… üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri
ki her
birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-mi …
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
teferrücgâhı bâğ-ı Merâm'dan ve bâğ-ı Aspozu'dan veya Sudak'dan nişân verir. Ta …
Mesîregâh-ı ibret-nümâ-yı acîbe ve garîbe: Her sene mâh-ı Muharremü'l-Harâm'ın onuncu gün yevm-i Âşûr olunca bu Çevgân Meydânı'na cümle a‘yân [u] eşrâf, sığâr u kibâr hayme ve hargâhlarıyla çıkup meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâsu'l-hâs edüp ervâh-ı şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ içün niçe yüz bin kazgan âşûrâsı tabh edüp bây u gedâ-yı hâs u âmma bezl edüp sevâbın şehîdân-ı Kerbelâ rûhuna hîbe ederler kim deşt-i Yezîd'de rûz-ı aşurada şehîd olmuşlardır, deyü ol gün bu fezâda şükür şerbetleri bezl olunup sakkâlar billûr ve necef ve moran ve çam u tihtâb taslar içre akîk-i Yemenî ve pîrûze-i balgamî taslara koyup üzerine kırbalardan şerbetler ve âb-ı rakîk zülâller koyup atşâna âb-ı hayâtlar bezl ederken nûş edenler 301a bu mısra‘ı terennüm ederler "Hüseyn-i Kerbelâ aşkına sahhâ" der. Ba‘zısına Arapça der, ba‘zıları Arapça der. Ve niçe a‘yân-ı kibâr bu günde gerdenine kırbasın bend kılup âr [u] nâmûsu terk edüp rûh-ı Hüseyn içün su bezl eder. Ammâ temâşâ-yı azîm, elbette Tebrîz hânı bu arsagâhda çetr-i mülemma‘ın ve serâperde-i münakkaşın kurup cemî‘î a‘yân-ı Tebrîz çıt-â-çıt zânû-be-zânû olup Maktelü'l-Hüseyni, Rum'da kürsî üzre Mevlûd-i Nebî okur gibi tilâvet ederler. Cümle muhibb-i hânedânlar süst-endâm olup hulû‘ [u] huşû‘ ile sâmi‘înden olup âh [u] enîn-i ciğer-sûz çekerek dinlerler. Tâ ki "Mazlûm Hazret-i İmâm Hüseyn'i Şibr-i zâlîm [u] la‘în böyle şehîd etdi" deyince hemân maktelü'l-Hüseyn kırâ‘at edenin ardındaki perde ardından başı ve gövdesi başka bir beyâz teni meydân-ı muhabbete getirüp kanları cereyân ederek serâperde meydânına bırağup sâ’ir evlâd-ı İmâm şeklinde susuz merhûm olmuş ma‘sûm-ı pâk cesedlerin meydâna getirdiklerinde azametullah halkdan bir gırîv u feryâd u figân kopup herkese bir vecd hâleti el vurup mest [ü] medhûş olurlar. Bu mahalde niçe yüz Selmânî berberler âşıkân [u] sâdıkânlar içre girüp ellerinde usturalar ile ol gün Hüseyn aşkına kan akıtmak murâd edinen kimesnelerin sînesine ve kollarına aşk-ı Hüseyn deyü ol kadar şerha çeküp kanlar akıdırlar kim zemîn-i sebze-zâr, hûn-alûd olup lâle-zâr olur. Niçe bin aşıkân kellesi üzre teslîm-i dâğî ve bâzûlarına Hasanî ve Hüseynî ve Ukaylî dâğları yakup kollarına be-aşk-ı Hüseyn na‘ller kesüp kanlar akıdırlar. Ba‘dehû ol İmâm Hüseyn vücûdu şeklin meydân-ı muhabbetden kaldırup yüz bin bükâ ile tevhîd [u] tezkîrler ile Maktelü'l-Hüseyn'i tamâm edüp âşûrâlar tenâvül olunup üç gün üç gice cân sohbetleri olur. Böyle bir çemenzâr ve mesîregâh-ı zemîn teferrücgâhdır. Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden bâğ u bâğçe-i gülistânı hisâba gelmez, mesîregâh-ı İreme zâtü'l-imâd misillü bir şehr-i rûşen-âbâddır ki her teferrücgâhı bâğ-ı Merâm'dan ve bâğ-ı Aspozu'dan veya Sudak'dan nişân verir. Tarz-ı Acemâne musanna‘ kâh-ı Şîrînler ve kâ‘a-i Vâmık u Azrâlar var kim henüz dillerde dâstândır. Hattâ sâkin olduğumuz Kelenter bâğı kasrının hatt-ı Kutbeddîn Muhammed Yezdî ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b–301a ·
metinde göster ·
… sıbın elbette üzerimizden alır" buyurdular. Hikmet-i Hudâ yine eyle oldu. Hakkâ
ki her
