yağı çıkarmak ancak bir âdeme mahsûsdur. İbtidâ dühn-i kibrîti Kârûn çıkardı de …
Esnâf-ı dehhân-ı kibrîtciyân: iksîr-i a‘zam gibi kibrît yağı çıkarmak ancak bir âdeme mahsûsdur. İbtidâ dühn-i kibrîti Kârûn çıkardı derler. Zîrâ Hazret-i Mûsâ ta‘lîmiyle ibtidâ Kârûn kîmyâya çalışırken kibrît yağı çıkarmanın yolun bulup yine anınla ol ma‘rifet ka‘r-ı zemîne geçüp hâlâ bir âdeme mahsûsdur kim gûyâ ka‘r-ı zemînden çıkarup meydâna getirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b ·
metinde göster ·
yağı çıkarmanın yolun bulup yine anınla ol ma‘rifet ka‘r-ı zemîne geçüp hâlâ bi …
Esnâf-ı dehhân-ı kibrîtciyân: iksîr-i a‘zam gibi kibrît yağı çıkarmak ancak bir âdeme mahsûsdur. İbtidâ dühn-i kibrîti Kârûn çıkardı derler. Zîrâ Hazret-i Mûsâ ta‘lîmiyle ibtidâ Kârûn kîmyâya çalışırken kibrît yağı çıkarmanın yolun bulup yine anınla ol ma‘rifet ka‘r-ı zemîne geçüp hâlâ bir âdeme mahsûsdur kim gûyâ ka‘r-ı zemînden çıkarup meydâna getirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b ·
metinde göster ·
… suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne
kibrît
suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı cezîre-i ma‘den-i zeheb-i kibrît ya‘nî cezîre-i Ikrît : Hemân cezîre-i Girid'in şimâlî cânibinde kal‘a-i Todori nâm kal‘anın mukâbelesinde süd-limân hevâda cümle keştîler lenger-endâz olup tarfetü'l-ayn içre taşra asker döküp ve iki pâre kolomborna toplar ve gayrı cebehâne ve mühimmâtlar çıkarup sepet-i siperler sürüp kal‘ayı cümle guzât-ı müslimîn muhâsara edüp iki sâ‘at cenge tahammül etmeyüp içinde olan soltat ve murtât kefereler haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vakt-i fecrde papasları taşra çıkup serdâr-ı mu‘azzama vere ile miftâhların teslîm idüp içinde olan kefereler firkatelerine süvar olup seg-ber-cehennem Çuka cezîresine gitdiler. Hemân kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup limanına gemileri çeküp ol 271a mahalde gemileri hıfz içün leb-i deryâya siperler ardına balyemez toplar koyup Karaman eyâletiyle Adana eyâletin muhâfazacı koyup ân-ı sâ‘atde cümle donanma kal‘a-i Hanya'ya muttasıl Nazarta nâm limana lenger bırağup cümle pür-silâh askeri hayme ve hargâhlarıyla ve yetmiş pâre balyemez top ve kırk aded kolomborna top ve iki yüz aded şâhî darbzen topları mühimmâtlarıyla taşra çıkarup cümle asker-i deryâ-misâl topları çekerek kal‘a-i Hanya bir top menzili ba‘îd gitmede, beri tarafda Nazarta limanı beş rûzgârdan emîn olmağıla cümle donanmayı anda yerleşdirüp cümle Cezâyirli ve Tunus ve Tarabuluslu ve cümle yetmiş pâre kadırga ile deryâ beğleri deryâya alarka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr oldular. Andan sâ’ir şayka ve karamürseller dahi cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı