… ma deyri kubbesi ve Ayasofya kubbesi ve bu Kostantîn binâ etdüği mezkûr Erzâyil
kilisası
dahi esâsından münhedim olup ba‘de'l-feth Gâzî Mehemmed Hân'ın yümn-i mukdimiyl …
Cümleden biri bir âsâr-ı azîm etdi kim dillerde dâstân-ı dostân bir deyr-i ibret-nümâ idi kim ismine Erzâyil derler idi. İslâmbol'un tâ vasatında iki Karaman mâbeyninde bir kenîse-i nâdirü'l-asr idi kim hemân içinde papas ve kıssîs ve bıtrîkden on iki bin dalâlet-âyîn müşrikîn ile mâl-â-mâl idi. Niçe yüz sene ma‘mûr durup Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-ı mâderden müştak oldukları gece âteş-gede-i Nemrûd, Urfa şehri içre dâ’imâ çerâğân idi, söndü ve tâk-ı Kisrâ ve Kızılelma deyri kubbesi ve Ayasofya kubbesi ve bu Kostantîn binâ etdüği mezkûr Erzâyil kilisası dahi esâsından münhedim olup ba‘de'l-feth Gâzî Mehemmed Hân'ın yümn-i mukdimiyle Belde-i Tayyibe ya‘nî şehr-i Kostantıniyye feth [u] teshîre geldikde mezkûr deyrin esâsı üzre Sultân Mehemmed Hân bir câmi‘ binâ etmişdir kim hâlâ ma‘bedgâh-ı müslimîndir. İnşâ’allâh mahallinde tavsîf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve …
"Âhir zamânda bir Muhammed gele, niçe bin kiliseler yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış gemiler ile gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu Kostantîn on bir kerre muhâsara görüp fethi Arab'a müyesser olmayup bu Türk'e mi müyesser ola" deyü akl-ı kâsırları üzre niçe lâf-ı güzâf urup Kostantîn'e tesellî-i hâtır verüp yine cenge âheng etdiler. Ammâ taşrada asker-i İslâm esâs-ı kal‘anın ka‘rına girüp câ-be-câ kal‘ayı rahnedâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
… a kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp
kiliseler
yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz el …
"Âhir zamânda bir Muhammed gele, niçe bin kiliseler yıka. Anın ümmetleri Antâkıyye ve Kudüs'ü ve Mısır'ı ve Kostantıniyye'yi ala ve karadan niçe bin pâre yelkenleri açılmış gemiler ile gele ve başında kadı sarığı ola ve katıra binüp ayağında mâvî çizme ola. Ol Muhammed'se gelüp kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı [ve] Antâkıyye ve Kudüs'ü ümmetleri feth edeli sekiz yüz elli sene oldu. Ve karadan gemi yürüyüp bu kal‘a feth olmak muhâldir. Ve bu Muhammed ol Muhammed değildir. Büyük Muhammed'lerinden berü bu Kostantîn on bir kerre muhâsara görüp fethi Arab'a müyesser olmayup bu Türk'e mi müyesser ola" deyü akl-ı kâsırları üzre niçe lâf-ı güzâf urup Kostantîn'e tesellî-i hâtır verüp yine cenge âheng etdiler. Ammâ taşrada asker-i İslâm esâs-ı kal‘anın ka‘rına girüp câ-be-câ kal‘ayı rahnedâr etmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b ·
metinde göster ·
… trin, livâ-i Sağ-kol, livâ-i Sol-kol. {Ammâ} livâ-i Silisre ve Nigebolı ve Kırk
Kilise
ve Bender ve Akkirman ve Özi ve Kılburun sancakları Rûmeli'nden ifrâz olup Kara …
Sancakları bunlardır kim zikr olunur: Sancağ-ı Sofya paşanın tahtıdır. Livâ-i Köstendil, livâ-i İskenderiyye, livâ-i Tırhala, livâ-i Ohri, livâ-i Avlonya, livâ-i Delvinye, livâ-i Yanya, livâ-i Elbasan, livâ-i Çirmen, livâ-i Selânik, livâ-i Üsküb, livâ-i Dukagin, livâ-i Vidin, livâ-i Alacahisâr, livâ-i Prizrin, livâ-i Vuçitrin, livâ-i Sağ-kol, livâ-i Sol-kol. {Ammâ} livâ-i Silisre ve Nigebolı ve Kırk Kilise ve Bender ve Akkirman ve Özi ve Kılburun sancakları Rûmeli'nden ifrâz olup Karadeniz sâhilindeki kurâ ve kasabâtlar muhâfazasıyçün Silisre eyâlet olup başka vezâret olmuşdur. 50b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 50a–50b ·
metinde göster ·
, Birecik, Ma‘arra ve Azez ve Belîs ve Antâkıyye ve sâlyâne ile olanlar Mazîk ve …
Sancakları bunlardır: Ekrâd-i Kilis, Birecik, Ma‘arra ve Azez ve Belîs ve Antâkıyye ve sâlyâne ile olanlar Mazîk ve Ulu Türkmân. Haleb paşa sancağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51b ·
metinde göster ·
… ğile küffâr Yûsuf Paşa'nın elin vilâyetin nehb ü gâret edüp yetmiş pâre kal‘aya
kiliseye
ve kal‘a-i Dirnişe müstevlî olup Bosna ve Hersek ve Kırka ve Kilis sancakların …
İnhizâm-ı Serdâr Tekelü Mustafâ Paşa: Sene (---) târîhinde Hanya feth olunca ana intikâmen Venedik küffârı fâtih-i Hanya olan Yûsuf Paşa Kırka sancağında (---) nâm kal‘adan Hırvadü'l-asl olmağile küffâr Yûsuf Paşa'nın elin vilâyetin nehb ü gâret edüp yetmiş pâre kal‘aya kiliseye ve kal‘a-i Dirnişe müstevlî olup Bosna ve Hersek ve Kırka ve Kilis sancakların berbâd edüp cümle re‘âyâlarımız Uskok olup Venedik'e tâbi‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77b ·
metinde göster ·
… e kal‘aya kiliseye ve kal‘a-i Dirnişe müstevlî olup Bosna ve Hersek ve Kırka ve
Kilis
sancakların berbâd edüp cümle re‘âyâlarımız Uskok olup Venedik'e tâbi‘ oldu.