mansıbı mukâbelesinde sâhib-i devlet, hakîre Babadağı Voyvodalığın ve zahîre ba …
Andan hakîr yine Kaya Sultân'dan mektûblar ve iki yüz sikke-i hasene harc-râh alup İslâmbol'dan yine menzil ile cânib-i garba bir gün gicede menzil-i Burgaz, andan menzil-i Aydos, andan menzil-i Piravadi, andan menzil-i Uruscuk, paşaya gelüp Siyâvuş Paşa'nın azli haberin getirdiğimizde {Melek Ahmed Paşa eydür: "Siyâvuş Paşa} yine Silisre mansıbın elbette üzerimizden alır" buyurdular. Hikmet-i Hudâ yine eyle oldu. Hakkâ ki her mansıbı mukâbelesinde sâhib-i devlet, hakîre Babadağı Voyvodalığın ve zahîre bahâsın ihsân edüp Kudde Kethüdâ ıtlâkına ılgar ile gitdiğimiz içün bir kîse guruş ve bir semmûr kafası kürk ihsân etdi. Ve ol gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 117a ·
metinde göster ·
… mübârekelerinde on iki bin aded kanâdiller ile bu câmi‘ müzeyyen oldukda hakkâ
ki her
şeb leyle-i Mi‘râc ve leyle-i Kadr ve leyle-i İsrâ olur. Bu gûne zîb ü ziynet b …
âyeti tahrîr olunmuşdur. Ve her câmi‘lerde gûnâ-gûn hurdekârlık san‘atlar vardır. Ve bunda olan musanna‘ âvîzeler ve gûnâ-gûn zî-kıymet askılar ve çâr etrâfında tâ kubbe pervâzına varınca kanâdîl tabakaları üç katdır. Üç ay leyle-i mübârekelerinde on iki bin aded kanâdiller ile bu câmi‘ müzeyyen oldukda hakkâ ki her şeb leyle-i Mi‘râc ve leyle-i Kadr ve leyle-i İsrâ olur. Bu gûne zîb ü ziynet bir diyâra mahsûs değildir. İllâ İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i ve Kuds-i Şerîf'de Mescid-i Aksâ ola. Zîrâ anın hakkında sûre-i İsrâ'da
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a ·
metinde göster ·
nehrinin mâbeynleri binden zâ’id ve elli fersahdan nâkıs değildir. Hakkâ ki bu …
Bi-kavli Batlamyus-ı Hâkim, bu rûy-ı arzda iki yüz kırk aded nehr-i azîmdir ve kırk dört bin uyûn-ı sağîre vardır ve iki yüz kırk dörd aded nehr-i azîmin tûl-ı mâbeynehümâları elli fersahdan bin fersaha varıncadır ki her nehrinin mâbeynleri binden zâ’id ve elli fersahdan nâkıs değildir. Hakkâ ki bu Şattu'l-Arab ile nehr-i Furât'ın mâbeynehümâları elli fersahdır. Zirâ Furât nehri ile bu Şat yakın karındaşlardır. Âhir Kurna kal‘ası altında bir olurlar. Zirâ bunlar edîm-i arzda dörd enhâr-ı azîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204a ·
metinde göster ·
Ve yigirmi iki mertebe sâhibi iç ağaları ve gayrı dörd yüz aded iç gulâmları
ki her
biri Gürcî ve çoğu Abaza ve Çerkes yiğitleri ki cümle cebe vü cevşene gark olup …
Ve yigirmi iki mertebe sâhibi iç ağaları ve gayrı dörd yüz aded iç gulâmları ki her biri Gürcî ve çoğu Abaza ve Çerkes yiğitleri ki cümle cebe vü cevşene gark olup başlarında serpenâh üzre al ve yeşil ve kırmızı ve sarı ve elvân mukaddemlerin sarup taylesân-ı Muhammedîlerin sarkıdup ellerinde gümüş sarıklı ve sağrı kaplı hıştları ve küheylân atları gümüş altun pullu yancıklara ve bahrî hotoslara müstağrak olup ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247b ·
metinde göster ·
birinin vasfında lisân kâsırdır ammâ alâ kadri'l-imkân tahrîr olunmuşu vardır v …
Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Geyve cisri ve Osmâncık cisri ve Amasiyye cisri ve Erzurûm'da nehr-i Araz üzre Çoban köprüsü ve yine Araz üzre Altun Halkalı cisri ve nehr-i Batmân üzre kal‘a-i Hazzo kurbünde Batmân cisri. Bu zikr olunan cüsûrlardan mâ‘adâ niçe bin ibret-nümâ cisr-i azîmler seyr [ü] temâşâlar etdim ki her birinin vasfında lisân kâsırdır ammâ alâ kadri'l-imkân tahrîr olunmuşu vardır ve inşâallah mahalliyle niçesin dahi tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