limana döküp eyâlet-i Sivas bu limanın hıfz [u] hırâsetine me’mûr oldular. Bu liman Hanya kal‘asının cânib-i garbîsinde Nazarot limandır. Ammâ hamd-i Hudâ suhûletle kabza-i teshîre alındı. Bu liman Mora cezîresindeki Kabaca Burnu'na altmış mil karîb olmağıla ibtidâ Todori kal‘ası ve bu liman feth oldu kim karşu Mora tarafından imdâd-ı asker geçmek âsândır. Ve bu Nazarata limanının leb-i deryâsına ve liman ağzına azîm tabyalar çatup içine mefret balyemez toplar koyup limanda yatan gemileri hıfz [u] hırâset ederdi. Ve deryâda yigirmişer otuzar mil alarka karavullar firkateleri gezerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b–271a ·
metinde göster ·
… p bir cân halâs olmadan cümlesin esîr edüp ba‘dehu on bin Tatar on bin ok ucuna
kibrît
ve çıra bağlayup enderûn-ı kal‘aya okları şast ber-kabza endâht edince cümle ta …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi Hel Ban Yoram'dır. Süleymân asrında Seykel kâfiri elinden Koca Betlen Gabor feth edüp Saz Macarı'na hibe eyledi. Hâlâ Erdel kralları hükmündedir, ammâ Saz Macarı elindedir. Cümle üç bin aded cünûd-ı cünübü cümle Saz kâfirleridir. Lâkin mukaddemâ asker-i İslâm Tise kenârına giderken Tatar askeri tâ bu mahalle gelince çapul civerüp ne Saz kavmi ve ne Laz ve ne çok ve ne az bilüp bu kal‘a varoşu keferelerin cümle evli evlerinde bulup bir cân halâs olmadan cümlesin esîr edüp ba‘dehu on bin Tatar on bin ok ucuna kibrît ve çıra bağlayup enderûn-ı kal‘aya okları şast ber-kabza endâht edince cümle tahta örtülü evler üzre kibrît ve çıra düşünce derûn-ı kal‘ada ve varoşunda olan evler tutuşup kal‘adan dahi cümle küffâr hemân veled-i pelîdlerin ellerine ve kucaklarına alup taşra çıkınca el kaldıranları dest-i Tatar'da kılıçdan geçüp bakıyyetü's-seyfleri Tatar-ı adüv-şikâ[r] destinde esîr-i pây-beste ve dil-haste olmuşlardır. Anıniçün bu kal‘aya geldiğimizde berbâd bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
ve çıra düşünce derûn-ı kal‘ada ve varoşunda olan evler tutuşup kal‘adan dahi c …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi Hel Ban Yoram'dır. Süleymân asrında Seykel kâfiri elinden Koca Betlen Gabor feth edüp Saz Macarı'na hibe eyledi. Hâlâ Erdel kralları hükmündedir, ammâ Saz Macarı elindedir. Cümle üç bin aded cünûd-ı cünübü cümle Saz kâfirleridir. Lâkin mukaddemâ asker-i İslâm Tise kenârına giderken Tatar askeri tâ bu mahalle gelince çapul civerüp ne Saz kavmi ve ne Laz ve ne çok ve ne az bilüp bu kal‘a varoşu keferelerin cümle evli evlerinde bulup bir cân halâs olmadan cümlesin esîr edüp ba‘dehu on bin Tatar on bin ok ucuna kibrît ve çıra bağlayup enderûn-ı kal‘aya okları şast ber-kabza endâht edince cümle tahta örtülü evler üzre kibrît ve çıra düşünce derûn-ı kal‘ada ve varoşunda olan evler tutuşup kal‘adan dahi cümle küffâr hemân veled-i pelîdlerin ellerine ve kucaklarına alup taşra çıkınca el kaldıranları dest-i Tatar'da kılıçdan geçüp bakıyyetü's-seyfleri Tatar-ı adüv-şikâ[r] destinde esîr-i pây-beste ve dil-haste olmuşlardır. Anıniçün bu kal‘aya geldiğimizde berbâd bulduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 19b ·