İnhizâm-ı Serdâr Tekelü Mustafâ Paşa: Sene (---) târîhinde Hanya feth olunca ana intikâmen Venedik küffârı fâtih-i Hanya olan Yûsuf Paşa Kırka sancağında (---) nâm kal‘adan Hırvadü'l-asl olmağile küffâr Yûsuf Paşa'nın elin vilâyetin nehb ü gâret edüp yetmiş pâre kal‘aya kiliseye ve kal‘a-i Dirnişe müstevlî olup Bosna ve Hersek ve Kırka ve Kilis sancakların berbâd edüp cümle re‘âyâlarımız Uskok olup Venedik'e tâbi‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 77b ·
metinde göster ·
kal‘ası altına varup Tekelü Mustafâ Paşa'nın otağın kırup ceneral-i la‘în başın …
Ba‘dehu küffâr bu kadar hayme ve hargâh ile Kilis kal‘ası altına varup Tekelü Mustafâ Paşa'nın otağın kırup ceneral-i la‘în başına serdârın selîmîsin geyüp âdet üzre dîvân-ı Âl-i Osmân etdikde Kilis kal‘asının cümle a‘yân [u] eşrâfı ve serdârı ve dizdârı taşra çıkınca kemîngâhda olan küffâr der-akab kal‘aya müstevlî olup bu takrîb ile Kilis kal‘ası gibi eflâke ser-çekmiş bir kal‘a-i metîni kabza-i tasarrufa alup cümle a‘yân-ı kal‘ayı ehl [ü] iyâlleri ile esîr etdiler. Bu gûne nuhûset Âl-i Osmân devletinde bir târîhde olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
kal‘asının cümle a‘yân [u] eşrâfı ve serdârı ve dizdârı taşra çıkınca kemîngâhd …
Ba‘dehu küffâr bu kadar hayme ve hargâh ile Kilis kal‘ası altına varup Tekelü Mustafâ Paşa'nın otağın kırup ceneral-i la‘în başına serdârın selîmîsin geyüp âdet üzre dîvân-ı Âl-i Osmân etdikde Kilis kal‘asının cümle a‘yân [u] eşrâfı ve serdârı ve dizdârı taşra çıkınca kemîngâhda olan küffâr der-akab kal‘aya müstevlî olup bu takrîb ile Kilis kal‘ası gibi eflâke ser-çekmiş bir kal‘a-i metîni kabza-i tasarrufa alup cümle a‘yân-ı kal‘ayı ehl [ü] iyâlleri ile esîr etdiler. Bu gûne nuhûset Âl-i Osmân devletinde bir târîhde olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
… şra çıkınca kemîngâhda olan küffâr der-akab kal‘aya müstevlî olup bu takrîb ile
Kilis
kal‘ası gibi eflâke ser-çekmiş bir kal‘a-i metîni kabza-i tasarrufa alup cümle …
Ba‘dehu küffâr bu kadar hayme ve hargâh ile Kilis kal‘ası altına varup Tekelü Mustafâ Paşa'nın otağın kırup ceneral-i la‘în başına serdârın selîmîsin geyüp âdet üzre dîvân-ı Âl-i Osmân etdikde Kilis kal‘asının cümle a‘yân [u] eşrâfı ve serdârı ve dizdârı taşra çıkınca kemîngâhda olan küffâr der-akab kal‘aya müstevlî olup bu takrîb ile Kilis kal‘ası gibi eflâke ser-çekmiş bir kal‘a-i metîni kabza-i tasarrufa alup cümle a‘yân-ı kal‘ayı ehl [ü] iyâlleri ile esîr etdiler. Bu gûne nuhûset Âl-i Osmân devletinde bir târîhde olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 78a ·
metinde göster ·
… enleri tuçdur, demir değildir. Eyle rivâyet ederler kim cümle feth etdüği kâfir
kilisalarının
çanlarını getirüp câmi‘in pençerelerine şebeke etdi, derler. Ve cümle (---) ade …
Cümle (---) revzenleri tuçdur, demir değildir. Eyle rivâyet ederler kim cümle feth etdüği kâfir kilisalarının çanlarını getirüp câmi‘in pençerelerine şebeke etdi, derler. Ve cümle (---) aded necef ve moran câmlar ile müzeyyen olduğundan gâyet rûşen câmi‘dir. Ve iki kıble kapusu var, atebe-i ulyâsı üzre Karahisârî hattıyla Arapça(---)(---)(---) âyeti zeheb-i hâlis ile tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b ·
metinde göster ·
… aköykapusu ve Küçükkullekapusu'nun iç yüzünde Mihalkapusu ve Meydâncıkkapusu ve
Kilisekapusu
ve içazebkapusu ve Sâdıkkapusu bu altı aded kapular içhisâr bölmelerinde mahall …
Derûn-ı kal‘ada bölme hisâr dîvârlarındaki kapuları bildirir: Evvelâ Küçükkaraköykapusu ve Küçükkullekapusu'nun iç yüzünde Mihalkapusu ve Meydâncıkkapusu ve Kilisekapusu ve içazebkapusu ve Sâdıkkapusu bu altı aded kapular içhisâr bölmelerinde mahallâtlar içinde vâkı‘ olmuşdur. Üçü şâhrâh-ı azîme vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 128b ·
metinde göster ·
Evvelâ kefere zamânı sâfî deyristân imiş. Hâlâ Servi Burnu'nda kilisaların âsâr-ı esâsları zâhirdir. Ammâ cümleden istinye nâm bir râhibin kenîsesi ziyâretgâhları idi. Ciniviz keferesi Galata'ya istîlâ etdikde istine nâm râhib deyrini bırağup cezîre-i Girid'e varup anda bir deyr binâ edüp anda sâkin oldu. Hâlâ ana dahi istiye kal‘ası derler. Anıniçün bu istinye'ye Rûm lisânınca "istiniye" derler. Bin pâre gemi alır bir liman-ı azîmin cânib-i garbında bin hâneli Rûm keferesiyle müslim hâneleri mahlût kasabadır. Üç câmi‘i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137b ·
metinde göster ·
… a ve Kalatyonoz'da ve Finde'de ve Kumkapu'da ve San Pavlo'da ve Meydâncık'da ve
Kiliseardı'nda
ve Tatavla'da ve gûnâ-gûn meskeş yerlerinde sürü sürü gezüp boğazı tokluğuna sa …
Esnâf-ı hîzân-ı dilberân: Nefer 500, bunlar bir alay hâne-berdûş hîzân-ı ulefeciyân-ı mepşûtânlardır kim kadr [u] kıymetlerin bilmeyüp Bâbulluk'da ve Kalatyonoz'da ve Finde'de ve Kumkapu'da ve San Pavlo'da ve Meydâncık'da ve Kiliseardı'nda ve Tatavla'da ve gûnâ-gûn meskeş yerlerinde sürü sürü gezüp boğazı tokluğuna sayd olunurken subaşı damına sayd olunup âhir defterli olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… çâşnigîrbaşısı idi. 171b Hazret huzûrunda Hazret-i Hamza belin bağladı. Kabri
Kilis
şehrinin kıblesi tarafında bir kubbe-i münevver içinde medfûndur, türbedârı var …