biri berk-i hâtifden nişân verir kim cümlesi sîm Tatar eğerli ve cümle gümüşden …
Ve elli ağırmak at ve elli yorga bârgîr ki her biri berk-i hâtifden nişân verir kim cümlesi sîm Tatar eğerli ve cümle gümüşden Macar üzengili ve münakkaş sırma mebrûm depingili fârih atlar kim cümlesi yüz aded atlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
biri fîle benzer. Alman vilâyetinden ve vilâyet-i Daniska'dan ve vilâyet-i Dani …
Ve araba çeken dörder at ki her biri fîle benzer. Alman vilâyetinden ve vilâyet-i Daniska'dan ve vilâyet-i Danimarka'dan gelme atlar kim cümlesi yüz altmış araba atları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52a ·
metinde göster ·
… ed Paşa eydir: "İlahî Evliyâ ber-hurdâr-ı ömr ol. Aceb yek-pâre cevâblar verdin
ki her
biri Devlet-i Muhammediyye'ye yarar merhem-i Süleymânî'dir" deyü hakîre hayır d …
Köpürlü Mehemmed Paşa eydir: "İlahî Evliyâ ber-hurdâr-ı ömr ol. Aceb yek-pâre cevâblar verdin ki her biri Devlet-i Muhammediyye'ye yarar merhem-i Süleymânî'dir" deyü hakîre hayır du‘â edüp iki yüz altun ihsân ve Köpürlüzâde Mustafâ Beğ ve şâmîzâde ve silihdâr ve çukadâr ağalar cümle ihsânlar edüp ve Nişâncı Paşa bir Mülteka'l-ebhur ve bir arûz kitâbı ihsân edüp İslâmbol'a geçdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164b ·
metinde göster ·
bâr bu kitâbı okuyun" buyurduklarında Melek Paşa kitâbı yine koynuna koyup şeyh …
Sun‘îzâde Efendi "Bârekallâh a‘lâ kitâbdır. Hakkâ ki her bâr bu kitâbı okuyun" buyurduklarında Melek Paşa kitâbı yine koynuna koyup şeyhülislâma bir şemmâme amber ve bir tuhef Keşmîrî şâl verüp dediler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44b ·
metinde göster ·
biri ucbe hey’et havudları ve hatabları ve zîlpûş ve sağrıpûş ve bin-burc ardal …
Ve cümle Âl-i Osmân develeri ki her biri ucbe hey’et havudları ve hatabları ve zîlpûş ve sağrıpûş ve bin-burc ardala çanlarıyla sahrâ-yı Ciğerdelen'de bu kadar bin katâr katır ve develer bu kadar bin sârbân ve harbendeleriyle çemenzâr [u] lâle-izârda serserî otlayup gezerken hemân küffâr yıldırım gibi seğirdüp top ve tüfengler atup gelirken hemân küffârın top güllesin yemiş ve niçe bin kurşum zahmın görmüş ve kâfirin sadâsın işitmiş bu kadar bin mahlûk-ı Hudâ at ve katır ve acûbe-hey’et develer gerdânların kec edüp esirerek bu sahrâ içre pârekende ve perîşân olup kâfirin askeri içine develer yürüyüş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 104a ·
metinde göster ·
balmûmu zemînden üç karış âlî olduğu mahalde kemâlin bulup şiddet-i hârdan erim …
Andan hikmet-i Hudâ evvelbahârda balmûmu yerden çemen gibi bitmeğe başlar. Eğer mukaddemâ zemînde kalan mûmu sarı ise za‘afrân gibi sarı mûm biter. Eğer kırmızı ise kırmızı ve beyâz ise beyâz ve yeşil ise yine yeşil çemen gibi gûnâ-gûn balmûmları bi-emrillâh zemînden bitüp Hudâya ayândır râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder. Tâ ki her balmûmu zemînden üç karış âlî olduğu mahalde kemâlin bulup şiddet-i hârdan erimeğe başladıkda ol diyârın küffârları mevsimin bilüp cemî‘i evlâd [u] iyâlleriyle dağlara ve bâğlara ve tarlalara çıkup balmûmlarının gûnâ-gûnların değşirüp şem‘-i asel yaparlar. Ve beyâz kâfûrlarından âdem sûretleri yapup satarlar ve niçe gûnâ-gûn putlar yapup putlara taparlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… t-i üstüvâr olup çâr-kûşesinde Çâr-yâr-ı güzîn aşkına çâr kullesi var kim hakkâ
