Acibe-i diğer: Bu deyrin havlısında meydân-ı muhabbet içre bir tâk-i bâlâ altında bir mu‘allak kalın demir vardır. Hemân dâ’imâ mu‘allak durur. Bir cânibe şeş cihetden bir yire 325b ittisâli yokdur. Hakkâ ki sihr-i i‘câz bir musanna‘ nihânî kâr-ı ibret-nümâdır. Cümle keferelerin zu‘m-ı bâtıllarıyla Hazret-i İsâ havâriyyûnu Şem‘ûn-ı Safâ'nın kerâmetiyle mu‘allak durmuş ola. Ebleh müselmânlar dahi gördükde hayrân kalup i‘tikâd ederler. Zîrâ şiddet-i rûzgâr bu hadîd amudcuğa isâbet etdikçe mütezelzil olur. Niçe Ehrimen âdamlar vaz‘-ı yed etmesinler deyü cânib-i etrâfına muhkem sunta dırahtından parmaklık çekmişler. Ammâ ma‘rifet-i amûd-ı hadîd, üstâd-ı hukemâ-yı bennâ-yı kudemâ bu demir direciğin üstünde evvel ol tâkı binâ edüp tâkin ta zirve-i âlîsi ortasına bir seng-i azîm mıknatıs komuş ve bir mıknatıs taş-ı kebîri dahi hendese üzre âlî mıknatısın aşağısı olan zemîne {komuş}, ba‘dehû bu demir direciği bu iki mıknatıs taşlarının mâbeynine vaz‘ edince iki seng-i mıknatısın mâbeyninde mu‘allak kalmışdır. Yohsa ne kerâmet-i havâriyyûn-ı Şam'ûn ve ne tılısm-ı Şemsûn'dır. Her gören engüşt-ber-dehen edüp valih [u] hayrân olur. Bu hakîr-i pür-taksîr akl-ı kâsırumla böyle mülâhaza etdim. İnşâallah mülâhazamızda sehv ü hatâ yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a–325b ·
metinde göster ·
… âm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ
ki sihr-i
i‘câz mertebesi idi.
Ve hatt-ı ta‘lîkde vâzı‘u'l-asl Emîr Alî Tebrîzî ve İmâdu'l-Hüseynî ve Muhammed Rızâ et-Tebrîzî ve Kutbeddîn Muhammed ve Kutbeddîn-i Yezdî ve Şâh Mahmûd ve Hasan Şâmlu ve Muizzeddîn Muhammed el-Hüseynî ve Ahmed el-Hasanî min telâmîzi İmâdu'l-Hüseynî ve hatt-ı Şeref Hân min ecdâd-ı hân-ı âlîşân-ı münhezim Abdâl Hân ve hatt-ı Şâh-ı şâhân ve hatt-ı Büreyde-i Fahrî el-Bursevî, bu Fahrî'nin dahi oymalı hatları bu günde ne görülmüşdür ve ne görülecekdir kim Cenâb-ı Rabbü'l-izzet buna bir kuvvet-i basar vermiş kim gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… msî Hân ve Mâlik ve Erjeng ve Ağa Rızâ ve Muhammed Rızâ ve kalem-i Behzâd hakkâ
ki sihr-i
füsûn-ı işve-gûne kalemi târdır ve murdâr elin eşkâlât-ı hayâlâtda pesendîde ka …
Ve Şâh Kulu ve Velîcân ve Şemsî Hân ve Mâlik ve Erjeng ve Ağa Rızâ ve Muhammed Rızâ ve kalem-i Behzâd hakkâ ki sihr-i füsûn-ı işve-gûne kalemi târdır ve murdâr elin eşkâlât-ı hayâlâtda pesendîde kalemi vardır. Hatta bir esb-i câdû ve pîl-i câdû tasvîr 276b etmişdir kim sihr-i füsûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 276a–276b ·
metinde göster ·
… örülmemişdir. Üzerinde lisân-ı İbrî ve lisân-ı Yunanî hatlar kazılmışdır. Hakkâ
ki sihr-i
i‘câz yazılmışdır.
Evvelâ Deyr-i Danyal kurbünde bir bâğ-ı İrem-misâl hıyâbân-ı kûyâh içre, ziyâret-i Hazret-i Danyal Gerçi kıbâblar ile mebnî değildir ammâ kabr-i münevveri üzre bir seng-i azîm mestûrdur kim bu kevnde eyle rengâreng bir seng-i bukalemûn-ı ibret-nümûn görülmemişdir. Üzerinde lisân-ı İbrî ve lisân-ı Yunanî hatlar kazılmışdır. Hakkâ ki sihr-i i‘câz yazılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316b ·
metinde göster ·
… altı terk üzre taksîm olunup her biri birer üstâd-ı kâmilin arz-ı ma‘rifetidir
ki sihr-i
hilâldir.
Ve ikinci kat sütûnları ile bu üçüncü kat sütûnları mâbeyni yine deve derisinden tavan nakş-ı devr-i zamândır. Bu tavan on altı terk üzre taksîm olunup her biri birer üstâd-ı kâmilin arz-ı ma‘rifetidir ki sihr-i hilâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a ·
metinde göster ·
… î-destâr firâr eder. Merhûm İbrâhîm Paşa bu gûne şakalara mâ’il idi. Ammâ hakkâ
ki sihr-i
i‘câz mertebesi bir ma‘rifetdir.
Ve bu herîfler ba‘zı âdemin yanına gelüp ol âdemin haberi âgâhı yok iken cebinden ve koynundan yılan ve akreb ve çıyan çıkarır. Ve ba‘zı âdemin cebinden elma ve emrûd ve şeftâlû ve üzüm çıkarır, hâlen ki ol meyvelerin mevsimi değildir. Ve ba‘zı âdemin koynundan âteş yâhûd su çıkarır. Ve ba‘zı âdeme işâret edüp sarığın gösterir, herîf başından sarığın çıkarınca sarığından su cereyân etmeğe başlar yâhûd bir yılan ve akreb çıkup hemân herîf sarığın yere urup ser-bürehne bî-destâr firâr eder. Merhûm İbrâhîm Paşa bu gûne şakalara mâ’il idi. Ammâ hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi bir ma‘rifetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231a ·
metinde göster ·