Esnâf-ı çâşnigirân-ı vüzerâ ve âşbâzân: Her âşbâz dükkânında elbette bir çâşnigîr vardır. Her müşterînin huzûruna ta‘âm getirdikde bism-i İlâh ile evvel çâşnigîr bir iki lokma tenâvül edüp "buyurunuz" deyü teklîf ederler, kânûn-ı âşbâzân-ı İslâmbol'dur, gayrı diyâra mahsûs değildir, illâ İslâmbol'a mahsûsdur. Pîrleri eş-Şeyh Muhammed Summâtî'dır, Hazret-i Resûl'ün çâşnigîrbaşısı idi. 171b Hazret huzûrunda Hazret-i Hamza belin bağladı. Kabri Kilis şehrinin kıblesi tarafında bir kubbe-i münevver içinde medfûndur, türbedârı vardır, hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a–171b ·
metinde göster ·
Nedîm ü mukallidlerin pîri Şevrü'l-Habîb olmuş olur, merkad-i pür-envârı Haleb
Kilis'inde
, şehrin şimâl tarafında bir kurşum menzili ba‘îd bir kayalı püşte üzre bir teky …
Nedîm ü mukallidlerin pîri Şevrü'l-Habîb olmuş olur, merkad-i pür-envârı Haleb Kilis'inde, şehrin şimâl tarafında bir kurşum menzili ba‘îd bir kayalı püşte üzre bir tekye-i âlî var, cümle Kilis şehri andan nümâyân bir mecma‘ü'l-irfân bir kubbe-i pür-nûr vardır, Hazret-i Şevrü'l-Habîb anda yatır. Ammâ efvâh-ı nâsda Şurahbîl Sultân derler, ammâ galatdır. Hakîr âsitânesinin atebesi ve seng-i mezârı târîhleriyle mazbûtumuz olduğu cild-i sânîde mastûrdur. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ezîn-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210b ·
metinde göster ·
… fında bir kurşum menzili ba‘îd bir kayalı püşte üzre bir tekye-i âlî var, cümle
Kilis
şehri andan nümâyân bir mecma‘ü'l-irfân bir kubbe-i pür-nûr vardır, Hazret-i Şe …
Nedîm ü mukallidlerin pîri Şevrü'l-Habîb olmuş olur, merkad-i pür-envârı Haleb Kilis'inde, şehrin şimâl tarafında bir kurşum menzili ba‘îd bir kayalı püşte üzre bir tekye-i âlî var, cümle Kilis şehri andan nümâyân bir mecma‘ü'l-irfân bir kubbe-i pür-nûr vardır, Hazret-i Şevrü'l-Habîb anda yatır. Ammâ efvâh-ı nâsda Şurahbîl Sultân derler, ammâ galatdır. Hakîr âsitânesinin atebesi ve seng-i mezârı târîhleriyle mazbûtumuz olduğu cild-i sânîde mastûrdur. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ezîn-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210b ·
metinde göster ·
… mahlût olduğu mahalli geçüp yedinci milde Taman kal‘ası önünden ubûr edüp andan
Kilisecik
Burnu ki sol tarafımızda Kırım cezîresi burnundadır, karşu tarafı sağ tarafımız …
Beri tarafda bizimle donanma-yı hümâyûn ile yüz elli pâre kadırga ve kalita ve başdarda iki yüz elli pâre firkate ve iki yüz pâre şayka ve karamürsel ile cümle-i cümele dörd yüz pâre yelken keştî ile kırk bin deryâ askeri pür-silâh olup Kapudan Siyâvûş Paşa ve Tershâne Kethüdâsı Piyâle Kethüdâ ve Yeniçeri ağası (---) Ağa re’yiyle mezkûr Anapa Limanı'ndan salpa demir edüp fırışka rüzgâr ile nehr-i azîm Kuban suyu Karadeniz'e mahlût olduğu mahalli geçüp yedinci milde Taman kal‘ası önünden ubûr edüp andan Kilisecik Burnu ki sol tarafımızda Kırım cezîresi burnundadır, karşu tarafı sağ tarafımızda Taman cezîresinde Çoçka Burnu'dur, bu iki burunun mâbeyni bir mildir, bu boğazdan içerisine Azak denizi derler sığ deryadır. Bu boğazdan içeri girüp eyyâm-ı muvâfık ile (---) milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259b ·
metinde göster ·
… una" deyü keşf eder. Hakîkatü'l-hâl, Murâd Paşa cümle celâlîyi Haleb ve Aziz ve
Kilis
altında dendân-ı tîğdan geçirüp leşlerini kuyulara doldurduğu müjdesi Sultan Ah …
Evvelâ sene (---) târîhinde Sultan Ahmed Hân asrında sen vücûde geldiğin sene Atmeydânı'nda yedi aded vezîr ve a‘yân-ı kibâr sarâyların münhedim edüp yerlerine yeni câmi‘in esâsına şürû‘ olunup kırkar ellişer zirâ‘ melikî hafrlar kazılup ızkara temeline mübâşeret olunup bir senede kâmil esâs-ı binâ rûy-ı arza berâber oldukda cümle hâs u âm ve sulehâ-yı ümmetden kimesneler ve ilm-i eflâkden haberdâr müneccimler ilm-i mîkât ve kıble-nümâ ile ibtidâ du‘â ü senâ ile bin aded kurbânlar ile makâm-ı mihrâb vaz‘ olundu. Ve Kalender Paşa temele mu‘temed ve nâzır olup Kara Sünbül Alî Efendi temel kâtibi ve kadısı olup üstâdımız Evliyâ Efendi temel imâmı olup Üsküdarî eş-Şeyh Hazret-i kutbu'l-aktâb Mahmûd Efendi temel şeyhi ve Mahmûd Çelebi ve Kara Mahmûd Ağa ve gayrı kırk kimesne-i hoş-elhân temel mü’ezzinleri olup rûz-merre ale'd-devâm binânın itmâmına cidd u cehd, sa‘y [u] ihtimâm etmede. Bir gün merhûm Sultân Ahmed Hân, câmi‘in harem yeri ki, Koca Mehemmed Paşa'nın sarâyı yerinde ancak bir kasr-ı münakkaş kalmışdı, anda bir çetr-i mülemma‘ kurulup cümle vüzerâ ve vükelâ ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyıh [u] sâdât ve a‘yân [u] eşrâf ve sığâr u kibâra bir ziyâfet-i âlî olmuşdur kim bu ni‘met-i uzmâ sûr-ı hümâyûn-ı hıtân-ı Ahmed Hân'da olmamışdır. Cümle ricâlullah ba‘de't-ta‘âm hayr du‘â edüp herkes vatanına gitdikde merhûm Sultân Ahmed Hân çetr-i mülemma‘ı içre Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Evliyâ Efendi ve Kara Sünbül Alî Efendi ve Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve sultân-ı hânendegân Musâhib Dervîş Ömer Gülşenî ve biz hakîr huzûr-ı pâdişâhîde ber-zânû kalup Sultân Ahmed Hân bu cümleye hitâb edüp eydür "İnşâallahu Te‘âla bu câmi‘imiz itmâm bulup rûşen ma‘bedhâne olur. Hudâ itmâmın müyesser eyleye" buyururlar. "Ammâ bu câmi‘e bir evkâf-ı azîm lâzımdır" deyince hemân huzzâr-ı meclisde 274a olanlardan Evliyâ Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi buyururlar kim "Pâdişâhım