ki her
biri birer gûne sedd-i Kahkahâlardır. Ve şimâl cânibine nâzır bir demir kapusu …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i Neretva'dan sehel içeri bir düz vâsi‘ ve kumsal ve havâlesiz bir vâsi‘ fezâda vâkı‘ olup sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî binâsı olup esâs-ı binâsı sâfî alçak kayalar üzre inşâ etmişler kim aslâ lağım kâr eylemez ve kumsal yer olmağile meteris dahi olmaz, zîrâ kumluğu üzre bir zirâ‘ yer kazılsa su çıkar, anıniçün bu kal‘aya meterisle düşman gelemez. Gâyet metîn ve emîn kal‘a-i hısn-ı hasîn hâit-i üstüvâr olup çâr-kûşesinde Çâr-yâr-ı güzîn aşkına çâr kullesi var kim hakkâ ki her biri birer gûne sedd-i Kahkahâlardır. Ve şimâl cânibine nâzır bir demir kapusu olup bu kal‘a içre cümle yigirmi aded kayağan örtülü hâneleri ve Ebü'l-feth'in bir küçük câmi‘i ve gılâl anbârı ve cebehânesi var, gayri âsâr-ı binâ-yı imâretden bir şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… aded hatman ve cümle iki yüz Mujik kapudan ve bu kadar bî-hisâb avret ve oğlan
ki her
biri birer meh-veş ve şehzâde-veş gılmânlar ve cümle yigirmi altı bin bikr-i nâ …
Ve cümle iki yüz aded hatman ve cümle iki yüz Mujik kapudan ve bu kadar bî-hisâb avret ve oğlan ki her biri birer meh-veş ve şehzâde-veş gılmânlar ve cümle yigirmi altı bin bikr-i nâ-şüküfte duhter-i pâkîze-ahterler esîr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b ·
metinde göster ·
… ûn tilki kürkleri ve bî-hisâb niçe yüz araba balık dişleri ve üç yüz kîse altun
ki her
bir kîse-i Maskovî olup her birinde onar bin altundur.
Felillâhi'l-hamd bu cengde kâmil kırk üç bin araba mâl-ı ganâ’imin envâ‘ından bilâ hadd ü lâ-nihâyet semmûr post ve beyâz semmûr ve beyâz tilki ve siyâh tilki ve la‘l-gûn tilki kürkleri ve bî-hisâb niçe yüz araba balık dişleri ve üç yüz kîse altun ki her bir kîse-i Maskovî olup her birinde onar bin altundur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115b ·
metinde göster ·
… ‘dehu tamgadan hâsıl olan mâl-ı harâmdan beş yüz Kazak esîr, yüz kız, yüz oğlan
ki her
biri birer pençe-i âfitâb âfitâbeler idi, yüz aded gümüş eğerli yorga atlar, ik …
Ba‘dehu tamgadan hâsıl olan mâl-ı harâmdan beş yüz Kazak esîr, yüz kız, yüz oğlan ki her biri birer pençe-i âfitâb âfitâbeler idi, yüz aded gümüş eğerli yorga atlar, iki yüz çıplak yorga atlar ve beş yüz re’s Kırım bârgîrleri, yüz çift envâ‘ından doğanlar ve karçığalar ve lâçînler, yüz aded kelb-i mu‘allem tâzîler, yüz çift alaca kelb zağarlar ve niçe bin tuhaf murassa‘ât ve altun ve gümüş avânî ve niçe yüz çift Hıtâyî çâr-gül münebbit kâseler ve tabaklar ve mertebânîler cem‘ edüp vezîri olan İslâm Ağa ile bu hedâyâ-yı mezkûrları beş yüz kîse nakd ile Âl-i Osmân pâdişâhına ve vezîria‘zama ve vâlide sultân ve şeyhülislâm ve kadı‘askereyne ve İslâmbol monlası ve sâ’ir ser-i kârda olanlara dahi niçe bin hedâyâlar ile kîseleri Der-i devlete İslâm Ağa götürdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197b ·
metinde göster ·
Cümle dörd bin aded Şeddâdî binâlı kat-ender-kat hânedânlar
ki her
biri mânend-i kal‘a olup beşer altışar kat şâhnişîn ve demir kafesli ve niçesi …
Cümle dörd bin aded Şeddâdî binâlı kat-ender-kat hânedânlar ki her biri mânend-i kal‘a olup beşer altışar kat şâhnişîn ve demir kafesli ve niçesi demir kapusu ve mazgal delikli ve dirsekli sarp evlerin cümle dam u bâmlarının üstleri kırmızı kiremitli ve çoğu kırmızı horasân[î] ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… hıfz ederler, gâyet amel-i kesîrdir. Ve bir ibret-nümâ cây-ı mu‘attar mekândır