metinde göster ·
… bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer aded tabur okları gezleyüp her oka birer
kibrît
bağlayup bu kadar âteşli okları şehir içre bârân-ı la‘net gibi yağdırup şehrin …
Kal‘ası yok, ammâ etrâfı sa‘b palanka ve amîk handaklı bir şehr-i azîmdir kim cümle yigirmi bin bâğ-ı İrem-misâl hânedânlı şehr-i müzeyyen idi. Ân-ı sâ‘atde kavm-i Tatar rûzgâr-ı zor-kârın üst yanına çıkup kırk bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer aded tabur okları gezleyüp her oka birer kibrît bağlayup bu kadar âteşli okları şehir içre bârân-ı la‘net gibi yağdırup şehrin tahta örtülü hânedânları rûzgârın şiddetinden çayır çayır yanmağa başlayınca cümle küffâr âteş-i lât-ı melât-ı mühmelât içre kalup küffâr bu vâveylâda iken hemân Tatar fursatı ganîmet bilüp kal‘a şarampavlarından yol bulup cümle Tatar şehir içre dolup cümle yigirmi bin kadar esîr ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle sîr olup iri cengâver Kazakların cümle dendân-ı tîğdan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ bu şehr-i Heyvar'da iki gün ve iki gece alacıklarımızda meks edüp hamd-i Hudâ bunda dahi elime üç aded pençe-i âfitâb Korol gulâmı ve bir aded müstesnâ bikr-i nâ-şüküfte kızoğlanı ve niçe sîm ü zer âvânî eşyâlar elime girdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
… var kim gûyâ rîh-ı sarsar zâhir olup iki bin kadar Tatar kemândârları oklarına
kibrît
bağlayup ve beş yüz nefer tüfeng-endâz paçavralı kurşumları ve kibrîtli yanmış …
Nemse çâsârı hükmünde bir dırahtistân içre bir sa‘b kal‘adır. Yedi sâ‘at kâmil altında meks edüp mümkin olmadı kim bu kal‘adan bir dil alak, ammâ bir rîh-ı akîm gibi bir rûzgâr-ı zorkâr-ı azîm var kim gûyâ rîh-ı sarsar zâhir olup iki bin kadar Tatar kemândârları oklarına kibrît bağlayup ve beş yüz nefer tüfeng-endâz paçavralı kurşumları ve kibrîtli yanmış okları kal‘a içine ol rûzgârda perrân edince hemân cümle tahta örtülü evlerin dam u bâmları alev ber-alev ihrâk olup kal‘a içre bir vâveylâ kopup derhâl küffâr-ı dûzah-karârın kal‘ada karârları kalmayup kal‘a kapuların açup bu kadar küffâr mâl-ı ganâ’imiyle kal‘adan taşra topları altına çıkup âteşden halâs olalım derken Tatar âteşine uğrayup ân-ı vâhidde bin yüz altmış kadar esîr ve bu kadar bî-hisâb mâl-ı erzâk alınup dörd yüz aded şehbâz yiğitlerimizle Kanije'ye gönderdik, zîrâ Kanije henüz dahi yakındır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a ·
