İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

kim âdem

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
128
isabet
123 cümle/beyitte
47,4
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
67 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi12852,3

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Bağlamlar 1–50 / 128

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“kim âdem” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 40a … da yan soffaları üzre cümle gûnâ-gûn ibret-nümûn amûd-ı nakş-ı bûkalemûnlar var kim âdem hayrân olur. Hattâ hareminin kıble kapusunun iç yüzündeki amûd-ı ebrî içre bi-e …
EÇS I 132b … âmi‘i'ne varınca (---) yüz kademe taş nerdübân ile çıkılır bir daracık tarîkdir kim âdem güc ile bir sâ‘atde urûc eder. Ba‘zı kapu önlerinde teneffüs edecek ârâmgâh var …
EÇS I 171a … dunkapusu ve Unkapanı taşrasında niçe yüz yerde dağlar gibi soğan yığınları var kim âdem hayrân kalır. Hakkâ kim her ta‘âma girüp lezzet verir bir mukavvî ta‘âmdır.
EÇS I 174b … enin çoğu Kayseriyye ve Niğde ve Manya Urumları'dır, bir hây-hûyla ubûr ederler kim âdem hayrân kalır. Ve müslim karityacılar dahi deryâ mahlûklarından acîbe vü garîbe …
EÇS I 193b … bbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî evren-misâl şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine kanlı ve harâmî girse aslâ hâkime vermezler. Ammâ …
EÇS I 206a … zikr ve zecel ve tasnîfât ve kavller ve şarkıyyât varsağıyyât besteleri okurdu kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Makâm-ı mâyede bu besteyi devr-i revân usûlünde anlarınd …
EÇS I 211b … içerken Sultân Murâd Hân basdığı taklîdi hummûs-ı Nahşivânî-misâl taklîdleridir kim âdem gülmeden gaş olur. Ve,
EÇS I 211b Mukallid Şebek Çelebi: Allâhümme âfinâ şebek desen şebek, bir mashara köpek idi kim âdem gülmeden göbeğinden çatlardı ve gayrı takâlîdlerde dahi serî‘ü'l-kelâm idi. Ve,
EÇS II 222b … de ve Dârende ve Mar‘aş diyârlarından ol kadar ümmet-i Muhammed gelüp cem‘ oldu kim âdem deryâsı oldu. Ve Orhân Gâzî derya-misâl cüyûş-ı müslimîn ile cânib-i erba‘ada o …
EÇS II 224b … hasında medfûndur, ammâ câmi‘-i pür-envârı eyle rûhâniyyetli câmi‘-i dilküşâdır kim âdem oğlanı şeb [u] rûz i‘tikâf niyyeti ile yatup kalkup taşra çıkacağı gelmez. Tâ b …
EÇS II 228b Ve Uzun çârsûsu gâyet ma‘mûr ve müzeyyen ve izdihâm-esvâkdır kim âdem deryâsı cereyân eder. Cümle esnâf-ı gûnâ-gûn anda mevcûddur.
EÇS II 230b–231a … ed minâreleri ve Ayasofya Câmi‘i râygân nümâyândır. Tâ bu mertebe kûh-ı bâlâdır kim âdem bir kaya daldasına pinhân olmasa rûzgâr âdemi doğancı pefteresi gibi hevâya ata …
EÇS II 238b … i mahallinde yeşil imâme-i Hüseynî ile bir mehâbet [u] salâbet üzre âsûdedirler kim âdem bu âsitâneye girdikde berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ba‘zı kimesneler âdâbın …
EÇS II 240b Bunun emsâli niçe yüz bin bi'l-bedâhe güfte-i hasb-i hâl şi‘irler var kim âdem gülmeden hayrân olur. Hakîr dahi iki gün bekleyüp âhir on beş zarîf ve nazîf ve …