ki her
dırahtın sâyesinde bir ân sâkin olan cân bin ân ömür sürmüş kadar hayât-ı cân b …
Der medh-i şecere-i sakız: Zemînden birer âdem kaddi kadar pırnar çalısı ağacına müşâbih bir gûne şecereciklerdir. Zamânında re‘âyâ gelüp bu ağaçları keserler ile çendik çendik edüp keserler. Ol rahnedâr yerlerden mâh-ı Temmûz'da çekîde çekîde zemîne sakızı cereyân etdikçe şecere sâhibleri dağ bâğlarında âmâdedir. Derhâl arz-ı tâhirden sakızı cem‘ edüp hıfz ederler, gâyet amel-i kesîrdir. Ve bir ibret-nümâ cây-ı mu‘attar mekândır ki her dırahtın sâyesinde bir ân sâkin olan cân bin ân ömür sürmüş kadar hayât-ı cân bulup âdemin demâğı râyiha-i Y 62a mastakiden mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61b–Y62a ·
metinde göster ·
… a tâ mihrâb soffasına varınca sekiz serâmed sommâkî la‘l-gûn sütûn-ı müntehâlar
ki her
biri cemâ‘at-vâr kıbleye müteveccih olup dururlar ve dörd dahi amelî sütûndur. …
El-hâsıl vâcibü'z-ziyâret bir câmi‘-i atîkdir. Ve kıble kapusundan tûlu tâ mihrâba varınca yüz seksen beş ayakdır ve yan kapudan yan kapuya arzı altmış beş ayakdır. Ve mihrâbın iki yanında yan soffaları vardır, anların dahi arzı yüz otuz ayakdır. Ve câmi‘in içinde iki yanında tâ mihrâb soffasına varınca sekiz serâmed sommâkî la‘l-gûn sütûn-ı müntehâlar ki her biri cemâ‘at-vâr kıbleye müteveccih olup dururlar ve dörd dahi amelî sütûndur. Bu hisâb üzre cümle on iki amûd-ı müntehhadır. Ve bu sütûnlar üzre tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kavs-i kuzah-vâr kemerler üzre harpüşte tahta tavanlı kubbedir, kâ[r]gîr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119a ·
metinde göster ·
… ümle rûzgârdan mahfûz kapulu müte‘addid limanları ve üç kal‘a-i metîni var imiş
ki her
biri ibret-nümâdır" deyü esîr olan ümmet-i Muhammedler nakl ederler. Hudâ fethi …
Cezîre-i Malta: Cümle devri yüz mîldir. "Cümle rûzgârdan mahfûz kapulu müte‘addid limanları ve üç kal‘a-i metîni var imiş ki her biri ibret-nümâdır" deyü esîr olan ümmet-i Muhammedler nakl ederler. Hudâ fethin müyesser Y 125b edüp görmek mukadder etmiş ola. Ve Malta garbında yüz elli mîl ba‘îd,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y125a–Y125b ·
metinde göster ·
… Seyyidü'l-kevneyn aşkına ve On İki İmâmân aşkına senden on iki bin taş isterim
ki her
biri at ve katır gevdesi gibi ola. Gelüp tarîk-ı Muhammedî üzre selâma duralar" …
"Yâ cibâl! Bi-emrillâh senden ricâm oldur kim bir müsâfirhâne yapdım, gönüller ka‘besi yapmak içün, anın kaldırımı yokdur. Ecdâd-ı ızâmım Seyyidü'l-kevneyn aşkına ve On İki İmâmân aşkına senden on iki bin taş isterim ki her biri at ve katır gevdesi gibi ola. Gelüp tarîk-ı Muhammedî üzre selâma duralar" deyü bir gülbâng-ı Muhammedî çeküp cümle huzzâr-ı abdâlân "Allâh" deyüp el yüze sürülünce azametullâh ol ân bir sâ‘ika ve ra‘d u berk kopar kim ba‘zı fukarâların zehresi çâk olup cümle çerâğlar sönüp bir rîh-i sarsar zemîni sarsup taşı ve toprağı savurup Mûsâ Baba cümle fukarâların el ele verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130a ·
metinde göster ·
… kapusu cenûb tarafına Gödibiz kapusu iki yanlarında tılısımât tasvîrleri vardır
ki her
bir arslan ve kaplan ve ejderhâ sûretlerin âdem gördükde dehşet hâsıl olur. Ve …