niyyetü'l-gazâ deyüp bir diyârı feth edin. Andan cümle imârâtı ve mahsûlât-ı cizyesin bu câmi‘-i şerîfinize vakf edin. Gör e ecdâd-ı ızâmın Süleymân Hân tâbe serâha bizzât kendüleri cezîre-i Malta [ve] Rodos'u feth edüp ve cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İlyaki ve cezîre-i Sönbeki kal‘alarını feth edüp cümle câmi‘ine vakf eyleyüp, hâlâ tevliyet-i azîmdir, cümle ecdâdlarınızın evkâflarından Süleymân Hân evkâfından metîn ve kavî evkâf-ı azîm yokdur. Bolay kim Pâdişâhım, siz de Akdeniz'de cezîre-i Girid'i Venedik küffârı elinden feth edüp İslâmbol'dan Mısır'a giden tüccâr ve züvvâr-ı huccâc-ı müslimînin ma‘beri küffâr gemilerinden pâk olaydı" denildikde hemân Cerrâh Şeyhi İbrâhîm Efendi ve Üsküdarî Mahmûd Efendi bu niyyet-i hâlisa içün, Allah rızâsiçün Fâtiha denilüp cümle huzzâr-ı meclisin hâs u âmmı Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edüp el yüze sürülüp cümle hâzırûn "İnşâallahu Te‘âlâ du‘âmız icâbet kurbunda vâkı‘ olmuşdur. Erde ve geçde ol cezîre feth olur. Lâkin hemân ol cezîrenin fethi esbâbına sa‘y-ı beliğ etmek gerekdir" dediklerinde hemân Sultân Ahmed Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân eydür: "Ammâ efendiler! Bizim Venedik kâfiriyle sulh [u] salâhımız vardır. Sulha mugâyir bir iş işlemek şân-ı şehinşâhlara lâyık-ı Muhammedî değildir. Ne bahâne ile ahd-şikenlik idelim. Bâ-husûs hâlâ Anadolu eyâletlerinde Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu ve Cennetoğlu nâmân celâlîler gibi hasm-ı kavîlerimiz derdinden bîzâr olup asker-i deryâ-misâlimiz ile Serdâr-ı mükerrem Murâd Paşa lalam anların def‘iyle mukayyeddir. Niçe sefer açup cezîre-i Girid'i feth idelim" dediklerinde Evliyâ Efendi eydür "Pâdişâhım üçüncü gün serdârın cümle celâlîyi katl edüp on ikinci gün pâdişâhıma müjde gelir. Ol celâlîlerin devâm [u] sebâtları yokdur. Seyl suyu gibi geçkincidir. Serdârın Murâd Paşa, anların leşini kuyulara doldurup nâmına Kuyucu Murâd Paşa deyü tevârîhlere tahrîr oluna" deyü keşf eder. Hakîkatü'l-hâl, Murâd Paşa cümle celâlîyi Haleb ve Aziz ve Kilis altında dendân-ı tîğdan geçirüp leşlerini kuyulara doldurduğu müjdesi Sultan Ahmed'e gelince pâdişâh-ı halûk, inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn hâsıl eder. Hemân ol sâ‘at Üsküdarî Mahmûd Efendi eydür "Pâdişâhım! Gazân mübârek ola, Ammâ beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273b–274a ·
metinde göster ·
… ücre içre tabutlarında durur. Bu câmi‘in minâresi tahtadır. Ve Fethiyye Câmi‘i;
kiliseden
bozma, minâresizdir. Ve Yorguç Paşa Câmi‘i; Çelebi Sultân Mehemmed vezîridir. V …
Ve kal‘a tarafında Şamlar Mahallesinde Miskînlere karîb Küçük Ağa Câmi‘i, karşı Çekerek nehri üzre bâğ-ı İrem Bâyezîd Paşa Câmi‘i; kubbe ve kurşumlu ve bir minâreli ve haremi serâpâ mermer-i hâm döşelidir. Ve Mehemmed Paşa Câmi‘i; su kenarında kârgîr kurşumlu kubbeli ve bir minârelidir. Ve Hızır-İlyas Câmi‘i; Çilehânededir. Âsitâne-i azîm ve kurşumludur ve Mahkeme Câmi‘i; tahta örtülüdür. Cümle kadîdler bi't-tamâm endâmlarıyla bu câmi‘de hücre içre tabutlarında durur. Bu câmi‘in minâresi tahtadır. Ve Fethiyye Câmi‘i; kiliseden bozma, minâresizdir. Ve Yorguç Paşa Câmi‘i; Çelebi Sultân Mehemmed vezîridir. Ve Gökmedrese Câmi‘i; kurşumlu ve minâresizdir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a ·
metinde göster ·
… b tarafına Ilıca kapusu kal‘a içinde üç yüz hâne ve anbârlar ve cebehâne ve bir
kilisadan
vely olunmuş bir câmi‘i var. Dizdârı ve neferât bu kal‘ada sâkindir. İç il olma …
İbtidâ bânîsi kayser-i Rûmdur. Ba‘dehû sene 476 târîhinde Âl-i Dânişmendiyân'dan Sultân Melik Gâzî ceng-i azîm ile Rûm keferesi destinden kuvvet-i bâzûsıyla feth edüp ibtidâ taht-ı Âl-i Dânişmendiyye olan dârü'l-ikbâl bu kal‘adır. 283a Andan kal‘a-i Amasiyye'dir. Bu iki kal‘aya Âl-i Selçûkiyân tama‘ edüp niçe kerre muhâsara edüp fethi mümkün olmayup bî-feth hâ‘ib ü hâsır rücû‘ etdiler. Bu Niksâr'ın galat-ı sahîhi "Nîk-hisâr"dır. Ya‘nî "iyi hisâr" demekdir. Elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Niksâr derler. Kal‘ası bir yalçın kayalı yerde kâr-ı sengîn, bünyâd-ı şeddâdî ve metîn kal‘a-i kadîmdir. Dâiren-mâdâr cirmi beş bin altmış adım şekl-i müseddes kal‘a-i atîk olup câ-be-câ yerleri rahneli olmuş, cümle üç kapusu var, şarka ve garba (---)(---) ve cenûb tarafına Ilıca kapusu kal‘a içinde üç yüz hâne ve anbârlar ve cebehâne ve bir kilisadan vely olunmuş bir câmi‘i var. Dizdârı ve neferât bu kal‘ada sâkindir. İç il olmağıla neferâtları kıllet üzredir, ammâ celâlî ve cemâlî havfinden dâ’imâ bâb-ı kal‘ada nigâhbânlık ederler. {Ve kapu üzre zamân-ı kadîm pehlivânlarının gürzleri ve gayrı âlât-ı silâhları maslûbdurur}. Ammâ aşağı varoş rıbât-ı şehr-i mu‘azzamdır. Lâkin bir teng ü târ sokakları vardır. Eniş ve yokuş olmağıla ve zıyyık olmağıla at ile çârsû içre güç ile güzer ederler. Araba hod ola, bi't-tarîk çârsûsuna girmek ihtimâli yokdur. Bu şehr, Sivâs eyâletinde paşanın hâss-ı hümâyûnundan olup yedi kîse muhâsebeli subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve on bir nâhiyesi vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b–283a ·
metinde göster ·
… en vely olunmuş câmi‘-i latîfdir. Andan Hüseyin Kethüdâ Câmi‘i Arapça , Kızıl
Kilise
nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir deyr-i mu‘azzam idi. Fermân-ı şehriyârî ile câmi‘-i p …