EÇS II 242a–242b … t ve kara balgam ve namazbur ve okran ve sîrence nâm emrâz-ı muhtelifeler çıkar kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ba‘zısından bilâ-teşbîh, tesbîh gibi dizilmiş çıkınca çı …
EÇS II 283b … ı olur kim içinde her dânesi kızılcık dânesi kadardır. Ve gâyet âbdâr lüffândır kim âdem kellesi gibi olur ve peyniri ve küfteri ve pasdığı ve sahrâlarında çeltikliği ç …
EÇS II 284b … up niçe hüsn-i hatt-ı Kelâm-ı İzzetler ile müzeyyendir. Bir âsitâne-i rûhânîdir kim âdem dâhil olunca gışş u mebhut olup elbette hayr murâdât-ı makbûledir. Hamd-i Hudâ …
EÇS II 287b Evsâf-ı hevâ vü âb-ı hayvân: Üç ay hevâsı gâyet latîfdir kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Suyu zülâl-i cândır. Ata ve nisvâna suyu gâyet nâfi‘dir. …
EÇS II 325b–326a … â olup tarz-ı Acemâne Şorakir'i ve araz-barî âğâzeleriyle muğanniyâtlar okurlar kim âdem safâsından mest [u] medhûş olur. Ammâ hâlâ bu şehr ol kadar ma‘mûr değildir. Ka …
EÇS II 345b … vz-ı azîme dâhil olur. Ammâ bir küçük havz vardır. Suyu kemâl mertebe meshûndur kim âdem girmeğe tahammül edemez. Ve büyük havzın cânib-i erba‘asındaki tâkler altında s …
EÇS II 351a … Meğer bî-emân geçid imiş. Gerçi kar teskîn oldu ammâ şiddet-i şitâ ol mertebede kim âdem at üzre, atlar zemîn üzre durmada berk-i hazân gibi dir dir ditrer. Ne hâl ise …
EÇS II 359b … a kızıllu ve sarı şâhin ve zağanos ve miskî kartal âşiyânları kanâre kayalardır kim âdem bakmağa cür’et edemez. Van ve Şebin ve Mardin kal‘ası kayaları gibi mehîb ü muh …
EÇS III 36a … ve her taşı Süleymâniyye kubbesi kadar seng-trâş mücellâ ve musaykal taşlardır kim âdem gördikde vâlih [ü] hayrân olur. Her burc [u] bârûsu kûh-ı bî-sütûndan ve kûh-ı …
EÇS III 42a … olmuş bir uluç âdemîsi idi. Netîce-i merâm üç gün hengâme-i ibret-nümâlar etdi kim âdem vâlih u mebhût olur. Bu üç günde cemî‘i a‘yândan iki kîse kadar mâl cem‘ etdi.
EÇS III 51a … arklar ve arklar ve tur‘alar kesüp nehr-i Murâd'ı cereyân etdirüp imâr etmişler kim âdem gördükde vâlih [ü] hayrân olur. Hâlâ ahâlîsi cümle Âl-i Hâşimiyân'dır. Şecerele …
EÇS III 104a–104b … Sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa'ya varup birbirleriyle ol kadar ca‘lî âşinâlık etdiler kim âdem hayrân kalırdı. Niçe bin nasîhat-âmîz kelimâtları birbirlerine söyleyüp ba‘dehû …
EÇS III 140a … d âdem alur ortasında havz [u] şadırvanı var, andan içeri bir kubbe-i azîmi var kim âdem birbirin güç ile teşhîs eder. Kubbenin cânib-i erba‘asında altı aded kemerler v …
EÇS III 140a … aceb temâşâdır. Bu kubbe-i azîmin ortasında halîc kadar bir havz-ı azîm vardır kim âdem kaddinde aşren fe-aşren pâk mâ-i suhn ile leb ber-lebdir. Dâ’iren-mâdârında alt …
EÇS IV 226a … r kim görenin aklı perîşân olur. Makdûr-ı beşer değildir. Bir kâr-ı akâriyetdir kim âdem dem-beste ve hayrân olur. Hattâ bu kapu mahallinde bir âdem hû deyü bir na‘ra e …
EÇS IV 226a … âdem hû deyü bir na‘ra etse cemî‘i dağlardan bir sâ‘ika-i mehîb istimâ‘ olunur kim âdem gaşş u mebhût olur. Ve bu Deliklikaya kapusundan aşağı âdem bakmağa cür’et idem …
EÇS IV 228a Ve ilm-i resimde Behzâd u Mâni-vâr hayâl-pesend tasvîrler eder kim âdem görse zî-rûh zann eder.