Ve üç kapusu cenûb tarafına Gödibiz kapusu iki yanlarında tılısımât tasvîrleri vardır ki her bir arslan ve kaplan ve ejderhâ sûretlerin âdem gördükde dehşet hâsıl olur. Ve bir doğan sûreti var, şikârı üzre konmuşdur, gûyâ ki zî-rûhdur. Bu âsâr-ı acîbe ve garîbelerin cümlesi mermer taştan inşâ olunup mezbûr kapunun iki cânibinde dururlar. Ve bunun emsâli niçe ibret-nümâ şeyler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y152b ·
metinde göster ·
… ûn-ı câmi‘de cümle iki yüz seksen kemerdir. Ve iki yüz seksen câm-ı gûnâ-gûndur
ki her
biri pertev-i nûr-ı envâr-ı Hudâ'dır. Ve bu câmlar üzre iki yüz seksen revzenle …
Ve derûn-ı câmi‘de cümle iki yüz seksen kemerdir. Ve iki yüz seksen câm-ı gûnâ-gûndur ki her biri pertev-i nûr-ı envâr-ı Hudâ'dır. Ve bu câmlar üzre iki yüz seksen revzenlerdır kim herbirinde birer şebeke kafesler var kim sihr-i i‘câzdır. Bu kafesler hûş u tuyûrun câmi‘ içre duhûlüne mâni‘ olup pâk durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
Ve bu kemerler üzre cümle dörd kubbe-i nüh-tâkdır ki envâ‘-i fusûs-ı mukavvim
ki her
biri dest-i hakkâkdan bin kez güzer etmiş ruhâmlar ma‘kûd kılınmışdır.
Ve bu kemerler üzre cümle dörd kubbe-i nüh-tâkdır ki envâ‘-i fusûs-ı mukavvim ki her biri dest-i hakkâkdan bin kez güzer etmiş ruhâmlar ma‘kûd kılınmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
Ve kubbe-i nîlgûnun cümle der-i dîvârında müzehheb ve mutallâ mencûklar
ki her
biri bir elvân-ı gûnâ-gûn zî-kıymet hurde taşlar ile münakkaş şükûfeler ve nahl …
Ve kubbe-i nîlgûnun cümle der-i dîvârında müzehheb ve mutallâ mencûklar ki her biri bir elvân-ı gûnâ-gûn zî-kıymet hurde taşlar ile münakkaş şükûfeler ve nahl-i tûbâlar sûretleri nakş olunmuşdur ki her bir sengi dîde-i tuyûra benzer hacerâtlar ile nakş-ı bûkalemûn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… hurde taşlar ile münakkaş şükûfeler ve nahl-i tûbâlar sûretleri nakş olunmuşdur
ki her
bir sengi dîde-i tuyûra benzer hacerâtlar ile nakş-ı bûkalemûn olmuşdur.
Ve kubbe-i nîlgûnun cümle der-i dîvârında müzehheb ve mutallâ mencûklar ki her biri bir elvân-ı gûnâ-gûn zî-kıymet hurde taşlar ile münakkaş şükûfeler ve nahl-i tûbâlar sûretleri nakş olunmuşdur ki her bir sengi dîde-i tuyûra benzer hacerâtlar ile nakş-ı bûkalemûn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… merdüm-i dîdeler hîrelenir. Ve cümle on bin kanâdîl-i gûnâ-gûn ile müzeyyendir
ki her
şeb bu kadar kanâdîl câmi‘ içre şu‘le verüp cemî‘i cemâ‘at ve mu‘tekifîn çerâğa …
Ve bu kubbelerin iki cânibi serâpâ tahta tavan-ı münakkaş ve müzehhebdir. Kemer kubbeler değildir. Cümle yüz elli ahşâbât kirişlerdir. Bu münakkaş kirişlerde niçe bin zî-kıymet maslûbâtların herbiri birer üstâd-ı kâmilin kârı âvîzeler var kim merdüm-i dîdeler hîrelenir. Ve cümle on bin kanâdîl-i gûnâ-gûn ile müzeyyendir ki her şeb bu kadar kanâdîl câmi‘ içre şu‘le verüp cemî‘i cemâ‘at ve mu‘tekifîn çerâğa muhtâc olmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… î ve kimi tûtyâ ve ba‘zısı beyâz şeşhâne mermer ve yerekânî zıhlı amûdcuklardır
ki her
birinde birer gûne burma ve münakkaş san‘atlar vardır. Bu amûdcuklar üzre dahi …