Andan Su kuyusu tarafında Va’ız Efendi Câmi‘i ve meydân semtinde Ulu Câmi‘ ve Süleymân Efendi Câmi‘i Arapça nass-ı kâtı‘ı fermân üzre kenîseden vely olunmuş câmi‘-i latîfdir. Andan Hüseyin Kethüdâ Câmi‘i Arapça , Kızıl Kilise nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir deyr-i mu‘azzam idi. Fermân-ı şehriyârî ile câmi‘-i pür-nûr olup zulmetden halâs oldu. Hâlâ cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zîrâ bu şehrin halkı gâyet musallîlerdir. Ve Ömer Efendi Câmi‘i, kızılbaş-ı bed-ma‘âş bu kal‘aya istîlâ etdikde bu câmi‘-i latîf sâhibi Ömer olmağıla bu câmi‘i pür-envârı münhedim edüp zîr-i zeber eyleyüp sâ’ir cevâmi‘leri kârbânsarây-misâl âyende vü revendelerin çârpâ hayvânatları bağlanırmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324a ·
metinde göster ·
… e Ermeni kızları sâkin olur, birinde Rûmlar ve birinde Ermeniler sâkin olur. Üç
kilise-i
mu‘azzamlardır. Diyâr-ı Acem'de ma‘rûf ve mevsûf deyr-i kadîm biri bu Üçkilisa' …
Menzil-i Üçkilise: Kayser-i Rûm binâsıdır, derler. İbret-nümâ bir deyr-i bâlâ-yı âcîbdir. Üç deyrin birinde cümle Ermeni kızları sâkin olur, birinde Rûmlar ve birinde Ermeniler sâkin olur. Üç kilise-i mu‘azzamlardır. Diyâr-ı Acem'de ma‘rûf ve mevsûf deyr-i kadîm biri bu Üçkilisa'dır. Biri Nahşivân yolunda Yedikenîse'dir, amma bunda dahi ibret-nümâ âsâr-ı garâ’ibler ve mutalsamât-ı acâ’ibler ile mebnî bir deyr-i kavîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a ·
metinde göster ·
… hemmed Paşa'ya ve Hacı Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ol asırda Abaza Hasan Ağa Azaz ve
Kilis
ağası olmağıla Kilis'de idi, mektûb-ı muhabbet-üslûblar alup,
mazmûnu üzre ülü'l-emre itâ‘at edüp her ne fermân-ı şehriyârî sâdır olursa anı işleriz. Lâkin sultânımın havfinden bir hatt-ı şerîf ve emr-i şerîfleri der-i devletde kurşum zarf içine koyup matra içre hıfz edüp üstüne su koyup eğer kaşında asmışdık. Anınçün bulamadınız ve bizleri dörd gün haps edüp ileri, Murtazâ Paşa'yı âgâh etmekiçün ulak göndermişdiniz. Hikmet-i Hudâ ulağınız Nusaybin şehrinde sar‘a dutup kaldı. Bizler anı geçüp Murtazâ Paşa'ya yetişüp gerü avdet etdirüp Diyârbekir'de Bezikîoğlu evinde matra içinden hatt-ı şerîfleri çıkarup katl etdük. İşte başı mahkemededir, fermân senindir. Ammâ devletli vezîr çok ihsânını gördüm. Sen de yakın zamânda gâfil olma. Başına bir tedârik gör, ve's-selâm" deyüp zemîn bûs etdiler. Paşa, Murâd Haseki'nin hak cevâbından hazz edüp bir kîse guruş verüp "Alın merhûmun başını, başınızla elimden halâs olun, yıkılup gidin. Allah belânız versin. Şûm bedbaht mel‘ûnlar" deyü bunları reddidüp "Ay, vay Murtazâ Paşa, ay vay" deyü bükâ-âlûd oldu. Ammâ kendi hâline bükâ ederdi. Hemân ol gün etrâf vilâyetlere ağavâtların gönderüp sekbân ve sarıca askeri cem‘ etmeğe mâllar bezl etmeğe başlayup çâşnigîrbaşıyı Varvar Alî Paşa'ya muhabbetnâmelerle gönderdi. Hakîri Köprü şehrinde Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve Hacı Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ol asırda Abaza Hasan Ağa Azaz ve Kilis ağası olmağıla Kilis'de idi, mektûb-ı muhabbet-üslûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
… ı Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ol asırda Abaza Hasan Ağa Azaz ve Kilis ağası olmağıla
Kilis'de
idi, mektûb-ı muhabbet-üslûblar alup,
mazmûnu üzre ülü'l-emre itâ‘at edüp her ne fermân-ı şehriyârî sâdır olursa anı işleriz. Lâkin sultânımın havfinden bir hatt-ı şerîf ve emr-i şerîfleri der-i devletde kurşum zarf içine koyup matra içre hıfz edüp üstüne su koyup eğer kaşında asmışdık. Anınçün bulamadınız ve bizleri dörd gün haps edüp ileri, Murtazâ Paşa'yı âgâh etmekiçün ulak göndermişdiniz. Hikmet-i Hudâ ulağınız Nusaybin şehrinde sar‘a dutup kaldı. Bizler anı geçüp Murtazâ Paşa'ya yetişüp gerü avdet etdirüp Diyârbekir'de Bezikîoğlu evinde matra içinden hatt-ı şerîfleri çıkarup katl etdük. İşte başı mahkemededir, fermân senindir. Ammâ devletli vezîr çok ihsânını gördüm. Sen de yakın zamânda gâfil olma. Başına bir tedârik gör, ve's-selâm" deyüp zemîn bûs etdiler. Paşa, Murâd Haseki'nin hak cevâbından hazz edüp bir kîse guruş verüp "Alın merhûmun başını, başınızla elimden halâs olun, yıkılup gidin. Allah belânız versin. Şûm bedbaht mel‘ûnlar" deyü bunları reddidüp "Ay, vay Murtazâ Paşa, ay vay" deyü bükâ-âlûd oldu. Ammâ kendi hâline bükâ ederdi. Hemân ol gün etrâf vilâyetlere ağavâtların gönderüp sekbân ve sarıca askeri cem‘ etmeğe mâllar bezl etmeğe başlayup çâşnigîrbaşıyı Varvar Alî Paşa'ya muhabbetnâmelerle gönderdi. Hakîri Köprü şehrinde Köprülü Mehemmed Paşa'ya ve Hacı Yûsuf Ağa'ya gönderdi. Ol asırda Abaza Hasan Ağa Azaz ve Kilis ağası olmağıla Kilis'de idi, mektûb-ı muhabbet-üslûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
kurbunda ve eski Muş'dan geçüp Palu önünden ve (---)(---)(---)(---)(---) Ma …
