‘ rûşen-binâ ser-â-pâ (---)(---) ile mestûr, bu câmi‘ ile kullede olan Yeni Câmi‘den mâ‘adâ câmi‘ler hâric-i sûr ki Tarabefzûn'ın garbî tarafıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
… u Azîmü'ş-şân'a tevekkül oldu mu anın rızkın Râzık Allâh sezmediği yerden verir
ki âye[t]
, sûre-i (---)Arapça dir deyüp bu şikârları alup âlem ağyârdan bî-haber âteş …
Ey bürâder-i cân-berâberim bu kadar tatvîl-i kelâmdan me’âl-i muhassal-ı kelâm oldur kim hemân bir kul kulluğunda bir hoş sâbit kadem durup cemî‘-i umûrun dergâh-ı İzzet'e tefvîz edüp sıdk ile Allâhu Azîmü'ş-şân'a tevekkül oldu mu anın rızkın Râzık Allâh sezmediği yerden verir ki âye[t], sûre-i (---)Arapça dir deyüp bu şikârları alup âlem ağyârdan bî-haber âteş kenârında safâ edüp asâkir-i İslâm ise öte tarafımızda renc-i anâ çekerek ubûr etmede, ammâ bu âteş kenârında gulâmlarımla müşâvere edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
… Ammâ yine dalâlet-âbâd tekyesinin kûşe-nişînânları ve dervîşân-ı bî-nişânlardır
ki âye[t]
:
Ve cümle gârlar zer-ender-zer ile döşelidir. Ammâ anların zamânında kum üzre otururlar imiş. Ve bu büyük gârın dahi cânib-i erba‘ası zî-kıymet cibinlik ile pûşîdedir. Ve gârın kubbe yeri bir çetr-i mülemmâ‘ ile sâyebân-âsâ kuruludur. Altında rakîk rimâl döşelidir. Ba‘zı küncleri ebrî taşlardır. Üstünde riyâzât-keş keşîşler küşte-nefs edüp celîslerdir. Haftada bir kerre ta‘âm tenâvül eder ruhbân vardır. Ol kadar za‘îf ü nahîf olmuşlardır kim gûyâ Ahlât şehri kadîdleridir. Ammâ her biri ilm-i akliyyât ve felsefiyyât ve riyâzâtta der-ser-i Arasto'lardır. Ammâ yine dalâlet-âbâd tekyesinin kûşe-nişînânları ve dervîşân-ı bî-nişânlardır ki âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227a ·
metinde göster ·
… en mu‘cize-i Hazret-i Yûsuf ile binâ olunan anbâr-ı hazâyin-i gayb mâl-â-mâldir
ki âye[t]
:
Bunlardan mâ‘adâ Bayram Paşa tahrîri üzre şehr-i Mısır içre on altı kerre yüz bin benî âdem tahrîr olunmuşdur, anlar dahi anbâr-ı Yûsuf'a muhtâclardır. Zîrâ ganî ve fakîre cüvân u pîre habbe-i kamhullâh bu ecnâs-ı mahlûkâta mebzûldür kim cemî‘i akl-ı Arastolar vâkıf-ı esrâr olamayup engüşt ber-dehen edüp azm-i iklîm-i fenâ etdiler, yine böyle ni‘met-i Hudâ mebzûl iken mu‘cize-i Hazret-i Yûsuf ile binâ olunan anbâr-ı hazâyin-i gayb mâl-â-mâldir ki âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144a ·
metinde göster ·