İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

ki bu

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
110
isabet
110 cümle/beyitte
40,8
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
44 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi11044,9

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Bağlamlar 1–50 / 110

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“ki bu” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 9b … n kat‘ ederlerdi. Keferelere istimâletler verüp ücretlerin pîşîn verirlerdi. Tâ ki bu hâl üzre üç sene tamâm olunca Karadeniz yol bulup cemî‘i kefereleri gark edüp e …
EÇS I 34a … cümle mi‘mârlara pîşvâ Ağnados mi‘mâr idi. Ve vaz‘-ı nefîs üzre inşâ ederdi. Tâ ki bu binâ-yı azîm tâk-ı Kisrâ-misâl çârtâk pâyeleri mahalline dek tamâm olup bir gec …
EÇS I 45b Hakkâ ki bu câmi‘ bir püşte-i âlî üzre mebnî olmağile temelini ibtidâ tâ Tahta'l-kal‘a üstü …
EÇS I 45b … e Ayasofya'dan ziyâde mâl gitmişdir" deyü niçe güft [u] gû edüp gitdiler. Hakkâ ki bu câmi‘in on miskâl taşı bir altuna oldu, derler.
EÇS I 66a … a amân vermeyüp katl edüp asker-i Abdülmü’min gibi geldiğin istimâ‘ edüp bildim ki bu merd-i kâmildir, günden güne mehâbet [ü] salâbeti yâd olundukda derûnuma bir bî …
EÇS I 121b … gece gördüm bir gülsitânda anı / Anda Habîb-i ekrem Ashâbı cümle mevcûd / Dedim ki bu kadardır oldu makâm-ı Hâmid / Hâtif'den erdi târîh hâzâ makâm-ı Mahmûd. / Sene …
EÇS I 151a … olan imâma lâzımdır kim bu dörd mes’eleyi bile imâm-ı A‘zam'dan menkûldur. Kim ki bu dörd mes’eleyi bilmese pîr olmaz ve imâmeti dürüst değildir. Eğer sorsalar:
EÇS I 163b … eyledi, der hemân cân havliyle ayak üzre gezerim, ammâ bir sıyrıncak yer buldum ki bu da balıkdır ammâ ‘âyâ ne hâldir?’ dedim. Hemân sevdâ başıma gelüp anı akl etdim …
EÇS I 186b … lık zindânda ma‘lûm olup ibâdet etmeğiçün {ağacdan sâ‘at} te’lîf etmişdi. Hakkâ ki bu sâ‘at yapmak makdûr-ı beşer değildir, kerâmetdir.
EÇS II 250a–250b … usu'ndan taşra yine 250b bir kârgîr binâ cisr ile Bâb-ı Zağanos'a ubûr olunur ki bu kantaraya gelecek kal‘a dîvârı dâhilinde mahsub ve ma‘dûddur. Ve Bâb-ı Zindan'd …
EÇS II 250b Sânî Bâb-ı Süthâne'dir ki bu kapudan taşra leb-i deryâda bir nasârâ mahallesi vardır.