Bâlâda Erzurûm cânibine seyâhat etdiğimiz mahalde bu nehr-i Furât'ın tulû‘ı olan kaya ki Erzurûm'un iki menzil cânib-i şimâlinde Gürcîstân Boğazı'nda Dumlu Sultân Âsitânesi kayasında bir mağârâdan 54a hurûc etdüğü ve Erzurûm sahrâsından ubûr edüp kal‘a-i Kemah'a ve Ekrâd-ı İzoli'ye ve niçe kılâ‘ u nevâhîlere uğrayup Malâtiyye kurbuna geldikde Bingöl yaylasından nehr-i Murâd tulû‘ edüp Muş sahrâsında Çanlı Kilisa kurbunda ve eski Muş'dan geçüp Palu önünden ve (---)(---)(---)(---)(---) Malâtiyye geçidinden geçüp bu kal‘a-i Birecik'e gelince kâmil yetmiş bir aded geçit vermez nehr-i azîmler mahlût olduğu inşâallah mahalliyle cümle tahrîr olunur. Âb-ı zülâlden nişân verir nehr-i azîmdir kim Kur'ân-ı azîmde sûre-i Mürselât'da Arapça âyeti bu âb-ı hayvânın hakkında nâzil olmuşdur, deyü cemî‘i müfessirîn bu nehirdir, derler. Ve Ebû Hüreyre'den Müslim rivâyet eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 53b–54a ·
metinde göster ·
câmi‘i ve bâzâr yerinde Koca Hasan Paşa câmi‘i (---) hânın vüzerâlarından kırk …
Ve Kilise câmi‘i ve bâzâr yerinde Koca Hasan Paşa câmi‘i (---) hânın vüzerâlarından kırk sene eyâlet-i Sivas'a mutasarrıf olup helâl ü zülâl mâl ile bu câmi‘i binâ etmiş, ammâ şeb [u] rûz cemâ‘at-ı kesîreden hâlî değildir. Cânib-i erba‘asındaki dekâkînler ve kuyumcular çârşûsu cümle bunun evkâfıdır. Kıble Kapusu üzre târîhi budur âyet-i şerîf-i sûre-i (---)Arapça sene [971].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 75a ·
metinde göster ·
… Durubrak ve Banyan âsîlerin kırarak Hersek sancağı hudûdunda Kutur kal‘asın ve
Kilis
kal‘asın ve İspilet kal‘asın ve Kamin ve Kaminkrad ve Ribniçe ve Mandaline ve B …
Ammâ meydân-ı ma‘rekede Ereğli kapudanı kalyonu Ahmed Paşa ile ve Mağribli Alî Kapudan ve Kara Mavuna ve Vâlide Kalyonuyla cümle yedi aded kalyon bir gün bir gice ceng ede ede küffârdan kırk pâre kalyon ve kadırga ve mavuna helâk olup âhir Ahmed Paşa şehîd olunca Mustafâ Kapudan uluç âdemîsi idi, gemisinde kimesne kalmayup gemiyi âteşe vurup şehîd olup sâ’ir gemiler ile Melek Paşa galyonu dahi âteşe urup bu gûne sû-i tedbîr ile eyle bu donanma-yı azîm münhezim olup cümle kırk bir pâre gemi nâkıs olup mâ‘adâsı Sakız limanına sâlimîn ü gânimîn vâsıl olduğun Adana Paşası Abdullah Paşa haber getirince efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın aklı başından gidüp gûyâ sar‘ dutup ol ân pâdişâha telhîs edüp ale'l-akîb kendüsi pâdişâha girüp 98a mührü ferâğat etmek murâd edindi. Pâdişâh aslâ rızâ vermeyüp "Eyle olur Lala! {Âyet, sûre-i Neşrah}Arapça "Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn"dir, "Rabbu'l-müslimîn" değildir. Hikmeti ve kudret-i ezeliyyesi böyle imiş" dedükde "İmdi, pâdişâhım! Var kuvveti bazuya getirüp böyle bir donanma-i azîm edüp bu dahi böyle olup ma‘lûm oldu kim küffâr ile deryâda muhâsamet ve mukâvmet müşkildir. Bu intikâmı küffâra komayalım. Ecdâd-ı ızâmlarının pâk rûhlariyçün ve Hazret-i Risâlet-penâhın rûh-ı şerîfiyçün olsun, mührile karadan deryâ-misâl asker ile tâ Arnavudluk içinde Kilimente ve Karadağ ve Pava ve Nikşik ve Daternak ve Durubrak ve Banyan âsîlerin kırarak Hersek sancağı hudûdunda Kutur kal‘asın ve Kilis kal‘asın ve İspilet kal‘asın ve Kamin ve Kaminkrad ve Ribniçe ve Mandaline ve Bodguriçse ve Tekeli Paşa döğdüğü Şibenik kal‘ası ve Zadra kal‘ası ve Kotar vilâyeti ve Dodonişka vilâyetleri bu zikr etdiğim kılâ‘ların cümlesi bizim Bosna eyâleti hudûdunda deryâ kenarında sağîr ü kebîr kal‘alardır, bunları karadan birer birer muhâsara edelim. Küffâr bunların tedârikinde iken başına vâveylâ düşüp cezîre-i Girid hâlî kalup serdârın Hüseyin Paşa lalan da defterhâne ile yüz bin asker vardır. Anlar da Kandiye kal‘asın muhâsara edeler. Bi-emrillahi Te‘âlâ her tarafdan küffâra göz açdırmayup bu donanmamızın intikâmın alırız" dedikde sa‘âdetlü pâdişâh "Allah âsân getire, bir müşâvere edelüm" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b–98a ·
metinde göster ·
Ol balkanda cümle huddâmlarımla bir kefere hânesine mihmân olup bir hücrede âteş kenarında safâ-yı hâtırla dururken anı gördüm, kapudan içeri bir acûze-i bed-likâ geysûların fetile fetile târumâr kılup gazab-âlûd içeri girüp bî-pervâ âteş başına oturup lehçe-i mahsûsuyla vâfir şütûm etdi. Hakîr eyle fehm etdim ki taşrada huddâmlar birez nâ-hemvar evzâ‘ [u] etvâr teklîf-i mâlâ yutâk etmiş olalar. Hüddâmlara tenbîh etdikde hâşâ bir şeyden haberimiz yokdur, dediler. Ba‘dehû bu acûzenin yanına yedi aded sıbyân, gulâm, bintân-ı nâresîdeler gelüp acûzenin cânib-i erba‘asına cem‘ olup çağıl çuğul Bulkarca söyleşüp âteş başın ihâta etdiler. Hakîre aslâ bir yer komadılar. Garîb temâşâdır deyü gen yakadan seyr ederdim. Âhir nısfu'l-leyl oldukda anı gördüm, bir hareket eder şeklinde bir ayak savaşı oldu. Hemân hakîr hâb-ı râhatdan bîdâr olup anı gördüm, acûze karı kapuyu açup ocakdan bir avuç kül alup fercine sürüp elinde kalan küle bir efsûn okuyup elindeki külden ocak başındaki uryân yatan yedi aded oğlan ve kızların üzerlerine ol külü saçup anı gördüm, yedisi de birer iri piliçler olup civ civ demeğe başladılar. Hemân elindeki bâkî kala[n] külden kendünün başına saçınca ol ân kendüsü de bir büyük kuluçka tavuk olup gurk gurk diyerek kapudan taşra çıkup ardı sıra yedi aded piliç evlâdları civ civ diyerek aşra çıkınca ol ân "Bre oğlan!" deyü cân havliyle feryât edip gulâmlarım 130b hâbdan bîdâr olup geldiler. Gördüler kim burnumdan kan boşanmış. Bre bu ne hâldir, taşra çıkın, görün bu ne kütürdü oluyor dedikde taşra çıkdılar, gördüler kim atlar arasında mezkûr câzû tavuk piliçler gezdiğinden atlar boşanıp birbirlerin helâk ediyorlar. Hâlâ ki atlar tavukdan ve hınzırdan hazz edüp atlara