Ve bu haremin cânib-i erba‘ası kırk iki sommâkî ve beyâz mermer sütûnlardır. Ve yigirmi dördü çâr-kûşe amelî sütûnlardır. Ve bu sütûnların mâbeynleri dâ’iren-mâdâr yan soffalardır. Ve bu soffa sütûnlarının kemerleri üzre birer kat dahi rakîk hurde sütûncuklardır. Kimi sommâkî ve kimi tûtyâ ve ba‘zısı beyâz şeşhâne mermer ve yerekânî zıhlı amûdcuklardır ki her birinde birer gûne burma ve münakkaş san‘atlar vardır. Bu amûdcuklar üzre dahi otuz iki hurde kemercikler vardır kim üstâd-ı mebânî binâ sakîl olmasın içün otuz iki sütûn ve otuz iki kemer etmişdir. Bu hisâb üzre haremin cânib-i erba‘asının zîr [ü] bâlâsında sağîr ü kebîr yüz elli sütûndur ve sağîr ü kebîr yüz elli kemerlerdir. Ve bu kemerler üstü tavandır. Ve gâyet münakkaşdır ki gûyâ kalem-i Bihzâd [u] Mânî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243b ·
metinde göster ·
… inde olan varoş-ı azîmde cümle on bin sarây-ı âlîler ve gayri hâne-i azîmlerdir
ki her
birinde birer hadîka ve birer uyûn-ı câriye mukarrerdir. Cümlesi sengîn-bünyâd …
Ve bu şâm kal‘ası cânib-i kıblesinde ve cenûbunda ve garbîsinde ve şimâlîsinde olan varoş-ı azîmde cümle on bin sarây-ı âlîler ve gayri hâne-i azîmlerdir ki her birinde birer hadîka ve birer uyûn-ı câriye mukarrerdir. Cümlesi sengîn-bünyâd ve metîn-âbâd hânelerdir. Cümle sütûhları beyâz kireç ile mestûrdur. Kal‘a içindeki gibi kat-ender-kat teng ü târ büyût-ı bîtâr değildir. Her birinde birer bâğçe mukarrerdir. Ve Paşa sarâyı dahi bu varoşa vâki‘ olmuşdur. Ammâ sûr içinde değildir ve mümkin dahi değildir. Zîrâ bu varoş tûlen ve arzen ikişer buçuk sâ‘atlik yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y247a ·
metinde göster ·
… dır, ammâ bu sarâylar cümle selef mülûklarının birer sarây-ı ibret-nümûnlarıdır
ki her
birinde birer âb-ı firâvân ve gülistân [u] bostân ve eşcâr-ı meyvedârı bî-pâyân …
Evvelâ Sipâh bâzârının iç yüzünda Kâsım Ağa sarâyı ve Nâşifoğlu sarâyı ve Türkmânoğlu ve Emîr-i hac Sinân Paşa ve Rahtuvân ve Geyvânoğlu ve Kadıasker sarâyı ve Mencik sarâyı ve Nûreddîn sarâyı ve Başçavuş sarâyı ve Receb Ağa ve Abdüsselâm Ağa sarâyı. Niçe yüz sarây-ı a‘yân vardır, ammâ bu sarâylar cümle selef mülûklarının birer sarây-ı ibret-nümûnlarıdır ki her birinde birer âb-ı firâvân ve gülistân [u] bostân ve eşcâr-ı meyvedârı bî-pâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y249a ·
metinde göster ·
Ve paşa hazretleri bu meşâyihlerden üç bin salma deve alup iki bin deve su içün
ki her
bir devede dörder keçi tulumu su ola ve bin deve dahi arpa ve bakla ola. Ve paş …
Ve paşa hazretleri bu meşâyihlerden üç bin salma deve alup iki bin deve su içün ki her bir devede dörder keçi tulumu su ola ve bin deve dahi arpa ve bakla ola. Ve paşanın iki yüz katâr devesi sâ’ir mühimmâtı içün ve elli katâr katır dahi kendi ma‘ûneti içün yüklenürdü. şâm'dan Mekke'ye katır gâyet mütehammildir. Ve iç ağalarının ve ba‘zı askerin dahi cümle binidleri küheylân kısraklar idi. Ammâ aykır at müşkil tahammül eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260b ·
metinde göster ·
biri mânend-i kavs-i kuzah ve kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir. Üstâd-ı kâmil …
Bu Harem-i şerîfin cânib-i erba‘asında zikr etdiğimiz Harem-i şerîf Y 337b etrâfında olan sütûnlar üzre sadrenc nakşı cümle (---) tâk-ı revâk-ı nühtâk tâk-ı Kisrâlardır ki her biri mânend-i kavs-i kuzah ve kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir. Üstâd-ı kâmil Koca Mi‘mâr Sinân rahmetullâhi aleyh bu tâklara var makdûrun sarf edüp arz-ı ma‘rifet içün mesâfe-i ba‘îdelerden gûnâ-gûn zî-kıymet ahcârât getirdüp eyle tâklar bünyâd etmiş kim her birine im‘ân-ı nazarla nazar olundukda merdüm-i çeşm hîrelenüp, mısra‘-ı târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y337a–Y337b ·