EÇS II 268a Seyyâhân-ı berr [u] bihâra ma‘lûm ola ki bu Karadeniz'i seyâhat edüp im‘ân-ı nazar ile gavvâsı olup temâşâ etdiğimiz hesâbı …
EÇS II 295a–295b … âfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi âcizdir, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve esvâk-ı şâhî …
EÇS II 351b–352a … nda Hazret-i mefhâr-i mevcûdât buyururlar kim hadîs Arapça buyurmuşlar. Hakkâ ki bu hadîs-i şerîf mazmûnunca azîzi ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden isti‘ânet taleb ed …
EÇS II 362a–362b … tnına dönüp yine cümle suhûnlar ni‘met-i nefîse ile mâl-â-mâl idi. 362b Hakkâ ki, bu berekât-ı ta‘âm azîzin rûhâniyyeti te’sîridir. Ve her sene bu âsitânede şeyhin …
EÇS III 14a … nsıf olan cihânbân seyyâhân-ı büldânlar "Cihânda mislin görmedik" derler. Hakkâ ki bu hakîr de bu Konya temâşâsına gelince yigirmi sene seyâhatimiz olup böyle bir ga …
EÇS III 111a … nder kavmidir kim ol zamanda mevtâyı hasıra sarup defn ederlerdi, derler. Hakkâ ki bu hakîrin Acem diyârında Tesu şehri gârlarında ve Van diyârında Ahlat şehrinde gö …
EÇS III 129b … ğe kâdir değillerdir. Zîrâ men‘ine cümle ahâlî-i vilâyet râzî değillerdir. Hâlâ ki bu gûyendeler niçe hânedânları berbâd edüp sâhib-i hâneleri müflis mendebûr edüp k …
EÇS III 138a … kavli üzre İslâmbol kal‘ası cirminde kırk yedi bin adım sûr-ı azîm imiş. Hakkâ ki bu hakîr âsâr-ı temellerin deverân u seyerân ederdim. Vitoş dağı dâmeninde Korubağ …
EÇS III 142a–142b … ayran ve yayık ve pişi ve katmerce ve poğaça ve ezme ve yazma misilli ta‘âmlar ki bu yaylalarda yürükâna mahsûs et‘ıme-i hafîfeleri tenâvül edüp semîn kuzu büryânla …
EÇS III 155b–156a … bu Selîm Hân câmi‘inin bu mertebe evsâfın tahrîr etmeden murâd-ı merâmın oldur ki bu kemter-i ahkar ilm-i 156a mi‘mârîden ve kâr-ı mühendisîden sehel haberdâr old …
EÇS III 157a–157b … -i dâreyne nâ’il olasın. Ben ecinne meliklerinden Asfâ’il nâm melikim. Her çend ki bu hücreye gelüp meks edenlere bu evlâdım emânet verüp giderim. Anlar Allah emânet …
EÇS III 163a–163b … etleri ne mertbe hattât-ı kâmil idüğü bu hatt-ı lâ-nazîrinden ma‘lûm ola. Hakkâ ki bu hatt-ı mu‘ciz ile bu kantara-i musanna‘ Sarrâchâne cisri nâmıyla şöhre-i şehr o …
EÇS III 164b … yede beyne'l-ihvân söze gelseler bedî‘u'l-beyân ve fasîhü'l-lisân derler. Hakkâ ki bu vilâyetin umûman ahâlîsinin zarâfet ve letâfeti gibi hoş-sohbet ve hem-meşreb v …
EÇS IV 204a … ki her nehrinin mâbeynleri binden zâ’id ve elli fersahdan nâkıs değildir. Hakkâ ki bu Şattu'l-Arab ile nehr-i Furât'ın mâbeynehümâları elli fersahdır. Zirâ Furât neh …
EÇS IV 208b … üstem'-akrândırlar. Ve gâyet müsinn ricâlleri ve müsinne nisvânları olur. Hakkâ ki bu vilâyetün umûmen zarâfeti gibi sâhib-i melâhatı olmaz, derler. Cümle halkı mü’m …
EÇS IV 219a–219b Bu gûne niçe bin elfâz-ı dürer-bârları vardır ki bu kadarca tahrîr olunup iktifâ olundu. 219b
EÇS IV 246a … ambarlarında darı ve çeltikli pirinç ve altı mikdârı şâhî topları varmış. Hakkâ ki bu kal‘a kal‘a-i Kahkahâ-yı Van'dır, ammâ her bâr çıkması emr-i asîrdir. Bu kal‘an …
EÇS IV 259a … i‘tikâd mü’min ü ehl-i tevhîdlerdir. Derûnlarında vâsi‘ mezheblik yokdur. Hakkâ ki bu dâr-ı diyârın umûmen zerâfet ü letâfeti gibi sabâhat u melâhati olmazdır. Ve da …