sıraca ve kızılkurd marazı girmez. Anınçün na‘lbend dükkânı tavuksuz ve değirmânları hınzırsız ve ekâbir hâneleri Yahûdîsiz olmaz. Bu kerre atlar birbirlerin helâk ederken gökden re‘âyâ kefereleri bu kârdan âgâh olup atları kayd-bend etdiler. Cadu tavuklar bir cânibe gitdiler. Gulâmımın manzûru olduğu üzre, anın naklidir, Ânî gördüm, der, bir kefere hemân zekerin çıkarup tavukların üzerine sepe sepe işedikde anı gördüm, sekiz aded tavuklar benî Âdem olup yine ol acûze fertûte oldukda ol teşelşül eden kâfir acûze avreti ve gulâmları döğe döğe bir cânibe götürdü. Ardı sıra nazar etdik. Meğer ol hâne kiliseleriymiş, avreti papasa verüp papas avreti okıyarak afaroz-ı mandolos eyledi" deyü gulâmlarım yemin etdiler. Ve Antâbî Mü’ezzin Mehemmed Efendi huddâmları ve mataracıbaşı huddâmları gördü tavuklar âdem olduğun, deyü şâhid duyurdular. Ol gice sabâha dek havfimden mi yâhûd kan hareketinden mi burnumun kanı cereyân etmeden kesilmedi. Tâ vakt-i sabâh olup demden halâs oldum. Ba‘dehû mü’ezzin huddâmlarına ve Mataracı Mehemmed Ağa huddâmlarından su’âl etdim: "Vallahi ahşam tavukların üstüne ol kefere işeyince tavuklar âdem oldu. İsterseniz işeyen kefereyi getirelim" dediler. Cânım getirin, dedim. Ol ân kefere hande ederek gelüp eydür: "Sultânım, ol karı başka soydur. Kış giceleri yılda bir kerre eyle kara koncoloz olurdu. Ammâ bu yıl tavuk oldu. Kimseye zararı yokdur" deyüp gitdi. İşte bu hakîr-i pür-taksîr mezkûr Çalıkkavak'da böyle bir temâşâya düş gelüp aklım başımdan gideyazdı. Allahümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a–130b ·
metinde göster ·
… tdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle
kiliselerimiz
türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Alla …
Hikmet-i Hudâ iki aydan sonra şehr-i Edirne içre üç nehr-i azîm âmedânî gelüp 150b deryâ-misâl olup cûş u hurûş ederek niçe bin sarhoş küffârı gark edüp kimin nâhoş ederek şehrin bâğ [u] bostânların ve gaytân-ı gülistânların harâb u yebâb ve niçe bin hânelerin türâb edüp günden güne üç nehir sâkin olmayup ziyâde olmağa başladı. Âhir-i kâr Monka kral-ı dâll-ı hâkisâr şehirden firâr edüp dârü'l-bevârda karâr etmeğe karâr verdi. Cümle iş erlerin başına cem‘ edüp müşâvere edüp "Aya! Böyle bu şehr-i mu‘azzamım elden gidiyor. Buna ne ilâc eylesek" dediklerinde netîce-i kârları namâzgâh cânibindeki fezâ-yı çemenzâra handaklar kazup halâs olduk zanneyleyüp ol gice bir ra‘d u berk olup üç aded nehir Ceyhûn u Seyhûn u Furât-vâr temevvüc edüp şehrin imâr kalan yerlerin dahi seyl-âb edüp hâne ve düyûrların harâb etdi. Âhiru'l-emr cümle küffâr dediler kim "Şu şehrimize bir alay Muhammedî dervîşler gelüp şu Hıdırlık dağında her gice uyumayup boru ve düdük ve davul çalarlar. Anlar çok gezüp çok yaşayup çok bilirler. Anlardan bu şehrimiz ahvâlin bir kere su’âl edelim. Görelim ne derler ve bu sulara ne ilâc ederler" deyü Sefer Şâh Sultân'a haber gönderdiler. Anlar dahi Hızır Dede'yi ve gayri fukaraları alıp âyîn-i Bektâş-ı Velî üzre alem kaldırup def [u] kudûmlerin döğerek tevhid-i erre ederek Monuka kral huzûruna gelüp bî-bâk her biri ale't-tertîb ber-zânû edep [ü] hayâ üzre oturdular. Monuka kral bunlara hayli ikrâm edüp kral, "Hoş geldiniz! dedikde Sefer Şâh eyitdi, hoş bulduk!" dedi. Kral eyitdi: "Bu üç su pek taşdı ve cümle âdemlerimiz şaşdı, mâlik-i emlâkimiz ve cümle kiliselerimiz türâb oldu. Bu hâl-i pür-melâl neye müncer olur?" dedi. Sefer Şâh eyitdi: "Allah emriyle buna ilâc emr-i sehldir. Bu sulara akma desem akmaz. Lâkin sizden kâmil üç bir âdem Hazret-i Muhammed dînine girmek gerekdir kim bu sular akmayıp teskin ola" dediğinde hemân huzzâr-ı meclis olan küffârlar bi'l-ittifâk İsâ ve Muhammed Allah'ın kulları ve peygâmberlerdir. Üç bin değil on bin kadar âdem derûn-ı dilden îmâna gelelim. Hemân şu gark olmadan halâs olalım!" deyü yemîn billah ve kasem tallah etdiler. Derhâl Sefer Şâh Sultân cümle fukarâsıyla tevhîd-i sultânî edüp Mihal köprüsü nâm mahalde enhâr-ı selâsın cem‘ olduğu yire varup iki rek‘at namâz kılıp eline asâsın alıp yine tevhîd ederek deryâ-misâl üç aded nehrin üstüne postun döşeyüp elindeki asâ ile her nehre birer kerre urup "Yâ enhâr, üskün bi-hakkı'l-Meliki'l-Kahhâr!" deyü asâsıyla derk edince el-azametullah bi-emrillahi Te‘âlâ üç aded deryâ-misâl nehr-i azîmler ol ân mahv olup birer tur‘acık kadar cereyân etdikde "Yâ mübârekler, birer birer cûş-i hurûş ile gelin" deyü du‘â vü senâ edüp el yüze sürdükde hemân cümle küffâr bu nehr-i azîmlerin bu gûne keşf [u] kerâmetle sâkin olup Sefer Şâh'ın deryâ üzre seccâde döşeyüp namaz kıldığın gördüklerinde cümle hâzır olan küffâr ve kral-ı bed-kirdâr-ı murdâr ile derhâl el kaldırup cemî‘i ruhbânlarıyla İslâm'a gelüp İslâm ile müşerref olmayanları kendüler kırup kılıçdan geçirdiler. Hamd-i Hudâ şehr-i Edirne bilâ-cidâl müselmân olup gâhîce Bursa'dan asker-i İslâm gelüp Edirne'de Monuka Abdullah'a buluşup yine hâkim Monuka Abdullah idi. Nice müddet mu‘ammer olup Sefer Şâh Sultân'dan cihâz-ı fakrı kabûl etdi. Ba‘dehû Sefer Şâh Dede sene 761 târîhinde dâr-ı bâkîye irtihal edüp Mihal Cisri yanında Ortaoda'da bir tekye içinde medfûndur. Zîrâ ba‘de'l-keşf kendüleri hemân merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 150a–150b ·
metinde göster ·