EÇS IV 229b–230a … vîzeler ile müzeyyen olmuş bir kubbe-i metîndir. Andan içeri hammâm-ı germâbdır kim âdem dâhil olsa gûyâ nûr içre girmiş olur. Zîrâ eflâke ser çekmiş kubbe-i âlîsinin e …
EÇS IV 229b–230a … urnalar var kim her üstâd-ı mermer-bür her birinde birer gûne tîşe-kârlık etmiş kim âdem hayrân olur. Cümle lüleleri altun ve gümüşdür ve taslar kezâlik ve fevvâreler d …
EÇS IV 229b–230a … ik ve fevvâreler dahi cümle sîm-i hâlisdendir. Ve âb u hevâsı ol kadar latîfdir kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ve gûnâ-gûn âvîzelere ve çarhlara ve tıhtab-ı maslûb tas …
EÇS IV 238a … an yatup bir gözüyle âsumâna nigerân eder şekilli seng-i hârâ olmuş âdemler var kim âdem em‘an nazar ile nazar etse hayrân kalup Hak Celle ve Alâ'nın gazabı ne idüği mü …
EÇS IV 251a … kmüşler, sığır ve câmûs deriliğinden alâmet kalmayup bir gûne güzel reçel olmuş kim âdem yemek ile doyamaz.
EÇS IV 251b … nend delikler delüp her bir gârda birer gûne san‘at-ı usret ile toplar çıkarmış kim âdem gördükde engüşt ber-dehen edüp dem-beste ve hayrân olur. Bir sıra böyle balyeme …
EÇS IV 290b … Boğol u Tülüngî askeriyle Çamapur askeri gibi birbirine benzemez asker gösterdi kim âdem hayretde kalır. Ammâ gördüm ki hân henüz müzellef-rîş nevcüvân bir hân-ı âlîşân …
EÇS IV 315a … în'de niçe câmi‘ler dahi vardır ammâ cümlenin âb-ı rûyı bu câmi‘-i pür-envârdır kim Âdem oğlanı anın vaz‘-ı binâsı beyânında âciz ü kâsırdır. (---) (---) (---) (---)
EÇS IV 346b … ze vardır. Ve niçe yüz aded hükmü mensûh olmuş mutalsamât-ı garîbe âsârları var kim âdem hayrân olur. Hatta müverrih Mıkdısî-i Yarmenî eyle terkîm eder kim zemîn-i Medâ …
EÇS IV 357b–358a … in zehresi çâk, elbette ol mahalde ol âdem hâk olması mukarrerdir. Garâbet anda kim âdem yine na‘rasına karşu varmağa cür’et eder ammâ altında eğer atın aygır ise ister …
EÇS IV 363b … hikmet-i Hudâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Ba‘de'l-asr ol kadar latîf hevâsı olur kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ve her şeb bâd-ı nesîm bu diyârda esmesi mukarrerdir.
EÇS IV 404b … üp on bir ayak taş nerdübân ile enilir bir kabr-i müzeyyen ve münevver etmişdir kim âdem derûn-ı kubbeye girdikde cümle a‘zâsına lerze ârız olur. Andan ma‘lûmdur kim ka …
EÇS V 16a … kaya isâbet etse halka-i müdevver hareket eder. Ve ol halkanın da rezesi vardır kim âdem beli kalınlığı vardır. Ve halka kezâlik âdem uyluğu kalınlığı vardır, âlî yerde …
EÇS V 27b … ehrinin cânib-i erba‘ası kara taşlık içinde kırmızı topraklı bâğ u bâğçeler var kim âdem gâ’ib olur ve her bâğda niçe yüz keklik kuşları cihânı dutmuşdur. Ve şehri bâği …
EÇS V 36b … Böyle bir tılsımât edüp ilâ hâze'l-ân bir vâdî-i kumistân-ı mehîb [ü] mahûfdur kim âdem ol rimâlistâna girse vâlih [u] hayrân olur.
EÇS V 88b … sonra gûnâ-gûn münakkaş hasırdan seccâdeler ve mak‘adlar ve döşemeler dokurlar kim âdem hayrân olur.
EÇS V 93a … ellef câmi‘ olur, ammâ kal‘anın kara cânibine bir enli ve amîk handak kazmışlar kim âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. Ve bu taraf dîvârları iki kat kalın dîvârdır kim k …
EÇS V 131a … ve nohud ve heldine nâm bir şey biter. Andan bir gûne bal gibi lezîz ekmek olur kim âdem yemek ile doymaz, lâkin darı ekmeği gibi ıscak yemekler sovuğı taş gibi olur ve …
EÇS V 131a … yâz Latin somunu ve ruçka çöreği, ya‘nî kahvealtı yenir bir gûne yağlı çörekdir kim âdem yemek ile doymaz ve tavuk böreği ve kaymak baklavası ve gûnâ-gûn otlu çobraları …