metinde göster ·
San‘at-ı dîğer: Bir gûne kutucuk içinde kav ve çakmak ve
kibrît
ve çıra vardır. Hemân tüfeng çarhı gibi çakınca çıra yanup alev ber-alev olup d …
San‘at-ı dîğer: Bir gûne kutucuk içinde kav ve çakmak ve kibrît ve çıra vardır. Hemân tüfeng çarhı gibi çakınca çıra yanup alev ber-alev olup dağları ihrâk eder, ehl-i sefere lâzımlı şeydir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… n edüp bir çömlek içre bir sarı çamuru herîfin cümle vücûduna sürdü, ammâ çamur
kibrît
gibi kokardı ve herîfin ağzına ve burnuna sabr-ı sukutru suyu sürüp dübürüne bi …
Hemân koca üstâd sıska herîfi uryân edüp bir çömlek içre bir sarı çamuru herîfin cümle vücûduna sürdü, ammâ çamur kibrît gibi kokardı ve herîfin ağzına ve burnuna sabr-ı sukutru suyu sürüp dübürüne bir kâlıb sâbûnu sivri edüp sokdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… ıplakda olan niçe kerre yüz bin atların arkalarına hadeng-i belâlar sancılup ve
kibrît
ile fakîr atların arkaları yanup pây-bend-i kösdeklerin {kırup} cümle atlar bir …
Hemân küffâr gördü kim tabur içinde ok zahmından mecrûh olmadık âdem ve helâk olmadık avret ve oğlan kalmayup çıplakda olan niçe kerre yüz bin atların arkalarına hadeng-i belâlar sancılup ve kibrît ile fakîr atların arkaları yanup pây-bend-i kösdeklerin {kırup} cümle atlar birbirleriyle depişerek niçe bin küffârlar at altında pâymâl-i rimâl kaldıkların görünce hemân cümle küffâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113b ·
metinde göster ·
… e buhayre-i Beşik sâhilinde bir çemenzâr yerde germâb âb-ı hayâtdır, ammâ sehel
kibrît
râyihalıdır. Hattâ gümüş hâtemleri zeheb-i mutallâ gibi asfer-levn eder, ammâ a …
Bu rabtanın mukâbelesinde yine Sidirkapsi hâkinde buhayre-i Beşik sâhilinde bir çemenzâr yerde germâb âb-ı hayâtdır, ammâ sehel kibrît râyihalıdır. Hattâ gümüş hâtemleri zeheb-i mutallâ gibi asfer-levn eder, ammâ altun hâtemleri eyle mücellâ ve zeheb-i hâlis eder kim gûyâ za‘fran sarusu olur. Lâkin gâyetü'l-gâye şiddet-i suhûniyyet üzre olduğundan herkes girmeğe tahammül edemediğinden sehel âb-ı sermâ idhâl edüp mu‘tedilü's-sühûn hummadır ve gâyet nâfi‘dir kim behaka ve cüzâma ve freng zahmetine bi-emrillâh nâfi‘dir. Lâkin eyyâm-ı şitâda temevvüc-i deryâ ılıcası suyuna mahlût olur. Gerçi havzı üzre kubbesi vardır ammâ Bursa kaplıcaları gibi tekellüflü kubâb-ı azîmli âsâr-ı binâları yokdur. Bu germâbı dahi manzûrûmuz olup andan Beşik buhayresi kurbunda nehr-i Lojnik'e karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b ·
metinde göster ·
… demâğın mu‘attar eder. Ba‘zı gâr sâhibleri kîmyâya çalışdıklarından gârlarında
kibrît
ve zeybak ve zırnîh ma‘âdinleri kokar.