… ve Bosna serhaddinde kal‘a-i Yayiçse ve kal‘a-i Sin ve kal‘a-i Kabin ve kal‘a-i
Kilisen
ve kal‘a-i Bolagay ve kal‘a-i Risna ammâ Mora cezîresinde kal‘a-i Gördüs ve kal …
Bu abd-i hakîr kırk bir sene seyâhatde metîn ve müstahkem kılâ‘lardan yed-i kudret ile mebnî yalçın kayalar üzre Anadolu'da gördüğümüz kılâ‘ların evveli Erzurûm'da Hasan kal‘ası ve Kemâh kal‘ası ve Şebin Karahisâr kal‘ası ve Amasiyye kal‘ası ve Tokad kal‘ası ve Divriği kal‘ası ve Mardin kal‘ası ve İmâdiyye ve Dühek ve Palu ve Birecik ve Arabistân'da kal‘a-i Markab ve kal‘a-i Hasan ve kal‘a-i Şıkıf ve kal‘a-i Zeydâniyye ve kerk-i Nûh ve kal‘a-i kerk-i Kudüs ve kal‘a-i Ermenak, Silifke sancağındadır, ve {Anadolu'da} kal‘a-i Afyonkarahisârı ve kal‘a-i Honaz ve kal‘a-i Şahinkayası ve kal‘a-i Gedüz ve kal‘a-i Davaz bu altı aded kılâ‘lar Anadolu'dadır ammâ diyâr-ı Rûm'un evvelâ Kırım diyârında kal‘a-i Sudak ve kal‘a-i İnkirmân ve kal‘a-i Balıklağa ve kal‘a-i Menkub bunlar dahi acâ’ibdir. Ammâ diyâr-ı Alaman'da olan kal‘a-i Budan ve kal‘a-i Novograd {kurb-ı Segedin} ve kal‘a-i Şıklovişse ve kal‘a-i Varadin {kurb-ı Belgrad} ve kal‘a-i Islankamin ve Belgrad kurbünde kal‘a-i Havâle ve Bosna serhaddinde kal‘a-i Yayiçse ve kal‘a-i Sin ve kal‘a-i Kabin ve kal‘a-i Kilisen ve kal‘a-i Bolagay ve kal‘a-i Risna ammâ Mora cezîresinde kal‘a-i Gördüs ve kal‘a-i Arhoz ve kal‘a-i Anapoli ve kal‘a-i Termis ve kal‘a-i Menekşe ve kal‘a-i Misistre ve kal‘a-i Koron ve kal‘a-i Avarin-i bâlâ ve kal‘a-i Holomiç ve kal‘a-i İnibahtı. Bunlar dahi kayalar üzre metîn kayalardır kim asla bunların dahi havâleleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250b ·
metinde göster ·
… serâmed Birecik, andan kasaba-i Nizib, andan Kızılhisâr, andan Balis ve Azez ve
Kilis
ve Bâb ve Bomboç ve Haleb'e varınca yol üzerinde olan mezkûr kasabalar kerrât i …
Kasaba-i Cüllâb: Bâlâda mevsûfdur. Andan yine garba şehr-i Ruha ya‘nî taht-ı Nemrûd Urfa, andan kasaba-i Çârmelik, andan kal‘a-i serâmed Birecik, andan kasaba-i Nizib, andan Kızılhisâr, andan Balis ve Azez ve Kilis ve Bâb ve Bomboç ve Haleb'e varınca yol üzerinde olan mezkûr kasabalar kerrât ile bâlâda tahrîr olunmuşdur ammâ bu Kızılhisâr'dan çıkan 398a suyun nısfı Ayntâb şehri suyuna karışup Ayntâb'dan Haleb şehri bâğçelerine uğrayup andan (---)(---) mahlût olur. Ammâ bu bâlâda tahrîr olunan Göllü köyünden beri tahrîr olunan on bir aded kasabâtlara şimdi uğramayup "Çatal yol" dediğimiz Göllü köyünden sonra cânib-i cenûba çöl ile 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b–398a ·
metinde göster ·
derler. Moğol kavmi Pül Muğân derler. Bu kal‘a eyâlet-i Ruha hükmünde kal‘a-i S …
Evsâf-ı kal‘a-i Yeni Ruhbe: Evlâd-ı Arab mâbeyninde Ruhbe-i Cedîd derler, kavm-i Ekrâd-ı Sincâr, Künişşet Ruhbân derler ya‘nî Ruhbân Kilisesi derler. Moğol kavmi Pül Muğân derler. Bu kal‘a eyâlet-i Ruha hükmünde kal‘a-i Sincâr ile müşâdır. Sincâr'ın dahi cânib-i şarkîsi hâk-i Nasîbîn ile müşâdır ammâ bu Yeni Ruhbe kal‘asını ibtidâ binâ eden Mısır pâdişâhlarından Sultân Berkuk sene 777 târîhinde binâ etmişdir. Zîrâ bu diyârda anların Acem ile Haleb ve Urfa içün çok ceng [ü] cidâl bâzgeştleri olup anınçün bu Ruhbe kal‘asın müceddeden bir til-i türâb püşte-i âlî üzre bir seng-i mutarraş kal‘a-i ra‘nâ inşâ etdirmişdir ammâ gâyet sa‘b hisâr-ı üstüvârdır lâkin küçükdür. Bu dahi cezîre-i Dücle ve nehr-i Furât kenârında vâki‘dir. Ve cümle ahâlî-i Ruhbe nehr-i Furât'dan nûş ederler. Derûn-ı kal‘ada elli mikdârı hâne-i sağîrleri ve medfa-i şâhî darbzenleri ve dizdârı ve kal‘a neferâtları ve Urfa paşası tarafından hâkimi vardır. Ve nehr-i Furât sâhilinde bostân u bâğlı u bâğçeli ve Câmi‘-i Berkuk Şâh'lı ma‘mûr kasabacıkdır. Ammâ Urbân eşirrâsından mahsûllerin halâs idemezler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 398a ·
metinde göster ·
Evvelâ şehir içinde Taşnerdübân deyri, Urumlarındır. Ve Tahta'l-kal‘a deyri ve şehir içinde Büyük Terbiye mahallesinde Atnabur deyri, Ermeni lisânında "Gatnabur"; "Südlü aşa" derler. Bâlâda zikri sebkat eden Taşolukdan akan südden bu kilisede südlü aş pişdiğiyçün Atnabur, Südlü aş deyri derler, deyr-i atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23b ·
metinde göster ·
… r. Ve bu kasaba mukâbelesinde deryâ içre üç aded cezîrecikler üzre birer ma‘mûr
kiliseleri
var. Andan yine Ayâ Anastansiyye derler bir cezîre üzre bir ma‘mûr manastırı va …
Sâhil-i Karadeniz'de ma‘mûr iskeledir. Leb-i deryâda azîm mahzenleri var. Kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre şekl-i murabba‘ Rûm binâsı kal‘adır. Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---) hâkinde mu‘âf müsellem Kiritsiler zabtındadır. Sene 814 Mûsâ Çelebi fethidir. (---) kazâsıdır. Emîni ve serdârı ve kethüdâyeri vardır ve altı yüz kiremitli hânelerdir. Câmi‘i ve hânı u hammâmı ve çârsû-yı bâzârı var. {Ve re‘ayâsı cümle kefere olduğundan kenîseleri var. Ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır. Ve bu kasaba mukâbelesinde deryâ içre üç aded cezîrecikler üzre birer ma‘mûr kiliseleri var. Andan yine Ayâ Anastansiyye derler bir cezîre üzre bir ma‘mûr manastırı var. Yılda bir kerre niçe bin kefereler cem‘ olup bednâm ederler. Bu cezîrenin karşusunda Çingane iskelesi derler a‘lâ yataklı iskele-i ma‘mûrdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28a ·
metinde göster ·