metinde göster ·
Tût evvelinde icmâller olundukda bu hatt-ı hümâyûn-ı ma‘dalet-makrûnum dahi ihr …
Ve sen ki vezîrim müşârun-ileyhsin zamân-ı hükûmetinde mevâdd-ı mezkûreleri bu vech üzre icrâ edüp bunun hilâfı bir vaz‘ u hâlet irtikâb etmeden hazer edesin ve etdirmeyesin. İnşâallâhu ta‘âlâ meddü'd-dehr düstûrü'l-amel olmağıçün bu hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûnumu mahrûse-i Mısır'ın kulle-i hizânesinde hıfz u ibkâ edesin ki her Tût evvelinde icmâller olundukda bu hatt-ı hümâyûn-ı ma‘dalet-makrûnum dahi ihrâc olunup im‘ân-ı nazar ile nazar olundukda sâdır olan tenbîhnâme-i hümâyûnuma mugâyir bir iş olunmuş ise def‘ u ref‘ olunup fermân-ı hümâyûnuma tevfîk oluna deyü fermân-ı şerîfim muktezâsınca fermân-ı kazâ-cihân-ı sultânî ve emr-i âlî-i vâcibü'l-ittibâ‘-ı hâkânî sâdır olmağile eyâlet-i Mısır'da Tût evvelinden âhirine dek bir senede dâhil-i hızâne tahsîl olan emvâlin ve rûznâme ve muhâsebe ve mukâta‘ât ve sâyir aklâm-ı müteferrika defâtirinde müfredâtile tafsîl-i nâtık olunduğu üzre eyâlet-i Mısır'da vâki‘ olan kurâların harâc arâzîsinde mâl-ı küşûfiyye-i kebîrden iskeleler iltizâmı mâlından ve sâyir mukâta‘âtdan vâki‘ olan emvâl-i müteferrikadan vezîr-i müşârun-ileyh hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde tahsîl olan emvâlin îrâd u masârîfi tahrîr olunmağın hatt-ı hümâyûn-ı şerîfim ile ma‘yûr olup erbâb-ı aklâm-ı kalem ve Mısır'ın yedlerinde usûl-i defâtirin icmâlleri Âsitâne'ye vezîr-i müşârun-ileyh hazretleri irsâl buyurmağın tekrâr erbâb-ı kalemlerin tahsîl-i tashîh ve hutûmlarıyle mahtûm olup kulle-i hızâneye vaz‘ buyurulan aklâm-ı seb‘anın müceddeden tahrîr olunan defâtir-i müfredâta tatbîk olundukda Şarkıyye kalemine tâbi‘ olan kurânın harâc arâzîsinde[n] bin seksen dörd kîse-i Mısrıyye ile on iki bin üç yüz toksan dörd para, ve kalem-i Garbiyye'[ye] tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîsinden bin elli yedi kîse ile yedi bin elli yedi para, ve kalem-i şehre tâbi‘ olan harâc kurânın arâzîlerinden üç yüz on altı kîse ile sekiz bin üç yüz otuz iki para, ve kalem-i rûznâmeye tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîsinden yüz altmış yedi kîse ile tokuz bin beş yüz otuz bir para eder, ve kalem-i mukâta‘-i îrâd-ı gılâle tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîlerinden yigirmi altı kîse ile on yedi bin yedi yüz yigirmi sekiz para eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71a ·
metinde göster ·
… hü'l-beled defteriyle bu şehr içre yüz kırk altı bin âdem vardır, derler. Hakkâ
ki her
kûçe ve puça ve esvâkları omuz omuzu sökmez benî âdemdir. Ve zamân-ı kadîmde gâ …
Hâlâ şeyhü'l-beled defteriyle bu şehr içre yüz kırk altı bin âdem vardır, derler. Hakkâ ki her kûçe ve puça ve esvâkları omuz omuzu sökmez benî âdemdir. Ve zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr [u] âbâdân kal‘a ve şehir imiş. Cenûb tarafında kal‘a âsârları ve sarây-ı âlî ve kâr-ı kadîm esâsları zâhirdir. Âl-i Osmân'dan mukaddem Circe hâkimleri bu şehirde vezâret ile hükûmet edüp bu şehirde sâkin imiş. Ol asırda bu şehir yigirmi yedi bin hâne ve on dörd hammâm imiş. Birkaç mu‘attal hammâmların ve cevâmi‘ ve zevâvîlerin hakîr görmüşüm. Ol imâret-i âbâdânı bilir yüz kırk altı yaşında zinde civân-misâl cünbüş ü hareket eder şeyh şücâ‘uddîn gördüm deyü nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y368b ·
metinde göster ·