Her hücre-i savma‘a-i gâr-ı yetîmânlar içre girsen hâlâ besbâse ve kebâbe ve dar-ı sîn ve dârû-yı fülfül ve cencebîl ve ûdu'l-kahr ve âkırkarhâ ve kâkûle râyihası âdemin demâğın mu‘attar eder. Ba‘zı gâr sâhibleri kîmyâya çalışdıklarından gârlarında kibrît ve zeybak ve zırnîh ma‘âdinleri kokar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… l Akdeniz sâhilinde Sebte ve Tanca ve Cezâyir ve Tûnus ve Tarabulus ve Cerbe ve
Kibrît
ve Benî Hilâl ve üç ay çöl ubûr edüp İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât ve kal‘a-i …
Ve şekl-i murabba‘ bir cezîredir. şimâle ve yıldıza nâzır tarafı Akdeniz Sebte boğazından tâ Arîş denizine varınca iki bin mîl Akdeniz sâhilinde Sebte ve Tanca ve Cezâyir ve Tûnus ve Tarabulus ve Cerbe ve Kibrît ve Benî Hilâl ve üç ay çöl ubûr edüp İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât ve kal‘a-i Tîne ve buhayre-i Arîş'de tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30a ·
metinde göster ·
… mâ-i nem yem-i Kulzüm gibi saruya mâyil olup rengi mütegayyir olur. Ve lezzetde
kibrît
suyu ta‘amında olup cemî‘i sâhib-i maraz olanlar bundan bir kerre nûş edüup yig …
Andan bu kırmızı kanlu yaş havz-ı azîm[e] dâhil olduğu demde ol dem dîde-i nem âb-ı rakîk beyâz mâ-i safî olur. Ve dâ’imâ bu havz leb-ber-leb durur. Mâh-ı Temmûz'da bu mâ-i nem yem-i Kulzüm gibi saruya mâyil olup rengi mütegayyir olur. Ve lezzetde kibrît suyu ta‘amında olup cemî‘i sâhib-i maraz olanlar bundan bir kerre nûş edüup yigirmi amel edüp cemî‘i ahlât-ı fâside-i tahtânî sürüp nûş edenin reng-i rûyine humret verir. Ve yine mâh-ı Temmûz'dan sonra ke'l-evvel ol âb-ı hayât olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y406a ·
metinde göster ·
… r; ve bir kutu sakankûr-ı berrî ve bir kutu dühn-i seğsebân ve bir hokka dühn-i
kibrît
ve altı kutu-yı kebîr kakule-i sagîr verüp bu cümle makbûzumuz olup nâmeler içi …
Ertesi gün paşanın hedâyâları geldi. Yüz tâvûsî hecîn-i müzeyyen üzre elli siyâh memlûk ve ellisi siyâh-çerde pâkîze kızlar ve elli deve yükü defteriyle fîl dişleri ve gergerdân boynuzları ve iki yüz fîl kalkanı ve bin çift kargı ve yüz çift kaplan postu ve yüz çift bebr postu ve bir yük keler derisi ve beş yük misk kedisi postu ve on yük âbnûs ve on yük sindiyân ağacı ve iki yük tibr ve bir denk zebât ve bir denk zımrân ve bir kutu misk ve altmış aded şemâme anber ve bir kutu hannebân —bir gûne siyâh nebâtâtdır, âdemin demâğın râyihası mu‘attar eder; ve bir kutu-yı kebîr karçıdan— bu dahi bir ot köküdür, râyihası benefşeden mü’essirdir; ve bir kutu sakankûr-ı berrî ve bir kutu dühn-i seğsebân ve bir hokka dühn-i kibrît ve altı kutu-yı kebîr kakule-i sagîr verüp bu cümle makbûzumuz olup nâmeler içinde tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y418b ·
metinde göster ·
… havâdan sonra pûlâd-ı Nahcıvânî olur — ve ma‘den-i kurşum ve altun ve gümüş ve
kibrît
ve neft ü katrân ma‘âdinleri olur. Ammâ istihrâcını bilmezler ve tahsîline dahi …
Ve bu şehrin ma‘âdinlerinin hisâbın yine Hallâk-ı âlem bilür. Evvelâ âşikâre olan ma‘âdinlerinden kırmızı şeb ve kırmızı türâb kilermeni ve zâc ve zırnîh ve cibs taşı ya‘nî alçı ve seng-i ferah ve seng-i yerekân ve seng-i balgamî ve seng-i belât — bir yumşak taşdır, destere ile tâze iken tahta tahta biçüp evlere ve hammâmlara döşerler, kesb-i havâdan sonra pûlâd-ı Nahcıvânî olur — ve ma‘den-i kurşum ve altun ve gümüş ve kibrît ve neft ü katrân ma‘âdinleri olur. Ammâ istihrâcını bilmezler ve tahsîline dahi mukayyed değillerdir, zîrâ gayrı âsân mahsûlâtları çokdur. Lâkin demir ve bakır ma‘denleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·