EÇS IV 291a Niçemiz dediler kim "Biz de Pinyanişî'den birkaç dil alup söyledeli göreli ki bu talavlın aslı nedir bileli." dediler. Mu‘teber ihtiyârlarımız bu kârara rızâ ve …
EÇS IV 294a … ‘de bir kal‘a-i zîbâdır. Hakkâ ki kal‘a gözetmek Acem'e kalmışdır. Ana hayretim ki bu kal‘a türâbdan ola da der-i dîvârlarında ve zîr-i handakında nebâtât u giyâhâtd …
EÇS V 32b … güft [ü] gû etdiler. Aslâ ve kat‘â bir âdem bir netîce cevâb vermediler. Gördüm ki bu cem‘iyyet-i kübrâ içinde merhûm pederimin elinde Sultân Süleymân Hân'ın ihsân e …
EÇS V 36b İhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola ki bu Akkirmân vâdîleri ba‘de't-tûfân cümle deryâ idi. İskender-i Zülkarneyn emr-i Ha …
EÇS V 80a Hakkâ ki bu hâl-i şâdumânî üzre yedi gün yedi gece deşt-i Üsküdar'da meks olunup hayme-be-h …
EÇS V 91a … Osmân donanması Akdeniz'de murâd edindiği cezîre vilâyetlere gider oldu. Hakkâ ki bu kal‘a-i Sultâniyye ilhâm-ı Rabbânî ile binâ olunup Vâlide Sultân binâsı olduğun …
EÇS V 134b Keşfiyâ bünyâdı bilinmek içün / Târîhin dedim ki bu hayrü'l-binâ / Sene 985
EÇS V 139b … zniyle Gâzî Hüsrev Paşa müceddeden binâ edüp ismine Sedd-i İslâm dediler. Hakkâ ki bu da Tuna nehri kenârındaki Sedd-i İslâm kal‘ası gibi bir elzem-i levâzımından dâ …
EÇS VI 5b … ne olsa sarılup elbette şikâr alıruz. Ey imdi eyle olsa sizlerden ricâmız oldur ki bu kadar gâzîlerinizden bizimle beş on dâne şehbâz yiğitler atlanup bize şikâr ala …
EÇS VI 13b Hakkâ ki bu vilâyetin umûmen zerâfet ve letâfeti gibi bir diyârın sabâhat ve melâhati olmaz …
EÇS VI 25a–25b Melek Ahmed Paşa efendimiz serdâr-ı ekreme eydir: "Ma‘kûl budur, ki bu küffâr ordudan hayli mesâfe-i ba‘îde yerde Kemen Yanoş'un geleceği taraflarda m …
EÇS VI 26a … neye teslîm edüp bâkî kalan bin kîse mâl-ı pâdişâhîyi vermeğe zâmin oldu. Hakkâ ki bu re’y [ü] tedbîr cümle Serdâr-ı Ekrem Ali Paşa'nın âkıbet-endîş dûrbîn-fikrin re …
EÇS VI 53b … çemenlerin hezâr hezârân feryâd [u] nâlânları âdemi şâdân u handân eder. Hayfâ ki bu vâdî-i murgzâr bir belde-i mu‘azzama kurbunda gerek idi, ammâ Kızanlık belîdesi …
EÇS VI 68b … da hemeten altı bin yüz altmış bâğımız sicilde mastûrdur" deyü nakl etdi. Hakkâ ki bu şehre havâle olan dağlar serâpâ bâğlardır kim anıniçün bu şehr-i Peçoy Sirem-mâ …
EÇS VI 89b Hemân ki bu kadar yüz bin küffâr-ı hâksâr Nemse çâsârı olan Ferdinand Kral'ın başına cem‘ o …
EÇS VI 107a … hayırlı işler dahi gelmek ile ale'l-fevr bu gûne terkîm olunmuşdur, ammâ hakkâ ki bu Ciğerdelen sahrâsı cengi cemî‘i küffâr-ı bedkârların bu âna dek niçe bin inhizâ …
EÇS VI 116a … şehidallâh kaçan kim Ösek kal‘asında ibtidâ evvel alay gösterdiğimiz gün bildim ki bu İbrâhîm Paşa'yı bu Sadrıa‘zam katl eder.
EÇS VI 149b Hakîr gördüm ki bu kasabada âdem ve âdemî-zâd yokdur, âdemleri kaçmış, bizler dahi kaçup Dol kasab …
EÇS VI 176a–176b … izde bu gûne hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuş bir kal‘a kapusu görmedim. Hakkâ ki bu kal‘aya mânend kal‘a-i ser-bülend yokdur kim niçe yüz bin atalar(?) ve babalar …
EÇS VII 25b "İlâhî bu abd-i âsî vü âciz ne hakîr ednâdan ednâdır ki bu kadar ihsân [u] in‘âm etdin ve bu iki dağ arasında iki dağ pâresi kadar kâfirle …
EÇS VII 27b–28a Hakkâ ki 28a bu Ustolni-Belgrad kal‘ası bir mübârek kal‘adır. Her bâr bu hisâr-ı üstüvâra gelse …